Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Tolkien’in Bilinmeyen Yönleri

Tolkien’in Bilinmeyen Yönleri

tolkien-banner

Fantastik edebiyata yön veren ve son yüzyıla damgasını vurmuş yaratıcı bir yazar. J. R. R. Tolkien ismini duymadıysanız ya mağarada yaşıyorsunuz ya da kitap okumuyorsunuz demektir. Bizlere hala araştırılmayı bekleyen devasa bir dünya bırakan Tolkien’in bilinmeyen yönlerini bir araya getirdik.

Hobbit ile başlayan edebiyat kariyerinde, Yüzüklerin Efendisi ile zirve yapan Tolkien, kendisinden sonra gelecek yazarlara da yön verdi. Yarattığı Orta-Dünya’sı, filmlere, çizgi filmlere, çizgi romanlara, oyunlara, masaüstü rol yapma sistemlerine sığdırılamıyor. Öte yandan Tolkien’i sadece yazdığı kitaplarla da anmamak gerekiyor.

Tolkien uzun ve mutlu bir hayat sürdü. Hayatında ön plana çıkardığı unsurların yanı sıra, gözden kaçırmış olabileceğiniz ya da daha önce duymadığınız özellikleri de var. Şahsına münhasır bir hayat yaşan Tolkien, magazin adamı değildi. Ama hayatında ilgi çeken birçok nokta oldu. Bunları sizler için bir araya topladık.

Tolkien gibi ders veren başka bir profesör yoktutolkien

Tolkien Eski İngilizce ve Eski Nors dili üzerinde uzmanlaşmıştı. Bu uzmanlığı sayesinde 1925 ile 1959 yılları arasında Oxford Üniversitesi’nde dersler vermişti. Okul tarafından Profesör Tolkien’e, yıllık 36 ders saati verilmişti. Ancak öğrencilerinin açıklamasına göre Tolkien, yıl içerisinde 100’den fazla ders veriyordu.

Bunu yaparken de, hiç sıkılmadığını belirtiyormuş. Aynı şeyi öğrencileri için de söyleyebiliriz sanırım. Dersleri oldukça kalabalık oluyormuş. Öğrencilerinden birisinin açıklamasına göre Tolkien, derslikleri bir şölen evine (Mead Hall) çevirebiliyormuş.

Basmakalıp Oxford profesörlerine de hiç benzemiyormuş. Toplantılara ve partilere garip kıyafetler giyerek gittiği biliniyor. Bir parti sırasında kutup ayısı kostümü giymiş. Ailesinin anılarında ise Tolkien’in bir Anglo-Saxon savaşçısı gibi giyinip, komşularını balta ile korkuttuğu bile söyleniyor. Bu hikayelerde benim favorim ise alışveriş yaptığı yerlerde, ödeme olarak sahte dişler veriyormuş.

Fanlarının her zaman biraz kırık olduğunu düşünürmüş

Tolkien kendisini önce akademisyen, sonra bir yazar olarak gördüğünü söyler. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi, Tolkien’e dünya çağında şöhret getirse de, onun ilk aşkı her zaman için öğretmenlik yapmaktı. Bu yüzden çalışmalarını okuyup, çılgın bir tutku ile onunla konuşan ya da posta gönderen takipçilerinin biraz çatlak olduğunu düşünürmüş. Sanırım, Tolkien şu dönemde hala hayatta olsaydı, Legolas ya da Hobbitlerden biri olarak giyinenleri oldukça garipserdi.

Hobilerini seviyordu

beowulf-tolkien

Tolkien’in en büyük hobisi yazmak ve yazdıkları üzerine çalışmaktı. Bugün yazarlık birçok kesime göre bir iş olarak gözükse de, Tolkien bunu yemek yemek, duş almak ya da pipo içmek kadar olağan görüyordu.

Bu hobisi sayesinde Beowulf: The Monsters and the Critics, Sir Gawain and the Green Knight ve A Middle English Vocabulary gibi eserleri bizlere kazandırmıştır.

Romantik bir adamdıtolkien-mezar

Profesörün eşi ile olan aşk hikayesini bilmeyen yoktur diye düşünüyoruz. Çocukluk aşkı olan Edith Bratt ile evlenmiştir. Evlilikleri de bir o kadar gariptir. Tolkien, 1. Dünya Savaşı’na gider. Ancak döndüğünde, Edith’in biriyle nişanlandığını öğrenir. Biricik aşkı Katolik olmadığı için Tolkien’in koruyuculuğunu üstlenmiş olan rahip bu evliliğe zaten razı değildir.

Ancak şaşılacak bir olay yaşanır ve Edith, nişan yüzüğünü atarak Katolik olur. Sonrasında ise dillere destan bir evlilik yaşarlar. Tolkien ve Edith’in mezarları bitişiktir. Hatta mezar taşlarında isimlerinin altında Silmarillion kitabına da konu olan o efsanevi aşıkların isimleri Luthien ve Beren yazar.

C. S. Lewis ile oldukça garip bir arkadaşlığı vardı

tolkien-cs-lewis

Tolkien’in en yakın arkadaşlarından biri, Narnia Efsaneleri serisinin yazarı C. S. Lewis’di. Beraber Inkling isminde bir topluluk oluşturan bu ikili, sabahlara kadar konuşur, yazmış oldukları hikayeleri birbirlerine gösterirlerdi.

Öte yandan Tolkien, Lewis’in hayat tarzını onaylamazdı. Kendisi tutkulu bir Katolikti. Lewis ise İrlanda Kilisesi’ne (Anglikan) bağlıydı. Bu yüzden aralarında sıklıkla dini tartışmalar yaşanırdı. Tolkien’in eşi Edith, kocası ile Lewis arasındaki arkadaşlığı kıskandığını sıklıkla dile getirmiştir.

Ancak bu uzun süren arkadaşlık, bir noktada büyük bir kavga ile sonlanmıştı. C. S. Lewis’in ölümü ile birlikte Tolkien büyük bir pişmanlık duyduğunu söylemiştir. Lewis’in ölümü hakkında kızına yazdığı bir mektupta “Şu ana kadar hissettiğim şey, yaşlı bir ağacın tüm yapraklarını tek tek kaybetmesi gibi. Bu his köklerin dibine yapılan bir balta darbesi gibi” demiştir.

Kulüplere katılmaktan çok hoşlanırdı

Eğitim verdiği yıllarda, çeşitli kulüplere katılmayı ve yenilerini kurmayı çok severdi. Gittiği her yerde, literatür ve eğitim hakkında konuşmalar yapmak ve katılmak isterdi. Örneğin, Leeds Üniversitesi’nde profesörlük yaparken Viking Club adını verdiği bir oluşum kurmuştu. Oxford döneminde ise, yukarıda da bahsettiğimiz Inkling isimli tartışma grubuna öncülük yapmıştı.

Sanılanın aksine tam bir savaş karşıtıydıtolkien-1-dunya-savasi

J. R. R. Tolkien, 1. Dünya ve 2. Dünya savaşlarını yakından görmüş birisiydi. Kitaplarındaki devasa çarpışmalar, dövüşler ve savaşlar sizi yanıltmasın. Tolkien yaşadığı ağır travmalardan dolayı bu tarz betimlemelere yer vermiştir.

1. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz Ordusu’nun 11. Servis Taburu’nda Teğmen olarak görev almıştı. Somme Savaşı gibi 1. Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarının içerisinde bulunmuştu. Savaş sırasında birçok yakın arkadaşının gözlerinin önünde öldüğünü de çekinmeden söylemektedir. 2. Dünya Savaşı sırasında ise Nazi Almanyası’nın İngiltere’yi bombalamasından sağ kurtulmuştur.

Sanıyoruz, Tolkien’in yaşadığı bu savaş travması yazılarını da büyük ölçüde etkilemişti.

Sadece eğlenmek için yeni diller yaratırdı

Belki kafasını boşaltmak için belki de sadece eğlenmek için Tolkien yeni diller oluştururdu. Yüzüklerin Efendisi’nde de görüldüğü üzere Quenya ve Sindarin olmak üzere iki farklı Elf lehçesi bulunmaktadır. Tolkien bunların dışında da birçok yeni dil oluşturdu. Hatta eski dilleri kurtardı.

Tolkien, Orta-Çağ Galler dili ve Germen dillerinden biri olan Langobartça’yı (Lombardic) diriltmişti. Bu diller üzerinde şiirler ve şarkılar bile yazmıştır. BagmÄ Blomā (Ağaçların Çiçeği) adlı şiiri bu Gotik dillerde yazılmıştı. Belki de Tolkien sayesinde, bin yıl sonra ilk defa bu dilde bir örnek verildi.

Çalışmalarının büyük kısmı öldükten sonra ortaya çıktıtolkien-silmarillion

Tolkien, dil ve yazım konusunda büyük bir uzmandı. Ancak not alma konusunda oldukça dağınıktı. Bulabildiği her kağıt parçası, kitap köşesi ve hatta eski notlarının üzerine yeni notlar aktarırdı. Bu yüzden çalışmalarının büyük çoğunluğu öldükten sonra ortaya çıktı.

En küçük oğlu Christopher Tolkien, babasının ölümünden sonra tavan arasındaki yazmaları elden geçirip, Orta-Dünya’nın yaratılış mitolojisini anlatan Silmarillion’u bizlere kazandırdı. Bunun dışında Orta-Dünya Tarihi, Bitmemiş Öyküler, Hurin’in Çocukları, Sigurd ve Gudrun Efsanesi gibi kitapları da Tolkien’in ölümünün ardından basıldı.

Nazilerden hiç haz etmezdi

Nedendir bilinmez, Tolkien’in hikayelerinde sürekli olarak bir Nazi göndermesi aranır. Hayatta olduğu dönemde yapılan bir röportajda, bu konu hakkında sorulan bir soruya da gülerek, saçma olduğunu söylemiştir.

Bunun en büyük nedenlerinden biri Tolkien’in Eski Nors ve Germen dilleri ile tarihini de araştırmasıydı. Eğer biraz 2. Dünya Savaşı tarihi biliyorsanız, Nazilerin de bu konularda araştırmalar yaptığını biliyor olmalısınız. Hatta sırf bu konular üzerinde çalışılması için oluşturulmuş gruplar bulunuyordu.

Sadede gelelim. Tolkien’in Hobbit kitabı İngiltere’den sonra dünya çapında da büyük bir ilgi toplamıştı. O dönemde Almanya’da Naziler ve Nazi hukuku vardı. Bu yüzden Hobbit’in Almanca çevirisi yapılmadan önce Tolkien’e Almanya’daki yayıncıdan “Aryan mısınız?” sorusunu içeren bir posta gönderildi. Tolkien ise “Sanırım, ne yazık ki ailemde Yahudi kanı bulunmuyor” cevabını vermişti. Almanya’daki yayıncının bu tavrı yüzünden Tolkien bir ara Hobbit’in bu dile çevrilmemesini bile düşünmüş.