Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Köşe Koltuğu #1 – 2013’ün En İyi Bilimkurgu Filmleri

Köşe Koltuğu #1 – 2013’ün En İyi Bilimkurgu Filmleri

kose-koltugu-1-banner

Yepyeni bir köşe ile karşınızdayız. Bu köşede her hafta belli bir konu üzerinden, farklı yazarlarımızdan farklı düşünceleri okuyabileceksiniz.

İlk bölümün konusu, 2013 yılında çıkmış en iyi bilimkurgu filmleri. Burak Aydın, Ömer Şentürk, Özay Şen, Pınar Varol, Yasin Erkaya ve Kayra Keri Küpçü yazdı.

Burak Aydın

2013 bilimkurgu filmleri açısından pek verimli geçti diyemiyorum, aslında miktar çoktu ama kalite azdı. İzlediğim tonla film içinden en iyisi diyebileceğim tekil bir film olmadı. Ama üç filmi çok beğendim, kısa kısa belirtiyorum.

frpnet-2013-bk-film-burak

1) Pacific Rim: Benim gibi mecha hastası biri için tam bir ziyafet. Dev mechalar, dev canavarlar, bolca abartılı aksiyon… Eee, aslında o kadar. Efsane yönetmen Guillermo Del Toro daha iyisini yapabilirdi belki ama bunu öpüp başımızın üstüne koyacağız, çünkü Hollywood’da şimdilik bundan daha iyi mecha filmi yok. Filmin tüm saçmalıklarını gözardı edip, en eğlenceli yanlarına odaklanmanızı öneriyorum.

2) Gravity: Her ne kadar bazı biliminsanları uzaydaki sahnelerin gerçekçilikten uzak olduğunu söylese de, fizikçi olmayan basit bir izleyici olarak ben çok etkilendim. Uzaydaki kaza ve sürüklenme sahnelerinin koreografisi, sonsuz boşluktaki çaresizlik ve kapana kısılma, sıkışma hisssiyatı, ölümle aranda sadece bir cam olduğunun boğucu gerçekçiliği, fizik kurallarından daha etkileyicydi benim için. Filmi sinemada izlerken, ikinci yarısında bir ara koltuğa sıkı sıkı tutunduğumu ve düzensiz nefes almaya başladığımı farkettiğimde, filmin anlatımını ve sinematografik gücünü kabullendim. Bravo Alfonso Cuarón!

3) Europa Report: Bu filmi izlememiş, hatta duymamış bile olabilirsiniz. Düşük bütçeli ve sürpriz bir film olduğu içindir büyük ihtimalle. Jüpiter’in ayı Europa’ya giden bir araştırma ekibinin başına gelen olayları, ‘sonradan keşfedilmiş’ video kayıtlar ile belgesel havasında anlatan trajik bir film Europa Report. Çoğu bilimkurgu filminden daha gerçekçi, hatta fazlasıyla soğuk ve ciddi diyebiliriz, ama ciyuv-ciyuv lazerli uzay filmlerinden sıkılan hardcore kitleye ilaç gibi gelecektir.

Ömer ŞentürkGravity

Benim için Gravity senenin en farklı işiydi. İyi veya kötü demiyorum, farklıydı çünkü filmden ziyade bir televizyon belgeseli gibiydi. Sinemalarda 3D imkânı ile izlemek müthiş bir deneyimdi. Ancak aynı filmi 2D olarak düşündüğümde pek de çarpıcı bir şey geçmiyor elimize. Bazı fizik hataları da cabası. Fakat ilk defa bir filmin 3D çekilmesini doğru buldum. Gravity, sizi farklı bir dünyaya iten, başarılı bir 3D deneyimiydi. Film içerdiği sonla ve ufak mesajlarla izlenmeyi hak ediyor. Quentin Tarantino’nun 2013’te çıkan en iyi 10 filmden biri olarak değerlendirdiğini de belirtmekte fayda var.

Özay Şen

Elysium

Neill Blomkamp, District 9 ile bilimkurgu filmlerinin sadece lazerli silahlardan oluşmadığını bir kez daha hatırlatmıştı. Yeni filmi Elysium’da ise olası bir distopyadan bahsetmiş. Dillerin birbirine karışmış olması, hastalık, hava kirliliği, suç oranı artmış bir distopya. Biraz Blomkamp duygusallığı ve Hollywood desteği ile karşımıza ortalama bir film çıkmış. Hikayeyi bir kenara bırakırsak, ortaya konulan Dünya-Elysium kurgusu, yaşadığımız gezegenin kimseye ait olmadığının kanıtı. Elbette Sharlto Copley’in oyunculuğuna laf yok!

Pınar Varol

Ender’s Game’i hevesle bekledim ama düşük beklentiyle izledim. Kitabını yıllar önce okumuş ve çok sevmiştim, filme uyarlanmış halini de çok merak ediyordum fakat olası hayalkırıklığına karşı beklentilerimi düşük tuttum. Zira kitap, uyarlaması özellikle zor olan bir hikayeye ve anlatıma sahip. Filmi kendi başına değerlendirecek olursam, Asa Butterfield’ın oyunculuğuna ve Ender’ı yansıtışına bayıldım. Görselliğe ve özel efektlere zaten söyleyecek söz yok, 3D’ye sığınmadan da filmlerin çok güzel olabileceğini hatırlatır nitelikteler. Sırf kitabı birebir yansıt(a)mıyor diye bu filmin hakkını yememek gerekir diye düşünüyorum.

Ender's Game: Uzay Oyunları

Yasin Erkaya

Gravity’nin çekimi 4,5 sene sürmüş. Çarpacağını bilerek ve görerek uzayda süzülmek, öleceğini bilerek son çırpınışlarından bir anlam çıkarmaya çalışmak; çaresizlik,World War Z yalnızlık, kaçamamak, kıstırılmak… Yoğun duygular içeren, bilimsellikten ödün vermeyen bir filmdi. World War Z filmini boşverin, kitabını okuyun. Kitabı gerçekten muhteşem. Filmi ile kitabı arasında ismi dışında hiçbir bağlantı yok, o yüzden “filmini izledim kitabını okumayayım” demeyin, okuyun. Ender’s Game izlerken muhteşem dedirten fakat sonrasında hakkında hiçbir şey hatırlamayacağınız bir film. Grafikleri iyiydi, oyunculuğu iyiydi fakat yüzeyseldi ve kitabı kadar etkili değildi. Kitap okuyun kitap!

Kayra Keri Küpçü

Bu sene bilimkurgu açısından güzel bir seneydi diye düşünüyorum. Senenin en çok beklediğim bilimkurgu filmi Ender’s Game (Ender’in Oyunu) filmiydi. Yıllar önce kitabını okumuş ve hayran olmuş biri olarak muhteşem bir film bekliyordum. Kitapta anlatılan uzun eğitimleri ve politik yaklaşımları filmde kesmek zorunda kalmışlar ancak yine de bu muhteşem senaryoyu güzel bir şekilde yansıtmışlar diye düşünüyorum. Özellikle kitabı okumamış izleyiciler için çarpıcı bir son yapmışlar, kitabı okumuş olanlar ise zaten biliyorlardı.

Bunun dışında Gravity, muhteşem bir uzay macerası sunmuş. Bilimkurgudan ziyade güzel bir uzay filmiydi. Filmin her anında kendinize nefes almanız gerektiğini hatırlatmanız gerekiyor çünkü filmi soluksuz izliyorsunuz. Hatta dar alan korkusu olanların gerçekten daraldığını görmek de mümkündü ancak bu senenin beni en şaşırtan filmlerinden birisi Elysium oldu. Sadece bir aksiyon filmi diye düşündüğüm filmin derinlerinde güzel bir sosyolojik ve politik kurgu vardı. Bu nedenle şaşırtıcı derecede etkilendiğimi belirtmeliyim.

300: Bir İmparatorluğun Yükselişi'nden Yepyeni Fragman
To The Moon – Bir Kayboluş Hikayesi