Anasayfa » İncelemeler » Torment: Tides of Numenera İncelemesi

Torment: Tides of Numenera İncelemesi

RPG severlerin uzun zamandır merakla ve heyecanla beklediği Torment: Tides of Numenera oyunu sonunda çıktı. Geçen sene oyunun optimizasyon yapılmamış betasını oynama şansı bulmuştum fakat o zamandan bu yana çok şey değişmiş. Neler hissettim, neler oluyor kısaca bahsedeyim…

Oyunun hikayesi alışık olduğumuz “Aileni kaçırdılar, babanı öldürdüler, gizemli bir adam senin yanına geldi,” başlangıcından oldukça farklı. Numenera sisteminin geçtiği The Ninth World diyarına (aslında diyar demeyelim, bildiğimiz dünya) gökten düşen bir taş ile geliyoruz. Zihnimiz berrak ama bedenimiz belli ki kullanılmış. Kırılan taşın içinden çıkıp oyuna başlıyoruz. Tabii öncesinde kendimizi biraz tanımamız gerekecek.

Numenera Nedir?

Biraz Numenera‘dan bahsedelim ki oyunun atmosferini de kolayca anlayın. The Ninth World (Dokuzuncu Dünya) adı verilen diyar, günümüz dünyasının bir milyar yıl sonraki hali aslında. Pek çok güçlü uygarlık dünya üzerinde hüküm sürmüş ve yok olmuş. Bu uygarlıkların hepsi de insan değil tabii ki. The Ninth World denmesinin sebebi daha önce sekiz dünya gelip geçmesinden değil, sadece yaşayanlar bu ismi vermişler. The Ninth World ise henüz 1000 yıllık geçmişe sahip genç bir diyar. Burada fantastik yaratıklar, insanlar, farklı ırklar bir arada yaşıyorlar. Büyünün de olduğu bu diyarda teknoloji de oldukça gelişmiş durumda. Nanoteknoloji, quantum cihazlar gibi üst düzey teknolojiye The Ninth World’de raslamak mümkün. Tabii ki Torment: Tides of Numenera oyununda da… Numenera ise eski dünyadan kalan her şeye verilen isim, özellikle de artifektlere. Genellikle eski dünyanın değerli eşyalarına Numenera deniyor.

Numenera aynı zamanda Monte Cook Games tarafından yayınlanan masaüstü FRP sisteminin ismidir. Oyun da adını bu masaüstü FRP sisteminden almaktadır.

Oyuna Başlarken…

Torment: Tides of Numenera oyunu, 1999 yılının sonunda çıkmış olan Planescape: Torment efsanesinin manevi halefi olarak lanse ediliyor. Planescape: Torment oyununda kim olduğumuzu bilmediğimiz Nameless One isimli bir karakteri oynuyorduk. Torment: Tides of Numenera’ya da başlarken de vücudu yaralar içerisinde ama zihninde tıpkı Nameless One gibi yine bazı hatıraları olan Last Castoff lakaplı bir karakteri canlandırıyoruz. (Updated My Journal sözlerini duymak bile duygulandırıcı). Oyunun hikayesi aslında kim olduğumuzu bize anlatıyor. Oyunun hikayesinde geçen, “Yörüngeden düşen bir göktaşından doğdun. Bir zamanlar, bin yıllar boyunca ölümü kandırmayı başaran Değişen Tanrı tarafından ele geçirmiş olduğu bir bedende ama yeni bir zihinle hayata gelmişsin,” cümleleri her şeyi özetliyor.

Dungeons and Dragons sisteminden aşina olduğumuz Strength, Dexterity gibi değerler Numenera sisteminde daha farklı. Numenera sisteminde karakterimizin 3 özelliği var. Bunlar Might, Speed ve Intellect. Might, karakterimizin fiziksel özelliklerini; Speed, karakterimizin çevikliğini; Intellect ise karakterimizin zeka seviyesini gösteriyor. Bu durumlar aslında bir seviyeden ziyade kullanım puanı gibi. Mesela ağır bir iş yaparken Might puanlarınızdan harcıyorsunuz. Örneğin ağır bir kayayı kapının önüne ittirmeye çalışıyorsunuz. 1 Might puanı harcarsanız başarı şansınız %55 iken 2 Might puanı ile bu ihtimali %75’e çıkarıyorsunuz.

Oyunun başında farklı anıları yaşıyoruz ve bu anıları zihnimizde canlandırırken kararlarımızı veriyoruz. Birkaç farklı durumdan sonra verdiğimiz kararlar karakterimizi şekillendirmemize yardımcı oluyor.

Oyundaki sınıflar

Yukarıda bahsettiğim özellik puanları dışında bir de karakter sınıfları var. Bunlar; Glaive, Jack ve Nano.

Glaive: Zırh ve silah kullanmayı seven savaşçı sınıf. Might, bu sınıftaki karakterlerin güçlü vuruşlar yapmasını sağlarken Speed ise hızlı ve hafif dövüş özelliklerini arttırır.
Jack: Bu sınıf, alışık olduğumuz RPG türlerindeki düzenbaz (Rogue) sınıfı gibidir. Hem hafif silahlar ve zırhlar kuşanabilir hem de keskin zekalarıyla olayların içinden sıyrılabilirler. Hem Might hem Speed hem de Intellect’e ihtiyaç duyabilirler.
Nano: The Ninth World’ün büyücüleridir. Yakın dövüş konusundan ziyade büyü ve uzak dövüş konusunda iyilerdir. Intellect, bu sınıf için en önemli özelliktir.

Kavga Zamanı!

Oyundaki dövüşlerin mekaniği oldukça anlaşılır ve basit. Zaten oyunun başında bunlar bize tüm özellikleriyle anlatılıyor. Bu dövüşlere Crisis (Kriz) deniyor. Karakterimizin hareket ve saldırı hareketleri var. Her tur bir hareket ve bir saldırı yapabiliyorsunuz. Eğer hareket etmeden saldırırsanız hasarınıza bonus alıyorsunuz. Böylece hareketlerinizi ve dövüş stratejinizi ayarlamanız da mümkün oluyor.

Ayrıca Deception (Kandırma), Persuasion (İkna etme) ve Stealth (Gizlenme) seçenekleri ile hiç dövüşe girmeden de olayları çözmeniz mümkün. Bu da tabii ki karakterinizin özelliklerine bağlı olarak çıkan seçenekler.

Seviye atladıkça yeni bir Tier açılıyor ve siz de yeni yetenekler seçebiliyorsunuz.

Dövüşlerde yapay zeka da çok başarılı. Mesela bir grup paralı asker sizin önünüzü kestiğinde liderlerini öldürürseniz geri kalanlar dövüşmekten vazgeçebiliyorlar. Bunlar da güzel düşünülmüş detaylar. Ayrıca dövüştüğünüz alana da iyice bakın, etrafta dövüşün gidişatını değiştirebilecek güçler veya nesneler olabilir.

Bununla birlikte bazı dövüşler gerçekten çok anlamsız olabiliyor. Hem zamanınızı hem de gücünüzü gereksiz yere harcamış oluyorsunuz.

Planescape: Torment oynamış olanlar ne demek istediğimi anlayacaklar. Oyunda öyle önümüze geleni öldürelim, üstlerinde ne varsa alalım, +5’lik kılıçla saldıralım veya en iyi zırhları gibi bir düşünceye kapılmayın. Bulabildiklerinizin kıymetini bilin. :)

Oyunun Hikayesi

Oyunun hikayesinden bahsetmek yerine size bu muhteşem hikayenin arkasındaki isimleri söylesem zaten yetecektir. Oyunun yazar kadrosunda Planescape: Torment, Fallout 2, Neverwinter Nights 2 gibi oyunların senaristi Chris Avellone, Kral Katili Güncesi kitap serisinin yazarı Patrick Rothfuss, Vampire: The Masquerade – Bloodlines oyununun yazarı Brian Mitsoda var. Böyle bir kadrodan kötü bir şey beklemeyin.

Oyunun hikayesi gerçekten muhteşem! Yol arkadaşlarımızın bizi iyi veya kötü yönlendirmeleri sonucunda vereceğimiz kararlar ile oyunun ve kendimizin kaderini çizerken hikayenin temelinde Sorrow isimli kadim bir düşmana karşı bir mücadele veriyoruz. Hikaye ise bize bir aksiyon oyunundan çok iç hesaplaşmalar yaşadığımız ve kendi benliğimizi bulmaya çalıştığımız bir yapı sunuyor. Aslında tüm oyunu oynarken aradığımız şey ise “Bir hayatın ne önemi var?” sorusunun cevabı.

Karakterimizin fikirleri, anıları ve yaşadıkları nedeniyle pek çok kişi bizim Değişen Tanrı olduğumuzu düşünüyor. Siz de bu fikri destekleyebilirsiniz ve hareketlerinizi buna göre yapabilirsiniz, tercihler tamamen sizin. Söyleyeceğiniz şeyler, yapacağınız hamleler oyunun gidişatını fazlasıyla değiştiriyor. Bununla birlikte yol arkadaşlarınız da oldukça önemli. Her yol arkadaşının bir hikayesi var ve siz de bu hikayeler doğrultusunda yola beraber devam edip etmeyeceğinize karar verebiliyorsunuz. Bazen gözleriniz yanı başınızda süzülen bir kafatası arıyor doğrusu…

Çok fazla spoiler vermemek için hikayeye fazla değinmiyorum. Bununla birlikte sizin yaptıklarınız da hikayeyi farklı bir şekilde yönlendirebiliyor. Özellikle anılar ve zihinsel yolculuklarla dolu bir hikaye bulacaksınız. Dilerseniz oyunun hikayesi için yayınlanan bu fragmanı izleyebilirsiniz.

Grafikler

Oyundaki grafikler oldukça güzel gerçi burada bir FPS oyunu oynamıyoruz, önemli olan hikaye ama tabii ki grafikler de önemli. Karakter modellemelerini çok beğenmedim. 1998 yılında çıkmış olan Sanitarium oyunundaki karakter modellemelerini andırdı nedense. Bununla birlike çevre düzenlemeleri grafik anlamda oldukça tatmin edici. Işıklar, objeler çok güzel görünüyor.

Grafiklere ve etrafa dikkatli bakarsanız Planescape: Torment oyunundan çok şey bulacaksınız. Yerdeki şekiller, etraftaki simgeler ve nesneler resmen Sigil’de dolaşıyormuş hissini canlandıracak. Zaten adamlar boşuna söylemiyor Planescape: Torment’in halefi diye.

SONUÇ

Yan karakterlerin ve hikayenin derinliği Baldur’s Gate oyununu, ambiyans ve hikaye ise Planescape: Torment’ı anımsatıyor. Kısacası cRPG tarihinin en başarılı iki oyunu harmanlanıp yepyeni bir hikaye ile Numenera sistemiyle birleştirilmiş gibi görünüyor.

Ben burada genel hatlarıyla oyundan bahsettim. Bahsettiklerim dışında oyunda çok fazla şey bulacaksınız. Mesela kişiliğinize göre belirlenen Tide, sınırlı kullanımlı özel güçler Cypher gibi pek çok şey var. Bunları da oynayıp kendiniz göreceksiniz.

Benden duymuş olmayın ama neredeyse eminim; bu oyunun devamı gelecek ve yıllar sonra bile Torment: Tides of Numenera oyunu RPG hayranları arasında önemli bir yere sahip olacak ve hâlâ konuşuluyor olacak.

Klasik Anime Filmleri Arşivi İnternette
Hearthstone'un Yeni Ek Paketi Journey to Un'Goro Duyuruldu