Time Masters (Les Maîtres du temps) İncelemesi: Uzayın Derinliklerinde Sürreal Kurtarma Operasyonu
René Laloux dendiğinde, ben orada olurum en sevdiğim yönetmen diye bilirim daha önceden konuşmuştuk kısa filmleri ve Fantastic Planet (La Planète sauvage) filmini ki en sevdiğim film olabilirim ama biraz muallak konular bunlar. Daha önce Laloux’nun işlerini incelerken ne kadar saykedelik ve avangard olduğundan uzun uzun bahsetmiştik. Zamanın Ustaları (Les Maîtres du temps) masaya işte tam olarak böyle devasa bir beklentiyle, adeta 1-0 geride oturuyor. Peşin peşin söyleyelim: Film iyi, görsel olarak muazzam ama Fantastic Planet kadar felsefi bir tokat atmıyor. Zaten çıta o kadar yüksek ki, aynı derinliği aramak bu filme haksızlık olur.
Bu kez karşımızda Stefan Wul’un L’Orphelin de Perdide adlı romanından uyarlanan, nispeten daha çizgisel, tempolu ve klasik bir uzay macera hikayesi var. Ancak işin görsel dümeninde efsanevi çizer Jean Giraud, namıdiğer Moebius olunca, klasik hikaye bile bambaşka bir görsel şölene dönüşüyor.

Hikayenin Temeli:
Olay örgümüz temelde oldukça tanıdık: Perdide adlı, devasa eşekarısı benzeri yaratıkların cirit attığı ölümcül bir gezegende yapayalnız kalan küçük Piel’i kurtarmak. Piel, elindeki telsizi (ki ona “Mike” diyor) bir nevi hayal arkadaşı belleyip hayatta kalmaya çalışırken, onu kurtarmak için yola çıkan ekip alışılagelmiş pürüzsüz uzay kahramanlarından oluşmuyor. Geminin içi, adeta arızalı ruhların bir araya geldiği, uyumsuz bir “freak” karargahı gibi “Galaksinin koruyucuları (Guardians of the galaxy)” kadrosuna da benziyor izlemesi eğlenceli bir ekip yani.

Karakter Analizleri: Maço Jönler, Asil Hanımefendiler ve Deli Dedeler
Filmi sıradan bir bilimkurgudan ayıran en büyük unsur, karakterlerin tasarımları ve birbirleriyle olan garip iletişimleri. Karakter analizlerine biraz daha detaylı bakalım:
- Jaffar (Karizmatik Jön): Ekibin kaptanı. İlk bakışta klasik “kurtarıcı maço adam” şablonuna oturacak gibi dursa da, Moebius’un çizgilerinden fırlamış Dylan Dog vari, depresif ve keskin hatlı bir jön. Kas gücünden ziyade soğukkanlılığıyla ve liderlik vasfıyla ekibi bir arada tutuyor. Alışılagelmiş sığ maço karakterlerden çok daha rafine bir duruşu var.
- Silbad (Deli Dede): Filmin asıl kalbi. Kafasındaki metal plakayla dikkat çeken bu yaşlı uzay kurdu, başlarda sadece ekibin neşesi veya “deli dedesi” gibi görünüyor. Uzay korsanlarına has tekinsiz ama sevecen tavırları var. Ancak Piel ile telsiz üzerinden kurduğu naif bağ, hikayenin duygusal yükünü tamamen sırtlıyor.
- Prens Matton ve Belle: Gemideki kaçak yolcularımız. Prens Matton, sürekli sızlanan, kibirli, bencil ve korkak halleriyle ekibin huzurunu kaçıran taraf. Ancak yanındaki beyaz saçlı hanımefendi Belle, soğukkanlı, asil ve entelektüel duruşuyla Matton’ın yarattığı kaosu dengeliyor. Belle’in pasif-agresif gücü ve ekibe getirdiği aklıselim hava, hikayedeki en sağlam detaylardan biri.

Yula ve Jad (Telepatik Gnomelar): Renk mi, Sıva Malzemesi mi?
Gelelim filmde çok büyük yer kaplayan, en absürt karakterlere: Zihin okuyan, şekil değiştiren bu iki telepatik gnome (Yula ve Jad). Eğri oturup doğru konuşalım; Piel’i kurtarma operasyonuna veya olay örgüsünün gidişatına elle tutulur pek bir katkıları yok.
Belli ki Laloux ve Moebius, Fantastic Planet’ın ağır felsefi havasını kırıp, seyirciye (belki de biraz daha genç kitleye) kafa dağıtacak bir nefes alanı açmak istemiş. Bu ikilinin saykedelik dönüşümlerini, zihin okuyarak ortaya çıkardıkları absürtlükleri izlemek eğlenceli mi? Evet. Ama hikayeye hizmet ediyorlar mı? Hayır. Bazen filmin temposunu düşüren ve “sırf eğlence olsun, kafa dağılsın diye” konmuş birer dolgu malzemesi hissi vermekten de kurtulamıyorlar bir yandanda Rene demiştir elinde çok iyi çizerler var show yapın donatın.
Moebius’un Saykedelik Evreni ve Atmosfer
Eğer avangard, sürreal ve sınırları zorlayan çizimleri seviyorsanız, Zamanın Ustaları arka plan tasarımlarıyla tam bir rüya. Renksiz yüzsüz melekler, tuhaf bitki örtüleri, uzay boşluğundakitekinsiz yalnızlık hissi tamamen Moebius’un o kendine has saykedelik zihninden çıkma. Dönemin ruhunu yansıtan o nostaljik, retro-fütüristik atmosfer, synth ağırlıklı müziklerle birleşince sizi ekranın içine çekmeyi başarıyor.
Sonuç: Zamanın Büküldüğü Vurucu Final
Film, başından sonuna kadar çizgisel bir kurtarma macerası gibi ilerlese de, adını aldığı “Zamanın Ustaları” konseptini finale saklıyor. Zamanın doğası, uzaydaki görecelilik ve kader döngüsü üzerine attığı son harika ters köşe (twist), filmi sıradan bir animasyon olmaktan çıkarıp bir üst seviyeye taşıyor. Baştan beri izlediğiniz karakterleri ve olayları tamamen farklı bir gözle yeniden değerlendirmenize sebep olan bu final, Laloux’nun neden bu türün ustalarından biri olduğunu tekrar hatırlatıyor.
Toparlamak gerekirse; Zamanın Ustaları, Fantastic Planet kadar ağır bir zihinsel mesai istemiyor olabilir ama sunduğu saykedelik görsel estetiği, garip karakterleri ve vurucu finaliyle animasyon/bilimkurgu tarihinde kesinlikle es geçilmemesi gereken, tadı damakta kalan bir klasik.





