Anasayfa » AYBABTU » Stranger Things 3 İncelemesi – Yeni Yolculuklar

Stranger Things 3 İncelemesi – Yeni Yolculuklar

Netflix’in en popüler yapımlarından biri olan Stranger Things, iki yıllık aranın ardından mizah ögelerini önplana çıkaran üçüncü sezonuyla ekranlara döndü. İkinci sezona Pittsburgh kentindeki bir çeteyle başlayan dizimiz üçüncü sezon başlangıcı için kıta değiştiriyor ve Sovyet Rusya topraklarına kadar gidiyor.

*Yazının geri kalanı spoiler içermektedir*

Hawkins’te Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

Stranger Things ilk bölümünden beri bilimkurgu ve fantastik kurgu klişeleri üzerine kurulan, her anıyla 80’ler nostaljisini seyircisine aktaran bir yapımdı. Yeni sezonuyla birlikte bilimkurgu klişelerinin yanı sıra dönemin ekonomik ve politik yapısına odaklanmayı tercih ediyor. Bunun için de elinde çok iyi iki malzeme var; küçük esnafı tamamen yok eden alışveriş merkezleri ve Soğuk Savaş döneminin karşı cephesinde yer alan Sovyet Rusya’nın şeytani planları.

Aradan geçen zamanda Hawkins kasabası sakinleri yaşanan her şeyi unutmuş görünüyor. Yeni açılan alışveriş merkezi Starcourt, içinde barındırdığı sinema salonu, mağazaları, eğlence alanları ve yemek katıyla kasabanın yeni yıldızı haline gelirken pek çok ailenin de geçim kaynağını elinden alıyor. İlk iki sezonun ardından Hawkins kasabasında ilk kez bir eylem görüyoruz. Öyle ki halk, belediye başkanının her mülkü satmasına ve kasaba ekonomisini baştan aşağı değiştiren alışveriş merkezine karşı. Starcourt’un yalnızca ekonomiyi değil, kasabadaki düzeni de baştan aşağı değiştirmeyi hedeflediğini çok geçmeden öğreniyoruz. Rus askerleri ve bilim insanları, alışveriş merkezini Mind Flayer’ı özgür bırakabilmek için gizli bir üs olarak kullanıyor. İkinci sezonun sonunda Eleven’ın adeta Dark Phoenix’e dönüşerek kapattığı geçit, uzun uğraşlar sonucu aralanmaya başlıyor. Bu aralık bile küçük ve kasvetli kasabayı daha da karanlık bir atmosfere sürüklemeyi başarıyor.

Parçalardan Bütüne Yolculuk

Stranger Things’in yeni sezonu için iki yıl ara verilmesinin başlıca nedeni çocuk oyuncuların büyümesini beklemekti. Ergenliğe adım atan oyuncular, dizide de büyümenin dertten başka bir şey getirmediğini gözler önüne seriyor. Mike, Will, Lucas ve Dustin’in arasından su sızmazken yeni sezonla birlikte dördünü nadiren bir arada görebiliyoruz.  Mike ve Eleven ile Lucas ve Max arasındaki romantik ilişki Will’in ekipten tamamen dışlanmasına neden oluyor. Tüm yazı bilim kampında geçiren Dustin’in de uzak mesafe bir ilişki ile kasabaya geri dönmesi ilk iki sezonda gördüğümüz bütünlüğü parçalıyor. Fakat bu parçalanma çok tanıdık olaylarla meydana geliyor. Hemen herkesin hayatında bu çocuklardan biriyle özdeşleşebileceği bir dönem olması büyüme sürecini gerçekçi kılıyor.

İlk sezonda tam bir baş belası olan Steve’in ikinci sezondaki karakter gelişimi son sezonla birlikte iyice oturmuş görünüyor. Bir zamanlar okulun en popüler oğlanı olan Steve, alışveriş merkezindeki bir dondurma dükkanında karşımıza çıkıyor. Üniversiteye yerleşmeyi başaramaması, Nancy’i kaybetmesi ve okuldaki zorba davranışları Steve’in tamamen yalnızlaşmasına yol açıyor. Ancak bu yalnızlık bir yerde yeni sulara yelken açmasını da sağlıyor. Steve, diziye Robin rolüyle katılan Maya Hawke ile güzel bir denge yakalarken Dustin ve Erica’nın da olaylara dahil olmasıyla birlikte eğlenceli bir ekip oluşturuyor.

Nancy ve Jonathan’ın Hawkins Post’ta yaptıkları staj, 80’li yıllardaki cinsiyet eşitsizliğini de gözler önüne seriyor. Jonathan yeteneklerine uygun bir şekilde gazetenin fotoğrafçılığını üstlenirken Nancy de ‘yeteneklerine’ uygun olan alana, mutfağa yönlendiriliyor. Nancy’nin gazetede saygınlık kazanabilmek adına Jonathan ile birlikte bir haberin peşine düşmesiyle birlikte bir diğer ekip oluşmuş oluyor.

İkinci sezonda gönüllere taht kuran Bob’un demodoglar tarafından parçalanmasına şahit olmuştuk. Joyce Byers bu ölümün acısını unutmaya çalışırken esrarengiz olayların peşine düşmekten de geri durmuyor. İkinci sezonun kilit karakterlerinden biri olan ve neredeyse tüm olayı tek başına çözen Joyce, son sezonda da kasabadaki tuhaflığı fark eden ilk kişi oluyor. Hopper ile birlikte olayların peşine düşmesi ve dedektif Murray’nin kapısının çalınmasıyla birlikte yeni bir ekip daha doğuyor.

Stranger Things’in üçüncü sezonu, dört parçaya bölünerek ilerliyor. Eleven ve Max’in önderliğinde Mike, Lucas ve Will Mind Flayer’ın izini sürüyor. Steve ve Robin önderliğindeki Scoop ekibi Rusların gizli üssünü araştırıyor. Nancy ve Jonathan gübre yiyen sıçanlarla kasabadaki absürtlüğü keşfe çıkıyor. Joyce ve Hopper ise bir Rus ajanının peşinde, manyetik gizemi çözmeye odaklanıyor. Her ekip için peşine düştükleri olay hayati önem taşıyor ve ancak onlar başarıya ulaşırsa Hawkins bu beladan kurtulacak gibi görünüyor. Bölümler ilerledikçe hem olayların çözüme kavuşması hem de karakterlerin çözüme kavuşturdukları parçaları birleştirmesiyle kadro yeniden bir araya geliyor.

Akıllara Takılan Sorular

Tüm olayların son üç bölüme sıkıştırılması, karakterlerin saatlerce dayak yemesinin ardından hiçbir şey olmamış gibi ayaklanması dizinin işleyişine de zarar veriyor. İkinci sezonda hikayeye hiçbir etkisi olmayan Billy, yeni sezonla birlikte ana rollerden birine yükseliyor. Kaba ve sapık tiplemesiyle rahatsızlık uyandıran Billy’nin, aslında aile içi şiddete maruz kalışını, derinlerde yatan kırılganlığını ve sevgi açlığını görüyoruz. Kardeşi Max, Eleven ve bir nevi tüm kasaba için kendini feda eden Billy, akıllara Mind Flyer’ın etkisi altında kalan diğer tiplemeleri getiriyor. Son gelişmeleri göz önünde bulundurduğumuzda Mind Flayer’ın parçası olan herkes geçidin patlamasıyla birlikte hayatını kaybetti. Kasaba halkının bu durumu nasıl karşıladığını ne yazık ki göremedik. Nancy’nin peşinde koştuğu haberin gerçek çıkması ona istediği saygınlığı getirebildi mi? Göremedik. Çocukların koruyucusu ve Eleven’ın babası olarak sevilen Hopper için hak ettiği gibi bir veda yapılamaz mıydı?

Stranger Things’in ilk iki sezonu kendinden emin adımlarla ilerlerken üçüncü sezonu pek çok konuyu havada bırakmasıyla diğer sezonların gerisinde kalıyor. İlk üç bölümün yavanlığı ve son üç bölümün sıkışıklığı tüm sezona yayılsaydı belki de ilk iki sezon kadar başarılı bir üçüncü sezon izleyebilirdik.