Son Haberler
Anasayfa » AYBABTU » Stranger Things 2. Sezonun Ardından
Naruto Online

Stranger Things 2. Sezonun Ardından

Dizinin yaratıcısı Duffer Kardeşler, ikinci sezonun yayın tarihini açıkladığından beri Cadılar Bayramı haftasını iple çekiyoruz. 27 Ekim Cuma günü, 9 bölümüyle birlikte Netflix ekranlarına dönen dizinin yeni sezonu çok daha karanlık ve korkunç olmakla birlikte aklımızdaki soruların çoğunu bir neticeye kavuşturmayı başarıyor.

Yazımız belli bir bölüme kadar hafif spoilerlar içermektedir. Şiddetli spoilerlardan önce yeniden uyarı yapacağım. 

Bir yıldan biraz daha uzun bir süre sonra ekranlara dönen Stranger Things, ikinci sezona Pittsburgh kentinde bir çetenin polislerden kaçma sahnesiyle başladı. Küçük ve kasvetli Hawkins kasabasını beklerken bu açılış sahnesi doğrusu biraz şaşırttı. Çete içinde tıpkı Eleven gibi özel yeteneklere sahip bir kız gördük ki koluna baktığımızda adının Eight olduğunu fark ediyoruz. Pittsburgh, Eight ve punk arkadaşlarının mekanı olmasının yanında geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz George A. Romero’nun 1968 yapımı Yaşayan Ölüler Gecesi (Night of the Living Dead) filmine de ev sahipliği yapmıştı. Sezon boyunca Will’e “Zombi Çocuk” denmesi bir nevi Romero’nun modern zombilerine de gönderme niteliğindeydi. Birkaç dakikalık Pittsburgh sahnesinden sonra aşina olduğumuz Hawkins kasabasına dönüyoruz. İkinci sezonun en güzel yanlarından biri aradan geçen bir yılda meydana gelen olayları kısa flashbackler ile seyirciye aktarması. Bu flashbackler birinci sezonda yaşanan olayları hatırlatmıyor bize. Stranger Things, izleyicisinin her detayı bildiğinden emin bir şekilde ilerliyor.

Hawkins…

Aradan geçen bir yılın ardından kasabada meydana gelen olaylara tanık olan insanların hükümet tarafından susturulduğunu görüyoruz. Hükümet destekli Hawkins Laboratuvarı hiçbir şey olmamış gibi varlığını sürdürmekte. İlk bakışta, yaklaşık bir yıl önce yaşanan olaylardan sonra Hawkins kasabası eski günlerine dönmüş gibi görünüyor. Oysaki zamanla hiçbir şeyin düzelmediğini fark ediyoruz. Geçen sezonun son bölümünde Will’i birkaç saniyeliğine Upside Down‘a geri dönmüş halde görmüştük. Will’in bu sanrıları geçmek yerine şiddetini daha da artırmış durumda. Belli aralıklarla nöbet geçiren Will, Hawkins Laboratuvarı’ndaki doktorlar tarafından düzenli olarak gözleniyor. Will’in yanı sıra Mike da yaşananları atlatabilmiş değil. Her gece Eleven’la iletişim kurmaya çalışmaktan vazgeçmiyor. Nancy de Upside Down’dan sağ çıkamayan arkadaşı Barb’ın ölümünden kendisini sorumlu tuttuğu için vicdan azabı çekiyor. Tüm bunlara Upside Down’ın kapısının hâlâ açık olduğunu da eklersek Hawkins kasabasındaki olayların durulmasının mümkün olmadığını görüyoruz. 

Dizinin tamamını izlemeyenler  için bu noktadan sonra her harfin altından SPOILER çıkıyor. 

Kasaba Yeni İnsanlarla Tanışıyor

İkinci sezonla birlikte kasabaya yeni insanlar da katılıyor. Yazının başında Pittsburgh’de karşılaştığımız Eight diğer ismiye Kali‘den bahsetmiştik. Eleven gibi Hawkins Laboratuvarı’ndaki denek çocuklardan olan Kali’nin de özel yetenekleri bulunuyor. Bir şekilde  laboratuvardan kaçmayı başaran Kali, çetesiyle birlikte kendisine acı çektiren herkesten intikamını alıyor. Yeni gelen karakterler arasında en sevmediğim karakterlerden biri olabilir. Billy’den mi daha çok rahatsız oldum yoksa Kali’den mi karar veremiyorum. Kaliforniya’dan gelen Billy ve Max‘in ise diziye hiçbir katkısı olmadı. Max çok sevimli bir kız ve gruba da uyum sağladı ama çocukların arasında aşk üçgeni yaratmak dışında olaylara bir katkısı olmadı. Bu iki karakterin gelişimini de göremedik. Lucas‘ın kız kardeşi Erica ise dizinin en renkli karakterlerinden biri oldu. Yaptığı espriler ve taklitler dizinin en eğlenceli sahneleri arasındaydı. Dedektif Murray‘yi etkin bir şekilde yalnızca bir bölüm izliyoruz. Üçüncü sezonda daha etkin bir şekilde ekranlara gelecek bir karakter gibi görünüyor.

Diziye Bob rolüyle dahil olan Sean Astin ise muhteşem bir performans sergiledi. Duffer Kardeşler, Bob’u 4. bölümde öldürmeyi planlamış  ancak karakteri o kadar sevmişler ki olayların merkezine dahil etmeye karar vermişler. Bob’un ölümü beni çok üzdü fakat arkasından demodoglar kovalarken duygusal bir bakışma yüzünden diziden ayrılması da sinirlerimi bozdu. Peşimde beni paramparça etmeye niyetli demodoglar varken sevgilimle duygusal bakışmalara girmek yerine bir an önce onu da yanıma alıp binadan kaçmaya çalışırdım. Eh, bu kadar olayın içinde birinin mutlaka ölmesi gerekiyordu maalesef kabak Bob’un başına patladı. 

Yeni karakterlerin yanı sıra birinci sezondan beri tanıdığımız dizinin kötü çocuğu Steve’in kendini geliştirmesini izlemek oldukça güzeldi. Özellikle Dustin ile birlikte olduğu sahneler bana kalırsa Erica’nın sahnelerinden sonra dizinin en eğlenceli sahneleriydi. Steve’in karakter gelişiminin yanında Jonathan ise sezonun en işe yaramaz karakterleri arasında bir hayli üst sıralarda yer alıyor. 

Dizinin Kahramanı: Joyce Byers

Winona Ryder’ın hayat verdiği Joyce Byers, her iki sezonda da kilit bir rolde karşımıza çıkıyor. İlk sezonda Will’den asla vazgeçmemesi, herkesin kendisine deli gözüyle bakmasına rağmen oğluyla iletişim kurmayı başarması olayların gidişatını değiştirmişti. Bu sezonda da Joyce, olayları çözen ilk karakter oldu. Oğluyla yaptığı konuşmalar sayesinde Will, geçirdiği nöbetler hakkında daha fazla bilgi vermeye başladı. İkinci sezonun bölüm sonu canavarı niteliğindeki kötüsü Shadow Monster, Will’in içine girmişken inanılmaz bir anne performansı sergileyerek oğlunu kurtarmak için her şeyi göze aldı. 

Nefes Al. Ayçiçeği. Gökkuşağı. Sağa Üç. Sola Dört. 450

Geçen sezonun sonunda Demogorgon ile kayıplara karışan Eleven, kısa süreli vahşi hayatından sonra Şerif Hopper’ın yanına taşınıyor. Şerifi baba rolünde izlemek kimi zaman güzel kimi zamansa sinir bozucuydu. Kızını  kaybetmesinden dolayı fazlasıyla hassas olan Hopper ile Eleven arasındaki atışmalar bazen  evi yıkacak kadar şiddetlenebiliyor. 

Dizinin altıncı ve kısmen yedinci bölümünde Eleven’ın geçmişindeki sırlara doğru yolculuğa çıkıyoruz. Eleven’ın annesini bulması, Hawkins Laboratuvarı’na nasıl düştüğü ve annesinin bu süreçte neler yaşadığını Eleven’ın telekinetik güçleri sayesinde öğreniyoruz.  Bu bölümde fazlasıyla “Nefes al. Ayçiçeği. Gökkuşağı. Sağa üç.  Sola  dört. 450.” repliğini duyuyoruz. Yedinci bölüm tamamen Eleven’ın kendisi gibi güçlere sahip kayıp kız kardeşini bulması üzerineydi. Aslında dizinin içindeki küçük bir dinlenme bölümü gibiydi. Ana olaylara dair çok az şey gördüğümüz bu bölümde Eleven bir nevi kendisini ve gerçek yuvasını bulmaya çalışıyor. Neyse ki çok zaman geçmeden Hawkins’e ait olduğunu fark edip arkadaşlarının yardımına koşuyor. 

Popüler Kültür Göndermeleri

Stranger Things ilk sezonunda yaptığı göndermelerle gönlümüze taht kurmuştu. Dönemin  popüler kültürüne ikinci sezonda da fazlasıyla değiniliyor. Aşağıda sıralayacağım göndermelerin dışında muhtemelen daha pek çok gönderme bulunuyordur. 

George Miller’ın 1979 yapımı filmi Mad Max, diziye yeni katılan Max’in atari salonunda kullandığı takma ismi. Dustin’in para tuzağı adını da verdiği Dragon’s Lair oyunundaki kaybından sonra Dig  Dug‘daki rekorunu da kaybettiğini görüyoruz. Kayıtlara Mad Max isimli yeni bir rekor ekleniyor. Dustin’in  Dragon’s Liar’da Prensesi Lucas’a karşı kaybetmesi gelecek bölümlerde Max’i de Lucas’a karşı kaybedeceğine dair de küçük bir gönderme niteliğinde. Ayrıca Dig Dug oyunu tüm sezon boyunca gördüğümüz canavarlarla dolu yeraltı çukurlarına da gönderme yapıyordu.

Kasabanın sinema salonunda James Cameron’ın 26 Ekim 1984’te vizyona giren The Terminator filmini görüyoruz. Çocuklardan herhangi birinin filme gittiğini görmedik çünkü film yaş sınırıyla birlikte vizyona girmişti. Ancak Eleven’ın televizyon izlediği sahnelerde The Terminator’ın reklamlarına denk geliyoruz. 

Dönemin siyasi olaylarından biri de Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlık seçimiydi. Wheeler’ların ön bahçesinde Reagan/Bush ’84 tabelasını görüyoruz. Dustin’in gittiği kütüphanenin girişinde ve okulun  etrafında da “6 Kasım’da Burada Oy Verin” afişleri yer alıyor. Seçimin galibi Ronald Reagan oluyor, merak edenlere belirtelim.

Will’in geçirdiği nöbetler için Dr. Owens’ı ziyareti sırasında en sevdiği şekerin Reese’s Pieces olduğunu öğreniyoruz. Aynı şeker 1982 yapımı E.T. filmiyle birlikte popüler olmuş. E.T. demişken Eleven’ın beyaz bir çarşafı başına geçirip kendini gizlemesi de yine E.T. filmine yapılan göndermelerden bir tanesi. 

Will’in gece yarısı dışarıdan sesler duyarak kapıya çıkması ve Upside Down ile karşılaşması yine Steven Spielberg’in Close Encounters of the Third Kind (Üçüncü Türden Yakınlaşmalar) filmine gönderme. Hatta Will’in kapının önünde durduğu sahne Spielberg’in  filminin ikonik sahnesinin tıpatıp aynısı. 

Max, Cadılar Bayramı’nda Ghostbusters kıyafetleri şeker toplayan çocukların yanına Halloween filmindeki Michael Myers maskesiyle gidiyor. Aynı gece Eleven televizyon izlerken ekranda Frankenstein‘ı görüyoruz. Ayrıca Will  yeni bir nöbet geçirmeden önce Friday the 13th (13. Cuma) filminden Jason Voorhees maskesi takan çocuklar tarafından korkutuldu. Will bu olaydan sonra geçirdiği nöbetleri Mike, View-Master gözlüklerinden örnek vererek anlatıyor. 

Dustin’in odası 80’li yılların popüler kültür hazinesi gibi. Duvardaki Ghostbusters posteri, kitaplığındaki  E.T. ve He-Man oyuncağı ile Dungeons & Dragons figürleri dikkat çekiyor. Dartanyan adını verdiği demodog’u ise ışıktan rahatsız olması, çıkardığı sesler ve beslenme şekliyle güzel bir Gremlins göndermesi yapıyor. Hatta Dartanyan’ın bacaklarının çıkıp kaçtığı sahnede Gremlins filminin ana müziği fonda çalıyor.

1979 yılında Pennsylvania yakınlarında yaşanan Three Mile Island vakası, dizinin yaratıcı ekibine ilham kaynağı olmuş. Nükleer Enerji İstasyonu’nda meydana gelen arızalardan sonra Dedektif Murray, Hawkins Laboratuvarı’nı kapatabilmek için bu olayı referans alıyor. Laboratuvardaki kimyasal kaçakların Barb’ın ölümüne neden olduğunu ve bunun örtbas edildiğini söyleyerek kasabanın ürkütücü laboratuvarının da sonunu getirmeyi planlıyor.

Şerif Hopper‘ın yeraltı tünellerine girdiği bölümde canını kurtarmayı zar zor başarmışken yere düşen şapkasına uzanma sahnesini daha önce Indiana Jones‘ta da görmüştük. Duffer Kardeşler, verdikleri bir röportajda 1984 yapımı Indiana Jones and the Temple of Doom filminden ilham aldıklarını dile getirmişti.

Çocukların odalarında asılı duran posterler de hem dönemin popüler kültürüne hem de dizinin içindeki olaylara göndermeler taşıyor. Will’in odasındaki Jaws posteri suyun altından gelen tehlikeyi gösteriyor. Tıpkı Upside Down’dan gelen tehlike gibi. Ayrıca ilk sezonda canavar Jaws gibi kan kokusuna geliyordu. Eleven’ın annesini bulmaya gittiğinde gördüğümüz beyaz tavşan posteri Alice Harikalar Diyarı‘nda Alice’in farklı bir dünyaya geçişini simgeliyor. Eleven da geçmişine doğru yolculuğa çıkarak yeni bir dünyanın kapılarını aralıyor. Max’in odasında da The Endless Summer posteri görüyoruz. Kaliforniya’dan gelen ve iyi bir kaykaycı olan Max, muhtemelen iyi bir de sörfçüdür. 

Stand By Me filminin tren sahnesine ilk sezonda da göndermeler yapılmıştı. İkinci sezonun tren sahnesinde ise Dustin ve Steve’in Dartanyan’ı yakalamaya çalışırken yaptıkları konuşmaları dinliyoruz. Steve, bu sahnede çocukların abisi olma rolünü üstlenerek Dustin’e ilişki tavsiyelerinde bulunuyor. 

Eleven’ın hem kendini bulmak hem de kayıp kız kardeşine ulaşmak için çıktığı yolculukta Kali’nin arkadaşları El’e Shirley Temple diye sesleniyor. El, kıvırcık saçları ve tulumuyla dönemin popüler çocuk oyuncusu Shirley Temple’a oldukça benziyor. Ayrıca Kali’nin El’in güçlerini ortaya çıkarmak için öfkesini kullanmasını sağlayarak tahrik etmesi X-Men‘deki pek çok mutantın güçlerinin ortaya çıkması ile aynı. 

Birinci sezon çocukların FRP sistemi olan Dungeons & Dragons oynama sahnesiyle başlamıştı. Çocuklar karşılarına çıkan canavarları anlamak için sık sık Dungeons & Dragons referanslarına başvuruyor. Kendini tüm ırklardan üstün gören Mind Flayer, Will’in bedenini ele geçiren canavar için yapılan benzetmelerden bir tanesi. Will, yalnızca Mind Flayer tarafından saldırıya uğramadı. Bedeninin ele geçirilmesi onu Upside Down ile dünyamız arasındaki bir bağ haline getiriyor.

Bu bağın ciddiyetini Mind Flayer’ın Will’i bir casus gibi kullanmaya başladığında anlıyoruz. Bu sahnelerin devamında gelen Will’in yatağa bağlanması ve içindeki canavarı çıkarmaya çalıştıkları sahne kült korku filmi Exorcist‘e de saygı duruşunda bulunuyor. 

İkinci sezonda karşımıza çıkan canavar bariz bir şekilde James Cameron’ın Alien‘ınına ve Mortal Kombat’tan Xenomorph‘a benziyor. Eleven ve Hopper’ın Mind Flayer’ı öldürmeye gittikleri sahnede Eleven’ın gerçek gücünü keşfetmeye başlaması hatta yukarı doğru yükselmesi X-Men’de Jean Grey‘in Phoenix güçlerini keşfetmesiyle benzerlik gösteriyor. Alien göndermesi demişken, Hawkins Laboratuvarı’ndaki Dr. Owens’ın da 1986 yapımı Aliens filmindeki Burke karakterini oynadığını söylemeden geçmeyelim.

İlk sezonun sonunda çocukları Dungeons & Dragons oynarken bırakmıştık. Mike oyunu bitirse de cevaplanmayan sorular vardı. 

Kayıp şövalye ne olacak?

Peki ya gururlu prenses?

Ve o mağaradaki tuhaf çiçekler?

Kayıp şövalyenin Şerif Hopper, gururlu prensesin ise Eleven olduğunu düşünüyorduk ancak mağaradaki tuhaf çiçeklerle bu sezon karşılaşıyoruz. Şerif Hopper’ın kazdığı çukurda canavarın sarmaşıklara benzeyen versiyonlarını görüyoruz. Bu çukur dizide mağara olarak da adlandırılıyor zaten. Sarmaşıklar da yerin altında kök salarak tüm kasabayı çürütmeye başlıyor.

Sonuç

Dizinin son bölümünde Eleven’ı yeni hayatına kavuşmuş ve Will’i de sağlıklı bir şekilde görüyoruz. Upside Down’a açılan geçidin kapanması ile kasabadaki tuhaf olaylar da son buluyor. Çocuklar okul balosunda eğlenirken yine tüm kasaba normal yaşamına dönmüş gibi görünüyor. Ancak Stranger Things, henüz ikinci sezonu yayınlanmadan üçüncü sezon onayını almıştı. Her şey çözüme kavuşmuş, aklımızdaki sorular cevaplanmışken The Police’in Every Breath You Take şarkısının “I’ll be watching you…” sözleri ile Upside Down’ı son bir kez daha görüyoruz.

Yeni sezonda Upside Down macerası devam ederken yeni karakterler hakkında da daha detaylı bilgilere sahip olacağız gibi görünüyor. Yalnızca bir bölüm gördüğümüz Kali, ikinci sezonda muhtemelen daha geniş bir yere sahip olacak. Belki Şerif Hopper ile Dedektif Murray de üçüncü sezonda birlikte çalışmaya başlar. Canavarın Will’in içinden çıkarılmasının ardından Will, eski hayatına dönmüş gibi görünüyor ancak hâlâ Upside Down ile bizim dünyamız arasındaki en önemli bağlantı Will’in kendisi. 

Stranger Things, ikinci sezonu ile beklentileri karşıladı. Dizinin hemen ardından Beyond Stranger Things programını da izleyerek aklınızda kalan soruların cevaplarını bulabilirsiniz. 

Venom Filminin Çekimleri Başladı
Tasarımcının Koleksiyonu: Livt'in Yargısı Kitabı Raflarda