Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Şehir Hayatta Kalmalı! – Frostpunk İncelemesi

Şehir Hayatta Kalmalı! – Frostpunk İncelemesi

İliklerinize kadar soğuğun işleyeceği bir oyuna hoş geldiniz. Peki sizi gerçekten buz kesen şey ne? -150’leri gördüğünüz dondurucu soğuklar mı yoksa bu soğuklarda çocukları sıcacık yataklarından kaldırıp ormanın derinliklerinde çalıştırarak ölümlerine göz yummak mı? Sadece bir hayatta kalma oyunundan çok daha fazlası Frostpunk. Aldığınız her kararın sonuçlarına katlanmanız gereken, duygularınızı bir kenara bırakıp politik düşünmeye zorlayan, fedakarlıkları çok akıllıca hesaplamazsanız sonunda halkın ızdırabıyla karşılaşabileceğiniz bir oyun.

This War of Mine ile adını sıkça duyduğumuz 11Bit Studios’dan da daha azı beklenemezdi zaten. Ekrandaki her rakamı tek tek kontrol altında tutmaya çalışırken bir yandan da evlerin kapısını tıklatıp insanları kontrol etmeniz gerekecek.

Özetle Frostpunk’ta doğadan ham maddeleri çıkarıp işleyerek yeni bir şehir kurmaya çalışıyoruz. Sınırlı sayıda kaynakla yapıları inşa ederken asla aklınızdan çıkmaması gereken tek şey var; Sıcaklık her şeydir. Hayatın devam edebilmesi için sıcaklığın belli bir düzeyde olması lazım, aksi takdirde insanlar soğuktan çalışamaz ya da hastalıktan ölürler.  Geriye kalanlar ise bundan hoşnut kalmayacaktır. Halkı sakinleştirip onların güvenliğini de düşünmelisiniz.

Peki ama nasıl? Bunca zorluğun arasında açlıktan ölen çocuklarla mı ilgileneceksiniz yoksa soğuktan uzvu kopan insanlarla mı? Daha gece çocuğu ölmüş kadınları çalıştırırken bir yandan da onlara hala bir umudun olduğunu söylemek zorundasınız. Bu oyun size “umut” kavramını çokça sorgulatacak. Umut, ama neyin umudu?  Başka yaşayanların da olduğu düşüncesi, kendi insanlarınız hızla ölürken ne derece ayakta tutabilir sizi? Daha fazla uzatmadan ben size oyunu anlatmaya başlayayım en iyisi. Siz derin bir nefes alın.

Hikaye

Tüm insanları vuran buzullaşma sorununun insanların beklediğinden erken gelmesi ile çok az insan hayatta kalabilmiştir. Soğuğun neden bu kadar etkili olduğu bilinmese de tahminler Güneş’in soğuyor olması yönünde. Hayatta kalabilmek için oyuklara kurulan jeneratörlerin olduğu efsanesine tutunarak son güçleriyle onu aramaya çıkan bir avuç insan, “Yeni Londra”ı kurmak için yola çıkar. Yolda birçok insanın kaybolmasına ve kafilenin dağılmasına rağmen geriye kalan tek bir ekip jeneratöre ulaşır. Ve tek bir insan, orada bir avuç insanı yöneterek herkesi hayatta tutmak zorunda. Sadece zorlu hava şartları değil, yaşayan belki de son insanların emirlerin altında olduğunu bilmek sinirlerinizi epey bir yıpratacak.

Büyük kışı başlangıcında, birçok bilim adamı ve kaşif, felaketin nedenlerini araştırmak ve jeneratörlerin inşası için yeni yerler araştırmak üzere kuzeye gitti.

Oyunda ulaşabileceğiniz farklı sonlar var. Sadece şehirdeki sorunlarla ilgilenmenin ötesinde inşa ettiğiniz fener sayesinde geride kalanları bulmak için bir grubu keşfe yolluyorsunuz. Harita üzerindeki keşiflerde ilerledikçe geriye kalanların başına neler geldiğini öğrenmenin de ötesinde hayatta kalan diğer grupları da arayabiliyorsunuz. Keşif sırasında aldığınız haberler şehirdeki insanları iyi ya da kötü etkileyebiliyor. Burada hikayenin tadının kaçmaması için fazla ayrıntı vermeyeceğim ama şüpheniz olmasın güzel bir hikaye de oyunun içinde barınıyor. T…Tesla mı o?

Kaynaklar

Yapıları geliştirmek, jeneratörün çalışmasına devam etmek ve insanları hayatta tutmak için belli başlı kaynaklar toplamanız gerekiyor. Başta sadece kar kıyametin içinde insanları kaynak toplamak için yollayabiliyorken zamanla tükenen kaynakları yer altından çıkarabilmek için çok daha fazla çaba sarf etmeniz gerekiyor.

Yeni yapılar kurmak için odun, çelik toplarken bir yandan gözünüzün hep kömür miktarında olması gerekiyor. Önünüzdeki gün havanın düşeceğini ön gördüğünüzde başta insanlar hasta olmasın da sıcak yataklarında yatabilsin diye jeneratörü fazladan çalıştırırken oyunun sonlarına doğru çocuklar da çalışmaya devam edebilsin diye revirlerdeki ısı kaynaklarını madenlere taşımanız gerekebiliyor. Bunun yanında bir de vahşi doğadan toplayabildiğiniz kadar ham gıda toplayıp onlarla yiyecek hazırlayıp insanlara sunmanız gerekiyor.

 Yasalar ve Teknoloji

Şehirdeki durumları dengede tutmak için yeni yasalara imza atmanız gerekli. Her yasayı imzalamak için belirli bir zaman geçmesi gerektiği için hamlelerinizi akıllıca yapmalısınız. Bazen sakat kalan insanlara ne yapılması gerektiğine karar verirken bazen de çalışma saatlerini artırarak daha fazla çalışılması yönünde emirler çıkarıyorsunuz. Gayet çeşitli olan bu yasa ağacı, siz yeni yasalara imza attıkça genişliyor. Oldukça basit gözüken bu sistem aslında oyunun bel kemiğini oluşturuyor. Doğru yapılacak hareketler ile çok zor durumlarda kurtulabileceğiniz gibi her şeyi mahvedebilirsiniz de.

İlk kurduğunuz atölye ardından sürekli olarak gelişen bir teknoloji size eşlik ediyor. Sıcaklığı artırmak, kaynakları geliştirmek, insanlara kolaylık sağlamak, kısacası sizi bu çukurdan kurtarmak için gerekli olan her şeye yavaş yavaş ulaşabiliyorsunuz. Burada da yine geniş bir yelpaze bizi karşılıyor.

Umut ve Hoşnutsuzluk

Oyunda insanların durumunu belli eden ve sizin yaptığınız hareketlerle artıp azalan 2 adet gösterge bulunmakta. Bunlar “Umut” ve “Hoşnutsuzluk”. İnsanların kaçmaması için umutlarını yüksek tutmaya çalışırken bir yandan da dar ağacında sallanmamak için hoşnutsuzluk derecesini düşük tutmanız gerekiyor. Şehrin ne kadar sıcak tutulduğu, insanların isteklerine verdiğiniz cevaplar, yeni çıkardığınız yasalar ya da keşifte bulduğunuz kalıntılar bunları etkiliyor.

Grafik ve Müzikler

Oyundaki bakış açımız geniş olmakla birlikte ayrıntılı olarak haritanın her yerini yakından incelemek mümkün. Çizimler gayet tatmin edici ve ufak tefek ayrıntılar ile atmosfer çok güzel yansıtılmış. Müziklere gelince ise soundtracklerinden tutun da oyundaki ses efektlerine kadar her şey o kadar nefes kesici ki. Burada This War of Mine ve  The Witcher 3’ün Blood and Wine DLC’sinde de harikalar yaratan Piotr Musiał’ı görüp şaşırmıyorum. Övmelere doyamadım.

Modlar

Oyunda 2 ana mod bulunuyor. Ana hikaye olan Yeni Bir Ev’de insanlığı kurtarmak için başınızı sokabileceğiniz bir çatı inşa etmeye çalışırken Fide Depoları modunda bilim adamlarından oluşan bir toplulukla beraber yeşil bir dünya hayali için yola çıkıp daha öncesinde depolanan bitki tohumlarını soğuktan korumak için bir şehir kuruyoruz. İkinci modda oyuna biraz daha hazırlıklı başlıyoruz ve diğer modlara göre daha kolay diyebilirim. Bir otomaton ve birkaç bina ile tohumları koruyup dünyaya bir nefes aldırmanın peşindeyiz. Bunların yanında bir de ana hikayede geliştiğiniz takdirde açılan bir hikaye daha var. Onu da oyunda kendiniz göreceksiniz, spoiler olmasın.

Frostpunk Yeni Bir Ev Modu

Oynanışa Dair Ekler

  • İnsanlar gün geçtikçe sizden yeni şeyler talep ediyor. Bunların hepsine uymak zorunda değilsiniz, kendi bildiğinizi yapıp çözümlere farklı yollardan da gidebilirsiniz ama gerek aileler gerekse de işçilerin dediklerine dikkat etmenizde fayda var.
  • Her barınak ve çalışma ortamında kimlerin çalıştığını ve hastalık durumlarını görebiliyorsunuz. Sadece bunlar da değil her bireyin aile ağacına kadar tüm özelliklerini görme imkanı sunan Frostpunk, ayrıntı konusunda kendini aşmış. Bazı insanların “bu dünyada bir başına” olduğunu görmek ortamı daha çok hüzünlendiriyor.
  • Sıcaklığın nasıl dağıldığını haritada görebiliyorsunuz. Bu sayede insanların hastalanma riskini, binaların soğukluk derecesini takip ederek daha iyi planlama yapmak kolaylaşıyor. Ana ısı kaynağı olan jeneratöre ne kadar yakın olursanız o kadar rahat hareket edebilirsiniz. Tabii ki teknolojiniz ilerledikçe farklı çözümler de üretebiliyorsunuz. Sadece jeneratöre yakın olmak değil, bir de her yapıyı jeneratöre bir yol aracılığıyla bağlamak zorundasınız. İyi bir şehir planlaması yapamazsanız bir süre sonra ilerleme imkanı bulamıyorsunuz.
  • Oyunda zaman yönetimi de bir o kadar önemli. Zamanın hızına siz karar verip günlerinizi yönetebildiğiniz içi oyun akıcı yapısını kaybetmiyor.

Frostpunk’ın Geleceği

Oyunda şu an resmi olan bir Türkçe dil desteği bulunmuyor ama yapımcılar bunun üzerinde çalıştıklarını belirttiler. İsterseniz gönüllü bir ekiple yapılan Türkçe yamayı internette bulabilirsiniz. Yapımcılar yeni hikayelerin ve serbest oyun modlarının da geleceği yönünde söz veriyorlar. İnternet üzerinden aldıkları geri dönüşleri gerçekten önemseyen Frostpunk’ın yapımcıları, oyuncuların istediği her şeyi dikkate alıp bunları gerçekleştirmekte hassas davranıyorlar.  Şu an sadece PC’de erişilebilir olan oyunu ilerde diğer platformlardan da oynayabileceksiniz.

Genel Olarak

Aldığı birçok ödülle 11Bit Studio imza attığı başarıyı herkese kanıtladı. Son dönemlerde bu tarz oyunların açlığını çeken insanlar güzel bir ziyafet çekecekler. Kendini tekrar etmeyen yapısı ve etkileyici atmosferi ile Frostpunk verdiğiniz her kuruşa değer. Gelişmekte olan oyun, ileride de yeni şeyler vadettiği için uzun süre oynanabilirlik imkanı sunuyor. Satın almak ve daha fazla incelemek için Steam’e uğrayabilirsiniz.

Sistem Gereksinimleri

MİNİMUM:

    • 64-bit işlemci ve işletim sistemi gerektirir
    • İşletim Sistemi: Windows 7/8/10 64-bit
    • İşlemci: 3.2 GHz Dual Core Processor
    • Bellek: 4 GB RAM
    • Ekran Kartı: GeForce GTX 660, Radeon R7 370 or equivalent with 2 GB of video RAM
    • DirectX: Sürüm 11
    • Depolama: 8 GB kullanılabilir alan
    • Ses Kartı: DirectX compatible
 ÖNERİLEN:

    • 64-bit işlemci ve işletim sistemi gerektirir
    • İşletim Sistemi: Windows 7/8/10 64-bit
    • İşlemci: 3.2 GHz Quad Core Processor
    • Bellek: 8 GB RAM
    • Ekran Kartı: GeForce 970, Radeon RX 580 or equivalent with 4GB of video RAM
    • DirectX: Sürüm 11
    • Depolama: 8 GB kullanılabilir alan
    • Ses Kartı: DirectX compatible
StarCraft II Kullanılarak Yeniden Yapılan Diablo II'nin Beta Testi Başladı
Yaratıklar Şehre İndi! Yerli Oyun Monstrous Steam’de Yayınlandı