Anasayfa » İncelemeler » Monochroma İncelemesi

Monochroma İncelemesi

monochroma-oyun-banner

Sizlere uzun süredir duyurduğumuz Türk yapımı oyun Monochroma çıktı.

Bizler de sabırsızlıkla ve heyecanla oyunu bekliyorduk ve ilk fırsatta hemen oynamaya başladık. İlk yayınlanan demodan bu yana çok güzel işler yapılmış, çok başarılı bir oyun karşımıza çıkmış. Hemen oyunu anlatmaya başlayalım.

Türk firma Nowhere Studios tarafından yapılan Monochroma, ilk olarak 2013 Ağustos ayında Kickstarter’da başarılı olarak 83 bin dolar yardım toplamayı başardı. Sonrasında katıldığı yurtiçi ve yurtdışı fuarlarda da olumlu notlar alan Monochroma, gerçekten bu kadar emeğin ve uğraşının hakkını veren bir oyun olmuş.

monochroma-resim2Steam Greenlight’ta da oyuncuların oylarını alarak Steam’de satışa çıkmayı hakeden oyun, hem hikayesi hem de görselliği ile sizi oyunun içerisine çekiyor.

Pek çok kişi Monochroma için, “Bu oyun Limbo’nun aynısı yaaa,” diyor ancak oyunu ilk açtığınızda Monochroma’nın gelişmiş grafiklerini ve oyun dinamiklerini hemen fark ediyorsunuz. Ayrıca Nowhere Studios da Limbo’nun grafiklerini çok beğendiklerini her fırsatta dile getirmekten çekinmiyorlar.

İlk baktığımızda oyunun gri tonlardaki atmosferi ve karakter tasarımları hemen sizi etkiliyor. Hatta ilk etapta bana Frank Miller’ın Sin City çizgi romanını ve filmini çağrıştırdı. Gri tonlar üzerinde tek bir kırmızı renk kullanımını daha önce Sin City (Günah Şehri) eserinde görmüştüm. Bu kullanım oyuna çok yakışmış doğrusu.

Oyundaki karakterimize baktığımızda kasketli ve kırmızı atkılı küçük bir çocukla karşılaşıyoruz. Bizden daha küçük olan kardeşimiz koşturarak uçurtma uçuruyor ve biz de ona göz kulak oluyoruz. Kardeşimiz uçurtma uçururken biz de engellerden atlayarak onu takip ediyoruz ve bu sırada da oyunun dinamiklerini öğreniyoruz. O sırada ayağından sakatlanan kardeşimizi hemen sırtımıza alıp yolumuza devam ediyoruz.

Kardeşimizi sırtımızda taşırken oyunun oynanabilirliği de değişiyor. Mesela kardeşimiz sırtımızda iken yükseğe zıplayamıyoruz. Eğer yükseğe zıplamamız gerekiyorsa kardeşimizi sırtımızdan indirmemiz gerekiyor. Tabii bunu da istediğimiz her an yapamıyoruz. Kardeşimiz karanlıktan korktuğu için onu sadece ışık gelen yerlerde bırakabiliyoruz ve her zaman da aydınlık bir yer bulamıyoruz. Bazı yerlerde ışığı kendimiz yaratmamız gerekiyor.

monochroma-robotOyunun genel konseptine baktığımızda 1950’li yılları andıran fantastik bir dünya görüyoruz. Robot üreten büyük bir şirket, insanlara bu robotları satarak para kazanıyor. Biz de kardeşimizi taşıyıp fırtınadan kaçarken yüzlerce ağacı kesen bu şirketin deposuna gidiyoruz. Bu depoda görmememiz gereken bir şeyler gördükten sonra maceramız başlıyor. Artık bu dakikadan sonra bizi kovalayan iri abilere de dikkat etmemiz gerekiyor.

Oyunun oynanabilirliği de oldukça kolay. Yön tuşları ile karakterimizi yönlendirirken Ctrl tuşu ile eşyalarla etkileşime girebiliyoruz, Boşluk tuşuna basarak kardeşimizi sırtımıza alıp tekrardan yere bırakabiliyoruz. Tabii ki tek yapmamız gereken, karşımıza çıkan zorlukları aşmak değil. Bazı durumlarda karşınıza çıkan engelleri aşmak için küçük bulmacaları çözmeniz ve kafanızı çalıştırmanız gerekiyor. Mesela ateşin üzerinden atlayamıyorsunuz ancak ateş, yağmurda sönüyor. Bunun gibi küçük detaylar önemli sonuçlar doğuruyor ve eğlenceli bir oyun dinamiği sağlıyor.

monochroma-uzun-resimOynanabilirlik kolay dedik ama sakın aklınızda oyunun kolay olduğuna dair bir düşünce oluşmasın. Kaldı ki bazı bulmacalar size oldukça kolay gelirken bazılarını çözmek veya becerebilmek için saçlarınızı yolmanız olası. Hiçbir bulmaca saçma sapan yaratılmamış; etaflıca bakıp iyice düşünürseniz her bulmacanın mantıklı bir çözümü var. Özellikle bazı bulmacaları çözerken, “Yahu ne güzel düşünmüşler, helal olsun,” diye aklınızdan geçiriyorsunuz. Oyunda ilerledikçe bulmacalar da zorlaşıyor. Bunun dışında ilerleyen bölümler biraz daha fazla beceri ve daha iyi bir zamanlama gerektiriyor. Yapmanız gereken işi tam zamanında yapamazsanız ölüyorsunuz. Yani yapmanız gerekeni anlasanız bile bir de aklınızdakini parmaklarınızın ucuna dökmeniz gerekiyor.

Hazır bulmacalardan ve beceriden bahsetmişken oyunun animasyonundan ve fizik motorundan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Oyunun fizik motoru çok başarılı olmuş. Hem eşyaların etkileşimi hem de karakterin hareketleri gerçekçi olmuş. Bununla birlikte karakterimizin animasyonları da çok iyi düşünülmüş. Bir yere tırmanırken tutunup kendisini yukarı çekmesi veya eğimli bir yerde kayarak gitmesi gibi görüntüler oyuna ayrı bir renk katmış. Oyunun her yeri platform veya bulmaca ile dolu değil. Zaman zaman sadece yürüyoruz ve bu da bizlere, çevreyi incelemek ve muhteşem atmosferi izlememiz için fırsat sağlıyor.

Monochroma_1Bazı durumlarda heyecanlı bir şekilde ilerlerken karşınıza çıkan zor bir bulmaca oyunda biraz duraklamanıza, bazen ise oyuna ara verip biraz soluklanarak yeniden oyuna dönmenize sebep oluyor. Benim başıma 1-2 defa geldi. Oyunu kapattım, gittim biraz oyalandım ve yarım saat sonra tekrar oyunu açtığımda çok rahat bir şekilde geçtim. Bazen farklı düşünme tarzlarına ihtiyacınız olabiliyor.

Nowhere Studios gerçekten çok iyi bir iş başarmış. Oyundaki ses efektleri gayet iyi, ambiyans müziği de güzel ancak her zaman fonda bir müzik olmuyor. Yine de fondaki görseller ve ambiyans bu boşlukları dolduruyor.

Monochroma’yı herkese öneririm, Oyunu oynamamazlık etmeyin, içinizde ukde kalmasın. Herkesin oyun kütüphanesinde bulunmalı. GDC Play – Best in Play Mansiyon Ödülü, GameX Ödülleri – En İyi Bağımsız Oyun Ödülü ve Kristal Piksel – En İyi Görsel ve İşitsel Ödülü almış bir oyundan bahsediyoruz. Oynamazsanız bir şeyler eksik kalacak. Oyunla ilgili güncel bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

Şimdiden iyi oyunlar!