İncelemeler

Bruce’cum, Bir Sakin Ol – Batman: Kara Prens İncelemesi

JBC‘nin dilimize kazandırdığı son Batman çizgi romanı Kara Prens oldu. Bu hikaye hem çizimleriyle, hem de çoğu diyaloğuyla okuru mest ediyor. Ama bazen karakterler karakteristik özelliklerinin dışına çıkıyor.

Batman: Kara Prens bende biraz karışık duygular yaratan bir çizgi roman oldu.

Gerek diyalogları gerek çizimleriyle cilt güzel bir şey okuyacağımı baştan hissettirdi. Zaten kitaba yazarın önsözü ile başlıyoruz. Ve bu önsöz okuru hikayeye güzelce hazırlıyor. Çünkü belli ki Marini, bir Batman çizgi romanı yazıp çizme teklifi alınca çok heyecanlanmış. Ve çizgi romanın ilk yarısı da bir hayranın elinde çıkmış gibi. Yani o heyecanı, mutluluğu ve hayranlığı hissedebiliyoruz.

Karakterler, tam onlardan istediğimiz ve beklediğimiz tepkileri veriyorlar. Genelde kahverengi, mor, yeşil ve siyah tonlarındaki görsellerle de paneller arasında kayıp gidiyoruz. Bu renk seçimiyle hikayenin noir tonu da okura işliyor.

Kısaca, çizgi romanın ilk yarısı bir harika. Ancak ikinci yarıdan itibaren hikaye yazımında sarsılmalar başlıyor. Karakterler onlara pek uygun olmayan davranışlar sergiliyorlar. Bunlar birkaç karelik şeyler, yani çok uzun değil. Ama yine de okuru üzebiliyor. Zira sona yaklaşırken “ya bu o kadar da güzel bitmeyecek galiba” diye düşünüyoruz. Fakat bu tedirginliğimiz yersiz çıkıyor. Çünkü hikaye ne muhteşem, ne de kötü bir sonla bitiyor. Sanki tek ciltlik bir hikaye değilmişçesine ucu biraz açık kalıyor.

Özetle, Batman ve Joker hikayelerini seviyorsanız Kara Prens’e de bir bakmanızı tavsiye ederim. Zira sadece ilk yarısı bile çoğu çizgi romana göre hayli keyifli bir içerik sunuyor. İkinci yarının garipliklerini de çizimlerin güzelliği affettiriyor bence. Spoiler vermeden, üstü kapalı yapabileceğim yorumlar bu kadardı. İncelemenin devamında birkaç sayfa ve kare paylaşıyor olacağım.

Hikayeyi büsbütün anlatmayacağım ama yine de spoiler konusunda hassassanız ve tek bir kareyi daha açık etmemizi tercih etmiyorsanız okumayı burada bırakmanızı öneririm.

Kara Prens Ne Anlatıyor, Adı Neden Kara Prens?

Aslında hikayenin orijinal adı Batman: The Dark Prince Charming. Prince Charming, masallardaki beyaz atlı prensler için kullanılan bir söz. Sözkonusu Batman olunca tabii ki her şey siyaha dönüyor.

Burada da Joker küçük bir kızı, yani bir prensesi kaçırmış durumda. Ama prenses, Batman’in onu kurtaracağını biliyor. Zira Gotham’da yaşayan bir küçük çocuk olarak Batman’in onun koruyucusu olduğunun farkında. Ama Joker’ın küçük prenses için kötü bir haberi var: Bu bir masal değil.

Güzel Yanlarına Örnek

Joker’ın küçük kız ile ilişkisi ve diyalogları genel olarak çok güzel. Çünkü kızın bakış açısının Joker’ın gözünde ne kadar tozpembe olduğunu görme imkanı buluyoruz. Bu esnada ikisinin de Batman hakkında ne düşündüğünü görme şansımız oluyor. Joker’ın kendi trajedileri için Batman’i suçladığını görmek bence yine güzeldi.

Zaten bu çizgi roman Joker filmini yer yer anımsatıyor. Yukarıda solda paylaştığım karede de görebileceğiniz gibi, filmden ilham almış gibi sanki. Ama Kara Prens, orijinali 2017’de yayınlanmış bir hikaye. Yani Joker filminden etkilenmiş olma şansı yok. O yüzden Joker filmine ilham veren hikayelerden biri olabilir sanıyorum. Ama filme ilham veren 10 hikaye arasında adı geçmiyor. Belki Stephen King ve Robert McCammon’un Ray Bradbury’den esinlenmeleri sebebiyle benzemesi gibi Joker ve Kara Prens, benim hakim olmadığım için fark edemediğim bir hikayeden birlikte esinlenmişlerdir.

Kaynağı ne olursa olsun, hikayede güzel birçok kare ve gönderme var. Bu göndermelerin bir kısmı da Singin’ in the Rain gibi Gotham’la alakası olmayan göndermeler. Bu da bana eğlenceli geliyor.

Gotham demişken, çizgi romanın resmettiği şehir daha sokaklarında yeni devriye gezdiğim Gotham Knights‘ın Gotham’ını acayip andırıyor. Acayip diyorum çünkü bazı karelerin tam nereye ait olduğunu direkt anımsayıp söyleyebiliyorum. Bu da Kara Prens’i Gotham Knights ile birlikte okumak için güzel bir hikaye yapıyor.

Üzücü Yanlarına Örnek

Hikayenin üzücü olan tek yanı kimi zaman karakterlerin en karakteristik özelliklerinin dışına çıkması. Normalde bunu yapmalarına karşı değilim. Mesela Batman’in suçluları öldürmeyi tercih ettiği bir hikayeyi, anlatım bu değişimin sebeplerine odaklanıyorsa keyifle okuyabilirim. Fakat burada bu değişiklikler güzel temellendirilmemiş.

Örneğin, Catwoman’ın insanların duyabileceği şekilde Batman’e “Bruce” diye seslendiğini görüyoruz. Ve o baloncuk konuşma balonu yerine düşünce balonu olsa hikayede bir kayıp olmazdı. Ayrıca Bruce’un kimliğini gizli tutmak için çaba göstermeyen tek kişi Selina değil. Bruce’un ta kendisi de adeta “Ben Batman’im!” diye bağıran hareketler yapıyor. Sevgili Bruce, sen daha yeni yetme, öksüz bir çocukken giydin bu kostümü de kimliğini sakladın. Sevdiklerini korumak içindiyse eğer koruyabileceğin tek kişi Alfred idi. Şimdi çevren bu kadar geniş, sevdiklerin bu kadar kırılganken kimliğini açığa çıkarabilecek hareketlere ne gerek vardı?

Bruce Wayne bu hikayede öfkesi mantığını gölgeleyen bir adam. Halbuki Batman’in hepsi full olan stat’ları arasında göze en çarpanı zekasıdır. Dolayısıyla mantığı kolayca gölgelenebilecek bir adam olarak resmedilmesi üzücü. Şimdi Kara Prens’i okuyan okurlar “ama kızması için özel bir sebep vardı” diyerek bana itiraz edebilirler. Ben de onlara Batman’in zamanında Robin’i levye ile döverek öldüren Joker’a karşı bile bu kadar mantıksız davranmadığını söyleyerek kendimi savunurum. Ayrıca karşılaştığı düşmanından bilgi almak için “tamam, önce sen bana yumruk at” diyen bir Batman görmek bana itici geldi. Yahu halatınla yakala bacağından, çıkar bir gökdelene de sallandır adamı. Yumruk yemeden de çözemez misin sen bu işi? (Bu arada Arkham oyunlarında sıkça yaptığımız o halatlı hareketi de çizgi romanın bir yerinde yapıyor ve çok da eğlenceli görünüyor).

Tüm rahatsızlıklarım Batman ve Bruce Wayne ile sınırlı değil. Küçücük, eğitimsiz bir kızın deneyimli bir psikiyatrist olan Harley Quinn’e bir psikolojik sendromun adını öğretmesi de hiç hoşuma gitmedi. Hikayede küçük kızı zeki göstermek için Harley Quinn’in hakkı yenmiş.

İşte beni üzen her şeyi bu şekilde özetlemiş oldum. Bunların hepsini toplasanız 2-3 sayfa eder belki. Ama yine de benim canımı sıktılar. Buna rağmen çizgi romanın keyifli bir okuma olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, Batman hikayelerini seven okurlarımıza tavsiye ederim.

Buyrun, ilk birkaç sayfasını da tadımlık olarak paylaşayım:

Siz Kara Prens’i okudunuz mu? Yorumlarınızı bizimle paylaşın!

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  George R.R. Martin'in The Rise of the Dragon Kitabında Ertaç Altınöz İmzası

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.