Son Haberler
Anasayfa » Haberler » Magic the Gathering’de Ülkemiz Adına Görülmemiş Başarı

Magic the Gathering’de Ülkemiz Adına Görülmemiş Başarı

Magic the Gathering, ilk olarak 1993 yılında üretildiğinden bu zamana kadar geçen sürede birçok farklı aşamadan geçti. İlk üretilen kartlar ve ortaya koydukları oyun modelleri ile bugün oynanan MtG büyük farklılıklar içeriyor. MtG, konu strateji ve kart oyunu olduğu zaman özellikle günümüz dünyasında en üst seviyede bulunuyor. Ona karşı durabilecek en iyi rakiplerse Poker ve Go’dan başkası değil. Dünya çapında 20 milyondan fazla oyuncusu bulunan MtG, pek tabii ülkemizde de 1995 yılından beri deneyim ediliyor. Özellikle 1997 ile başlayan turnuvalar ve takip eden yıllar içerisinde açılan Saklıkent ve Sihir Cafe gibi noktalar sayesinde, hem daha fazla oyuncu sayısına ulaştı, hem de bilinirlik kazandı.

MtG, oyun dinamiklerinin yanı sıra en çok “Organized Play” yapısı ile dikkat çeker. Wizards of the Coast’un bir ürünü olan MtG’de, hemen her hafta farklı bir ülkenin farklı şehirlerinde turnuva bulmanız işten bile değildir. Kendi içerisinde farklı turnuva formatlarına sahip olmasıysa kesinlikle benzeri oyunlara karşı bir diğer üstünlüğüdür. Constructed oynamak isteyen oyuncular, Vintage, Legacy, Modern ya da Standard gibi dört farklı başlıkta hazır deste maçları deneyim edebilirler. Limited formattaysa, her oyuncunun altı adet içinden 15 rastgele kart çıkan booster’dan deste oluşturmaya çalıştığı “Sealed” ya da sekiz kişilik masanın etrafında dönen, oyuncu başına üç adet booster’dan gelen kartlarla yaptıkları “Draft” oyun modelleri deneyim edilebilir. Ayrıca, Two-Headed Giant, Commander gibi birçok faklı “casual” oyun modeline de sahiptir.

Bugün Blizzard’ın harika bir “casual” oyuncu açığı yakalayıp piyasaya sürdüğü Hearthstone, yapımcılarının da altını çizdiği üzere, Magic the Gathering’den esinlenerek üretilmiştir. Aslında dönüp baktığımızda, bugün “oynanabilir” dediğimiz tüm oyunlar o ya da bu şekilde MtG’nin uzantısından başka bir şey değildir. Organized Play dedik, farklı oyun modelleri dedik ve bolca turnuva dedik. Pek tüm bunların bizimle ne alakası var?

Türkiye’de Magic the Gathering

Aslında alakası çok zira Türkiye MtG camiası olarak 1998 yılından beri ülkemizi yurtdışında temsil eden bir milli takımımız mevcut. Her yıl gerçekleştirilen ve her ülkede üç adet yapılan World Magic Cup Qualifier’ların birincilerinin oluşturduğu takıma, o yılın en yüksek Pro Point’ine sahip olan bir diğer oyuncu takım kaptanlığı ediyor. Toplamda dört kişi olan takımlar, her yıl Wizards of the Coast’ın belirlediği bir ülkede kozlarını paylaşıyorlar. Tabii bu turnuvadan önce devreye giren Grand Prix’ler MtG’nin en çok dikkat çeken etkinlikleri arasında başı çekiyor. GP’lere binlerce oyuncu katılım gösteriyor ve ancak ilk sekize kalanlar kendilerini tam anlamıyla kanıtlayabiliyor. Katılımcı sayısına göre değişen ödüller ve Pro Point sunan bu turnuvanın ilk sekizine girenler, daha sonradan gerçekleştirilecek bir Pro Tour’a çağrılıyorlar.

Bu yıl 27-29 Ocak tarihlerinde Prag’da gerçekleştirilen GP’de, ülkemizden yine birçok katılımcı boy gösterdi. Aralarında eski ve yeni oyuncuların bulunmasıysa ülkemizde MtG’nin gelişimine dair harika sinyaller verdi. Başlangıçta üst limiti 1.700 kişi olarak belirlenen turnuva, akabinde 2.000 kişiye yükseltildi. Cuma günü Chaos draft gibi eğlenceli ve farklı etkinliklerin olacağı turnuva, talihsiz bir yangın hadisesi ile herkesin yüreğine korku saldı. Yangının hemen yanı başında olan oyuncularımızdan aldığımız bilgilere göre, yavaş şekilde başlayan yangın, kısa süre sonra büyük bir patlamayla devam etti. Akabinde kontrol altına alınmış olsa da içeride eşyaları kalan oyuncularımız, dev turnuva öncesinde ilk olarak yanma akabinde de Prag soğuğunda donma tehlikesi yaşadı. Hadisenin büyüklüğü etkinliğin iptal edilmesi gibi bir durumu ortaya koymuş olsa da Cumartesi günü başlayacak olan ana etkinliğin iptal olmayacağı haberi herkesi rahatlattı.

Grand Prix’de Ne Oldu?

GP’ler iki günlük etkinliklerdir. Katılımcı sayısına göre ilk gün belirli miktarda maçın kazanılması gerekir. Ancak bu sayede ikinci gün maçlarına kalınabilir. Bugüne kadar benzeri turnuvalara giden oyuncularımızın birçoğu ikinci güne kalmış olsa da bu turnuvada genç oyuncunlarımızdan, Alican Göktürk ve eski Saklıkent Cafe’nin, akabinde 2006 yılında kurulan, 2011 yılından beri de İstanbul Beşiktaş Ihlamurdere cadde, Mısırlıbahçe sokakta ve Haziran 2015’den beri de Ankara, Bestekâr sokakta hizmet veren Pegasus Oyuncak ve Kırtasiyenin ortaklarından Yusuf Kemal Vefa ikinci gün yapabildi. Sekiz galibiyet, bir mağlubiyetle toplam 24 puan toplamayı başaran Yusuf Kemal Vefa, ikinci güne 14. Sırada başladı. Tamamen “Limited” formatta deneyim edilen turnuvanın ikinci günü, iki adet zorlayıcı draft ile geçecekti. Yaptığı draftların ikisinden de başarı elde etmeyi başaran Yusuf Kemal Vefa, ilk sekiz arasına beşinci olarak girdi. Yaptığı ilk maçta rakibi olan Florian Koch’u çok hızlı bir şekilde 2-0 mağlup ederek yarı finale çıkmayı başardı. Magic’in Twitch kanalı üzerinden canlı olarak yayınlanan maçlarda, izleyiciler olarak hop oturup, hop kalktık. Yarı finalde karşılaştığı Fabian Friedrich ise ilk tur “Power Rare” dediğimiz “Verdurous Gearhulk”ı son dakika açarak kazandı. Pek hesapta olmayan bu kart, Yusuf’un tüm çabalarına rağmen rakibe galibiyet getirdi. Nitekim ikinci ve üçüncü turlar Yusuf’un galibiyet ile sonlandı. Finaldeyse rakip Paulo Vitor Damo da Rosa oldu. Uzun süredir profesyonel olarak MtG oynayan bu rakip de Yusuf Kemal Vefa’nın karşısında dayanamadı ve 2-0’lık skorla masadan ayrıldı.

Magic the Gathering’in şansa dayalı bir oyun olduğu hakkında özellikle hem acemi, hem de yarı profesyonel oyuncular arasında sağlam bir inanış vardır. Nitekim Yusuf Kemal Vefa’nın özellikle kameralara yansıyan oyunlarında gördük ki durumun şansla pek de bir alakası yok. Şahsım adına üç yıldır MtG oynamıyor olsam da masada yaptığı taktiksel hamleler karşısında alkış tuttum. Rakibi tanımak, hamlelerini hesaplamaya çalışmak ve neye ne gibi tepkiler verebileceğini gayet iyi okuyabilen Yusuf, bu oyunun şans değil, daha çok çalışma ve azimle oynanması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Diğer bir yandan da diğer oyuncuların ne gibi hatalar yapabileceğini deneyimlemiş olduk. Özetlemek gerekirse, Yusuf Kemal Vefa büyük bir ilke imza attı. Ülkemizden bir oyuncu hem ilk defa GP’de ilk sekiz yaptı, hem de yaptığı gibi bir GP kazandı. Ülkemizdeki alt kültür camiası başta olmak üzere, özellikle Magic camiasına yıllarını veren Yusuf Kemal Vefa’yı bir kez daha tebrik ediyor, bu başarısının ülkemizdeki Magic oyuncularının sayısını arttırmasını diliyoruz.

Cultic Games'ten Karanlık Bir Mesaj Var
Peter Capaldi, Doctor Who'yu Bırakıyor