Son Haberler
Anasayfa » Haberler » Dizi Haberleri » Gotham Bölüm 2-3 İncelemesi

Gotham Bölüm 2-3 İncelemesi

gotham-banner-logo

Pilot bölümünde yüksek potansiyelini hissettiren, “Bakalım bu potansiyeli kullanabilecekler mi?” diye düşündüren bir Gotham vardı. Şimdi ise, her bölümde bir öncekinin üstüne koyarak ilerleyen, karakterlerinin ve hikayenin iyice oturduğu, sezonun geri kalanı için heyecanlandıran bir Gotham’la karşı karşıyayız.

Gotham, ilk bölümünden birçok karakteri göstermesiyle endişelendirmişti beni. Fakat sonraki iki bölümde bu sorunu çözdüler; artık izlemesi keyif veren sağlam yan karakterleri var dizinin ve bu karakterler şu an için ana hikayeyi dağıtacak gibi görünmüyor.

Ana hikaye tabi ki Jim Gordon ve muhteşem badass partneri Harvey Bullock üzerinden ilerliyor. Ben McKenzie, Gordon rolünün altından başarıyla kalkarken Donal Logue’nin Bullock’u en sevilen karakter olma yolunda ilerliyor. Birbirine tamamen zıt olan ikili, doğal olarak sürekli tartışıyor. Zaten Jim Gordon, şehre zıt olması sebebiyle ortağı dışındaki insanlarla da tartışıyor. Özellikle 3. bölüm Jim’e ve zıtlaştığı Gotham’a odaklanıyor. Gotham’ın gün geçtikçe yozlaşması, halkın buna karşı tepkileri ve bunların Gordon üzerindeki etkileri başarıyla işleniyor. Bu temalar dizinin kilit ögelerinden olduğundan başarıyla aktarılmaları oldukça önemli.

gotham-characters

2. bölüm ise sadece adını duyduğumuz Dollmaker’ın peşinde geçiyor. Selina Kyle’ı oynayan Carmen Bicondova’nın göz doldurduğu bölümde Dollmaker’ı daha göremememiz iyiye işaret. Çünkü Batman kötülerinin orijinini anlatan bir dizide bölümlük düşmanlardansa, dizinin dedektifler etrafında ilerlediğini de düşünürsek, tek bir kötü adamın başrolde olduğu büyük ve kompleks bir hikayenin işlenmesi daha mantıklı.

Dollmaker üzerinden büyük bir hikaye anlatılacak olsa da Gotham mafyalarının çok daha büyük olaylara gebe olduğu açık. 3. bölümde Sal Maroni’yi gördük, Don Falcone – Fish Mooney arasındaki tansiyon da, Mooney’nin hatalarıya birlikte, gittikçe yükseliyor. Penguin’in de dediği gibi, bir savaş yaklaşıyor.

Penguin’in şehre dönüşü de çabuk oldu. Oswalt Cobblepot 3. bölümde “evine”, gayet güzel bir sahneyle adım attı. Aynı bölümde Penguin’i bolca gördük ve her sahnesi ayrı güzeldi, tıpkı diğer yan karakterlerin sahneleri gibi. Şehirdeki gözümüz Catwoman, yükselen güç Penguin, Batman olma yolundaki Bruce, gizemli geçmişiyle Barbara ve pis dünyasıyla Gotham mafyaları… Hepsinin hikayeleri ayrı ayrı çok iyi ilerliyor ve hiçbiri ana kurguyu bozmuyor. Hepsinin Gordon’la bir bağının bulunmasının bunda etkisi olsa da, Gotham’dan bütünüyle bağımsız olsalar bile izleyici sıkmayacak kalitedeler.

gotham-characters

Son iki bölümde Catwoman ile Penguin parladı ama ben asıl David Mazouz’un canlandırdığı Bruce’a hayran kaldım. Beklediğimden fazla Bruce sahnesiyle karşılaşsam da hiçbiri beni pişman etmedi. Mazouz, Bruce Wayne isminin ağırlığını hissettiriyor. Yeni Alfred’e alışmakta zorlansam da Bruce’u çok beğendim. 3. bölümün sonundaki sahnesi de pek güzeldi.

Tüm oyunculuklar aşırı güzel, ancak Erin Richards’ın Barbara’sı hala “güzel sarışın”ın ötesine geçmeyi başaramıyor. Renee Montoya’yla olan ilişkisi ilginç olabilir ama bu Richards’ın, diğer oyunculara göre, kötü olan oyunculuğunu gölgelemiyor.

Artık ayakları yere basan bir Gotham var. Mükemmel atmosferi, Batman evreninden karakterleri ve göndermeleriyle Kara Şövalye hayranları için ilaç gibi olan dizi, hikayesini de rayına oturtmuş gibi görünüyor. Açıkçası senaryonun ilerlediği yer beni fazlasıyla heyecanlandırdı. Dollmaker şehirde, Arkham Asylum’ın açılacağı konuşuluyor, mafyalar arasında büyük bir gerginlik var. Dizi, arka planında Gordon’ın Gotham’la tek başına mücadelesini ve ahlaki ikilemleri konu alırken oldukça büyük bir savaşa doğru yol alıyor. Bruno Heller’ın dizisi, Pilot’un ardından gelen bölümleriyle vites artırarak devam ediyor.

Yazan: Berke Kadam