Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Avengers: Endgame Geri Sayım #1 – Captain America

Avengers: Endgame Geri Sayım #1 – Captain America

Global bir fenomene dönüşen Marvel Sinematik Evreni’nin sıradaki filmi Avengers: Endgame, tam olarak bir ay sonra vizyona girecek. Ben de Endgame’e kadar MCU’da neler olmuş bitmiş, karakterler nereden nereye gelmiş bunlara hep birlikte göz atalım istedim. Yani bu, bilenlerle filmlerin artısını eksisini tartışacağımız, bilmeyenler için Endgame’e hazırlık açısından yardımcı olmasını umduğum bir yazı dizisi olacak. Çayınızı kahvenizi aldıysanız başlayalım.

Yazının adını Captain America koydum ama, seri nasıl işleyecek öncelikle onu anlatayım. Hedefim seri bittiğinde hiçbir MCU filmi izlememiş seyircilerin bile Endgame’e hazır olmasını sağlamak. Tek bir ön şartım var, Avengers: Infinity War filmini izlemiş olmanız gerekiyor. Çünkü o filmin sonu, bu yazı dizisinin başlangıç noktası. Büyük bir spoiler: Infinity War filminin sonunda filmin, daha doğrusu 20 filmlik sürecin baş düşmanı Thanos, tek bir parmak şıklatmasıyla evrendeki canlıların yarısını yok ediyor. Evet. Avengers Endgame, bu sürecin direkt sonrasını anlatacak.

Ben şahsen en az 3 saat sürmesi beklenen bu film, daha doğrusu bu “macera” için çok heyecanlıyım; sizleri de bu heyecana dahil etmek istiyorum. Çünkü Marvel gerçekten de tarihte yapılmamış bir şeye imza attı MCU ile. Endgame, tek başına değerlendirilebilecek bir film değil; zaten başlı başına MCU dediğimiz olay, tekli filmler ile değerlendirilemeyecek; mimarisi olan bir “yapı”. İşte bu yazılarda da karakterleri irdeleyerek yapının derinlerine ineceğiz.

Neden karakterler derseniz; olay hep karakterlerdi çünkü. Marvel, evrenini karakterler üzerine kurdu; bazen sırf onları sonraki filmlerde kullanmadan önce tanıtmak amacıyla boş filmler yaptı; biz önceki güzel filmlerin hatrına yine izledik, karakteri tanıdık. Karakterleri tanımak her zaman çok önemliydi çünkü Avengers filmi demek, birçok süper kahramanın birarada görünmesi demek. Bu kargaşada onları sevmek için de tanımamız gerek. Şimdi ise bu tanıyıp sevdiğimiz karakterlerin de “Endgame“ini izliyor olacağız. Evrenin yarısı yok olurken sevgili senaristler Avengers ekibinde orijinal altılının sağ kalmasını sağlayarak bize büyük bir mesaj verdi: onları belki de son kez izleyeceksiniz. İlk Avengers ekibinde yer alan Thor, Captain America, Iron Man, Hulk, Black Widow ve Hawkeye şu an hala hayatta ve evreni kurtararak son görevlerini yapıp yeni kahramanlara yerlerini teslim etmeleri an meselesi.

Ayrıca Marvel, insanların 20 kusür filme ayrı ayrı bilet parasını vermesini de karakterlerin kişisel özelliklerine borçlu. Çünkü her bir kahraman, kişiliğini filme yansıtıyor. Uçan robot Iron Man’in filmi başlı başına bir bilimkurgu mesela. Guardians Of The Galaxy desek Star Wars-vari bir uzay operası; Captain America daha çok bir casusluk filmi. E zaten hepsi ayrı tonlarda olmasa, kimse izlemezdi. Filmlerin ayrı tonlarda olmasından mütevellit, kendi içlerinde bir tutarlılık var. MCU filmleri diye arattığınızda karşınıza çıkacak olan 3 Captain America filmi, art arda izleseniz bir üçleme aslında. Ve biz de Avengers Endgame geri sayımımıza bu üçlemeyle dalacağız.

Captain America, Amerika’nın 2. Dünya Savaşında Nazilere karşı mücadele etsin ve hatta halkı askere gitmeye teşvik etsin diye özel bir serumla geliştirdiği bir süper asker aslında. Öyle dikkat çekici bir süper gücü falan da yok. Hele ki ilk filmi The First Avenger‘da, Nazilerin bir organizasyonu olan HYDRA ile savaşıp sonrasında ıssız bir yerde buzula çakılması dışında bir şey anlatılmıyor. Filmin sonunda günümüze geliyoruz, Kaptan bulunuyor, ölmediği anlaşılıyor ve 70 yıllık uykusundan uyandırılarak Avengers ekibine dahil oluyor.

Ancak her şey, büyük resme yani üçlemeye bakınca anlam kazanıyor.

Captain America filmleri demek Amerika’nın savaşlarına veya istihbaratına göz atmak demek. O isimden başka bir şey beklenemez zaten. SHIELD, önemli bir figür bu noktada, MCU’nun MİT’i gibi düşünebilirsiniz. 2. film Captain America Winter Soldier; SHIELD’a daha çok odaklanarak tamamen bir casusluk filmi oluyor. İlk filmdeki düşmanımız HYDRA’nın SHIELD’a sızdığını öğreniyoruz. Cap, HYDRA’nın planını çökertirken filme ismini veren Winter Soldier’la karşılaşıyor. E bu Winter Soldier, ilk filmde Cap’in yakın arkadaşı olarak lanse edilen Bucky Barnes’ın ta kendisi! Cap, beyni HYDRA tarafından yıkanarak bir süper asker dönüştürülen Bucky’i korumak isterken, Iron Man’le sürtüşüyor ve bam! İşte üçüncü film Captain America: Civil War.

Amerikan hükümeti Bucky’i savaş suçlusu ilan ediyor, Cap ise arkadaşının beyninin yıkandığını savunarak onu korumaya çalışıyor ve tamamen ayrı bir yazı konusu olan süper kahraman kayıt yasasının da etkisiyle kahramanlarımız karşı karşıya geliyor. Bucky’nin HYDRA askeri olduğu süreçte Iron Man’in anne babasını öldürdüğünün ortaya çıkmasıyla sağlam bir Iron Man – Cap dövüşü izliyoruz ve olayın sonrasında Captain America kayıplara karışırken, Iron Man’le arası da bozulmuş oluyor.

Cap’in hikayesi genel hatlarıyla bu şekilde. Fark ettiyseniz, olay süreki HYDRA’dan veya kankası Bucky’den yürüyor ve bunu garipsemiyorsunuz çünkü her karakter kendi çapında ilerliyor. Bu çaplar Avengers filmleri dışında fazla genişlemiyor, böylelikle tutarlı ve gerçekçi bir evren izlemiş oluyoruz.

Cap’in Endgame’de en merak ettiğimiz sahnesi elbette ki Iron Man ile karşılaşması olacak. Yönetmen Russo biraderler, Infinity War’da bu “eski” arkadaşların yolunu kesiştirmeyerek ortalığı bulandırmadı ve heyecanı Endgame’e taşıdılar.

Peki Endgame’e gelirken, Cap’i özel kılan neydi? Açıkçası Captain America MCU’da en tutarlı filmlere sahip ve benim de en sevdiğim karakter. Şimdi biraz daha onun başarısına eğilelim.

Bir ekip nasıl olmalıdır sizce? Avengers da bir ekip ve buradaki herkes farklı karakterlerde ki özellikle ilk Avengers filminde bu uyuşmazlıklara fazlaca rastlıyoruz. İşte onları birleştirici güç Cap oluyor. Ninja Kaplumbağalar’da Leonardo vardır mesela. Michelangelo komik, Donatello zeki, Rapheal öfkeli olanken onu tek kelimeyle tanımlayamazsınız ve çok kişinin ilgisini çekmez; fakat lider olan da odur. Cap ise ilgi çekiyor ve bunu tamamen kişiliğini bize ufak ufak göstererek yapıyor Marvel. Meşhur “I can do this all day” deyişinden, Thor’un sadece hak edenlerin kaldırabileceği çekicini oynatabilmesine kadar olan detaylarla gücünü anladık onun. Aslında dümdüz bir orijin filmi olan ve pek beğenilmeyen The First Avengar da sadece buna hizmet ediyor: Cap’i tanıtmaya.

İsmini duyunca tat kaçıran, propaganda malzemesi sanılan bir karakter Cap. Gerçekten de 2. Dünya Savaşı’nda buna malzeme oluyor; ancak oynadığı tiyatroları bırakıp savaş alanına gitmesi bir mesaj oluyor bizlere. En başından beri anlayanına ufak ufak mesajlar veriyor Marvel. Eğitimde el bombasından herkes kaçarken onun üzerine atlaması, dayak yemekten uslanmayıp “I can do this all day” demesi, Nazileri mi öldürmek istiyorsun dediklerinde “hayır, sadece zorbalardan hoşlanmam” demesi oluşturuyor Cap’i. First Avenger’ın ilk sahnesinde dövülürken söylediği “I can do this all day”i, Civil War’ın kapanışında Iron Man’e de tekrarlandığında diyorsunuz ki işte MCU’nun en tutarlı karakteri bu. Tüm bunların ışığında Avengers ekibine emirler yağdırırken liderlik görevinin Cap’e neden bu kadar iyi oturduğunu daha iyi anlıyorsunuz.

Peki hangi Amerika’nın lideri? Cap, uykuya daldığı 70 yıl önceki, okyanus ötesine vahşet değil yardım götüren özgürlükçü demokrasi aşığı Amerika’nın izlerini taşıyor üzerinde. O yüzden Winter Soldier’da Nick Fury’nin denetlemeci politikalarına karşı “siz insanları gözetliyorsunuz, bu korku yaratır” diyor; Civil War’da bizzat Amerikan hükümetinin yaptığı yasayı elinin tersiyle itiyor. Yeni nesil gözetleyen kapitalist Amerika temsilini Iron Man’e yani Stark Endüstrileri CEO’su Tony Stark’a veriyor.

İsmi Captain America olan bir karakteri sinematik evrende hükümet karşıtı yapmasıyla da Marvel tebriğimi kazanıyor. Bu aslında filmler için alınmış bir karar değil; Cap çizgi romanlarda da böyle. Civil War’un çizgi romanını okursanız orada daha iyi görebilirsiniz bunu. (Okumadan görmek için bkz: Detaylı Bir Civil War İncelemesi) Yani Marvel ve özellikle Russo biraderler karakteri çok iyi anlamış. Onu anlayıp politik halini Amerika’nın özellikle 11 Eylül sürecinde pik yapan özgürlüğe karşı denetim tartışmasını Marvel Sinematik Evreni’ne taşımak büyük bir alkışı hak ederken Winter Soldier, evrenin en oturaklı senaryosuna sahip filmi olarak çizgi roman/süper kahraman hikayesi sevmeyenlerin bile beğenebileceği bir iş haline gelmiş oluyor.

Genel hatlarıyla Captain America’nın Endgame’e olan yolculuğu ve MCU’a dahiliyeti bu şekilde. Umarım kendisini yeterince anlatabilmiş ve farklı bir açıdan görmenizi sağlayabilmişimdir. MCU’nun diğer yıldızı Iron Man’den bahsedeceğimiz bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

Avengers Endgame Geri Sayım #1 || Captain America yazısına podcast olarak da ulaşabilirsiniz! Spotify’dan dinlemek için şuraya, Soundcloud’dan dinlemek için şuraya tıklayabilirsiniz. Yüksek ihtimalle yazıdan önce yayınlanacak podcastlere ulaşmak için podcast hesaplarını takip edebilirsiniz.