Anasayfa » Makaleler » İzmirCon Nasıl Yapılıyor, Niye Yapılıyor?

İzmirCon Nasıl Yapılıyor, Niye Yapılıyor?

Biz İzmirliler simide gevrek, çamaşır suyuna klorak, kendi yaptığımız cona da İzmirCon deriz. Buna da daha havalı, ne bileyim başka şehirdekilere daha burun kıvırmalı bir isim bulabilir miydik bilmiyorum. 2003 yılında bu etkinliği ilk yapan insanlar tarafından adı basitçe böyle konulmuş; zaman içerisinde de bu sadelikle gelen anlam bizim gözümüzde de daha önem kazanmış durumda.

Zira İzmirCon tam da adını hak eden bir con; şehire, bu şehrin bir grup oyun meraklısına ait bir etkinlik. Ülkemizde çok sık görüldüğü gibi bir üniversite topluluğu etkinliği değil İzmirCon; vaktiyle emek veren bir grup insanla başlayıp zaman içerisinde de kaybolmamayı başarmış, İzmir’in tüm alt kültür meraklılarına ait bir etkinlik.

Böyle gittikçe büyüyen etkinlikler kimilerine giderek soğuklaşır; o güzelim sıcaklık kaybolur derler. İzmirCon ekibi olarak biz takım ruhu olsun, on dört senedir devam eden bir etkinliği ileri taşıma şevki olsun olumlu hislerle donanmış olsak da dışarıdan bakanlara ne kadar yakın görünüyoruz, bunu kestirememenin kaygısı içindeyim. O yüzden bu etkinlik yapmayı az çok nasıl hallediyoruz biraz bahsetmek istedim. Bir nevi sahne perdesinin arkası; con zamanı turuncular içerisinde havalı havalı gezinen insanların etkinlik öncesi aylarca önceden başlayan koşturmasına bir bakış.

Son üç senedir etkinliğin genel sorumluluğunu ben alıyorum. Etkinlik şu anda Kule Sakinleri Derneği’ne ait; ben de Kule bünyesindeki sakinlerden biriyim. Kule ekibinde etkinlik bayrağını ilk devralan Burak, Ruhi, İlker gibi (unuttuklarım varsa affedin, seneler geçti, kolay hatırlanmıyor artık) arkadaşlar iş, güç, askerlik nedeniyle azalan zamanlarından dolayı etkinliğe gerektiği gibi zaman ayıramayınca, onlardan da alacağım desteğe güvenip sorumluluğu üzerime aldım. Zaten halihazırda düzeni kurulmuş bir etkinliği almak kolay; organizasyon becerilerimi geliştirme sırasında da etrafta yardımcı olacak tecrübeli çok insan olunca bu geçiş dönemini olabildiğince sıkıntısız atlattık.

Şaka maka devraldığımdan beridir de şansıma alt kültür konusunda ülkemiz güzel zamanlara geçiş yaptı. Alt kültüre olan ilginin artması olsun, Marvel patlaması, fantastik edebiyat ve filmlere artan ilgi olsun bizim de işimize çok yaradı. Hazır ilgi alanları genişlerken ve talep artarken, alt kültür fuarı olma iddiasındayız madem, bünyemizde alt kültüre iyice ülkede de yerleşmiş hobilere yer verelim dedik.

En ilgi çekeni ve dramatiği şüphesiz Cosplay oldu. Dört sene kadar önce Cosplay’e yer verip, daha sonra çıkan külfet ve zahmeti görünce “Yok, bir daha kalkışamayız böyle işlere, kalsın aman.” dedik. O zamanlara kadar katılımcı sayımız birkaç yüz olduğu ve hemen herkes birbirini tanıdığı için etkinlik aile toplantısı havasında geçiyordu, bir avuç görevli olarak alan idaresini hallediyorduk. FRP oynamaya, minyatür oyunu oynamaya gelenler bir yandan sohbet edip bir yandan bizlerle alanda çöp topluyorlardı mesela. O vakit etkinlik ücretsiz yapıldığı için, bizde ‘hizmet sunma’ gibi bir kaygı da yoktu. Ufak bir kitle bir araya gelip, oynayıp dağılıyorduk kısaca. Herkesin yaşı da neredeyse birbirine yakındı, çok ufak yaşta katılımcımız yoktu.

Cosplay öncelikle bu yaş aralığını açtı; bizi yeni bir hobi anlayışına ve yeni bir kitleyle karşı karşıya getirdi. Etkinlik açısından genel konuşacak olursam etrafta rengarenk kıyafetli, hayallerden gerçeğe dönmüş kahramanları görmek görsel olarak bizi memnun etti. Katılımcı sayımız da görünür şekilde arttı.

Öte yandan etkinlik sırası ve sonrasında yaşadığımız, özellikle tertip ve temizlikle alakalı sorunlar Cosplay’e yer verdiğimiz ilk sene cesaretimizi kırdı. O aralar etkinlik dediğim gibi ücretsizdi çünkü ufak bir kitle olduğumuz için mekan kirası ödemiyorduk. Cosplay ile artan kitle sonrası daha önce hiç düşünmek zorunda kalmadığımız durumlarla karşılaştık; con mekanına ait zarar gören eşyaların maddi zararını karşılama, tuvaletten peruk çıkması, lavabolara doldurulmuş makyaj malzemesi çöplükleri veya poz vermek için gösterilen çabalar sırasında mekanın diktiği fideleri yamultma, masa sandalye hasarı gibi çeşitli sorunlar. Bu sorunlar, daha önce ufak bir kitle karşılamaya alıştığımız için üstümüzde olan acemilikle birleşince o ilk sene oturup gelecek sene Cosplay’e yer vermeme kararı aldık. İletişim konusunda da sıkıntı yaşadık çünkü daha önce hep topluluklarla, kulüplerle iletişime geçen insanlar olarak bu durumu kimlere görüşeceğimizi bilememe de bizi tedirgin etti. Cosplay bireysel bir etkinlik; ortada bir sorumlu yok, grup yok, kulüp yok. Gelen arkadaşların yaş ortalamaları da beklediğimizden çok düşüktü; bu doğrultuda da düzgün tepki veremedik.

Çok şikayet ettim değil mi? Sonu bizce, en azından şimdilik, mutlu sonla bittiği için lütfen kırılmayın. Üstteki senaryoları ön göremeyecek kadar acemiydik; dediğim gibi bir ‘hizmet sunma’ olgusu yoktu. Bir de gerçek var ki, katılımcı sayımız giderek artıyorsa epey bir kısmı Cosplay sayesinde. İlk karşılaşma sonrası verdiğimiz bir senelik aradan sonra biz de elimizden geldiğince hazırlandık zaten.

Son senelerde etkinlik ücretli oldu; katılımcı artışı sonrası eskisi gibi “İşte masa, işte sandalye, hadi iyi eğlenceler!” diyemeyeceğimizi, etkinliğe daha başka yönler katmamız gerektiğini gördük. Eskisi gibi şirin, ufak bir topluluk olmadığımız için mekan kirası ödemeye başladık. Girişte aldığımız ücretleri gelecek seneye devrediyoruz; fark ettiyseniz her sene daha da geniş alana geçiyoruz. Hatta bu senenin yeni yer haberini vereyim; bu sene Cosplay yarışması zemin katta sonradan koyulmuş bir sahnede değil, Tepekule’deki gerçek sahneli bir salonda yapılacak. Gelen gelirle kaliteyi epey geliştirdik; eskiden sadece kirden griye dönmüş, sallanan beyaz piknik masalarını kiralayabiliyorduk. Şimdi işe ahşap, temiz masalar, sandalyeler, örtüler kiralayabiliyoruz. Alanda bir kenara çekilip bakılınca daha güzel, daha şık bir görünümümüz oluyor böylece.

İşleyişe gelecek olursam; her sene, geçen senelerde görevli olmuş olan kişilerle irtibata geçiyoruz. Yeni senede de bize katılacak olan arkadaşlar ile yeni etkinliğe ait bir kadro oluşturuyoruz. Con öncesi karar verilecek tarih, tema gibi meseleleri kararlaştırdıktan sonra iş dağılımına geçiyoruz. FRP, Cosplay, İç Mekan gibi çeşitli takımlarmız ve bu takımların sorumlusu olan Takım Liderlerimiz var. Ortak yaptığımız ve sorumlulukları belirlediğimiz ilk toplantılar sonrasında kendi takımına ait işlerin takibinden Takım Liderlerimiz sorumlu; onlara gerekli hatırlatma ve desteği vermek de benim sorumluluğumda. Gönüllü iş yapan bir takım olduğumuz için, işlevsel bir yetki derecelendirmemiz olsa da bir patron – çalışan düzenimiz yok. Birisi bir işi üstüne kendi isterse alıyor, istemezse almıyor. Bir işi almışsa süreç sırasında takibini yapıyoruz; istediğinde destek veriyoruz. İşi yapamazsa o sırada uygun olan kimse o devralıyor, en son hiç kimse uygun olmazsa ben devreye giriyorum.

Aramıza yeni katılanlar varsa onlara staff eğitimi veriyoruz. Bir eğitim bizim tarafımızdan temelleri anlatmak için veriliyor; bir eğitim Erdem Erem hocamız tarafından iletişim ve etkinlik idaresi üzerine veriliyor, en son eğitim de condan bir gün önce alan hazırlanırken con alanında veriliyor. Herkese Staff Rehberi dediğimiz bir adet de yazılı rehber veriyoruz.

Etkinlik Kule Sakinleirne ait ama İzmirCon’un işleyişi farklı. Kule Sakinleri nihayetinde tüzel kişiliği olan resmi bir dernek olduğu için nispeten daha kapalı bir topluluk olsa da, İzmirCon bünyesine istekli, gönüllü ve birlikte iş yapabileceğimizi düşündüğümüz her arkadaşı kabul ediyoruz. Kule Sakinleri üyesi olmak gibi bir zorunluluğumuz yok.

Görevli kadrosunu topladıktan sonra, özellikle son aylarda, koşturmamız başlıyor. Etkinlikleri planlama, mekan yerleşimi, alana prop sağlama, bağlantılar ayarlama, kayıt tarihlerini ayarlama, hediyelikler yaptırma, stand kayıtları gibi birçok işin bir arada harmanlandığı, Kaos’un gülerek tepemizden baktığı bir zaman aralığına giriyoruz. Birçok işlerimiz sanal olarak halledilse de baskı yaptıracak yer bulma, baskıları alma, prop yapma, malzemeler alma gibi işlerimiz koşturma gerekiyor. Bu sene tema konusunda bize yardım edebilecek başka bir topluluk, dernek bulamadığımız için ilk defa temaya uygun dekorlar yapmayı deneyeceğiz.

Bu koşturmaların ardından bizim beklediğimiz gün gelir; hayır cumartesi değil. Cuma! Alanı yerleştirdiğimiz, çok yorulduğumuz ama çok da eğlendiğimiz gün. Masa yerleştirmeler, silmeler olsun, masa taşıma arabaları ile birbirimizi taşıma, düşme ve koşturma olsun çok yorulduğumuz alanı hazırlama işlerini hep cuma yaparız. Yavaş yavaş conun görüntüsü ortaya çıktıkça da üstümüze hep “Vallahi oluyor.” hissi gelir; şahsen alanın bir köşesinden diğerine bakmaya doyamam. Onca ay kafamızda kurduğumuz, çenesini yaptığımız, koşturduğumuz şeyin somuta dönüşmesini görmek inanılmaz bir keyif.

Doruğuna çıkan heyecanımız ve yorgunluğumuzun ödülünü de cumartesi kapıları açtığımızda alıyoruz. Onca ayın, haftanın emeği sonrası yapılanların boşa gitmediğini, etkinliğin ilgi gördüğünü görmek her sene bizi etkinliğe tekrar sarılmaya itiyor. Etkinlik sırasında gerekirse çöp de toplarız, tuvalet de temizleriz. Bu tür görevleri de organizasyon sorumlusu, takım lideri falan diye ayırmayız; o an kim boşsa, alır eline torbayı çöp toplar.

Etkinlik sırasında stafflarımız çok yorulmasın diye vardiya takibi de yapıyoruz. Etkinlik öncesi stafflık yapmak istediğiniz zamanları bize bildiriyorsunuz; biz de size ona göre bir görev veriyoruz. Bir gün görev alıp, öbür gün misafir olarak gelebilirsiniz. Tamamen size kalmış; bize haber verdiğiniz sürece sorun yok.

Cumartesi akşamı alanı son bir kolaçan ettikten sonra After Party’e gidiyoruz. Ertesi gün görevli olsak da içiyoruz, sesimiz kısılana kadar Bard’s Song söylüyoruz, What Will We Do With A Drunken Sailor eşliğinde dansediyoruz. Pazar günü de alana şişmiş bir surat fakat eğlenmiş halde geliyoruz. Stafflara bol bol aspirin, ağrı kesici, talcid sağlamayı da unutmuyoruz.

Con bitimi son alan toparlaması, Kule’den getirdiğimiz eşyaları taşıma, eşyaları Kule’ye koyma sonrası da her zaman topluca içmeye gidiyoruz. Biraz daha Bard’s Song söylüyoruz, çevreye epey rahatsızlık verdikten sonra da evlere dağılıyoruz.

İzmirCon maceramız her sene aşağı yukarı böyle geçiyor. Katılmak isterseniz bu seneki maceramıza sizleri de bekleriz.

Rise of the Beholder
Türk Yapımı No70: Eye of Basir Oyununun Çıkış Tarihi Resmen Açıklandı