Anasayfa » Makaleler » Fantastik Edebiyatın Dünü ve Bugünü

Fantastik Edebiyatın Dünü ve Bugünü

fantasy-book-orman-kitap-banner

Her şey zamanın akışıyla birlikte değişir. Bu kimsenin karşı koyamayacağı bir gerçektir. Değişim, gelişim, evrim… Nasıl anarsak analım fark etmez, en büyük gerçek değişimin kendisidir. İnsanoğlu değiştikçe ortaya koyduğu eserler de buna ayak uydurur. En büyük ilgi alanlarımızdan biri olan edebiyat da gün be gün kendini yeniler ve “her yeni örnek türü değiştirir. (1)” Bu durum fantastik edebiyat için de geçerlidir.

Fantastik edebiyatın, günlük hayatta şahit olamayacağımız doğa ötesi olayları mümkün kılması sebebiyle, edebiyat dünyasındaki en çarpıcı yazın şekli olduğunu söyleyebilirim. Garip karakterleri, gerçek olamayacak evrenleri ve insanoğlunun güce olan ihtiyacını yansıtması bakımından fantastik eserler diğer edebi türlerden ayrılır. Bu sebeple bizi huzursuz eden gerçeklerden kaçıp sığınabileceğimiz bir kale olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eserler makaleleri, araştırma eserlerini, politika ve bunun gibi hayatın gerçekleri ile ilgili diğer kitapları okumayı sevmeyenler için bir sığınaktır çünkü zaten o sıkıcı gerçekler bizimle yaşamakta ve aynı nefesi solumaktalar.

Korkunç da olsa, can da yaksa insanlar rüyalarını hatırlamaktan hoşlanır. Bunun sebebini hiç düşündünüz mü? Bu, insanların fantastik eserleri tercih etmesiyle aynı sebebe dayanır: Gerçeklerden kısa süreliğine de olsa kaçmak ve başka türlü yaşanılamayacak olan olayları tecrübe etmek. İyi bir fantastik eser bizi hikâyenin bir parçası yapar. Bu özellik roman ve öykü türündeki eserler için temel gereksinimlerden biridir ancak fantastik eserlerin olmazsa olmazıdır.

fantastik-kitap-sovalye

Bu yazıda önce fantastiğin anlamını, sonra fantastik edebiyatın klasik ve modern yaklaşımlarını sizlerle paylaşacağım. İlk olarak bu türe neden “fantastik” dendiğine bir bakalım.

Fantezi: …, fantezi genellikle gerçeklikten kasıtlı olarak kurtulma amacıyla kullanılır. Bu terim genellikle peri diyarı gibi var olmayan yerlerde ve gerçek dışı dünyalarda geçen ya da inanılmaz ve gerçek dışı karakterleri barındıran eserler için, …, veyahut bilimkurgu ve ütopyacı kurguda olduğu gibi fiziksel ve bilimsel prensiplerin keşfedilmediği ya da var olan tecrübelere zıt olduğu durumları anlatan eserler için kullanılır.  Bazı durumlarda fantezi sadece yazarın ve okurun zevk alması için kullanılabileceği gibi, yazarın gerçekliğe ciddi eleştiri getirmesi için bir araç olarak da kullanılabilir. …J.R.R Tolkien’ın Yüzüklerin Efendisi isimli üç romanı şu anda fantezi için sağlam bir örnektir (2).

Fantastik” kelime itibariyle Latince bir sıfat olan fantasticum ve Yunanca bir fiil olan phantasein’den türemiştir ve “neredeyse görünür”, ”görünürmüş gibi” anlamına gelir. Fantezi hayal gücüdür. Aristoteles (B.C. 384-322) phantastike kelimesini fiziksel temeli olmayan şeyleri hayal edebilme kabiliyeti anlamında kullanmıştır. Bu kelime için 19. Yüzyılın ilk yarısında yeni bir edebi türün adı olarak kullanılmaya başlandığı söylenebilir (3).

Fantastik, garipliği ve saçmalığı dolayısıyla gerçek dünya ile arasında ince bir bağı varmış gibi gözüken şeyleri tanımlar. Tam olarak mantığın zıttıdır ve bir şekilde deliliğin yansımasıdır. Açıklanamaz bir olay verilir ve gerçeklik, en azından bizim alışık olduğumuz gerçeklik, sunulan olaylardan tamamen farklıdır. Bu yüzden iletişim kurmak, yemek-içmek ve uyumak gibi günlük hayatta olan temel unsurlar dışında fantastik eserlerde mantık dâhilinde bir içerik beklemek pek doğru olmaz. Ayrıca Fantezi kırılamaz kabul ettiğimiz kuralları hiçe saymamızı sağlar. Peter Penzoldt’a göre fantezi ve doğa ötesi kurgu, gerçekçi bir şekilde bahsedemeyeceğimiz şeyler hakkında konuşmamız için bir bahanedir (4).

fantastik-kitaplik

Teknoloji çağının başlamasıyla bilimkurgu ve fantastik edebiyat okurların dikkatini çekmeye başladı. Jules Verne (Denizler Altında Yirmi bin Fersah), ve H.G. Wells (Zaman Makinesi) gibi bilimkurgu yazarları teknolojiden ve icatlardan bahsederken fantezi yazarları gerçeklikten mümkün olduğunca kaçmış ve yeni dünyalar yaratmışlardır. Bu yüzden fantastik edebiyat, kaçış edebiyatı olarak da anılmaktadır.

“Fantastik Edebiyat” terimi, bir yazın çeşidi olan edebi bir türü tanımlar. Bildiğimiz dünyada vampirler, periler ve şeytansı varlıklar yoktur ve her birimiz günlük hayata normal açıdan bakarız. Ancak fantastik eserlerde, önceden de söylediğim gibi, normlarımız yaşanan olayları açıklamaya yetmez. Başkarakter iki seçenek arasından birini seçmek zorunda kalır: ya durumun gerçek olduğunu ve dünyamızın metafizik güçler tarafından kontrol edildiğini kabul edecek ya da her şeyin bir göz yanılması olduğunu ve hayal gücünün kendisine oyunlar oynadığı kanaatine varacaktır. Şeytan ya gerçektir ya da bir yanılsama. İşte fantastik tam olarak bu karasızlık anında ortaya çıkar: Kararsızlık fantastik edebiyatta iş başındadır. Özetle, doğa kanunları gerçekleşen garip olayları açıklamaya yeterliyse metin tekinsiz kurgu kapsamına girer. Eğer yeni kanunlar ortaya koyar ve doğaüstü güçlerin varlığını kabul edersek elimizde sıra dışı kurgu kapsamında bir metin var demektir. Bu üç tür birbirine çok yakındır ve anahtar, ikilem anıdır. Diğer bir deyişle: Fantastik hayatımıza gizem girdiği anda ortaya çıkar (5).

fantastik-kitap-dunyasi

Bu ikileme bir örnek verelim. Jean Potocki’nin Saragossa’da Bulunan Elyazmaları adlı kitabında başkahraman olan Alphonse yolculuğu sırasında uzun zaman önce terk edilmiş bir han bulur, içine girer ve uyur. Gece yarısı yarı çıplak zenci bir kadın odasına gelir ve birlikte bodrum katına giderler. Orada güzel bir kadın daha vardır. Muhabbet muhabbeti açar ve kız kardeşlerle Alphonse’nun akraba olduğunu öğreniriz. Sabah olup da horozlar ötmeye başladığında kız kardeşler yok olur. Alphonse hayaletlerin sadece gece yarısıyla günün ilk horoz sesi arasında gücü olduğunu hatırlar. Kafası karışmıştır ve bunun bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğuna karar veremez çünkü tesadüflerin doğal olmadığı hikâyenin akışından anlaşılmaktadır. Sonraki gece uyurken kız kardeşler yatak odasına gelir ve birlikte uyurlar. Sabah gözlerini açtığında bodrum katında olduğunu görür ve güzel kız kardeşler çirkin cesetlere dönüşmüştür. Buna rağmen Alphonse doğaüstü yaratıkların varlığını reddeder ve bu inkâr, öykünün türünü değiştirme gücüne sahiptir. O sabah aynı tecrübeyi yaşamış olan bir rahiple tanışır. Bu andan itibaren başkahraman ikilemi yaşamaya başlar. Gerçek midir yoksa hayal ürünü mü? Yeni olaylar ve tesadüfler iki kız kardeşin kimliği hakkında şüphe duymasına neden olur ve hikâye akışı boyunca asla emin olamaz. Sanki görüşünü kısıtlayan bir sis tabakası zihnini kuşatmıştır. İşte bu, fantastiğin yoludur. Alphonse Bana tuzak kurmak için şeytanın cesetleri hareket ettirdiğine neredeyse inanacağım” der. Eğer inanmış olsaydı, bu eser fantastik edebiyat kategorisine giremeyecekti çünkü başkahramanın ve okurun kararsızlığı fantastik eserler için temel gereksinimdir (6). Okur önemlidir ve bu ikilem onlar tarafından da hissedilmelidir. Hikâyedeki karakterler gibi, okur da bu ikilemi yaşayabilmeli, kendisini başkahramanın yerine koyabilmeli ve olaylara karşı bir tavır takınabilmelidir.

kitap-book

Amerikalı fantezi yazarı H.P. Loevcraft (1890-1937)’a göre fantezi metinde değil, okurun tecrübelerinde olmalıdır:

En önemli unsur atmosferdir çünkü eseri eşsiz yapan okurun öznel etkileşimdir. Bu yüzden fantastik eserleri yarattıkları heyecanın yoğunluğu ile değerlendirmek zorundayız. Eğer okur korkmuş ve dehşete kapılmışsa ve doğaüstü yaratıkların ve normal dışı olayların olasılık dâhilinde olduğunu düşünebiliyorsa hikâye fantastiktir (7).

H.P. Lovecraft’a göre fantezinin temeli korkudur çünkü korku evrenseldir, çekicidir ve insan ırkı için gereklidir. Lakin genel konuşmak gerekirse korku her zaman gerekli değildir. Korku unsuru olmadan da güzel fantezi eserlerinin yazıldığını ve tüm korku metinlerinin de fantastik olmadığını vurgulamakta fayda var.

Bahsettiğim bu sisli atmosfer tüm hikâye boyunca, hatta hikaye bittikten sonra bile, devam ettirilebilir. Henry James (1898-1979) tarafından yazılan Tornavidanın Dönüşü adlı hikâye bu bulanık atmosfere örnek verilebilir (8). Hikâyede hayaletler hakkında bilgi verilmez. Okur, hayaletlerin köşkte var olup olmadığını ya da olayların varsanım olup olmadığını bilemez. Olayların sebebini metnin içinde bulamayız.