Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Mars’a Gittik Geldik – Marslı Filmi İncelemesi

Mars’a Gittik Geldik – Marslı Filmi İncelemesi

martian-marsli-banner

Geçtiğimiz yılın en iyi bilimkurgu romanlarından biri olarak gösterilen Marslı‘nın filmi beyazperdeye yansıtıldı.

Koşa koşa biletimizi alıp, sinema koltuğundaki yerimizi aldık ve film hakkındaki ilk görüşlerimizi sizlerle paylaşmaya karar verdik.

Tam da NASA’nın Mars’ta su bulunduğuna dair haberlerini açıkladığı şu günlerde Andy Weir’in Marslı kitabının sinema uyarlaması vizyona giriş yaptı. Bugüne kadar insanoğlunun üzerinde birçok kurgu anlattığı kızıl gezegen, bambaşka bir açı ile ele alınmış biçimde karşımıza çıkıyor.

Marslı romanı raflardaki yerini aldığı sırada çevremdeki birçok insanla beraber kitabı okumaya başladık. Sevgili dostum Kayra’nın kitap incelemesi yayınlandığı sırada, Marslı elime ulaştı. Kısa sürede Marslı’yı bitirmiş, ama kafamda bir sürü meraklı tilkilerin dolaşmasına yol açmıştı. Çevremdeki mühendis geçmişine sahip birçok arkadaşım kitabı hayranlıkla dile getirirken, ben sadece “meh” demekle yetinmiştim.

Şu noktadan sonra kitabı okumayanlar ve filmi izlerken izleme keyfinin kaçmamasını isteyenlerin, çok fazla olmasa da, bir kısım spoiler içereceğinden dolayı “Vay efendim, Frpnet film izleme zevkimizin içine etti” gibi söylemlerin bulunmaması için bu yazıdan uzak durmalarını isteyeceğim. Hazırsak Marslı filmini yakın markaja alalım.

martian-photo

Yukarıda da söylediğim gibi Marslı kitabı benim içimde öyle delicesine fırtınalar koparan bir bilimkurgu kitabı olmamıştı. Hatta ona sadece “bilimsel kurgu” demekle yetinerek, çoğu zaman kitabın sevdalıları ile kavga etmiştim. Ama filmin bir nebze daha iyi olduğunu itiraf etmek zorunda kalacağım. Elbette bu yazıyı hazırlarken film ve kitap ikilisini birbirinden ayrı tutmak istiyorum.

Ridley Scott oldukça başarılı bulduğum bir yönetmendir. Gerek Alien serisi, gerekse Blade Runner filmleriyle gözlerimi kocaman kocaman açmama sebebiyet vermiştir. Prometheus ile kendimden geçmeme rağmen, “Seni gidi Scott, kendi kendine çelişmeye başlamışın” sözlerini sarf ettirmiştir. Sevgili Scott bu sefer biraz Hollywood etkisi ya da yapımcıların baskısı etkisinde kalmış olabilir diye düşünüyorum.

Marslı hakkında çok fazla olumlu yorum geleceğinin farkındayım. Ama bir film olarak oldukça zayıf kaldığını söylemeliyim. Mark Watney bize fazlasıyla komik bir adam olarak tanıtılmıştı. Ama bu filmde Watney biraz yüzeysel bırakılmış gibi. Mars’ta tek başına hayatta kalmaya çalışırken, karşılaştığı her zorluğu kendine has espri tarzıyla aşmaya çalışan Watney’in yalnızlığının kitapta olduğu kadar yansıtılamadığının fikrindeyim.

marslı-gorsel-002

İtiraf etmem gerekiyor, Watney’in yalnızlığını koca kitap boyunca hissedememiştim. Alfred Bester’in Kaplan! Kaplan! kitabında sadece bir cümle ile tüm vücuduma yayılmış sinir sistemime hissettirdiği yalnızlığı, Marslı romanında bir türlü hissedememiştim. Scott’ın çekim tarzından ya da Matt Damon’ın (Ki yanlış anlaşılma olmasın, gerçekten de son dönemin en iyi aktörlerinden biridir) oyunculuğundan dolayı olsa gerek o kızıl toprakların üzerinde başı boş dolaşan bir astronotun, yalnızlığını bir türlü paylaşamadım. Ee, bu adamın komik tarafını da gösteremedikten sonra geriye ne kalıyor?

Tamam belki de filmi çok ağır eleştiri bombardımanına tuttum ama şu noktada sizlere gerçeği söylemeyeceğim de ne yapacağım? Eğri oturalım, doğru konuşalım! Eve gelince ilk yaptığım iş IMDB profilimi açarak, Marslı filmine 7 puan vermek oldu. Gerçekten de filmi beğendim. Ama sinemada izleyecek kadar beğenmediğimi de söylemeliyim. Scott yine uzun uzadıya çektiği geniş açılı, sinematografi derslerinde okutulacak sahneleriyle tüylerinizi diken diken ediyor. Ayrıca film için seçilen müzikler bir harika. Mars hakkında bir film varsa orada David Bowie kesinlikle olmalı!

marslı

2 saatten fazla süren filmin nasıl bittiğini anlamayacaksınız. Kitaba %80-85 oranında sadık kalmış bir yapım olmasının yanı sıra, paragraf aralarında kalan ve okuyucuyu meraklandıran soruları da cevaplıyor. Senaryonun hazırlanış sürecinde Andy Weir’den yardım alındığını ve bilimsel gerçeklerin de NASA danışmanlarıyla desteklendiğini unutmamak gerekiyor. Gerçi sıfır yerçekimi ortamlarındaki samimiyetsizlik biraz keyfimi kaçırdı. Sanırım bu da Gravity’nin üzerimde büyük bir etki bırakmış olmasından kaynaklı.

Yazıyı şöylece hızlıca toparlamak gerekirse, Marslı’yı izlemek için acele etmeyin! Elbette yarın öbür gün daha rahat izleyebileceğiniz bir ortam (Öhöm! Torrent. Öhö!) karşınıza çıkacaktır. O zamana kadar evrenin ne kadar büyük olduğunu düşünürken patateslerin de bir o kadar ufak olduğunu unutmayın derim!

Not: İncelemeyi okuyan bazı arkadaşlar Torrent esprimizi ciddiye alıp, bizi uyardılar. Biz de sizi uyaralım. Torrent ve buna benzer sitelerden film indirmek suç teşkil eder. Sakın ama sakın Marslı’yı Torrent’ten indirmeyin.
Hex: Shards of Fate, 100 Bin Dolar Ödüllü Turnuvaya Çağırıyor
Ghostbusters'ın Yeni Animasyon Filmi Yapılıyor