Anasayfa » İncelemeler » Her Ahtapotluyu Cthulhu Sanmayacaksın! – Abandon Ship İncelemesi

Her Ahtapotluyu Cthulhu Sanmayacaksın! – Abandon Ship İncelemesi

Steam Erken Erişim oyunları hayal kırıklığı yaşatsa da arada sırada, Abandon Ship gibi güzel oyunlarla karşılaşabiliyoruz. Karanlık güçlerin elinden kaçarken şansa bulduğumuz gemiye atladık ve maceraya koyulduk.

Abandon Ship, Fireblade Software isimli ufak bir firma tarafından geliştiriliyor. Şubat sonunda Erken Erişim seçeneğiyle Steam Mağazası’ndaki yerini alan Abandon Ship ilk bakışta bana yıllar önce oynadığım FTL’yi anımsattı. Uzayda peşimize taktığımız koskaca bir armadadan kaçarken, yeni yıldız sistemleri arasında sıçrama yapmaya çalışıyor ve minik stratejik hamlelerle uzay gemimizi tek parça halinde tutmaya çalışıyorduk. Fireblade Software’deki arkadaşlar da buradan yola çıkarak aynı oyunun denizlerde geçenini yapmış. Tabi aynı kalitede olduğunu henüz söyleyemeyiz.

Boşa Çıkan Geminin Kaptanı Oldum

Son dönemde H.P. Lovecraft’ın başarılı korku mitosu Cthulhu yeniden popüler oldu desek yeridir. Birkaç yıl içerisinde Lovecraft’ın öykülerinden uyarlanacak bir sürü dizi ve sinema filmiyle karşılaşacağız gibi duruyor. Cthulhu henüz ana akım medyaya düşmemişken, isim hakları bir yana, benzerliği kullanılarak birçok oyuna alt yapı sağlanıyor. Abandon Ship de bunlardan biri; fena da sayılmaz hani.

Abandon Ship’in başlangıcında The Cult adı verilen gizli bir örgütün elinden kaçıp denizlere açılıyoruz. Bu süreç içerisinde oyuncunun tekrar tekrar yapması gereken bazı görevler var fakat o görevler arkada kaldıktan sonra oyunun gerçek anlamda keyfi çıkıyor diyebilirim.

Bu Cthulhu-vari yaratığa, devasa bir krakenin bedenine sahip Cthulhu, tapan The Cult, oyun boyunca bize musallat oluyor. Çünkü onlar için oldukça önemli bir karakteri canlandırıyoruz. Örgütün kraken ile olan bağını oluşturan en önemli halka, biz bunun farkında olmasak bile, kendimizin ta kendisiyiz.

Oyunun başında bu örgütten kaçmak için çeşitli zincir görevlerin tamamlanması gerekiyor. Abandon Ship, türü gereği bir kere ölündüğünde son kayıt noktasından başlatmıyor. Tekrar en baştan başlamak zorunda kalıyorsunuz. Hal böyle olunca aynı kısımları, örgütten kaç, gemiyi çal, birkaç gemi patlat, bir limana saklan, tekrar tekrar oynamak zorunda kalıyorsunuz.

Hikaye böyle laps diye gökten düşer gibi başladığından, oyunun mekaniklerini anlatmak için bir hayli uzun zaman harcanmış. Her oyuna başladığınızda “Tutorial” seçeneğini kapatmayı unutmayın. Yoksa her adımı en baştan zorla yapmak zorunda kalırsınız.

Yelkenler Fora

Yelkenleri denizin tuzlu suyuyla beslenmiş rüzgarlarımızla doldurduk. Gemiyi yeni mürettebat ile doldurup silahlarımızı da güverteye yerleştirdik. Şimdi ne yapacağız? Aslında Abandon Ship ilk başlarda ne yapmamız gerektiğini bağıra çağıra söylüyor. İlk 1-2 saatlik kısım, standart olarak oynanmak zorunda. Önce krakeni alt edebilecek bir silaha sahip olmamız gerekiyor. Sonra uçsuz bucaksız denizlerde yelken açmanın keyfini yaşayabiliyorsunuz.

Keşke yapımcılar bu durum için iki farklı mod ayarlasalarmış ya da en azından krakenin alt edildiği kısımdan devam edebilseymişiz. Ana hikaye modu dışında oyuncuya sunulan Savaş Modu’nun da pek keyifli olduğunu söyleyemem. Bu modda, gezmek yerine sadece savaş mekaniklerine odaklanmış birkaç sahne oynuyorsunuz. Bir hikaye anlatmaktan çok Abandon Ship’in savaş mekaniklerine daha yakından bakmanızı sağlıyor.

Oyunun en büyük sıkıntısı ilk başlarda keyif veren bu dövüş mekaniklerinin bir noktadan sonra monotonlaşmaya başlaması. Her düşmanın saldırı biçimi bir noktadan sonra aynı gelmeye başlıyor. Hangi modda oynarsanız oynayın, hepsini alt etmeniz o kadar kolay hale geliyor ki işin minik strateji kısmı ortadan kalkmış oluyor.

Denizler Her Zaman Verdiğini Geri Alır

Abandon Ship birkaç saatlik keyifli bir oynanış sunsa da kendisini tekrar eden oynama biçimi yüzünden kısır döngüye boğuluyor. Bu kısır döngü oyunun sadece başı için geçerli. Hikaye kısmını çözdükten sonra gezilebilecek kocaman bir harita var. Her harita birbirine kapılarla bağlı ve kapıları açmak için yeterli sayıda görevi yerine getirmeniz gerekiyor. Böylece oyun süresi artmış oluyor.

Hikayesi ilgi çekici olmasına ve eğlenceli bir oynanabilirliğe sahip olmasına karşın sorun gibi gözüken bu kısırlığa da en kısa sürede büyük bir güncellemeyle çözüm bulması gerekiyor. Son dönem bağımsız yapımlarının da en büyük sorununu da bu oluşturuyor. Düzgün ve güzel bir konsept bulup oyunu o konseptin merkezine yerleştiriyorlar. Oyuncu şemayı anlayıp daha fazlasını istediğinde, aslında orada çok da fazla bir içerik olmadığını görüyor.

Farklı denizlerde dolaşmak, kendinden büyük gemilere kafa tutmak, devasa bir krakeni yok edip namını duyurmak iyi hoş ama bazı eksikleri de yok değil.

Erken Erişim sürecinde olduğu hesaba katılırsa, oyunun belini doğrultması için önünde daha çok uzun bir yolu var. Eğer yapımcılar, oyuncuların da isteklerini düzgün bir biçimde dinlerse, yeni bir Faster Than Light ile karşılaşma ihtimalimiz bir hayli yüksek.

Oyunu satın almak için ilgili Steam sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Denis Villeneuve Birden Fazla Dune Filmi Çekmeyi Planlıyor
Monster Hunter: World, Street Fighter'ı Bile Geçti!