Anasayfa » İncelemeler » Farklı Bir Kahraman Ekibi – The Umbrella Academy Dizisi İncelemesi

Farklı Bir Kahraman Ekibi – The Umbrella Academy Dizisi İncelemesi

Gerard Way ve Gabriel Bá tarafından yaratılan, Dark Horse Comics tarafından yayınlanan The Umbrella Academy çizgi romanı, değişik bir süper kahraman hikayesi olarak dünyada çokça ses getirdi. Ülkemizde de JBC Yayıncılık tarafından yayınlanan çizgi roman, Netflix tarafından diziye de uyarlandı. Biz de diziyi erkenden izleyip spoiler vermeden sizlere anlatmaya karar verdik.

The Umbrella Academy’nin Konusu Nedir?

The Umbrella Academy, milyoner mucit Reginald Hargreeves tarafından kurulmuş ekibin ismidir. Takvimler 1989 yılını gösterirken hamile bile olmayan kadınlar dünyanın farklı yerlerinde toplamda 43 bebek dünyaya getirir. Reginald Hargreeves ise bu bebeklerden 7 tanesini dünyayı kurtarmak için yanına alır. Böylelikle The Umbrella Academy ismini alacak ekip kurulmuş olur. Henüz çocuk yaşlarında kahramanlıklara imza atan ekip bir süre sonra birbirinden ayrılır ancak “babaları” Reginald Hargreeves’in ölümüyle, hayatta kalanlar bir araya gelir. Bir araya gelen isimler “1 Numara” olarak adlandırılan Luther, “2 Numara” adıyla bilinen Diego, “3 Numara” adıyla bilinen Allison, “4 Numara” diye bildiğimiz Klaus ve “7 Numara” olarak anılan Vanya’dır.

6 Numara olarak adlandırılan Ben, hayatını kaybetmiştir. Işınlanma ve zamanda seyahat gibi yeteneklere sahip 5 Numara ise ortalıkta yoktur. İşte hikaye tam da bu sırada, babalarının ölümünü araştırmak için ekibin geri kalanlarının toplanmasıyla başlar.

Süper Öğrenciler Geri Döndü: The Umbrella Academy

The Umbrella Academy Karakterleri

Diziyi ve hatta çizgi romanı ele alırken karakterleri anlatmazsak olmaz çünkü tüm hikaye bu karakterlerin ve onların özel güçleri üzerine kurulu. Reginald Hargreeves’in “çocuklarına” verdiği numara sırasıyla başlayalım.

1 Numara – Luther

Spaceboy

Ekibin lider olan Luther, aynı zamanda 5 Numara’nın ikizidir. Uzay çocuğu (Spaceboy) olarak da bilinir, bunun sebebi ise en genç yaşta Ay’a giden insan olmasıdır. Mars görevindeyken yaşadığı bir kaza sonucu Luther’in kafası, Mars’ta yaşayan bir gorile yerleştirilir ve böylelikle hem Luther’in hayatı kurtulurken hem de bir gorilin gücüne sahip olur.

2 Numara – Diego

Kraken

Ekibin asi üyesi olan Diego, bıçak fırlatma konusundaki üstün yeteneğinin yanı sıra sonsuza kadar nefesini tutabilme yeteneğine de sahiptir. Asi ve kişiliği nedeniyle ekip lideri Luther’den emir almaktan pek hoşlanmaz. Akşamları polis telsizi dinleyerek suçluları, özellikle de uyuşturucu satıcılarını yakalamak en sevdiği işler arasındadır.

3 Numara – Allison

Rumor

Ekibin kadın üyelerinden Allison, söylediği yalanlarla gerçekliği değiştirebilme yeteneğine sahiptir. Gerçekte olmayan bir şeyi birine söylediğinde o söylediği şey bir anda gerçeğe dönüşür. Allison evlenmiş ve bu evliliğinden bir çocuk dünyaya getirmiştir ancak boşanmasının ardından çocuğun velayeti babasında kalmıştır ve Allison, bunun sıkıntısını yaşamaktadır. Dizide, karşımıza ünlü bir aktrist olarak çıkmaktadır.

4 Numara – Klaus

Séance

Tüm karakterler arasında en renkli kişiliktir. Alkol ve uyuşturucu bağımlısı olmasıyla birlikte ölülerle konuşma, telekinezi, insanları etkisi altına alma ve havalanma gibi özelliklere sahiptir. Çizgi romanda sürekli siyah kıyafetler giyen gotik bir karakter olarak görünse de dizide yine siyahlar içerisinde ama daha renkli bir karakter olarak karşımıza çıkıyor.

5 Numara

The Boy

Onu ismiyle değil, hep 5 Numara veya “Çocuk” lakabıyla görüyoruz. Onlu yaşlarındayken ortadan kaybolan 5 Numara, 20 yıl kadar sonra zaman yolculuğundan geri döndüğünde yine onlu yaşlarda fakat mental olarak oldukça yetişkin bir şekilde döner. Zamanı bükme, ışınlanma, zamanda yolculuk gibi yetenekleriyle şaşırtıcı işlere imza atabilir.

6 Numara – Ben

Horror

Ben, ekibin hayatta olmayan üyesidir. Yeteneği, başka düzlemlerdeki canavarları dünyamıza çağırıp onlara dönüşebilmesidir. Klaus, zaman zaman ölüleri görme yeteneğinden ötürü Ben ile temas kurmaktadır. Ben’i bu şekilde görebiliyoruz. Kendisinin anısına, The Umbrella Academy malikanesinin bahçesinde bir heykeli vardır.

7 Numara – Vanya

Vanya’nın neden ekipte olduğunu sorgulayabilirsiniz çünkü kendisi hiçbir özel güce sahip değildir. Kendisi keman çalabilmektedir ve diğer ekip üyelerine göre daha normaldir. Müziğe çok düşkündür… Bu kadar(!)

The Umbrella Academy Dizisi

Şimdi biraz diziden bahsedelim. Dizi, karakterler 30’lu yaşlarındayken başlıyor. Reginald Hargreeves’in ölümü sırasında her karakteri kendi yaşantılarında görüyoruz ancak sonrasında ekip, cenaze için yeniden bir araya geliyor.

Dizinin akışı tek bir hikaye üzerinden gitmiyor. Luther, babasının ölümünün gizemli olduğunu düşündüğü için bunu araştırmaya karar verirken Diego yine asi tavırlarla sokaklara çıkıyor. Allison, depresif bir tutum sergiliyor. Klaus ise iyice kendisini uyuşturucuya vermiş durumda. Vanya ise “normal” bir insan gibi kardeşlerinin sorunlarına yardımcı olmaya çalışıyor kendince.

Dizinin ilk bölümünde 20 yıldır ortalıkta görünmeyen 5 Numara’nın gelecekten gelişine tanık oluyoruz. 5 Numara, yakın gelecekte dünyanın yok olduğunu ve bunu durdurmaları gerektiğini söyleyerek hikayeye dahil oluyor. Sonrasında 5 Numara da bu yokoluşu durdurmak için kendi yöntemlerince çalışmalara başlıyor.

Dizinin Akışı Biraz Yavaş

The Umbrella Academy dizisi sürekli olay örgüsünden ziyade son odaklı bir gidişatı bizlere sunuyor. Yani her biri yaklaşık 1 saatten oluşan 10 bölümün sonunda hikayenin nihayete erdiğini görüyoruz. Bu da bize sürekli karakterlere odaklanan ancak yavaş giden bir hikaye sunuyor. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi karakterler çok önemli, akışın karakterlere odaklanması da güzel ama ana hikaye çok yavaş ilerleyince bazı bölümler sıkıcı hale gelebiliyor. Mesela ilk 2 bölüm bir yandan karakterleri tanımakla bir yandan da hikayeyi çözmekle geçiyor. Tabii birer saatlik bölümler olunca izlerken sıkılabiliyorsunuz. Keşke 40 dakikalık bölümler halinde biraz daha hızlı geçişler yaratsalardı.

Sonrasında karakterler de kafanızda biraz oturuyor, dizi biraz daha hareketleniyor ancak en başta da söylediğimiz gibi hikayenin düğümünün sonda çözüleceği söz konusuyken biraz sabretmek gerekiyor.

Sonuç

The Umbrella Academy görsel anlamda tatmin eden, özellikle çizgi romanını da sevenler için -izlemesi keyifli diyemiyorum- izlenebilecek bir yapım olmuş. Tabii çizgi romanı okumuş kişiler de haliyle dizinin sonunu da tahmin ettikleri için dizide gizemli tutulan bazı şeyleri zaten izleyici biliyor oluyor.

Bununla birlikte çizgi romanı okumamış kişiler için dizi maalesef çok şeyi gizemli tutmaya çalışırken kafada sürekli bilinmezlikler bırakıyor ve bu da izleyiciyi bir süre sonra sıkabiliyor.

Diziye bir şans verin mutlaka, hatta ilk birkaç bölümü de sabırla izleyin. Sonrasında belki de favori dizilerinizden birisi olabilir.

The Umbrella Academy dizisi 15 Şubat‘ta Netflix’te olacak. İyi seyirler.