Son Haberler
Anasayfa » Kültür-Sanat » Sinema Haberleri » 47 Ronin İncelemesi

47 Ronin İncelemesi

47-ronin-banner

Keanu Reeves’in başrolünü oynadığı, Japon efsanesi 47 Ronin beyazperdeye çıktı!

Frpnet olarak sizler için önceden izlemiş olduk. Tecrübelerimizi hızlıca sizlerle paylaşıyoruz. Şimdiden afiyet olsun!

Çıktı çıkacak derken, sürekli ertelenen ve sonunda beyazperdeyle buluşacak olan 47 Ronin filmini erkenden izleme fırsatına eriştik. Ne kadar iyi, ne kadar kötü izleyicisine göre değişebilecek bir film. Ama baştan uyaralım; beklentileriniz çok yüksek olmasın! Hele hele Keanu Reeves’in olduğu bir filmin beklentisinin çok yüksek olmaması gerek.

47 Ronin posterTamam Keanu Reeves, Matrix serisinde ciddi anlamda soğukkanlı yaratıkların nasıl insan olabileceğini gözlerimizin önüne serdi ama o yamuk yumuk yürüyüşü ve boş bakışları asla değişmedi. Yanlış anlamayın! Kendisini çok severim ama üzerine yapışmış bir karakter var. Bu yüzden filmlerde sürekli aynı adamı oynuyor gibi hissediyorsunuz.

47 Ronin, Japon efsanelerinde önemli bir yere sahip. Konuyu biraz açmaya çalışırsam; Ronin, efendisi olmayan samuraylara verilen bir sıfat. Feodal Japonya’da oldukça büyük öneme sahip olan samuraylar, derebeylerin emrinde çalışan onurlu askerlerdi. Kendi kanunlarını (Bushido) takip eden bu onurlu askerlerin efendisi ölünce yapacak başka hiçbir şeyleri kalmazdı. Bu yüzden Ronin olarak adlandırılır ve topraklardan sürülürdü.

Japon efsanelerinde, efendilerinin öcünü almak isteyen 47 Ronin, Kira Yoshinaka isimli düşman derebeyinin kalesine saldırıda bulunurlar. Başarıyla sonuçlanan saldırı sonucunda hepsi seppuku (harakiri) yaparak onurlu bir şekilde ölürler. Biraz basma kalıp geçtiğimin farkındayım. Birçok okuyucu, “ya abi öyle dedin de şimdi işin bir de bu kısmı var,” diyebilir. Kendilerine özürlerimi sunarak hikayeyi budaklandırmak istemediğimi belirtmek isterim. ABD menşeili 47 Ronin, bu onurlu savaşçıların hikayesini mistik bir biçimde ele almakta.

Bugüne kadar 47 Ronin hikayesinin 6 adet film adaptasyonu çekildi. Hepsi de Japonya sinemasından çıktı. 7. film, Hollywood’dan çıktı. Önceki filmleri ne kadar izlediniz ya da bu hikayeye ne kadar aşinasınız bilmiyorum ama hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

47 roninFilmin ciddi anlamda fantastik öğe içereceğini düşünüyor olabilirsiniz. Hikayeyi daha da fantastik bir hale getirmek için çeşitli mistik ve mitik yaratıklar eklenmiş. Cadılar, mitik yaratıklar ve garip tarikatlar filmin ana örgüsüne güzelce yedirilmiş. Ama her anında fantastik öğe yok. Bu da göze batmıyor.

Öte yandan film Edo Japonya’sında geçmesine rağmen herkes İngilizce konuşuyor. Bu biraz itici. İlk açıklamalara göre filmin tamamen Japonca çekileceği belirtilmişti ancak batı seyircisinin, bunu itici bulacağı gerekçesiyle vazgeçilmiş. Filmin en iyi taraflarından biri ise aktörlerin hepsinin Japon kökenli olması. Yani Hollywood Japonlarından değil. Herhangi bir filmde görebileceğiniz oyunculardan değil. Japonya sinemasını, özellikle samuray filmlerini takip ediyorsanız birçok oyuncuyu hemen tanıyacaksınız.

Özellikle Oishi karakterini canlandıran Hiroyuki Sanada, inanılmaz bir oyunculuk sergilemiş. Kendisi daha önce Alacakaranlık Samurayı isimli filmde başrolde oynuyordu. Filmi de gayet Sanada’nın canlandırıdığı Oishi karakteri götürüyor. Bazı karakterler ise oldukça yapmacık. Mesela Japonya menşeili karakterler aksanlı konuşurken, ABD’li oyuncular gayet normal konuşuyor. Ortada bir gariplik var ve bu sizi rahatsız ediyor.

47-roninAyrıca cadı karakteri oldukça itici olmuş. Yani kötü karakter yapacağım derken itici karakter oluşturmak da çok rahatsız edici bir durum. Hele hele, afişe konulan tüm vücudu dövmelerle kaplı fenomen arkadaşın (Rick Genest) filmde 5 kelimelik bir repliği var. Tamam o karakteri koydun, üstüne bir de afişe koydun, neden o kadar az replik veriyorsun?

Filmin ilk yarısında ağır bir dram ve kötü bir aşk hikayesiyle karşılacaksınız. Uyarmadı demeyin! Dram, dram, dram derken, belki filmin sonlarına doğru açılacağını düşünüyorsunuz. Ancak ikinci yarının akabinde, Cüneyt Arkın’ın başrolünde oynadığı, Bizans Sarayı’ndan kız kaçırma operasyonuna şahit oluyorsunuz. Boss Fight kısmı belki güzeldir diye hayal ediyorsunuz; ancak bu kısım da 10-15 dakika içerisinde sonlanıyor.

Sinematografik açıdan kötünün biraz üstünde bir performans sergiliyor. Bu mükemmel hikayenin ele alınışını incelediğinizde ise resmen hayal kırıklığına uğruyorsunuz. İşin içine fantazya eklemeye çalışmışlar ama bu durum da havada kalmış. Yani ne bileyim, filmi bitirdiğinizde ağzınızda kekremsi bir tad bırakıyor. Kafa dağıtmak için birebir ama Japon kültürü ile yakından ilgileniyorsanız, sürekli bir beklenti içerisinde olduğunuz için Hollywood öğeleriyle bezenmiş bu filmden hiçbir şey çıkmayacağı konusunda sizi uyarmayalım.

Bir tek filmin başlarında çıkan beyaz tilki hoşuma gitti. O da sonra itici cadıya dönüştü.

47 Ronin fragmanı:

Time of the Doctor
Pathfinder Campaign Setting: Distant Worlds