Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » En İyi Kötüler Yükselir! – LEGO: DC Super Villains İncelemesi

En İyi Kötüler Yükselir! – LEGO: DC Super Villains İncelemesi

Uzun zamandır LEGO oyunlarından gına geldiğini söylüyor iç sesim bana. Bu yüzden de seriye dahil olan her yeni oyuna bırakın mesafeli bakmayı, sokakta yürürken hiç konuşmak istemediğiniz birini görünce ters açıda alakasız noktaları kesen çakal insan evladı tribine giriyorum. Soranlara duymadım diyor, Bluray diski elime uzatanlara çok sıcak bahanesini sunuyorum. LEGO DC Super Villains’e de aynı kötü enerji ile yaklaştım, yalan yok.

Ne olduysa geçen hafta salı gecesi oldu ve uykumda bilge biri bana göründü. ”Evlat, bu sefer kır şu inadı ve LEGO’ya bir kez daha şans ver. Senin kudretini yanında istiyor seri,” dedi bilge kişi, yerseniz tabii. Hiç de öyle olmadı, internette incelemelere bakınırken sürekli övgüler alan bir LEGO oyunu görünce DC Super Villains’ın aramızdaki buzları eritebileceğini anladım ve içimdeki o iflah olmaz LEGO aşkının küllerini güzelce üfleyerek ortaya çıkardım.

Aman da ne sinematik bir giriş diyen okur, üzme beni. O kadar zaman mesafeli olduğum bir seriye geri dönüyorum sonuçta; biraz heyecanlanmış olabilirim. Neyse, artık yazının amacına dönelim, kalem tutan tanrıları daha fazla kızdırmayalım. Önüne gelen her popüler markadan LEGO oyunu çıkarma refleksine sahip Traveler’s Tales’in gözüne son kestirdiği kurban ilginç bir şekilde DC kötüleri oluyor. Aslında hiç de ilginç değil, Marvel’ın aksine DC’nin kötü karakterleri daha bir seviliyor. Keyifsiz, huysuz ve hırıltılı monoton sesiyle Batman’i ne yapacaksınız iç dünyası cümbüş tadındaki renkli Joker dururken, değil mi? TT de böyle düşünüyor olacak ki DC’nin tüm kötülerini ön plana çıkartıyor. Suicide Squad rezaletini unutturma gibi çok ağır bir yükün de altına girmiş oluyorlar ister istemez.

Kötülerin Hikayesi Başlıyor!

Şaşırtıcı şekilde iyi bir hikayeye ve anlatım diline sahip DCSV, kötüleri başrole oturturken zorlama bir hikaye sunmuyor ve işini de gayet renkli bir şekilde yapıyor. Öykümüz şöyle; kötülerimiz başarılı bir hapisten kaçma operasyonu gerçekleştirirler, süper kahramanlardan oluşan Justice League ise bu operasyonu durdurma konusunda zorlanmaktadır. Bir anda alternatif bir evrenden ekibin benzerlerinden oluşan “Crime Syndicate” isimli bir ekip beliriverir ve destek çıkarlar. Gerçek ise çok daha farklıdır. Aslında kötü karakterlerden oluşan bir ekiptir Crime Syndicate ve iyilerimizi gizemli bir cihaz sayesinde bir anda yok ederler. Gözlerini dünyamıza diken bu yeni kötüleri durdurma görevi ise hapisten yeni kaçan kötülere aittir artık. Nasıl da çizgi roman tadında bir hikaye, değil mi? Marvel ve DC romanlarına aşina arkadaşlar için paralel evrenler ve karşılıklı istila kavramları zaten bilindik konular. Burada da işin LEGO soslu yorumuyla karşı karşıyayız.

Oyun, serinin dinamiklerini kökten değiştiren yenilikler yapmıyor DC Super Villains, hatta önceki oyunlarda ne varsa aynısı burada da karşımıza çıkıyor. İşleyen formülü değiştirme riskine girmemelerini anlayabiliyorum ama LEGO oyunlarının kaç yıldır aramızda olduğunu düşünürsek biraz yenilik aramak da hakkımız. Bunu açıkmış gibi davranan bir dünya sunarak yapmaya çalışıyor son yıllarda Traveller’s Tales. Tamamen açık bir dünya değil; aracınıza atlayıp bölümlere ev sahipliği yapan bir üs daha çok. Sadece üssün içinde özgürce gezinebiliyorsunuz. Bu kısım çok da keyifli değil bana sorarsanız, o yüzden hızlıca bölümlere sürün aracınızı ve işin renkli tarafına atlayın hızlıca.

Hub görevi gören haritada 15’in üzerinde hikaye görevi yer almakta ve bu hikayeler de ikonik DC şehirlerinde geçmekte. Bir görevde Gotham’da koştururken, bir diğerinde kendinizi Metropolis’te buluyorsunuz. Görevlerde yapı her zamanki gibi; tadında, çok da zorlamayan mekan bulmacalarıyla dolu ortalık ve tabii ki çılgınca önünüze geleni yıkıp parçalayıp LEGO paraları toplamanın dayanılmaz hazzı tüm heybetiyle huzurlarınızda! Oyunu co-op oynamanın zevki bir başka bu arada, solo takılma inadını bir kenara bırakmanız gereken oyunlardan DC Super Villains. Her zamanki gibi onlarca (tam 174) karakter ile dolu oyunumuz ve her birinin kendine has yetenekleri var. Bu yetenekleri doğrudan bulmacalarda kullandığınız için ilerledikçe açılan karakterler sayesinde önceki bölümlerde erişemediğiniz yer ve ekstralar da daha sonra açılabiliyor. Bu da bölümleri tekrar oynama adına size teşvik primi olarak geri dönüyor haliyle.

Unutmadan not düşeyim; hikayeye başlarken kendi kötü LEGO karakterinizi yaratmanızı istiyor oyun. RPGlere selam çakan bu özellik elbette yüzeysel ama öyle yada böyle 20 dakikamı yemeyi başardı ve karakterimi özenle yaratırken masum bebek gülüşü attım ekrana. Yarattığınız karakteri sürekli olarak oynamıyorsunuz ama asıl kötülerin yanında yancı olarak takılması da hoş olmuş.

Lego Dünyası Hep Bildiğiniz Gibi

Grafikler beklediğiniz gibi, LEGO serisi iyice cilalanmış durumda. Artık zeminden gökyüzüne kadar her bir atom LEGO parçalarından ibaret değil. Gözü inanılmaz yoran bir görsel tercihti o; bırakıldığı çok iyi olmuş. Belli başlı nesneler, yapılar ve karakterler dışında LEGO’dan ibaret olmayan, gerçek kaplamalardan oluşuyor oyun. Bu sayede zaten istenen vurgu daha da öne çıkıyor aslında. Karakterlere, bedenlerine yapışan ufacık ama çok komik detaylara daha kolay odaklanabiliyorsunuz. Ekranda cümbüş koptuğunda teknik açıdan tökezleme yaşanmaması da iyi çünkü bu kaos anlarında neyin nerede olduğunu anlamak başlı başına havuz problemi.

Oyunun yıldız noktalarından biri de seslendirmeleri. Bu kadroyu LEGO markasının yanına nasıl getirmişler (para?), anlamış değilim. Joker’i babamız gibi sevdiğimiz Mark Hamill abimiz müthiş bir şekilde seslendiriyor. LEGO Batman filminde de harika işe imza atan Kevin Conroy da Batman’in gözüktüğü anlarda karizmaya alay katan sesiyle güldürüyor. Seslendirme işinin gizli kahramanlarından Tara Strong ablamız da Harley Quinn’e delilik katma görevini başarıyla yerine getirmiş. Müzikler de pek bir leziz. Ana ekranda Wolfmother’ın The Joker and the Thief isimli gaz mı gaz şarkısı çalıyor. Sabaha kadar dönse ”Bizim için sıkıntı yok, devam edebilir” deriz, diyoruz, diyeceğiz. Aranda Blondie bile dönüyor, neler oluyor dedirtiyor oyun.

LEGO DC Super Villains seriye bakınca bedenime çöken tembel hayvan modunu kaldırmayı başardı, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Neredeyse hiç yenilik yok oyunda, seride iyi olan ve yıllardır sevilen her şeyi aynen korumuşlar ama sıkı hikaye, leziz ve DC hayranlarını mest edecek karakter listesi, iki markanın uyumu ve eğlence faktörü aynı tencerede kaynayınca fena halde el oyalıyor. Keşke gerçek dünyadaki tüm kötüler böyle renkli ve eğlenceli olsalar da neşemiz yerine gelsin diyor ve LEGO dünyalarda kaybolmak gibi ciddi bir görev uğruna aranızdan ayrılıyorum.

FRPNET Puanı: 8.0

Artı YönleriEksi Yönleri
Seslendirme sanatçıları muazzam.Klasik LEGO oyunlarının aynı formülünü kullanıyor.
Senaryo başarıyla yedirilmiş.Yenilik namına pek bir şey yok.

Yazan: Hakan Orkan

Roald Dahl’ın Efsanevi Karakterleri Netflix’te Buluşuyor
Unutulmuş Diyarlar Şampiyonları PlayStation 4'e Geliyor