DOOM: The Dark Ages İlk Bakış – Biz Ne Oynadık Böyle!
DOOM: The Dark Ages oyununu Bethesda’nın davetlisi olarak erkenden oynadık. Almanya’nın Wiesbaden şehrinde yapılan özel etkinlikte FRPNET olarak biz de vardık. Şimdi neler yaşadık, neler gördük anlatalım!
18 Nisan günü Wiesbaden’da Bethesda tarafından düzenlenen keyifli etkinlikte pek çok basın mensubu ve influencer bir araya geldik. Bethesda ekibiyle sohbet edip DOOM temalı afişler ve bayraklarla döşenmiş tarihi taş binada bilgisayarların başına oturduk. Kulaklarımızı takıp yerimize yerleştik ve DOOM Slayer kostümümüzü giydik!

Etkinlikte 4 Farklı Deneyim Sunuldu
DOOM: The Dark Ages etkinliğinde, deneyimlememiz için oyundan dört bölüm sunuldu. Şimdi söyleyeceğim şeye hazır olun; oyunda ilk oynadığımız bölüm HİKAYE bölümü oldu. Evet, tarihte ilk kez bir DOOM oyununda bir hikayeyi takip ediyoruz. İblislerin ele geçirdiği bir diyarda onlara karşı savaşanların özel askeri olarak savaş ortamına dalıyoruz.
Sonraki bölümde ise ATLAN isimli dev bir mechanın içine girerek dev iblislere karşı savaşıyoruz. Gundam, Power Rangers ve Voltron sevenler, dev bir mecha içerisinde bu savaştan fazlasıyla keyif alacaklardır.
Kısa bir ATLAN sekansından sonra özellikle FRPNET takipçilerinin bayılacağı bir bölümü deneme şansımız oldu. Dev bir ejderhanın sırtına binerek gökyüzünde savaşlar verdiğimiz, kısacası bir ejderha binicisi olarak mücadele ettiğimiz bölüm gerçekten fantastik bir deneyimdi.

Denediğimiz SIEGE isimli dördüncü bölümde ise alıştığımız DOOM ruhunu bulduk. İblisler tarafından kuşatılmış bir alanda elimizde çeşitli silahlarla hunharca iblisleri kestiğimiz bir heyecanın içinde bulduk kendimizi.
Bu dört bölümdeki deneyimlerimizi anlatmadan önce kısaca biraz yeni mekaniklerden bahsetmek istiyorum.
Kalkanımız Kolumuzda Silahlarımız Elimizde!
DOOM oyuncuları zaten çeşitli silahlarla iblis kesmeye alışkınlar ancak DOOM: The Dark Ages oyunu, sadece saldırı mekaniğini biraz değiştirerek savunma için de bize harika bir kalkan sunuyor. Tabii bunu sadece savunma için düşünmek pek doğru olmaz çünkü yer yer Captain America gibi kalkanımızı savurup iblisleri doğrarken buluyoruz kendimizi.
Kalkan, oyuna yeni bir mekanik olarak eklenmiş ama sadece bir savunma ve saldırı aracı olmaktan çok daha farklı. Bazı iblisler bizlere saldırırken o saldırıyı kalkan ile doğru zamanda karşıladığımızda saldırıyı geri püskürtüyoruz. Farklı iblis türleri farklı saldırılar yaparken kalkan kullanarak yaptığımız zamanlamalar ile bazı iblis türlerini daha kolay şekilde öldürebiliyoruz. Hatta kalkanımızın kenarına eklenen bıçaklar ile bazı iblisleri kalkan fırlatarak öldürüyoruz. Yani kalkan sadece savunma değil, yer yer çok etkili bir silah oluyor.

Bununla birlikte yumrukla saldırı veya topuz gibi yakın dövüş silahları da oldukça güzel bir deneyim sunuyor. Bir iblisin üzerine koşup yakın dövüşte onu yere sermek, tatmin edici bir deneyim sunuyor.
Şimdi gelelim denediğimiz bölümlere.
İlk Kez Hikayesi Olan Bir DOOM Oyunu Karşımızda
Oyunda denediğimiz ilk bölüm hikaye kısmı oldu. İblislere karşı savaşan ırklar, bu savaşta hile yapar gibi DOOM Slayer’ı savaş meydanına indiriyorlar. Bir hikayenin içerisinde olmak bana çok iyi geldi. Önceki oyunlarda iblisleri temizlemek için oynadığımız oyundan farklı olarak ilk kez kendimi daha büyük bir olayı parçası gibi hissettim. İblisleri keserken müttefik askerlerin ilerlemesini sağlamak veya etrafta korkuyla koşan halkı görmek kendimi yalnız hissettirmedi. Farklı oyunlarda, her şeyin ortasında tek başımıza hissettiğimiz durumlarda yanımızda bize eşlik eden bir hayvan veya bir yol arkadaşımızın olması nasıl bir güven hissi veriyorsa burada da benzer şeyi hissettim.

Hikayenin gidişatı ne şekilde oluyor bilmiyorum, o kadar uzun süre oynama şansım olmadı ancak hikayenin bir parçası olmak, yaşayan bir dünyada önemli bir aktör olmak beni çok mutlu etti. Bu vahşi hikayeyi sonuna kadar deneyimlemek için heyecan içindeyim.
Dev Bir Mecha: ATLAN
DOOM: The Dark Ages oyununa eklenen yeni oynanış mekaniklerinden birisi de dev mecha ATLAN olmuş. Biz meydanlarda iblislerle boğuşurken bazen fonda dev iblisleri görüyoruz. Apartman boyundaki titanları tabii ki yumruklarımızla dövmemiz mümkün değil, bunun için de ATLAN adı verilen mechaya atlayıp titanları indirmeye başlıyoruz.
Yumruklarımızı kullanarak savaşa girdiğimiz alanda daha sonrasında kılıç ve ateşli silahlar ile ordumuza yol açıyor ve titanları yok ediyoruz. ATLAN ile yaşadığım deneyim kısaydı ancak oldukça etkiliydi. Oyunda bu bölüm ne uzunlukta olur bilmiyorum ama hikayenin farklı yerlerinde bu mechayı kullanmak güzel olur.

Tek üzüldüğüm şey, ATLAN ile etrafta ilerlerken müttefik askerlerin de üzerinde durduğu köprüleri de kırıp döküyoruz. Umarım canları acımıyordur…
…ve Ejderhaya Bindik!
Heyecanla beklediğim bir andı. Ejderhanın önümüze inmesi ve bizim de onun sırtına atlamamızla gökyüzüne havalandık. Daha önce War Thunder, Century: Age of Ashes gibi uçuş kontrol oyunlarını çok oynadığım için kontrollerde zorlanmadım, zaten kullanış da zor değil ancak gökyüzünde kanatlı iblislerle savaştığımız bir deneyim beklemiştim. Bunun yerine ejderha ile iblis gemilerinin ve kulelerinin savunmalarını patlattığımız bir deneyim yaşadım.
Savunma silahları bize ateş ederken biz onlardan kaçarak bu savunmaları patlatmaya çalışıyoruz. Savunmaları yok ettikten sonra da yere inip yine silah ve kalkanımızla dehşet saçıyoruz. O bölgeyi temizledikten hemen sonra yine ejderhanın sırtına atlayıp bir sonraki hedefimize yöneliyoruz.

Açıkçası ejderha sırtında gökyüzünde büyük savaşlar yaşayacağımızı düşünmüştüm ama pek öyle olmadı. Tabii ki oyunun çıkışından 2 ay önce ve erken bir aşamada oyunu oynadım, belki tam sürümde yeni düşmanlar eklenir ancak bu haliyle oynanışa çok büyük etkisi olmayan bir fikir olarak kalmış diyebilirim.
Kuşatmaya Karşı Mücadele
Oyunun denediğim son bölümünde ise iblislerin kuşatmasına karşı büyük bir mücadeleye girişiyoruz. Başında liderleri olan iblisler, belirli bölgelerde konuşlanmışlar ve DOOM Slayer olarak kuşatmayı yarmak için tek başımıza savaşa girişiyoruz. Burada mekanik olarak moral unsuru devreye giriyor.
Liderleri hemen yok etmek mümkün olmuyor. Öncesinde etraftaki daha güçsüz iblisleri yok ettikçe liderin morali de düşüyor ve daha sonra onu yok edebiliyorsunuz. Bu sayede savaş da biraz stratejik bir hal alıyor. Bununla birlikte eski DOOM oyunlar havasını en çok hissettiğim bölüm burası oldu çünkü her taraftan iblisler fırlayabiliyor.
Özetle DOOM: The Dark Ages Deneyimim
1993 yılında ilk yayınlandığı zaman çok uzun süre Doom oyununu oynamıştım ve çok severdim. Sonraki oyunları da hep denedim ancak Doom 3 oyununun korku ve jump scare öğelerine yer vermesiyle biraz soğudum. Sürekli koltuğumda sıçrayarak oynamak yormuştu.
2016 yılında başlayan yeni nesil Doom oyunları da maalesef fazlaca aksiyon ve yorucu deneyimleri nedeniyle devam edemememe sebep oldu. DOOM: Eternal oyunu ise çok yorucu bir oyundu. Her taraftan fırlayan iblisleri, her saniye tetikte olmayı gerektiren oynanışı nedeniyle çok kısa sürede beni yoruyordu. Yaşlandığımı benim yüzüme tokat gibi vuran bir deneyimdi resmen.
Xbox Developer Direct etkinliğinde, DOOM: The Dark Ages oyununda ayarlanabilir zorluk seviyesi olacağını duyduğumda çok sevinmiştim. Sonunda kendi keyfime göre oynayabilecektim. Bu özel etkinlikte hiçbir zorluk ayarına dokunmadan denedim ve oyun, önceki oyunlara göre daha sakin ve benim için daha oynanabilir geldi. Yayınlandığında zorluk seviyesini yine ayarlamam gerekecek mi bilmiyorum ama daha affedici bir oyun yapmışlar gibi hissettim.
Uzuuun yıllar sonra oynamaktan inanılmaz keyif aldığım bir DOOM deneyimi oldu ve çok mutluyum. 15 Mayıs’ta oyunun çıkışını heyecanla bekliyorum. Siz de şimdiden kendinizi hazırlayın çok güzel bir oyun geliyor!





