Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Bol Göndermeli Fantastik Oyun – Dicetiny İncelemesi

Bol Göndermeli Fantastik Oyun – Dicetiny İncelemesi

dicetiny-banner

Masaüstü kutu oyunu denildiğinde akla birçok marka geliyor. Peki ya bu kutu oyunlarının en popüler olanını, çeşitli Geek göndermelerle doldursanız elinizde ne olur? Tabii ki Dicetiny!

Geçtiğimiz yılın Ekim ayında, FakeDice adı verilen ufacık minicik bir firma tarafından piyasaya sürülen Dicetiny’den haberiniz olmayabilir. Çünkü kendisi henüz Erken Erişim seçeneğinden çıkabilmiş değil. Steam indirimleri sırasında karşıma çıkan ve bende oynama isteği uyandıran Dicetiny’i önüne boyuna incelemeye karar verdim.

Elbette oyun tamamlanmamış olduğundan bir puanlama yapmak garip kaçacaktır. Ama Dicetiny’nin oyuncuya neler sunduğunu ya da sunamadığını ele almakta fayda var.

Oyunumuz Star Wars göndermesi ile başlıyor. Dicetiny yazısı, Star Wars yazı tipi ile yazılmış bir şekilde John Williams’ın unutulmaz bestesini andıran müzikle giriş yapıyor. Hikayeye göre eski bir ırk, daha fazla güç için zarlar yaratıyorlar. 3 tanesi elflere, 7 tanesi cücelere ve 8 tanesi insanlara. Bir tanesi ise hepsine hükmedecek olan Dicetiny. Eh, Star Wars göndermesi ile Yüzüklerin Efendisi hikayesi birleşince ortaya güzel bir şey çıkmasını bekliyorsunuz. Ama öyle değil.

dicetiny-gorsel-003

Middle Board denilen bir saha üzerinde Dicetiny adı verilen Tek Zar’ı bulmak için maceraya başlıyoruz. Bu macerada seçebileceğimiz birçok sınıf var. Warrior (Savaşçı), Wizard (Büyücü), Rogue (Düzenbaz) ve Cleric (Rahip) sınıfları arasından birisini seçmeniz gerekiyor. Her sınıfın kendisine has özellikleri bulunuyor. Warrior sınıfı kendisine zırh basabilirken, Rogue sınıfı ise fazladan kart çekebiliyor. Oyunun mekaniklerini anlatırken bu sınıfların özellikleri kafanızda daha iyi oturacaktır.

Saha bildiğimiz Monopoly tahtasını anımsatıyor. Tahta üzerinde 20 kare var ve her bir kare karşımıza çeşitli zorluklar çıkartabiliyor. Yaratıklar, tuzaklar ve hatta zindanlar. Her haritada farklı savaşlar yapmanız mümkün. Pazardan kart satın alıp, elinizi güçlendirirken zindana girip daha fazla altın kazanmanız mümkün. Elbette hapishaneye düşme olasılığınız da var. O yüzden elinizdeki kartlara dikkat etmeniz ve hangisini nerede kullanacağınızı iyi takip etmeniz gerekiyor.

Burada eklemek istediğim bir diğer bilgi ise sınıfların Hearthstone benzeri kartlara sahip olması. Kartların tasarımları Blizzard’ın sevilen oyununu bayağı anımsatıyor. Kartlar ikiye ayrılıyor: Büyüler ve yaratıklar. Her kartın bir AP’si yani Action Point sınırlandırması var. Oyuncular ellerindeki AP sınırlandırmasına göre bu kartları oynayabiliyor.

Yine Hearthstone’da olduğu gibi tur başına 1 AP kazanıyorsunuz. 7 AP’ye ulaştıktan sonra çeşitli etkenler dışında bunu daha artıramıyorsunuz. Zaten destenizde toplamda 15 kart bulunuyor ve 11. turun sonunda karakterler tur başına 1 puanlık can hasarı alıyorlar.

Bu stratejileri aklınızda tutarken, Monopoly benzeri saha üzerinde birbirlerine ters giden 2 sınıfın çarpışmasını canlandırıyorsunuz. Oyuncular sahadaki yaratıklara karşı mücadele verirken ellerindeki yaratıkları da bu karelere yerleştirebiliyorlar. Böylece rakibinize zorluklar çıkartabiliyorsunuz. Yaratıkların belli bir sınıflandırması yok. Level denilen bir özellik sayesinde saldırı yapıyorlar. Bu level aynı zamanda yaratığın canı ve saldırı puanını belirliyor.

dicetiny-gorsel-002

Örneğin 3 puanı olan bir yaratığın hem 3 saldırı puanı var hem de 3 canı var. Eğer 2 hasar verirseniz, sonraki karşılaşmanızda size 1 saldırı puanı ile karşılıyor. Yani aslında oldukça basit bir mantıkla çalışıyor.

Oyunun mekaniklerinin Monopoly üzerine kurulmuş bir Hearthstone oyunu olduğunu bağıra çağıra söyleyebilirim. Zaten oyunun görüntülerine bakarsanız siz de benimle aynı fikirde olacaksınız. Başlangıç noktasından geçtiğinizde 50 altın kazanıyorsunuz. Aynı altını yaratıkları alt ettiğinizde de kazanma şansınız var. Bu altınları kart satın almak için kullanıyorsunuz. Kart satın alırken AP kullanmamanız güzel bir detay.

Destenizde 15 kart bulunduğundan bahsetmiştim. Tur size geçtiğinde 50 altın karşılığında yeni bir kart alıyorsunuz ve elinizde en fazla 5 kart tutabiliyorsunuz. Ayrıca Storage Room olarak adlandırılan bölgeye bir kart daha ekleyerek bunu 6’ya çıkartabiliyorsunuz. Eğer elinizdeki 5 kart varken yeni kart çekerseniz, en baştaki kart desteye geri dönüyor. Keşke en baştaki kartın yerini değiştirebilseydik de, ona göre stratejimizi belirleseydik.

Bu açıdan oyunu ele aldığımda, Dicetiny’nin bir süre sonra sıkıcı bir hal almaya başladığını söyleyebilirim. Başıma gelen ufak bir olayla bunu anlatabilirim sanırım.

dicetiny-gorsel-001

Kırmızı Başlıklı Kız’a bir gönderme olarak hazırlanan, kırmızı başlıklı kurt karakteri ile yaptığımız mücadelede, sahadaki boş yerler yavru köpeklerle doluyor. Eğer bunlardan birini öldürürseniz, rakibiniz 1 saldırı puanı kazanıyor. Böyle böyle rakibimin saldırı puanı 30lara kadar çıktı. Elbette bunu karşılayabileceğimiz bir zırhım ya da canım yok. Hal böyle olunca ondan fellik fellik kaçmaya başladım. Elimdeki kartlar da bitince, tek dayanağım attığım tur başına gelen altınlarla pazardan yaratık almak oldu.

Bir süre sonra rakibimin canı yukarıda anlattığım detaydaki gibi tur başına 1’er puanlarla düşmeye başladı. Ben de Cleric sınıfını oynadığım için canımı iyileştirebiliyordum. Ama sonunda kaçınılmaz sonla karşılaştım. O 30 puanlık saldırıyı suratıma yedim. Benzer şekilde sadece 5 canı kalan bir rakibimin peşinden turlarca koştuğumu bilirim.

Dicetiny’nin kuralları ilk başta ilgi çekici gelse de birkaç saatlik oyun süresinin ardından sinir bozucu olabiliyor. Ekim ayında Erken Erişim olanağı ile piyasaya sürülmüş bir oyunun bu zamana kadar gelişmediğini görmek sinir bozucu. FakeDice ne yazık ki bu süre içerisinde bir arpa boyu yol alamamış. Haliyle Erken Erişim saçmalığının kucağına atladığım için kendime bir kez daha kızmış oldum.

Bu kurallar karmaşasını bir kenara bırakırsak, Dicetiny’nin kendine has yaklaşımı bir hayli eğlenceli. Sınıfların, karakterlerin, hikayenin ve onlarca kartın Geek kültürüne yaptığı göndermeler oldukça keyifli. Warrior sınıfının direkt olarak Conan the Barbarian’dan alınması ve kullandığı silahlardan birinin ucuna Nokia 3310 bağlanmış olması beni baya bir güldürdü. Sadece Geek değil, 9GAG ya da 4Chan gibi sitelerden çıkma Meme kültürüne de bolca göndermeleri var.

dicetiny-gorsel-005

Çizimleri bir hayli hoş olan Dicetiny’nin gelecek vadettiğini söylemeliyim. Ama oyun henüz oynanabilirlik seviyesine ulaşmış değil. İnceleme sırasında bolca “oyuncular” kelimesini kullandığımı biliyorum ama karşımızda rakiplerin hepsi NPC. Ocak ayında piyasaya sürülmesi planlanan Multiplayer eklentisi hakkında hiçbir gelişme yok. Ayrıca açıkça görüldüğü kadarıyla sınıflardaki karakter tipleri çoğunluk gösterecek. Yani belli başarımlar elde ettiğinizde Warrior sınıfına ait farklı bir karakter açacaksınız. Ama bunun da yerine yeller esiyor.

Oyunun güzel kısımlarından biri ise her yeni sınıfla birlikte daha önceden topladığınız kartların ve relic adı verilen büyülü eşyaların kaybolmaması. Sıklıkla mobil platformda gördüğümüz Gem olayı nedense bu oyunda da var. Harcamasını yaptıktan sonra nasıl geriye kazanacağımı bir türlü bulamadım. Bu Gemler ile yeni kartlar satın alabiliyorsunuz ve kart havuzunuza giriş yapıyor. Relicler de benzer şekilde diğer sınıflar tarafından da kullanılabiliyor. Yani her yeni oyun ile birlikte yeniden yeni kartlar toplama sıkıntısını ortadan kaldırıyorsunuz.

Hikaye modu pek bir kısıtlı olan ve oyuncuyu kısa süre sonra sıkan Dicetiny için elinizi çabuk tutmaya gerek yok. Erken Erişim’den çıkana kadar beklemekte fayda var. Bu oyun PC için değilde Mobil platformlar için geliştirilmiş olsaydı düşüncelerim daha farklı olabilirdi. Ama piyasadaki benzer kart ve kutu oyunlarını düşündüğümde Dicetiny sadece Geek göndermeleriyle diğerlerinin arasından sıyrılıyor. Eğer oyuna daha fazla öge eklemeyi, mekanikleri biraz olsun değiştirmeyi planlamıyorlarsa Dicetiny satın alınacak bir oyun değil. Adeta bir çöp!

DC Comics'in Toy Fair'de Tanıttığı Figürler Harika Görünüyor
Star Wars Episode VIII'in Çekimleri Başladı