Film ortalama iyi bir yapım, tam bir 80’ler klasiği. 2 saat 4 dakika boyunca Superman evreninin kız versiyonunu getiriyor ama kendi başına da duruyor. Helen Slater’ın Supergirl’ü çok tatlı ve güçlü, hikaye hızlı ilerliyor, aksiyon var, romantizm var, biraz da fantastik witch havası var. CGI yok, pratik efektler ve o dönem teknolojisiyle çekilmiş. İlk üç Superman’den daha hafif ve eğlenceli ama kendi içinde sağlam duruyor. Beklediğimden daha keyif aldım, seri tamamlamak için güzel bir köprü.

Argo City’den Dünya’ya Hızlı Kaçış Köken Hikayesi ve Kısa Anlatım
Film en başta Kara Zor-El’in (Supergirl) kendi gezegeninden (Argo City) ayrılışını anlatıyor. Omegahedron denen o güçlü kristal çalınıyor, Kara da peşinden Dünya’ya geliyor. Bu kısım gerçekten çok kısa ve biraz saçma anlatılmış, aceleye getirilmiş gibi. Ama iyi ki kısa tutmuşlar! Hemen Supergirl’e geçiyoruz, uzun uzun Krypton dramı falan yok. Direkt aksiyona ve Dünya maceralarına dalıyoruz. Bu hız sayesinde film hiç sıkmıyor, baştan sona akıp gidiyor. Kısa tutmaları filmin en akıllıca kararı olmuş.

Liseye Başvuru ve Okul Hayatı: Tam Bir Peter Parker Havası
Supergirl’ün ilk işi liseye başvurmak! Linda Lee kimliğiyle Midvale School for Girls’e kaydoluyor. Bu kısım bana çok garip geldi ama aynı zamanda çok eğlenceli. Okul sahneleri resmen Spider-Man’in Peter Parker havası taşıyor: Utangaç yeni öğrenci, sınıf arkadaşlarıyla tanışma, dersler arasında gizli güçlerini saklama, ilk aşk denemeleri… Tam o “süper güçleri olan genç kahraman okulda normal görünmeye çalışıyor” vibe’sı. Helen Slater bu sahneleri çok doğal oynuyor, gülümsetiyor. Okul kısmı filmin en eğlenceli yerlerinden biri, Superman filmlerinde olmayan bir teen enerjisi katıyor.

Helen Slater ve Karakterler: Güçlü Supergirl, Efsane Villain
Helen Slater Supergirl rolünde harika. Tatlı, güçlü, masum ama kararlı bir Kara. Kostümü ve uçuş sahneleri çok ikonik, o sarı saçlar ve mavi kostüm hâlâ akıllarda. Peter O’Toole gibi usta bir oyuncu da Ethan rolünde destek veriyor. Villain tarafında Faye Dunaway’in Selena’sı tam bir 80’ler witch bombası: Güçlü, hırslı, eğlenceli ve biraz deli. Supergirl ile kapışmaları çok keyifli. Karakterler arasında chemistry iyi, özellikle Linda’nın okul ve süper kahramanlık arasında gidip gelmesi inandırıcı.

Aksiyon, Uçuş Sahneleri ve Efektler
Uçuş sahneleri Superman filmlerinden farksız kalite. Pratik efektler, tel çekimleri, patlamalar… Hepsi çok temiz. Selena’nın büyülü güçleriyle Supergirl’ün süper güçleri karşı karşıya geliyor, bu çatışmalar filmin en epik kısımları. Hiç abartı yok, her şey dengeli. Romantizm de var, aksiyon da var, fantastik unsurlar da var. 1984 yapımı olmasına rağmen hâlâ izlerken keyif alıyorsun, eskimeyen bir enerji var.
Müzik ve Atmosfer
Jerry Goldsmith’in müziği filmde çok iyi oturuyor. Superman temasına benzer epik hava ama daha hafif ve genç. Okul sahnelerinde daha neşeli, aksiyonlarda daha sert. Atmosfer genel olarak eğlenceli ve renkli, Superman’in ağır epikliğinden biraz uzak ama kendi tarzında başarılı.
Sonuç
Supergirl (1984) ortalama ama iyi bir film. Kökeni kısa ve biraz saçma tutmuşlar ama bu sayede hemen Supergirl macerasına geçiyoruz, bu da filmi kurtarıyor. Liseye başvuru sahnesi garip olsa da okul kısmı tam Peter Parker havası vererek eğlence katıyor. Helen Slater’ın performansı, aksiyonu ve 80’ler büyüsüyle seriyi tamamlamak için güzel bir parça. Klasik Superman evrenini sevenler mutlaka izlesin.





