Anasayfa » Haberler » Karındeşen Jack’in Kim Olduğu Ortaya Çıktı!

Karındeşen Jack’in Kim Olduğu Ortaya Çıktı!

jack-the-ripper

İngiltere’nin başkenti Londra’da 126 yıl önce yaşanan seri cinayetlerin sorumlusu “Karındeşen Jack”in (Jack the Ripper) kimliği ortaya çıktı. Yapılan DNA testine göre katilin Polonya doğumlu berber Aaron Kosminski olduğu anlaşıldı.

Katilin kimliğinin açığa çıkması ise tamamen şans eseri oldu. Ünlü bir iş adamı olan Russell Edwards, bir açık artırmada kurbanlardan Catherine Eddowes’a ait kanlı bir şal satın almıştı. Yapılan test sonucunda Kosminski ismine ulaştı.

Kadınlara düşmandı

Paranoid şizofren olan, halüsinasyonlar gören ve kadın düşmanı olan Kosminski berberliğin dışında hayatını akıl hastanelerinde geçirmişti. 1888’de tüm Londra’ya korku salan “Karındeşen Jack”in tümü kadın olan 5 kurbanı bulunuyor. Kadınları acımasızca katleden Karındeşen Jack bir türlü yakalanamamıştı.

jack-the-ripper-mektup

Karındeşen Jack Kimdir?

1888 yılının ikinci yarısında, Londra’nın gecekondu semti Whitechapel’da faaliyet göstermiş seri katil (veya katiller). Katile Jack ismi, Merkezi Haber Ajansına katil olduğunu iddia eden bir kişi tarafından gönderilmiş mektuba binaen verilmiştir. Bu mektup cinayetlerin işlendiği dönemde basılarak yayınlanmıştır.

Tamamı hayat kadını olan kurbanlardan beşinin aynı kişi veya kişilerce öldürüldüğü kesinleşmiştir. Ancak Karındeşen Jack’e maledilmiş yaklaşık 20 cinayet vardır. Cinayet dosyası cinayetlerden iki sene sonra kapatılmıştır. Ancak günümüz İngiliz dedektifleri ve bilim insanları, modern teknolojinin de yardımıyla halen cinayetleri aydınlatmaya çalışmaktadırlar. Günümüze kadar ulaşmış tek fiziki kanıt, kurbanlardan birine ait olduğu iddia edilen şaldır.

Karındeşen Jack'ten geriye kalan tek kanıt olan kanlı şal
Karındeşen Jack’ten geriye kalan tek kanıt olan kanlı şal

Cinayet yöntemi

Karındeşen Jack’in yöntemleri vahşiceydi. Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazlarını kulaklarına kadar kesiyordu. Ufak tefek değişikliklerle beraber kurbanların tamamına yakınının karnı ve cinsel organları deşilmiş, bazı organları çalınmış, bazen de burun ve/veya kulakları kesilmişti. Jack kurbanlarını, dizleri karna çekilmiş ve bacakları açık bir şekilde düzenleyerek terkediyordu.

Jack-the-ripper-london

Cerrah mı, Kasap mı?

Kurban, “Mary Nicholls” isimli bir kadındı ve boğazı kesildikten sonra hunharca delik deşik edilmişti. Mary Nicholss’un vahşi bir şekilde öldürülüşü ve katilin geceleyin hiçbir iz bırakmadan sessizce ortadan kayboluşu, etrafta büyük bir paniğe sebep oldu. Artık herkesin, her yerde şüpheli insanlar gördüğünü iddia etmeye başladığı bir ortamda benzer bir olayla, 8 Eylül 1888 günü karşılaşıldı. İkinci kurban “Annie Chapman”ın da adeta paramparça bir şekilde bulunuşu, İngiliz kamuoyunda müthiş bir korku ve heyecana sebep oldu. Bir Londra gazetesinin “Kızıl Dehşet” manşetiyle duyurduğu haberlerin ardından Karındeşen katilin “meşin önlüklü”, “şapkalı “, “uzun paltolu” biri olduğu, elinde “bir çanta” ile dolaştığı, cinayet aletlerini ve kurbanlardan kestiği organları buna koyduğu, cesetleri hızlı bir şekilde bıçaklarla kesip biçmesinden hareketle uzman bir “cerrah” veya “kasap” olabileceği yolunda iddialar yayıldı.

jack-the-ripper-cizim

İngiliz polisi, araştırmasını yoğunlaştırırken halk da gönüllü olarak arama komiteleri oluşturdu. Lakin 30 Eylül 1888’de “Elisabeth Stride “, “Catherine Eddows” ve 9 Kasım 1888’de de “Mary Kelly” adındaki kadınların aynı sonuca uğramaları işleri henüz da karıştırdı. Kurbanların müşterek noktaları ise “hayat kadını” olmalarıydı. Aynı günlerde polise ve gazetelere “Karındeşen Jack” imzalı mektuplar gelmeye başladı. Mektupları yazan kişi, meydan okuyarak kimseden korkmadığını söylüyor ve cinayetlerle alakalı ayrıntılardan bahsediyordu. Yazıyı tanıyan birinin çıkabileceğinden hareketle, mektupların kopyalarının yayınlanmaya başladığı 1888 seneyi sonbaharında, İngiliz gazete ve dergileri, Londralı kadınlara korku dolu haftalar geçirten katile geniş yer ayırıyorlardı. Tanınmış İngiliz dergisi “Illustrated London News” 13 Ekim 1888 tarihli sayısında “Karındeşen Jack”i okuyucularına bu resimle tanıtıyordu, gerçekte ise onu gören yoktu.

JacktheRipper1888

Sonraki tarihlerde işlenen çeşitli cinayetler “Karındeşen Jack” e yüklense de Scotland Yard’a ve uzmanlara göre sadece 1888 yılındaki olaylar onun işiydi. Esrarengiz katil, 9 Kasım 1888’deki “Mary Kelly” cinayetinin ardından adeta sırra kadem bastı. Geride ise hala ilgi çekmeye devam eden “Karındeşen Jack” ismi ve “Catherine Eddows” in cinayet yerelinde bulunan kana bulanmış bir şal kaldı. Dosyası 1892’de resmen kapatılan “Karındeşen Jack”ın kimliği dair ise çeşitli isimler ortaya atıldı. İlk şüpheliler, East End semtinde yaşayan Rus ve Polonya Yahudilerinden oluşan bir koloni arasında arandı. Bunlardan mezbahalarda çalışan “Schochet” denilen bir grup, hayvanları Yahudi şeriatı kurallarına göre maharetle ve ustaca kesebildikleri için tahkikata tabi tutuldu ancak bir netice çıkmadı. İlerleyen dönemde İngiliz Sarayı Doktoru Sir William Gull’e dayanılarak Karındeşen Jack’in Kral VII. Edward’ın büyük oğlu Clarence Dükü Prens Albert Victor, Scotland Yard yöneticilerinden Sir Melwille Machnagten’e dayanılarak “Montague J. Druitt” adlı bir Avukat ve “Ressam Walter Sickert “, İngiliz Başbakanlarından “William Gladstone “, Yazar “Lewis Caroll “, “Charles Cross” adlı bir seyyar satıcı olabileceği iddia edildi.

Sultan’a Suikast Mektubu!

İngiltere Kraliçesi Victoria tarafından da adım adım izlenen ve kimliği araştırmacılar tarafından merak edilen “Jack the Ripper” ismiyle dönemin bir takım liderlerine suikast mektupları da yazıldı. Bunlar arasında Rus Çarı III. Aleksandr ve Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid de vardı. Prof. Dr. İnci Enginün tarafından neşredilen ve o tarihlerde Londra Sefaretinde Başkâtip olarak bulunan Şair Abdülhak Hamid Tarhan’ın hatıratında nakline göre, kağıt üstünde ve farklı bir amaçla da olsa “Sultan II. Abülhamid, Londra’dan – Jack the Ripper” imzalı bir tehdit mektubu aldı ve bu konunun araştırılması için iki yüz elli liralık bir çek göndererek kendisini görevlendirdi. Yine Padişah tarafından ayarlanan bir İngiliz dedektifine müracaat etmesi istenen Abdülhak Hamid Tarhan, Şehbender Emin Efendi’yle beraber yürüttüğü ve, “Londra’daki Jack the Ripper bizim çarşıdaki Sarı Çizmeli Mehmed Ağa’dan beterdi. Yedi milyona karib nüfusu olan bir şehirde böyle ünlü ve müstekreh bir nam-ı müstearla yazılan suikast mektubunun sahib-i mesül-ü kimdir, nasıl tahkik olunabilir? Her taraftan bu yöntemde cevaplar almıştık.” şeklinde aktardığı araştırmaların sonucunu Sultan II. Abülhamid’e bildirdi.

aaron-Kosminski

Katil, Bir Berbermiş

Cinayetleri hala aydınlatılmaya çalışılan “Karındeşen Jack”in kimliğine ilişkin son bilgi ise DNA uzmanı Dr. Jari Louhelainen’den geldi. Kurbanlardan “Catherine Eddows”un cinayet yerelinde bulunan şal üzerinde testler yapan Dr. Jari Louhelainen, evvelki gün İngiliz Mail on Sunday Gazetesi’nde seri katilin o dönemde Scotland Yard tarafından sorgulanan kuşkululardan biri olan Polonya Yahudisi Berber “Aaron Kominski” olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını söyledi.

Kaynaklar: Ali Canman, “Tarihte Soylu Bir Katil: “Karındeşen Jack “, Yıllarboyu Tarih, 1981.İnci Enginün, Abdülhak Hamid’in Hatıraları, Dergah Yayınları, İstanbul, 2000.
Alıntıdır: Milliyet