Son Haberler
Anasayfa » Unutulmuş Diyarlar (sayfa 2)

Unutulmuş Diyarlar

Forgotten Realms Logo

Faerun Elfleri (Bölüm 1)

  Elfler… Fantastik edebiyat son yıllarda sesini öyle çok duyurdu ki elfleri duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum… Bilgisayar oyunlarında,filmlerde,kitaplarda her türlü fantastik öğe içeren eserde elfleri görmemiz çok olası… Tahmin edeceğiniz gibi Faerun’da da elfler büyük yer kaplamaktadırlar. Faerun’un elflerini ayrı ayrı tanımadan genel olarak “elf ırkına” bir bakış atalım.. Elfler Toril’e çok uzun yıllar önce değişik yollarla başka bir diyardan (Faerie) gelmişlerdir.Elflerin dünya üzerinde yürümeye başladıkları zamanlar resmen onların çağı olmuştu.Yerleri,denizleri hatta gökleri bile hakimiyetleri altına aldılar.Ancak günümüzde gerek insanların gerekse diğer insanımsı medeniyetlerin baskınlıkları nedeniyle kendi bölgelerine çekilmiş halk konumundadırlar. Elfler kolay adapte olurlar,çok uzun yaşamaları nedeniyle soğuk kanlıdırlar.Bir kararı vermede acele etmezler.Genellikle bir elfi tanımak uzun yıllar ister.Ne kolay dost olurlar ne de kolay düşman olurlar.Kendi aralarında elf olanlara Tel Quessir(Halktan olan) elf olmayanlara ise (biraz kaba olarak karşılanabiliyor..)N-Tel Quessir(Halka dahil olmayan) demektedirler. Elfler zarif,çevik,sanata ve büyüye yatkın varlıklardır.Gerçekten çok güzellerdir.Gerek fiziksel güzellikleri gerek ruhsal olgunlukları onları saygı duyulan bir ırk haline getirmiştir. Faerunlular 6 elf etnik grubu olduğunu söylemektedirler.En çok bilinenler Ay elfleri,Güneş elfleri ve orman elfleridir…Drowlar yani kara elfler daha az bilirler…Ve sadece yakınlarında yaşayanların veya alimlerin haberinin olduğu vahşi elfler ve deniz elfleri vardır.Ancak tüm bu grupların yanında bir de kimsenin bilmediği Avariel(Kanatlı elfler) vardı.Bu elfler kendilerini soyutlamış ve sadece kendi topraklarında yaşamaktadırlar. Bu kadar farklı elf soyu olmasına rağmen hepsinin taşıdığı ortak özellikler vardır.Şimdi onlara değinelim:Elflerin ortak olarak paylaştıkları en büyük özelliklerinden biri büyüdür.Bir elf hangi etnik gruba dahil olursa olsun büyü ile bir seviyede ilgilenmektedir.Elflerin büyüye olan katkıları ve ilgilerini kanıtlayan en önemli şey Elven High Macig ve kendi yarattıkları artifactler olan “Mythal”lardır.Bu büyülü kudretli taşları şehirlerinde barındırarak koruma büyülerini (çok güçlü seviyelerde) üzerlerinde eksik etmemişlerdir.Tüm elfler doğuştan etkileme ve efsun türü büyülere karşı daha dirençlidirler.Sahip oldukları olgunluk onları zihinsel etkilere karşı korur. Elflerin evlerine baktığımızda büyülü olmasa da büyüden anlamayan birinin baktığında büyülü güzellik olarak nitelendirebileceği kadar harika olduklarını görürüz.Bir dağa bakın sonra bir ağaca bakın en sonda bir elf barakasına bakın.Pek bir fark göremeyeceksiniz.Doğal ortamlara kurdukları evleri adeta doğanın bir parçası olurlar.Saf ve doğal bir güzellik elflerin vazgeçilmez ve yitip gitmez sürekli modalarıdır.Elf yapılarında özellikle kapılar çok ilginçtir.Elf olmayan biri kapıları ağaçların veya tepelerin bir parçası olduğuna yemin edebilir.Bu yüzden tüm elfler daha çocuk yaşta gizli kapıları fark etmeye eğilimlidirler. Diğer insanımsı ırkların aksine elfler uyumazlar. Yalnızca günde 4 saat sürecek olan bir trans ve rahatlama süreci onların yaşamaları için yeterlidir.Bir çok elfin yatak odasına baktığımızda yatak değil de yerine rahat koltuk kanepe ve divanlar görürüz. Şehirlerine baktığımızda yine garip bir özellik görürüz.Günün en işlek iş başı saatinde bile sokaklar ve şehrin içi dingin ve sessiz aynı zamanda da huzur içindedir.Bu asla elflerin tembel olmalarıyla alakalı değildir.Bunun yerine elflerin sonsuz diye nitelendirilebilecek kadar uzun bir hayata sahip olmalarıyla alakalıdır.Bir çok elf işlerini büyük bir sabır ve ustalıkla labratuarlarında evlerinde ve çalışma sahalarında geliştirirler.Elfler bir proje veya iş üzerinde ustalaşmadan o işi bırakmazlar. Tüm elflerin tarihleri kanla dolu savaşlarla dolu olmasına rağmen elfler barışçıl ,barış işinde yaşamak isteyen bir halktır.Bu barışçıl yanları tarihlerindeki savaşlarda yaşamak zorunda kalmaları sayesinde onları savaştan uzak bir ırk yapamamıştır.Bir çok elf başta yay olmak üzere bir çok dövüş ve savaş tekniği üzerinde eğitilirler.Savaşçılık elflerde asla saldırı değil her zaman savunma olarak kullanılır.Savaşçılar evlerini korumaya yeminli kutsal askerlerdir. Genel Irk Tarihleri Daha öncede belirttiğim gibi elfler Toril’in doğal halklarından değillerdir.Faire diyarından tanrılarıyla beraber göç edip gelmiş kutlu bir halktır.”Peri Kestirmeleri” ve “Arkayollar” denilen büyülü ve şimdi kayıp olan geçitleri kullanmışlardır.(Faerun’un bazı bölgelerinde hala peri kestirmeleri ve arkayollar vardır ancak bunlar elfleri Faire’den getiren geçitler değildir.)Toril’e ilk gelenler Sy-tel-quessir(yeşil elfler), Ly-tel-quessir(lythari) ve Aril-tel-quessir(avariel)lerdir.Bu saydığım gruplardan sadece yeşil elfler (vahşi elfler) Faerun’da bilinen varlıklarını sürdürmektedirler.Avarieller tükenmiş olarak görülmektedir(sayıları çok ama çok az kalmıştır.)Dünyanın tehlikeli ejderhalarıyla yaptıkları savaşları onları tüketmiştir.Lythari diye bahsedilen grup ise zamanla değişime uğramışlardır ve şu zamanda artık onlara Tel-quessir demek doğru sayılmaz.Genel ikinci grup ise Ssri-tel-quessir (günümüzde ki drowlar)dir.Gelişlerinden kısa bir süre sonra ormanlarındaki büyük imparatorlukları kurmuşlardır.Aynı zamanda Ar-tel-quessir(güneş elfleri)ve Teu-tel-quassir(Ay elfleri) kuzeye geldiler.Alu-tel-quessir(Su elfleri)bu olaylardan kısa bir süre sonra Muazzam Deniz’de(Great Sea) görülmüşlerdir.Gelişleri sırasında süre gelen ejderha zamanlarını sona ermiştir.Ejderha zamanlarının sona erişiyle 5 büyük imparatorluk dönemine geçmişlerdir.Faerun’un batısında ve güneyinde imparatorluklar kurulmaya başlanmıştır.Kılıç Sahili boyunca (Sword Coast) Güneş elflerinin imparatorluğu Aryvandaar, yeşil elflerin imparatorluğu Miyeritar,Shantel Othreier ve Keltormir.Güneyde şimdi Vilion Reach olarak bilinen bölgede üç tane yeşil elf diyarı kurulmuştur.Thearnytaar,Eiellur ve Syopiir .Bunların dışında da iki tane daha sivilize olmuş kısım şimdiki Shaar topraklarında görülür:Ay elflerinin Orishaar ve Kara elflerin Ilythiir imparatorluğu… Bu elf ülkeleri kendi yolarıyla gelişmiş ve büyümüşlerdir.Ne yazık ki bu gelişme çalışmaları yoldan çıkmış vahşi ve kanlı yöntemlerle yayılımcılık gösteren Ilythiir imparatorluğunun ve Aryvandaar ülkesinin başa geçmiş bozuk yöneticilieri(Vyshaantar ailesi)nin diğer kardeşlerine rahatsızlık vermelerine yol açmıştır..Bu ilk Crown War a sebep oldu.Savaştan sonra elf ülkeleri kendilerini toparladı ve henüz bir şeyin sonuçlanmadığını gördüler.Bu savaşın süreceğine dair bir işaretti. Savaştan en kötü etkilenenler Miyertiar krallığı ve Ilythiir’ler oldu.Ancak en büyük etki 4. Crown war da ortaya çıktı.Ilythiirler kötülüklerinin ve sapkınlıklarının seviyesini artırdılar.Yıllar önce Corellon Larathian’ın sevgilisi Araushnee (şimdi ki Lolth) kendi ırkına ve Saldarine mabedine hainlik etmiş ve sırt çevirmiştir.Corellon ve sadık dostları ise eski sevgilisini iblis ağı çukuru (Demonweb Pits) diye bilinen -cehenneme geçitlerle bağlı oradan farklı olmayan -bir düzlemde yaşamaya mahkum etmişti.Araushnee efsanesini duyan Ilyhiir’liler ona tapmaya ve Seladrine mabedine sırt çevirmeye karar verdiler.Araushnee bu mürit topluluğuna dünden razı bir şekilde sahip çıktı ve öncelikle Miyeritar kavimini yok ederek intikam almaya başladı.Bu imparatorluktan kaçan yeşil elfler doğanın hiç dokunulmamış yerlerinde kendi ırkdaşlarından bile çekinerek ve onlardan saklanarak yaşamışlardır.İşte vahşi elfleri şimdi ki gibi bir yaşama iten olay ta bu zamana dayanmaktadır.Kaçan bazı ay ve güneş elfleri ise daha ılımlı bir yol seçmiş ve orman elfleri olmuşlardır. Ilyhiir’in ihaneti ve dönüşü ile şok olan Seladrine mabedinden Corellon eski sevgilisi ve inananlarını çok büyük bir lanete maruz bıraktı ve Ilyhiir elfleri drowlara dönüştürler.Güneşe çıkamaz oldular ve yer altına ,karanlık altına mahkum oldular.Bu olaydan sonra elf bilgeleri toplanıp son gerçekleşen olaylara karşı önlem ve karar almak için toplandılar.Bu bölgeye Elven Court adını verdiler. (Günümüzde Cormanthor ormanları içerisinde halen varlığını sürdüren bölge)Daha sonra Seldarine Vyshaantar ailesinin ve kötülüklerinden sorumlu güneş elfleri lordlarını buldu.5. Crown War da da onlar yok edildi. Son Crown War’ın bitişinden yüzlerce yıl sonra Evermeet adasında,Everaska vadisinde, Yuirwood, High Forest ve Cormanthor gibi ormanlarda bir çok elf şehri ve imparatorluğu kurulup yıkılmıştır.Her biri kurulduğu zamanın yöneticisi lideri ve yıldızı olmuştur.İnsanların ortaya çıkışıyla beraber bir çok insan imparatorluğu elfleri aşındırmaya ve kenara itmeye başladı.(Jhaamdath,Coramshan ve Netheril bunların en bilinenleri) Çeşit çeşit görüş açıları ve politikalara sahip insan devletleri arasında kalmış elfler bu olaylardan da savaşsız çıkamayacaklarını anlayınca bir kısım ayrılıklar görülmeye başladı.Bir çok elf Faerun’u insanlara bırakıp en batıyla Evermeet adasına yerleşip burayı terk etmeyi ister olmuştu.714 deki Cormanthor ormanında bulunan elflerin en büyük imparatorluklarından biri Myth Drannor’un yıkılmasından sonra batıya göçler ufak ufak başlamışlardır.Günümüzde halen bir çok elf içlerinde gerçek evleri olarak bahsedilen Evermeet’e karşı bir çağrı duyabilmektedirler.(Özellikle 1344 DR da elf göçleri zirveye ulaşmıştır bilinmeyen bir güç tüm elfleri Evermeet’e çağırmıştır.)Evermeet göçleri günümüzde artık duracak düzeyde azalmıştır.Elfler Faerun üzerinde yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır.Çünkü artık Evermeet’inde güvenli bir yer olamayacağını anlamaya başlamışlardır. Faerun’da yaşamalarına karşın bir daha asla dünyanın ilk zamanlarında ki güçlü ve ihtişamlı imparatorluklara sahip olamayacaklarının bilincindedirler. SU ELFLERİ (Aquatic Elves) Yer yüzünde yaşayanların çok nadir rastladığı su elfleri yerleşik şehir hayatında yaşayan,iyi kalpli ve Faerun’u çevreleyen denizlerde yaşayan bir halktır.Sea of Fallen Stars veya güneydeki Great Sea de bir çok su altı şehirleri bulunmaktadır.Ayrıca batı denizlerinde de küçüklü büyüklü bir çok yerleşim yerleri bulunmaktadır. Fiziksel Görünmleri: Su elfleri uzun boyutludurlar. 6 feet (180 cm) veya daha uzun olabilirler.Uzun kol ve bacaklara sahiptirler ki bu onları iyi yüzücüler yapar.Yüzücülüklerini geliştiren bir diğer detay el ve ayak parmaklarının perdeli olmasıdır.Yer yüzü kuzenleri gibi ince yapılı ve narindirler.Saçları genellikle ince yapılı ve düz olur Savaşçıları saçlarını kısa keserken savaşçı olmayan kesim uzun bırakmayı tercih eder.Great sea bölgesinde yaşayanlarının tenleri genellikle koyu yeşil olur.Arada kahverengimsi tonlar görmek mümkündür.Sea of Fallen Stars da yaşayanlarda ise mavi ve beyaz lekeler görmek mümkündür.Göz renkleri yer yüzünde yaşayan kuzenlerine benzer.(Daha çok güneş, ay ve vahşi elflerin göz renkleri).Genelde elbise giymezler çünkü edep gibi bir şeyden habersizdirler.Ancak yine de su altındaki yosun bitki vb şeylerden vücutlarını saracak bir şeyler yaptıkları görülür.Giysileri su altında bulabilecekleri bitkilere bağlı olara kahverengi ve yeşil arası renklerde olmaktadır. Tarihleri: Su elfleri ilk önce Great Sea’de belirdiler.5 büyük elf topluluğunun Toril’e son gelen üyeleriydiler. Yıllar boyu su altında kendi içlerine kapanık yeni sular bulmaya çalışıp güçlenerek yaşadılar.İlk Crown War savaşlarına kadar göçebe olarak yaşadılar ve bu savaşlarla beraber yerleşik hayata geçtiler.Yer yüzündeki kuzenleri arasında olan bu savaşlar su altında onları etkilemiyordu ama yine de sudaki evlerinden savaşı takip ediyor ve haberdar oluyorlardı.Buna rağmen yeryüzündeki kuzenlerine ne müttefik ne de düşman olarak yaklaşmayı düşünmemişlerdir.Ancak dördüncü Crown War sırasında Sea of Fallen Stars’daki bir çok su elfi savaşmak zorunda kalmış ve öldürülmüşlerdir.Günümüzde pek çok bölgede yaşadıkları görülürken en bilinen şehirleri Evermeet kıyılarına yakın su altında kurulmuş olan Iumathiashae(Okyanusun annesi)şehirleridir. Kişilikleri: Su elfleri bir çok ırkı (neredeyse kendi kuzenlerini bile) güvenilmez bulurlar.Sudan ayrılmak yapacakları son şeydir.Aslında yakın komşuları akrabaları ve dostları dışında kimseye güvenmezler.Su elfleri müttefikliğin hayatta kalmak ve bencillik ve yalnızlığın ölüm demek olduğunun bilincinde olan yaratıklardır.Sürüden ayrılanı kurt kapar felsefesini yaşayan bir halktır.Genel olarak koruculuk ve savaşçılığa yönelirler.Su altındaki bir çok şeytani ve yırtıcı ırkla savaş halinde olduklarından bu işler onlar için birer zorunluluktur.Sihirbazlık ve ruhbanlık ikinci sırada bunları takip edep mesleklerdir.Yine su altındaki elf ozanları oldukça yaygındır.Yer yüzüne taşınamayan bir çok efsane şarkı ve mit bu su altı ozanlarının belleklerindedir. Sosyal Yaşam: İlk zamanlar feodal yaşarlarken daha sonradan bu feodal yapı ortadan kaybolmuştur.Genel olarak soyluların yönetimi yani aristokrasi görülmektedir.Su elflerinin dişileri genel olarak ozanlık sihirbazlık gibi fizikten çok mental yetenekler isteyen işlere yönelirken erkekleri savaşçılık avcılık gibi fiziksel güç isteyen işleri yaparlar.Politik güç genel olarak bir erkeğin elinde olur.Bir bakıma her şeyleri ortaktır ve kişisel mülk yok denecek kadar azdır.Silahlar,eşyalar gerek değiş tokuş gerek satış gerekse hediye ile elden ele dolaşırlar.Bir su elfi kendi çevresinde aradığı bir objeyi çok kolay bir şekilde bulabilir.Hırsızlık denen kavram su elflerinde yoktur çünkü bir su elfi istediği bir şeyi gidip rahatlıkla isteyerek alabilir.Ama dışarıdan gelen misafir veya yabancıların hırsızlık yapabileceklerinin farkındadırlar ve temkinli davranırlar. Dil ve Edebiyat: Tüm su elfleri elfçe konuşur ve Espruar harfleriyle yazılan değişik bir stil kullanarak Aquan dilinde yazarlar.Sea of Fallen Star’da yaşayanları ise Inner Sea bölgesindeki toplumlarla alış veriş yaptıklarından Serusan dilini kullanırlar.Köylüler,savaşçılar ve barbarlar dışında tüm su elfleri okuma yazma bilirler. Büyü, Büyü Kullanıcıları ve Büyülü Eşyalar: Tüm elf etnik grupları arasında Su elfleri en az büyü ile ilgilenen gruptur.Elbette ki su elfi büyücüleri yok diyemeyiz ancak sayıları bir cüce toplumunda ki kadar diyebiliriz.Elf büyücüleri kağıt ve parşömen olarak köpek balığı vb hayvanların derilerini kullanırken mürekkep olarak ise su ile akıp gitmeyen bazı deniz altı yaratıklarından alınan mürekkebi kullanırlar. Büyülü eşyalarda genel özellikler olarak yer yüzü kuzenlerininkinden pek farklı şeylere sahip değillerdir. Farklar yalnızca su altında olduklarından biçimsel olarak görülür.Mesela iksir yerine daha kolay kullanılabilecek katı hamurumsu maddeler kullanabilirler.Ya da metal eşyalar yerine su da zarar görmeyen daha farklı maddeler kullanabilirler.(Örneğin deniz kabuklar veya taş gibi)Genel olarak kıyafet kullanmadıklarından giysi olarak büyülü pelerinlere veya giyilen herhangi başka şeylere rastlamamız pek mümkün değildir.Yüzükler kolyeler daha olası büyülü eşyalardır.Eşyaların genel nitelikleri ise savunmalarını ,hızlarını ve çevikliklerini artırmaya yönelik olur. Tanrı ve İnanç Su elflerinin Seladrine mabedinden tapındıkları tek tanrıları su altı dünyasını efendisi Deep Sashelas’tır.Tapınakları neredeyse tüm su elfi yerleşim bölgelerinde bulunur.Genel olarak dini mimarinin dev deniz kabuklarına oyulmuş estetik tünel sistemlerinden oluştuğunu görürüz. Diğer Irklarla İlişkileri: Kişilikleri kısmında da söylediğim gibi su elfleri çok çekingen ,utangaç ve çevreyi güvenilmez bulan yaratıklardır.Buna karşılık kendileri dışında mutlak iyilikleriyle tanılan denizkızları veya tritonlar gibi ırklarla da ilişkilere girebilirler.Yer yüzündekilere her zaman temkinli yaklaşır ve casuslukla yer yüzündeki komşularını izlerler.Yakınlarındaki yer yüzü savaşları ittifakları barışları vb şeylerinden az çok haberleri vardır.Su altında yaşayıp su elflerinin mutlak ve sonsuz nefretini çekmiş olan tek ırk kanlı düşmanları shauginlerdir.Bir deniz elfinin barışçıl yapısı bir shaugin ile karşılaşana kadar sürer.O zaman sabır çekingenlik veya barışçılıktan eser kalmadığını görürüz. Alet-Edevatları Büyülü eşyalarda da olduğu gibi normal alet edevatlarında da suda yapısının koruyan maddeler kullanırlar.Metal ve metal gibi su da bozulan madenlerin hiç biri gözükmezken altın ve mücevherlere her zaman yer vardır.İnanılmaz altın işlerler ve mücevher biriktirirler.Bu düşkünlükleri onların belki de zaaflarından biridir.Su altında iksir içmek zor olduğundan bunu kolaylaştırmak için yapılmış deriden yapılmış torbalar kullanırlar ve sıvıyı diret olarak yüzgeçlerinden alırlar. Silah ve Zırh Su altı dünyası kesici ve ezici silah kullanıcıları için alehine bir sahadır.Bunun elbette ki bilincinde olan su elfleri delici silahlar kullanırlar.Tridentler en çok kullanılan favori silahları konumundadır.Onun dışında rakiplerini etkisiz hale getirecek ağır ağlarda favorileri arasında sayılabilir.Eşyaların yapımı gibi silahların yapımında da deniz kabuğu taş kullanılırken ek olarak iri hayvanların dev kılçıkları da silah yapımında kullanılabilir.Kalkanları deniz kabuklarındandır.Zırh olarak da köpek balığı derisi profesyonel savaşçıların bir numaralı tercihleri arasındadır. Evcil Hayvanları: Yunuslar ve benzer memeli hayvanlar su elflerinin en yakın dostlarıdır.Genel olarak yunusların yaşam bölgelerine yakın yerlerde şehirlerini kurarlar.Gerektiğinde oyun arkadaşı gerektiğinde ise yardımcıları ve habercileri olabilen yunuslar su elflerini çok severler.Bunlar dışında su elfleri büyük dev memeliler olan balinalar ve benzerlerine büyük saygı besler ve onları yaşam alanlarını kısıtlayacak olaylar olduğunda kendilerini bu hayvanların yanında savaşmaya hazır görürler.Yine bazı su elflerinin yaşam bölgelerinde deniz aslanlarının koruyuculuk yaptığı ve elflerle iletişim içinde olduğunu görürüz.Elflerin su altında yaşayıp da sevmediği hatta nefret ettiği tek hayvanlar köpekbalıklarıdır.Deniz elfleri köpek balıklarının ;can düşmanları sahuginlerin lanetledikleri ,geçmişlerinde yunuslara benzeyen balıklar olduklarına inanmaktadırlar.Sahuginlerle bağdaştırdıklarından köpekbalıklarından nefret ederler ve gördükleri yerlerde avlarlar. Gelecek yazımda diğer elf etnik gruplarını da yakından inceleyeceğim.Sun elf(Güneş elfleri) Star elf(Yıldız elfleri) Wild elf( Vahşi elfler) Wood elf( Orman elfleri) Moon elf( Ay elfleri) Avariel( Kanatlı elfler) Drow(Kara elfler) Hepsini tek bir yazıya sığdırabilir miyim emin değilim ama yazacağım. Kendinize iyi bakın.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun’da Büyü

  Faerun’da büyüyü açıklamak için yine yaratılışa biraz dönmek istedim.Önceki yazılarımdan hatırladığınız gibi Ao dünyayı yarattıktan sonra önce Selune ve Shar daha sonra ise Chauntea doğdu.Selune Chauntea ‘nın bitkileri ve ilk canlıları için ihtiyaç duyulan ateşi getirdi.Ateş elementi boyutundan gelen ateş yaydığı ısı ve özellikle ışık yüzünden Shar-Selune savaşını kızıştırdı.Selune içindeki büyü özünü kız kardeşine fırlattı ve bu olay sonrasında bu öz Mystrl’e dönüştü. Mystrl Toril üzerine Weave adı verilen bir sistem kurdu.Bunu bir ağ sistemi gibi düşünmek mümkündür.Gözle görülmeyen her bir cm’yi kaplayan bir sistem…Faerun’da ortaya çıkan yaratıklar –ya da buraya göç edenler(elfler gibi…)- weavei şekillendirmeyi öğrenerek büyü denilen sanata ilk adımları atmış oldular.Öncelik ejderhaların oldu.Daha sonra Faerie diyarından gelen elfler bu sırla tanıştılar.Bir çok başka ırkta büyüyü tanıdıktan sonra meraklı hızlı öğrenen ve tamahkar insanların eline de geçti.Büyü ile gelişen bir çok insan imparatorluğu bu gün tarihteki yerini almıştır. Bunların en unutulmazları arasında olan şüphesiz Netheril imparatorluğudur.Büyü sayesinde dağlardan koparılıp havalandırılmış kara parçaları üzerine kurulmuş bu imparatorlukta çok sayıda kadim büyücü doğmuş ve yaşamını sürdürmüşlerdir.Bu kadim büyücülerden biri vardır ki tarihe adını kaos ve delilik ile yazdırmıştır.Karsus… Karsus kendini inanılmaz bir şekilde weavee adamıştı.Ama diğer büyü kullanıcıları gibi Mystral’a bir saygı veya sevgi beslediği söylenemezdi.Tanrıçaya karşı beslediği duygular daha çok kıskançlık olarak tanımlanabilir.Weavein kontrolünü ele geçirmek ve Mystral’in yerine geçip tanrı olmak gibi uçuk ve çılgınca hayallere kapıldı.Bu hayaller hem kendisine hem Mystral’a hem de Faerun’a ağır bedeller ödetti.Kendi geliştirdiği çok ama çok güçlü bir büyü ile Mystral’ı ortadan kaldırmaya çalıştı.Büyü gerçekten çok kuvvetliydi.Ancak Karsus’un dikkate almadığı bir nokta olmalıydı…Mystral weavein kendisiydi.Mysral’e zarar vermek weave e zarar vermek demekti.Weave i kullanarak yapmış olduğu büyü ile weavei yok etmek ve daha sonrada yok olan weavein sahibi ve bir parçası olmak gibi gerçekleşemez bir hayaldi bu…Paradoksa neden oldu.Hem Mystral hem Karsus hemde weave bu büyü yüzünden yok olacaktı.Mystral kendini feda etmeseydi tabii…Kendini feda etti ve büyü tamamlanamadan weavein de bir süreliğine yok olmasını sağladı.Bu yokluk sırasında büyü ile havada duran Netheril şehirleri düşmeye başladılar.Önceden hazırlıklı olan birkaç şehir dışında her biri acı bir şekilde yok oldu, hazırlıklı olan bu şehirler gölge boyutuna sığındı.(Bu başka bir hikayenin konusudur)Karsus’da bu sırada hayatını kaybetti.Mytral daha sonra Mystra adıyla yeniden doğdu.Kimi Mystra’nın yüksek rahibelerinden biri olduğunu kimi ise Mystral’ın bizzat kendisi olduğunu söylerler.Durum her ne ise yeni tanrıçada Weave ile bir bütün olmuş ve her şey normale dönmüştür. İkinci Mystra 1358 dertler zamanı ya da gölgeler yılı olarak bilinen tarihte gücünü kaybetmeyen tek tanrı olan Muhafız Helm tarafından katledildi.Yerine o dönemki müridlerinden biri olan Midnight geçti.Ancak Midnight ismini Mystra olarak bırakmayı uygun gördü. Gerek Karsus yüzünden gerek Dertler Zamanında Mystra’nın güçlerini kaybetmesinden dolayı günümüze kadar gelmiş weavedeki bozukluklar ve eksiklikler yüzünden oluşmuş iki tür bölge ortaya çıktı.Ölü büyü bölgeleri ve vahşi büyü bölgeleri…Ölü büyü bölgeleri weavein yok olduğu,uzanamadığı yerlere verilen addır.Bu bölgelerde weave kaynaklı hiçbir büyü yapılamaz,weave ile biçimlendirilmiş büyülü eşyalar parşomenler vb hiçbir şey aktif hale getirilemez.Vahşi büyü bölgeleri ise weavein hasar almış,çarpıtılmış ve tahrip olmuş bölümleridir.Vahşi büyü bölgelerinde weavei kullanmak çok tehlikelidir.Çünkü yapılması istenen büyüler çok tehlikeli veya farklı sonuçlara yol açabilir.Bu bölgelerde kaos hüküm sürer ve weave ile ilgili hiçbir kural burada geçerli olamaz. Faerun’da elbette Mystra dışında da büyü ile ilgili tanrı ve tanrıçalar vardır.Bunlardan bahsetmek istediklerimin ilki hepinizin adını duymuş olduğu Shar’dır.Shar ilgi alanları itibariyle bizzat büyü ile ilgili olmasa da “gölge weave”i nin yaratıcısı olmasıyla büyü dünyasında ismi duyulmuş ve önemli yeri olan bir tanrıçadır.Mystral Selune’dan ayrılıp onun safında gölge ve aydınlık savaşında aydınlığı yani Selune’un tarafını seçince Shar’ın da düşmanlığını kazanmış oldu.Mystral’ın weavei yaratması üzerine Shar nefret,kin ve özellikle kıskançlıkla bu sihirli ağı keşfetmek için onun üzerinde çalışmaya başladı.Çalışmaları bir süre sonra sonuç verdi ve Mystral’ın weaveinin karanlık bir kopyasını yarattı.Bu ağ aynı orijinal weave gibi Toril’in her yerine uzanacak ve Nacromency,efsun ve ilizyon büyülerinde normal weavein verdiğinden daha büyük bir destek sağlayacaktı.Gölge weaveinin en büyük avantajı ise ölü ve vahşi büyü bölgelerinin ortaya çıkmasından sonra görüldü.Shar’ın emrindeki bu bölgelerde de gayet sağlıklı bir şekilde çalışıyordu.Bir büyücünün bir kere gölge weaveini seçtiğinde artık dönüşü yoktur.Weavee geçerse Shar onu ölüm ile cezalandırır.Weave kullanırken gölge weaveini kullanmaya başlayan bir büyücü ise Mystra’nın lütfundan mahrum kalır ve bir daha ömrü boyunca weave kaynaklı hiçbir büyü kullanamaz.Shar’ın gölge weaveini yaratmasında en büyük amacı ise weave kullanımını iyice azaltmak ve buna bağlı olarak Mystra (veya Mystral) tapınanın sayısını azaltarak Mystra’nın güçsüz kalmasını sağlamak ve onu bu güçsüz halindeyken yok etmektir. Büyü ile ilgili tanrılardan biri de Azuth’dur.Eskiden bir ölümlü ve bir Mystra inananı ve kudretli bir büyücü olan bu tanrı Savras adı verilen ve yine büyü ile ilgilenen bir yarı tanrıyla mücadelelere girişmiş ve bu kanlı ve zorlu mücadelelerden sonra Savras’ı bir asaya hapsederek tanrı olmayı başarmıştır(Savras günümüzde o asadan kurtulmayı başarmıştır ve Azuth ile olan mücadelesi yer yer ateşli yer yer dingin bir şekilde sürmektedir.).Azuth Mystra gibi büyünün özü ve kendisinden çok büyü yapımı ve büyücülerle ilgilidir. Mystra’nın iyiye olan yönelimine karşı Azuth nötr olarak ortada kalmayı seçmiştir.Ama yinede bir çok konuda Mystra’nın yanında onun destekleyicisi konumundadır. Thay denilen doğudaki çok uzak bir ülkenin kırmızı büyücüler adlı organizasyonunu lideri Szass Tam tarafından sürgüne uğrayan bir insan büyücüden bahsedeceğim şimdi.Bu büyücünün adı Velsharoon’idi.Talos denilen yıldırım ve gazap tanrısının hizmetinde 2 yıl çalışıp kendini kızıl büyücülerden belki de biraz bu yol sayesinde koruyup daha sonra Azuth ile tanışıp onun takipçisi olmuştur.(Talos’un bu olay yüzünden kendisine ne kadar kızgın olduğunu söylememize gerek yok sanırım)Velsharoon da aynı taptığı tanrısı gibi tanrılığa adım atmayı başardı ve günümüzde özellikle nacromency ve nameftler üzerine yapılan büyülerle ilgilenen bir tanrı haline geldi. Bu sayılanların dışında elf tanrılarının mabet lideri Corellon Laretian,yine elflerin aşk sihir ve güzellik tanrıçaları Hanali Cenalil,su elflerinin tanrısı ve su altının büyücüsü Deep Sashelas,Mulhorandi denilen doğu ülkesinin iyilik nötrlük ve kötülük büyücülerinin tanrıları Isıs,Theth ve Set,Duergarların babası ve karanlıkaltının büyücüsü Ladaguer de büyü ile ilgili olan diğer tanrılardır. Weavei kullanmaya sanat denir.Kullananlarda doğal olarak “sanatçı” olarak nitelendirilir.Weavein direkt olarak şekillendirilmesiyle yapılan büyülere mistik büyüler denir.Weavei bir kutsal güç,totem vb bir varlık aracılığıyla (yani o varlığın şekillendirmesiyle) kullanarak ortaya çıkan büyülere ilahi büyüler denir.Tanrılara tapan ruhbanlar veya doğadaki enerjiyi büyüye çeviren druidler ilahi büyü yapan gruplara örnektir.İlahi büyü kullanıcıları weavei kullanmasalar da taptıkları veya hörmet ettikleri güç(odak) Faerun üzerindeki inananına büyü gücünü bahşetmesi için Mystra’nın Weaveini kullanır.Toril dışındaki düzlemlerde veya başka gerçekliklerde varlıkların büyü yapması için weavee ihtiyacı yoktur.Başka kaynaklar bulunabilmektedir. Şimdi de Faerun’da ki büyü yollarını ve çeşitlerini inceleyelim.Pek çok ırk , ulus veya mezhep farklı çeşit yollarla weavei biçimlendirebilirler.Şimdi bu büyü çeşitlerine göz atalım. Element Büyüsü (Elemental Magic) Bazı büyü kullanıcıları 4 elementin şiirimsi etkileriyle büyülerini yaparlar.Karatur veya oraya yakın uzak doğu ülkelerince odun ve metal olmak üzere iki elementin daha eklendiğini görürüz.Ana elementlerin tanrılarının müritleri bu yola baş vurabilirler.(Örneğin ateş tanrısı Kossuth’un bir ruhbanı ateş elementi büyülerini kullanabilir.)Onların dışında kalan mistik büyü kullanıcıları genelde doğa ve element ruhları aracılığıyla weavei biçimlendirirler.Bu tür büyücüler uzak doğuda görülür ve onlara Wujen denir.Wujenler dışında normal yollarla weavei kullanıpta element büyü kulanlar elbette mevcuttur.Hava elementini kullananlar genelde celbazlardır. (Conjuerer)Toprak elementini kullanların genellikle değişim okulundan olduklarını görürüz(Transmutation).Ateş elementi ise genel olarak zuhurbazların kullandığı elementtir.(Evoker)Su elementi ise geriye kalan büyü okullarının büyücülerinden kullanıcı bulabilir. Kutlu Elf Büyüsü (Elven High Magic) Zamanların en büyük büyücüleri olan elfler weave ile haşır neşir olurken bu büyü çeşitini yaratmışlardır.Kendi ırkdaşları arasında bile yalnızca en yaşlı ve tecrübeli kişilerin bildiği ve kuşaktan kuşağa kolayca aktarılmayan ,elf dışında hiçbir ırkın bilemeyeceği sırlarla dolu epik ve mistik bir büyü türüdür.Bu büyü ile bir anda yüzlerce hatta binlerce hedefe etki edebilen büyüler yapılabilmektedir. Örneğin bir şifa büyüsü bir anda bin kişilik ordunun tümüne yapılabilir.Bu büyü aynı zamanda bir anda yüzlerce büyülü eşya yapılması gibi yollar için de kullanılabilir.Bu kadim teknik kullanımı güç ,irade sahibi bir beden ve ruh gibi gereksinimi ve çoğu insana göre mit olan bir sırdır. Mücevher Büyüsü (Gem Magic) Büyülerin bazı değerli mücevfer ve taşların üzerine işlenebileceğini keşfetmiş büyü kullanıcılarından çıkma bir tekniktir.Yapılacak olan büyü bir taşa yüklenir ve tetiklendiğinde ortaya çıkar.Bu tetikleme büyüyü yapanın koyduğu bir süre veya herhangi bir eylem olabilir.Çeşitli kullanım alanları vardır. Ay Ateşi (Moonfire) Selune rahip ve rahibelerinin kutsal ritüelleri sonucunda ortaya çıkan esrarengiz bir büyüdür.Her yıl ayın dolunay olduğu belirli bir gün o zamanın en yüksek Selune ruhbanı önderliğinde bir ritüel yapılır.Ortada bulunan sunaktaki kaseye süt ve şarap dökülürken gereken sözler söylenir ve jestler uygulanır.Ortaya çıkan güç gerek Selune’dan birebir mesaj almaları gerek ay ateşi gücüyle büyülü eşyalar yaratmaları gerek başka işleri sağlar. Rün Büyüsü (Rune Magic) Genel olarak devler ve cüce kavimleri arasında yaygın olan büyü tekniğidir.Cüceler ve devler gibi büyüye uzak iki ırkın belki de büyüde buluştuları tek noktadır.Aynı mücevfer büyüsü gibi bu teknikte de büyüler rünlere işlenirler.Rünler çeşitli yollarla tetiklendiklerinde büyü ortaya çıkar ve yapımı bitmiş olur.Örneğin bir mezar taşına kazınmış bir cüce rünü.üzerinden parmakla geçildiğinde çalışacak bir büyüyü barındırıyor olabilir.Bu büyüyü kullanan kişilere rün zanaatçıları(Rune Crafter)denir. Bunların dışında da küçük grupların daha az bilinen büyü teknikleri veya sırları elbette vardır.Faerun büyüler diyarıdır.O kadar çok bilinen bilimeyen sır vardır ki her birini keşfetmek belki de mümkün değildir.Yazıyı Waterdeep’in önemli lordlarından olan Mystra hizmetkarı yüce büyücü Khelben Arasun’un bir sözüyle bitirmek istiyorum: ”Magic,yes I know you think you know what it is ,and how it works…You Don’t…You’re an ignorant fool,just like the others.You think magic is a tool,like a hammer,something you pick up when you need it , swing it around for a while ,and put down again when you’re done with it.Not so.Magic is living thing-part of the Lady of Mysteries , a deity to whom you pay only lip service.You can’t just grap onto her when you need magic,squeeze the power out of her, and discard her when you’re done.That sort of treatment comes back to you.There’s a reason why most old mages are obsessed or insane-Mystra punishes them for their lack of respect.”   Khelben ”Blackstaff” Arunsun   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Cüceleri

  Evet.Geçen ay yarım bıraktığımız cüce çeşitlerini incelemeye devam ediyoruz.Lafı uzatmadan konuya geçelim:   GRİ CÜCELER (Gray Dwarves) Duergar olarakta bilinirler… Karanlık altı dediğimiz çoğu için ikinci faerun olan ve en az yeryüzü kadar geniş bir tarih,coğrafya ve kültüre sahip olan bu yerde yaşarlar.Doğuştan kötülükle büyüyen tek cüce ırkı olan Duergarlar gerçekten yeryüzünde yaşayan kuzenlerinden(Her ne kadar diğerleri gibi zanaata,demirciliğe önem verip çok çalışsalarda)çok farklıdırlar.Zanaat ve çalışma konusunda kuzenlerinden farkları hiç eğlenmeyen,mola vermeyen ve yorulmayan sert bir yapıya sahip olmalarıdır.Yer yüzündeki kalkan ve altın cüceleri gibi onlarında yer altlarında büyük krallıkları vardır.Gracksthug veya Dunsperrin bunlara örnek olarak gösterilebilir… Yaklaşık olarak 4 feet uzunluğunda olan duergarların kiloları neredeyse yetişkin bir insana denktir.Diğer cüceler gibi kısa ama onlardan daha ince olabilirler.Ama omuzları daha sert kenarlı ve eklemleri daha esnektir.Ciltlerinin renkleri açık ve koyu gri arasında gidip gelmektedir.Gözleri ise donuk siyahtır.Hem erkekleri hem dişileri genelde dazlaktır ve erkekler uzun sayılabilecek gri veya beyaz sakallara sahiptir. Tarihleri Shanatarın zamanına kadar gitmektedir.O zamanki Barakuir denilen Shantarara bağlı 8 krallıktan birilerine sahiptiler.Kalkan cüceleriydiler aslında, isimlerinin şimdi duergar olması ise klanlarının o zaman ki adından gelmektedir.”İkinci Örümcek Savaşları” sırasında Duergarlar krallarını Shanatar imparatorluğunun başına geçebileceğini düşündüler ve bu da yetmezmiş gibi sorun çıkarmaya başladılar.Shininig plains denilen düzlüklerin altında bulunun Oryndoll şehirine ait İlitidlerin bu iç karmaşıklıktan yararlanmaları pek uzun sürmedi ve -8100 DR da ortaya çıktılar.Shanatar imparatorluğu bu yeni beyin emen düşmanlarını hainlik yapan Barakuir’e yönlendirmeyi başardılar.”Zihinkonuşmaları” denilen savaşta Barakuir yani duergarlar mind flayerlara yenidiler ve onların ellerine geçtiler.Yer altında geçirilen yüzlerce yıllık köllelik ve evrim onları yeni bir cüce etnik grubu halina getirdi.”Gri cüceler”.. Yıllarca İlitid efendilerinin yönetiminden çıkıp özgür kalmak için savaştılar.Özgürlüklerini kazanabilenler kuzeydeki Great Glacier bölgesinin derinliklerine Orsraun dağları denilen yere yerleştiler.Gracksthug yani “Bıçakların Şehri” denilen bu yeri -3717 DR da kurdular.-2600 de dağın doruğuna kadar krallıklarını genişlettiler ta ki -1803 de Quaggoth denilen vahşi bir yer altı ırkı olan köpeğimsi yaratıkların saldırılarına mazur kalana kadar.Bu saldırılar onları zayıflattı.Bu Quaggothlar dünyanın omurgası denilen yerde yaşayan Ursadunthar kavmine aitlerdi.-1350 ler kadar Duergarlar bu yaratıklarla büyük savaşlar verdiler ve sonunda hiddetleri geçti.-1850 lerde o güne kadar duergarların sahip olduğun en büyük yönetiçileri olan kraliçe ve tanrıça Duerra, Undreath Drowlarına ve Oryndoll zihingezenlerine karşı büyük başarılar elde etti.Duerra bu dönmede görünmez sanat dediği psişik gücü keşfetti.-1800 lerde geçmişlerinden gelen öfkelerini Shanatar krallığından kalanlara kustular.Ultoksamrin zamanında ,Holorarar ı ve Alatorin mağralarını fethettiler.Deep Duerra “Dertler Zamanı”nda geri döndü ancak altın cüceler onlara izin vermediler.Deep Duerra şu an duergarlar için tapılan ve psişik gücü kontrol altında tutan bir tanrıçadır.Ancak o ve kendi gibi kötü yürekli babası cüce tanrılarının boyutundan dışlanıp sürgün edilmişlerdir. Karakter yapılarına gelince Gri cücelerin çok fazla acımazsız,sert ,diğer canlılardan nefret eden yaratıklar olduklarını görürüz.Hayattan hiç zevk almazlar ve hayatı doğumdan ölüme kadar çalışmakla geçmesiyle değerlendirirler.Kendilerinden güçsüzlere merhamet etmez ancak onları kullanmayı ve yalvartmayı severler.Çok küçük yaşta hayatın kötü yanları ve acımasız olmalarıyla yetiştirldileri için genellikle iyilik kavramından habersiz büyürler.Gri cücelerin maceracıları genellikle kendi istekleri dışında bu işlere bulaşırlar.Hayatta kalmak veya bir umut için maceralara çıkabilirler.Maddi değer dışında bir değer anlayışları yoktur. Genellikle psişik güçlerini geliştirirler ve psion olurlar.Doğuştan gelen görünmez olma ve hacimlerini büyütme güçlerine sahiptiler. Konuştukları diller arasında normal cüce dilinin yanında yer altı ırklarının konuştuğu undercommon dili de yer alır.Drowlarla itibata geçebileceklerinden çoğu drowcayıda öğrenebilir. Büyüleri ilhai açıdan güçlüdür.Tapındıkları genel olarak iki tanrı vardır.Deep Duerra ve Laduguer….Mistik büyü kullanıcıları çok nadirdir. İşlerini daha kolay halletmek ve madecilik için büyülerini kullanırlar.Büyülü eşyaları pek çok diğer cüce ırkı gibi dövüşte kendilere destek olacak şeylerden seçerler.Büyülü eşyaları genellikle büyülü silahlardan oluşur .Aynı zamanda kendilerini psişik saldırılara koruycak yada psişik saldırılarda güçlendirecek büyülü veya psişik nesnelerde kullanırlar. Deep Duerra tapındıkları bir diğer tanrı olan Laduguer ya da başka bir adıyla “gri koruyucu” nun kızıdır.Özellikle Laduguer duergarların hayatları pahasına tapındıkları esas tanrılarıdır.Diğer cüce tanrıları mabedinde ki Moradin ve yandaşlarından tiksinirler.Aslında Laduguer’e tapınmaları kalkan cüceleri oldukları zamanlara kadar dayanır.Ancak bu zamanlarda Laduguer mabetten kovulmamış gri cüce seçilmemişti.Duergarlar ve tanrıları ırkdaşlarına karşı hainleşince böyle bir kaderle yüzleşmek zorunda kaldılar.Deep Duerra’nın psişik güce sahip olması ise Orydoll’lu İlithidlerin tapındığı Ilsensine adlı tanrıdan çalması sayesinde olmuştur.Bu yüzden duergar tanrıları ve bu ilitid tanrısı arasında olan bu gerginlik kendilerine tapınanlar arasında da vardır. Diğer medeniyet veya ırklarla olan ilişkilerini incelediğimizde elle tutulur bir şey görememekteyiz.Diğer cüce gruplarına karşı betimlenemez bir nefret taşırlar.Tarih de yeryüzüne daha yakın olan kuzenleriyle yapılan savaşlar bulunmaktadır.Elfler ,yarım elfler hatta buçukluklar gibi yeryüzü ırklarıylada görüşmez ve bunlara güvenmezler.Yer altında yaşayan ırkları da çok sevdikleri söylenemez.Kua tualar ,drowlar hiç sevmedikleri ama zaman zaman ittifak yaptıkları ırklardır. Kullandıkları eşyalar ve silahlar bir çok cüce gibi savaş çekişleri,balyoz gibi silahlar ve iyi yapılmış usta işi zincir -ve daha dayanıklı- zırhlardır. Yarasaları,iri örümcekleri,osquipleri evcil hayvan olarak kullanır ve binek olarak yer altı sürüngenleri ve yer altı rothelerini kullanırlar.   KALKAN CÜCELERİ (Shield Dwarves) Faerun’da bulunan cüce grupları arasında “standart” diye nitelendireceğimiz cüce grubu kalkan cüceleridir.Asıl cüce türü onlardır ve diğer grupların özünde mutlaka kalkan cüceliği vardır.Kuzey bölgesinde en dominant olan cüce grubudur.(Hatta dünya bile diyebiliriz)Doğal olarak zanaat,demircilik,madencilik gibi mesleklerde ustadırlar.Goblin,troll,dev ve orc soyundan olanlara karşı olan nefretleri ilgileri çekmektedir.Özellikle orclardan nefret eder ve çoğunlukla şans vermezler.Yakın ve uzak tarihlerinde her zaman goblinsoyu ,troll,dev ve orclarla yapılmış savaşları vardır.Kalkan cücelerinin kurmuş oldukları bazı krallıklar:Amarindar, Delzoun, Gharraghaur, Haunghdamar, Oghrann ve Sarbreen… Altın cüceleri olan kuzenlerinden biraz daha uzunlardır.Kiloları da yerli yerindedir ve gelişimi sağlıklı bir şekilde tamamlamış bir kalkan cücesi tıknaz ve geniş omuzlu bir insandan farksızdır.Derileri açık beyazdır.Gözleri ise yeşil veya gümüşi mavidir.Erkek ve dişilerinin de çok uzun saçları vardır.Her erkek cücede bulunan bakımlı uzun sakallar ise kadınların bazılarında görülmektedir.Saç renkleri açık kahverengi ve kızıl arasında değişmektedir.Yaşlandıkça gümüş rengi veya beyaza döner. Hazineleri,ganimetler ve savaşı çok seven bir topluluktur.Yer altı ve üstü kalelerinde mükemel savunmalar geliştirebilirler.Toplum olarak bu yüzden en çok saygı duydukları kişiler savaşçılardır. Çalışmayı severek yaparlar.Gerçekten de Faerun’da ki eşyalar arasında kıyaslandığında çok iyi işler çıkarırlar.Bu özellik her ne kadar diğer cüce türlerinde de görülsede bir şeyleri düzeltme ve güzelleştirme isteği sadece kalkan cücelerinde baskındır.Çevrelerinde estetik yapıdan bir bozukluk gördüklerinde hemen onarmaya ve güzelleştirmeye kalkarlar. Hikayeleri Taark Shant a kadar dayanır.Taark Shanat(Daha önceki yazımda bir göç adı olarak bahsetmiştim)Bhaerynden krallığının üçüncüncü kralıdır.Kudretci Devrimci olarak bilinir.O ve 8 oğlu dinsel anlaşmazlıklardan dolayı (belki de içinde biraz da siyaset de vardı) batıya doğru göç ettiler ve yerleşecekleri bir yer bulmayı umut ettiler.Kısa zamanda kendilerini “Pelerin Savaşları” adı verilen bir savaşın içinde buldular.Yerleşmek istyedikleri bölge istikametinde Rringlor Noroth adı verilen bir tiran Alatorin mağralarını ve yarıklarını ele geçirmek için “dayanıklıhalkla” savaşlar verdi.Cüceler sonunda bu savaştan üstün çıktı ve bir sonraki adımlarında da Dhalnadar çatlaklarını mesken tutmuş 4 mavi ejderhayı yendiler ve burayı da topraklarına kattılar.Bir büyük cüce tanrısı –kesin kaynak bulunmasa da Dumathoin olduğu söyleniyor-4 ejderin kafatasını birleştirip mağranın içinde “Ejderkurukafası Tahtını “yarattı.Bu olaydan sonra Shanat buraya “Parlak Balta Salonu” adını taktı.Bu olaydan sonra da resmi olarak kaynaklarda Alatorin krallığı siyasi birliğini sağladı ve birinci çağı başladı. Taark Shanat’ın ölümünden sonra 8 oğlu kuzeye(şimdi Amn ve Tethry in bulunduğu topraklara) derebeylik sistemiyle işleyen özerk krallıklarını kurdular.İlk başlarda Moradin ve yandaş tanrılarına bağlı tek bir toplulukken sonradan tamemen sekize bölündüler.Bu 8 topluluk iç işlerinde özgür dış işlerinde ortak bir konsey aracılığıyla birbirine bağlıydı.Ancak bir sonra -9000 DR civarında bu bağlılıkta koptu ve bağımsız devlet olduklarını ilan ettiler.Bu olayın hemen ardından birbirleriyle mücadele etmeye hatta savaşmaya başladılar.Bu tarihlerde çok büyük kanlı savaşlar olmamasına rağmen Gualliduruth drowları bundan faydalandılar ve uzun zamandır yıkmak istedikleri mağara imparatorluklarına saldırılar düzenlediler.İşte tarihte önemli bir yer tutan “Örümcek Savaşlarından” ilki budur.Bu savaş – 8170 DR dan -8150 DR a kadar sürmüştür.Savaşın sonunda cüceler bağımsızlıklarını yitirmiş Alatorin krallığı çökmüştür.Bu üzücü olay üzerine bölünmelerindeki hatayı anlatan 8 kral (kardeş) tekrar birleşerek bağımsızları için ikinci savaşlarını verdiler.Top yekün bir mücedale olan ve yine tarihte önemli bir yer tutacak olan İkinci Örümcek Savaşına neden olan bu olay cüceleri bağımsızlarını geri kazanmasıyla ve drowların Alatorin mağralarından çekilmesiyle son bulmuştur.Bu savaşın başlangıç ve bitiş tarihi -8145 DR ve 8137 DR dır.Bu olayadan sonra Parlak Balta Salonlarına dönen krallar bir daha asla birbirlerine düşman olmadılar ve birbirleriyle savaşmadılar. 8 kral yaptıklarından ötürü tanrılarına tövbe ettiler ve Ejderkafatası Tahtına içlerinden birini oturtması için dua ettiler.Sonunda Dumathoin ,Ultoksamrin adlı yüksek rahibini kral olarak seçti ve bu olayla Shantar krallığı ikinci çağına geçti. Duergarların ihaneti ve İlitidhitlerde olan savaş bu tarihe denk gelir. İkinci çağın sonlarında –yaklaşık olarak- 1,800 yıl sonra -6150 DR.yılında Guallidurth drowları yeniden bir saldırı düzenlediler.Bu 3. Örümcek Savaşlarını doğurdu.30 yıl cesurca mücadele eden kalkan cüceleri Parlakbalta Salonlarını drowlara bırakmak zorunda kalarak geri çekildiler.Böylece cüce sığnakları ve toprakları ellerinde çıktı –ejderkafatası tahtını yanlarına aldılar- bu olay da ikinci çağa noktasını koydu. Üçüncü çağa gelindiğinde cüceler ilk defa kendileri kadar büyük bir medeniyet olan insanlarla anlaşmalar yaptılar ve daha önce yapmadıkları kadar yeryüzüne açıldılar.İnsanlara musallat olan Djinn zorbalarına(bir tür cin) karşı onlara yardım ettiler.Ne yazık ki Cüce-İnsan dostluğu pek uzun süremedi.Coramshan’ın kralı kötü tanrılara kulluk etmeye başladı.Buna karşılık yeryüzüne çıkan cüceler krallıklarını Marching Mountains bölgesine taşıdılar ve buraya yerleştiler.(-5960 DR) Burda sonrasında biraz özet olarak geçeceğim.Çünkü gerçekten uzun ve detaylı bir tarihleri var:Krallık yer yüzüne açılınca bozulmaya gerek dış gerekse iç etkilerden dolayı bölünmeye başladı.Yeni küçük krallıklar oldu ve Shantar bir süre sonra yok oldu. Sosyal yaşamlarında bahsetmek gerekirse:Kanlarından ve soylarından oldukça gurur duyan milliyetçi bir karaktere sahiplerdir.Yaşlılara büyük saygı gösterir ve her klanın en yaşlısının sözü dinlenir.Çocuklara isimlerini koyan,ailede sözü geçen kan davaları vb şeylere karışılıp karışılmayacağını söyleyen kısacası klan içi herşeyi üstlenen kişiler olurlar.Kitaplara saygıları fazladır.Özellikle çocukların henüz silah veya çekiş tutma yaşına gelmeden önce kitaplarla eğitildiğini yoğun bir şekilde görmekteyiz.Yinede bu kitaplar kendi kanlarından gelenlerin yazdığı kitaplardır.Çok nadir- o da yer insan ve yer yüzü kültürlerini merak ettiklerinden- bazı ünlü insan ozanların kitaplarını karıştırabilirler.Yetişkin bir cücenin en temel görevi klanını onurlandırmak-düşmanları öldürmek- ve zenginleştirmektir.Para ne yazık ki her ırkta olduğu gibi cücelerde de çok önemlidir.Zenginlik ve züppelik ayıp karşılanan bir şey sayılmaz.Ölülerine çok saygı gösterirler.Özellikle yaşarken büyük işler yapmış kişilere,yaşlılara ve savaşçılara büyük harika anıtlar hazırlarlar ve anıtlara hazineler yığarlar.(Bu yüzden yıkılmış cüce şehirlerinde dolaşan hazine avcılarına pek çok kez rastlanabilir).Zanaatları ve benzeri konularda her cüce ırkı gibi ileri düzeyde olduklarından bahsetmiştim.Ama bunun yanında diğer medeniyetlerle en yoğun alış verişi yapan tek cüce grubu da kalkan cüceleridir. Dil konusunda Dethek alfabesi kullanıp cüce dili kullanmalarına rağmen kendilerine ait bir kalkan cücesi şivesi vardır.Damara ya yakın bazı cüce gruplarının Damaranca konuştukları da görülmüştür.Kılıç sahili yakınlarında ki klanlarda Gelanan şivesi kullanılır.İkinci dil olarak ortak dil ,elfçe ve gnomcayı bilebilirler.Elflerle yıldızları hiç barışmasa da alış veriş yüzünden birbirlerinin kültürlerine yakınlaşmak zorunda kalmışlardır.Gnomelar ise cücelerin belki de en çok anlaştığı ırktır.Neşeli,kendini beğenmiş olmayan,ve zannatta gerçekten usta olan bu ırklada sık sık alışveriş yaparlar bu yüzden onların dillerinide kulanırlar.Bazı komutanların savaşacakları düşmanların(goblin,orc,dev ..vb) dillerini öğrendiğide görülmüş bir şeydir.Her kalkan cücesi (barbarları dışında) okuma yazma bilir. Büyü konusunda tüm cüce grupları gibi savaşta yardımcı olacak büyüler kullanırlar.Özellikle devlere karşı verdikleri savaşta yardımcı olacak her şeyi kullanırlar.Daha çok Himaye ve Yanılsama okullarına ilgi gösterirler. Ruhbanların ve rün yapıcıların*( bir nevi büyücü ..daha sonra ki yazılarda büyüyü anlatırken daha ayrıntılı bahsedeceğim*)da toplumda ki sayıca fazlalığı büyü yapma oranını artırmaktadır. Tapındıkları tanrılar çeşitli ve zaman içerisinde önem sırasını değiştirmiş tanırlardır.Moradin ve Berronar,Taark Shanat zamanında tapılan iki tanrıydı.Moradin ve Berronar’ın sekiz çocuğu oldu ve Taark ın da çocuklarının her biri ayrı ayrı sekiz tanrıyı efendileri seçti.Bu tanrılar:Dumathoin, Laduguer, Abbathor, Clangeddin, Silverbeard, Vergadain, Shanidlar ve ikizler Diinkarazan ve Diirinka…Kardeşler barış yapıp Ejderkafatası tahtına bir kişiyi yerleştirmeyi kabul ettiklerinde Ultoksamrin Moradin tarafından Dumathoin in yüksek rahibi seçildi ve tahta yerleştirildi.Zamanla Laduduer bozuldu ve cücelerin boyutundan atıldı (Duergarlar da onunla birlikte kirlendiler,Moradin ve yandaşlarına düşman oldular)Abbathor ise şerefsizce bir yol çizerek babasının dogmalarını terketti.Shantar yıkıldığında kalkan cüceleri Laduguer,Diinkarazan ve Diirinka ya tapmıyorlardı.Onlara tamamen sırt çevirip yeni ilahlara(Harr,Gorm,Gulthyn,Marhhammor duin,Dugmaren Brightmantle,Haela Brightaxe) yöneldiler.Dumathoin kalkan cücelerinin baş tanrısı kabul edilmektedir. Kullandıkları silahlar pek çok cüce grubuyla benzeşmektedir.Menzilli silah olarak kurmalı yaylar,arbede savaşlarında çekişler,baltalar ve gürzler favorileri arasındadır.Zırhları metal veya taştan yapılmıştır. Besledikleri hayvanlar yarasalar,kanaryalar ve küçük kertenkelelerdir.Kertenkeleleri ve midillileri yük hayvanı olarak kullanırlar.Savaşırken de savaş midillileri olan “beyazkalkan” midillilerine binerler.   VAHŞİ CÜCELER (Wild Dwarves) Kendilerine “Dur Authalar” (halk) demektediler.Genellikle Chult Ormanı ve Siyah Ormanda görülürler.Altın ve medeniyet le uğraşan kuzenlerinin aksine onlar vahşi beldelerde avlanarak vahşi hayvanlar gibi geçimlerini sağlamaktadırlar.Her ne kadar şehirlerde yaşamayı,politikayı vb şeyleri bilmeselerde ormanlarda ve vahşi doğada bir çok canlının yapamayacağı kadar iyi ve egemen bir şeklilde yaşarlar. Esmer, kısa, dayanıklı ve koyu kahverengi gözlere sahip cücelerdir.(Eh diğerlerinden pek bir farkları yok bu konuda)Vücutlarında bolca dövme görülür.Ayrıca kolayca kavranamamak ve dövüşte rakibe zorluk çıkarmak için vücutlarını yağlarlar.Elbiselerini ve kendilerini tertemiz ve net görmek pek mümkün değildir.Genellikle yağa,toza toprağa ve çamura bulamış olarak dolaşırlar.Uzun sakalları ve saçları olduğundan bahsetmeye gerek bile yok sanırım.Ayrıca ateşe ve sıcağa dayanıklı bir metabolizmaları vardır.Zehir yapımında ileridirler ayrıca ırkdaşlarından bile daha çok zehire dayanıklıdırlar. Bharderyn krallığı drowlar tarafından yok edilince cüceler güney bölgelerine göç ettiler ve dağıldılar.Bu göç eden gruplardan büyük bir tanesi kara yoluyla –denizi kullanmadan- Chult yarımadasına varmışlar daha sonra da kabilelere bölünmüşlerdir.Burada ki ormanlarda yaşam mücadelesi vermeye başladıklarında yeni bir etnik grubu oluşturdular.Vahşi Cüceler… Buradaki zor şartların da etkisiyle kısa sürede eski dağ kültürlerine sırtlarını çevirdiler ve düzelli klan sistemi yerine vahşi barbar kabilesi sistemine geçtikleri için ırkdaşları tarafından ayıplanmalarından etkilenmediler ve umursamadılar.Çevrelerinde pek çok tehlike olmasına karşın asla bağımsızlıklarını yitirmediler ve yıkılmadılar.Belki de yıkılmamalarının nedeni başka medeniyetlere büyük bir sorun olarak gözükmeyip,başkalarının onlara sadece boş gezen barbarlar gözüyle bakmalarını sağladıkları için olabilir. Dünyayı görüş açıları açıkçası pek geniş değildir.Avlanma ve avlanarak yaşama gibi kısa cümlelerle hayat felsefelerini anlatabilirler.Politik davranışlar,zekice komplolar kurmaktan uzak bölgelerini korumak ve av bölgelerini sağlama almak gibi basit amaçlarla uğraşırlar.Ama diğer açıdan baktığımızda pek çoklarının küçük gördüğü bu amaçlarda asla başarısız olmamışlardır.Genç yaşta bir vahşi cüce avlanma gruplarına katılır.Vahşi hayatı,savaşmayı ve avlanmayı öğrenir.Dur Authalar için okul hayatın kendisidir.Aile bağının olmasını yanı sıra bir vahşi cüce genci aslında ne kadar yalnız olduğunun ve tek başına yaşamak zorunda kalırsa ne yapması gerektiğinin bilincinde büyür.Barbarlık toplumda en çok görülen şeydir. Taşıdıkları ve değer verdikleri eşyalar altın gümüş vb şeyler değil, silahlar ve hayatta kalmalarını sağlayacak eşyalardır.Kalkan cüceleri gibi ailelerde yaşlıların sözü geçer ver yaşlılara bilge gözüyle bakılır.Ailenin en yaşlı sağlıklı kişisi genelde lider olur.Çok cesur ve ölümden çok az korkan topluluklardır.Büyük şehirlerde cesaret ve kahramanlık ile ilgili öykülerde sık sık adlarının geçtiğini görebiliriz. Çok az vahşi cüce güney ormanlarını bırakıp dünyayı keşfe veya herhangi başka bir amaç için dünyayı gezmeye çıkar.Yalnız ve orman dışında dolaşan bir Dur Authalara rastlama olanağı çok düşüktür. Tapındıkları tanrı Thard Harr yani Derin Ormanların Lordu lakaplı bir –ve tek- vahşi cüce tanrısıdır.Thard vahşi cücelerin koruyucusu ve vahşi yaşama karşı destekleyicisidir.Onlara vahşi hayvanlara hem saygı duyup hem de onları avlamayı öğrenmiştir.Ruhbanlarına ve kendilerine doğaya adamış druidlere güçler bahşeden ondan başkası değildir. İlahi büyüleri kullanırlar ama ruhbanlardan çok driuidler daha çok görülmektedir.Bitkilere ve hayvanlara etki eden büyüleri bilir ve kullanırlar. Diğer ırklarla ilişkileri çok yoktur.Sadece Chultan Yarımadasında karşılaştıkları medeni kitlelerle( ki pek bulamazsınız) iletişime geçerler.Diğer cüce gruplarını severler ve geçmişlerinde ki bağı koparmış olmalarına rağmen herhangi başka bir ırka yaklaşmadan önce kendi ırklarını tercih ederler.Tarihlerinde kendi ırklarıyla yapılmış hiç savaş yoktur.Chult ta yaşayan bir grup kalkan cücesiyle bazen kontak kurarlar.İnsanlara karşı karışık hisler beslerler çünkü tarih boyunca karşılaştıkları insanlarda farklı farklı politikalar görmüşlerdir.Bu onların insanlar hakkında keskin kenarlı yorumlar yapmalarını engellemiştir.Chult’taki goblinler en nefret ettikleri halktır.Yu-antileri de sevmez ve sorunlar yaşarlar. Kullandıkları silah ve eşyalara bakınca aslında en fakir ve kötü eşyalara sahip cüce grubunun Dur Authalar olduğunu görürüz.Silahları kör,kalkan ve zırhları dayanıksızdır.Ama yine de bunun sıkıntısını çok çekmemişlerdir.Çünkü iyi organize olmuş ve harika silahlanmış medeniyetlerle savaşa girmemişlerdir.Tuzak ve zehirleri yaygın olarak kullanırlar.Çukurlar,kapanlar, gizli kazıklar çok kullandıkları yöntemlerdir.Genel olarak görülen pek belirgin silah olmasa da el baltaları ve yarım mızrakları sayabiliriz. Doğa ile iç içe olmalarının doğal bir sonucu olarak hayvanları çok sevmekte ve hayatlarının her bölümünde onlardan yararlanmaktadırlar.Yarasa,yılan ve kurbağa başta olmak üzere bir çok hayvanı evcil olarak beslerler.Avlanırken yanlarına kedigillerden hayvanlar almayı tercih ederler(panter,leopar gibi).Bu bölgede bulunan bazı dinazorları(triceratops) eğerleyip binek hayvanı olarak kullanmaları pek sık olmasada görülür.   URDUNNİR CÜCELERİ Bunlar üzerinde çok uzun durmamayı düşünüyorum sadece kısaca bahsedeceğim… Kalkan cücelerinden bazıları metal ve taşla bütünleşmeye başladığı zamanlarda Dumathoin bu ırkdaşlarından bile daha çok metal ve taş düşkünü grubu kutsadı ve ortaya Urdunnirler çıktı.Taar Shanat göçünden hemen sonra Alatorin mağaralarına yerleşildiğinde bazı kalkan cüceleri urdunnirlere dönüştü ve böylece işlerini daha iyi yapabilecek güçlere sahip olduklarına inandılar.İlk zamanlar diğer kalkan cücelerinin yanındayken daha sonra kardeşlerinden koptular ve Alimir yarım adasına yerleştiler. Uzun(kandaşlarına göre) boylu ve kalındırlar.Saç renkleri gri,gümüş ve siyah tonları arasında değişmektedir.Deri renkleri açık gri gözleri her zaman gümüş rengidir.Erkeklerinde ve kadınlarında uzun saç vardır.Erkekleri uzun ve bakımlı sakallara sahiptir.Bazı dişilerde de sakal bırakıldığı görülmektedir.Taştan geçme ve taşla bütünleşme gibi özellikleri onları çok çok iyi zanaatkarlar olarak kılmıştır.Toprak element düzlemiyle bağlantıları vardır. Fazlasıyla eksiğiyle tüm cüce gruplarını inceledik.Gelecek ay ne yazacağıma henüz karar vermedim.Hepimize süpriz olucak artık.Gelecek aya kadar hoşçakalın…   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Irkları Hakkında Kısa Kısa

  İnsan (Human) Faerun’da en çok bulunuan ırk İnsan ırkıdır.Bahsettiğim gibi ilk özel beşliden birisidir.En fazla yüz sene kadar yaşayabilirler.Bu kısa ömürlerinde Her yere kolayca uyum sağlayabilen ve herşeyi çabuk öğrenen hırslı bir ırktır.Diğer ırklara göre savaş konusunda daha iyilerdir.Genellikle boyları 1.65 ve 2.00 metre arasındadır.İnsanlar yeryüzünde yaşarlar.Tek başlarına yaşamayı tercih etmezler köy,kasaba,şehir gibi kendi kurdukları yerlerde yaşarlar.Sistemleri Krallıktır. Yaşadıkları Bölgeler: İnsan ırkı alışabildiği her yerde rahatça yaşar. Favori Sınıfı: Herhangi biri Lisan: Ortak lisan ve öğrendiği her dil Elfler (Elves) Faerun’un ev sahipliği yaptığı ilk beş ırktan sonra gelen ırktır.Elfler ince ve narin yapılı olmalarına karşın ne kadar ufak ve güçsüz gözükselerde zekaları sayesinde herşeyin çaresine bakabilirler.Özellikle büyü kullanma konusunda profesyonellik kazanmışlardır.Elfler 1.65 boylarında sivri kulaklı insanlara benzeyen bir ırktır.Genellikle Evermeet’te yaşarlar.Elfler kendi aralarında sınflara ayrılmıştır.Bunlar: Moon elf,wild elf,sun elf ve drow’dur. Kara Elf (Drow veya Dark Elf) Drowlar lanetlenmiş elflerdir.Kara bir tene ve bembeyaz şaçlara sahiptirler.Gözlerinin renkleri ise kırmızı,mor,sarı,gri ve mavi tonlarındadır.Irkdaşlarına göre arasında en ölümcül ve en acımasız olanıdır.Büyü konusunda en becerikli olan ırktır.Drowlar veya dark elfler sadece kendi çıkarları için ve kaos tanrıçası Lolth için yaşarlar.Aralarında sürekli bir mevki kapma yarışı vardır.Yeryüzüne yaşamlarını sürdürmeleri çok zordur.Güneş ışınları kara tenine ve büyü gücüne zara verir.Yeraltında,Underdark’ta yaşarlar kaos yönetim sistemi vardır.Şehirleri en güçlü ilk sekiz evin Lolth rahibeleri tarafından yönetitlir.Yönetim hakkına yalnızca dişi ve rahibe olan drowlar sahiptir.Erkeklerin yönetim üzerinde ve daha bir çok şey üzerinde sözü geçmez.Yüzeyde yaşayan elflerden nefret ederler. Yaşadıkları Bölgeler: Underdark Favori Sınıfı: Wizard ( Erkek ),Cleric ( Kadın ) Lisan: Elfçe,yeraltı dili,Abyssal, Ortak lisan,Draconic,Goblin,Illuskan ve drow işaret dili Ay Elfleri (Moon Elves) Moon elfleri faerunda çok bulunan bir ırktır.Bazen gümüş elf diye de çağırılabilirler.Genellikle deri renkleri ten rengidir.Bazılarının ki mavide olabilir.Saçlarının rengi gümüş,beyaz,siyah ve mavidir.Gözleri ise mavi ya da yeşil renklidir.Boyları elf standartlarındadır.Büyü kullanma yetenekleri iyidir. Yaşadıkları Bölgeler: Dalelands’i ormanları,Evermeet,Silverymoon ve batı Heartlands Favori Sınıfı: Wizard Lisan:Elfçe,Ortak lisan,Auran,Chondathan,Gnoll,Gonome,Halfling,Illuskan ve Slyvan Güneş Elfleri (Sun Elves) Güneş elfleri Faerun’da az bulunan bir elf ırkıdır.Bu elfler genellikle Evermeet’te yaşarlar.Bazen gold elf ( altın elf ) olarakta çağırabilirler.Ten renkleri bronzdur.Saçları altın,sarışın,bakır veya siyah renklidir.Göz renkleri ise yeşil veya altın renklidir.Krallık yönetiminde yaşarlar. Yaşadıkları Bölgeler:Ormanlar,Evermeet,Silverymoon ve batı Heartlands Favori Sınıfı: Wizard Lisan: Elfçe,Ortak lisan,Auran,Chondathan,Gnoll,Gonome,Halfling,Illuskan ve Slyvan Vahşi Elfler (Wild Elves) Faerun’da çok çok az bulunan ir elf çeşitidir.Çünkü genellikle ormanlarda vahşi ortamlarda gizlice yaşarlar.Bazen green elf ( yeşil elf ) olarakta çağırılırlar.Ten renkleri koyu kahverengidir.Saçları ise siyah ya da açık kahverengidir.Doğa ile iç içe olduklarından dolayı diğer ırkdaşlarına göre daha dayanıklı ve daha güçlüdür. Yaşadıkları Bölgeler: Sıcak güney ormaları,Chondawood,Methwood,Amtar ormanları ve Misty vale Favori Sınıfı: Sorcerer Lisan: Elfçe, Ortak lisan,Gnoll,Orc,Sylvan,Tashalan Orman Elfleri (Wood Elves) Orman elfleri Güneş elfleri ile nerdeyse aynı özelliğe sahiptir.Az görülen bir elf çeşitidir.Bakır elf diye de çağırılabililer.Bakır renkli bir tene ve yeşil gözlere sahip bir ırktır.Sürekli ormanda yaşadıkları için orman canlılarını kendilerine dost yapmışlardır. Yaşadıkları Bölgeler: Dalelands’in ormanları,Great dale’ın kuzeyi,Tethyr ve Kuzey Heartlands Favori Sınıfı: Ranger Lisan: Elfçe, Ortak lisan,Gnoll,Chondathan,Sylvan,Draconic Gnome Gnomler genelde 1.65 boylarında cüceye benzeyen bir ırktır.İnsanlarla çok ortak yönü vardır.Gnomelar icat bulmayı ve kazı yapmayı çok severler.Yeryüzünde e yeraltında yaşayabilirler.Medeniyet kurarak yaşarlar.Gnomelarda kendi aralarında ikiye ayrılır. Yeraltı Gnome’u (Deep Gnome) Underdark’ın derinlerinde saklı bir biçimde yaşarlar.Şehirlerini bulunması zor yerlere kurarlar.Deep gnomelar,svirfneblin olarakta çağırılırlar.Evlerini mağaraları kullanarak yaparlarKazı yapmayı ve değerli maden çıkarma konusunda çok iyidirler..Svirfneblinlerin deri rengi kahverengi veya gridir.Göz ve şaçlarıda gri renktedir.Underdark’ta yaşadıkları için her türlü tehlikeyi bilirler ve zeki bir ırktır. Yaşadıkları Bölgeler: Underdark Favori Sınıfı: Illisuon Lisan: Gnome,Ortak lisan,Draconic,Elfçe,Dwarven,Terran   Kaya Gnome’u (Rock Gnome) Rock gnome’lar Faerun’un en bilindik gnome türüdür.Yani sadece gnome olarak çağırılırlar.İcat bulmaya ve maden çıkarmayı yaşam biçimi haline getirmişlerdir. Yaşadıkları Bölgeler: Lantan,Batı Heartlands,Dalelands ve Great Dale Favori Sınıfı: Illisuon Lisan:Gnome,Ortak lisan,Draconic,Chondathan,Dwarven,Goblin,Sylvan, Illuskan,Terran Yarı Elfler (Half Elves) Yarı elfler insan ve elf’in çiftleşmesi sonucunda ortaya çıkan bir türdür.Drow ve insandan oluşan bir half drow’un koyu renkli bir teni,gri veya beyaz saçları ve insana ait bir göz rengi vardır.Moon half elf’in soluk bir ten rengi vardır.Sun elflerin ise bronz bir ten rengi yeşil veya sarı gözleri,Wild elflerinde kahverengi deri rengi , Wood elflerde bakır renkli derileri ve yeşil gözleri vardır. Yarı Orc (Half Orc) Yarı orclar,insan ve orc’un çiftleşmesi sonucu ortaya çıkan bir türdür.Medeniyet kurarak yaşamazlar genelde tek yada grup halinde dolaşırlar.Hafif açık yeşil deri renkleri vardır ve bir orc kadar cüsselidir.Ayrıca bir insan zekasınada sahiptirler. Yaşadıkları Bölgeler: Amn,Chessenta,Damara,Kuzey Moonsea,Vaasa, ve Waterdeep Favori Sınıfı: Barbarian Lisan: Orc,Ortak lisan,Giant,Gnoll,Goblin,Illuskan,Yeraltı dili   Buçukluklar (Halflings) Faerun’daki en küçük ırktır.Luiren’in güneyinde yaşarlar.Rock gnomeları severler.Bazı buçukluklar insanların diyarın olan Big Folk’ta yaşarlar.Küçük oldukarında dolayı mükemmel bir hıza sahiptirler. Cüceler (Dwarves) Cüceler 1.65 boylarında ve oldukça geniş bir bedene sahiptirler.Krallıklar halinde yaşarlar.Savaş konusunda çok iyidirler.Cücelerde ikiayrı gruba ayrılmaktadır.Bunlardan biri Gold Dwarf ( Altın Cüce ) dir.yaşadıkları yerler,Smooking mountains of Unther,Giants Run Mountains ve Vilhon Reach’in batısında yaşarlar.Bir diğeri ise Gray Dwarf ( Gri Cüce ) dir.Underdark’ta yaşayan ve oldukça kötü olan bir ırktır.Mind flayerların yaptığı hata sonucunda ortaya çıkmışlardır.Genelde madencilikle uğraşırlar kılıç ve zırh yapma konusunda oldukça iyidirler.   Yazan: Serhan Çömlekçiler

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Calimshan

  Başkent: Calimport Bölge: Batı Faerun Yönetim: Meşrutiyet Yönetici: Syl-Pasha Ralan el Persakhal                  Spellplague sonrası: Weave Pasha Nüfus: 5.339.520 Irklar: İnsanlar 94%               Half-orklar 2%               Halflingler 2%               Half-elfler 1%               Diğer 1% Dinler: Azuth, Ibrandul(artık ölü olduğu için yerini Shar aldı), Ilmater, Shar, Sharess, Talos, Tyr İthal Ettiği Mallar: Yiyecek, köle, büyücüler İhraç Ettiği Mallar: Zırh, kitap, değerli taşlar, deri, paralı asker, düşük seviyeli büyülü eşyalar, inci, çömlek, az bulunur şifalı bitkiler, ip, gemi, ipek, baharat, silah, şarap Yönelimler: Lawful Neutral, Neutral, Neutral Evil Batı Faerun’un güney köşesini kaplayan Calimshan topraklarında, Calim Desert (Calim Çölü) ve Spider Swamp (Örümcek Bataklık) bulunur. Bu toprakların yerlilerine Calishite denir. Calishiteler için “Calimite” kelimesi ağır hakaret içerir. Ayrıca Calimshan insanlarına benzeyen insanlara da Calishite denir. Coramshan’ın Halefinin bulunduğu büyük liman şehri Calimport’da, İmparator Syl-Pasha Ralan el Persakhal ve Pasha denilen zengin ve güçlü soylular yaşar. Diğer büyük şehirler Memnon ve diğer kıyı şehri Schamedar’dır. Calishitelar için genel görüş; Sea of Fallen Stars’ın batı ve güneyinin gerçek yöneticileri olduğudur. Kuzey kültürlerine kısa yaşamlı barbarlar bakıyor olsalar da bu onlarla ticaretlerini engellemez. Calimshan zenginliğe ve bilinmemiş büyülere takıntılı insanlarla doludur. Bu insanlar eski genie imparatorluğunun mirasçılarıdır ve genieleri yurtlarından atmışlardır(onlara karşı korkuları hala devam etmektedir.)Büyüye alışkın oldukları için, her türlü büyü sanatını öğrenebilirler. Bazıları efreet kanının hala damarlarında aktığını ve sorcererlara ateş büyülerine karşı yatkınlık verdiğini söyler. Milliyetçilikleri, egzotik marketleri, hırsız loncaları, her türlü malın olduğu haremleri, çöl manzarası, zengin yönetim aileleri, aşırı büyük nüfusu ve köleleriyle adını duyurmuştur. Yaşam ve Sosyal Yapı Nüfus çoğunlukla insanlardan oluşur. Genie ve Efreetilerle geçen geçmişlerine sıkıca bağlıdırlar. Geçmişlerinden gelen bu kan bağı, onlara ateş büyüsünden güçler kazandırmıştır. Sosyal statüleri, insanlara zenginlik ve rahat yaşam sağlar. Düşük statülere karşı hayır işleri yaptıklarına rastlanabilir. Statülerin dışında, Underdark’la yapılan ticaret yaşamlarında büyük rol oynar. Yalan, hilekârlık ve arkadan iş çevirme gibi yetenekleri, bu ticareti kolaylaştırır. Çoğu Calimshanlının hayatı ticarete bağlıdır. Yapılan pis ticaret, yalanı ve hilebazlığı gerekli hale getirmiştir. Şimdiki yöneticileri Syl-Pasha Ralan el Persakhal yönetime cinayet ve ihanetlerle gelmiştir. Markaya ve statüye verdikleri önem hayatlarının her noktasında öne çıkmaktadır. Zenginliği sadece para olarak değil getirdiği rahatlık olarak görürler. Zenginliğin çok çalışmayla geldiğine inanmak yerine hile ve maceracılıkla bunu edinmeye çalışan çoktur. Arcane büyü çok alışagelmiş bir şeydir hatta İmparatorluk korumalarının yarısı wizarddır. Her ne kadar durum böyle olsa da genielerin kullandığı evocation büyülerinden, planar büyüden, ışınlanma büyülerinden ve uçan halı gibi büyülü aletlerden sakınırlar. Underdark’la yapılan ticaret beraberinde iki şey getirir; toplumda marka ve derece. Kadınların erkeklerle eşit olduğu tek ticaret yeri Underdark’la yapılan ticaretdir. Calishite Marching Mountains’ın güneyindeki büyük genie imparatorluğu yıkıldığında, Calimshan’ı yöneten Genie lordlarının köleliğinden serbest kalan halktır. Shining Sea kıyılarından büyük gruplar halinde Fields of the Dead, Nelanther Isles, Lake of Steam, Lapaliiya ve The Shaar’a kadar göç ettiler. Bu göçün sonunda Calishite kültürü ve dili tüm komşu bölgeleri etkiledi Kendilerini Sea of Fallen Stars’ın batı ve güneyindeki tüm toprakların gerçek sahipleri olarak sayarlar. Bu haklarını genieler ele geçirmişti. Calishite imparatorluğunun bin yıl geçse bile geri döneceğine inanırlar. Mulanlara karşı saygıları vardır, onları ve kendilerini topraklarında yaşayan eğitimsiz barbarlardan çok üstün görürler. Her ne kadar diğer ırkları tembel ve bozulmuş olarak görseler de çoğu Calishite’ın rahatlık bakımından onlardan farkı yoktur. Taşınan soylu kan, onlar için başarılar kadar önemlidir. Sınıf sistemi Calishite kültürüne iyice geçmiştir ve bu şekilde büyük lükse ulaşılacağını düşünürler. Ne kadar para olursa o kadar idealarına yaklaşırlar. Başarıları, aileleri, şehirleri ve kültürleriyle büyük gurur beslerler. Aile ve yaptığın görev büyük saygınlık kazandırır. Büyü kullanımı bollukla gözlenir, Halruaa yerlilerine ve genielere karşı bu yönden büyük saygı ve korku beslerler. Calimshan’da yaşayan her yerliye Calishite denir. Bu etnik grup diğer insanlardan daha kısa ve incedir. Tenleri tozumsu kahverengidir. Gözlerini ve saçlarını olabildiğince kapatırlar. Yetenekli rogue, fighter ve wizardlardır; ayrıca kanlarında akan genie kanı bol bol güçlü sorcererlar ortaya çıkartır. Dini düşkünlük tüm Calishiteler arasında çok azdır; Ilmater rahipleri dışında. Tarihleri Calimshan yaklaşık 9000 yıl boyunca düzensiz olarak Faerun’un güneybatısına hükmetmiştir. Sıcak ve yeşil toprakları zeytin yetiştirmeye ve hayvancılık için elverişli olmuştur. Ormanları kokulu ve yontmalık ağaçlarla doludur ve kıyıları istiridye, yengeç, yenilir balık ve madenler içeren kayalarla dolup taşar. Kısaca uğruna savaşılacak bir topraktır ve üzerinde çok savaş olmuştur. Eski çağlarda Keltormir’in büyük ormanı bu toprakları örtmekteydi ve elfler ile devlerin yuvalarıydı. İnsanlar ağaçların arasında gizlenirdi ve cüceler, Deep Shanatar’ı kurduktan sonra, dışarıya çıkmaya başlamıştı. Ve bir yerlerden gelen Calim adlı güçlü djinni ortaya çıktı. Arkasında köle olarak kullandığı insanlar, halflingler ve genie soydaşları vardı. Burada Calim İmparatorluğunu kurdular, Marching Mountains’in batısı ve güneyindeki ağaçları temizleyip; tüm ejderhaları kıyımdan geçirdiler. Şu an ki Calimshan coğrafyasını son haline getirdiler. Büyük efreeti gücünden önce Calim binlerce yıl insanlarını yönetti. Yine bir yerlerden gelen Memnon, Memnonnar adlı ülkeyi kurdu. İki imparatorluk Era of Skyfire(-6500DR) süresince savaştılar. Büyük büyülü güç olan Calim ve Memnon’un savaşı bugün ki Calim Çölünü oluşturdu. Sonunda Elven High Magicini kullanan komşu elf ülkesi; Calim, Memnon ve birçok güçlü lordu Calimemnon Crystal denen büyülü taşa hapsettiler. İnsanlar ve cüceler, kalan biraz genieyi 10 yıl süren bir savaş sonunda topraklarından attılar. Coram The Warrior, genie imparatorluğunun üstüne Coramshan krallığını kurdu. Entrikalar ve soylular arasındaki çekişmelerden güçsüz düşünce bir grup kötü rahip tarafından ele geçirildi; ancak yeniden kurulmayı başardı. Ylveraasahlisar, The Rose Dragon bir asır boyunca Calimshanı yönetti ve sonunda öldürüldüğünde yönetimi beholderlar ele geçirdi. İnsanlar beholderları topraklarından sürmeyi başardılar ama imparatorluk veba yüzünden güçsüz düşmüştü. Bu boşluğu kullanan Tethyr ve Vilhon Reach bağımsızlıklarını ilan ettiler. İnsan gücü Shoon hanedanlığından sonra zirveye çıktı. Geçen bunca zaman içerisinde, Calimshan 1010 DR yılında Rage of Dragons’u, 1235 DR yılında orkların Black Horde’unu ve 1358 DR yılında Time Of Troubles’ı, tüm Bhaal suikastçilerinin ölmesini yaşadı. Syl-Pasha Persakhal, Tethyr’le ittifaklık kurduğunda, aralarını düzeltip o toprakları tekrardan kendine katmayı düşünüyordu. Spellplague Sonrası 1479DR yılında Calimshan, İkinci Era of Skyfire denilen olaylarla paramparça olmuş bir hale gelmiştir. Spellplague sonrasında, Calimemnon Crytal, Memnon ve Calim’in hapis yattığı büyülü taş,  parçalanmıştır. İki yaratık Birinci Era of Skyfire(-6500DR)’dan kalan düşmanlıklarını devam ettirmiştir. Calim ve Memnon’un uyanışıyla birçok Calimshan yerlisi, insan olarak sakladıkları kimliklerini değiştirip gerçek kimliklerine bürünmüş ve genasi olmuşlardır. Bu elemental güçlerin çocukları, Memnon ve Calimport’u ele geçirip; efreet ve djinnler arasındaki savaşa katılmışlardır. 1450DR yılında İkinci Era of Skyfire bitmiş; Memnon ve Calim, Elemental Chaos’a kovulmuşlardır. Arkalarında parçalanmış bir Calimshan ve saldırgan genasi lordları bırakmışlardır. Genasiler insanları köle yapmaya çalışmış ve iki toplum arasında durmak bilmeyen Calim Desert üzerinde savaş başlamıştır. İkinci Era of Skyfire sonunda Suldolphor şehri mahvolmuş ve üzerinde gizli kalmış djiinler ve efreetler halan savaşmaktadır. Almraiven, insanların elinde kalan tek güçlü kaledir. Bir zamanlar büyü sanatının yuvası olan Almraiven, genasi yükselişine karşı ayakta kalan tek şehir olmuştur. Şehri yöneten WeavePasha, intikam almak için savaşı sürdürmekte ancak gücü gün geçtikçe azalmaktadır. Genel Bakış Sword Coast ve Shining Sea üzerinde tek güçlü kültür olduklarını düşünürler.7000 yıllık imparatorluğun torunları olarak, kuzeyden gelen kısa süreli barbarlar onlar için bir anlam ifade etmez. Calishitelerin kibri toplum oynadıkları rol ile iyice beslenir ve bir kişini değerini doğduğu aile gösterir. Eski imparatorluğun topraklarında yaşarlar ve kendilerinden olmayanı alt seviyede görürler. Böyle davrandıkları için Shoon İmparatorluğu yıkılmıştır. Calimshan sınırları içerisinde yaşayanlar ise kendilerini sınır dışında yaşayan kuzenlerinden de üstün görürler. Calishitelar maceracılığa hızlı ve kolay bir şekilde para kazanıp lükse ulaşmak için atılırlar. Bu yüzden alt seviyede doğanların; yaşamlarından kurtulmak için; maceraya atıldığını görürüz. Bazıları kendilerini eski kültürlerin koruyucusu olarak görürler ve kuzeyli akınlarında kaybolan hazineleri ararlar. Calishite Toplumu Geleneksel Calishite kültürü, Calimshan sınırları dışına göçlerden dolayı çeşitliliğe uğramıştır. Tabi ki değişmeden kalanlar da vardır; sosyal sınıflarının getirdiği geleneksel sorumluluklara sıkıca bağlı kalmışlardır. Bu sınıflar şöyledir: -Köleler -İşçi Sınıfı -Yetenekli İşçi Sınıfı -Mühendis Sınıfı -Ordu -Müşavir Sınıfı -Yönetici Sınıfı Herkes doğduğu sınıfta ilerler ve büyür; diğer sınıflarla farkları herkese iyice öğretilir. Yoğun tempolu çalışma ve tutumluluk, idealarına ulaşmak için gerekli olsa da onlar bu tür davranışları pek el üstünde tutmazlar; genellikle rahatlığa “günah” işlerden ulaşmaya çalışırlar. Lüks ve sonsuz rahatlık her birey için ülküdür ve bunlara ulamak için günlük hayatlarında her şeyi yapabilirler. Calishite kültürü büyü ve yemek ile harmanlanmıştır, genellikle büyüyü işleri kolaylaştırmak için kullanırlar. Böylelikle yemek ve anlamsız büyülü eşyalar günlük hayatın en önemli parçası haline gelmiştir. Kendi ailelerine, tanrılara yâda işçilerine duydukları saygı ve hürmetten çok fazlasını duyarlar. Erkekler bir işe girip ailelerini rahatlığa ulaştırmaya çalışırlar. Kadınlar çocuklara bakar, evdeki malzemeleri ayarlar ve evi ayakta tutmaya çalışırlar. Büyüye yeteneği olmayanlar evde eğitim görürler. Erişkin yaşına(15 yaş) gelen çocukların 5 yıl içinde evlenmesi beklenir. Sadece kadınlar kendi sosyal sınıfının üstünde biriyle evlenebilir. Evlatlar büyüklerine karşı her zaman saygılıdır, onlara düzgün bir cenaze hazırlamak için uğraşırlar. Toplumda sosyal hamleler dikkatle incelenir. Her zaman ahlaki gelenekleri unutmadan davranmak gerekse de bazıları yalancı görünüşlerinin arkasında çok büyük oyunlar çevirebilir. Ancak bir aile toplumun gözünde yerini kaybederse bir düşük sosyal sınıfa düşürülür. Gizlilik, günlük hayatta en önemli şeydir; çünkü ancak bu şekilde bir şeyleri toplumdan gizleyebilirsin. Calishitelılar çok misafirperver bir halkdır. Misafirler kaldıkları evde asla yaralanmamalıdır; eğer böyle bir şey olursa ev sahibi toplumun gözünde yer kaybeder. Dil ve Edebiyat Yerli dil Midani ve Auran dillerinden bin yıl öncesinde türetilmiş Alzhedo dilidir. Alzhedo dili, Thorass( Eski Common dil) ve Common Dilin oluşmasındaki iki ana dil kökünden biridir. Çoğu Calishite Common dilini Calant ağzıyla konuşur. Underdark’la ticaret yapanlar Undercommon diline de hâkimdirler. Genie soyuyla girdikleri uzun süreli ilişki sonunda Auran ve Ignan dillerini de öğrenmişlerdir. Diğer diller ise; Chultan, Halfling, Lantanese, Shaaran ve Tashalan’dır Her Calishite okuryazardır. Bölgeleri Calishitelare Calimshan’ın dışına da göç etmişlerdir. Şu bölgelerde bolca bulunurlar: *Lake of Steam şehirleri: -Ankhapur : Metropolis, nüfus 33,514. -Border Kingdoms : Özgür “krallıklar”, toplam nüfus 9,485. -Dalelost : Yok olmuş şehir, 1372 DR yılında Bane rahipleri tarafından ele geçirilmiştir. -Innarlith : Metropolis, nüfus 48,691. -Mintar : Büyük şehir, nüfus 21,500. -Saelmur : Metropolis, nüfus 25,294. -Tulmon : Metropolis, nüfus 25,000. -Yeshpek : Büyük şehir, nüfus 23,000. -Yhep : Küçük şehir, nüfus 5,691. *The Nelanther Isles *Calimshan *Amn *Tethyr *Lapaliiya (Burada az sayıda bulunurlar) Yönetim Hiyerarşik bir yönetimle yönetilirler. Hükümet, başkent olan Calimport’da ikamet eder. Bu yönetimin başında Pasha bulunur. Syl-Pasha Ralan el Pesarkhal,  Calimport’daki büyük sarayında yaşayan yüce bir yöneticidir; hiçbir zaman birini dinlemez, tanrıları bile. The Grand-Vizier önemli sorunları dinleyen kişidir; ancak bu yönetimdeki en büyük hatalardan biridir. Syl-Pasha gibi diğer komşu Pashaların tek bir Vizierları vardır ve bu kişi tüm topraklardaki kanunu yöneten kişidir. Sultan ya da Prens sivil sorunları, yol, su ve bina gibi, çözmek için yetkileri başkalarına verebilir. Ancak Pasha’nın sözü sadece şehir sınırlarında geçer, çölde ve yolda yönetim haydutların elindedir. Önemli Gruplar Black Raiders: Gruptaki seviyesini gösteren dövmelerle kaplı haydutlardan oluşur. Kıyafetleri sadece siyahtan oluşur ve Memnon ile Calimport arasındaki karavanlara saldırırlar. Saldırılardan tek bir yaşayan bile bırakmazlar. Ellerinde tuttukları zengin ticaret adamlarıyla Sultanların üstünde güç elde ederler. The Twisted Rune: Üzerinde Kelemvor’un sembolünün çarpıtılmış bir haline benzeyen işaret taşıyan cübbeler giyen bu undead büyücü grubu, uzun yıllardır Calimshan üzerindeki tüm olaylarda etkili olmuştur. Grup, güç ve eğlence için ölümlülerin yaşamlarına sürekli müdahale etmektedir. Spellplague sonrası hem Memnon hem de Calimport ile ittifaklık kurmuşlardır. Yüzlerce ajanı bulunan loncanın, Faerun’un her noktasına açılan portalları bulunmaktadır. Önemli Coğrafi Bölgeler The Marching Mountains: Calimshan’ın en büyük 3 nehri buradan geçer. Bir zamanlar bu dağda High Shalantar denilen cüce krallığı bulunmaktaydı. Shield cüceleri buradaki yuvalarını bırakmış ve krallık yok olmuştur. Birçok manastır dağa yayılmıştır. Bunlardan bazıları çok tehlikeli suçluları tutmak için kullanılır. Ayrıca kendilerine Janessar diyen bir askeri birlikte burada bulunmaktadır. Calim Desert: Calimshan, çölleriyle Arap kültürüne benzer. Tek bir parçadan oluşan bu çöl Memnon ve Calimport arasında uzanır ve iki şehrin arasındaki tek yolda içinden geçer. Bu yüzden ticaret yapan karavanlar buradan geçmek zorundadır. Calim ve Memnon’un büyü savaşıyla oluşan bu çölde hala büyük hazineler olduğu düşünülür. Forest of Mir: İçinde bolca tepe bulunan bu ormanda çeşitli yaratıklar bulunur. Çok sayıda goblin soyu ve küçük devler burada yaşarlar. Bir kaç önemsiz feodal lord ve güney-kuzey yolu içinden geçer. Kuzey bölümünde elflerin Myth Unnohyr çevresindeki hazineleri korumak için oluşturduğu Mythal, artık kötücül bir büyüye dönüşmüştür. Üç tane Vhaeraunian drow şehri buranın altında bulunur. Spider Swamp: Bu kokuşmuş, sıcak bataklık; bir great marid(Su geniesi)’in iki yavaş akan nehrin yanında öldürülmesiyle oluşmuştur. Büyük örümcekleri, araneaları(iyi ipek ve az bulunur şifalı bitki ticareti yapılır),lizardfolklarıyla uzak durulacak bir mekândır. Kuzey bölümünde araneaların yaşadığı Lost Ajhuutal bulunur. Buradaki 300 aranea, Zanassu’ya tapar ve kötücül, saldırgan tavırlarıyla bilinirler. The Plain of Stone Spiders: Calim Desert’ın genişlemesiyle beraber Spider Swamp, buharlaşıp kayalık bir alan haline gelmiştir. Önceden bölgede yaşayan yaratıklar, Spellplague ve elemental büyüyle değişikliğe uğramışlardır. Önemli şehirler-Spellplague Öncesi Almraiven(Metropolis, 43652) Liman şehri olan bu yerleşimde ülkenin en büyük gemi tersanesi bulunur. Loncaların ve ticaretin fırtınası bir yana büyü kullanıcıları burayı ülkenin en önemli sanat evi haline getirmiştir. Calimport(Metropolis, 192795) Büyük nüfusu dışında bolca sezonluk işçi ve ticaret adamı içerir. Faerun’daki en eski bol nüfuslu şehirdir. Büyük saraylar ve köleleriyle ünlüdür. Memnon(Metropolis,29101) Efreet ordusu tarafından kurulmuştur. Ülkenin ordu merkezi, balıkçı limanı, ticaret noktası ve ikinci deniz birlikleri limanıdır. Buradaki ordu kuzeyli tehlikelere karşı savunma oluşturur. Şehrin etrafı siyah renkli sıcak bir taşla çevrilidir. Sudolphor(Metropolis,143687) Zengin ve merak uyandırıcı bu şehir Calimshan kanunlarına karşı neredeyse özgürlük kazanmıştır. Vergilerini bile ödemediği olmuştur. Lake of Steam ve Shining Sea arasındaki konumuyla önemli bir savunma ve ticaret bölgesidir. Önemli şehirler-Spellplague Sonrası Almraiven (İnsanların Kalesi, Nüfus: 38000) Genasi yükselişinden önce, bu şehir Calimshan’ın büyü merkeziydi. Calimshan’daki tüm insanları ezen genasi ordusu, Almraiven’de yaşayan büyücüler, Spellplague bu büyücüleri diğerlerine nazaran daha az etkilemiştir, tarafından durdurulmuştur. Almraiven’ın WeavePasha’sı, bu sonu gelmeyen ateş ve hava savaşında şehri koruyacağına yemin etmiştir. Ancak şehri ayakta tutmakta bir hayli zorlanmaktadır. Şehirde yaşayanlar durumlarının incecik bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu fark etseler, arkalarına bakmadan kaçarlardı. WeavePasha, denizaşırı ülkelerle ticaretlerini genişletip; bu ülkelerle ittifak kurmaya çalışmaktadır. Zaman zaman WeavePasha, Calimport ya da Memnon’a provokatörler gönderip bu şehirlerde olaylar çıkmasını sağlar. Daha sonra suçu diğerinin üstüne atıp bu iki şehri sürekli bir savaş içinde tutar. Calimport (Calim Yandaşlarının Şehri, Nüfus: 60000) İkinci Era of Skyfire sonrası, şehir nüfusu büyük bir düşüş yaşamıştır. Calimport, burada yaşayan halkı köle haline getirip sürekli olarak Memnon şehriyle savaşan genasiler tarafından yönetilmeye başladı. Şehirdeki büyük saraylara genasiler ve yandaşları yerleşirken, insan köleler büyük açık alanlarda yaşamaya başlamıştır. Ancak köle sayısı yıllar geçtikçe azalmaya başlamıştır. Bunun üzerine genasiler, yeni mallar getirmek için köle tacirlerini şehre çağırmaya başlamıştır. Kuzey ülkelerindeki halkın tehlikesinden dolayı köle tacirleri yeni mallarını doğu ve batıdan toplamaya başlamıştır. Bu da kuzeyden gelen kölelerin çok daha kıymetlenmesi anlamına gelmektedir. Memnon (Memnon Yandaşlarının Şehri, Nüfus: 35000) Bir efreet olan Memnon tarafından kurulan şehir, ismini kurucusundan almıştır. Memnon takipçisi genasiler, Calimport’a yapılan saldırılar sonucu birçok köle ele geçirmişlerdir. Bu köleleri savaşta ve en önemlisi madende, şehrin duvarlarını oluşturan siyah taşların çıkarıldığı yer, çalıştırmaktır.   Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Beastlands

  Yaratıklar, Estagund ve Durpar’ın kuzey bölgesini işgal etmiştir. Kayıp krallık Veldorn’un kalıntıları arasında, the Beast Lords bu alanı, rakip kabileler ve acımasız şehir devletleri üzerinden merhametsizce yönetir. Her acımasız lord, diğer bölgelerin orduları topraklarını tehdit ettiklerinde bölücü bir ittifakın içinde birleşmelerine rağmen diğerleriyle toprak, güç ve saygınlık için rekabet eder. Bu karşılıklı savunma paktının dışında, Beastlands düşük seviyeli çatışmaya sahip sürekli bir devlet olarak varlığını sürdürür. The Beast Lords; ölümsüzler, ejderhalar, devler, beholderlar, hatta en çok da burada yaşayan -çoğunlukla köle ya da başka krallıklara kaçan kanun kaçakları- insanlardan oluşur. Kendi zevklerine göre yaratık hükümdarlığı bulan birkaç halk da Beastlands’da yaşar. Uzun zaman önce, Giant’s Belt Dağları ve büyük vahşi bir alan olarak adlandırılan Beastlands’dan gelen yaratıklar, Veldorn olarak bilinen bölgenin iç kesimindeki Durpar şehirlerini istila ettiler. Doğudan gelen kuş benzeri insansı Kenkuslar, daha sonraları bölgenin bir bölümüne yerleştiler.  Spellplague zamanında ve bunu takip eden yüzyılda Giant’s Belt ve Dustwall’dan gelen ejderhalar, devler ve rakshasalar, Durpar’da kalan son şehirleri yerle bir ettiler. Luiren’in taşması ve Shaar’ın sahipsizliği, Beastlands’ın batı ve güney yönlü genişlemesini sağladı. Dışarıdan gelenler için Beastlands, insanların köle olarak alındığı ve yaratıkların korkusuzca dolaştığı barbar bir bölgedir ve uzun süre de böyle kalmıştır.   The Beast Lordların çoğu, Durpar’daki etkileyici vampir lord Saed of Old Vaelan’ın oluşturduğu pamuk ipliğine bağlı ittifakta yer alır. Bunun sonucunda, hepsi işgalci olan despotlar birbirlerini savunurlar. Aksi takdirde her kural, ayrı topraklar üzerinde tek başına işler. Beastlands’ın yaratıklar tarafından yönetilen şehir devletlerinden biri olan Tirumala, insanlar tarafından yönetilen Estagund ulusu ile farklı bir ittifak içerisindedir. Kenkuslar, ülkenin her şehrindeki yaşama entegre olmuşlardır. Denilene göre, ana karargahı Blackfeather Barrens’de bulunan gizli bir örgütleri vardır. Yerleşimler Tirumala (Kutsal Şehir, Nüfus: 10000) Yedi kutsal tepeye konumlanmış bu şehir devleti, ismini şehri yöneten rakshasa rajah’ından almıştır. Uzun zaman önce devler tarafından yıkılmış, Durpari’ye bağlı, Holy City(Kutsal Şehir)’nin yeniden kurulmasıyla oluşmuştur. Rakshasa soyluları beraberinde büyük bir tepe devi ordusu ve ork askerleriyle burada yaşamaktadır. Nüfusun geri kalanı insan, halfling ve kenku kölelerden oluşmaktadır. Şehrin Estagund ile güçlü ticaret anlaşmaları vardır. Tirumala’nın kötücül güçlerle yönetildiğini bilen insanlar bu anlaşmaların büyü yoluyla yapıldığını düşünmektedir. Blackfeather Barrens (Kenku Kontrolündeki Çorak Araziler) Blackfeather Barrens(Karatüy Çorakları), türlü yaratık şehirlerinin arasında kalmış çatlamış topraklarda bulunmaktadır. Bu ıssız kanyonda gizlenmiş köyde sadece kenkular yaşamaktadır. Kenkular çevre şehir devletlerinde yaşamalarına rağmen, Blackfeather’a girmeye çalışan her dışarlıklı sorgusuz öldürülür. Beastlands yaratıkları bile buraya yaklaşmaya korkarlar. Diğer Önemli Yerler –Aerilpar Forest (Aerilpar Ormanı) Wood of Dark Trees (Kara Ağaç Ormanı) olarak da bilinen bu yoğun ağaçlık içinde birçok tehlikeli yaratık barındırır. Ormana ismini veren kötü niyetli yürüyen ağaçlar kadar uçan zehirli yılanlar da burada barınır. Ağaçlığın içinde, Mound Of The Sleepless(Uykusuzun Tepesi) yakınlarında, bir çift kara ejderha kafalı chimera yaşar. Yaratıkların inlerinde neyi korudukları bilinmemektedir. – Castle Al’hanar (Al’hanar Kalesi) Toadsquat Dağlarının derin uçurumunun tepesinde, Gulf of Luiren(Luiren Körfezi)’e tepeden bakan mahvolmuş bir kaledir. Everlasting Wyrm of Sharawood’un entrikalarını durdurmaya ant içmiş undead savaşçılardan oluşan Knights of the Eternal Dragon, bir zamanlar bu kalenin sahipleriydi. Spellplague ile beraber bu birlik yok olmuştur. Kalenin büyük bir kısmı sulara dökülmüş ve Everlasting Wyrm kuvvetlerinin ani saldırısıyla geriye kalan savaşçılarda katledilmiştir. Dracolich’in köleleri hala, burada ölen şövalyelerin hazinelerini korumaktadır. – Mound of the Sleepless (Uykusuzun Tepesi) The Wood of Dark Trees, merkezinde gizemli bir tepeyi saklar. Eski duvarlar bu bölgenin çevresini kaplar ve ağaçlar, duvarların önünü örter.(Ağaçlar asla duvarın içine giremez.) Tepenin çevresindeki labirentler ve buradaki yaratıklar içeriye girmeyi imkânsız hale getirir. Bölgeye yüzyıllardır kimse ayak basamamıştır. – Purple Spire (Mor Çan Kulesi) Giant’s Belt’in batısı; kurak topraklar, kaktüsler ve nadir yükseklikler dışında bomboştur. Bu ıssızlıktaki bir vadide mor taştan yapılma bir kule durur. Giriş katındaki dar merdivenler, duvarları rünlerle dolu bir odaya iner. Eğer biri bu rünlerdeki bulmacayı çözebilirse, eski Imaskari yapılarına bir yol açılır. – Sharawood Lake of Salt(Tuz Gölü) ve Luiren Körfezi arasında kalan Sharawood, Toadsquat Dağlarına yaslanmıştır. Bu kasvetli orman, birçok örümceğe, ejderha soyuna ve sıra dışı undead’e ev sahipliği yapmaktadır. Ormanın karanlık sırrı olan Everlasting Wyrm isimli blackfire drocolich’i, Sharawood’un göbeğinde yaşar. Eski düşmanı Al’hanar Kalesinin yok oluşuyla beraber drocolich, Beastland üzerindeki kartlarını açık oynamaya başladı. -Thruldar Bir zamanlar Estagund’un uzak ticaret köyü olan Thruldar, artık hayalet kasabaya dönmüştür. Year of the Shattered Altar (1264 DR)’da; Voolad isimli druid, bir ordu toplayarak köyü yerle bir etmiştir. Lluirwood halflingleri, Voolad’a sürpriz bir saldırı yapıp druidi öldürdükleri için zafer sevinci kısa sürdü. Ölümüne rağmen durmayan druid, hayalet olarak tekrar köye döndü. Bir şey yapamayacaklarını anlayan halflingler, Voolad ve yardakçılarını köye hapsettiler. Spellplague’nun etkisinden dolayı büyü bozulana kadar druid, köyde hapis kaldı. Geri dönüşüyle beraber; hayalet Voolad, doğu Lluirwood ve Toadsquat Dağlarının doğusundan Luiren Körfezine kadar tüm topraklara hükmeden bir Beast Lord oldu. .   Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ – Nidan OYMAN

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Baldur’s Gate

  Büyüklük: Metropolis Coğrafya: Sword Coast – Western Heartlands Nüfus: (1479 DR)120.000-140.000; (1372 DR)42.103 Yönetim Şekli: Oligarşik Meşruti Monarşi Yönetici:  Grand Duke Portyr                    Baldurian Parlamentosu                    Eski yönetici: Council of Four Sword Coast üzerine kurulmuş bu metropol ve şehir devleti, Chiontar nehrinin Sea of Swords’a dökülen ağzının 20 mil uzaklığındadır. Kuzeyinde büyük şehir devleti Waterdeep, güneyinde ise Amn ülkesi bulunur. İşlek bir yol olan Coast Way, Baldur’s Gate’in hemen yanından geçer. Bu hızla büyüyen şehir, halkını limanlardan ve kapılardan gelen ticaretle beslemektedir. Şehirde eladrin, elf, cüce ve diğer insansılar da yaşasalar da insanlar nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktadır. Baldur’s Gate’in kapıları herkese açıktır. Çok uzak diyarlardan gelen insanlar burada bir arada yaşarlar. Şehrin nüfus bilgilerine inanmak biraz mantık dışı olabilir, çünkü Baldur’s Gate’in nüfusunun Waterdeep’i bile aştığı düşünülmektedir. Metropolün halkı nasıl doyurduğu hala bir muammadır. BU kadar hızlı nüfus artışı “The Baldur’s Gate Miracle”a bağlanmaktadır. Ne olursa olsun, Baldur’s Gate her zaman refah içinde bir şehir olmuştur. Şehirde aktif ve organize hırsız loncası, sorgulanmaya açık etik anlayışıyla yaşayan güçlü ticaret adamları, nüfuzlu tarikatlar ve gizli dernekler bir arada bulunmaktadır. Tüm bu güç grupları, zamanında paralı asker topluluğu olan ancak artık şehir koruması olarak görev yapan, Flaming Fists gözetiminde istikrarsız bir dengede şehirde varlıklarını sürdürmektedirler. Baldur’s Gate İnsanları Kanunlara uyulduğu sürece, herkes Baldur’s Gate sokaklarında özgürce dolaşabilir. Bu şehir kendisinin ırkı ya da geçmişi ne olursa olsun herkesin rahatlıkla vatandaş olabileceği ya da yeni bir hayata başlangıç yapabileceği açık bir şehir olmasıyla övünür. Her ırka açık bir şehir olmasına rağmen, çok sayıda troll, ork, ogre ve drowlara rastlanması pek olası değildir. Şehrin nüfusu önemli sayıdaki eladrin ve elflerle birlikte çoğunlukla insanlardan oluşur. Şehirde daha eski yerleşkelerin varlığını sürdürmesine rağmen, şehrin hızla genişlemesi, birçok yeni yerleşkenin kurulmasına yol açmıştır. Eski yerliler kozmopolit bir ırk olarak varlıklarını sürdürürken, yeni yerleşkelerin çoğu kendi bölgelerinin ve ırklarının etrafında örgütlendiler. Baldur’s Gate, -Flaming Fists tarafından kontrol altında tutulmasına rağmen- etkin bir hırsız loncasına sahiptir. Aslında Baldur’s Gate’teki asıl güç tüccarların elindedir. Tarihi Şehir ismini ünlü bir denizci ve kahraman olan Balduran’dan almıştır. Uzun zaman önce Balduran, efsanevi Anchorome’ye gitmiş ve büyük bir zenginlikle geri dönmüştür. Bu zenginlik şu anki Baldur’s Gate’i çevreleyen duvarların inşasında kullanılmıştır. Nedeni bilinmemekle birlikte, Balduran büyük ihtimal Anchorome’ye gitmek için çıktığı başka bir yolculuktan sonra bir daha geri dönmemiştir. Zamanla büyüyen şehir, gelen ticaret mallarından acımasızca vergi alan yerel çiftçiler tarafından yönetilmeye başlandı. İyice çileden çıkan gemi kaptanları, limanın şehir duvarlarının sınırları içinde bulunmadığını öne sürerek, vergi ödemeyi reddederek çiftçilere savaş açtılar ve şehrin yönetimini ele geçirdiler. Yönetimin değişmesiyle birlikte en yaşlı dört kaptan şehrin yöneticisi ilan edildi. Başlarda kendi kendilerine vermiş oldukları dük sıfatı, daha sonraları kalıcı bir sıfat olarak kullanılmaya başlandı. Bir Bhaalspawn olan Sarevok’un neden olduğu Iron Crisis zamanında, Baldur’s Gate uzun zamandır düşman olduğu Amn’e karşı savaş hazırlıklarına başladı. Neyse ki bu olay başka bir Bhaalspawn tarafından durduruldu. Daha sonraları Eldrith the Betrayer adlı bir komutan, Grand Duke’lere karşı bir askeri darbe girişiminde bulunsa da amacına ulaşamadı. Eldrith’in Baldur’s Gate’e karşı kini, içindeki nefreti canlı tutmaya ve şehri yok etmek için Dark Alliance adlı bir hırsız loncası kurmaya teşvik etti. Eldrith, bir macera grubu tarafından öldürülse de ülküsünü bir müridi ve bir vampir lordu olan Mordoc SeLanmere üstlendi. Mordoc ise amacını gerçekleştiremeden başka bir kahraman grubu tarafından öldürüldü. Mordoc’un hatasına sinirlenen bilinmeyen bir tanrı, şehre kendi saldırmaya karar verdi, ancak sonucunun ne olduğu hala bilinmemektedir. Hundred Years of Chaos zamanında, hain bir Grand Duke olan Valarken ve Band of the Red Moon adlı lycanthrope grubu şehrin yönetimini ele geçirmeye çalıştı. Grand Duke Valerken’in şehre verdiği büyük hasarı, başka bir Grand Duke olan Portyr durdurdu. Daha sonra Portyr, Council of Four’u iptal ederek yerine parlamentoyu getirdi. Flaming Fists’in şehrin koruması olarak göreve başlaması da aynı zamana denk gelir. Şehir Yerleşkeleri Baldur’s Gate’in kalbi eski ve büyük duvarların arkasında kalsa da şehir Chionthar nehrinin ötelerine kadar uzandı. Dışarlıklarının elleriyle hızlı bir şekilde inşa ettikleri binalardan dolayı yeni yerleşkelerdeki mimari Toril’in en karışığıdır. Ziyaretçiler bu yeni caddelerde yollarını asla bulamazlar. Tüm bu zorluklara rağmen, sadece şehrin yerlileri, bu mimari çöplükte yerel bir renk ve doku bulabilirler. -Bloomridge (Zengin Yerleşkesi) Mühendislik ve büyü harikası Bloomridge, Baldur’s Gate’in eski duvarlarının arakasında konumlanır. Bu yerleşke birçok basamak, galeri ve asma bahçeden oluşur. Caddeler iyi giyimli alıcılarla ve seyyar satıcılarla dolup taşar. Mimari olarak hoş dükkânlar, çiçeklerle çevrili pasajlar ve açık hava kafeleri bulunmaktadır. Bloomridge’de nadir bulabileceğiniz gösterişli evler satın alabilir ya da popüler mağazaların ve kafelerin bulunduğu pahalı apartmanlarda küçük bir daire kiralayabilirsiniz. -Twin Songs (Tapınak Bölgesi) Twin Songs, şehirdeki birçok tapınak bölgesinden biridir. Nüfusun çeşitliliğinden dolayı bölgedeki her tapınak farklı amaçlara hizmet eder. Flaming Fists’in baskısına rağmen kötü amaçlı tapınaklar bile buradaki varlığını sürdürmektedir. Birçok farklı mahallede yerel mabetler ve tapınaklar bulunmasına rağmen Twin Songs şehrin din adına kalbinin attığı yerdir. Uygun bir fiyata herkes,burada sağlık ritüeli bulabilir. ***Şehrin Önemli Kişilikleri*** -Grand Duke Portyr: Halk tarafından çok sevilen adil bir kişiliktir. Bu sevgiye rağmen Portyr, güç blokları tarafından sürekli kullanılır ve şehirdeki olaylar üzerindeki acizliği çok fazladır. -Nine-Fingers: Hırsız loncasının başı olan Nine-Fingers Keene, şehirdeki en güçlü kimliktir. Portyr’in halefi olmak için çabalar. -High Priest Faenor: Bir Oghma rahibi olan Faenor, bir zamanlar Gond’a adanmış olan High House of Wonders’ın başında yer alır. Faenor kendini şehrin istikrarını sağlayan güç olarak görür. Ekonomi 1368 DR yılında, Mirabar’dan Luskan’a büyülü yolla taş ticareti yapılmaktaydı. Bu pahalı bir süreçti. 1479 DR yılında, Spellplague’nın getirdiği karmaşa ile Luskan tüm ticaret yollarını kaybetti. Bu olaydan sonra Baldur’s Gate, Waterdeep ve Amn’i geçerek Sword Coast üzerindeki en önemli ticari liman haline geldi. Şehirde çok etkin bir hırsız loncasıyla beraber aynı güçte Merchant’s League denilen dürüst iş adamlarının loncası da bulunur. Ayrıca Knights of the Shield ve Knights of the Unicorn’da şehirde varlılarını sürdürmektedirler. Xantam’s Guild ve Hands of Glory gibi birçok hırsız loncası da şehir tarihinde yerini almıştır. Yönetim Baldur’s Gate, Council of Four adında dört Grand Duke’ün oluşturduğu kurul tarafından yönetilmekteydi. Spellplague öncesi konseyi oluşturan üyeler; Flaming Fists’in lideri olan Duke Eltan, güçlü bir divine büyücüsü ve savaşçı Belt, bir büyücü olan Liia Jannath ve şehrin zengin bir tüccarı aynı zamanda güçlü bir savaşçı olan Entar Silvershield’di. Konsey ayrıca birçok ticaret şehrinin konseylerinin oluşturduğu Lords’ Alliance’a üyeydi. Valarken’in yaptığı ihanetten sonra, konsey iptal edilip başa parlamento ve Grand Duke Portyr geçmiştir. Diğer Ülkelerle İlişkiler: Grand Duke Portyr ve parlamento, diğer ülkelerle herhangi bir sorun oluşmaması için uğraşmaktadır. Bu Spellplague zamanında göçmenlere açık kapılarıyla ve tarafsız duruşuyla, tüm Western Heartlands ve Sword Coast’ta kazandığı saygıyı korumak içindir. Ayrıca iyi korunan ulu duvarları ve eğitimli Flaming Fists askerleri gibi şehir her zaman düşmanları caydırıcı etmenlere sahip olmuştur. 1368 DR yılında Iron Crisis nedeniyle neredeyse savaşın eşiğine geldiği güney komşusu Amn ile tarihi bir çekişme içerisindedir. Buna rağmen Baldur’s Gate için asıl büyük tehlike, şehrin büyüyen gücüne ve zenginliğine göz koyan Luskanlı korsanlar ve Waterdeepli tüccarlardır. Önemli Bölgeler -Candlekeep Kıyı kesiminden 100 feet uzaklıkta, sarp kayalığa inşa edilmiş bol kuleli bir kaledir. Candlekeep, Faerun ile ilgili büyük bir bilgi ve kehanet koleksiyonuna sahiptir. Kalenin merkez kulesi güzellik dolu bahçelerle çevrilidir. Büyük dış duvarların iç kesimindeki binalar halka şeklinde dizilidir. Bu yapılar; misafirhane, ahır, silah deposu, depo, Oghma tapınağı, Gond ve Milil mabetlerini içerir. Birçok Great Reader, kâtip ve sayısız çırağın yardım ettiği First Reader ve Keeper of the Tomes, kaleyi yöneten kişiliklerdir. Bir ziyaretçinin kaledeki araştırmaları inceleyebilmek ve nadir bulunan kitaplara ulaşabilmek için burada kalabilme süresi ongündür. Kaleye girebilmek için herkes yanında buraya bırakmak adına kitap getirmelidir. -Church of Last Hope Bu büyük taş kilise, Twin Songs bölgesinde konumlanmıştır. İbadethaneden sızan depresyon yüklü müziği kapıdan duyabilirsiniz. Kilise, intihar eğilimi olanlar için dini bir “yardım” vermektedir. Kişi depresyonun ve kasvetin doruğundayken, kilise adına bir ulak tarafından davet alır. Hangi kişinin depresyonda olduğunu nasıl anladıkları bilinmez. Last Hope rahipleri, bunu dini bir mucize olarak nitelendirmektedir. Kilise rahipleri, kişiye güzel ve saygın bir şekilde bir çıkış yolu sunduklarını iddia etmektedir. İşin gerçeği insanlar burada sadece yaşamlarını değil aynı zamanda ruhlarını da kaybetmektedirler. Yine de kimse bu yok edici ritüelin saçmalık olduğunu, su yüzüne çıkarmak için bir çaba göstermemektedir. -Cloak Wood Baldur’s Gate’in güneyinde yer alan bu aşırı büyümüş orman örtüsü, Sword Coast’ın güney kesimini tam anlamıyla kaplamıştır. Kuzeydeki kayalıkların aksine Cloak Wood’un kıyı şeridi teorik olarak ticarete uygun görünür. Ancak iş pratiğe geldiğinde, ormandaki birçok yaratık kaptanların korkulu rüyası haline gelmiştir. Orman, Faerun’un birçok farklı bölgesine açılan geçitler içermektedir. Candlekeep’teki bilginlere göre bu geçitler artık çalışmaz durumdadır. -Mandorcai’s Mansion İnanılmaz güzelliğiyle dikkatleri üstüne çeken malikâne, Bloomridge bölgesinde yer almaktadır. Malikâne ismini tiefling ırkından bir tüccar olan sahibinden almaktadır. Mandorcai, rakip bir tüccar ailesinden bazı dükkânları aldıktan bir sabah sonra tüm tüccar ailesi ölü bulundu(Cesetlerin kanları yok olmuştu) . Cinayeti, Mandorcai’nin işlediğine dair hiçbir kanıt bulunamadı. Ölen tüccarın tüm malları bu malikâneye taşındı. Bu olaydan sonra içinde Mandorcai’nin bulunduğu birçok aynı şekilde cinayet işlendi; ancak hiç biri kanıtlanamadı. Bir süre sonra Mandorcai ortalıktan kayboldu ve malikânesi içeriye girenler için bir tuzaklar krallığı haline geldi. İçeriye girip çıkabilen birkaç kişinin söylediklerine göre; içeride yer değiştiren odalar, görünmeyen kişiler tarafından söylenen şarkılar ve insanın içine donduran ölüm sahneleri varmış. Görünene göre Baldur’s Gate, bir iblis olayıyla karşı karşıya… -Wizard Cave: Şehrin altlarında doğal yollarla oluşmuş bir mağara aslında bir büyücü kulesidir. Büyücünün ölümünden sonra burası sığınak olarak kullanılmaya başlandı. Sığınak, lağım ve onun biraz daha altına inen bazı tünellerden oluşmaktadır. Daha aşağı inen tünellerin girişleri, büyücü tarafından koruma büyüleri ile kilitlenmiştir. Bu yüzden buralarda ne olduğu hala bilinmemektedir. -The Sword’s Teeth: Sword Coast’ta bulunan bu sarp kayalıklar millerce uzanmaktadır. Kayalıkların yakınından geçen denizciler, inanılmaz büyüklükteki mağaralar gördüklerinden bahsederler. Halkın çoğu Balduran’ın gizli hazinesinin burada yattığına inanır. -Werewoods: Bölgedeki kimsenin içerisine giremediği ormanın eski ismi,  Wood of Sharp Teeth’dir. Söylenene göre, Valarken ve lycanthrope yandaşları şehirden sürüldükten sonra bu ormana sığınmıştır. Çoğu insan eski bir kurtadam şehri olan Vehlarr’ın burada tekrar kurulduğunu düşünür. -Branestria: Denizden Cimarine Isles’a uzanan bu amfibi şehir, Sword Coast ve Moonshae Isles arasındadır. Şehir, Amn ticaret kolonileri ve su bağımlı Genasiler tarafından kurulmuştur. Branesteria halkı tüm komşularıyla ticaret yaparak yaşamaktadırlar.   Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Amn

  Başkent: Athkatla Coğrafya: Lands of Intrigue Irklar: İnsan     %83             Halfling %15             Ork        %1             Diğer     %1(1372 DR yılına göre) Yaşayan Genel Halk: Amnian İnançlar: Bane, Chaunteane, Cyric, Selûne, Sune, Waukeen Nüfus: 2.963.520 (1372 DR yılına göre) İthal Edilen Mallar: Büyülü eşyalar, Paralı askerler, İnci, Kuşatma aletleri İhraç Edilen Mallar: Bira, Zırh, Değerli taşlar, At, Demir, Silah Çürümüş ve ahlaksız zengin tüccarların altından başparmağıdır Amn. Zenginlerin elindeki bu oligarşik yapının kontrolündeki donanma Faerun’un güney kıyılarına hükmetmektedir. High House tarafından lisansı olmayan büyü kullanıcıları için Amn içinde büyü yapmak yasaktır(Belli yerler hariç). Çoğunluğu halfling olan bazı halk hükümetten ve vatandaşlık haklarından memnun olmadığı için isyan bayrağı açmıştır. Tarihi İnsanlar Amn toprakları üzerinde binlerce yıldır yaşamış olsa da düzgün bir krallığa ancak Shoon İmparatorluğu zamanında ulaşıp şu anki sınırları erişilmiştir(768DR). Shoon İmparatorluğunun yükselişi sırasında Amn Ormanındaki birçok elf ya öldürülmüş ya da köle edilmiştir. Bunun sonuncunda şu anda hiçbir elf bu topraklar üzerinde yaşamamaktadır. Bağımsızlıkla beraber, Amn ticaretin merkezi olmuş ve insanlarının hepsi zenginliğe ulaşmıştır. Büyücülük okulları yüzünden gerçekleşen birçok hastalık ve yaratık yüzünden ülke insanları büyüye karşı tepkilidir. Amn kimliklerini sadece birbirlerine açıkladıkları inanılmaz güçlü lordlardan oluşan Council of Six(Daha sonraları Council of Five olacaktır) tarafından yönetilir. Council of Six, Shadow Thieves loncasıyla anlaşma içerisinde olup ülkeden Waterdhavian hırsız ve katillerini temizlemiştir. O andan beri birlikte çalışırlar(Konseyin lideri aynı zaman da Shadow Thieves loncasının başıdır.) 1361DR yılında Amnli tüccarların kiraladığı paralı askerler Maztica’yı keşfetmiştir, gerçekten para harcayan çok insan olduğunun farkına vardılar. 1370DR yılında Sythilis(LE, Erkek, Ogre, Sor12) ve Cyrvisnea(LE, Kadın, Ogre, Ftr12) adlı iki ogre;  goblin, kobold, ogre ve tepe devlerinden(Cyric inananları tarafından destek aldılar.) oluşan orduyla Amn’ın güney şehirlerine saldırıya geçtiler. Saldırının amacı Maztica altınlarını Murann gemileri aracılığıyla ele geçirmekti. Amaçlarına da ulaştılar, Konseyin ve güçlü maceracılarının çabalarına rağmen şehirlerden atılamadılar. Yakın zamanlarda ise iki Amn şehri daha rahat bir yaşam ve özgürlük için Tethyr topraklarına katıldılar. Spellplague sırasında Trackless Sea’de ki Amn kolonileri yok oldular, ancak Konsey tarafından büyük miktarlarda destek alan tüccar şirketler Chult, Mhair Takımadaları ve Moonshae üzerindeki alanlarını korumaktadır. Kimse gerçek anlamda Amn’den hoşlanmaz. Şirketleşmiş Amn tüccarları iyi kuşanmış güçlü ordulara sahiptir. Düzinelerce krallığın birleşiminden daha fazla paraya sahip halk zenginliğin içinde zevk almaktadır. Neredeyse insan egemenliğindeki ülke bundan hoşnuttur ve sadece zengin olanlar göz önünde tutulur. Tethyr, Amn’ın dostu olduğunu beyan etse de, diğer halkın açgözlülüğüne iğretiyle bakarlar. Dost olduklarını söyleseler de iyi bir para ödenmedikçe hiçbir Tethyr askeri Amn’i savunmak için uğraşmaz. Amn Kronolojisi 100DR Year of Greybeads: Athkatla şehri kuruldu. 163DR Year of the Screeching Vole: Crimmor şehri kuruldu. 212DR Year of the Awakening Magic: Muron limanı inşa edildi. 223DR Year of Dark Dreams: Trademeet, Tethyr ve Amn arasında karavanlar için toplanma yeri olarak kuruldu. IIhundyl, The Mad Mage vahşice deneyler için Abyss’den yaratıklar celb etmeye başladı. 224DR Year of the Flaming Forests: Tejarn Hills üzerindeki birçok Tethyr garnizonu, Ihundyl the Mad Mage tarafından yok edildi. 227DR Year of Raised Banner: Halfling diyarı olan Meiritin, Tejarn Hills’in kuzeyine kuruldu. 231DR Year of the Mist Dragon: Ihundyl the Mad Mage, Meiritin’i ele geçirip kendini Calishar Emirates’in yöneticisi ilan etti. Shoonach’taki kargaşa, Shoon İmparatorluğunun cevap vermesini geciktirdi. 238DR Year of Many Mushrooms: Diyar diyar dolaşan Elminster ve öğrencisi Myrjala Dark-Eyes, bu yılın yazında Ilhundyl the Mad Mage’ı öldürdüler. 300DR Year of the Late Sun: Minsorran(Land of Balance)’ın rahipleri bu toprakları kutsadılar. 321DR Year of the Blessed Sleep: Meiritin yeniden işgal edildi. Tethyr Kralı Karaj Tiiraklar II’nin yeğeni Lord Ashar Tornamn, Tejarn Hills’in doğusunu, Amstel River’ın kuzeyini ve birçok güney toprağını ele geçirip Valashar’ı kurdu. 335DR Year of Seven Stones: Ashar’s March: Lord Ashar Tornamn, ne Shoon imparatoruna ne de Tethyr krallığına bağlılık yemini etmişti. Ordusunu kuzeye High Moor’a sürdü. Aşırı hevesli lord Moor ve Shoonach arasındaki Sword Coast topraklarında egemenlik ilan etti. Shoon İmparatorluğunun, Cormyr krallığının batı ticaret yollarını kesmesinden dolayı sinirli olan Cormyr Kralı Azoun I bir kılıç yapılmasını istedi. Kısa kılıç Ilbratha “Mistress of Battles” yılın sonunda hazır olmuştu. 336DR Year of the Whipped Cur: Kral Azoun ordusunu Fields of the Dead’e Shoon ordusuyla çarpışmaya sürdü. Aşırı yorgun Shoon birlikleri kısa sürede kırıldılar. Bir daha ticareti engellemeyi düşünemesinler diye Cormyr birlikleri Ithmong’a yürüyüşe geçti. Shoon İmparatorluğu kuzey sınırlarına kadar geri çekildi. Lord Ashar Tornamn, Kral Azoun ve sahil üzerindeki her yüksek kimseye kafa kaldırdı. 358DR Year of the Battle Talons: İmparator Shoon VII, Valashar ovalarında Iryklathagra “Sharpfangs” adlı mavi ejderhayla savaştı. Ejderha kaçmak zorunda kaldı ancak imparatorun Staff of Shoon’unu çalmıştı. 390DR Year of the Half Moon: Myth Lharast, sadece Selune’ye tapan bir kilise inşa etti. 450DR Year of the Solitary Fist: Tethyr Kralı Strohm I başkenti ve Shoonach’ı talan edip Shoon İmparatoru Amahl VII’i öldürünce Shoon İmparatorluğu parçalanmaya başladı. 460DR Year of Scorching Suns: Batı Amn Emirliği, eski bir Shoon generali olan King Esmel Torlath önderliğinde(General Esmel bazı tarih kayıtlarında Serruns The Great olarak geçer. Serrus Amn dilinde “büyük general” demektir. Ayrıca generalin kılıcı Namarra “The Sword That Never Sleeps”,büyük büyülü güçleri olan bir silahtır.)Sword Coast’daki birçok ormanın yanmasıyla güney Faerun’da kuraklık baş gösterdi. 479DR Year of Forestfrost: Murann ve Crimmor arasındaki ticaretini yolunu tıkayan ogre ordusu Prens Imnel Torlath ve ordusu tarafından temizlendi. Bu büyük savaşın olduğu ovaya Imnel’s Scar denilirken şu anda Imnescar kasabası olmuştur. 491DR Year of Faltering Fires: Doğal olmayan aşırı bir yağış oldu. Cortryn şehri Tethyr ve Calishite göçmenleri ile Calimshan’ın soylu bir ailesi olarak Shoon İmparatorluğunun kayıp mirasını canlandırmak için kuruldu. Eshpurta şehri, Cortryn’in kuzeyin balıkçı merkezi olarak kuruldu. 500DR Year of Flame Tongue: Amnur kalesi tamamlanmış ve ordu içerisine yerleşmiştir. 512DR Year of Wyvernfall: Esmel’in torunu Kral Imnen başa geçtiğinde Esmeltaran tamamlanmış ve Amn’in yeni başkenti olmuştur. 523DR Year of Trials Arcane: Meiritin, Cortryn Kontu tarafında köle edilmiştir. 554DR Year of Waving Wheat: Purskul, tahıl değişimi ve karavan merkezi olarak inşa edilmiştir. 575DR Year of Breaching Bulette: Keczull ailesi, madencilik şehri olarak Keczulla’yı kurmuştur. Thennaris Trollbann “Pyramid of Magar’s Hill” efsanesini çözmüştür(Yazıt elflerin klan isimlerini ve göçlerini anlatır.) 600DR Year of Fire and Frost: Minsorran’ın dört şehri bir kış ortası fırtınasının ardından yok olmuştur(Kimse bunun sebebinin beyaz ejderha Icehauptannarthanyx tarafından olduğunu fark edememiştir.) 661DR Year of the Tusk: Cloud Peaks ve Small Teeth tarafından gelen ogre ordusu Imnescar ve Trademeet’i talan ettikten sonra, General Rashtur tarafından durdurulana kadar Esmeltaran’a yürümüştür. 692DR Year of the Crawling Crags: The Tejam Purchase: Finanssal sıkıntılar içerisindeki Tethyr, Sulduskoon ve Tejarn Hills arasındaki toprakları Amn Kralı Brinnaq’a satmıştır. 720DR Year of the Dawn Rose: Myth Lharast, lycanthrope ordusu tarafından işgal edildi ve “aydan gelen lightning bolt”larla varlığı sona erdi. 731DR Year of the Visions: Beholder ve Beholder Mezhebinden oluşan The Ring of Eyes, Cortyn’in yönetimi yok etmiş ve bölgenin başına geçmiştir. 757DR yılında The Ring of Eyes yok olana Shilmista elfleri toplulukla sürekli savaş vermiştir. 755DR Year of the Enigma: Castle Spulzeer’ın inşasına başlandı. Keczulla, madenlerin bitmesiyle hayalet şehir haline geldi. 757DR Year of Lost Wayfarers: Bir Chessentalı büyücü olan Tashara of the Seven Skulls, The Ring of Eyes’ın beş beholderını öldürüp insan uşaklarını da dağıttı. Sonrasında Tunland’ın kuzeyine doğru çıktığı seyahati sırasında Azuth tarafından öldürüldü. 760DR Year of the Majesty: Amn, Cortryn topraklarını sınırları içerisine kattı. 795DR Year of the Firehawk: Castle Spulzeer’ın inşası tamamlandı. 836DR Year of Twelve Bells: Baş büyücü Kartak Spellseer “the All-Seeing”, en az 14 suçludan oluşan bir lonca kurup Iltkazar Range’e kaçtı. 897DR Year of the Calling Shrike: Dağlardaki yaratık aktivitelerinin artmasıyla Citadel Rashtur 4 yıl içerisinde taşınan taşlarla inşa edildi. 920DR Year of Great Riches: Tanrıça Waukeen, Shieldmeet ve Trademeet’teki Merchants’ Peace’de belirdi. 1000DR Year of the Wailing Winds: Spulzeer, Krimmevol ve Coprith aileleri, ticaret ve kilise merkezi olarak Riatavin’i kurdu. 1090DR Year of Slaughter: The Imnel Concession: Yaratıkların artışı ve finanssal sorunlar(orduya harcanan paranın etkisi büyüktür) Amn Kralı Imnel IV ‘ü güney topraklarını Tethyr’e para ve ordu desteği için vermeye zorladı. 1095DR Year of the Blushing Star: The Skeletal Finger hırsızları karmaşayı kullanarak Amn ve Tethyr üzerindeki baskılarını Small Teeth’deki gizli üslerinden arttırdılar. 1107DR Year of the Skulk: Bir zamanlar hanların bolca bulunduğu ticaret şehri Amnwater, lokal çiftçilerin yeri oldu. 1141DR Year of Eyes: The Monocle of Bagthalos, Yüksek Helm Rahibi Bagthalos Deszhummer tarafından yaratıldı. Bu monokle(tek göze takılan gözlük) 1142DR yılında Skeletal Finger tarafından çalındı. 1162DR Year of the Prancing Centaur: Skeletal Finger loncası son üyesine kadar Iryklathagra adlı mavi ejderha tarafından yok edildi. Ejderha daha sonra buradaki eşyaları da alarak burayı yuva edindi. 1182DR Year of the Tomb: Amn ve Tethyr’den başlayan ticaret yolları Baldur’s Gate, Dragonspear Castle ve Ahghairon şehirlerine bağlandı. 1219DR Year of Prideful Tales: Myrdon ve Salasker adlı büyücüler Hillfort Ishla’nın kuzey batısında büyü akademisi olan School of Wonder’ı kurdular. 1235DR Year of the Black Horde: Amn ordusu tüm yıl boyunca insansı yaratıklar savaşıp, birçok orku ele geçirmişlerdir. Köle orklar Purskul’a getirilip ağır işlere sürülmüştür. 1238DR Year of the Lone Candle: Amn evleri arasında büyük bir ticaret savaşı patlak verdi. Zakharan baharat ticareti için Ophal ve Ulvax evleri arasında evler zayıf düşene kadar savaş çıktı. 1241DR Year of the Lost Lady: Amn ordusu büyük savaşın ardından yanlarında daha fazla ork köle getirdiler. 30 yıl içerisinde özgürlüklerini kazanan orklar ve yarı-ork evlatları resmen Amn vatandaşlığına geçtiler. 1242DR Year of the Yellow Rose: Keczulla trol ve diğer yaratıklardan temizlenip karavan durağı olarak yeniden canlandırıldı. 1257DR Year of the Killing Wave: School of Wonder tarafından Bowgentle’s Book yaratıldı. 1266DR Year of the Leaping Frog: Güç manyağı bir öğrenci ve Tanar’ri tarafından School of Wonder, ustanın ve diğer öğrencilerin öldürülmesiyle yıkılmıştır. 1276DR Year of the Crumbling Keep:  Parhek soyundan Kral Dhanar’ın öldürülmesiyle evler arasında yeniden savaş patlak verdi. 1299DR Year of the Claw:  Waterdeep’ten atılmalarıyla Shadow Thieves loncası Athkatla’da kuruldu. 1306DR Year of Thunder:  Amn tahtının son veliahdı Prens Rohav kendi veziri Arlen Bormul tarafından zehirlenerek öldürüldü. 1316DR Year of the Gulagoar:  Küçülen Spulzeer ailesi daha sonra Trailstone köyünün kaynağı olacak Spulzeer Inn’i kurdu. Aile 1315DR yılında bölünmüştür. 1333DR Year of the Striking Falcon: The Great Amnian Trade War çıktı ve geniş çaplı sivil ayaklanmayla Amn tıkanıp kaldı. 1338DR Year of the Wanderer: Ophal ve Ulvax aileleri arasında The Murann Spice War çıktı ancak kısa zamanda bastırıldı. 1345DR Year of the Saddle: The Coast Plague, Murann, Athkatla, Purskul ve Crimmor’u vurdu. Halkın %20si hastalıktan öldü. Karavanla taşınan hastalık Beregost ve Zazesspur’a da sıçradı. 1348DR Year of the Spur: Lord Chardath Spulzeer, atası olan lich-lordu Kartak Spellseer’ı uyandırdı. 1356DR Year of the Worm:  (Tarsakh) Amn ordusu Green Fields’ı Dragonspear Castle güçlerine karşı korumak için yola çıktı. Gizli bir sis diyarı kapladı ve Khelben Arunsun bu ilginç sisi dağıtmayı başaramadı. (Mirtul)Amn ordusu galip geldi ve düşman orduyu kuzeye kadar kovaladı. (Uktar) Savaş kazanılmasına rağmen dağılan düşman askerlerini yok etmek için ordu hemen eve dönmedi. 1357DR Year of the Prince:  (Tarsakh)Ruathym’in Green Rooms kütüphanesinden The Tome of Unicorn çalındı. (Eleint)Murann’da ikamet eden kötü büyücü ve tüccar Shairksah, diğer tüccarları öldürdüğü ve büyülü yaratıklarla çalıştığı için diyardan atıldı. 1359DR Year of the Serpent: Esmeltaran ticaret yolları, Keczulla ile yer değiştirdi. 1361DR Year of Maidens: Maztica keşfedilip Amn adına New Amn adlı koloni kuruldu. 1362DR Year of the Helm: The Council Schism, içindeki ölümler sonrasında Council of Six oluşmuştur. 1366DR Year of the Staff: Council of Six ve Keczulla Lordu Pulth Tanislove tarafından desteklenen Keczulla ve Esmeltaran arasındaki The Gem Road tamamlandı. Amn’in Güçleri Spellplague sonrası Council of Six, Council of Five olmuştur ve konsey Meisarch, Tessarch, Namarch ve Pommarch’ı içermektedir. Önceleri kimlikleri belirsizken şu anda güçlerini açıkça gösteren Selemchant(Athkatla’dan. Cowled Wizard’ların para kaynağı), Dannihyr(Eshpurta’dan. Shadow Thieves’lerin gizli lideri), Alibakkar(Athkatla’dan), Ophal(Crimmor’dan), Nashivaar(Esmeltaran’dan. Güçlü bir şekilde Cyric Kilisesi’yle müttefiktir) evleri tarafından yönetilir. High Houses(Konseydeki evler)’dan her biri daha küçük ticaret evlerini destekler. Her tüccar loncası birbiriyle kavga içerisindedir, hepsi pastadan daha büyük pay almak için en büyük evlerle çalışmaya uğraşırlar. Takdire değer bir ev eskiden olduğu gibi yükseltilip konseye altıncı ev olarak alınabilir. Ancak yönetimdekiler gücün altıya bölünmesini istememektedir. Diğer önemli güçlerde şöyle sıralanabilir: The Cowled Wizards: Selemchant evi kontrolündeki legal arcane büyü kullanıcılarının loncasıdır. Lonca Meisarch’ın ajanları, soruncözücüleri ve katilleri olarak iş yapar. Çoğu basit bir paralı askerden fazlasıdır. The Cowled Wizard, yüzyıllar önce Esmeltaran ailesinden Alisar tarafından halkın büyüden korkmasına rağmen diyarlardaki büyü bilgisini korumak ve kullanmak için yüzyıllar öncesinde kurulmuştur. Büyücüler kendilerini Azuth ve Deneir’in ajanları, Sanatın koruyucuları olarak görüyorlardı. Kanundışı yürütülen bu işte büyücüler, öğretmen ve kütüphaneci gibi çalışıyorlardı. Ayrıca dışarıdan gelen büyücüleri göz önünde tutup loncanın gizli kalmasına uğraşıyorlardı. Her şehir ve kasabada en güçlü büyücünün yönettiği bir bölüm vardır. En büyük bölüm olan Athkatlan’ın ve tüm loncanın liderinin(Khollynnus Paac, tekstil tüccarı ve Wiz17) gizli odalarında yerel lonca liderleri buluşurlar. Burada diğer büyücülerle iletişimler kurulur ve bilgi akışı olur. Her üye tüccar, sahaf, iyileştirici bitki satıcısı gibi işlerle uğraşır. Buluşmalarda her biri başlıklı cübbe giyerler(Yıllar önce yıkılan School of Wonder’ın mezuniyetlerinden kalma bir gelenek). Her hangi bir üye kimliğini ailesiyle veya yerel büyücülerle paylaşabilir ancak genellikle adlarını saklamayı uygun görürler. Çoğu Cowled Wizard diğer üyelerden iki veya üç tanesinin gerçek ismini bilir. Cowled Wizards’ın yaptığı birçok mucize halkın büyüye karşı hoşnutsuzluğundan fazla ileri gidememiştir. Çoğu üye topraklarından sürülmek istemez. Bazıları ise Amn’in değişmez kanunlarına rağmen Azuth ve Mystra’nın büyüsünün burada yaşadığına inanmaktadır. Geçen yüzyılda bazı üyeler loncanın gücü ve bilgisini kendi amaçları doğrultusunda kullandılar. Niyetleri genellikle politikti. Kavgaları çözmek, işleri çözmek ve birçok diğer üye tarafından onaylanmayan işler için kullandılar. 16’dan fazla gizlenmiş büyü kütüphanesi ve büyülü eşyalar Amn’in altında bulunmaktadır. Buralara “Safehold” denir. Her bölümün başındaki en güçlü büyücü o bölümün safehold’uyla ilgilenir. Kütüphanelerin en büyüğü olan Alisarhold, Snowflake Mountains’in eteklerinde Riatavin’in doğusunda bulunur. The Shadow Thieves: Amn’in geniş limanı olan Athkatla şehrinde kurulmuştur. Önceleri Waterdeep şehrinin en ünlü loncasıyken Lord of Waterdeep tarafından bozguna uğramışlardır. Amn’deki konseyle güçlü bağlantıları olduğu gibi bir zamanlar Waterdeep’te olduğu gibi Amn’de de ticaretin en güçlü yol kesicileridir. Lonca Athkatla’daki Shadow Council tarafından yönetilir. Marune The Masked, Shade of Baldur’s Gate’e raporları götürür böylece konsey Waterdeep’teki işleri de yürütebilir. 1255DR yılında Waterdeep’e de el atan lonca 1298DR yılında Lehesty, Lord of Waterdeep tarafından saldırıya uğramıştır. Sonuç lonca için tam bir yıkım olmuştur, şehirdeki liderler ya öldürülmüş ya da açık edilmiştir. Bunun sonucunda Athkatla’da yeniden kurulmuştur. Hala da Faerun’daki en ünlü hırsız loncasıdır. Waterdeep dışında, Amn ve Sword Coast’daki suçların aslan payı ellerindedir. Neredeyse yıkılışlarını izleyen yıllarda, lonca kendini tamamen hırsız ve kiralık katillerle dolu buldu. Lonca liderleri böylece topluluğa bol bol wizard ve loncanın hedeflerinin ortaya çıkmasını engelleyecek yetenekli insanlar bulmaya başladı. Hileler ve zekâyla Amn hükümetine zorla loncanın Athkatla kurulmasına izin verdirdiler(Year of the Trumpet 1301DR)Shadowhouse’un mevcudiyeti ve The Assassins’ Run binası loncanın yönetim kafalarında farklılık gösterdi. Kıdemli kiralık katiller, dört loncanın beş kurucusu Lhestyn Arunsun ve müttefikleri tarafından öldürülünce gücü ele geçirdiler. Statüler böyle hızlı değişince Bane rahipleri ve wizardlar lonca içinde önemli konumlara geldiler. 20 yıl içerisinde The Shadow Thieves Amn ve çevresindeki bölgelerin suç olaylarının çoğunluğunu ele geçirdiler, 40 yıl içerisinde ise High Moor ve Athkatla arasındaki Sword Coast’un işlerinin yarısı ellerindeydi. Ten Black Days of Eleint sonrası Tethyr’deki düzenin bozulmasıyla Zazesspur, Ithmong ve Myratma’ya da sıçradılar. Bu büyük şehirlerin baskısıyla diğer şehirlerde kaderlerine boyun eğdiler. Bu büyüyen güçlerine rağmen geleneklere bağlı suçlular olan Calimshan’a geçemediler ve Myratma loncanın son güney noktası oldu. Aynı zamanlarda The Three tarafından yönetilin topluluğun yönetim şekli değişmiş ve The Grandmaster ile Shade Council ortaya çıkmıştır. Time of Troubles sırasında diyardaki Bhaal tapınan her kiralık katilin ölmesiyle Shade Council’inin gücü çok azalmıştır. Deepshadow(İlk Grandmaster) , tüm Shadow Council’i ve 30dan fazla kıdemli kiralık katilin ani ölümüyle lonca hızlı bir yenilenmeye girmek zorunda kaldı. Athkatla’da Guildmaster of Spies kademesindeki Rhinnom Dannihyr öldürme ve tehdit üzerindeki yetenekleriyle Grandmaster mevkiine yükselmiştir. Loncanın ilerlemesine çok fazla katkısı olmuştur. Loncanın ana merkezinin Athkatla’daki Shadowhouse olduğu düşünülmektedir. Aslında burası kiralık katiller, ödül avcıları, yan kesiciler ve Guildmasterları için bir yuvadır. Assassin’ Run’da Athkatla’da bulunur. Bu yapı Amn bölgesi için kiralık katil eğitim yuvasıdır. Tethyr için ise Zazesspur’da bulunan School of Stealth kullanılır. Daha küçük binalar ise Baldur’s Gate ve Ruathym’de yer alır. Bu evler ise dinlenme, depo ve çalıntı eşyaların elden çıkarıldığı yerdir. Loncanın güç merkezleri iyi saklanmış, soylu evlere aittir ve tuzaklar büyülerle korunmaktadır. Ana merkezi bulan birinin şansı varsa kördür yoksa onu kesin bir son bekler; ölüm. Onca değişime rağmen loncanın amblemi her zaman aynı kalmıştır; küçük hançere geçmiş siyah ipek maske. Bu iki obje zorunlu olmasa da loncanın alt çevreleri tarafından işaret olarak kullanılır. Kiralık katiller kurbanlarının üstünde hançere geçmiş siyah bir maske bırakırlar. Küçük hançer ve maske guildmasterlar ve üstleri içi zorunludur. Bir işaret vardır ki loncadaki tüm mevkiler kullanır;(çeviriden emin değilim) hatalı bir işin olduğu bölgeye kesik ayak koymaktır. Anlamı ise saldıranların hepsinin öldüğüdür. Shadow Thieves’teki hiyerarşi çok sıkı korunmaktadır. Her üye sadece bir üstü ve altındakinin kimliğini bilir. Loncanın en büyük liderleri, Grandmaster of Shadow ve Shade Council’in lideridir. Ayrıca Shade Council’de Athkatla, Esmeltaran, Velen, Zazesspur, Myratma ve Riatavin’i yöneten Shade denilen 8 yönetici bulunur. Athkatla(10),Eshpurta(4),Esmeltaran(2),Keczulla(2),Murann(4),Myratma(4) The Shade Council’de harici işleri yöneten ve iletişim işlerini yöneten iki farklı Shade bulunur. Bunlardan biri Saerloon’da bulunur ve Heartlands ve Baldur’s Gate’deki tüm iletişimi kontrol eder. Bu iki Shade Council’e üyedir ve Grandmaster of Shadow için özel ajanlara sahiptirler. Her bölüm Shadowmasterlar tarafından kontrol edile iki alt bölüm içerir. Bir Shadowmaster 10000+ nüfuslu yerin aktivitelerini yönetirken diğeri çevre yerlerin aktivitelerini yönetir. Büyük şehirler birçok bölüm ve Shadowmaster içerirler. Mesela Zazesspur’da her mahalle için vardır ve toplamda 8 tanedir. Bazı büyük şehir ve bölgelerde dışarlıklı ticareti fazlaysa, dışarlıklı güç ile lonca arasındaki bağlantıyı kuran Cloakmaster- özel bir çeşit Shadowmaster- bulunur. Cloakmaster’lar sadece Shades of Saerloon ve Baldur’s Gate’e rapor verir. Her Shadowmaster’ın, kendi bölgelerindeki alt grupları yöneten Guildmasterları(yüksek mevkiler Silhouettes diye adlandırır) vardır. Bu rütbe kanun adamlarının kafasını karıştırmak için yapılmıştır. Alt loncalar; kiralık katiller, dilenciler, ödül avcıları, eşkıyalar, haraççılar, hırsızlar, gözcü ajanlar ve az miktarda korsan, kaçakçı içerir. Guildmaster’lar altındakileri loncanın gücüne uygun şekilde düzenlemekle hükümlüdürler. Loncanın üyeleri genellikle hırsız ve kiralık katillerden oluşsa da en az %20si büyü kullanırlar. Eğer lonca hiyerarşisinden biri ölürse veya güçten düşerse, rütbesinin dengi birisi hemen altındaki rütbeden birini seçer. Grandmaster’ın genelde rütbe yükseltmede etkisini görmezken birinin rütbesini düşürme hakkı vardır. Eğer Grandmaster gücünü kullanamayacak suruma gelirse Shade’lerden en çok oy alan o rütbeye geçer ve yerini hemen bir başkası alır. 1370DR yılında, Marune, Lords Of Waterdeep’den kaçınmak için büyük bir plan yapmıştır. Necromancer olan Marune, loncadaki tüm yüksek seviyeli hırsızlara slippers of shadowwalking vermiştir. Böylelikle hırsızlar şehir Lordlarına yakalanmadan, karanlık işlerine devam edebileceklerdi. Church Of Cyric Erdemlere aşırı bağlılık ve kendine güvenle beraber Cyric inancı Amn üzerinde büyük bir patlama yaşadı. Amn halkı tarafından rahiplere katil gözüyle bakılmamaktadır. Ancak kilisenin derin insanları tabi ki farklı amaçlardadır. Karavanlarına yaratıklar saldırmaması için tüccarlar Black Sun rahiplerine para ödemektedir. Cyric rahipleri Nashivaar’ı konsey liderliğine çıkarmak için uğraşırlar. The Emerald Cabal Kanuni olamayan büyü kullanıcıları tarafından kurulan topluluk Amn sistemini bükmeye uğraşır. Topluluk ara sıra sorun çıkaran bazı tüccar lordlarının başına bela olabilir. Aforizmalar ve Konuşma Dili Amn halkı bazı cümleleri farklı anlamlar yükleyerek kullanabilir; bunlara biraz örnek vermek istiyorum: Terim Maden (Kalite)İma edilen Ore (Kötü)en düşük sınıf, en kötü kalite, işlenmemiş, kirli, suçlu. Bronz (Kuvvetsiz)çalışan sınıfı, yüksek sınıftan biri gibi görünmeye çalışan düşük sınıf, ucuz katkılı. Bakır (Kabul edilir) iyi çalışan, düşük ama saf statü, iş için potansiyel. Çelik (İyi) yüksek çalışan sınıf, elit ordu birlikleri, mert kimse. Gümüş (Çok İyi) yükselme potansiyelli tüccar, büyük bir olay için potansiyel. Altın (Güzel)mirastan gelen para, düşük bir iş için fazla koşturmaca. Platin (Çok Güzel)tüccar evlerinin lideri, sürekli iyi kalite. Adamantin (Mükemmel)kendi çabasıyla ulaşılmış yüksek sınıf, yüksek sınıftaki ilk para. Mithral (Fevkalade)En yüksek kalite ve sınıf, lekelenmemiş, mükemmel bir çabayla elde edilmiş ilk para, saf ve kusursuz. “Good business(İyi işler)” Herkes birbirine “Merhaba” ve “Görüşürüz” demek için kullanır. “Sold!(Sattım)” ya da “You sold me on your plans(Planlarında beni sattın)” “Sell(satmak)” , “kandırılmak” veya “etki altında bırakılmak” için kullanılır. Amn tüccarları “Anyone can be sold(herkes satılabilir)” cümlesini kullandığında yabancı biri bunu hemen köleliğe yorabilir. “Bought it!(Satın aldım)” yada “Did you buy that?(Satın aldın mı?)” “Buy(satın almak)”, “kandırmak” veya “etki altında bırakmak ” anlamında kullanılır. “You’re only as tall as your last deal(Son anlaşman kadar uzunsundur)” “Son defasında bana ne yaptın?” anlamındadır. “I found pearl!(İnci buldum!)” ya da “Lost the pearl, did you?(İnciyi kaybettin, değil mi?)” Sıraya göre birinci “iyi şans”, ikinci “kötü şans” demektir. “I’d like to foreclose on that topic.” Amn üzerinde en çok kullanılan kelimelerden biridir. “Foreclose” bir çok anlamda kullanılabilir. Genellikle durmak, inkâr etmek, ele geçirmek, başkasının elinden almak, çalmak ve gasp anlamlarında kullanılır. Bazen de öldürmek anlamında da kullanılabilir. Şimdi ölü olan tanrı Myrkul, bu topraklar üzerinde The Black Forecloser olarak bilinirdi. “He took delivery of the entire New Amn pottery trade.(New Amn’deki tüm çömlek sevkiyatını aldı.)” “Take delivery” yetenekleriyle ve çalışmayla bir şeyi elde etmeyi temsil eder. “delivered by pearl(inci tarafından alındı)” şans eseri kazanıldığını söyler “She’s dragon, isnt she?(Aynı bir ejderha, değil mi?)”ya da “He spend like dragon(Ejderha gibi para harcıyor)” “Dragon(ejderha)” kelimesini zengin cimriler için kullanırlar. “What a kobold!(Ne kobold ama!)” ve “He has a kobold’s heart.(Kalbi kobold kalbidir.)” “Kobold” cimri demektir. “My life is written in red ink.(Hayatım kırmızı mürekkep ile yazıldı.)” “Red ink(kırmızı mürekkep)”, kötü şans demektir. ”crimson ink(kıpkırmızı mürekkep)”,  durumun en kötü şansı anlamındadır. “So what’s in your other books/clean books/true book?(Diğer kitaplarında/temiz kitaplarında/gerçek kitabında neler var bakalım?)” Bu cümle dolandırıcıların asla değiştirilemeyen hesap defterini, inceleme günleri hazırladıkları diğer defterle değiştirmelerine atıfta bulunur. Konuşma sırasında inanmazlık vurgusu kullanılır(“True Book?(Asıl kitap?)” şaka mı yapıyorsun anlamında kullanılır), tonlama değiştikçe farklı anlamlar yüklenebilir. Yerleşimler Athkatla (Başkent, Nüfus 122000) Athkatla’da her şey bulunur. Paran olduğu sürece kanundışı, ahlaksız ve alçakça olsa bile aradığın herhangi bir şeyi bulabilirsin. Bu yüzden şehre “City of Coins(Paranın şehri)” veya “City of Sin(Günah şehri)” de denir. Bu büyük şehir içinde kölelik, adam öldürme ve ahlak dışılık çok normaldir. Şehrin kanunları her şeyi görmezden gelebilir. Tek suç tüccar evlerine karşı konuşmak veya saldırgan tavırda bulunmaktır. Onun dışında her şeyi parayla çözebilirsiniz. Parasını verdikten sonra her şey kanunidir. Athkatla’da altın su gibi akar. Faerun’un en işlek limanlarından biri olan şehirde en iyi servisi bulmak çok kolaydır. Şehre yanaşan gemilerden egzotik birçok mal bulunabilir. Waukeen’s Promenade Pazar yeri olarak Waterdeep’teki ticaret alanının iki katı büyüklüktedir. Alanın hemen yukarısında Goldspire adlı Waukeen tapınağı içeren bir yer vardır. Şehir’de dikkat çeken büyücüler: Vynmarius(CE, İnsan,Wzd11): Güvenilmez ve tehditkâr bir büyücü olarak tüm Amn’de ismi yayılmıştır. Council of Six(Bazıları Cult of Dragon içinde çalıştığını düşünüyor)’in en bilindik casusudur. Puhrain Bollivar(LE, Yarı-elf,Div9) :40’larının sonunda iyi korunan bir kadın, Quill District’de seyyar kitap satıcısı ve bahisçi olarak görünür. Aslında gizlice Council’s Tessarch’ın sevgilisi ve casusu olarak çalışır. Dikkat çeken kiliseler: Arbalest’s House: Goldspires’ın kuzeyinde ki dağlarda ve limanda tanrı Milil adına adanmış binalardır. Kimliği belirsiz Patriach of Song binaların yönetimiyle uğraşır. Bu kilise üç nedenden ötürü önemlidir: Time of Troubles sırasında Milil’in dinlenme yeriydi. Limandan bile duyulan Bellows of Milil adında çok büyük organdan dolayı ve kilise ile Waterdeep’teki ozan okulu New Olamn arasında, Milil’in direk kendi inşa ettiği, tünelin bulunmasıdır. The Dome of the Rose: Gem District’de bulunan Lathander’e adanmış manastır ve tapınaktır. Mornmaster Thaddin Dawnhunter(LN, İnsan,P11) adında sakin, dindar ve birazda ticaret aklı olan bir rahip; tüm yapıyla ilgilenir. Tapınak salonu, gül rengi oyuklarla kaplıdır ve sabah ayini sırasında salon gül rengi parlar. House of the Moon:          Wave District’de yedi yüzlü koni biçimindeki bu yapı Selune’ye adanmıştır. Yüksek rahip ve Lunar Aryn Gallowglass(LG, hf,P14),Tethyrli tiran Ernest Gallowglass’ın büyük yarı-kız kardeşidir ve kendi adına üç tane ticaret gemisi bulunmaktadır. Kazancının büyük kısmını tapınağa bağışlar. Adventurers’ Quarters adlı civarda bulunan bazı önemli dükkânlar: The Mithrest: Han. Bu büyük bina, eski, kültür sahibi ve şıktır. Her müşterisini rahat ettirmeleriyle ün yapmış bir yerdir. Kalite/Fiyat: Mükemmel/Pahalı The Five Flagons: Taverna. Faerun’da bilinen her içkiyi bulabileceğiniz yeni, temiz ve çok dolu bir binadır. Kalite/Fiyat: Mükemmel/Pahalı Den of the Seven Vales: Toplantı alanı/Han. Yabancıların ve maceracıların yemek yediği büyük bir binadır. İsmini görünce her yabancı hafif bir gülümsemeyle içeriye girer.(Yakında hiçbir seven vales yoktur.) Kalite/Fiyat: Kötü/Pahalı The Seas’ Bounty: Toplantı alanı/Han/Taverna. Eski ama ayakta duran bir yerdir. Bayat birası ve soğuk yemekleriyle pek de ilgi çekmez(ancak sıcak balık güveci çok güzeldir)Paralı Amn gençlerinin gece kondu mahallesine geçmek kullandığı kapısı bulunmaktadır. Bir elinde kanca olan sahibi Thumb bu gençlerin gelmesiyle fiyatlarını da arttırmıştır. Kalite/Fiyat: Kötü/Pahalı Silverale Hall: Toplantı alanı/Han/Taverna. Athkatla’nın en eski hanıdır. Her zaman doludur ancak asla kalabalık değildir. 4 katlı bu binada temiz ve güzel yemek ile arkadaşlık her zaman bulabilirsiniz. Kalite/Fiyat: Mükemmel/Orta Delosar’s Hall: Taverna. Şehir korumaları tarafından tercih edilen eski ama iyi bakımlı bir tavernadır. Kalite/Fiyat: Kötü/Orta The Adamantine Mug: Taverna. Tüccarların ticaret dışında bir şeyler konuşmak için tercih ettiği bir yerdir. Kalite/Fiyat: Mükemmel/Ucuz The Copper Coronet: Taverna. Korsanların ve yankesicilerin buluşma noktasıdır. Kalite/Fiyat: Kötü/Ucuz Waukeen’s Promenade ki popüler dükkânlar: Tiny Deaths(Zehirler) The Museum of Inquisition(İşkence Malzemeleri) Madroon’s Curios(Biraz ondan biraz şundan) Lowmarket(Köleler) Faded Ages(Anı oluşturan farklı bir dükkan) Odd Candy(şekerci dükkanı görünümdeki kadın pazarı) I Change(Vücut değiştirme dükkanı) Crimmor(Karavan şehri, Nüfus 40000) “Amn’in karavan başkenti” taş duvarlarıyla bu topraklardan geçen her karavan için toplanma merkezidir. Shadow Thieves loncasının açıkça bir garnizonunun bulunduğu tek şehirdir ve lonca serbestçe hırsızlık yapılmasına izin vermez. Crimmor karavanlar ve bu topraklardaki gezginler için hanlar ve tavernalarla doludur. Diğer Önemli Bölgeler The Bitten Road Nashkel ve Crimmor arasındaki The Fangs’den geçen ticaret yoludur. Eski hikâyelerde bu yol boyunca bir remorhaz’ın uzandığı söylenir ve yol üstündeki ölümlerin ardında hiçbir hayvan veya insan izine rastlanamaz. Crimmorlu Lord Krimmevol tarafından tutulan iz sürücüler hiçbir yaratığa veya insana rastlayamamıştır. The Eshpurta Road Yılın her günü dolu olan bu ticaret yolu, Athkatla ve Eshpurta arasında uzanır ve ana doğu-batı ticaretini bağlayan yoldur. Konsey tarafından yollanan 20 ağır zırhlı atlı asker geçen her karavanı arar. Amnwater ve Keczulla arasına The Ridge Ride, Keczulla Eshpurta arasına da Three Bridges Way denir. The Giants’ Dance Amn’in en eski taş yapılarından olan çember, Amnwater ve Keczulla arasındaki The Ridge’de bulunur. 9 büyük taş sütunun ikisi yıkılmış, üçü de ayakta zor durmaktadır. Kırıklara dikkatli bakıldığında bir pençe tarafından yapıldığı anlaşılabilir. The Growling Hill Tepe Crimmor’dan kuzeydoğuya doğru bir günlük yürüyüş uzaklığındadır. Burada bir zamanlar bulunan ancak şu anda yıkılmış bir büyücü kulesinin üstü bitkilerle kaplanmıştır. Eğer biri tepe üzerinde kulağını yere dayarsa sürekli bir gürleme sesi duyar. Bunun sebebi bilinmese de halk çocuklarını eğer yaramazlık yaparsa onları tepenin altındaki canavarın alacağını söyler. The Lake Way Lake Wang yanındaki dağ sıraları dolayısıyla kuzey diyarlardan daha yüksekte, Crimmor ve Amnwater arasından Eshpurta yoluna bağlanır. Minsor Vale Bir zamanlar Minsoran’ın başkenti olan bu bölgede yıkıntıların yanına küçük bir balıkçı köyü kurulmuştur. Bölgedeki Maiden’s Baths, Selune adanmış bir tapınaktır. İçerisindeki sıcaklığı her daim aynı olan ve büyülü rahatlatma özellikli suları olan hamamlar bulunmaktadır. The Orc Road Purskul ve Crimmor arasındaki ticaret yoludur. Çevresinde birçok tarım arazisi ve küçük aile evleri bulunmaktadır. Bunlardan en dikkat çekeni Flagonsrich’in şaraplık üzüm tarlasıdır. Buradan geçenler koca bir Chauntea sembolü şeklinde düzenlenmiş gül tarlasını görmeden geçmemeliler. Orlsfall Bu yıkık hayalet kasaba Amnwater’dan kuzeydoğuya doğru iki günlük yürüyüş mesafesinde The Ridge üzerinde bulunur. Eski maden kasabası maden bitince boşaltılmıştır ve ismini yedi madenciyi kurtaran yerel kahramandan alır. Yakın zamanda haydutlar burayı mesken tutmuş ve Green Fields’teki yolcuları rahatsız etmektedir. Daha Rashturl kalesinin dikkatini çekecek tehlikeye ulaşmasalar da, Timok the Tusk(CE, insan,F5) yönetimininde gün geçtikçe güçlenmektedirler. River Road Athkatla dışındaki gece ve gündüz sürekli dolan ana ticaret yoludur. Bahar mevsiminde yol kaygan bir ot tarafından kaplanır ve karavanlar için zor bir yol haline gelir. Purskul daha güvenli bir yol yapmak için uğraşsa da Athkatla hiçbir yardımda bulunmamaktadır. St. Carwell’s Vale Speartop Dağına yarım günlük yürüyüş yolu uzaklıktaki bu küçük köy, Hamlar Hills’in kıyı tarafına kurulmuştur. Yeşim çimenlerin arasındaki köy hemen fark edilir. Baniol the Peaceful(LG, insan,P6-Eldath) tarafından yönetilen bir Eldath tapınağı bulunur. Rhynda ve eğittiği birkaç kişi tarafından yönetilen St. Carwell’s Hospice adında hastanede içerir. The Seventeen Sentries Lake Way’in güneyinde, The South Fork yanında uzanır. Bu 17 tane tek parça taşlardan oluşan çember iki yol arasında küçük bir tepe gibi görünür. Çember içindeki otlar her zaman yemyeşildir. Bu çemberin içinde uyuyanlar asla vahşi hayvanlar tarafından saldırıya uğramazlar ve yenilenmiş uyanırlar. Druidler buranın Silvanus’a ya da başka bir doğa tanrısına adanmış topraklar olduğunu düşünmektedir. The South Fork Amnwater ve Purskul arasında uzanan bu yol, ana yolda karavanları hasar görmüş tüccarlar tarafından kullanılır. Yolun etrafındaki etkileyici çiftliklerde mükemmel elma ve armut şarabı bulabilirsiniz. The Cloud Peaks Bölgedeki en yüksek dağlar olmasalar da, Amn kuzey sınırı için büyük önem teşkil ederler. Bir çok koyunun ve keçinin otladığı tepelerden birine çıkıp çevreleyen uçurumları, tepeleri ve inanılmaz manzarayı izlemek; Athkatla zenginlerin için mükemmel bir akşamüstü eğlencesidir. Naskel ve diğer iki yakın kaledeki askerler her gün çıktıkları görevlerde bu dağları doğanın bir lütfü olarak görürler. Cloud Peaks’e giden yol birçok dar geçit ve aniden ortaya çıkan uçurumlarla doludur. Dağdan delicesine esen rüzgârı durduramadıkça uçmak da pek tavsiye edilen bir şey değildir. Bu yuvarlak tepeler aynı zamanda birçok zevki de saklar. St.Carwell’s Vale halkının konukseverliği ve Sharyn Bluffs’ün baharda güzelliği görülmeye değerdir. -Dragons’ Lairs: Tepelerde bilinen iki tane ejderha ini bulunmaktadır. Mount Spertop’un yükseklerinde 1270 yaşındaki beyaz ejderha Icehauptannarthanyx’ın ini bulunur ve bu güçlü yaratık yuvasını neredeyse hiç bırakmaz. Önceleri Amnur Kalesi’nin kuzeyinde büyük bir kırmızı yaşardı. Ancak kaleyle girdiği savaşta yorgun düştü ve saldırılara açık hale geldi. Araugauthos the Bluetalon kırmızıyı öldürdü ve tüm hazinesini yuvadan taşıdı. -The Fangs: Trade Way üzerinde uzanan bir çift sarp, kayalık uçurumdur. Bundan yaklaşık bir asır önce maceracılar geçidin kuzeyinde bir remorhaz öldürmüş ama yuvasını bulamamışlardır. Ancak birkaç kış öncesine kadar yol üzerinde büyük bir yaratığın yolculara saldırdığıyla ilgili raporlar gelmeye başlamıştır. -The Hamlar Hills: Cloud Peaks’in etrafında bulunan bu tepeler seyrek ormanlar içerir. Buradaki çiftçiler hayvanlarını Hamlar Hills’de otlatırlar. 40 yıl önce Lord Vol Qirger The North ve The Purple Hills’den getirdiği yeni üzüm tohumlarını burada tutturamadığı için asma tarlalarının yerini otlaklar almıştır. Şimdi tepeler Athkatla’da yaşayamayacak kadar fakir insanların koyun çalarak hayatta kalma mücadelesi verdiği bir yer olmuştur. Kartograflar, Cloud Peaks etrafındaki tüm tepeleri Hamlar Hills olarak adlandırsalarda, aslında The Hamlar Hills, Cloud Peaks’in güney ve batı bölgelerindeki tepelerdir. Bu tepeler bir zamanlar Hamlar evine aitmiş. -Mount Speartop: Mount Speartop,Cloud Peaks’in en yüksek ve güney Faerun’un 20. en yüksek dağıdır.20 mil öteden fark edilebilen dağ deniz yüksekliğinden 15000 feet yükselir.O kadar etkileyici bir görüntüsü vardır ki Amn halkı yemin ederken “I swear on Speartop!(Speartop üzerine yemin ederim ki!)” cümlesini kullanırlar. Tepesinin 800 feet altında ihtişamlı beyaz Icehauptannarthanyx yaşar. Beyaz ejderha ininden son 800 yıl içerisinde sadece 15 kez çıkmıştır. Minsoran’ın bir kış sonunu getiren yaratık olsa da bunu kimse bilmez. -The Mountain of Skulls: Buraya gidebilmek için …

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Akanûl

  Başkent: Airspur Bölge: Chessenta Yönetim: Meritokratik yapılı Monarşi Yönetici: Queen Arathane Hükümetin Başı: The Four Stewards Irklar: Ağırlıklı olarak Genasi Bu topraklar mızrak biçiminde taş çıkıntıları, derelerin yol açtığı mağaralar ve donmuş dalga biçimindeki uçurumlarıyla karakterizedir. Havada süzülen toprak parçaları ise minyatür ormanlar, yeşillikler ve göller içerir. Havadan sürekli olarak şelaleler aşağıdaki toprakta sislerin içine dökülür. Bu vahşi diyar aslında sert genasiler için birebirdir ve bu toprakları kendilerinmiş gibi sahiplenmişlerdir. Birçok drake soyunu savaş, ticaret ve taşımacılık için eğitmişlerdir. Akanul’un en büyük şehri ve başkenti olan Airspur geniş bir nüfusa sahiptir. Zaten yerleşime izin veren bölgeler çok sınırlıdır. Chondathan’ın yıkık şehirlerindeki kayıp hazineler, maceracıları buraya çekmektedir. Abeir’den gelen vahşi hayvanlar aşağı diyarlarda avlanırken, açgözlü Abolethic yaratıklar bulutlarla kaplı kuzey topraklarında gizemli planları için dolaşırlar. Akanul’de Ulaşım Mükemmel asma köprüler, Airspur ve diğer bölgelerinde yaygındır. Bu bağlantılar bir uçurumdan bir göğü delen kule arasında hatta iki uçan toprak parçası arasında bağlantı sağlar. Yollar ve köprüler arasındaki iletişimi büyük drakeler sağlar. Normal yük arabaları ise aynı toprak parçası içinde kullanılmaktadır. Tarihi Spellplague sırasında Toril’in batı Chessenta’sıyla, Abeir’in bilinmeyen bir bölgesi yer değiştirdi. Değişimden önce bu Abeir toprağında Shyr diyarının genasileri yaşardı. Shyran genasileri, Karshimis adında primordial bir yöneticinin altında acı çekiyorlardı. Spellplague geldiğinde sadece Shay’ın belli bir bölümü Toril’e geldi. Yer değiştiren genasiler, yöneticilerinin sarayı Citadel of Burning Ice’ın kendileriyle gelmediğini görünce büyük sevinç gösterilerinde bulundular ve kendi yeni diyarlarını kurmaya başladılar. Akanul artık Faerun ülkelerinden biri olarak sayılır. Yaklaşık yarım yüzyıl önce ilk tehlikeleri olan Abolethic Sovereignty’le yüz yüze geldiler. Savaş sırasında ilk genasi şehri olan Brassune yıkıldı ve başıboş bir kraken tarafından nüfus çok azaltıldı. Geriye kalanlar krallığın kuzey bölgelerine kaçtı ve hala başkent olan Airspur’u kurdular. Şehir ismini aynı yerde kurulmuş olan Chondathan şehrinden alır. Bu günlerde barışı sağlayan Akanul, kuzeyde büyüyen güçlere karşı önlemler almaktadır. High Imaskar ve Aglarond’la müttefiklik kurarken High Imaskar’la düşman olan Chessenta ile iyi ilişkiler içerisindedir. Netheril’in Airspur’da elçiliği bulunmaktadır. Cormyr krallığı ile ilişkileri limonidir. Calimshan ile hiçbir direkt bağlantıları yoktur, genasilerin köle haline getirdiği bu diyarı gökmüş ve ahlaken gerilemiş bulmaktadırlar. Akanul ve Tymanther, Abeir’den gelen diğer ülke, aralarındaki uzun geçmişli garezi korumaktadırlar ve sürekli çatışma halindedirler. 1479DR’den beri ülke, eski Chondathan ve Batı Chessenta’yı yönetimleri altına almıştır. Yönetim Genasi ağırlıklı Akanul’un sosyal yapısı, oldukça otoriter ve meritokratiktir(yöneten yüksek zekâ sınıfı).Bir genasi yetenekliyse ve sıkı çalışırsa istediği kadar yükseğe çıkabilir. Krallığın yönetimi kanunlara bağlı bir hükümdara aittir. Şu anda başta ülkeyi yüksek bir minareden yöneten Kraliçe Arathane vardır. Akanul sosyal yaşamında kraliçe büyük bir rol oynar ve büyük saygı duyulur. Halkının iyi durumundan o sorumludur. Büyük ve çok güçlü bir figür olsa da kraliçe sorumluluklarının bazılarını adlarına Four Stewards(Dört Vekilharç) denilen kurula paylaştırmıştır. Bu kurulun her üyesi bir elementi temsil eder. Ateş, su, toprak ve rüzgâr. Her üye yönetim adalarından kendi elementlerinin temsil ettiği olaylarla ilgilenir. Steward of Fire, Magnol Akanul’un savaş şefidir ve orduyla ilgilenir. Steward of Earth, Tradrem Kethtrod zekâ şefidir. Steward of Sea, Myxofin ülke ekonomisini yönetir. Steward of the Sky, Lehaya idari şefidir ve kanuni işleri yönetir. Akanul İnsanları Neredeyse tamamen genasilerden oluşuyor olsa da farklı ırklardan ticaret adamları ve paralı askerlerde bulunmaktadır. Ülkenin güç odağı Airspur’dur. Halkın çoğunluğu Sea of Fallen Stars tüccarlarıyla ticaret yapar. Rahatlığı sürekli akan dışarlıklı tüccarlardan sağlarlar ve bu şekilde büyük bir orta sınıf oluşmuştur. Abolethic Sovereignty ile düşman iken Netherese elçiliğinden dolayı Cormyr ile ilişkileri güzel değildir. Ancak her şeyden öte tüm Faerunlularla iyi geçinmeye çalışırlar. Yerleşimler -Airspur(Başkent, Nüfus 30000) Elemantel nehirleriyle Airspur, ülkenin yönetim merkezi ve marketler şehridir.3 boyutlu olan bu şehrin üst katların önemli bir yerleşim yoktur. Şehir iyi kuşanmış savaş drakeleriyle nöbet gezen genasilerle korunur. Genel olarak genasilerin yurdudur. Diğer ırkların temsilcileri de burada yaşar; onun yanında paralı askerlerden ve zanaatkârlardan oluşan diğer ırklarda buradadır. Bu işler genellikle dışarlıklıların elinde olsa da genasiler de yönetici rolüyle bu işlerle de uğraşır. Bu şehirde genasi olmak demek asla zora düşmemek demektir. Kraliçe tüm halkının genel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. **Firestorm Cabal** Ülke idealist bir şekilde kurulup yaşayanlar hevesli bir şekilde desteklese de fikir farklılıkları da bulunmaktadır. Abolethic tehdide ve Tymantherli dragonbornlara karşı ülke topraklarını düzgün savunamadığı için kraliçe ve The Four Steward’ı hor görmektedir. The Firestorm Cabal, ülkenin savunma çemberinin dışında görev alırlar. Airspur’da ana karargâhları olduğu gibi krallığın her yerinde küçük evleri bulunmaktadır. Bazı köylüler Firestorm üyelerini ülke dışında aldıkları riskten dolayı kahraman olarak görürler. Akanul resmi mekanları ise onları işgal için en iyi adamlar, provokatör olarak en kötüleri olarak görürler ve sınırlarda görev yapmalarına izin verirler. -New Breen Bay of Akanul’un üstünde yüzen toprak parçasına kurulu bu şehirde çoğunlukla genasiler yaşar. Abeir’deki Breen şehrinin kopyası olarak kurulmuştur. Görülmeyen kaynaklardan gelen sular deniz seviyesinde yoğun sislerin içerisine dökülürler. Suların döküldüğü yerde Lower Breen denilen ada bulunmaktadır. Bu ada doğu ve batı arasında yol olarak kullanılır. -Deepspur Akanul’daki çoğu genasi rüzgâr ruhundan gelmektedir. Diğer elementlerin ruhundan gelenler ise Deepspur’a yerleşmiştir. Şehir Akanapeaks’in darboğazındaki derin uçuruma kurulmuştur. Şehrin etrafındaki değerli taşlar ve metal içeren maden mağaraları Akanul’a büyük kazanç sağlasa da bu mağaralarda kaybolan çok insan olmuştur. -Brassune Safehold(Firestorm Cabal’ın Dinlenme Evi) Firestormerların en ünlü evi Brassune şehrinin eteklerinde bulunmaktadır. Brassune genasilerin Akanul’da kurdukları ilk şehirdir. Firestormerlar sislerle kaplı yıkık bir şehrin üzerinde süzülen orman parçasında ikamet ederler. Evde bulunan iki gözetleme kulesi yıkıntılardan gelen akınları görmeyi sağlar. Abolethic Sovereignty’nin hizmetkârları olan kuo-tuolar sık sık saldırırlar. Brassune’un yıkıntılarını araştırmak isteyenler için bu ev dinlenmek için birebirdir. Evde gerekli malzemeler ve sıcak yemek sürekli bulunur. Eve gelenlerin hangi soydan olduğundan bakılmadan herkes kabul edilir.(Yine de dragonbornlar hala çekinmektedir.) -Chondalwood(Sınır Ormanı) Akanul Chondalwood’u sınırlarının içinde saymasa da oduncularının bu gür bitki örtüsüne girmelerine izin verirler. Bu tropik orman süzülen orman parçaları ve geçitler karmaşasıdır. Bazı orman parçaları serbestçe süzülürken bazıları da kalın sarmaşıklarla aşağıda ki toprağa bağlanmıştır. Ormandaki yaşantı inanılmaz derece de çoktur. Büyüden korkan satyrler ve diğer periler ormana yerleşmişlerdir. Satyrler, centaur ve halflinglerinde ormanda bulunduğuyla ilgili hikâyeler anlatmaktadır. Bunların dışında birçok bitki yaratığı da ormanda yaşamaktadır. Chondalwood, önemli sayıda elf için de yuva sayılmaktadır. Sadece Wildhome dedikleri yerde bulunmaktadırlar. Elfler yuvalarına giren her dışarlıklıyı kan davalı sayılıp öldürüleceğini açıklamışlardır. **Magedoom** Chondalwood’un merkezinde içleri hazinelerle dolu yıkılmış taş kuleler bulunur. Wildhome elfleri buraları temizlemeyi iyi idare etmektedir. Kuleler birçok delirmiş yaratık içerir. Horrorlar her zaman büyü kullanıcılarına saldırıp onları meşale gibi yakmayı tercih ederler. Macera Noktaları Akanamere Tomb Akanamere’nin suları zamanında batı Chessenta için taze su kaynağıydı. Etrafındaki vahşi doğa zamanla tarıma elverişli hale getirilmiş ve çiftliklerle dolmuştur. Çok güçlü bir büyücünün mezarı zamanında gölün merkezinde bulunmaktayken şimdiki zamanlarda belli yerleri görünür haldedir. Bu piramit şeklindeki yapı dışarıdan girenler için büyülü olarak kapalıdır. Dragonroost Akanapeaks’de bir yerlerde muazzam büyüklükte bir ejderha yaşar. İsmi bilinmediği gibi kendisini çok çok az belli eder. Kendisinin gri ejderha olabileceği düşünülmektedir, bu türün huyları ve yetenekleri hala bir muammadır. Doğası ne olursa olsun genasi ve Abolethic Sovereignty’e eşit gaddarlıkla davranır. Glass Mesa Akanul’un vahşiliğini ortasında koca bir külçe kuartz gibi görünen yarısaydam bir plato uzanır. Mesa’nın kalbi bazen lekeliyken bazen de yok gibi görünür. Genasiler buranın Shyr’dan gelme olduğunu düşünüyorlar ve bir zamanlar bir işe yarıyorduysa da şu anda kimse ne işe yaradığından haberi yoktur. Akanul’un ilk kraliçesi buraya girişleri yasaklamıştır.   Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Aglarond

  Başkent: Veltalar Yönetim: Oligarşik Magokraşi Yönetici: Simbarch Konseyi Nüfus: 1.270.080 (1372 DR) Irklar:  İnsan 64%              Yarı-Elf 30%              Elf 5%              Diğer 1% Dinler: Chaunteans, Seldarinists, Selunites, Umberlants, Valkurytes İthal Ettiği Mallar: Cam, Demir, Tekstil İhraç Ettiği Mallar: Bakır, Değerli taşlar, Tohum, Kereste Açık denizi ve derim ormanlarıyla Aglarond; insanların, elflerin ve yarı elflerin yaşadığı Sea of Fallen Stars’a uzanan bir yarımadadır. Elfler ve insanlar Aglarond’da yüzyıllar içerisinde birbirine karışmıştır. Yarı-elf’lerin bu kadar yüksek popülâsyonda olduğu başka bir yer yoktur. Tarihi Çok önceleri Yuirwood, Wood elfleri için bir yuvaydı. Güçlü büyülerde ustalardı ve etraflarını taşlarla çevirip huzur içerisinde yaşıyorlardı. Sonunda yaratıklar elf bölgesine girdi ve elfleri ormanın derinlerine göç etmek zorunda bıraktılar. İnsanlar bu bölgeye 756DR yılında geldi ve güneye yerleştiler. Daha sonra ağaçları kesip elf ve yaratıklarla savaşmaya başladılar. Maceracılar yaratıklarla savaşmak için ilerledikçe, elfler daha derine çekildi. Zamanla insanlar elflerin bölgesine ulaştı ve bıkkın elfler sonunda barış önerdiler. İnsanlar yaratıkları yenmek için elflere yardım etti ve iki ırk arasında evlilikler başladı. Doğan yarı-elfler ormana yerleştiler. Sonunda kıyı bölgelerine gelen yarı-elfler insanlarla çekişmeye başladılar. Çünkü insanlar ormana hasar vermeye devam ediyordu. Sonunda kızgın yarı-elfler, insanlara durmalarını söyledi. İnsanlar bu öneriyi reddetti. Yarı-elfler bu cevap üzerine kıyı bölgelere yürüyüşe geçti. Direnen insanları ya öldürdüler yâda geri çekilmeye zorladılar.1065DR yılında Ingdal’s Arm Savaşı denilen savaşta iki ordu birbiriyle karşılaştı. Savaş sonunda barış sağlandı ve Aglarond halkı oluşmuş oldu. Bazı insanlar bu birleşmeyi onaylamadı ve yarımadanın sonunda Altumbel şehrini kurdular. Aglarond birçok yarı-elf kral tarafından yönetildi ve hepsi Thayanların saldırları sırasında öldürüldü. İki krallık soyundan kız Thara ve Ulae(Gray Sisters olarak da bilinir) ağabeylerinin ölümüyle tahtı ele alıp Aglarond’u uzun süre ayakta tutdular. Belli bir zaman sonra Ulae’nın kızı kendine bir çırak seçti, bu kişi Simbul’dur. Bu çırağı tahta geçmek için eğitti. Simbul 1320DR yılında tahta geçtiği andan itibaren ülkesini Thay’a karşı savundu. 1371DR yılında, Zulkirler, Simbul’e düşmanlığın bitmesi ve ateşkes ile geldiler. Simbul bunu anlaşılabilir bir kuşkuyla kabul etti. Thayanların sözünü tuttuğunu gören Simbul dikkatini halkını tekrardan kalkındırmaya verdi. 1425DR yılında Simbul’un ortadan kaybolmasıyla yönetime Simbarch Council geçti. Daha sonrasında Thay, tam anlamıyla ölüler diyarını ayağa kaldırdı. Sürülmüş zulkirler, eski büyücü-iktidarlar, Thay etkisindeki Wizard’s Reach’e girdiler. Aglarond’a Thay isteğini kabul ettirmeye zorladılar. Thay’ın bitmek bilmez yorucu baskısı, Aglarond’un yeni kurulan Simbarch Council’ını çok yoruyordu. Sonunda halk bir ordu kurup Wizard’s Reach’teki zulkirlerin üstüne yürüdü. Savaş uzun ve şiddetliydi, Aglarond çok acı çekti. Savaş sonunda Wizard’s Reach’teki zulkirler, halkın yükselişine karşı kazandıkları zaferi ilan etmek için Thay’a döndüler. The Thayan Regent, Szass Tam, gelenleri ölümleriyle ödüllendirdi. Thay arkasında sadece Wizard’s Reach’te yöneticiler ve askerler bıraktı. Ancak liderlerinin ölümüyle kaosun ve kafa karışıklılığın içindeki bu insanlar, Aglarond’un yeni hâkimlerini açıklamasına engel olamadılar. Eski liderleri ölmüş Thayan kalıntılarının, Simbarch Council’ini tek güç olarak kabul etmek dışında yapabileceği bit şey kalmamıştı. ******Simbul****** Aglarond’un eski yöneticisinin Year of Seven Sisters(1425DR) yılında öldüğü düşünülüyor. Bazıları Simbul’un, Velsharoon’u öldürdüğü ateşin içinde yok olduğunu düşünür. Onun fedakârlığını onurlandırmak için tanrının cesedinin kötü ellere geçmemesi için korurlar. İşin gerçeği güçlü büyücü savaştan sağ kurtulmuş ve şimdi Dalelands’e yerleşmiştir(1479 DR) . Aglarond Kronolojisi -9800DR Crown Savaşları sonrası az sayıdaki green elf Yuirwood’a yerleşti. -6950DR Star elfleri Yuirwood’ta toplanmaya başladılar. -6600DR Star ve Green elfler tarafından Yuireshanyaar kuruldu. -1076DR ile -1069DR arası The Orcgate Savaşları. The Yuir, orc saldırılarına maruz kaldı. -900DR ile -600DR arası Narfell ve Raumathar’ın yükselişi. The Yuir’in Star elfleri, felaketi önceden görüp Sildeyuir’i yaratmaya başladılar. -699DR Year of Moon Blades Crashing: Star elfleri Yuireshanyaar’ı terk edip Sildeyuir’e yerleştiler. Çoğu Wild elf burada kalmayı seçti. -255DR Year of Furious Waves: Jhaamdath yıkıldı ve bazı sağ kalanlar Altumbel’e yerleştiler. -160DR Year of the Stone Giant: Narfell ve Raumathar birbirlerini yok ediler. -100DR ile 250DR arası İnsanlar Wizards’ Reach’e yerleştiler. Chessentan kolonileri Delthuntle ve Loathkund arasındaki kıyı şehirlerine yerleştiler. 400DR Year of the Blue Shield: Chessentanlar Wizards’ Reach’te Escalant’ı kurdular. 482DR Year of the Blighted Vine: Delthuntle ve Laothkund başkaldırıp League of Samatharı kurdular. 504DR Year of the Eclipsed Heart: Unther, şehirleri geri kazanmak için League of Samathar’a savaş açtı. 625DR Year of Torrents: Escalant yıpranmış Unther’den ayrılıp League of Samathar’a katıldı. 677DR Year of Resonant Silence: Gilgeam of Unther, asileri ezmek için büyük bir sefer hazırladı. Donanma fırtınaya yakalandığı için savaşamadan geri döndüler. 679DR Year of Scarlet Sash: Unther, League of Samathar’ı tanıdığını açıkladı. Unther bir daha toparlanamadı. 756DR Year of the Leaning Post: İnsanlar(Çoğunluğu Wizards’ Coast’dan) Aglarond’un kuzey kıyılarına yerleşmeye başladılar. Velprintalar kuruldu. 773DR Year of the Auromvorax: Velprintalar ve diğer kuzey şehirleri bir araya gelip Velprin krallığını kurdular. 870DR ile 880DR arası Velprin ve Yuir elfleri ilk defa karşılaştılar. 900DR ile 1050DR arası İnsanlar ve elfler Yuirwood’ta bir araya geldi ve yarı-elfler dünyaya geldiler. 929DR Year of the Flashing Eyes: Chesenta Unther’e karşı ayaklandı. 953DR Year of the Guiding Crow: Tchazzar of Chesenta, Wizards’ Reach şehirlerine saldırdı. League of Samanthar teker teker Tchazzar karşısında düştüler. 1018DR Year of the Dracorage: Tchazzar, bir sahuagin ile savaşırken öldü. 1033DR Year of the Dreamforging: Velprin’in Yuirwood’a doğru iyice büyümesine karşı yarı-elfler insanlara karşı baskı kurmaya başladılar. 1058DR Year of the Spider’s Daughter: Indrila Demaz,Velprin kraliçesi oldu.High Council’in baskısıyla Yuirwood’a savaş açtı. 1059DR Year of the Broken Pillar: Indrila’nın ordusu birçok yarı-elfi katledip ormanın derinliklerine ilerledi. Yuir’in savaş lideri Brindor Olossyne, kendi ordularını geri çekip yeni bir ordu kurdu. 1065DR Year of the Watching Wood: Ingdal’s Arm Savaşı. Yuir ordusu insanları yenip insanları kendilerine kattılar. Brindor, Aglarond’un yeni ülkesinin kralı oldu. 1117DR Year of the Twelverule: Chessenta güçlerini kaybetti. The Wizards’ Reach şehirleri tekrardan özgürlüklerini kazandılar. 1128DR Year of the Peryton: Brindor öldü. Oğlu Althon başa geçti ve uzun süre ülkeyi yönetti. 1189DR Year of the Lynx: Althon The Old öldü. Oğlu Elthond kral oldu. 1194DR Year of the Bloody Wave: Singing Sand Savaşı. Red Wizardların Aglarond’a ilk saldırısında Elthond öldü ve küçük kardeşi Philaspur başa geçti. 1197DR Year of the Sundered Shield: Brokenheads Savaşı. Philaspur saldırı sırasında öldürüldü. Kız kardeşleri Thara ve Ulae(Gray Sisters) tahtı paylaştılar. 1237DR Year of the Grotto: Aglarond ve Thesk ittifaklık imzaladılar. 1257DR Year of the Killing Wave: Gray Sisters öldü. Ulae’nın oğlu Halacar başa geçti. 1260DR Year of the Broken Blade: Halacar, Thay üzerine ihtiyatsız bir sefer düzenledi. Savaş tam bir felaketle sonlanıp Aglarond yenildi. 1261DR Year of the Bright Dreams: Halacar zehirlenerek öldürüldü. Kızkardeşi Ilione, güçlü bir sorcerer, kraliçe oldu. 1320DR Year of the Watching Cold: Ilione, Aglarond’un yöneten soyunun sonuncusu, öldü. Arkasında hiç çocuk bırakmadı, ancak öğrencisi Simbul’a ismini devretti. 1357DR Year of the Prince: Ateş elementleriyle ittifak kuran Thayan ordusu Escalant ve Laothkund’u aldı. Çoğu Wizards’ Reach şehri Thayan kontrolüne geçti. 1360DR Year of the Turret: The Tuigan Horde, Faerun’a saldırıya geçti. Aglarond, Thesk’e savunma için okçular yolladı. Güçlü fang ejderhası Nartheling, Umbergoth’un zirvesine yerleşti. 1365DR Year of the Sword: Thay ordusu Emmech’e yürüyüşe geçti. Griffonraiderlar ikinci bir Thay ordusunun Shyvar Pass’tan geçtiğini bildirdiler. Glarondar’daki ordu, güneydeki Thay ordusunu yendikten sonra diğer orduyu Emmech’de arkasından vurup savaşı kazandılar. 1367DR Year of the Shield: Simbul ilkbaharda 3 aylığına yok oldu. Konsey üyeleri tahta geçmek için birbirleriyle didişmeye başlamıştı. Çoğu insan yeni yöneticinin isminin açıklamasını umuyordu. 1369DR Year of the Gauntlet: Thay, kışın saldırmayı seçmişti. Szass Tam’ın oluşturduğu ölümsüzler ordusu Umber Marshes’dan geçtiler. Ancak Watchwall karşısında hepsi teker teker yıkıldılar. 1370DR Year of the Tankard: Thay ordusu Umber Marshes geri çekilmiş olsa da savaş bitmemişti. Ancak sonbaharın gelip bataklığın yeniden ortaya çıkmasıyla ölümsüz ordusu harap oldu. 1371DR Year of the Unstrung Harp: Thay’ın zulkirleri sonuç vermeyen savaşlardan sıkılıp Simbul’a barış teklifiyle gittiler ve Simbul kabul etti. … Yönetim 1065DR yılında Brindor Olósynne yönetiminindeki yarı-elf ordusu, Kraliçe Indrila Demaz yönetiminindeki insan ordusunuyendiğinden beri; Aglarond, Olósynne hükümdarlığıyla yönetiliyordu.1425 yılında Alassra Shentrara “Simbul”’un ortadan kalkmasıyla yönetim Otuzların Konseyine geçti. Bu konsey, büyük şehirlerden gelen 11,küçük yerleşimlerden gelen 19 konsey üyesinden oluşuyordu. Dahst’ın Fanger şehirleri ve Findar dışında her yerleşim bu konseye katıldı. Monarşinin yıkılmasıyla beraber yönetime Simbarch Council geçti. Bu konsey de Simbul’den eğitim almış 15 büyücüden oluşur. Simbul’un kaybıyla Simbul’un halefleri bir araya gelip Palace Of the Simbul’un kontrolünü ele aldılar ve hocalarının krallığını yönetmeye başladılar. Simbarch Council’in yönetimi karşı konulmaz değildi; sonunda bir ordu kurdular. Güçlerini büyütmeleriyle beraber Wizard’s Reach’ın üstünde egemenlik kurup, Thay’ın buradaki sürülmüş zulkirlerini yendiler. Sonunda yurdun kontrolünü sağlama aldılar. Ordu İlk ordu Brindor Olósynne tarafından kurulmuştur. 1368 yılında ordu küçük ancak çok yetenekliydi.  “Foresters” adlı rangerlar oluşan elit bir askeri grup içerir. Ordunun geri kalanı mızraklı, okçu ve az miktarda atlı askerden oluşur. Ordu Emmech(adı daha sonra Undumor olarak değişti) ve Glarondar’da ikamet eder. Ayrıca Glarondar’da gözcü olarak kullanılan az miktarda Griffon-binicileri bulunmaktadır. Bu dönemde ordunun sayısı 6000 civarındadır. Aglarond halkı geçmişten gelen lokal milislik eğitimi alır. Herhangi bir tehlike karşısında tüm halk mızrak ve kargı kullanabilir. Kısa sürede ordunun sayısı dört katına çıkabilir. Donanmaları yoktur, ama Foresterlar küçük botlar kullanırlar. Yakın tarihte Simbarch Council’in yönetimine geçen ordu komşu ülkelerden gelen baskıları ve süregelen Thay tehdidini bastırmak adına çok güçlendirilmiştir. Önemli Coğrafi Bölgeler -Veltalar(Başkent, Nüfus 70000) Eski adı Velprintalar olan başkent, ülkenin yönetim bölgesi ve birincil limanıdır. Spellplague’den sonra Sea of Fallen Stars kıyısındaki eski yerleşimler bırakılmış ve buraya Old Velprintalar denilmiştir(Kenar mahalleden hallicedir.)Korsanlar ve hırsızlar burayı yuva edinmiştir. ** Simbarch Council ** Hepsi büyü kullanıcısı olan on beş simbarch tarafından oluşmuştur. Hepsi eski Palace of the Simbul-parlak yeşil duvarlı şehre yukarıdan bakan harika bir yapıt-‘da bir araya gelmişlerdir. şu anki pozisyonları eski yöneticiden kan bağıyla ani olarak geçtiği için zorlanan konsey, yönetilmeye gönülsüz halkı sakinleştirmek için ilk olarak orduyu sakin bir şekilde kullanmaktadır. Simbarchlardan biri, Seriadne elf formunda bir malaugrymdir. Kendi planlarını ilerletmek için uğraşır. Başka bir simbarch olan Ertrel, diğer simbarchların kuyusunu kazmaktadır ve Stone Bears hırsızlarının lideri Ambal’la ittifağı vardır. ** Thieves of Veltalar ** The Stone Bears, acımasız Aglarondlu hırsızlardan oluşan bir topluluktur. Old Velprintalar’da bulunan topluluğu, şehir korumaları durdurmakta çok zorlanmaktadır. Başlarında Ambal adlı biri bulunmaktır. Çoğu insan Ambal’ın arkasını dayandığı büyük zenginliğin farkında değildir. Büyükbabası sivil savaştan kurtulmuş güçlü bir ticaret adamıdır. Çoğu Aglarondlu simbarchların yönetimini kabul etmiş olsada, bazı zengin lordlar büyü kullanıcıların çöküşünü beklemektedir. Ambal kendini yenilikçi olarak tanımlar. Simbarch yönetimini çökertmek için soylularla güçlü bağlar kurmaya çalışır. –Undumor(Thayan İleri-Karakolu) Aglarond’un vahşi ordu-şehri Emmech, Thayan baskısına dayanamamış ve Undumor olmuştur. River Umber ağzındaki bu kaledeki evler çeşitli yaratıklar, vampir lorları ve necromancerların emrindeki yürüyen cesetlerle dolmuştur. Hiç savaşa katılmamış Dantalien gençleri ve silahlanmış halk, ölümsüzleri temizlemek için savaşa katıldılar. Denilene göre Umbar Riverın altından geçen bir tünelden şehre her saniye yüzlerce yürüyen ceset gelmektedir. -Watchwall(Güney-doğu Savunması) Etrafı büyülü mühendislik harikası Glarondar’a kadar uzanan 15 millik duvarlarla çevrilidir. Bataklıklarla kaplı güneye doğru akan Umber Marshes’a bakar. Duvar, King Brindor zamanında galeb duhrlar(earth elemental ırkı) tarafından yapılmıştır. Galeb duhrlar ve King Brindor arasındaki anlaşmaya göre, eğer bir gün galeb duhrların başı belaya girerse Aglandor tüm ordusuyla yardıma gidecekti. Uzun yıllar bir çağrı gelmedikten sonra Thayanların gözlerini bu gizli ırka dikmesiyle, Simbul tüm gücüyle yardıma gitmiştir. Watchwall 30 feet uzunluğunda 10 feet kalınlığındadır. Üzerinde hiçbir kapı veya pencere yoktur.(Climb DC 25)Aglarond tarafında her çeyrek milde bir merdivenler vardır. Ayrıca Watchers olarak bilinen özel birimler acil durumlar için iple inip çıkma eğitimi almışlardır. Bazen ipleri Thayan tarafındaki dostları içeri almak için kullanırlar. The Army of the Green Drake, Watchwall ve Glarond Garnizonu arasında yaklaşık 350 tabur bulundurur. Ancak sayıları Thay ve Umber Marshes saldırıları yüzünden belirgin bir biçimde düşmektedir. Undumor’daki olayların artmasıyla buradaki taburların hem sayısı hem de morali düşmektedir. -Yuirwood (Yarımada Orman) Aglarond’un sembolü halindeki Yuirwood, birçok tehlike ve saldırgan elf içeren derin bir ormandır. İçerisinde bir zamanlar Feywild’a açılan geçitler bulunur.-şu anda nerelere açıldığı bilinmemektedir. Yuirwood’un yerlileri olan yarı-elfler ve elfler, dışarlıklılara karşı şüpheci yaklaşır. Simbarch Council’in hükümranlığını kabul etmemişlerdir. Konsey ormandakilere güçlerini kabuş ettirmek için küçük çabalarda bulunmuştur. Ancak asıl çabalarını Wizard’s Reach’teki ex-zulkirlerin üzerinde tutmuşlardır. Yuirwood ormanlığının içindeki birçok hastalıklı bölgeye dikkat edilmesi gerekir. Derinlerde ki birçok eladrin şehir yıkıntıları spellplague yüzünden korkutucu hale bürünmüştür. Özellikle Fey Portalları hale gelmiştir. Bir kaçı Sildeyuir’e açılmaktadır ve birçok eladrin gerçek evlerine geri dönmüşlerdir; ancak diğer geçitler hakkında bir bilgi yoktur. -Dantalien Kalesi Simbarchlar, Undumor’un güneyinde hemen Umber River’ın kıyısına kurdukları bu kalenin içini yerli askerler, yetenekli maceracılar ve paralı askerlerle doldurdu. Kale az eğitim askerlerin Undumor’daki ölümsüzlere saldırmalarını kolaylaştırmak adına kurulmuştur. Ordunun liderliğini 4 ile 6 arasında değişen yetenekli maceracılar üstlenmiştir. -Altumbel Çoğu insana göre Aglarondan yarım adası tek bir ülkedir; ancak Altumbel’de yaşayanlar için bu öyle değildir. Yıllar süren savaşın sonunda Aglarond ülkesi kurulmuş bir yarı-elf kralın liderliğinde kurulacak bir konsey tarafından yönetilmesine karar kılınmıştır. Birçok insan bu karardan hoşnut olmamış ve yeni ülkeye katılmayı kabul etmemişlerdir. Altumbel, yarımadanın daralan burnuna kurulup yakınındaki Thousand Sword takımadalarını da kendine katmıştır. Bu adacıkların bazıları sadece kayalık olduğu gibi bazıları da yeterince büyüktür. Ghevden, adacıkların en büyüğüdür ve üstünde birçok balıkçı ve ticaret adamı yaşamaktadır. Altumbel halkı, adacıkların üstünde dağılmış bir biçimde yaşamaktadır. Korsanlar adalara saldırsa da tüm halk kendini savunmayı bilmektedir. Altumbel ve takımadaları neredeyse tamamen ağaçtan yoksundur. Halk ağaçları pek umursamazlar çünkü bu onlara Yuirwood elflerini hatırlatır. Çoğunluk geçimini balıkçılıkla kazanır. Kayalık arazi çiftçiliğe uygun olmasa da bol miktarda istiridye sağlar. Halk, tarihlerinde korsanları her zaman nasıl denize döktükleriyle övünür. Kıyıdaki görünmeyen kayalar, bilmeyen gemiler için yok edici bir etkendir. Nitekim, Spandeliyon, Altumbel’in yönetim bölgesi, City of Pirates(Korsan şehri) olarak bilinir. Simbul zamanında bu isim koyulduğu için sert cezalar alsalar da o zaman başkente uzaklıktan dolayı bazı korkusuzlar bu isimde karar kılmışlardı. Her şeyin ötesinde Altumbel, tam bir balıkçı cennetidir. -Dragonjaw Mountains Bu dağlar kuzeyde Aglarond’u Thesk’den ayırır. Genellikle bu iki ülkenin arası iyidir; ikisi de aralarındaki uzaklıktan memnundur. Aglarond için bu dağlar, Thay ve diğer tehlikelere karşı doğal savunma sağlar. Özellikle River Umber ve Sea Of Dlurg’dan gelenlere karşı önemli bir savunmadır. Kuzey eteklerinde birkaç balıkçı köyü dışında bir şey yoktur. Sadece Tannath Mountains ve Tannarth Gap, Aglarond’a aitdir. Geri kalan bölüm, Thesk topraklarında bulunur. -The Fang The Fang, kuzey sahilinin denize en çok uzanmış diş benzeri bölümüdür. Başkent’e çok yakın olmalarına rağmen, burada yaşayanlar kendilerini Aglarond’a ait hissetmezler. Bu zorlu topraklar iki yerleşim içerir: Findar ve Dhast. İki yerleşimde balıkçılıkla geçinir. Fang insanları(alay etmek için Fangers kullanılır) yabancılara karşı Altumbel insanlarından bile fazla şüphecidir. Yarı-elflerden nefret ederler ve bu bölgede doğup büyümemiş birini aralarına katmazlar. Bu topraklar üzerinde hiç han bulunmaz. The Fang’ın en uzak noktasında gururla parlayan beyaz kulenin adı; Fang Light’dır. Thymar isimli bir wizard(NG, erkek, insan, Wiz 12),kuledeki ışığın başında, lokal resiflerde dolaşanlara yardım etmek için nöbet tutar. Aslında dünyanın bilmediği şey; Altumbelli korsan Quelzur Neismen’ın(LE, erkek, insan,Rog5/Sor8) kulede hapis tutulduğudur. -Tannath Mountains Dragonjaw Dağlarının ve Umber Nehrinin güneyinde bulunan, Tannath Dağları eski Emmerch kalesinden Thay’ın kalbine kadar uzanır. Uzun ve yalçın dağ, Thay’a karşı doğal bir savunma oluşturur. Dağlar, insansılar tarafından geçilemeyecek kadar engindir, özellikle Umbergoth’un zirvesi. Shyvar Past, Umbergoth ve Tannath’ı aynı taraftan birbirine bağlar. Sarp ve aşırı eğimi, yerleşimi imkânsızlaştırır. Kuşlar ve dağ keçilerinden başka yaşayan yoktur. Tabi ki zirvelerde ki griffon yuvalarını ve Umbergoth’un efsanevi ejderhasını unutmamak gerek. -The Tannath Gap Tannath Dağları ve Dragonjaw Dağları arasındaki ormanlık darlıktır. Rüzgarın ve Umber Nehrinin oluşturduğu sarp bir yarık içerir. Geyik, tilki, sincap, porsuk, rakun, su samuru ve kunduz dışında birkaç yaratık da yaşar. Yolcular, Thayanlar ve Aglarondlular tehlikeli türleri soyu tükeninceye kadar avlamışlardır. Sadece istenmediğini anlayacak kadar zeki olan dağ aslanları kalmıştır. Tabi ki hala yaratıklar burada yaşamaktadır. Dikkatli bir maceracı Tannath dağlarından süzülen griffonları görebilir. Yine de bu yaratıklar toprak bağımlılara yaklaşmayı pek seçmezler. Umber Nehri, komşularla doğal bir bariyer oluşturduğu gibi eski Emmerch’in ötesindeki diyarlarla da ticareti sağlar. -Shyvar Pass Tannath Dağlarına ulaşımı sağlayan Tannath Gap’tan daha zorlu bir geçittir. Genişliği 100 yard ile 10 mil arasında değişir. Thay’ın Red Wizardları için doğal bir saldırı yoludur, yüz yıllarca bu geçidi geçmeye çalışmışlardır. Yüksek duvarlı ve dar geçit çok az bir askerle bile savunulabilir. -Umbergoth Aglarond’daki en yüce dağdır. Yakın geçmişte Nartheling, güçlü bir fang ejderha, dağın zirvesine yerleşmiştir. Barış zamanlarında Aglarond ve Thay arasında ki karavanlara saldırırdı. Belli bir taraf seçmese de Thay’dan gelen büyülü eşyaları daha çok sevdiği için onları seçerdi. Umbergoth o kadar yüksektir ki, en sıcak günde bile zirvesinde hep kar vardır. Griffonlar, hippogriffler ve dev kartallar zirvede uçuş yaptıklarında bir gözleri her zaman Nartheling üzerinde olur. -Umber Marshes İsmini altında bulundurduğu geniş demir madeni ve paslı kahverengi renginden alır. Bir cücenin önerdiği gibi “Eğer suyu boşaltırsak ne de güzel bir madenimiz olur” Bu ıslak topraklar birçok bataklık içerir ve suları River Lapendrar’a akar, o da Wizard’s Reach’e yavaşça süzülür. İki ülkede gerçekten sahip olunacak bir şey olmadığını bilsede Thay ve Aglarond bölge üstünde hak iddia ederler. İlk karşılaşmalarında o kadar kan dökülmüş ki bölgenin rengi değişmiştir. Bölge için en ideal ordu, Thay’ın ölümsüz ordusudur. Tabi böyle olsa bile bataklıkları iskelet piyadeler, yaşayanlara göre daha rahat geçemezler. Umber Marshes, birçok tehlikeli yaratığa ev sahipliği yapar. Yaratığımsı böcekler, zehirli yılanlar, hydralar, shambling moundlar ve trollar bölgeyi korkutucu hale getirmektedir. Tabi ki bu yaratıklar bölgeden geçen her canlının kanını emmek için dolaşan böcek dumanlarının yanında hafif tehlikeler kalır. Bu bulutlar rahatsızlıktan çok hastalık kaynağıdır, soylu bir savaşçı bu böceklerden biri tarafından ısırılırsa kötü bir şekilde dünyadan göçebilir. Shambling Moundlar, önceleri bölgenin güney bölgelerinde Lapendrar Nehri etrafında amaçsızca dolaşırken, şimdi kendilerine bir lider seçmiş ve Watchwall’dan görülecek kadar yakınlara yerleşmişlerdir. Bazı Thay zulkirleri, bu yaratıkların bölgede kaybolan binlerce ölümsüz savaşçılardan meydana geldiğini düşünüyor ve yaratıkların bu şekilde kontrol edebileceklerini umuyorlar. İşin gerçeği, ölümsüz druid üçlüsü bu yaratıkları yaratıp yönetmektedir.(Umber Council) Bu konsey Umber Marshes’ın kalbinde derin mağaralarda yaşarlar. Konseyin lideri Ysvel The Black(NE, kadın, Lich,Drd18) güçlü bir büyülü eşya tarafından yavaş yavaş delirmekteydi-Ironwood olarak bilinen paslı demir bir asadır-. Yıllar önce bölgede gizli bir yerdeki evinde yaşarken, yardımcılarının hepsini bir gece öldürüp onları juju zombie’ye çevirmiştir. Daha sonra da druidler arasında az rastlanan bir olay olarak kendini lich’e çevirdi. Şu anda shambling moundlardan oluşan koca bir orduyla ne yapacağını kimse bilmese de sonunda iyi bir şey olmayacağı kesindir. *****The Ironwood***** Bu 6 foot uzunluğundaki asa, tamamen paslı demirden yapılmış olsa da kaba yontulmuş ağaçtanmış gibi görünür. Birçok uğursuz ve tehlikeli güce hükmeder. Birincil özellik olarak kulacısına şu büyü özelliklerini chargesız olarak verir: -Fog Cloud -Soften Earth and Stone -Spike Stones(DC 16) -Stone Shape şu büyü özellikleri için 1 charge harcanır: -Control Water -Move Earth -Transmute Mud to Rock(DC 17) -Transmute Rock to Mud(DC 17) -Wall of Stone şu büyü özellikleri için 2 charge harcanır: -Create Shambling Mound(Special) -Command Plants(DC 16) -Earthquake(DC 22) -Iron Body …Create Shambling Mound(Sp): Yeterli büyüklükteki ölü bitki örtüsünü(iki 5-foot küp) bir araya getirerek shambling mound oluşturmak gibi güçlü bir özelliği vardır. Bu özellik için 10 dakika harcamak gerekir. Iroonwood’un kulanıcısı Command Plants büyüsünü kullanarak shambling mound’u kontrol edebilir. The Ironwood başka bir büyülü eşyayı yok ederek şarj edilebilir. The Ironwood diğer büyülü eşyaya touch attack yaptığında eşya ve kullanıcısı Will Save atar.(En yüksek hangisiyse o kullanılır)(Will Save 19).Yok edilenin her +1 bonusu için(eşyanın fiyatı da kullanılabilir. Her 10000 gp değer için 1 charge alır) 1 charge alır. Bir eşyadan en fazla 5 charge kazanılabilir. The Ironwood’un kendi charge kapasitesi ise 50 charge’dır. The Ironwood zekâya sahip NE bir büyülü eşyadır. Intelligence 17, Wisdom 19 ve Charisma 14’dür. Telepati ve konuşarak iletişim kurabilir. Ego 26’dır. Caster Level: 20th Ağırlık: 12 lb. -The Wizards’ Reach Aglarond Yarımadasının güney sahillerinde The Wizard Reach şehirleri uzanmaktadır. Sea of Fallen Stars ve Yuirwood arasında 300 mil uzunluğunda 80 mil genişliğinde geniş ve güneşli topraklar bulunmaktadır. Kuzey sahilinin aksine The Wizards’ Reach’de geniş gel-git bataklıkları ve bariyer adacıkları vardır; bunlarda doğu-batı trafiğini çok zorlaştırır. The Wizards’ Reach Aglarond krallığına ait değildir, asla da olmamıştır. Denizlerde yıllarca hüküm sürmüş büyülü krallıklardan almıştır. Şehir eski Unther insanları tarafından kurulmuştur; son 10 yüzyıldır Chessantan işgali yüzünden koloniler şeklinde yaşayan halk Thayan işgali sonrasında buraya yerleşmiştir. Gerçekte Red Wizardlar Escalant’ı ellerinde sıkı olarak, Laothkund’u gevşek olarak tutarlar. Bölge kuzeyli halklardan daha vahşi ve daha az yerleşik olarak yaşar. Son 300 yıldır şehirleri kimse tek elde tutamadığı için bir kaos hakimdir. Yaratıklar Yuirwood kıyısını korurken kıyı bölgelerini tehlikeli alanlara çevirmiştir ve bataklıklar lizardfolklarla doludur. Ticaret ve ulaşım eski yapılarla dolu kıyılardan deniz yoluyla yağılmaktadır. Aglarond İnsanları Yuirwood’un elf ve yarı-elfleri dışarlıklı düşmanı bir politika izleseler de, geri kalan halk konukseverdir. Halk, Thay baskısına karşı her zaman bir ittifak arayışındadır. Tiefling ve dragonbornlar Escalant, Glarondar ve Dentalien Kalesine, genasi ve halflingler de Delthuntle, Veltalar ve Furthinghome şehirlerine yerleşmişlerdir. Yine Aglarond çoğunluk olarak yarı-elflerden oluşur. Tieflinglere ve Thay’dan kaçanlara karşı peşin hükümleri olsa da halk aralarındaki farklılara bir kenara koyup yaşamayı seçmiştir. Önemli Noktalar ve Macera Bölgeleri Laothkund the Drowned Sea of Fallen Stars’ın yuttuğu şehirde artık balıklar ve tehlikeli su yaratıkları yüzmektedir. Ancak şehrin tüm hazineleri dokunulmadık şekilde batık şehirde durmaktadır. Tannath Mountains Dragonjaw Dağının Umber Nehri kıyısı yüksek ve sivri kayalarla doludur. Griffonların, devlerin ve taş ırklarının yaşadığı bölgede eski gümüş madenleri dışında bir şey yoktur. Ama denilene göre büyük bir goblin kabilesi bu madenleri yuva bellemiştir. The Witchhouse Efsaneye göre Yuirwood’un batı kıyısındaki bir malikânede 6 kız kardeş yaşarmış. Bir gece kız kardeşler annelerini, babalarını ve erkek kardeşlerini öldürmüşler. Daha 15 yaşındaki kızlara “Velprin Cadıları” denmiş. Foresterlar, malikâneyi bazen görür ancak asla aynı yerde olmazmış. Eğer Aglarond’da biri kaybolursa cadılar aldı denir.   Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ

Devamını Oku »