Son Haberler
Anasayfa » Unutulmuş Diyarlar

Unutulmuş Diyarlar

Unutulmuş Diyarlar Hikayeleri – Kara Ayna (Bir Drizzt Do’Urden Hikayesi)

Yine bir kısa hikayeyle karşınızdayız, bu sefer hepinizin daha önce duyduğu ama detaylarını asla öğrenemediğiniz bir hikayeyi çevirdik. R.A Salvatore’un 1993 yılında kaleme aldığı ve kısa öykülerden oluşan Realms of Valor antolojisinde yayınlanan Kara Ayna hikayesi, pek çok Drizzt romanında adı geçen Nojheim isimli goblinle Drizzt Do’Urden’in karşılaşmasının detaylarını anlatıyor aslında. Zaten ana kitap serisi boyunca da Drizzt’in “her ırk konusunda peşim hükümlü olmamalıyız” etiği de aslında Nojheim ile olan o meşhur karşılaşmasına dayanmaktadır. Bu hikâyeyi okurken oldukça duygulanacak ve kendi dünyamızı ve etiğimizi sorgulama ihtiyacı hissedeceksiniz… Öyleyse sizleri fazla bekletmeyelim!

Devamını Oku »

Unutulmuş Diyarlar Hikayeleri – Drizzt’in Yoldaşı Guenhwyvar’ın Yaratılışı

Ah, Guen! Nereden başlasak ki anlatmaya? Kuşkusuz Unutulmuş Diyarlar ve Drizzt okurlarının en çok merak ettiği konulardan birisiydi bu, Guenhwyvar ne zaman, nerede, kim tarafından yaratıldı ve Drizzt’in eline geçene kadar kaç sahip değiştirdi? Yazarımız R.A. Salvatore‘un 1995 yılında Realms of Magic kısa hikaye antolojisinde yayınladığı Guenhwyvar öyküsü, tüm bu sorularımıza ışık tutuyor adeta. Bu hikâye sonradan The Collected Stories: The Legend of Drizzt Anthology kitabında da yayınlandı. Biz de önceki Ejderha Mızrağı kısa öyküsü Goblinin Dileği çevirimizden sonra, yeni çevireceğimiz hikâyemizin sadık panter Guenhwyvar ile ilgili olması gerektiğine karar verdik.

Devamını Oku »

Drizzt Do’Urden Kimdir?

Drizzt Do’urden, Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) kurulumunda yer alan hayali bir kahramandır. Irkı olan drowların şeytan ve kötülük dolu adetlerini redderek Karanlıkaltı’ndan (Underdark) ayrılmış ve yeryüzünde yaşamaktadır. Drizzt’in hikayeleri  R. A. Salvatore tarafından yazılan fantezi hikayelerinde anlatılmaktadır.

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Time of Troubles

Faerun tarihinde Abeir-Toril’i etkileyen pek çok büyük olay oldu. Yeri geldi Taç Savaşlarıyla elfler dünyayı yerle bir etti; yeri geldi Karsus büyü ağını mahvederek kısa süre de olsa dünyayı (hatta tüm düzlemleri) kaosa sürükledi. Peki gerçek “sıkıntıya” hazır mısınız? Time of Troubles yani Avatar Krizi, Tanrı-Savaşları ama en çok bilinen haliyle Sıkıntılar Zamanı; Faerun’u ve tüm düzlemleri etkileyen ve hala kapanmamış çok derin yaralar açan bir olaydır. Belki de 1000lerce ölümlü hayatını boşu boşuna kaybetti bu olay yüzünden. Sıkıntılar Zamanı, Diyar Takvimine göre 1358 DR yılında başlamıştır. Faerun’daki tüm tanrıların yaratıcısı olarak bilinen; hatta Abeir-Toril’ide yaratan Tanrıların Tanrısı Lord Ao 1358 DR yılında tüm tanrıları bir toplantıya çağırıyor ve tüm Tanrıların görevlerinin yazdığı Kader Tabletlerinin ( üç adet) aralarından birileri tarafından çalındığını söylüyor. Tabletleri geri istemesine karşın kimseden ses çıkmayınca tüm Tanrılara ders olsun diye hepsini ölümlü bedenler( Avatar) içinde Faerun’a sürüyor. Pek fazla bir olayı yokmuş iki gün gezerler sonra Lord Ao affeder geçer biter gibi geliyor kulağa… İlk büyük sorun tüm Tanrıların – good,neutral,evil- bu durumdan memnun olmaması. Çünkü hala tanrı ve ölümsüz olsalar da (yaşlanarak ölmemek) ölümlü bir bedenin içinde yaşadıkları için yemek yeme, uyuma ve tuvalet gibi ihtiyaçları ortaya çıkmıştır. 1000 lerce yıl boyunca bunlara ihtiyaç duymadan yaşamış olan Tanrılar bu duruma alışamamıştır. Sadece bu durumdan hoşnutsuz oldukları için bile nice canlara kıymışlardır. İkinci ve en büyük sorun ise büyülerde meydana gelen değişimdir.  Büyücü (wizard) ve sihirbazların (sorcerer) kullandığı Arcane Magic (Mistik Büyü) tamamen kontrolden çıkmıştır. Tanrıların rahiplerine, korucularına, paladinlerine bahşettikleri İlahi (Divine) büyüler ise kesintiye uğramıştır ancak tamamen sönmemiştir. Bir Tanrı müridi eğer tanrısının avatarına 1.5 kilometreden daha yakın olursa eskiden sahip olduğu tüm ilahi büyülere tekrar kavuşur. Bu menzilden çıkarsa büyülerini kaybeder. Ama asıl yıkım Arcane Büyü yüzünden meydana gelmiştir. Büyü Ağının ve Tüm Büyülerin Hanımı Tanrıça Mystra yeryüzüne avatar olarak indiğinde kainattaki tüm büyünün kaynağı olan Büyü Ağı da sahipsiz kalmıştır ve gitgide düzensiz bir hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak büyücülerin kullandıkları büyüler ya başarısız olmaya başlamış ya da çok farklı sonuçlar doğurmuştur. Peki sadece Faerun halkı mı etkilendi? Hayır. Faerun’un tanrılarının da kullandığı büyü doğrudan Büyü Ağı’ndan geldiği için tanrılarda büyü yapamaz duruma gelmiştir. Hatta çok ironik kaçacak ancak Büyü Tanrıçası Mystra bile büyü yapmaya korkar hale gelmiştir zira büyülerin ne gibi sonuçlar doğuracağını kimse kestirememektedir. Büyüdeki değişimlere birkaç örnek vermek gerekirse; – Ünlü bir maceracı grubunun büyücüsü bir grup orka fireball(alev topu) büyüsü yapar ancak alev-topu elinden hedefine doğru fırlamak yerine önüne düşer ve tüm maceracı grubu alev patlaması içinde ölür. – Bir büyücü uçma büyüsünü denemiş ve başarılı olmuştur ancak yükselmesini kontrol edemeyerek gözden kaybolana kadar yükselmiştir. Sonra aniden büyü bitmiş ve yere çakılmıştır. – Başka bir büyücü Polymorph büyüsüyle şekil değiştirerek kuşa dönüşmeye kalkmıştır. Bu büyüyle tüm kemikleri ve organları bir kuşunkine benzeyecektir. Ancak dönüşüm bir kuşa, bir insana olacak şekilde sürekli gitgel yapmış ve en sonunda kemik ve et yığını şeklinde ölmüştür. – Başka bir büyücü ise etrafında koruma kalkanı oluşturmak üzere bir büyü yapmış ancak oluşturduğu kalkan maddesel bir kalkan olmuştur. Kalkan yok edilemeyince içindeki büyücü havasızlıktan ölmüştür. Normal halkın durumuna gelince… Eh onların durumu da çok parlak değil. Çünkü yeryüzüne inen tanrılar hiç vakit kaybetmeden irili ufaklı şehirlere gidip oralara yerleşerek tüm şehrin kendilerine tapınmalarına uğraşmışlardır. Tapınaklarını tekrar inşa ettirmişler ve sıradan halkın arasında dolaşarak herkesi “kutsamış”lardır. Tabi bu durum farklı tanrıların hakimiyetinde ki halkları da birbirine düşürmüşlerdir. Gelelim teknik ve ekonomik meselelere. Forgotten Realms ve Dragonlance evrenleri başta olmak üzere tüm diğer Dungeons and Dragons evrenlerinde ortak olan bir konu vardır. O da o dünyayı değiştirmiş olan büyük bir olayın aslında Dungeons and Dragons oyununu yayınlayan şirketteki değişime bağlı olduğudur.  Advanced Dungeons and Dragons (AD&D) sistemiyle hayatına başlayan Forgotten Realms; Advanced Dungeon and Dragons 2nd Edition yayınlandığında doğal olarak değişecektir. Örneğin 2nd edition’da yeni büyüler gelmiştir ve eski bazı hatalı büyüler yenileriyle değiştirilmiştir. Peki bu değişikliği oyuna nasıl yansıtacaklardır? Bir büyücü normalde bildiği ezbere yapabildiği bir büyüyü sırf şirket yeni bir edition yayınladı diye birden unutacak mıydı? Tabi ki hayır. İşte Time of Troubles gibi büyük olayların çıkma sebeplerinden biri budur. Yeni gelen sistemdeki değişiklikleri o dünyaya uygulayabilmek. Örnek verelim. – Mystra’nın Faerun’a inmesiyle Büyü Ağında meydana gelen değişimlerden bahsettik. Doğal olarak tüm büyü sistemi değişti. Yani eski büyülerin değişmesi ve yeni büyülerin gelmesi durumunu Büyü Ağının bozulmasına bağlamışlardır. Mantıklı mı evet! Hem de son derece trajik ve müthiş heyecanlı bir olayla. – Başka bir örnek vermek gerekirse Advanced Dungeons and Dragons 1st Edition’da Assasins yani Suikastçi sınıfı bulunmaktaydı. Ancak AD&D 2nd Edition sisteminde Assasin sınıfı bulunmuyordu. Bu durumu da açıklayabilmek için Time of Troubles sırasında Suikastçiler ve Cinayetler Tanrısı Bhaal öldürülmüştür. ÖZET (spoiler) Faerun üzerinde olan olayları kısaca özetleyelim. Time of Troubles asıl olarak Avatar Üçlemesinde anlatılmaktadır. Kader Tabletleri Nifak Tanrısı Bane ve yandaşı Ölüm Tanrısı Myrkul tarafından çalınmıştır. Lord Ao “kim çaldıysa geri versin” dese de bunlar ses çıkarmamış ve Lord Ao tanrılara kızarak onlara hem ders olsun hem de ölümlü müritlerini iyice anlasınlar diye dünyaya ölümlü bedenlerle yollamıştır.  En çok güvendiği tanrı olan Muhafız Tanrı Helm’i dünyaya göndermemiş bunun yerine onu tanrıların yaşadığı boyutlara açılan kapıları (Semavi Merdivenler) koruma görevi vermiştir. Yani hiçbir tanrı Helm’i geçmeden kendi boyutuna dönemeyecektir. Sadece tabletleri getirenler geçirilecek, ödüllendirlecek ve Time of Troubles sona erecektir. Büyü Tanrıçası Mystra’nın diğer tanrılardan büyük bir farkı vardır. O da gücünün sürekli olarak, durdurulamayacak bir şekilde artış göstermesidir. Kainat üzerinde kim en ufak bir büyü yaparsa bu durum Mystra’yı güçlendirmektedir. Sanki kötü bir şeymiş gibi anlattık, değil mi? Çünkü öyle. Bir tanrıçanın bile taşıyabileceği güç miktarı sınırlıdır ve Mystra’nın aşırı yüklenmeyi önlemesi için bu fazla gücü boşaltması gerekmektedir. Mystra bunun için tarih boyunca tanrılık özünün bir kısmını ölümlü varlıklara aktararak onları Seçilmişler’i yapmış ve yeryüzündeki şampiyonları, ajanları olarak iş görmelerini sağlamıştır. Mystra, Lord Ao’nun tepkisini çok önceden tahmin ettiği için dünyaya sürülmeden önce tanrılık özünün büyük bir kısmını yani ilahlığının büyük bir kısmını en sevdiği seçilmişi olan ve tüm diyarların en güçlü büyücüsü olan Elminster’ın içine aktarmıştır. Olası bir durumda Elminster’ın bu özü oldukça adil ve iyi bir şekilde değerlendireceğini biliyordur. Ama bununla da yetinmemiş ve özünün daha küçük bir kısmını kendisine tapan ve büyüye karşı yeteneği çok fazla olan insan bir büyücü kadının içine gizlemiştir. Asıl adı Ariel Manx olan ancak düşmanları ismini kullanıp ona büyü yapamasın diye Midnight takma ismini kullanan bu kadın ( 20’li yaşlarda) Mystra’nın ilahlığının içinde olduğundan bir haberdir. Nifak Tanrısı Bane ölümlü bir bedene hapsolsa da kötü planlarını hiç aksatmamıştır ve kendisi gibi ölümlü olmuş diğer tanrıları yok etmek üzere harekete geçmiştir. İlk olarak kendisine en büyük rakip olarak gördüğü Mystra’yı kaçırmış ancak Mystra kaçmıştır hem de tabletleri Bane ve Myrkul’un çaldığını öğrenerek. Mystra Semavi Merdivenlere çıkmış ve boyutlararası geçitleri koruyan tanrı Helm’in önünde durarak yolundan çekilmesini tabletleri kimin çaldığını bildiğini söyler. Helm ise sadece tabletleri getireni içeri almakla görevlidir. En sonunda iki tanrı birbirine girer ve Mystra Tanrı Helm’in kılıcıyla bin bir parçaya bölünerek patlar yok olur. Günümüzde onun patladığı birkaç yüz metrelik alan hala ölü bölge olarak adlandırılır hiçbir canlı orada yaşamaz ve hiçbir büyü orada çalışmaz. Midnight kendine yol arkadaşı edindiği iki kişiyle tabletlerin peşine düşer. Bunlardan biri insan bir rogue olan Cyric diğer ise insan bir fighter olan Kelemvor’dur. Cyric büyülü ve kendi zekası olan bir kılıç ele geçerir. Tanrı-felaketi(Godsbane) adındaki bu kılıç Cyric’in aklına girerek onu tabletleri kendisine almasını ve Lord Ao tarafından ödüllendirileceği şeklinde kandırmaktadır. Cyric bu kılıçla Katiller ve Cinayet Tanrısı Bhaal’ı öldürmüştür. Midnight Waterdeep ( Derinsu) şehrinde Mystra’nın seçilmişlerinden Khelben Karaasa Arunsun’un kulesinde Ölüm Tanrısı Myrkul’u öldürmüştür. Tanrı Bane , Adalet ve Muhafızlar Tanrısı Torm tarafından korkunç bir katilam sonucu öldürülmüştür.Torm’da bu savaşta ölmüştür. SONUÇ Cyric yol arkadaşı olan Kelemvor’u öldürmüş ve Kader Tabletlerini eline geçirmiştir. Midnight’ında canına kıymak üzereyken Lord Ao gelir ve çabaları için Midnight ve Cyric’i ödüllendirir. Cyric Sıkıntılar Zamanı sırasında ölmüş olan üç tanrının tüm portfolyolarıyla ( tanrılık hakları) ödüllendirilmiştir. Yani Nifak, Ölüm ve Katiller tanrısı olmuştur. Bu üç tanrıya tapan herkes doğrudan Cyric’e tapmaya devam etmiştir. Cyric Greater Deity seviyesine çıkmıştır. Midnight ise zaten bir süredir yapmaya cesaret bile edemeyeceği ( yani levelinin yetmeyeceği) büyüleri yaşam enerjisi karşılığında kolayca yapabildiğini fark etmiştir. Yani Mystra’nın kendisine verdiği tanrılık özünü kullanmıştır. Lord Ao’da bunu göz önünde bulundurarak Midnight’ı yeni Büyü Tanrıçası ilan etmiştir. Midnight tanrıça olarak Mystra adını kullanmaya devam etmiştir. Greater Deity seviyesine çıkmıştır. Midnight Büyü Tanrıçası olup Büyü Ağının başına dönünce, Faerun üzerindeki büyü kullanımı da normale dönmüştür. Ek Bilgi: Tanrılık Seviyeleri Büyükten küçüğe: Greater Deity >Intermediate Deity>Lesser Deity>Demigod>Exarch     ( Büyük Tanrı > Orta Tanrı> Küçük Tanrı> Yarı Tanrı> Yardımcı Tanrı) Yardımcı Tanrılar genellikle Orta ve Büyük tanrılar tarafından kendilerine yardımcı olarak yaratılan mini-boy tanrılardır. Ölümsüzdürler ve kendilerine adanmış az sayıda da olsa tapınakları mevcuttur. Time of Troubles sonunda Unutulmuş Diyarlarda değişen başka bir olay ise tanrılık seviyeleridir. Time of Troubles öncesine kadar bir tanrı hangi seviyedeyse o seviyede kalmaya devam ediyordu. Yani söz gelimi Intermediate Deity ise normal yollarla tanrılık seviyesini arttırmasının bir yolu yoktu. Ancak Lord Ao adil ve mantıklı bir kararla bu sisteme bir son vermiştir. Artık bir tanrının seviyesi kendisine tapan, inanan ve dua eden ölümlülerin sayısına göre belirlenecektir. Yani bir tanrı Lesser Deity iken kendisine tapan ölümlü sayısı büyük bir miktarda artarsa Intermediate Deity seviyesine yükseliyor ve daha güçlü oluyor. Aynı şekilde seviye düşmesi de yaşayabilir. ÖLÜMLER VE DİRİLİŞLER  – Nifak Tanrısı Bane bir demigod olan Torm tarafından Tantras şehrinin dışında öldürülmüştür. Torm’da bu savaşta can vermiştir. – Intermediate Seviyesindeki Katiller Tanrısı Bhaal Cyric tarafından büyülü kılıç Godsbane ile öldürülmüştür. Ancak Bhaal ölmesi durumunu göz önünde bulundurarak Faerun üzerindeki pek çok farklı ırklardan ölümlü kadınlarla ilişkiye girmiş ve çocukları olmuştur. İnsan,elf, kara elf vs. Bu çocukları aracılığıyla tekrar doğmayı planlamaktadır. Bhaal’ın bu çabaları Baldur’s Gate bilgisayar ve playstation oyunlarında biz oyuncular tarafından engellenmiştir. – Unther diyarının hem kralı hem de demigodı Gilgeam; Kötü Ejderhalar Kraliçesi demigod Tiamat tarafından öldürülmüştür. – Mağaraların Tanrısı lesser deity Ibrandul; Karanlığın hanımı greater deity Shar tarafından öldürülmüştür. Shar mağaralar tanrılığını da kendi portfolyosuna eklemiştir. Bu durum Örümcek Kraliçe Lolth’un öfkesini çekmiştir çünkü Lolth o portfolioyu kendisine istemektedir. – Çürüme Tanrısı demigod Moander; insan bir ozan olan Finder Wyvernspur tarafından öldürülmüştür. Finder, Moander’in tanrılık özünü alıp Demigod olmuştur. – Ölüm Tanrısı Myrkul, Midnight tarafından öldürülmüştür. – Mystra Helm tarafından öldürülmüştür. – Savaş ve Fırtına tanrısı lesser deity Ramman; Exarch tanrı olan Hoar tarafından öldürülmüş ancak portfoliosu Tanrı Anhur tarafından çalınmıştır. – Demigod Torm, Bane ile yaptığı savaşta öldükten sonra Lord Ao tarafından tekrar diriltilmiştir. Lesser Deity olarak diritilse de kısa sürede Intermediate Deity seviyesine ulaşmıştır ve sonra Adalet Tanrısı Tyr 1385 DR yılında tüm tanrılığını ve gücünü Torm’a bırakmıştır ve Torm Greater Deity seviyesine yükselmiştir. – Zenginlik Tanrıçası lesser deity Waukeen, Demon Lord Graz’zt tarafından Abyss katmanına hapsedilmiştir. Time of Troubles bittikten 10 yıl sonra kendisine tapan bir grup maceracı tarafından kurtarılmış ve eski tanrılığına geri dönmüştür – Tanrı Bane öldükten sonra tüm hakları Cyric’e geçse de Bane kimseye duyurmadan bir çocuk yapmıştır. Iyachtu Xvim adındaki bu çocuk, Bane ölünce Bane’in tanrılığının bir kısmını almıştır ve küçük bir tanrı olmuştur. 1372 DR yılında Bane oğlunun içinde giderek benliğini kazanmış ve en sonunda oğlunu yok ederek tekrar doğmuştur. Eski tanrılık portfolyolarının çoğunu almasıyla birlikte pek çok goblin tanrılarını da kendine köle ederek hepsinin tarikatlarının kendisine tapınmalarını sağlamıştır. Cyric’e inananların bile bir kısmını geri kazanmıştır. Aynı şeylerin tanrıları olsalar da Cyric ve Bane’in tarikatları arasında çok büyük bir savaş vardır. Dungeons and Dragons: Daggerdale oyununda bu savaşa güzel görsel efektlerle şahit olmaktayız. – Myrkul öldüğünde özünün bir kısmı daha önce bir Netheril Büyücüsü tarafından yaratılan ve Myrkul tarafından lanetlenen Crown of Horns’un içine girmiştir. Ancak şu an her hangi bir yeniden doğuş vakası olmamıştır hala ölü olarak bilinmektedir. – Godsbane olarak bilinen Tanrı-Felaketi isimli Cyric’in kullandığı kılıç aslında Aldatmacalar Tanrısı Mask’ın avatar formudur. Cyric kılıçla yol arkadaşı Kelemvor’u öldürdüğünde Mask Kelemvor’un ruhunu kılıcın içine hapsetmiştir. Time of Troubles bittikten sonra Mask, Kelemvorun ruhunu destekleyerek Ölüler Şehrinde yani Cyric’in yaşadığı düzlemde bir ayaklanma başlatmıştır. Mask’ın yardımıyla Kelemvor üstün gelmiş ve Cyric pes etmek zorunda kalmış ve Ölüm Tanrılığı portfoliosunu Kelemvor’a bırakarak orayı terk etmiştir. Kelemvor şimdi Greater Deity seviyesinde Ölüm Tanrısıdır. Myrkul’un aksine Lawful Neutral bir yönelim benimsemiş ve Ölüler Şehrine gelen ateist ruhları cezalandırmak yerine adilce yargılamaya başlamıştır.   Tanrı olmadan önce Midnight, Kelemvor ve Cyric’in FRP kartları. Midnight Irk İnsan Sınıf Wizard 7 Yönelim Lawful Neutral Oyun Sistemi           AD&D 2nd Edition   Kelemvor Lyonsbane Irk İnsan Sınıf Fighter 5 Yönelim Lawful Neutral Oyun Sistemi           AD&D 2nd Edition   Cyric Irk İnsan Sınıf Rogue 6 Yönelim Chaotic Evil Oyun Sistemi           AD&D 2nd Edition

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Chult

Irklar: İnsan 60%Goblin 20%Lizardfolk 10%Vahşi Cüceler 5%Pterafolk 4%Diğer 1% Nüfus: 440,640 (1372 DR)İthal Edilen Mallar: Yemek, mücevher, silahİhraç Edilen Mallar: Kürk, değerli taş, fildişi, parfümYönetim: Kabile (Vahşi Bölgeler); Diktatörlük (Fort Beluarian); Oligarşi (Port Nyranzaru) Chult, Trackless Sea (Yolsuz Deniz)’de Calimshan ile karşılıklı bulunur. Ada önceden Chultan Yarımadası’nın batısında yer almaktaydı. Topraklar, yaratıklar ve hastalıklı bataklıklarla dolu ormanlarla örtülüdür. Burada yaşayan yabani insan ve goblin kabileleri bu ormanlarda avlanarak yaşamlarını sürdürmektedir. Yaşayan fazla bir halk bulunmamasına rağmen maceracılar, adanın zenginliklerini keşfetmek için buraya akın etmektedir. Chult üzerindeki tek dini inanış primordial Ubtoa’dur. Yaşam Chult üzerindeki insanlar, 10-15 ailenin oluşturduğu kabileler halinde yaşarlar. Göçebe yaşamı seçmiş bu kabileler etraflarındaki kaynaklar bittikçe yeni bölgelere geçerler. El baltası, yay, sopa, bıçak gibi fazla metale ihtiyaç duymayan silahları kullanmayı seçerler. Adada metal çok nadir olduğundan dolayı savaşçılar, dövülmüş hayvan derisinden zırhlar ve kalkanlar kullanır. Büyü kullanıcılarını adanın her bölgesinde görebilmemize rağmen kabileler içinde büyü kullanımı kısıtlanmıştır. Kabile içinde sadece bir tane büyü kullanıcısına izin verilir, o da büyüsünü av seremonileri ve iksirler için kullanabilir. Kaçak büyücüler ise çalışmalarını gizlice ormanda icra ederler veya kabilelerini terk edip Mezro’daki akademiye giderler. Chult insanları, güç ve paraya önem vermezler, hayatlarını basit bir şekilde yaşarlar. Ayrıca burada insan kabileleri dışında; Batiri(yeşil derili goblinlerin kabilesi), vahşi cüceler, lizardfolk, pterafolk ve yuan-ti gibi ırklar da büyük sayılarda yaşarlar. Daha az olarak da aarakocra, chuul, hydra, naga, troglodyte, troll ve wyvern ırkları da bulunmaktadır. Ubtao’nun köleleri olan dinozorlar da gizli yerlerinde yaşamlarını sürdürürler. Tarih Binlerce yıl önce, Ubtao buradaki ormanı yaratıp içini yaratıklarla doldurdu. 4000 sene önce de Mezro şehrini kendi elleriyle yapıp Seçilmişi’ne, şehri koruması için, büyük güçler bahşetti. Şehirdeki durağanlıktan sıkılan Tanrı Ubtao, şehrin yönetimini Seçilmişi’ne bırakıp gitti. Ubtao, bu insan yaşamından uzakta inşa ettiği Mezro şehri dışında adaya birçok doğa ruhu da koydu. Bu yaşam gölge yaratıklarının ağzını sulandırıyordu. Eshowe adlı bir kabile güçlü gölge yaratıklarından biri olan Eshowdow’u serbest bırakıp şehre saldırttı. O zamanın Seçilmişi olan Ras-Nsi, bu orduyla savaşıp tüm Eshowe kabilesini ve Eshowdow’u katletmiştir. Yıllar içinde hem Eshowe kabilesi hem de Ras Nsi unutulup gitmiştir. Yıllar sonra ölümsüz Kral Osaw(LG, İnsan Erkek, Pal15, Ubtao Seçilmişi), Mezro şehrini dışarıdaki dünyaya açmış ve ticarete başlamıştır.Yaklaşık yüzyıl önce Chulta Yarımadası sular altında kalmıştır. Yuan-ti krallığı olan Serpentes değişime uğramış, Samarach Krallığı tamamen sular altında kalmış ve Mezro şehri neredeyse yok olmuş, nüfusu iyice azalmıştır. Bu olaydan sonra başlıca birliktelikler şu şekilde olmuştur; Serpentes’ten kurtulan yuan-tiler doğuya, Samrach’tan kaçan yabani kabileler kuzeybatıya, insanlar kuzeye ve Trackless Sea(Yolsuz Deniz)’den çıkan yaratıklar da Mistcliffs’te gidip koloniler kurmuşlardır. Ormanlar, ada üzerinde büyük yer kaplamaktadır ve içinde sadece yerli yaratıklar yaşamamaktadır. Abeir ve Toril arasındaki perdenin kalkmasıyla birçok dünya dışından yaratık buralara yerleşmiştir. Şu anda ormanda ve gökyüzünde görülen Abeir yaratıkları Year of Blue Fire’da adaya akın etmiştir. Yırtıcı behemotlar, ormanda istedikleri gibi dolaşıp karanlıkta avlarını izlemektedir. Bu yeni gelen yaratıkların saldırıları yüzünden ada yerlileri bir arada yaşamak zorunda kalmıştır. Yerleşimler Fort BelurianBaldur’s Gate Ticaret Kalesi; Nüfus:1000 Kale yıllar içerisinde birçok defa Baldur’s Gate tarafından inşa edilmiş olsa da yerli başkaldırıları yüzünden sürekli hasar görmüştür. Flaming Fists tarafından yönetilen yerleşim yeri, adada bulunan maceracılara sığınak görevi görmektedir. Kale, Amn yönetimindeki Port Nyranzaru ile uzun süreli bir rekabet içerisindedir. Amn bu kaleyi satın alarak çevre sulardaki egemenliğini sağlamlaştırmak için uğraşmaktadır. The Jungle Birçok insana göre Chult ormanları, Faerun’daki en tehlikeli yerlerdir. Burada zaten büyük dişlere ve pençelere sahip yırtıcılar yokmuş gibi bitkilerde zeki birer yırtıcıdır. Sıcaklığın ve nemin dayanılmaz seviyelere ulaştığı bu yerde toprakaltındaki zehirli yılanlar ve böcekler sürekli olarak maceracıları ısırıklarıyla rahatsız ederler. En kötüsü ise hastalıkların tüm bölgeyi kaplıyor olmasıdır. Ormandaki her şey bir hastalığa yol açacak parazit taşımaktadır. Suyu içmek zorunda kaldığınızda kesinlikle kaynatmak zorundasınızdır. Ve her şeyin ortasında bu yoğun ormanda yaşayan zeki yaratıklar, buraya girmeye cesaret eden maceracıları izleyip avlamaktan inanılmaz mutludurlar. Port Nyranzaru Amn Ticaret Kolonisi, Nüfus: 12000 Kuzeydeki korsanlar yüzünden liman başta savunma üzerine inşa edilmiştir. Denizden gelen tehditler kadar ormandakilerde unutulmamıştır ve üç iyi korunan kapıyı bağlayan yüksek taş duvarlar inşa edilmiştir. Koloninin tüm kontrolü Amn’in elindedir. Vergiler yüksek olmasına rağmen bu güçlü duvarlar içerisinde yaşayanlar kendilerini şanslı sayarlar. Önemli Noktalar Dur Unkush 20 feetlik katlar halinde bulunan ziggurat orman zemininden 200 feet uzunluğunda göğe uzanmaktadır. Her 44 günde bir orman sakinleri inşanın ortasında yapılan seremoni tarafından celp edilir. İnanılmaz boyutlardaki bir sürüngen tarafından korunan tek merdiven Dur Unkush’un zirvesine açılır. Her seremoni sırasında etrafa dünya dışı ezgiler yayılır ve bitiminde katılımcıların hepsi yaşadıklarını unuturlar. Forsaken Tree (Terkedilmiş Ağaç) Chult ormanın derinliklerinde tahminlerin bile ötesinde ulu bir ağaç bulunur. Kabile mitlerine göre; ağacın en yüksek dalları buutlara dokunur ve gövdesinin etrafını dolaşmak günler sürermiş. Aynı hikâyeler der ki; ağaç lanetlidir. Zaman zaman da yakınında bulunan yaratıkları içine hapsedermiş. Hapis yaratıklar sindirilene kadar ağacın geniş gövdesinde kalırmış. The Forsaken Tree( Terkedilmiş Ağaç)’nin laneti eski çağlarda Chult’u yöneten kadim halklardan kalma ve kötü bir obje olan altın bir paradan gelmektedir. Pyramid of the Moon (Ay Piramidi) Dolunay çıktığında ve Selune’s Tears(Selune’ün Gözyaşları) parladığında; Chult’da Pyramid of the Moon ortaya çıkar -ancak asla aynı yerde değil-. Vaktinde piramit, şu anda Port Nyranzaru’nun duvarlarının bulunduğu yerde ortaya çıkmış ve ertesi gece 200’den fazla insan ortadan kaybolmuş; bir daha o insanlardan haber alınamamıştır. Piramit, sonsuz kutlamaların devam ettiği odalarla doludur. Yaşayanlar ruhlarla kol kola girerler, şarkı söyler, dans eder, zarafeti ve ruhları özümserler. Bu ruhlar, Piramit’teki şenliklere katılıp ay batımına kadar ayrılamamış yaşayanlardır. Ruhlar, en içteki odada kristal tahtında oturan Silver Priestess’ın emrinde sonsuza kadar kalırlar. Quomec Ziggurat Orman örtüsünün üzerinde bulunan 28 basamaktan oluşmuş zigguratın( Mezopotamya’ya ait piramit benzeri bir yapıdır.) tepesinde büyük bronz kapıyla mühürlenmiş bir tapınak bulunmaktadır. Tapınağın dışı çözümlenmemiş giriftlerle kaplıdır. Bölge kabilelerine göre, yapı hiç bir tarih kitabında adı geçmeyen bir imparator olan Lord Quomec’in mezarı olarak inşa edilmiştir. Zigguratın alt katlarında çevresi canlı asmalarla kaplı devasa lahitin üzerinde daha da yazıt bulunmaktadır. Ruins of Mezro (Mezro Harabeleri) Bir zamanlar Chult’un rahip-kralının masalsı kutsal şehri Mezro, sarmaşıklarla kaplı büyük bir boşluğa dönüşmüştür. Felaket anında şehrin 200 feetden fazla bölümü üstündekilerle beraber sular altında kalmıştır. Yıkıntılar, undeadlerle kaplıdır. Alınlarında mavi dövmeler bulunan zombiler şehrin içinde dolaşmakta; harap olmuş tapınaklarda hapsolmuş eski ihtişamlarının gölgesi kalmış linçler yaşamakta, gölgeler içinde çığlıklar atıp avlarını bekleyen ghoullar saklanmaktadır. Chult’ta HastalıkChult Yarımadası’nın her noktası parazitler ve hastalıkla kaplıdır. Hastalıklar bitkilerin dikenleriyle ve böcek ısırıklarıyla yılın her günü birine bulaşabilir. Kaynatılmamış orman suları da kötü sürprizlerle doludur. Yarımadadaki en korkulan hastalığı Brain Fluke adlı parazit taşımaktadır. Bu parazit, adult hayatını kurbanının beyninde yaşayan kurtçuklardır. Yazan: Ali Can “firebringer” ÜNLÜ  

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Damaralılar

  Narfell’in yıkılışından sonra , dağılmış Nar ,Rashemi ve Sossrim grupları hayatta kalmak için , Chondathan göçmenlerinin yaptığı gibi Easting Reach diyarlarına yerleştirler.Zamanla bu 4 etnik grup yavaş yavaş birbirine karıştı ve Damara adındaki yeni bir milletin doğmasını sağladı.Damara’lılar isimlerini nüfusları baskın olarak kurdukları ilk devlet olan Damara’dan alırlar Narfell ve Raumathar imparatorluklarının korkunç büyüleriyle iç içe  geçen yüz yıllardan sonra , Damaralılar gururlu ve dayanıklı bir halk olup çıkmıştır. Her ne kadar Damaralıların kültürü temelde Nar , Rashemi ve Sossrimlerin kültürel değerlerinin birleşmesiyle oluşmuş olsa da , göçmen Chondathanlarla  ve ticaret yaptıkları cücelerle girdikleri sosyal ilişkiler sonucu onların da kültürlerinin etkilerinin taşımaktadırlar.Yüz yıllar süren bir süreçte büyüyen yerleşim alanlarının bu günkü durumuna bakıldığında Damaraların birincil olarak en hakim nüfusa sahip olduğu ülkeler :Damara ,Impiltur ,Thesk ve Vast ‘dır.Bunun dışında göçlerle yerleştikleri ve yaşadıkları diğer bölgeler Aglarond, Altumbel , Great Dale ,Moonsea ve Narfell’dir.Bir çok Damara’lı hayatını çiftçilik , odunculuk ve madencilik gibi mesleklerle geçirmektedir.Yaptıkları iş ne olursa olsun yaşam bölgeleri genelde sürekli soğuk kış şartları içerisinde olduğu için oldukça metanet ve güç isteyen işlerdir.Kızgın bir Damara’lı korkulması gereken bir düşmandır. Damaralılar ortalama bir boy ve kiloya sahiplerdir.Ciltleri esmer ,sarı ve beyaz arasında gidip gelmektedir.Saçları genellikle düz kahverengi veya siyahtır.Sarışınlar da yok değildir.Göz renkleri oldukça değişebilmektedir ama en bilineni kahverengidir.Bir çok milletin karışımından oldukları için hepsinin özelliklerini gösterebilirler ve bu yüzden çok değişken fiziksel özelliklere sahip olabilirler.Earthfast Dağlarının güneyinde yaşayan Damara’lılar , daha çok Chondathan kuzenlerine benzemektedirler.Vaasa’da yaşayanlar ise daha çok Sossirimler’in etkilerini taşır.Eastling Reach’in doğu kesimlerindekiler ise Rashemi’lere daha yakın görünmektedirler. Damaralılar hayatı bitmeyen ve baş edilmesi gereken  mücadeleler serisi olarak görürler.Tipik bir Damaralı’ kötü güçlere yaklaşmaz ve onlara hizmet etmez ( Daha iyi bir amaç için olsa bile…)Güven kazanılması gereken bir şeydir , ve bunu hak eden kişiler saygıdeğer kişiler olarak görülürler.Kalıtsal olarak soylu kanı taşıyan birinin bile bu mirası hak edip etmediğini kanıtlaması gerekmektedir.Damaralılara göre tarih,  gurur duyulması gereken geçmişteki olaylar zinciri değil , şimdiki zamanlarda yapılan işlerdeki aptallığın engellemesi için bir rehber ve bir yol göstericidir. TARİHLERİ Eastling Reach ile Lake Ashane arasındaki ormanlık uçsuz bucaksız araziler Narların geleneksel topraklarıydı.Mulhorandi izcileri kuzeyde fetih  edilecek yeni topraklar ararken  Narlar denilen bu kavmin varlığı keşfedildi.(-1500 DR civarlarında) .Bu kavmin göze batması ve özel bir hale gelmesi ise -1075 DR ve -1069 DR arasında yapılan Orc Gate Savaşlarına katılmalarıyla gerçekleşti.Doğudaki diğer kavimler gibi Narlar da Mulhorandi tarafından savaşmak üzere kiralandı.Bu savaşlardan sonra topraklarına döndüler , amaçları ise kendi krallıklarını kurmaktı.Narlılar geçen iki yüzyıl içerisinde önemsiz birkaç krallık kurdular bunlardan önemli olan yalnızca iki krallık oldu.Bir tanesi Ashanath (Lake Ashane’in batı kıyılarında) ve diğeri Tharos’du(Eastling Reach’in uç kısımlarında). -970 DR’de Tharos’un Nectyard(kral)’ı Rawlinswood’un ortasına Dun-Thaross denilen kalesini inşaa ettirdi.Bazı iddialara göre güçlü bir demon lord ile anlaşma yapmıştı( Büyük ihtimalle Orcus olduğu söyleniyor.)Orcus’la anlaşması sonucunda Narfell Tacı ( Crown of Narfell) denilen artifacte sahip olmuştu.Kimilerine göreyse bu yükseliş biraz şans ve biraz da etkileyici lider özelliği ile gerçekleşmişti.Sebebi ne olursa olsun bu yükselişten sonra Tharos’un nectyard’ı diğer Nar krallıklarını birer birer himayesine almaya başladı.En sonunda ise diğer büyük Nar krallığı olan Ashanath’a kadar geldi.Nentchyard’ın ordusu ,Ashanath’ın baş kenti olan Shandaular’ı tam anlamıyla silip süpürdü.Shandaular bu olaydan sonra Lake Ashane’in batı kıyılarındaki taş yığınlarından başka bir şey değildi artık.-900 DR yıllarında Narfell,Impiltur krallığının şimdiki kuzey sınırlarından Ashanath’a , Giantspire Mountaints’in doğu yamaçlarından River Ulmer’in kuzey kıyılarına uzanan bir imparatorluk olmuştu. Bu olayları izleyen yüz yıllarda Narfell’in yöneticileri gözlerini Priador Plateau’ya diktiler( Şimdilerde Thay’ın içerisinde bir plato).Mulhorand’ın çekilmesinden sonra yalnızca vahşi centaur ve gnoll kabilelerine ev sahipliği yapan bu topraklar Narlılara çok cazip gelmişti.Narfell ve Raumathar arasında çok uzun yıllar boyunca bu toprakları egemenlik altına almak üzere bir mücadele başladı.İlk zamanlarda Narfell başarılı olmuştu ancak -623 DR den sonra bu şansları tamamen tersine dönmüştü.Bunun nedeni Mulhorand’ın haince yaptığı akınlar ve Raumathar ordusunun yaptığı sürpriz saldırıdır.İmparatorluklarının kötüye gittiğini gören Narlı yöneticiler Crown of Narfell’in de teşvikleriyle demonlardan destek almaya döndüler.-150 DR da yüz yılın en büyük savaşlarından biri yapıldı ve çok büyük bir felaket sonucu iki imparatorlukta yok oldu.Bunun yerine iki imparatorluğunda çağırdıkları dış dünyalardan gelen karanlık destekleri eskiden hükmettikleri topraklarda başı boş dolaşmaya başladılar.Narfell’in yıkılışından sonra hayatta kalan Narlılar küçük gruplara bölündüler ve kendi çağırdıkları iblisler tarafından dört bir yanları çevrildi. Easting Reach kıyılarında bulunan yıkılmış Jhaamdath imparatorluğunun kalıntıların üzerinden -255 DR yıllarında yeni medeniyetler kurulmaya başlandı.Sea of Fallen Stars üzerinden deniz yollarıyla yapılan Chodathan akıncıları Dragon Reach ve Easting Reach arasında yeni bir medeniyet kurmak için kolları sıvadı.İlk akıncılar -153 DR de Proskampalar ( daha sonradan Procampur oldu) ‘ı , -188 DR de Lyrabar’ı , -72 DR’de Chessegol ( daha sonradan Tsurlagol oldu) ‘u kurdular.Lyrabar’dan akıncılar etki alanlarını Easting Reach’in batısına , şimdiki Impiltur krallığının bulunduğu topraklara kadar genişlettiler.Lyrabar’ın 50 yıllık uğraşlarından sonra İmpiltur krallığı kuruldu ve Mirandor Dynasty ilk Impiltur kralı oldu.Genç , dinamik ve agrasif kral kısa zamanda bölgenin yakın geçmişindeki büyük imparatorluk Narfell’in yerine geçti. Impiltur’un nüfusu giderek artmaktayken bölgede bulunan dağınık Nar kabileleri ve küçük topluluklar halinde bulunan Sossrim göçmenleri zaman içinde ya asimile edildiler ya da Great Glacier’ın güney bölgelerine doğru sürüldüler.Ülkedeki düşük soyluların , yüksek soylular gibi fetih etme yanlısı olmamaları nedeniyle ülkede ayrılıklar çıktı ve bir çoğu ülkeyi terk ederek göç ettiler.Bu göçler sayesinde doğrudan veya dolaylı olarak şimdiki birkaç medeniyet kuruldu.1 DR yılında Cormry krallığı kuruldu.163 DR ’de Altumbel ve 535 DR de Milvarune , 649 da Vast ortaya çıktı. Impiltur’un doğu sınırlarını genişletmesi hiç de kolay olmamıştır.Great Dale’e giden yöndeki akıncılar uyuyan bir takım kötü güçleri yanlışlıkla uyandırmışlardır ve bunun bedeli Impiltur imparatorluğu için oldukça ağır olmuştur.Uzun süredir gömülü ve gizli kalmış demonlar ,half fiendler ve tieflingler Impiltur’un sınırlarında cirit atmaya başladılar.726 DR ‘de ise hazırladıkları büyük ordularını salarak Impiltur’a diz çöktürtmeyi başarmışlardır.Bu dönemde ülkenin bir çok vatandaşı ülkeyi terk etmiştir ve korku dolu hikayelerini gittikleri yerlere taşımışlardır. Sonraki yıllarda ,Amn ve Calimshan gibi uzak memleketlerden gelen soylu Triad( Tyr , Ilmater ve Torm adlı tanrılarının birleşimini kapsayan kutsal birlik)şövalyeleri sefer başlatarak bu ülkeyi kötülük ve karanlıktan kurtarmak için bir mücadeleye girişmişlerdir.Bu seferler 2 yılın sonunda Citadel of Conjurers denilen kalede demon ordularının komutanı bir balor olan Ndulu’nun yenilmesiyle son bulmuştur.Sarshel adlı Paladin’in Citadel’e girerek Crown of Narfell’i yok etmesiyle seferler Triad Şövalyelerinin lehlerine dönmüştür.Bir zamanlar Orcus’un üzerinde güçleri olan bu artifactin yok olmasıyla beraber bölgedeki gücünü kaybeden demonlar tarafından güdülen ordular geri çekilmek ve kaçmak zorunda kalmışlardır.Bu başarısından sonra Sarshel  kurtulan yeni Impiltur’un yeni kralı olmuştur. Bunu izleyen yüzyıllarda Impiltur kendisini adilce yöneten , zenginleştiren ve güçlendiren kralların etkisi altında varlığını sürdürdü.Bastırılmış iblislerin ve kötülüklerin etkilerinin yeniden su yüzüne çıkması ise cesur paladinler tarafından engellendi.Fetihler sürdü ve Impiltur’dan çıkan akıncılar 756 DR yılında Aglorand ‘ı 926 DR yıllarında ise Telflam ve Golden Way üzerinden giden daha pek çok şehri kurdular.Impiltur’un altın çağı 924 DR yılında bir soylu evde başlayan sorunlarla sona ermenin eşiğine geldi.Ardından başlayan bir iç savaşla soylu evler birbirleriyle mücadele etmeye başladılar ve bu kavgalar bir süre sonra büyük krallığı küçük şehir devletler haline getirerek böldü. Spreading Spring Yılı( 1038 DR) Easting Reach bölgesine çok büyük yenilikler getirdi.Great Glacier kuzeye doğru erimeye başladı.Günümüzde Vaasa ,Damara ,ve kuzey Narfell’in bulunduğu topraklar oluştu.Buzların çekilmesiyle beraber Impiltur , Great Dale , Thesk ve Aglorand’dan bir çok göçmen harekete geçti ve Damara dedikleri bu topraklara yerleştiler.(Damara yerel lisanda “buzun altındaki toprak” anlamına gelmektedir.)Bu göçlerle beraber bilgeler zamanla buradaki halkı başka bir etnik grup olarak kabul etmeye başladı.1075 yılında Sembia’lı bir soylu olan Feldrin Bloodfeathers tarafından başkenti Heliogabulus’un kurulmasıyla  Damara bir krallık halini aldı.Bloodfeathers ailesi 1347 DR tarihinde ,Virdin Bloodfeathers’ın Zhengyi (Vaasa’nın Cadı Kralı) tarafından öldürülmesine kadar Damara’yı yönetti.Zhengyi zalim bir Lich’di ve 12 yıl boyunca hem Vaasa hem de Damara  üzerinde etkilerini sürdürdü.Gareth Dragonsbane ‘in liderliğini yaptığı bir grup kahraman tarafından 1359 DR’de yok edildi.Gareth böylece Damara’nın yeni kralı oldu ve krallığı yeniden inşa etmek için çalışmaya başladı. Glacier’ın kuzeye çekilmesiyle beraber açılan yollardan çok büyük hobgoblin orduları 1095 yıllarında Impiltur’a saldırdı.Ironik olacak ki bu hobgoblin tehlikesi 924 yılından sonra şehir devletler haline gelmiş olan Impiltur’un yeniden birleşmesi ve bir krallık haline gelmesini sağladı.Hobgoblin akınlarını durduran Lyrabar’ın savaş komutanı Imphras , Hlammach ,Dilfuyr  ve Sarshel’deki insan güçlerini topladı.Ayrıca Gray Forestdeki Wood elflerin ve Earthfast Mountains’deki dwarfların desteğini de alarak bölgeyi hobgoblin tehtitdinden tamamen kurtardı ve 1097’de Impiltur’un yeni kralı oldu.Şu an yönetimin elinde bulunduran soylu evler de bu tarihte Imphras tarafından kurulmuştur.2. Imphras’ın oğlu Rilimbrar 1338 DR’de öldü ve yönetim hiç kral olamamış 4. Imphras’ın eşi Kraliçe Sambrly’e geçmiştir. 756 yıllarında Impiltur’lu akıncılar Aglorand’a gelseler de Yuirwood ve çevresindeki yaratıkların bertaraf edilip güvenli bir ülke haline getirilmesi 870-880 yılları arasında maceracı grupların yaptıkları mücadelelerle gerçekleşmiştir.Yuir elfleri yurtlarına gelip drowlar ve trollere karşı yaptıkları mücadelelerde kendilerine yardım eden insanlarla birleştirler.Onların torunları ise bir kıyı krallığı olan Velprin ile çatışmaya başladılar.Bu sürtüşmeler en sonunda 1065 yılındaki Ingdal’s Arm savaşıyla sonuçlandı.Savaşı kazanan half elfler savaş liderleri Brindor’u Agloarad’ın ilk kralı ilan ettiler.Yuirwood halkıyla barış yapmak istemeyen insanlar ise Altumbel’e göç ettiler. Brindor’un torunu Philaspur , Thaylılarla yaptıkları Brokenheads savaşında 1197 yılında öldü.Yönetimi ikiz kızları olan Thara ve Ulae’ye geçti.Bu iki kız kardeş isimlerinden çok Gray Sisters olarak bilindiler.1257 yılında birkaç gün arayla öldüler ve yerlerini Ulae’nin oğlu olan Halacar’a ilk saf kan Damaralı olan kişiye bıraktılar.Halacar , Thay’a yaptığı akıllıca olmayan akınların birinde 1260 yılında Lapendrar savaşında hayatını kaybetti.Halacar’ın kız kardeşi Ilione kardeşinin yerine geçti.1320 ‘deki ölümüne kadar ülkeyi yönetti.Kendisinden sonra yönetimi bırakacağı bir çocuğu veya kardeşi olmadığından çırağına bıraktı.Günümüzde The Simbul olarak bilinen kişiye… GENEL BAKIŞ Damaralılar kahramanlık ve fedakarlık sergileyenlere , kötülüğe boyun eğmeyenlere saygı duyarlar.Damara toplumu zayıflık ve benciliği kaldırmaz.Yapılan işleri siyah ve beyaz olarak görürler.Toplumdaki bu katı yapı daha genç yaşta Damaralılarda gelişmeye başlar.Bir çok genç bu katı yapıya katılmak için ebeveynlerinin yolundan ilerler.Damara’nın bu sosyal yapısına uymak istemeyen asiler ise mecburi olarak ülkeyi terk eder ve kaçarlar.Bu sebepten ülkeyi terk eden Damaralılar batıya , Chondathanların ellerinde bulunan bölgelere göç edebilirler veya küçük bir kısmı gizlice demonlara tapmaya ve onlarla iletişime geçmeye başlayabilir.   Damaralıların , Narfell’in kalıntılarından kalan demonlardan Easting Reach’i kurtarmak için mücadele ettiklerin yıllardan beri gelen bir maceracılık gelenekleri vardır.Bir çok genç ,özellikle soylu gençler , kendilerini  kanıtlamak için maceralara atılırlar.Amaçları aile servetlerinden kendilerine daha büyük paylar miras kalması değil , yeni yerler fetih edip zengin olmak ve Damara toplumunun isteklerini yerine getirip toplumda sevilen biri olmaktır.İyi yönelimi olan dinler bu ülkede oldukça köklü bir yere sahiptir.Dağların içlerindeki karanlık dehlizlerde , ormanların en bilinmeyen bölgelerinde varlığını sürdüren kötülüğü yok etmek üzere iyiliğin savaşçıları mücadeleye her zaman hazır bulunmaktadırlar. DAMARALI KARAKTERLER Damaralılardan genelde çok güçlü monklar ve paladinler çıkar ,çünkü toplumda hakim olan yapı , bu iki iş için gereken fedakarlık ve disiplin gibi gereklilikleri karşılamaktadır.Bir çok Damara’lı kendilerinde tanrılara bir çekim duyarak clericliğe adım atabilirler.Biraz daha azı ise druidlik veya rangerlık için güdüleniyor olabilir.Fighterlar ve rougeler dünyanın diğer bütün bölgelerine göre Damarada daha az sayıda bulunmaktadırlar.Çünkü Eastling Reach bölgesinde ne çok güçlü bir askeri yapıları ne de çok güçlü bir ticaret ortamı yoktur.Elbette bir takım istisnalar bulunmaktadır.Örneğin Telflam şehrindeki hırsızlar loncası veya Gelena Mountains’daki gizli bir kalede varlıklarını sürdüren  asssasin kardeşliği gibi…Mistik büyü kullanıcılarının hepsi bu ülkede çok az görülür çünkü burada bir tanrı veya ilahi güçten gelmeyen büyülü güçlere hala şüpheyle bakılmaktadır.Yine de wizardlar genel olarak kabul edilirken socererlara kanlarında taşıyabilecekleri demon soyundan dolayı daha şüpheci bakılır. Prestige Classlar:Chondathanlar gibi , Damaralılarda da ilahi örgütlenmeye yakın olan prestije classlar görülür.Bunlardan en bilinenleri divine champion,divine disciple,divine seeker ve hierophant’dır.Telflamm’ın Shadowmasterları içerisinde bulunan rougelar genel olarak assasin veya shadow dancer gibi prestije classlara yönelebilirler.  DAMARA TOPLUMU Aglorand ve Vast dışında Damara toplumları kuralcı ve dogmacıdır.Aglorand’da bulunan toplumun kuralcı olmayışının sebebi ise elf etkisinin çok fazla olmasıdır.Yine Vast da diğer Damara ülkeleri kadar kuralcı sayılmamaktadır çünkü buradaki Damaralılar da Chondathan etkisi altındadırlar.Tek bir inanç olmamasına rağmen din Damara toplumunda merkezi konumdadır.Bir takım tanrılara inanmak her ne kadar saygı duyulan bir şey olsa da yine de insanların kişisel davranışları ve genel Damara toplum yapısına uymaları diğer insanların gözünde daha önemlidir.Sınıf farkları Faerun’un diğer ülkelerine göre burada daha az görülmektedir.Ancak topluma uyum sağlayamayan kişilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmakta ve dışlanmaktadırlar. Damara’nın şehirlerinde yaşayan insanlar tapınaklara bağlı okullarda eğitim görürler , gezgin rahipler ise kırsal kesimlerdeki insanlara hizmet verir ve onları eğitirler.Birçok Damaralı yapacakları işi henüz tapınak altında eğitim görürken , hayata atılmadan önce öğrenirler.Diğer kısım ise kendilerini tamamen tapınağa adamaya karar verir ve dini birliğe adımlarını atarlar.Yaşlılıklarında Damaralılar yeniden tapınaklarına dönerler , servetlerinin büyük bir bölümünü tapınağa bağışlar ve son günlerini tanrısının huzurunda hizmet edip ibadet ederek geçirirler. Damaralılar ataları sebebiyle Chondathanların yaşadığı topraklarda kolay yaşarlar , bu insanlarla iyi geçinirler ve anlaşırlar.Faerun’da pek az Damaralı göçmen görülür ama yine de yolunu kaybedip evinden uzaklaşmış Damaralılar inandıkları tanrının tapınağına yerleşir ve hizmeti sırasında kendisini yabancı toplumdan soyutlarlar. DİL VE YAZIN Bir çok Damaralı birbirine oldukça benzeyen Ortak lisan ve Damaranı kullanır.Damaran daha önceden kültür alış verişine girdikleri Impiltur krallığı ve Eartfast Mountains’daki cücelerin etkisiyle Dethek alfabesini kullanmaktadır.Altumbel ve Aglorand’da istisnalar geçerlidir.Burada ortak lisan ve Aglorandca kullanılmaktadır.Dil olarak Damaran’a oldukça yakın olmasına rağmen alfabe olarak Dethek değil yaşadıkların toplumu paylaştıkları elflerin etkisiyle Espruar alfabesini kullanırlar. Impiltur’da kullanılan ikinci diller Chondathan , Dwarven , Aglorondan veya Chessentan’dır.Damara ve Vaasa’da kullanılan ikincil diller Chondathan,Dwarven,Orcish veya Uluik olabilmektedir.Bir çok Narlı ikincil dilleri olarak Rashemi ,Uluik veya Tuigan konuşmaktadır.Great Dale de yerleşmiş olanlar genelde ikincil dil olarak Rashemi öğrenmektedirler.Bir kısmı da Thay alfabesiyle yazılmış Mulhorandi lisanını da öğrenebilirler.Thesk’in güneyinde Aglorandan en popüler ikincil dillerden biri olmakla beraber Telflam kıyılarında daha çok Chondathan ve Turmic tercih edilmektedir.Aglorand’da yaşıyanlar aynı zamanda elfçe de öğrenebilmektedirler.Diğer ikincil dilleri : Damaran ,Chessentan,Sylvan veya Mulhorandi olabilmektedir. Barbarlar ve köylüler dışında neredeyse bütün Damara’lılar okuma yazma bilmektedirler. DAMARA  BÜYÜLERİ Damaralıların en sevdikleri büyüler dost ile düşmanı ayırmalarını sağlayan büyülerdir. Aynı zamanda kendilerini kötülükten veya dış dünyalı yaratıklardan koruyacak büyülere de ilgi duyarlar.Kuzeyde büyüyle havaların kontrol edilmesi hayatı kolaylaştırmak için önemli bir işlemdir.Aynı zamanda kuzeydeki buzlu diyarlardan gelen yaratıklara karşı ateş içerikli büyülerin kullanılması da tercih edilen bir şeydir. Büyüler ve Büyü Kullanıcıları : Clericlerin çok yaygın olmasına bağlı olarak Damaralıların çok güçlü bir ilahi büyü gelenekleri vardır.Mistik büyü kullanıcılarına karşı şüpheyle yaklaştıklarından bunların sayısı daha azdır ancak yine de Narfell’in soyundan gelerek bu işle ilgilenen birkaç insan çıkabilmektedir.Damaralarıda socererlık oldukça fazla görülür , kanlarında bulunan demonic veya tiefling atalarına dayanan güçler hala sıklıkla ortaya çıkmaktadır.Damaralı wizardlar genellikle abjuration veya divination üzerine uzmanlaşırlar ve nacromancy veya conjuration’dan uzak dururlar. Büyü Gelenekleri:Damaralıların en sevdikleri büyüler kötülüğü uzak tutan , veya ait oldukları düzlemlere kovabilen büyülerdir.Aynı zamanda zor doğa şartlarında yaşamalarını kolaylaştıracak büyüleri de severler.En çok görülen ve kullanılan büyüler şunlardır :basihment, dismissal, magic circle against evil , protection from evil,protection from elements, resist elementdir.Plannar ally ve planner binding gibi büyüler iyi yaratılışlı yaratıkları çağırmak için kullanılacak bile olsa şüpheyle karşılanmaktadır.İyi yönelimli Damaralı clericler genelde Lightbringer featini almaktadırlar. DAMARALI BÜYÜLÜ EŞYALAR Damaralıların en sevdiği büyülü eşyalar yine büyüleri gibi kendilerini doğanın zorluklarından ve lanetli demonların etkilerinden koruyan türde şeylerdir.Kılıçlar ve hançerler genel olarak , outsiderbane , defending , holy  veya lawful gibi büyülü özellikler verilerek hazırlanır.Topuzlar genelde distruption, holy veya lawful gibi büyülü özellikler içerisinde hazırlanır.Zırhlar ise genel olarak cold resistance ,ghost touch ,invulnerabillty veya warming gibi özel büyülü güçlerle donatılır. En bilinen büyülü eşyalar:Boots of the winterlands ,candle of incoction, horn of goodness, phylactery of faithfulness ,quiver of Mielikki ve ring of warmth.Bu tarz özelliklere sahip büyülü eşyalar oldukça yaygın bulunduğundan Impiltur veya Damara’nın büyük şehirlerinde normal fiyatlarından %10 gibi bir oranda daha ucuza bulunabilmektedirler. DAMARA TANRILARI Damaralılar genel olarak kuralcı ve iyi tanrılara yönelirler.Bazı gizli kuraltanımaz habis iblislere tapan tarikatlar buna elbette dahil değildir.Dragon Reach boyunca genelde ilgi gösterilen tanrılar ; Chanuntea, Eldath , Mystra ,Tempus ,Torm , Tymora ,Umberlee ve Wauken’dir.Impiltur’un doğusunda ise daha çok : Ilmater ,Selune ,Tymora , Valkur , ve Waukeen.Thesk’de Golden Way üzerindeki yerlerde sık sık yolculuk ve ticaret gelişiğinden Chanuntea dışında Shaundakul ve Waukeen’e tapılmaktadır.Aynı zamanda yine Thesk’deki Telfalmm şehrinde Mask tapınağının gücü giderek artmaktadır. Aglorand’da Chauntea çiftçiler tarafından oldukça sevilen bir tanrıçadır , balıkçılar ise Valkur veya Selune a tapmaktadırlar.Umberlee’de  bilinip tanınan tanrıçalardan olmasına rağmen  kibirli görülmektedir.Aglorandlılar  Yuir elfleri sayesinde Seldarine tanrılarına yakınlık duydular ve onları tanıdılar.Great Dale ise uzun zamandan beri Silvanus’un takipçilerin yaşadığı yer olmuştur.Burada Talona müritleri ile her zaman bir çekişme içinde bulunulmuştur.Ilmater tapınağı ise en çok Damara’da saygı görmektedir.Vaasa’da ise uzun bir süre Orcus’a tapan bir tarikat varlığını sürdürmüştür.Narfell’deki barbar kabileler ve Great Glacierdaki savaşçılar Tempus’u tanrıları olarak bilirler. Bütün bu tanrıların içinde Ilmater , Damaralı ruhunu en iyi yansıtan ve kültürlerine en uyan yerleşmiş tanrıdır.Özellikle Impiltur ve Damara ‘da Ilmater kiliseleri ülke yönetimi için bile çok önemli bir yer tutarlar hatta bu iki ülkenin kralları çok kez Ilmater paladinlerinden çıkmıştır.Eastling Reach de bulunun neredeyse bütün Damara’lılar Ilmatere ve onun emrindeki kişilere saygı gösterirler.  DİĞER IRKLARLA İLİŞKİLERİ Damaralıların shiled dwarflarla çok eskiye dayanan ve kalıcı bir ilişkileri vardır ayrıca bunun yanında dayanıklı halkın geriye kalanlarına da eğilimleri vardır.(Duergarlar hariç tabii ki.)Halflingler , Impiltur dışında Damaraların diyarlarında oldukça seyrek görülürler ama bir çok Damaralı ülkede sevecenlikle karşılanırlar.Gnomelar , dwarflara benzer kabul edilmelerine rağmen Damara diyarlarında çok fazla bilinmezler.Elfler ve Half elfler Aglorand ve Gray Forest dışında neredeyse hiç bilinmezler ve şüpheyle karşılanırlar.Drowlar, Gelena Mountains’da bilinirler ve oranın yerel halkıyla düşmanlık içindedirler.Half Orclarlara da büyük bir şüphe ile yaklaşılır ancak Vaasa’da oldukça kalabalık bir azınlık oluşturmaları sebebiyle tolerans gösterilmektedir. Damaralılar ,Narfelli sorcererların saldıkları kötülükle çok uzun bir zaman boyunca mücadele etmişlerdir bu yüzden demonlara ve onların soyundan gelen hiçbir şeye tahamül edemezler.(Örneğin Tieflingler).Red Wizardlar sayesinde Fire Genasilerle tanışmışlar ve eşit derecede onlardan da hoşlanmamaktadırlar.Diğer tür planetouchedlar Damara diyarlarında pek görülmez. İnsan kültürleri içerisinde Damaralılar en çok Chodathanlılarla iyi geçinirler.İkincil olarak çok iyi geçindikleri ulus ticari ilişkileri çok sıkı tuttukları Turnamilerdir Narlar ve kuzeyli Rashemiler kabul görür ancak Mulanlar veya Thaylı Rashemiler büyük bir şüphe ile karşılanırlar.Tuiganların yaptıkları akın yüzünden silinip gitmeyen hatıralar onlarla iyi ilişkiler kurmalarını engeller.Son olarak birkaç on yıl önce yapılan Bloodstone Savaşının kalıntılarıyla bütün Vaasan’lılar demonlara tapan yağmacılar olarak görülmektedir.Damaralıların tek gerçek düşmanları konumundadırlar. DAMARA ALEV EDEVATLARI Sea of Fallen Stars’daki geniş ticaret sayesinde Damara , Chodahanlılarla pek çok şeyi paylaşabilmektedirler.Faerun’da genel olarak bilinen her türlü silah ,zırh ve genel eşyalar Damaralıların ellerinde de bulunabilmektedir. Silah ve Zırhlar: Damaralılar genellikle orta ağırlıktaki zırhları tercih ederler.Bu hem onları daha az yavaşlatır hem de yeterli derecede korur.Demonların ve kana susamış diğer yaratıkların diş ve pençelerinden korunmak için zırh önemli bir ekipmandır.En çok sevilen silahlar spear ,long spear ,glaive, halberd , greatswordlardır.Daha çok kullanılan zırh türleri ise leather armor , chainmail, breastplate ve  splinted mail dir.  Nadir Eşyalar:Belki de Faerun’daki en nadir büyüsüz eşyalardan biri heavy aspergillum’dur.Genellikle Impiltur’daki Ilmater rahiplerinin ellerinde bulunan, içerisinde kutsal su taşınabilen ağır bir topuzdur. EVCİL HAYVANLAR Damaralılar pek çok köpek türünü evil hayvan olarak beslemektedirler.Özellikle dağlık ve buzlu bölgelerde köpekler gerek kızak çekmek veya yuk taşımak için kullanılmaktadırlar.Great Glacier’ın çekilmesinden sonra açılan alanlarda Damaralılar köpekleri avlanma veya sürü gütme amaçlı kullanmaktadırlar.Damaralı köpeklerini türlerinin diğer üyelerinden ayıran özellik daha kalın bir deriye sahip olmaları ve soğuğa daha dayanıklı olmalarıdır.Atlar da ayrıca Damara kültüründe önemli rol oynamaktadırlar.Soğuk ve zorlu araziler çoğunlukla yürünerek gidilemeyecek durumda olmaktadırlar.Impiltur’da daha çok andaluarian adlı at tipi bulunmaktadır.Bu atlar daha çok karavanlarda kullanılırlar, renkleri açık gri veya açık kahverengi arasında gidip gelmektedir.Vaasa ve Damara gibi ülkelerde grifon gibi egzotik binekler de kullanılabilmektedir. DAMARA Baş Kenti:Heliogabalus Nüfusu:1,321,920 (%87 İnsan , %6 Dwarf, %4 Halfling , %2 Half Orc) İnsanların %70 i Damaran , %20 si Chodathan , %5 i Nar , %2 si Vaasan , %2 si Rashemi) Yönetim Şekli: Monarşi İnanılan Dinler:Ilmater , Silvanus ,Tempus( Barbarlar) İhracat Ürünleri:Mücevher , altın , demir ,gümüş İthalat Ürünleri:Yiyecek , odun , çiftlik hayvanları Impiltur’un kuzeyinde , Moonsea’nin doğusunda bir zamanlar kudretli ancak şimdilerde orc gnoll ve benzeri ordularla verdikleri mücadelelerden dolayı zayıflamış krallıklarını yeniden inşa etmeye çalışan bir ülkedir Damara.Bir çok ırka ve dini inanışa tolerans gösteren , hoş görülü , ülkeye gelen yabancıları misafirperverlikle karşılayan bir ülkedir.(Özellikle yaratıkları ve tehlikeli şeyleri öldürebilecek yabancıları).Politika ile ilgilenenler veya maceralar yaşamak ve tecrübe kazanmak isteyenler bu ülkede pek çok fırsat bulabilirler. Damara bir çok komşusuyla iyi geçinmekte ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktadır.Özellikle Bloodstone adındaki çıkardığı mücevheri çevresindeki bir çok yere satmakta ve büyük kar elde etmektedir.Yine de Damara yöneticileri batı komşuları olan Vaasa’ya karşı oldukça temkinli yaklaşmaktadır ve yeniden oradan yükselebilecek bir tehlikeye karşı daima tetiktedirler. YAŞAM VE TOPLUM Damara’nın çalışkan halkı şu günlerde ülkesini yeniden inşa etmek için şu günlerde her zamankinden de fazla çalışmaktadır.Bir çoğu sevdiklerini ve eski hayatlarını kaybetmişlerdir, bunun için büyük yaslar duymaktadırlar.Ilmater’e tapınmak onlara bu zorluklara dayanmak için güç ve geleceğin daha güzel olacağına inanmaları için umut vermektedir.Ağlayan Tanrının Paladinleri ülkede sıklıkla görülebilir , ayrıca yine Ilmater’in monkları Glacier of the White Worm ‘a yakın bir yerdeki Yellow rose Manastırında yetiştirilirler. Yakın tarihteki sancılarına rağmen Damaralılar bir çok insan milletinin cücelerin halflinglerin ve half orcların barış içinde yaşamasını sağlayan ülkelerinden onur duymaktadırlar.Madencileri gereğinden fazla metal çıkarmaktadırlar ve böylece hem ülkenin ihtiyaçları karşılanıp hem de büyük oranlarda ihracat yapılabilmektedir.Bloodstone geçitinin  altındaki svifneblinler son zamanlarda ilizyonist büyüler öğreten bir büyü okulu açmışlardır. ÖNEMLİ COĞRAFİ BÖLGELER Damara’nın bir çok yolu kış zamanında geçilemeyecek duruma gelir ama nehirler ülkenin her yerinden baş kente ulaşımını sağlar.Sıcak havalarda nehir üzerinden sandallar ,tekneler ile ulaşım sağlanırken soğuk vakitlerde nehirler buz tuttuğundan atların çektiği kızaklarla ulaşım sağlanabilmektedir. Bloodstone Geçiti:Galena Mountains’in içinden geçen bir geçittir.Geçite iki  iki kale bulunmaktadır.Damara’ya ait olan kalenin adı Bloodstone Gate’dir.(Nüfus 13,233).Bu kale  hem Vaasa ile olan Bloodstone ticareti kontrol etmekte  de hem de Vaasa’dan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı önem olmaktadır.      Earthwood:Bu küçük ve sık ağaçlarla bezeli orman inanılmaz bir güce sahiptir.Kesilen ağaçlarını birkaç yıl içerisinde hemen çıkarabilmekte ve sağlığını korumaktadır.Efsanelere göre çok uzun zaman önce bu ormanı koruyan bir druid buza ve donmaya karşı ormanı korumak için bir büyü yapmıştır ve o zamandan beri orman hiç buz tutmaz.Yaratıklar genellikle bu ormandan uzak dururlar. Galena Mountains:Bu dağlar sivri uçlu , daima buzlarla kapı tepelerinde yüzlerce goblin ,dev ve daha bir çok yaratığa ev sahipliği yapmaktadır.Bu dağlardan 4 büyük dwarf yerleşkesi bulunmaktadır.Bloodstone Mines( Nüfus 500 ) , Hillsafar Hall ( Nüfus 1500 )  Ironspur (nüfus 1000) ve gold dwarflar tarafından yeni kurulmuş olan Firehammer Hall’dır(Nüfus 300).Bu dağlarda altın , demir ve bloodstone çıkartılmaktadır.Aynı zamanda iyi silahlanmış dwarflar buradaki yaratıkların kontrol altında tutulmasını sağlamaktadırlar.Underdark ayrıca madenlerin hemen altında derro , drow ve duergar şehirlerini barındırmaktadır.Dağların batı yamaçlarında Mulmaster ve Melvaunt gibi yerlerden gelen madenci kampları görülmektedir. Glacier of the White Worm:Earthspur Mountanis’in yüksek zirvelerinden gelen buzların erimesiyle akan nehirler bir tarafta Moonsea’ye bir tarafta Impiltur ve Damara arasındaki bir göl olan Lake Ice Melt’e akmaktadırlar.Burası da Earthspur dağlarının yüksek zirvesindeki dev bir buzuldur.İsmini etrafta cirit atan beyaz remorhazlardan ve dev boylardaki frost wormlardan almaktadır.Bu bölgeye adımını atıp hayatta kalan maceracıların söylediklerine göre bu yaratıkların yanı sıra kar örümcekleri ve daha bir çok değişik tehlikeli yaratığın yaşadığı bir yermiş. Eski tarihçiler  bu buzulun bir zamanlar Damara’yı da örten Great Glacier’in bir parçası olduğunu söylerler.Ancak yeni bilginlere göre bu gölgede şeytani ,doğal olmayan bir takım güçlerin etkisi olduğu söylenir.Bu kadar güneydeki ısıyla doğal yollarla buz haline kalmayacağını söylerler. Buzula yukarıdan bakıldığında Earthspur’un sivri uçlarından biri üzerinde pencereler,kapılar balkonlar ve içerisinde inanılmaz karmaşık dehlizlerin , koridorların ve odaların bulunduğu Citiadel of White Worm bulunmaktadır.Bu hisar daha çok Yellow rose manastırı olarak bilinir.Ilmatere saygılı keşişler burada eğitimlerini tamamlar , blueberry şarabı yapar ,görülmeye değer el işleri ve Ilmater’i onurlandırmak adına sanat eserler yaparlar.Bu monklar aynı zamanda Narfell, Damara, İmpiltur ve Vaasa’daki haberleri toplar, arşivler ve takip eder.   ÖNEMLİ ŞEHİRLER: Gates:İki duvarlı kale Bloodstone pass’ın çıkışını korumaktadır.Aynı zamanda ülke herhangi bir saldırı veya istila karşısında kaldığında insanların sığınacağı bir yer konumundadırlar.Damara kapısı 3 mil uzunluğunda ve 30 feet yüksekliğindedir.Balistalarla desteklenmiş koruyucu kulelere sahiptir.Vaasan kapısı ise yarım mil uzunluğunda 60 feet yüksekliğindedir.Yine benzer şekillerde korunan kulelere sahiptir ancak hisar kısmı arkada kalmıştır. Heliogbalus( Metropolis 44,111):İlk Damara tahtının bulunduğu ve şimdiki Kralın da yönetimini sürdürdüğü şehir burasıdır.Zengin bir ticaret noktası olan bu şehir Faerun’un farklı yerlerinden kuzeye gelen tüccarların yollarının bittiği noktadır.Damara’da bir çok yabancı eşya ve tüccar kurumu bulunabilmektedir.Halka bir çok aradığı şeyi bulma olanağı sağlar.5 yıl önceye kadar şehrin resmi bir ordusu yoktu , sadece tüccarlar  loncalar tarafından teftiş ediliyordu.Yeni kral tüccarların loncalarını dağıtmalarını emretti ve ardından genç Ilmater Paladinlerini yetiştirerek şehir ordusunu oluşturdu. Trail’send (Large City , 14,116):Bu baronluk şehri kuvvetlendirilmiş bir kalenin etrafına inşa edilmiştir.Şehir ve baronunun Impiltur ülkesiyle dostça ilişkileri vardır.Baron , Donlevy the Young Cadı Kralın yönetiminden kaçmış ve Kral Dragonsbane’in korumasına sığınarak Damara’ya gelmiştir.Şimdilerde servetli bir soylu olan baron , kralın , Impiltur krallığı ile öncelikli bağlantısı konumundadır.Trailsend genellikle Damara’yı ziyaret edenlerin ilk göreceği şehir konumundadır.Bir çok iş ve macera imkanı bu şehrin surları içinde bulunabilmektedir.   ÜLKE TARİHİ Damara , yaklaşık 300 yıl önce(1075) Bloodfeathers ailesi tarafından kurulup yönetilmeye başlandı.Eskiden demir , gümüş ve bloodstone ticaretleri sayesinde hızla zenginleşmiş bir ülkeyken Vaasa’dan gelen akıncılarla yaptıkları 12 yıllık mücadele sonucunda zor günler yaşadı. Vaasa’nın Cadı Kralı deniden Zhengyi adlı Lich , Damara toprakları üzerine undeadler, goblinler , giantlar , gnoller ve orclardan oluşan ordularını gönderdi ve Kral Virdin Bloodfeathers’ı öldürdü.Zhengyi’nin orduları Damara’nın kuzey kısımlarını ele geçirmişlerdi ki bir maceracı grubun lichi durdurması üzerine dağılıp kaçıştılar.Gareth Dragonsbane aşağı soylularla anlaşma yaptı ve halkın da desteğini alınca 1359 yılında kral oldu. Damara’nın yeniden birleşmesiyle Kral Dragonsbane halkıyla beraber ülkeyi yeniden güçlendirmek için çok çalışmaya başladı.Ülkenin gerek ekonomisini , gerek askeri gücünü yukarılara taşımak istiyordu.Vaasa ile arasında bir geçit olan Bloodstone geçitine kaleler yaptırdı böylece daha önceden kendini dağıtan düşmanlarına karşı hep tetikte olacaklardı.Impiltur ile ticari ilişkilerini daha da geliştirdiler ve bloodstone’u satıp tekrar zenginleşmeye başladılar. Kral Dragonsbane ülkeye çeşitli yerlerden maceracıların akın etmesini ve bu maceracıları ülkesine bağlayarak dış güçlere karşı etkin olmayı planlıyor.Kral ülkeye yerleşip hizmet edecek maceracılara bolca para , toprak hatta aşağı soyluluk teklif ettiğinden ülkedeki maceracı sayısı her geçen gün artmaktadır. ILMATER The Crying God, the Broken God Intermediate Deity Sembol:Kırmızı iplerle sarılmış bir çift beyaz el. Bulunduğu Düzlem:House of the Triad Aligment:Lawful Good Alanları:Dayanıklılık ,çile ,şehitlik ,azim Genel olarak inananları:Kusurlular, fakirler,monklar,zülme uğrayanlar,köleler,köylüler,paladinler… Favori Silahı:Silahsız dövüş Bonkör ve iyi ruhlu bir tanrı olan Ilmater( ill-may-ter) sessiz , sakin , sürekli omuzlarının üzerinde yük taşımaya ve acı çeken dünya için ağlamaya sürekli hazırdır.Çok sakin ve zor sinirlenen bir yapıya sahip olmasına rağmen onun gazabını üzerine çekmek ölüm demektir.Çocukları ve genç olan bütün yaratıkları korur, gözetir ve onlara zarar verecekleri engeller.Ağlayan Tanrı’nın bedene bürünmüş görüntüsü orta yaşlı, vücudu kötü derece zarar görmüş acı çeken kırılmış kemikler ve işkence izleri taşıyan bir adam görünümündedir.Kısa boylu ,kel ,dayanıklı ve iri yapılı  , sadece üzerini örtecek pejmude elbiseler vardır  ama yüzünde inanılmaz sıcak ve rahatlatıcı bir ifade vardır. Ne yazık ki kendisinin ve inananlarının felsefeleri herkes tarafından anlaşılamamıştır ve başkaları Ilmater ve rahiplerini hakir ve zavallı görmektedir.Ancak yine de Faerun’da en çok inananı olan tanrılardan biridir.Bu acımasız dünyada fakirler , hastalar ve yardıma muhtaçlar Ilmater’den daha iyi sığınacakları bir ilah bulamazlar.Ilmater tapınakları köylü halk tarafından hemen hemen her yerde çok sevilir ve hoş karşılanır.Aynı zamanda bu tapınaklar şifa evleri olarak da işlev görürler.Zayıflıktan nefret eden, gözleri dönmüş tiranlar veya kötü insanlar Ilmater’in felsefesini anlayamayacağı gibi ondan ve ona inananlardan nefret ederler. Ilmater’in clericleri büyüleri için sabahları dua ederler.Bunun dışında ibadetleri gereği günde 6 kere özel dualarını gerçekleştirirler.Özel bayramları veya günleri bulunmamaktadır.Ancak bazı zamanlar clericleri dinlenmek için izin alırlar.Bu dönemlerde cleric 10 gün boyunca Ilmater’in dogmalarından uzaklaşır , normalde tanrısının hoşuna gitmeyeceği bir şeyi yapabilir ve ruhsal hırpalanmasını bir süre olsun durdurabilir.Bu gelenek bazen clercilerin yapması gerektiği ama dogma dışında kalan bazı hareketlere neden olabileceğinden üst rütbeli clericler tarafından geliştirilmiştir.En önemli ritüel Turning denilen ritüeldir.Bütün Ilmater Clericlerinin yapmakla görevli olduğu bu ritüel ölüm döşeğindeki kişinin Ilmater’i kabul etmesi ve ona dua etmesini sağlamakla gerçekleştirilir.Bir çok Ilmater clerici şifa iksirleri yapmayı öğrenirler böylece ulaşamadıklara noktalara da şifa ulaştırabilirler.Broken Ones denilen Ilmater’e tapan monk örgütü , masumları incitenleri takip edip onları durdurmak ve cezalandırmak üzere görev yaparlar.Bu monklar ; arcane devotees, clerics, divine champions, divine disciples, divine seekers ve hierophant olarak prestije veya multiclass alabilirler. Tarih ve İlişkileri: Ilamter , Tyr(üssü) ve Torm ile beraber çok uzun zamandır beraber hareket eden ve Triad’ın içinde yer alan çok yaşlı bir tanrıdır.Ilmater aynı zamanda Lathander ile de müttefiktir.Yok etmekten ve acı çektirmekten hoşlanan tanrı/tanrıçalara karşıdır.En büyük iki düşmanı Loviatar ve Talona’dır.Diğer anlaşamadığı ve düşman olduğu tanrılar ; Bane, Garagos , Malar , Shar ve Talos’dur. Dogma:Yaralı olana kim olduğunu önemsemeden yardım edin.Gerçek ibadet başkalarının acılarını çekmektir.Eğer siz başkalarının acılarını onların yerine çekmeyi seçerseniz Ilmater’de size destek olur.Sonucu size acı veya kötülük getirecek  olsa da doğru olduğuna inandığınız şeyi yapmaktan çekinmeyin.Bir amaç uğruna gelen ölümde üzülecek ve utanacak bir şey yoktur.Bütün tiranlara ve zorbalara karşı gelin , adaletsizliğin bulunduğunuz yerde hakim olmasına izin vermeyin. Clericleri ve Tapınakları:Ilmater rahipleri yalnızca ihtiyaçları olanı tüketir fazlasını dağıtırlar.Yaralanmışlara , hastalara her zaman zamanlarını ayırırlar.Canı yananların dili , kaybolanları rehberi olur ,açları doyurur , evsizlere barınak bulurlar.Hasta olanlar için hem büyülerini hem de doğal bitkileri ve ilaçları kullanırlar.Ölüleri gömerler , hastalıkları yok ederler , fakirlere  yemek içecek ve odun verirler.Hayatın ve çile çekmenin kutsal olduğuna inanırlar.Savaş geldiği vakit kendilerini toparlarlar küreklerini , şifa iksirlerini , çadırlarını , ve şifa için gerekli eşyalarla dolu vagonlarını ayarlar ve işe koyulurlar.Faerun’un zengin şehirlerini gezer ve buralarda tapınakları için para toparlar. Ilmater tapınakları genellikle kırsal arazide yol kenarlına inşa edilmiştir.Yolcular için uğrayıp dinlenebilecekleri bir duraktır.Bir çok Ilmater azizlerinin isimlerini almıştır.Bazıları bir çeşit konaktır.Koruyucu duvarlar ve büyülerle çevrili , içerisinde Ilmater için kutsal alanlar barındırırlar.Bunun dışında normal bir konağın sahip olduğu gibi bahçe , ahır , gibi bölümlere de sahip olurlar. Ilmater rahipleri hafif , solmuş gri bir tunik ,yelek ve pantolon giyerler.Kafalarına gri ( normal clericler) veya kırmızı( yüksek rütbeli clericler) takkeler takarlar.Henüz çırak durumunda olanlar ise takke giymez.Ilmater’in sembolü bir demir zincir ile boyuna geçirilerek ve tam göğüs hizasında görülecek biçimde taşınır.Bazı yaşlı clericler sağ veya sol gözlerine göz yaşı damlası şeklinde dövme yaptırmışlardır. Ilmater rahipleri inanç sistemi içinde resmi olmayan bir hiyerarşiye sahiptirler.Bir bölgede en yetkili olan kişi en büyük temple ın baş clericidir.Ondan sonra Abbey ve ondan sonra da monastery gelmektedir.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tarihi – Crown Wars (Bölüm 2)

  DÖRDÜNCÜ CROWN WAR : THE DESCENT Miyeritar’ın yok oluşundan sonra , Dark Disaster’dan dolayı gerçekten kimin sorumlu olduğunu bilen Ilythiiri , Aryvaandar imparatorluğuna karşı hiddetlendi.Öldürücü fırtınanın uyanmasından sonra , Ilythiiri’de bütün kadim büyü gücünü savaşa aktardı ve bunun sonunda  eşi benzeri olmayan bir harap ediş ortaya çıktı.Dark Disaster’dan 40 yıl sonra Ilythiiri , Shantel Othreier’i tamamen yok etti.(Aryvaandar’ın güçlerine en yakın karakol bu krallıktı.)”Song of the Sundered Crown” adlı şarkının sözlerinde Ilythiiri’nin kadim büyücüleri için :”gökten taşlar çağırdılar “ ve “Yer yüzünü kaynatıp ağaçlara çığlıklar attırdılar” denmektedir.Yıkılan krallık Shantel Othreier’den kaçan mültecilerin Ilythiiri’nin gaddarlıkları ve yıkımları hakkında anlattığı hikayeler Aryvaandar’ın önceki yüz yıllarda yaptıklarıyla karşılaştırılacak gibi değildi. Bu zalim saldırılara karşı , hala ayakta kalan elf krallıkları  büyük bir konsey toplayarak bu elf ırkının ( Ilythiiri veya Dherow ) lanetlenmesine karar verdi.Bu kavim Corellon ve eski din kardeşleri tarafından terk edildiler.Seldarine tapınağının en güçlü ruhban ve büyücüleri toplanarak Ilythiiri’lerin bedenlerini , ruhlarına denk olsun diye çirkinleşip değişmesi için çok güçlü bir ritüel yaptılar.Bu ritüel sadece kötü Ilythiiri kavmini hedef alsa da Faerun’un her yerindeki kara elfler değişime uğradı.Kötü Kara elfler birleşmiş kudretli elf krallıklarının gücüyle yer altına sürüldüler.Descent olarak bilinen bu olay Lolth’un ve onun uğursuz dölünün Seldarine mabadinden kovuluşuna çok benzemektedir.Böylece yer altına sürülen uğursuz elfler Lolth ile karşılıklı çıkar ilişkisiyle onun himayesine girdiler ve ona sadık yeni bir kavim oldular.Dherow kelimesi zaman içinde Drow kelimesine dönüştü ve bu da bu uğursuz yeni ırkın yeni ismi olarak kalacaktı. Neden sadece Ilythiiriler değil de tüm kara elfler değişime uğradı? Bu hala descentın varlığını koruyan gizemlerinden biridir.Bazı alçak gönüllü ilahiyatçılara göre bu kadim büyüyü kullanmaya başlayan elfler tarafından gerçekleştirilmiş istenmeyen bir sonuç , bir hatadır.Onların gözünde bu olay Evermeet’in Faerun kıtasından ayrılması , Dark Disester veya Jhaamdath krallığının düşüşü kadar kötü bir olaydır.  BEŞİNCİ CROWN WAR : ARYVANDAAR’S FALL Dördüncü Crown War ve Descent olayından sonra elfler manevi olarak çok güçlü sayılmayan zorunlu bir ittifak yaptılar.Corellon Larethian’ın kendi kararıyla yüzün üzerinde her elf kavminden ( drowlar dışında ) ve her mevkiden vekiller seçildi.Bu vekiller doğudaki ormanlarda mücadele ve politikadan uzakta bu zulüm ve yıkıma karşı çareler için tartışabileceklerdi.Bu yer Corellon’un ismini aldı , adelet ve yargı yeri olarak kaldı.Elven Court. Yargı zamanı boyunca bir çok elf Crown War’ı arkasında bırakıp sözü geçen mistik , savaştan uzak elf diyarı Evermeet’i aramaya başladı.Kalplerinde hissettikleri çağrı ile batıya doğru göremedikleri ama bildikleri yoldan ilerlediler.Sahillere ulaşınca gemiler yaptılar ve bilinmez batıyı keşfe çıktılar en sonunda da Evermeet adasına ulaştılar. En büyük sürpriz burada hali hazırda yerleşmiş elflerin yaşamakta olmasıydı.Adada yaşayan vahşi elfler bile ne kadar süredir bu adada yaşadıklarından emin değildiler.Son tahlilde Aryvandaar evinin burayı en iyi şekilde medenileştireceğine karar verildi ve yetkili birileri gelene kadar adanın yetkilerinin onların elinde olmasına karar verildi. Yaklaşık bin yıllık müzakerelerden sonra Evlen Court Aryvandaarları  ve Vyshaan krallığını yöneten altın elf Vyshaan ailesinin Crown Wars a sebep olmuş acı ve zorbalıkların temeli olduğuna karar verdi.Vyshaan ailesi için düşünülen ceza oldukça ağırdı.Elf ırkına karşı işledikleri suçlardan dolayı ellerindeki soyluluk ve yöneticilik sıfatlarının alınmasına karar verilmişti.Ama Elven Court’da bulunan Vyshaan ajanları verdikleri karar konusunda dikkatli olmaları , clanın bu karara karşı askeri aktif bir direnç göstereceğini söylediler. Beşinci Crown War diğer dördü gibi düşüncesizce başladı.Malkizid’in isteği ile deli kral Giilvas Vyshaan içine büyücü oğul ve kardeşlerini de katarak  kendisi karşında duran bütün büyücü ve kadim sihirbazların öldürülmesini emretti.Vyshaan askerleri ve destekçileri tamamen sadıktılar ancak arkalarında Corellon Larathian’ın bulunduğu  bütün diğer elf gruplarının birleşmesiyle bir araya gelmiş konseye karşı pek şansları olmadıklarını biliyorlardı.Malkizid bile Vyshaan için zaferin imkansız olduğunu görüp Baator’un 9 cehennemine kaçtı ve Vyshaan’ı kaderine terk etti.Bir süre sonra apaçık deliliğe kapılan yöneticileri en sadık destekçileri bir yarı yolda bıraktı.Destekleri çekilen elfler ve kendilerini terk eden şeytanı desteklerinden sonra Vyshaan yavaşça ama kaçışı olmayan bir şekilde çöktü.Söylentiler ve kara hikayeler Vyshaan’ın dört oğlunun , klanın yıkılışından sağlıklı bir şekilde batıya kaçtığını ve büyük bir hevesle dönüp Yeni Vyshaan krallığının başına geçecekleri günü beklediğini anlatır.Düşünürler ve bilgeler bunun bir kurgu olduğunu düşünmektedirler. Böylelikle Crown War ilk olarak 3000 yıl önce kıvılcım başlatıp savaşlara sebep olan Vyshaan krallığının çöküşüyle sona ermiştir.Günümüz Faerun elfleri geçmişlerindeki bu delilik hakkında oldukça az konuşurlar ve elf olmayanlarla bu konuları açmak bile istemezler.Ama yine de bu olayın elf dilinde bazı kalıntıları olmuştur.Bu gün elf dilindeki en ağır ve kötü lanetlerden biri olan en az dherow kadar hakaret sayılan “vyshaan” kelimesi doğmuştur. Bu yazımın da sonuna geldim.Gelecek yazımda elf gruplarını incelemeyi bitirip Faerun’daki başla olaylara bakmaya başlayacağız :)  Önceki yazımda söz verdiğim gibi Crown Wars’ın tarihi olayları için bir kronoloji: -30,000 Sedarine savaşları başladı.Araushnee Demonweb Pits’e kaçtı ve orada iblis tanrıça Lolth’a dönüştü.Solar Malkizid lekelendi ve Dokuz Cehenneme sürüldü. -18,000 Bazı Ilythiiri evleri Ghaunadaur ‘u keşfetti ve gizlice ona tapmaya başladılar.İlerleyen yüz yıllarda Ilythiiri evleri başka şeytanı ilahlara döneceklerdi( Lolth gibi) -17,600 Sundering olayı gerçekleşti.Evermeet yaratıldı. -17,100 Üç Yaprak Savaşı başladı.Ilythiiri casusları ve suikastçileri Syorpiir , Theanytaar ve Eiellur ‘u kışkırttı ve birbirlerine düşürerek birleşmelerini engelledi. -15,300 Vyshaan klanı Coronal Ivosaar Vyshaan liderliğindeAryvandaar’da yönetimi ele geçirdiler. -14,700 Miyeritar ve Aryvandaar arasındaki ailevi bağlar fark edildi ve Vyshaanti barışçıl yollarla Miyeritar’ı kendi yönetimine katmaya çalıştı.Miyeritar kabul etmedi. -13,900 Miyeritar kültürel ve büyüsel yollardan altın çağına ulaştı. -13,200 Aryvandaar’lar Miyeritar ülkesine akınlar yapmaya ve ticaretlerini etkilemeye başladılar. -12,000 İlk Crown War başladı.Aryvandaar , Miyeritar a saldırdı ve Shantel Othreier’in de eğer sözlerini dinlemezse aynı kaderi paylaşacağını söyledi. -11,800 Aryvandaar güçleri Miyeritar güçlerini etkisiz hale getirdi.Bir grup kara ve slyan elfleri savunmayı sürdürdü.Bir çok Illrfarn elfi Miyeritar’lılar için sığnak sağladı. -11,700 İkinci Crown War başladı.Ilythiir , Arycandaar’ın mütteği olan Orishaar’a sürpriz saldırılara başladı. -11,600 Ilythiir , Syorpiir’i yok etti. -11,500 Thearnytaar ve Eiellur ,kuzeyde genişlemesine engel olmak için  Ilythiir’e karşı savaş ilan etti.Lolth Wendonai’yi Ilyhiiri yönetimine peygamber ve yardımcı olarak gönderdi.Lolth kilisesi yükselmeye başladı.  -11 450 Thernytaar ve Eiellur , Ilythiir’e saldırdı.Ordularının yarısından fazlası şeytani , kara elflerin kötü büyüleriyle katledildi. -11,400 Eiellur , Ilythiir elfleri ve hain vahşi elfler tarafından dümdüz edildi. -11,300 Miyeritar , Aryvandaar tarafından fethedildi ve ilk Crown War sona erdi. -11,200 Thernytaar , Ilythiir elflerinin undead yaratıkları ve baskın iblisleri tarafından yok edildi.Ilythiir , Keltormir ile çatışmaya başladı. -10,900 Malkizid , düşmüş solar , Vyshaan lordlarının gizli efendisi oldu.Üçüncü Crown War başladı.Aryvandaar artık Vyshaan imparatorluğu olarak bilinmeye başlandı ve Shantel Othreier’e saldırdı. -10,700 Bir orc ordusu Aryvandaar ve Shantel Othreier’in Tanrılar Meydanı Savaşında rol oynadı.Aryvandaar ,zafer kazanıp Othreirer’in kuzeyini işgal edene  kadar yaklaşık 7000 elf hayatını kaybetti. -10,600 Shantel Othreier tamamen Vyshaan imparatorluğu tarafından fethedildi ve üçüncü Crown War sona erdi.Miyeritar ve Shantel Othreier’de direnç hareketleri kıvılcımlandı. -10,500 Dark Disaster felaketi Miyeritar’ı yok etti.Elfler yaptıklarını düşünene kadar Crown Wars a bir süre ara verildi. -10,450 Dördüncü Crown War başladı.Ilythiiri Lolth ve Ghaunadaur gibi kötü ilahlara açık açık tapmaya başladılar. -10,300 Keltormir doğudaki güçlerini çekti ve Highland’s Edge de bir savunma hattı oluşturdu. -10,270 Keltormir’in geri çekilmesiyle ilk defa Ilythiiri ve Vyshaan direk karşı karşıya geldiler. -10,110 Illefarn’ın yüksek büyücü ve ruhbanları çözüm için aramaya başladılar. -10,100 Ilythiir , Shantel Othreier’i yok etti. -10,000 Seldarine tüm ilahi ve mistik büyü gücünü Ilythiir’i yok etmek için birleştirdiler.Tüm kara elfler drowa dönüştü ve yer altına sürüldüler.Bu Dördüncü Crown Warı sona erdirdi.Seldarine tüm klanlardan elfleri bir araya toplayarak Elven Court meclisini kurdu. -9900 Vyshaantar imparatorluğu Illefarn’ı kendisine kattı.Yüksek büyücülerine ve güçlü ruhbanlarına eziyet ederek kendisi için tehdit edecek bütün etkenleri elemeye başladı. -9800 Vyshaantar , Evermeet üzerinde kolonileşmeye başladı. -9600 İlk drow medeniyetleri Vyshaantar imparatorluğundaki eski düşmanlarını bezdirmek için aktivitelere başladı. -9200 Beşinci Crown War Vyshaantar’ın Elven Court’daki hükümlere karşı gelmesiyle başladı.Aryvandaarlı bir çok elf Vyshaantar’a sırtını çevirdi.Malkizid , Vyshaantar’ı terk ederek şeytanı boyutlara döndü. -9000 Beşinci Crown War Vyshaantar imparatorluğunun yok edilmesiyle sona erdi.Aryvandaar toprakları uzun süre boş kaldı.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tarihi – Crown Wars (Bölüm 1)

  Bu yazım elfler ile ilgili olan yazının devamı niteliğinde olacaktı.Ancak araya iki yazılık bir Crown Wars tarihini sokmaya karar verdim.Elflerin tarihlerindeki en önemli olayı daha detaylı inceleyip görelim: Faerun’un sisli geçmişinde henüz neredeyse hiçbir kadim insan ve cüce imparatorluğunun kurulmadığı zamanlarda elflerin kudretli imparatorlukları Faerun’un enine boyuna bir çok yerinde bulunabiliyordu.Bu kudretli imparatorluklar (Arryandaar ,Keltormir ,Miyeritar ,Illefarn ,Ilythiir ve Shantel Othreier) aç gözlülük , kıskançlık ve gururun tuzağına düşmeden evvel barış içinde bir arada yaşıyorlardı.Bu kadım elf diyarlarını yok eden savaş dizisine Crown Wars diyoruz. Crown War 5 büyük imparatorluğu kapsayan bir olaydır.3000 yıl boyunca elfler birbirleriyle dövüştüler ;ve çağlar boyunca kurdukları medeniyetlerin bir anda yıkılışına ve tarihlerinde görülmüş en büyük kardeş cinayetini gerçekleştirdikleri için yas tuttular.Crown wars arka arkaya olmamışlardır.Hepsinin ayrı bir nedeni ve sonucu vardır( birbirlerini tetikleseler de… ) bu yüzden bir crown war sürerken bir diğeri o bitmeden başladığı zamanlar oldu.Bunun için yazının sonuna tarihi bir kronoloji de koydum ki neyin hangi tarihte hangi sırada olduğunu daha rahat görün. Aslında bir elf etnik grubu döneklik etti , kötü oldular ve sonsuza kadar ışıktan uzak kalmak için lanetlendiler.Bu elfler günümüzde drow olarak bilinirler ve halen yer altında yaşayıp yer yüzündeki kuzenlerinden nefret etmektedirler.Nefretleri o çağlardan bu yana hiç ama hiç azalmamıştır. Zamanın etkisiyle Crown War’dan önce yapılan bir çok kale yok oldu ancak şaşırtıcı derecede bir sayı da bazı koruyucu büyülerin etkileriyle günümüze ulaştı( Tabii ki tam olarak hasarsız değiller).O çağa hükmeden “yaşsızlık” o çağdan kalma harabelere de sinmiştir ve oraya giren her kişi buranın ölçülemeyecek derecede tarihi olduğunu hisseder.Mimari günümüzdeki elflere göre bile acayiptir.Bu harabelerin çoğu bir çok öldürücü tuzağı barındırmaktadır ama bu tuzaklar yalnızca harabeleri yağmalamaya çalışan veya içeri giren davetsiz misafirleri değil aynı zamanda harabenin bulunduğu bölgenin genişçe bir kısmını tehdit etmektedir. Son olarak belki de en önemlisi bu kalıntılar Faerun elflerinin trajik hikayesini anlatan dilsiz şahitlerdir.Tarihçiler ve filozoflar günümüzde hala Crown War’ın elf tarihindeki ilk katliam olup olmadığını ve Crown Wars olmasaydı sonradan ortaya başka katliamların çıkıp çıkmayacağını tartışıyorlar.Elfler kalplerinin bir köşesinde o zarefli günlere özlem duymakta ve o dönemleri özlemektedirler.Crown Wars ın öncesini anlatacak yerlerde dolaşmayı isteyebilirler.Buradaki her taşta derin bir üzüntü sezerler ve hatta elf olmayan ziyaretçiler bile bu bölgelerde dolaşırken buradaki yas ve huzursuzluğu hissedebilirler. Geçmişin Koruyucuları Evermeet , Everaska , Elven Court gibi elflerin baskın olduğu yerleşim yerlerindeki kütüphanelerde ve bilgi salonlarında Crown Wars hakkında basit üstün körü bir bilgi kolaylıkla edinilebilir.Büyük bir bilge diğer bilginlerden daha fazla detay bilebilir ( mesela bir yıkıntının nerede olduğu gibi) ancak elfler bu gibi şeylerden çok tarihin gidişatını öğrenmeyi isterler. Başka ırkların üyeleri bu konu hakkında bir şeyler öğrenmek istedikleri zaman biraz daha fazla zorluklarla karşılaşabilirler.Crown War elf tarihindeki tek ve en büyük utanç kaynağıdır ve doğal olarak dışarlıklı kimselerle bunu paylaşmak istemezler.Özellikle Sun elf yerleşkelerinde diğer ırklardan araştırmacıların bir şeyler bulmaları olanaksıza yakındır.Bu gizli tutulmaya çalışma yüzünden diğer ırklardan kişilerin Crown Wars’ı bir iç tartışma ve basit bir anlaşmazlıktan çıkan savaş olarak bilmektedirler. Şarkılar ve Hikayeler Crown Wars çok çok uzun zaman önce gerçekleştiğinden dolayı bu güne kadar gelen bilgi sayısı da oldukça sınırılıdır.Ancak belirli yazılmış ele geçmiş hikayeler elf toplumu içinde dönmektedir ve her elfin bu olay hakkında basitçe bir şeyler duymasını sağlamaktadır.Diğer ırklar ve eğitime pek önem vermeyen elf etnikleri( wild elfler ve göçmen wood elfer) moon elflerin ve sun elflerin bildiğinden çok daha genel şeyleri bilirler. BAŞLANGIÇ Birinci Crown War basit bir toprak ve yönetim anlaşmazlığından doğmuştur.Aryvandaar’lı tarihçiler kendi ailelerinin yöneticisi Coronal Ivosaar Vyshaan ile Miyeritiar evinin yöneticisi Olrythii ile bir bağlantıları olduğunu keşfetmişlerdir.Bu bağlantıdan yola çıkan Vyshaan evi Miyeritar krallığının yönetimi üzerinde hak talep etmiştir.Miyeritar’ın dark ve wood elfleri özgürlüklerine oldukça düşkündüler ve kendilerini beğenmiş sun elfler tarafından yönetilmeye pek sıcak bakmadılar.Bir kaç yüz yıl süren tartışmalar ,kin gütmeler ve atışmalardan sonra Vyshaanti daha fazla sabır gösteremedi ve hazırladığı askeri güçleri Miyertar üzerine göndermeye başladı ve diplomasinin başaramadığını yani Miyeritar’ın işgalini askeri güç ile yapmaya kalkıştı.Bu Birinci Crown War’ı başlattı. İkiyüz yıllık savaştan sonra Miyeritar teslim olmaya başladı ancak hala bazı sylan elfleri ve dark elfler karşı koymayı sürdürdüler.Bu teslim olmanın başlamasından itibaren Vyshaanti yaklaşık beşyüz yıl tam kontrol sağlayamadı.Bunlar bir yandan olurken Ilythiir’in dark elfleri ( dark elf kelimesini fazlaca kullanıyorum yalnız dark elfden kasıt burada drow değildir.Dark elfler de Crown wars öncesinde diğer elf grupları gibi sıradan bir gruptu.İsimlerinin dark olmasının kaynağı bilinmiyor ama kötü niyetle veya onları karalamak amacıyla konmadığını biliyoruz.Dark elflerin Drow ünvanını almaları ve fiziksel olarak değişimleri 4. Crown War sırasında olacak ve o zaman detaylı bir şekilde anlatacağım.)Aryvandaar’ın Miyeritar’a yaptığı saldırılardan cesaret aldı ve ayaklanıp kuzeydeki en yakın düşmanlarına ( düşman değil de atıştıkları grup desek daha doğru) çok küçük bir krallık olan Orishaar’a saldırdılar.Ancak bu saldırırın arkasına düzgün bir bahane bulamadılar.Moon elfler Aryandaar ‘ın Miyeritar’a saldırıları ile bu saldırılar arasında bağlantı kurmaya çalıştılar ama başarılı olamadılar.Savaşlar ikinci Crown War’a kadar kesilmedi ve şiddetini arttırdı. İKİNCİ CROWN WAR Illythiiri’nin saldırıları bu dönemde kontrolden çıktı ve vahşice saldırılarla Thearnytaar,Eilellur,Syorpiir ve Orishaar’ı yok ettiler.12 yüzyıl boyuncada Keltormir’e saldırmayı sürdürdüler. Bu olaylarında gerçekleşmesiyle Ilythiir’li dark elflere elfçe de hain anlamına gelen”dherow “ lakabı takıldı.Birer birer Ilythiir impartorluğunun evleri daha fazla güç ve işgal için şeytani ilahlarla anlaşmalara başladılar.Bu etnik gruba kötülüğün bulaştığını gören Lollth hemen Wendonai adındaki baloru , Ilythiir’in yönetici evi olan Sethomiir evine gönderdi.Wendonai evin yöneticisi Corenal Geirildin’e karanlık büyük güçler bahşederek kısa sürede yönetici evin kontrolüne katılmayı başardı.Diğer yüksek rütbeli soylulara da benzer özellikler ve ayrıcalıklar tanındı çünkü Geirildin’e verilen bu hediyelere gıpta ile bakılmıştı. Şeytani güçlerin etkisiyle Illythiiri işkence ve savaş meraklısı , elf idealleriyle dalga geçen bir grup haline geldi.İlk başlardaki sebepsiz yere kuzeyli kardeşlerine yaptıkları saldırı bu dönemde yaptıkları kasaplık ve kanlı cinayetlerden sonra küçük bir nokta gibi kalmıştı.Keltormir’in barışçıl moon elfleri bile bu korkunçluk karşısında silahlanmadan edemedi. Wendonai Hakkında: Irkı arasında nadir bulunan özelliklere sahip olan Wendonai çürüme sanatı üzerinde uzman ve yok etmekten zevk alan bir varlıktır.Ilythiiri’nin karanlık büyülerle ve lanetli ilahlarla ilgilenmeye başladıkları zamanlar Demonweb Pits’deki Kara Seldarine ( Lolth) Wendonai’yi onlara yaptığı çağrıdan haberder etmek için aracı olarak görevlendirdi.Wendonai yoketmenin gerçek doğasını Illythiir elflerine öğretmekten zevk aldı.Onun Ilythiir’inin düşüşünü sağlayan en büyük etmen olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ilythiir’in düşüşünden sonra Wendonai bir çok drow ailesindeki matron anaların jigololuğunu yapacak ve toplumun eğitmeni olacaktı. En büyük başarısı -4400 Dr ‘de Dark Court Slaughter olarak bilinecek olan drowların duergarlar ile birleşip Elven Court’a yaptıkları saldırı olacaktı. Ancak Lolth tarafından -2549 DR de seçilmiş olacak ta ki Lolth drowların yer yüzüne hükmetme fikrinden sıkılmaya başlayana kadar. Bu dönem Lolth öncelikle underdark’a yayılmayı hedeflemiş ve Wendonai ile yolları ayrılmıştır. Bu olaylardan sonra Wendonai Saklı Katın efendisi lakaplı Eltab adlı demon ile çalışmaya başlayacaktır. Ona hizmet edip bir çok yüzyıl onun casusluğunu yapacak.Wendonai Faeruna -623 DR de Narlı bir “Şeytan Bağlayıcı” (Demonbinder)nın emrinde dönecektir.( döndürülmekte diyebiliriz) ancak Horus-Re adlı Mulhorand tanrısının epic büyüsüyle madde boyutundan sürgün edilecek ve ikibinyıl boyunca bir daha buraya ayak basamayacaktır.Şimdi geri dönmesi için yalnızca üç yılı kalmıştır.Geri dönüp Mulhorand’ın tanrı-krallarından öcünü alacağı günü sabırsızlıkla beklemektedir. ÜÇÜNCÜ CROWN WAR –DARK DISASTER- -10.900 civarı düşmüş bir solar olan Malkazid, Vyshaantar’ın gizli yöneticisi oldu ve onlara kadim büyülerin korkunç sırlarını öğretti. İkinci Crown war bütün hızıyla güneyde sürerken Aryvaandar ( değişerek Vyshaantar imparatorluğu olmuştu bile) bir sun ve moon elf imparatorlğu olan Shantel Othreier’i işgal girişimlerinde bulundu. Böylece üçüncü Crown War başladı. Shantel Othreirer elfleri üç asır boyunca işgallere dayandı. Taa ki asil yöneticileri Ynloeht’in ani ve gizemli ölümüne kadar…Bu olaydan sonra diplomatik olarak teslim oldular ve Vyshaantar imparatorluğuna katılmak zorunda bırakıldılar.Bu olayla birlikle Üçüncü Crown War bitmiş oldu. Bu olayları takip eden yüz yıl içinde Dark Disaster adıyla bilinen korkunç, büyülü bir fırtına Miyeritar topraklarını harap etti. Tarihin( Üçüncü Crown War’ı kazananlar tarafından yazıldığı için çarpıtılmış bir tarih)dediğine göre Miyeritar ,Aryvaandar’ın ordularını durdurmak için Dark Disaster’i yarattığı ancak daha sonra kontrol edemeyip kendi sonlarını hazırladığını söylüyor.Ancak işin gerçeği Dark Disaster Aryvaandar’lı kadim büyücüler tarafından hazırlanmış bir felaketti.Üstelik bu fırtına Miyeritar’ın başına salınmadan önce Miyeritar gizli suikatler ile bir çok yüksek rütbeli büyücüsünü kaybetmişti.Dark Disaster Miyeritar’ın üzerinde cenaze törenlerini ilan edercesine dolaştı.Kanlı yağmurlar ve kefen gibi saran sis ile bir zamanların muhteşem toprakları verimsiz ,zehirli,lanetli , kurak araziye dönüştü.Bir çok Miyeritar’lı daha önceden kaçıp kurtulurken sayısız masum da bu olay sonucunda hayatını kaybetmiştir.Günümüzde dahi High Moor olarak bilinen bu yer hastalıklı olarak bilinmekte ve Miyeritar imparatorluğunun yıkıntılarını barındırmaktadır.Tarih hakkında bilgili birkaç elf Miyeritar’lı büyük büyücülerin Miyeritar’ın yok olmaması için canlarını verdiklerini bilirler ve bir gün bu krallığın yeniden küllerinden dirileceği inancı vardır. Diğer iki Crown War ve bu olayların sonunu bir daha ki yazımda tamamlayacağım. Ondan sonra da elf gruplarını incelemeye devam edeceğim.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Büyücüleri

  Bu yazımda Faerun’da bulunan ve Büyü sanatını algılayıp, en iyi şekilde icra edebilen büyücülere yer vereceğim. Faerun’da büyünün işleyişi hakkında bilgi sahibi olmak için bölümümüzde bulunan ‘’Faerun’da Büyü’’yazısını okuyabilirsiniz .Yazımın birinci bölümünde yer verdiğim büyücüler; Szass Tam: Eskiden bir insan olan Szass Tam şimdi Lich’tir. Ancak Kalesinin sınırları dışında insan formunda dolaştığı için Thay’da Szass Tam’ın bir Lich olduğunu bilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Zamanımızda bir harabe olan Delhumide’da doğmuştur. Thay’ın kızıl büyücülerinin(Red Wizards of Thay)lideridir.En güçlü Zulkirdir(Kendi alanında uzmanlaşmış ve Thay sınırları içinde o alandaki en güçlü büyücüye verilen ünvan) Tehlikeli ve çok zekidir. Büyük bir Büyülü eşya koleksiyonuna sahiptir.Necromancy konusunda ustalaşmış bir büyücüdür. Szass Tam, Thay’ı tek başına yönetebilmek için büyük bir plan yapmıştır. 992 yılında yapılan Thazalhar (Thay ve Mulhorand arasında) savaşında, Thay’in yanında savaşan Tanar’ri Balor’u Eltab’ı kendi amacı için kullanmayı düşünmüştü Szass Tam. Eltab, Thazalhar savaşının ardından Başkent Eltabbar’ın altında büyülü bir çembere hapsedilmiştir. Eltabbar şehrinin caddeleri, sokakları ve yolları Eltab’ı tutsak eden büyünün rünik sembolleri şeklinde yapılmıştır. Büyüyü güçlü kılan diğer unsurlar ise çemberin oluşturan dokuz rünün üzerinde dokuz insanın kurban edilmesi ve çok güçlü büyülü objelerdir. (Death moon orb, Tharkosil’s seat ,Larloch’s staff )Bu nesneleri ve büyüyü Szass Tam, çok güçlü bir lich olan Larloch (The Warlock King)’tan almıştır. Szass Tam, rakibi olan diğer Zulkirlerin dikkatlerini Rashemen’e yapılacak saldırıya yönlendirmelerini fırsat bilir. Szass,Eltab’ı serbest bırakacak olan büyüyü oluşturmaya başlar. Amacı Eltab ile güçlerini birleştirip diğer Zulkirlerin Rashemen’de yenilmesini sağlamak ve Thay’ı tek başına yönetmekti. Ancak durum pek Szass’ın planladığı gibi gelişmedi. Aglarond kraliçesi The Simbul ve bir kaç güçlü Harper mensubu Szass’a engel oldular. Böylece yüzyıllar geçtikçe güçsüzleşen büyü çemberinin zayıflığını bilen Eltab serbest kaldı. Szass,Eltab’ın kaçışına engel olmaya çalıştıysa da başaramadı ve Eltab kendi boyutuna kaçtı. Szass Tam ve Samas Kul (Ticaret işleri lideri) açık açık ülkelerle savaşmayı bırakıp şehirlerde üsler kurma fikrini ortaya attılar. Başta Zulkir ve aynı zamanda Tharchion (Bölge yöneticisi) olan Aznar Thrul olmak üzere bazı Zulkirler bu fikrin işe yaramayacağını söylemişlerdir. Bu üslerde ucuza büyülü eşya satışı yaparlar ve şehir halkına dürüst görünmeye çalışırlar. Kızıl büyücüler bu strateji ile zenginliklerine zenginlik katmışlardır ve Aznar Thrul yanıldığını anlamıştır. Ancak bu üslerin kurulmasının altında başka nedenler yatar.Szass Tam, Thay’ın kötülük dolu topraklarında gezinen Undead devriyelere sahiptir. Bu devriyeleri çoğunlukla harabelerdeki gizli kalmış sırları ve hazineleri bulmaları için kullanır. Vangerdahast: Cormyr krallığının eski Baş büyücüsüdür. Kral Azoun’a bilgeliğiyle çoğu zaman yol göstermiştir. Uzun zaman onuruyla Cormyr ve Kral Azoun’a hizmet etmiştir. Cormyr’da büyücüler meclisin lideridir aynı zamanda da krallığın ileri gelenlerindendir. Kral Rhigaerd II tarafından gerek ekonomik gerek politik gerekse siyasal getirileri düşünülerek Büyücüler Meclisi kurulmuştur ancak Kral Rhigaerd II, monarşik sisteminde büyücülere fazla yetki vermek istememektedir. Bu sırada Vangerdahast, Prens Azoun’un yetiştirilmesiyle ilgilenmekteydi. Genç Azoun önceleri Vangerdahast’ın öğretilerini umursamasa da büyücü kısa sürede genç prensin akıl hocası ve en güvendiği dostu haline geldi. Yıllar geçip Azoun tahta çıktığında Vangerdahast kraliyetteki en önemli kişilerden biri haline gelir ve resmi unvan (Cormyr Kraliyet Büyücüsü ve Büyücüler Meclisi Lideri) sahibi olur. Haliyle de Cormyr’in düşmanlarının üzerine korku saçan Savaş Büyücülerinin başına geçer. Savaş büyücüleri, savaşlarda Cormyr’in Mor Ejderhalarının yanında bulunup onlara büyüyle destek olurlar böylece Cormyr ordusu sihir ve çelik kombinasyonunu oluşturmuştur. Savaş büyücüleri ve büyücü meclisi Cormyr’in adeta vazgeçilmezi konumuna erişmiştir. Vangerdahast, gölge büyücüleri ile yapılan bir savaştan sonra Baş Büyücülükten ayrılmıştır. Vangerdahast’ın mevkisine aslen Turmish’li olan Caladnei getirilmiştir. Ama Vangerdahast’ın amacı dünyevi işlerden elini tamamen çekmek değildir. Sadece Elminster ve bir kaç kişi tarafından bilinen bir yerde Cormyr topraklarını daha güvenli ve korunaklı bir hale getirmek üzere hazırlanan önemli bir proje üstünde çalışmaktadır. Jalynfein ”Spider Mage”: Drow ırkındandır. Menzoberranzan’da yaşamıştır. Jalynfein, Menzoberranzan tarihindeki en güçlü başbüyücüdür. Genelde Örümcek Büyücü (Spider Mage) olarak tanınır. Bu ismi almasının nedeni; Menzoberranzan’a ve Leydi Lolth’a verdiği muazzam hizmetler (Lolth tarafından Baenre Evi’ne bahşedilen örümcek ağı biçimindeki koruyucu engelin geliştirilmesinde Tanrıça’ya hizmet vermesi, Goblin ve Kobold’ların köleleştirilmesinde yardımcı olması, Narbondel’in büyüsünü pekiştirmesi vs…) karşılığında Örümcek Kraliçe Lolth (Spider Queen) Jalynfein’i ödüllendirmeye karar verir. Jalynfein’i bir gün Lolth’un hizmetkarlarından bir Yochlol (görüntüsü erimiş muma benzeyen, düzlemler arası yolculuk yapabilen şeytani bir ırk) ziyaret eder. Yochlol, Lolth adına büyücüye Örümcek Yaratma (Spider Summoning) özelliğini bahşeder. Drowlar arasında bu büyük bir şereftir hele ki bu şerefe nail olan drow bir erkekse, Lolth’un erkek drowları takdir etmesi veya ödüllendirmesi yok denebilecek kadar azdır. Jalynfein bu büyüyü yaptığında büyücünün bedeni Peri Ateşi (Faerie Fire) ile sarılır. Bu da zaten korkunç olan görüntüsünü daha da bir pekiştirir. Çeşitli parmak varyasyonlarıyla büyüleri şekillendirmesiyle ünlüdür. Spider Mage’in yüzü yanıklarla kaplıdır ve yüzünü siyah kumaş bir maskeyle gizler. Bu yanıkların sebebi Davina Dyrr adlı matrondur. Davina ve Jalynfein arasında çıkan bir tartışmada Matron Davina Jalynfein’in küstahlığına sinirlenip büyücünün suratını yakmıştır. Bu olay Jalynfein Spider Mage ilan edilmeden önce büyücünün gençliğinde yaşanmıştır. Yaşlılıktan ölen nadir drowlardan birisidir. (Drowların çoğu savaşarak yada bir komploya kurban giderek can verir. Yaşlılıktan ölen drowlar şanslı sayılır.) Manshoon: İnsan ırkındandır. Zhentil Kalesi’nde doğmuştur ve halen burada yaşar. Son derece tehlikeli ve şeytani bir büyücüdür. Zhentarim’in lideridir. Kara Şebeke (Black Network), Tanrı Bane’in ölümünden sonra karışıklıklar yaşamıştır. Bir kısmı yeni Tanrı olan ve Bane’in gücünün bir kısmını ele geçiren Cyric’in emri altına girmiştir. Cyric inananları ile Cyric’e karşı olanlar arasında çekişmeler yaşanmıştır bu da Zhentarim içinde çatışmalara neden olmuştur. Zhentarim’de liderlik savaşı da yaşanır. Manshoon, Bane rahibi Fzoul Chamberly ile çekişmektedir. Manshoon, üzerinde rünlerin kazılı olduğu siyah bir maske takar. Çok iyi kamufle olabilir. Halkın arasında tanınmadan, sanki kendi halinde bir köylüymüşçesine dolaşır. Zhent kalesine tamamen hakimdir. Zhentil halkı Lord Manshoon’un aleyhinde tek bir cümle söylemeye cüret edemez-eğer cüret ederlerse başlarına nelerin gelebileceğini az çok kestirirler-. Manshoon’un nefesini her an enselerinde hissederler. Zhentil halkının korkulu rüyasıdır. Faerun üzerinde Manshoon’un kendi oluşturduğu kopyaları da gezinmektedir. Bu kopyaları kullanarak Manshoon çeşitli örgütlerin içerisine sızmaktadır. Bir işe başladıysa mutlaka onu bitirmesi gerektiğini düşünür. Kendisine engel olabilecek kişileri-ne pahasına olursa olsun-ortadan kaldırmasıyla nam salmıştır. Darkhold’lu Sememmon gibi güçlü bir büyücü yetiştirmiştir. Karanlık Vadili (Shadow Dale) Elminster en nefret ettiği düşmanıdır. Sylune: Gizemler Leydisi Mystra’nın seçilmişlerinden olan yedi kız kardeşten biridir. (Yedi Kız Kardeş hakkında gelecek yazımda daha ayrıntılı bilgi vereceğim.) Diğer kardeşleri gibi gümüş saçlara ve keskin bir zekaya sahiptir. Shadowdale’de yaşamaktadır. Sylune, Shadowdale’e saldıran bir kırmızı ejderha ile savaşırken yaşamını yitirmiştir ancak bu olaydan sonra kendisi Spektral bir formda halen Shadowdale’de bulunmaktadır. Kız kardeşi ve bir Harper ozanı olan Storm Silverhand’in evini ve Shadowdale’i korumaya devam eder. Sylune öldükten sonra evinden alınan taş parçaları sayesinde taşların bulunduğu bölgelerde Sylune rahatça dolaşabilmektedir. Kız kardeşi Storm bu taşları Yedi kız kardeşe ve bir kaç Harper üyesine vermiştir. Farklı bölgelerde yaşayan bu Harper üyeleri, kız kardeşler ve büyülü taşları sayesinde Sylune bir çok şehre (Silverymoon, Aglarond, Suzail, Waterdeep) gidebilmektedir. Sylune Tanrı Azuth tarafından dikkatle korunmaktadır. Azuth’u buna iten neden Mystra’ya duyduğu saygı mı yoksa Sylune’a karşı özel bir ilgi midir bilinmez. Her kim ki Sylune’u yok etmeye çalışırsa Azuth’un gazabına uğrar. Azuth, Tanrı olabilmek için kendisi gibi bir büyücü olan Yarı-Tanrı Savras ile savaşmıştır. Savaşın sonunda Azuth, Savras’ı asasına hapsetmiş ve Tanrılıkla ödüllendirilmiştir. Azuth sonradan bu asayı saklaması ve korumasını söyleyerek Sylune’a teslim etmiştir. Sylune uzun bir süre asayı taşıdıktan sonra Azuth asayı geri almıştır. Bir nedenden ötürü Savras serbest kalmış ve Azuth’la olan savaşları eski şiddetiyle kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır. Rashemen Cadıları Sylune’a Shadowlade Cadısı ünvanını vermişlerdir. Rashemen Cadıları kendi vatandaşları dışında pek az kişiyi bu ünvana layık görürler. Sylune’u aralarından biri olarak görürler. Sylune eskiden Shadowdale lordlarından Aumry ile evliydi. Barışçıl bir adam olan Aumry uzun seneler komşu ülkeler, vadiler ve elf halkıyla iyi ilişkiler kurmaya çabaladı. Lord Aumry’in barışa yönelik çabaları Zhentarim yöneticilerini kışkırtmaya yetti. Politik açıdan Lord Aumry Kara Şebeke’nin planlarının önündeki bir engeldi. Zhentarim bir suikast düzenledi ve Aumyr trajik bir şekilde can verdi. Yeni Lord sinsi ve şeytani bir adam olan Jyordhan oldu. Sylune, yeni Lord Jyordhan’a elinden geldiğince engel oldu. Jyordhan bir süre sonra Waterdeep Baş Büyücüsü Khelben ”Blackstaff” Arunsun tarafından öldürüldü. (Bu meselenin ayrıntılarına gelecek yazımda Khelben Arunsun’u anlatırken değineceğim.) Halaster Blackcloak: Asıl adı Hilather’dir ama pek kimse bu ismini bilmez. Deli ve şeytani bir büyücüdür. Tanrıça Shar’ın oluşturduğu Shadow Weave’in (Mystra’nın Ağına (Weave)) karşılık olarak Shar tarafından yaratılmıştır. Shar bu Ağın sırlarını kendi müritleri arasında bile çok az kişiyle paylaşır. Ağın sırlarını çözüp kullanmaya çalışan ölümlüler akli dengelerini yitirirler.) sırlarını çözmeye çalışırken aklının bir kısmını yitirdiği söylenir. Ancak neredeyse Shar’ın seçilmişi haline gelmiştir. Eskiden bir Netheril büyücüsü olan Halaster, Netheril’in düşüşünden sonra kendisine sadık kalan yedi çırağı ile Waterdeep bölgesine gelmiştir. Halaster bir gün Glaunun ve Melairkyn klanlarının açtığı geçitleri keşfeder. Köleleştirdiği drowlarla burada deneyler yapmaya başlar. Çırakları ortada görünmeyen Ustalarının kaybolduğu zannederler ve tünellere inerler ancak Halaster’in yeni yaratısı olan dehşet dolu tünellerde onları deneyeceği çırakların aklının ucundan bile geçmez. Yedi çıraktan geriye sadece Jhesiyra Kestellharp kalmıştır ve o da bu olaydan sonra Myth Drannor’a gitmiştir. Halaster halen Waterdeep şehrinin altında bulunan zindanlar, mağaralar ve tüneller ağı Undermountain’ın efendisidir. Halaster, Undermountain’ın büyük kısmının kendisi tasarlamış ve habis yaratıklarla doldurmuştur. Undermountain’ın bir bölümü de eskiden cüce, drow ve duergarların ev sahipliği yaptığı Underhalls’tur. Eskiden burada bulunan cüceler (Glaunun ve Melairkyn klanları), drow ve duergar saldırılarında ağır kayıplar vermişler ve sonunda da tünelleri terk etmişlerdir.(geride mithril madenleri bırakmak pahasına). Duergarlar ise Mithril’in tükenmesiyle birlikte buradan ayrılmışlardır. Tünellerde kalan drowlar’ın bir kısmı yukarda da anlattığım gibi Halaster tarafından köleleştirilmiş geri kalanlar ise kaçmışlardır. Ve Halaster bu bölgeyi de ele geçirmiştir. Halaster, Calimshan ve Tethyr’de faaliyet gösteren habis örgüt Twisted Rune (Lichler ve Vampirlerin yönetimi altındadır.) tarafından kaçırılmıştır. Twisted Rune üyelerinden Priamon ”Frostrune” Rakesk adlı bir lich ve iki adamı (Ralayn the Occultacle ve Aurangaul) yalnızca Halaster’in bildiği Stardock (başka bir boyuta açılan kapı) ‘un sırlarını öğrenip bunu nefret ettikleri rakipleri Thay’ın Kızıl büyücülerine karşı kullanmak üzere Undermountain’a gelirler ve Halaster’i alıkoyarlar. Ancak örgüt Halaster’i elinde uzun süre tutamaz ve başarısız olurlar. Şimdiki zamanda Waterdeep gizli lordlarından biri olarak gösterilen Açık Kapı (The Yawning Portal) hanının sahibi savaşçı Durnan ve eski bir korsan olan Mirt (Mirt’in de gizli lordlardan biri olduğu söylenir.) Undermountain’a inip hayatlarını tehlikeye atmışlardır ama cesaretlerinin sonucunda büyük hazineler keşfetmişlerdir. Durnan’ın işlettiği Açık Kapı’da Undermountain’a inen gizli bir kuyu bulunmaktadır. Buraya birçok maceracı gitmektedir ama çoğu Durnan ve Mirt kadar şanslı değildir. Gromph Baenre: Drow ırkındandır. Kibirli ve zalim bir adam olarak tanınmaktadır. Karanlıkaltı (Underdark)’nın kuzey batısında ve Lolth inananlarının bulunduğu bir drow şehri olan Menzoberranzan’da yaşar. İlk ve yönetici ev olan Baenre Evi’nin en büyük oğludur. Şehrin Başbüyücüsü ve Sorcery (Büyü okulu)’nin ustasıdır. Menzoberranzan’da yaşamış olan en kudretli büyücülerden biridir. Lolth ve rahibelerinden nefret eder ama her erkek drow gibi onlara karşı gelemez. Şehirde erkek bir drowun gelebileceği en yüksek mertebelerden birindedir. Şehrin tek ışık kaynağı Narbondel’in ateşleyicisidir. Narbondel aynı zamanda saat kulesi görevi görür. Başbüyücünün dikilitaşa yaptığı büyü her gece yarısı sona erer, başbüyücü her gece yarısı gidip büyüyü tekrarlar ve Narbondel’e bir günlük süreyle yetecek olan enerjiyi vermiş olur. Bu başbüyücünün görevlerinden sadece biridir. Liriel adında bir kızı vardır. Bu kız diğer drow çocuklarının aksine annesinin değil babasının soyadını taşır. Gromph, Liriel’in büyüye olan yatkınlığını görmüştür ve şehrin son Evi Vandree evine mensup olan Liriel’in annesini öldürtmüştür ardından kızı kendi himayesine almıştır. Mitril Salonu (Mithril Hall) savaşında annesi Matron Yvonnel Baenre’nin ölümünden sonra tahta geçen kardeşi Triel’in zayıflığından yararlanarak aileyi -dolayısıyla da Menzoberranzan’ı- gizlice yönetmeyi planlar. Ayrıca Bregan D’aerthe adlı toplum dışı erkek drowlardan oluşan büyük bir çete ile gizli bağlantıları vardır. En önemli sihirli eşyaları sürekli genç kalmasını sağlayan bir broş ve Baenre Evinin büyülü engeline (bu engelin bizzat Leydi Lolth tarafından Ev’e hediye edildiği söylenmektedir.) takılmadan geçmesini sağlayan örümcek şeklindeki maskedir. Yazımın ikinci bölümünde daha bir çok büyücüye yer vereceğim. En kısa zamanda görüşmek üzere…   Yazan: K. Dağhan “Audric” Soykan

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tanrıları – Greater Gods

  Tanrılar arasında en fazla sözü dinlenen ve saygı gösterilenler yüksek seviyeli tanrılardır-Bu sözümde diğer tanrıların güçsüz yada küçük olduğunu ima etmiyorum-.İlgi alanları ve görevleri nedeniyle büyük kitlelerce takip edilirler. Bu tanrılardan en önemlileri; Lathander: Lathander ilkbahar’ın ve yeniden doğuşun tanrısıdır. Faerun’un kuzeyindeki toplumlar arasında oldukça fazla müridi vardır. Lathander, Sabahlordu (Morninglord) adıyla da tanınır. Yaşayan ölülerin ve lanetlilerin en büyük düşmanıdır.İnananları bir maceraya atılırken yada yeni bir işe başlarken Lathander’a seslenirler böylece Lordlarının,başlamaya yönelik çabalarını gördüğünü ve ona layık olduklarını kanıtladıklarını düşünürler. Lathander’a göre hiç bir şeyin sonu yoktur ve bittiği -yok olduğu- sanılan her şey bir gün tekrar başlayacaktır.Myth Drannor’un düştüğü zamanlarda ”Dawn Cataclysm’i kullanarak Pantheon’u kendi istediği gibi şekillendirmeye çalışmıştır,böylece bölünmelere neden olup,diğer tanrılar tarafından kınanmıştır. Lathander müritleri ölen birinin başka bir bedenle tekrar hayat bulacağına inanır ve teselli bulurlar. Rahipleri nispeten varlıklı kişilerdir. Kontrol sahibi olduğu alanlar bahar, doğum ve şafaktır.Sembolü açık kızıl renkte bir disktir. Mystra: Mystra büyü tanrıçasıdır. Gizemler Leydisi (Lady of Mysteries) olarak ta anılır.Tüm Toril’i kapsayan ve varlıkların büyü yapmasına olanak sağlayan Ağ’ın(Weave) yaratıcısı ve koruyucusudur. Sıkıntılar zamanında(Time of Troubles) Tanrı Helm tarafından öldürülmüştür ancak gücünün bir parçasını müridi olan Midnight adında bir insana bırakmıştır sonradan Midnight, Leydisinin görevini devralmıştır. Kontrol sahibi olduğu alanlar Büyü ve sihirbazlıktır. Sembolü kırmızı bir sisin etrafında daire oluşturmuş dokuz yıldızdır. Hamatula’nın,”Halkların yaratılışı ve Faerun’da Tanrılar” adlı yazısında da Mystra hakkında bazı bilgiler bulabilirsiniz. Oghma: Oghma,bilgi ve bilgelik tanrısıdır.Ciltçi,mücellit (The Binder) veya Bilge olan(The Wise One) olarak bilinir.Ozanlar,bilgeler ve büyücüler-kısaca bilgiye ihtiyaç duyan herkes-tarafından saygı görür. Deneir ve Milil’de Oghma’ya saygı gösterir ve ona yardımcı olurlar. Ara sıra da olsa Gond’la iş birliği içindedir. Müritleri bilginin en önemli şey olduğunu düşünür. Kontrol sahibi olduğu alanlar yazmak ve bilgeliktir. Sembolü parşömendir. Shar: Hamatula, ”Halkların yaratılışı ve Faerun’da Tanrılar”yazısında Shar hakkında gereken bilgileri vermiştir.Benim eklemek istediğim ayrıntılar şunlardır; Kontrol sahibi olduğu alanlar karanlık ve gecedir.Sembolü,Mor bir bordür üzerinde bulunan siyah bir disktir. Silvanus: Silvanus doğa tanrısıdır. Ağaç (Meşe) Baba (Oak Father) olarak da bilinir. Silvanus özellikle Faerun’un kuzeyindeki druidler tarafından saygı görür.Bunun sebeplerinden biri Kuzeyin el değmemiş,modern halklar tarafından kirletilmemiş doğal güzelliğidir.Kuzey ormanları Silvanus’un doğaya olan sevgisini yansıtan en somut örneklerdir. Chauntea,Malar,Eldath ve Talos’un görevlerinin bir dengeleyicisi gibidir. Rahipler genellikle druidlerdir. Kontrol sahibi olduğu alanlar doğa, ormanlar ve druidlerdir.Sembolü yeşil bir meşe ağacıdır. Sune: Sune aşk ve güzellik tanrıçasıdır. Sune Firehair olarak tanınır. Kızıl saçlı ve mükemmel güzellikte bir kadın olduğu rivayet edilir. Kibirlidir. Takipçileri de Tanrıçaları gibi kibirli ve kendini beğenmişlerdir. Müritleri aralarında en güzel görünüme sahip olanları kendilerine lider seçerler. Daha çok kuzey şehirlerinde ilgi gören bir tanrıçadır. Kontrol sahibi olduğu alanlar aşk, güzellik ve tutkudur. Sembolü beyaz tenli ve kızıl saçlı genç bir kadın yüzüdür. Talos: Talos The Destroyer, yıkım ve fırtınalar tanrısıdır. Öfkeli Olan (The Raging One) ismiyle de anılan Talos, dönek ve intikamcı bir tanrıdır. Kararsızlıktan nefret eder bunu yapan kendi müritleri bile olsa kesinlikle cezasını verir. Takipçileri çabuk öfkelenen ve şiddete eğilimli kişilerdir. Rahipleri, Tanrılarına inanmayanların lanetlenmesi için dua ederler. Kontrol sahibi olduğu alanlar yıkım, fırtınalar ve depremlerdir. Sembolü, farklı yönleri gösteren üç yıldırımla belirtilir. Tempus: Tempus savaş tanrısıdır. Savaş Lordu (Lord of Battles) ve Foehammer olarak da bilinir. Takipçileri savaşı seven ve savaştan uzak kalmaya dayanamayan kişilerdir. İnananları için eğer Tempus yanlarındaysa, kendilerinin sırtını kimsenin yere getiremeyeceğini düşünürler. Sıkıntılar Zamanında (Time of Troubles) Avatar’ının 3.5 metrelik devasa bir insan olduğu rivayet edilir. Savaş tanrısı,Diyarlar’ı etkileyecek önemli savaşlarda nadiren de olsa bir ordunun yanında biri siyah biri beyaz olan atlarından Deiros(siyah)’u sürüyorsa bu ordunun yenileceğini gösterir.eğer Veiros(beyaz)’u sürüyorsa bu Tempus’un orduyu zafere götüreceğinin işaretidir. Tempus’un savaşçıları savaşa korkusuzca giderler bilirler ki olurda savaşta hayatlarını kaybederlerse, savaşarak öldükleri için Tempus’un salonlarında kendilerine de yer verileceğini bilirler. Çünkü Tempus cesur ve korkusuz olanları ödüllendirir. Kontrol sahibi olduğu alanlar savaş ve savaşçılardır. Sembolü kan kırmızısı bir kalkanın üzerine işlenmiş etrafı alevlerle çevrili bir gümüş kılıçtır. Tyr: Tyr adalet tanrısıdır.Eski bir tanrı olmamasına rağmen kısa sürede büyük güç sahibi olmuştur.Asıl adı Tyr Grimjaws’tır. Adalet arayan savaşçıların Tyr’a duyduğu saygı giderek artmaktadır. Kezef (The Chaos Hound)tarafından kolu koparılmış, Ao(High Lord) tarafından da kör edilmiştir. Rahipleri, tanrılarının kayıp kolunu ve gözlerini sembolize etmek için sağ ellerine siyah bir eldiven giyerler ve ayin sırasında gözlerine ince bir bant takarlar. ”Savaşçı kılıca hakim olamaz, kılıç savaşçıya hakim olur.” Tyr’ın paladinlerinin çokça kullandığı ve gerçekliğine inandıkları bir sözdür. Kontrol sahibi olduğu alanlar cesaret, kanunlar ve adalettir. Lord Tyr’ın sembolü, mavi bir kalkan üzerine işlenmiş çekiç ve onun üzerinde bulunan terazidir.   Yazan: K. Dağhan “Audric” Soykan

Devamını Oku »