Son Haberler
Anasayfa » Etiket Arşivi: mitoloji (sayfa 4)

Etiket Arşivi: mitoloji

Edebiyatın Fantastik Güzellikleri: Yaratıklar

Ülkemizde fantastik edebiyatın yükselişi çeviri edebiyatı ile başladı. 90’lı yılların sonları ve 2000’li yılların başlarında dilimize kazandırılan Yüzüklerin Efendisi, Yerdeniz Serisi, Ejderha Mızrağı gibi başarılı çeviriler fantastik terimlerin ve yaratıkların da dilimize girmesini sağladı. Daha önceleri mitoloji, FRP oyunları gibi ilgi alanı olmayan okuyucular ilk kez elf, buçukluk, cüce, ork gibi yaratıklarla karşılaştılar. Genel kültür sahibi bazı insanlar elf kelimesini duyduklarında belki akıllarına Noel Baba’nın cinleri geliyordu; buçukluk dendiğinde aklına bir buçuk porsiyon iskender gelenler yok değildir herhalde. Eskiden cücelik bir hastalıktı sadece ve ork dendiğinde de müzik aleti gelirdi akıllara.

Devamını Oku »
PantheonCover

Tanrılar Yeryüzüne İndi: Pantheon!

Eski dünyada, uygarlıklar güçlerini henüz demir ve bronz ile kanıtlarken tanrılar da kendi uygarlıklarına destek olmaya başlamışlardı. Tanrılar, güçlerini uygarlıklarını korumak için kullanmaya başladılar. Kıtlık, yangınlar ve hastalıklarla başa çıkmaya çalışan askerler bir yandan da tanrılarını onurlandırmak için savaşa yürüyorlardı!

Devamını Oku »

Mitoloji ve Fantezi Bağlantısı

Fantastik Kurgu’nun beslendiği en sağlam ve en geniş başlıktır Mitoloji. Gerek anlatılan hikayeler, gerek diyarların farklı kullanımı (Mesela basit görünen bir yapının tapınak olması, yoldaki basit bir kuşun aslında bir Tanrının habercisi olması gibi) Fantezi dünyasına ışık tutmuştur. Mitolojideki karakterler de Fantezi dünyasını oluşturmakta çok büyük rol oynamıştır. Yunan Mitolojisinden Titanlar, Pegasuslar; Mısır Mitolojisinden Sphinxler, Çakal Adamlar; İskandinav Mitolojisinden Fairyler, Leviathanlar; Türk ve Arap Mitolojisinden Cinler, Lamialar gibi birçok Fantezi dünyasında karşılaştığımız canlılar aslında hep mitolojiden esinlenmedir. Hatta esinlenme demek gereksiz olur direkt olarak mitolojiden alıntıdır. Bunun dışındaki Vampir, Kurtadam, Lycantrophe (Yarı insan yarı hayvan canlılar) gibi varlıklar da Avrupa ve dünyanın birçok yerindeki efsanelerden gelmedir. Mitolojilerde bulunan çok Tanrılı kavram ise Fantastik Dünyaların yaratılmasında büyük rol oynamıştır. Her bir inanca uygun farklı Tanrı yapıları Fantastik dünyalarda da gözümüze çarpmaktadır. Ateş Tanrısı, Gök Tanrısı, Ölüm Tanrısı, Denizler Tanrısı, Güzellik Tanrısı, Aşk Tanrısı gibi bir çok Tanrı sembolü Fantezi dünyalarına Mitolojiden geçmiştir. Hemen hemen her mitolojide çok Tanrı sembolü vardır ve şu anda karşılaştığımız hemen hemen her Fantastik Diyarda da bu örnekle karşılaşıyoruz. Bu da demek oluyor ki aslında Fantastik Kurgu Jules Verne, Edgar Allan Poe, H.P. Lovecraft, Clark Ashton Smith, J.R.R. Tolkien gibi yazarlarla değil; Herodot’a kadar uzun bir geçmişe sahip… Hayallerinizi kaybetmemeniz dileğiyle…          Kayra “Keri” Küpçü

Devamını Oku »

Yunan Mitolojisi ve Tanrılar

Yunan yarımadasında her şey fevkalade gidiyordu. Kronos’un düşüşünden sonra insanlar yeni Tanrılarına hizmet etmeye ve onları tanımaya başlamışlardı. Yeryüzünün ve Gökyüzünün Efendisi Büyük ve Ulu Tanrı Zeus insanların ateşi kullanmalarına ve kendilerini Tanrılara eş koşmalarına sinirlendikten uzun bir zaman sonra nihayet rahatlamıştı ve siniri de  yatışmıştı. İnsanlar yaşayışlarından mutlu ve huzurluydu. Tanrılar ise Olympos Dağında eğlencelere ve aşklara dalmışlar, insanların dertlerinden uzak, keyif dolu bir şekilde ölümsüzlüklerinin tadını çıkarıyorlardı. Bir yanlarında en tatlısından, güzelinden üzümler, elmalar, portakallar ve daha birçok çeşit meyve; diğer yanlarında ise onlara sonsuz hayatı ve ölümsüzlüğü bahşeden Nektar içeceği durmaktaydı. Haberci Tanrı Hermes ise İda Dağında (Balıkesir yöresinde bulunan Kaz Dağının eski ismi) insanlardan, Tanrılardan ve her türlü canlıdan uzak bir şekilde dinlenmekteydi. Canlıların hayatlarının bu kadar düzenli gittiğine bakılırsa uzun bir tatil onu bekliyordu.Babası Zeus ve bir yağmur perisi olan annesi Maia’nın çocuğu olan Tanrıların Habercisi Hermes insanların yaşadıklarını sürekli babası Zeus’a iletmekten yorulmuştu. Böyle bir tatile gerçekten ihtiyacı vardı. Yaz ayının sıcağında İda Dağında hafif rüzgarlar estiren aynı zamanda Rüzgar Tanrısı olan Hermes kendini serinletiyordu. Fakat İda Dağında kendisinin yalnız olduğunu düşünen Hermes yanılıyordu…

Devamını Oku »

Lovecraft – Korku Edebiyatının Kralı

Korkuyu yaşayarak yazdı…Yazdıkları gerçekle karışıyordu… İnsanlığın bu günkü karanlığına neden olan güçleri anlattı.. Türk okurlarının birkaç meraklısı dışında hiç tanımadığı Howard Phillips Lovecraft zor da olsa birkaç paragrafa sığdırma çabasında olacağız. Dünya korku edebiyatında çok önemli bir yeri olan Lovecraft, eğer sadece bir korku romancısı veya öykücüsü olsaydı, belki sayfalarımızda yer bulamayabilirdi fakat Lovecraft yazdıklarını yaşadığını ima eden ve başka uzmanlar tarafından bu yönüyle tanımlanan biriydi. Onun romanları günümüzde çok daha pop olsa da, Stephen King veya Dean Koontz gibi büyük korku yazarlarının çıkış noktası ya da ilham kaynağı oldu. Bu kadar da değil, Lovecraft, bir çok sinema başyapıtının kaynağı olarak da, korku sinemasının vazgeçilmez kaynaklarındandı. Son aylarda perdede ve ekranda birkaç kez izlediğimiz, başrolünü Jurassic Park´ın yıldızı Sam Neill´in oynadığı “In the Mouth of Madness – Çılgınlığın Ağzında” onun 1931´de yayınlanan en etkin romanlarından biri olan “At the Mountains of Madness”den ortaya çıkan bir alıntıydı. Neyse, kimdi Lovecraft, nasıl yaşadı ama daha da önemlisi amacı neydi? Yarattığı korku evreni, çılgın bir beynin hayalleri miydi yoksa “yaşadıklarım, beni çıldırtacak, yazmak istedim ama çok azını…” dediği gibi gerçek miydi?

Devamını Oku »

Vampirler ve Vampirizm

Karpatlar’a hoşgeldin arkadaşım. Seni sabırsızlıkla bekliyorum. Bu gece iyi uyu. Sabah 3’te Bukoniva için parti başlayacak; senin için hazırlanmış o yerde. Borgo Pass’de at arabam senin için bekliyor olacak ve seni bana getirecek. Umarım Londra’dan başlayan yolculuğun iyi geçmiştir ve umarım ki benim güzel evimde kalmaktan hoşlanacaksın.       Dracula, Bram Stoker

Devamını Oku »

Mitoloji Nedir?

“ … Zeus ilk gençlik çağına gelince babası Kronos’ u tahtından indirdi ve onun yerini aldı. Fakat iş bununla bitmedi. Yerin altında zincire vurulmuş olan mağrur devler yeni Tanrıyı istemediler. Sinirlendiler ve homurdanmaya başladılar. Devler homurdanıp kapatılmış oldukları mağaraları zorladıkça yer kabuğu sarsılıyor, dağlar devriliyor, korkunç depremler oluyordu. Zeus bu depremlere sebep olan devleri serbest bırakmak istedi ve yerkabuğunu kaldırarak Titan adı taşıyan ve dünyayı rahatsız eden bu korkunç devleri salıverdi. Fakat yer altından çıkar çıkmaz nankör Titanlar Zeus’ la savaşa girdiler. Olympos’ a ulaşıp Ulu Tanrıyı devirmek için önlerine çıkan dağları birbiri üstüne yığdılar, kocaman kayaları Zeus’ a fırlattılar. Bunlardan bazıları denize düştü, adalar meydana geldi, bazıları karalara isabet etti, tepeler oluştu. Zeus bunca olaya göz yumamazdı ve yeraltına inerek oraya hapsedilmiş olan Cyclops’ ları ( Tek gözlü devler) kurtardı.

Devamını Oku »

Tolkien’in Irkları – Mitolojide Yolculuk

Tolkien’in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri. Tolkien, Orta Dünya’nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır. 

Devamını Oku »

El Değmemiş Lilith

Hiçlik ile varlık arasındaki ince çizgiyi ayırt edemeyen bizler için en kolay yolu seçiyor ve hiçlikle söze başlıyor olabilirim. Sonuçta bu benim hikâyem; burada ben, Lilith’i anlatan bir Tanrı’yım. Keyifli okumalar. *** Sonrası yine hiçliğe yol alan bir hiçti öncesi. Gökyüzü ilahi yaratıklarla çevrelenmiş bir cümbüş hali yaşarken yeryüzü yalnızdı. Her iki mekâna birden cennet demek, bu yüzden imkânsızdı; bu haliyle gökyüzü, daha bir cennetti. İsminin önüne getirilen sıfatı nedeniyle adil diye bilinen Tanrı, bu eşitsizliğe göz yumamazdı. Üstelik sıkılmıştı da hep aynı oyuncaklardan; O, yaratıcıydı ve tüm yaratıcılığını sergileyebileceği, yüzyıllar boyunca eğlenebileceği bir sahnenin başlangıcına sebep olmalıydı. 

Devamını Oku »

Türk Destanları

Bütün dünya edebiyatlarında olduğu gibi Türk Edebiyatının da ilk örnekleri destanlardır. Türk edebiyat geleneği içinde “destan” terimi birden fazla nazım şekli ve türü için kullanılmış ve kullanılmaktadır. Eski Türk Edebiyatı nazım şekillerinden mesnevilerin bir bölümü ve manzum hikâyeler, Anonim edebiyatta ve Âşık edebiyatında koşma veya mâni dörtlükleri ile yazılan veya söylenen ferdî, sosyal,tarihi, acıklı veya gülünç olayları tahkiye tekniği ile çeşitli üsluplarla aktaran nazım türüne ve bu yazıda ele alınan kâinatın, insanlığın, milletlerin yaradılışını , gelişimini, hayatta kalma mücadelelerini ve çeşitli olay ve nesnelerle ilgili sebep açıklayan ve Batı Edebiyatında “epope” terimiyle anılan eserlerin tamamı da Türk edebiyatı geleneği içinde “destan” adı ile anılmaktadır. Bütün dünya edebiyatlarının başlangıç eserleri olan destanlar, çeşitli konularda yaradılış hikâyeleri yanında, milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının millet muhayyilesinde ortak sembol ve ifadelerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikayeleridir. Destanlar bütün bir milletin ortak mücadelesini ortak değerler, kurallar, anlamlar bütünlüğü içinde yorumladığı ve yaşatıldığı toplumun geçmişini ve geleceğini temsil ettiği için dünya edebiyatının en ülkücü eserleri olarak kabul edilirler. Destanlar her zaman tarihî gerçekleri doğru biçimde nakletmezler. Destanlarda tarihi olay ve kahramanlar milletin ortak bilinçaltının, vicdanının istek, beklenti ,doğruları ve değerleri ile idealleştirilir, eski hatıralarla birleştirilerek tarihî gerçekmiş gibi anlatılırlar.Her milletin millî kimlik ve nitelikleri, ortak dünya görüşü , hatıra ve beklentileri yanında kusurları ve yanlışları da destanlarına yansır. Cihangirlik tutkusu, kuvvet, binicilik ve savaşçılık yanında verdiği sözde durma , acizlere ve mağluplara hoşgörü ile yaklaşma, yardımcı olma Türk destanlarında dile getirilen ortak değer ve kabullerdir. Türk destanları,kâinatın, insanın, kadının ve erkeğin yaradılışı, Türk milletinin doğuşu, çeşitli Türk devletlerinin kuruluş gelişme, çöküşleri, zafer ve yenilgileri gibi konularla beraber pek çok sebep açıklayıcı efsaneyi de içinde barındırır. ilk örneklerinin manzum olduğu kabul edilen Türk destanlarından Kırgız Türkleri arasında yaşayan Manas destanı dışında bütünüyle günümüze gelebilen örnek bulunmamaktadır.Diğer Türk destanları çeşitli kaynaklarda özet, epizot, hatıra, kısaltılmış seçme metinler halinde bulunmaktadır.

Devamını Oku »