Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Yıldıray Çınar ile Röportaj

Yıldıray Çınar ile Röportaj

Çizgi roman severler bu ismi pek çok kez duymuşlardır. Ülkemizi, çizgi roman sektörünün kalbi olan Amerika’da da gururla temsil eden; dünyanın en önemli çizgi roman firmaları ile çalışan usta çizgi roman çizeri Yıldıray Çınar ile keyifli bir röportaj yaptık. Kendisi sorularımıza içtenlikle cevap verdi. Hem ÇAPA’dan, hem çizimlerinden, hem projelerinden hem de Amerika’dan bahsettik. Biz çok keyif aldık, siz de aynı keyfi alırsınız umarım.

Keri: Çizgi roman severlerin yakından tanıdığı bir isimsin; yine de kendinden bahseder misin? Yıldıray Çınar kimdir, bir de senin ağzından dinleyelim. : )
Yıldıray Çınar: 1976 doğumluyum. İstanbul’da yaşamaktayım. Üretmeyi seven, son zamanlarda evden çok sık çıkamayan fakat her fırsatta seyahat etmeye çalışan biriyim. Aynı zamanda müziğe tutkuluyum. Hayvanları çok severim.

Keri: Çizmeye 12-13 yaşlarında başladığını biliyoruz fakat bu ne şekilde oldu? Küçük yaştayken birilerinin teşviki mi yoksa tamamen kendi yolunu mu belirledin?

Yıldıray Çınar: Aslında çizim kendimi bildim bileli var fakat ilk çizgi roman denemelerim 12-13 yaşlarında başladı. Çizgi romanları okudukça içimde oluşan bir dürtüydü zannediyorum. Bence dünyanın en keyifli fakat bir o kadar da en zor işlerinden biri. Kendimi yönlendirdim diyebilirim. Aynı zamanda sosyal ve girişimci bir yapım olduğundan ufak yaşlarda birçok çizgi roman severle buluşup tanışmaya da başlamıştım. Bunun da etkisi illa olmuştur zamanında. Bu konuda şanslıyım zira en yakın dostlarımın büyük bir bölümü zaten hem yazar/çizer hem de üreten insanlar. Bir yere oturup bir şeyler içtiğimizde aramızdan biri veya birkaçı illaki bir şeyler karalar. Ya da bir eser üzerine konuşulur/tartışılır. Paylaşabilmek üretimi tetikleyen bir şey.

Keri: Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi’nden sonra Anadolu Üniversitesi Animasyon bölümünü tercih ettin ve uzun bir süre de storyboard çizerek, animasyonlar hazırlayarak bu sektörde devam ettin ama bu süre zarfında da çizgi roman tarzı çizimi hiç ihmal etmedin sanırım. Seni, bu sektörü bırakıp tekrar tam zamanlı çizim işine dönme kararına iten ne oldu?
Yıldıray Çınar: Asıl yapmak istediğim şey her zaman çizgi romandı. Zaten hobim olan bir işi yapıyorum. Bu sebeple hiçbir zaman kopmadım. Tahmin edersin ki ülkemizde bu iş ile geçinmek mümkün değil. Ben de bu işe en yakın olan dallardan uzun bir süre hayatımı kazandım.Yurt dışına çalışmaya başlamamla birlikte maddi/manevi tatmin olmam çizgi romana tüm vaktimi ayırmama imkan sağladı. Aslında işlevsel olduğu sürece animasyon ve storyboard işlerini hala yapmak istiyorum fakat vakit darlığı buna izin vermiyor.
Bunun yanı sıra şöyle bir şeyi de belirtmek isterim. Diğer türlerden beslenmek anlatım kabiliyetini arttıran bir şey. Dolayısıyla piyasa işlerini biraz kendi tarafınıza çevirmeniz mümkün.Üretim yapıldığı sürece her şeyden öğrenilebilecek bir şey vardır. Yeter ki zemin ve imkan olsun.

Keri: 20 yaşındayken kuruculuğunu da yaptığın ÇAPA Çizgi Roman Grubu ile çok başarılı işler yaptın ve ilk önemli işlerini de bu grup ile birlikte gerçekleştirdin desek yanlış olmaz sanırım. Bu grubun kuruluşu ne şekilde oldu? Kimler vardı? ÇAPA’dan biraz bahseder misin?
Yıldıray Çınar: Çapa’nın geçmişi 1996’dan daha geri tarihlere uzanıyor. Mahmud ve Efe ile arkadaşlığımız 1991 yılında başladı. Hakan’a ise Conan’ın okuyucu sayfalarından ulaşmam 1-2 yıl sonrasına denk gelir. Zaten tanışır tanışmaz Hakan’ın çantasından çıkardığı FIRTINA fanzinleri, aynı kafada adamlar olduğumuzun kanıtıydı ve o an bu grup tamamlamıştı.İlk yayınımızı 1997’de yaptık. O dönem Türkiye’de neredeyse çizgi roman basılmıyordu. Biz belki de bir umut ışığı olduk. Zira en önemli tarafımız üretim yapmamızdı.Onlarca fotokopi fanzin sayısı çıkardıktan sonra 2003’de Karabasan, 2004-2006 yılları arası Strip’de Pırılkız/İman Limited, 2008’de ÇAPA albümü, 2010’da basılan Çekirdek piyasada halen bulunabilecek işlerimiz.
Şu an Hakan, Çekirdeğin 2. kitabını tamamlamakta. Aynı zamanda yakın zamanda duyuracağımız bir başka albümü de bu hafta finalledik.

Keri: Çizmeye başladığında ne gibi zorluklarla karşılaştın? Kendini geliştirmek için neler yaptın mesela? Profesyonelliğe ilerleyen bu yolu aşarken neler yaşadın?
Yıldıray Çınar: Zorlu bir dönemdir. Üretim sancılarının yanı sıra hayatı sürdürebilmek idealist tarafınızın güçlü olmasını gerektirir. Ben özetle, yılmadım, çalıştım.

Keri: Pek çok fanzinde çizim yaptıktan sonra Nothingface, Karabasan gibi basılı işlerle kendini çizimlerini daha büyük kitlelere tanıtmaya başladın. Bu işlerin gerçekleşme süreci ne şekilde oldu?
Yıldıray Çınar: Nothingface 2002’de Amerika’da yayınlanan Digital Webbing Presents’in 5. sayısında Kel Nuttall ile yaptığımız kısa öykü ile filizlendi. Öykü beğenildi ve albüm fikri hemen arkasından geldi.Karabasan ise malum. Ahmet Kocaoğlu ile masaya oturduk ve karar verdik.İkisinin aynı dönemlere denk gelmesi çizgi olarak ne yazık ki performansımı etkiledi. Özür gibi olacak ama o dönem ağır bir hipertroid rahatsızlığı yaşadım. Her iki albümü de çizerken ellerim maksimum titremekteydi. Yakınımdaki arkadaşlarım bilirler. :)

Keri: Yayınlanan işlerinin ardından 2007 yılında Image Comics’in yayınladığı “Noble Causes” ile başlayan ve devam edecek olan ciddi bir Amerika süreci başladı. Bir anda Dünya Çizgi romanının kalbine girdin. Bir çizgi romancının hayalini süsleyen bir gelişme olsa gerek. Bu süreci anlatır mısın?
Yıldıray Çınar: Aylık bir dergiye girmek demek aslında ne kadar çok şeyi bilmediğinizi suratınıza tokat gibi yapışması demek. Önce bunu söyleyeyim ki hevesli çizerler okusun.Noble Causes’ın yazarı Jay Faerber ve Mahmud o dönem Dynamo 5 üzerinde çalışıyorlardı. Jay ise seriye yeni bir çizer arıyordu ve Mahmud beni tavsiye etti. 14 sayılık Noble Causes maratonum bu şekilde başladı. Unutmadan belirteyim, bu gelişmenin hemen öncesinde de Image Comics’den yayınlanan Erik Larsen’nin Savage Dragon dergisinde kısa bir öyküsü çizmiştim.

Keri: Image Comics’ten sonra Amerika’dan yine sevindirici bir haber aldık. Sean McKeever’ın yaptığı bir açıklama ile DC Comics’e geçtiğini duyduk. Dünyanın en önemli çizgi roman firmalarından biri olan DC Comics ile çalışmaya nasıl başladın? Senin bir başvurun oldu mu yoksa onlar mı senin yeteneğini farketti?
Yıldıray Çınar: 2008’de New York fuarında DC’nin 10 kişilik talent search’üne girmeyi başardım. Fakat bu durumun geri dönüşü olmadı. 2009 yine aynı fuarda Philip Tan eşliğinde editör Eddie Berganza ile tanışmam ve Joe Prado’nun menajerim olması ile DC işlerim de başlamış oldu.

Keri: Paul Levitz gibi önemli yazarlarla çalıştın ve halen de yeteneğini gösterip yükselmeye devam ediyorsun. Bu işe ilk başladığında buralara geleceğini öngörüyor muydun?
Yıldıray Çınar: “Neden olmasın?” sorusu her zaman kafamdaydı ama her şeyin bu kadar hızlı gelişmesini beklemiyordum. Aslında şaşkınlığımı hala tamamen üzerimden atabilmiş de değilim. :) Çünkü ben aynı zamanda hâlâ bir çizgi roman sever ve okuruyum.

Keri: Mahmud Asrar ile eskiye dayanan bir dostluk söz konusu ve halen devam eden güzel bir işbirliği de bunun getirisi. Mahmud ile nasıl tanıştınız? Şu anda kafanızda var mı ortak çalışmalar?
Yıldıray Çınar: Mahmud ve ben kaykaycıydık. 1991’de kaykayını üzerine yazdığı “Wolverine” ile muhabbet bir başladı, başlayış o başlayış. :) Çok sevdiğim bir dostumdur kendisi.Proje ise çok yakında. Fakat hem onun hem benim yoğun programımız ortak bir işi şu an için zor kılıyor.

Keri: Acaba iki Eskişehir Animasyon bölümü mezunu yetenekli çizer ve sıkı dosttan; zaten animasyon ve çizim dünyasının göbeğindelerken bir animasyon film beklemek çok mu hayalperestlik olur? : ) Çizimlerinizden oluşan bir animasyon izlemek mümkün olur mu?
Yıldıray Çınar: Şu an için çok zor. Zannetmiyorum. 3-4 yıl önce Karabasan animasyon projesi başlamıştı fakat altından kalkamadım. :)

Keri: Geçmiş yıllarda seni etkileyen bir kaza yaşamıştın. Bu kazadan sonra çizimin konusunda endişelerin olmuştu fakat görüyoruz ki sende çizim anlamında hiçbir kötü iz bırakmamış. Bu dönemde neler yaşadığından bahseder misin?
Yıldıray Çınar: Panik. Çünkü en çok zarar gören bölgem sağ elimdi. 1-2 ay kadar elimi kullanamadım. Sol elimle denemeler yapmaya başlamıştım bile. Travması bir yana, o kaza hoş bir anım değil.Fakat (biraz arabesk olacak ama) fani tarafı çok güzel gösteren bir gelişmeydi. Bunu kendi tarafıma kullandım. İmkanın varken çiz, üret. O kadar.

Keri: İlerleyen dönemlerdeki projelerin neler? Planlarından ve hedeflerinden biraz bahseder misin?
Yıldıray Çınar: DC kariyerim henüz yeni başladı diyebilirim dolayısıyla şu an çizdiğim LEGION OF SUPER-HEROES dergisinde elimden geldiğince devam etmek istiyorum. Onun dışında şekillenmeye başlayan yeni bir Çapa projesi olabilir ama bahsetmek için henüz erken.

Keri: Fantastik kurgu seven biri olarak Frpnet üyelerine ve Frp oyuncularına; ve en önemlisi çizgi roman okurlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
Yıldıray Çınar: Hayallerden vazgeçmeyin ve yaşam biçimlerinize sahip çıkın derim.

Kayra “Keri” KÜPÇÜ

Mahmud Asrar Röportajı
Emrah Elmaslı ile Röportaj