Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Troy Denning İle Röportaj

Troy Denning İle Röportaj

troy-denning

Star Wars’un genişletilmiş evren romanlarına katkıda bulunan, Unutulmuş Diyarlar serisine bambaşka bir boyut kazandıran Troy Denning’i yakaladık ve röportaj yaptık. Sevgili yazarımız Sencer Coşkun’un Troy Denning ile olan röportajını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Sencer: Merhaba Bay Denning! Sizinle bu röportajı yapmayı çok uzun yıllardır istiyordum ve şimdi bu fırsat elime geçti! Teşekkür ederim! Biraz ısınalım. TSR ile çalışmaya nasıl başladınız?

Troy: Üniversitedeyken beni Dungeons & Dragons ile tanıştıran bir arkadaşım, TSR ile birlikte Apple II bilgisayarlarında oyun geliştirmek için çalışmaya başlamıştı. Bir editör aradıklarını söyledi. Ben de özgeçmişimi yolladım. Beni çağırdılar ve bir teste tabi tuttular: Revolt of Antares oyunun kurallarını tekrar yazıp düzenlemek. Ve işe alındım!

İlginç olan bu arkadaşım Bruce Nesmith idi, yani Skyrim’in baş tasarımcısı!

waterdeep-kitapSencer: Arkabahçe Yayınevi tarafından Türkçe’ye de çevrilmiş olan Avatar serisinin üçüncü kitabı Derinsu’yu (Waterdeep) siz yazdınız ve kitabınız çıkar çıkmaz çok kısa süre içinde New York Times En Çok Satanlar Listesine damgasını vurmuştu! Neler hissetmiştiniz?

Troy: Kendimden geçmiştim tabii ki! Derinsu benim ilk romanımdı ve neredeyse yayınlanır yayınlanmaz New York Times En Çok Satanlar Listesi’ni vurmuştu! Ancak ister istemez o listeyi vurmanın çok kolay olduğunu düşünmüştüm. Tek yapmam gereken bir kitap yazmaktı ve kitap binlerce, on binlerce satardı. Tabii ki bu doğru değildi. Harika bir kitap yazmanın yanı sıra o listeye girmek için sıkı bir pazar-fiyat araştırması ve reklam yapmak gerekiyordu ve bunun için de iyi bir zamanlama ve şans gerekiyor. Bunca yıldan sonra öğrendim ki zamanlama ve şans, kitabın kendisi kadar önemli olabiliyor!

Sencer: Bir ara TSR’dan ayrıldınız ve tekrar girdiniz. İş arkadaşlarınız Mary ve Tim ile birlikte Dark Sun evrenini yarattınız. (Mary’nin kitaplarının bazıları da Türkçe’ye çevrildi). Dark Sun gibi yeni bir dünyayı yaratırken nelerden ilham aldınız?

troy-denning-resimTroy: Dark Sun evrenini yaratırken pek çok faktör işin içine girmişti. TSR, o sıralarda Unutulmuş Diyarlar ve Ejderha Mızrağı ile korkunç bir başarı elde etmişti. İki evren de Orta Çağ Avrupası’nın romantizmiyle şekillenmişti. Tasarım departmanı farklı bir şey yapmanın vaktinin geldiğini düşünüyordu, çok farklı bir oyun tecrübesi yaşatacak bir şey. Yeni psionic (Zihin büyücüleri) sınıfı kuralları çıkmak üzereydi ve psionicleri fazlaca kapsayan bir dünya yaratmak istedik. Deneyimli oyunculara hitap edecek ve onları zorlayacak bir dünya, yani vahşi bir dünya istedik. Ve çizerlerin zincir zırhtan bikiniler çizmelerine engel olamadık –ki hak verirsiniz ki çok iyi bir koruma sağlamıyor- Bu yüzden zırhın çok az ihtiyaç duyulacağı ve insanların yarı çıplak gezeceği bir dünya istedik.

Tim Brown ve bana, bu kriterleri sağlayan bir dünya tasarlama görevi verildi ve Mary Kirchoff  da -o sıralarda kitaplardan sorumluydu- bu işe dahil olmak istedi. Haftada ya da iki haftada bir öğlen yemeklerinde buluştuk ve fikir alışverişi yaptık. Bir yılın sonunda Dark Sun isimli dünyamız elimizdeydi!

Ama en büyük ilhamlarımızdan biri Brom’un çizimleriydi. Dünyanın temel iskeletini oluşturduktan sonra biliyorduk ki bu dünya zorlu, fazla metal barındırmayan, çölden oluşan bir dünya olacaktı. Bu dünyayı görsel olarak geliştirecek bir çizer almaya karar verdik. Galeri odasını dolaşmayı başladık, her çizerin çizimlerini inceledik. Brom’un bölümüne geldik ve solgun, kaslı bir kadın gladyatörün uzun bir mızrak tutarken ki resmini gördük ve durduk. Tartışmaya gerek yoktu, aradığımız kişinin Brom olduğunu biliyorduk. Ayrıca o resim Neeva isimli karakter için ilham olmuştu ve birçok Dark Sun çizimlerinde Neeva gösterilmişti.

brom-dark-sun

Mary, Brom’u ekibin çizeri olarak işe aldı. Tim ve benim dünyaya sonradan ekleyeceğimiz karakterleri ve yaratıkları çizmeye başladı. Dark Sun en nadir projelerden biriydi, herhangi bir son teslim tarihi olmayan ve yoğun miktarda işbirliği gerektiren türden.

Sencer: Biraz özel bir soru olabilir ancak kendimi tutamıyorum. TSR, size ve diğer tasarımcılara yeni dünyalar, sistemler ve macera modülleri yaratırken baskı kuruyor muydu? Yoksa istediğiniz gibi tasarım yapmakta özgür müydünüz?

Troy: Dark Sun’dan sonra, şirket yönetimi devamlı olarak yeni dünya yaratılmasına karar vermişti. Yeni dünyalar çok kârlı bir işti ve TSR’ın FRP endüstrisinde lider şirket olarak kalmasını sağlıyordu. Ama baskı kurmaya gerek yoktu. Yeni bir dünya geliştirmek çok prestijli ve eğlenceli bir işti ve tasarımcılar ile editörler yeni bir dünya üzerinde çalışmak için fırsat kolluyorlardı. Yani cevap her ikisi birden; yönetim yeni diyarlar istiyordu ve çalışanlar da yeni bir diyar üzerinde çalışmak istiyordu.

Ancak Dark Sun, tasarımcıların en özgür olduğu sistemdi. Yine de her zaman bir miktar yönlendirme olur. Yönetim mesela sizden korku veya Arap kültüründen bir şeyler katmanızı isteyebilir. Yani Dark Sun’dan sonra çalışacak pek çok parametre vardı.pages-of-pain

Sencer: Ve geldik Planescape sistemine! Ravenloft ile birlikte favori sistemimdir. Söylemeliyim ki epey bilgili bir Planescape kurduyum –yoksa larva mı demeliyim?- ve sizin yazmış olduğunuz Pages of Pain romanını okuma fırsatım oldu! Ne romandı ama! Lady of Pain’i (Acıların Hanımı) hiçbir zaman anlamamıştım zaten ve sayenizde asla anlayamayacağım! Bu kitap başyapıtınız değilse bile ilk 5’in arasına mutlaka girer. Böyle bir kitabı yazmayı nasıl başardınız? Yazarken geçirdiğiniz süreçlerin hepsini bilmek istiyoruz.

Troy: Hatırladığım kadarıyla Pages of Pain şu şekilde var oldu: O zamanki kitap departmanı baş editörü Brian Thomsen, ofisine uğramamı istedi. Bana “bir iyi bir de kötü haberim vari” dedi. İyi haber benden ilk hardcover (sert kapak) romanımı yazmamı istemesiydi. Kötü haber ise “kitabın konusu Lady of Pain olacak ve onun bakış açısından yazılacak. Okuyucular onun hakkında, kitabın sonunda kitabın başında olduğundan daha az şey biliyor olacak,” dedi.

Senin de fark ettiğin üzere Lady of Pain, Planescape sisteminin çok gizemli bir karakteri olmuştur ve bu işin çok zor olacağını biliyordum. Ama sonuç olarak en iyi kitaplarımdan biri oldu ve diğer kitaplarıma göre bu kitaptan yazmakla ilgili çok daha fazla şey öğrendim. Daha yazmaya başlamadan güvenilmez hikaye anlatıcılarına alışmam, okuyucu, anlatıcı ve yazar arasında sıkı bir ilişki teorisi geliştirmem gerekmişti. Ve bunun o günden beri yazdığım tüm romanların üzerinde çarpıcı bir etkisi oldu.

Oyuncular Nasıl Yemek Yer
Chew, Marmara Çizgi Aracılığıyla Türkçe Yayınlanıyor!