Son Haberler
Anasayfa » Röportajlar » Bora Öngürer ile Rüzgarın Adı Kitabı Üzerine

Bora Öngürer ile Rüzgarın Adı Kitabı Üzerine

Keri: Bora Öngürer, ben sizi yakından tanıyorum ama sizi henüz tanımayan fantastik kurgu severlere kısaca kendinizden ve fantastik kurgu dünyası için neler yaptığınızdan bahseder misiniz?

Bora Öngürer: 1966’da İstanbul’da doğmuşum. İlk Bilim Kurgu / Fantastik Kurgu romanımı yedi yaş civarımda okudum. 1970’li yılların sonunda ve 80’li yılların başında, beni çocuk halimle aralarına kabul eden X-Bilinmeyen Bilim Kurgu Dergisi ailesiyle tanıştım ve orda bazı yazılar yazdım. Türkiye’de düzenlenmiş çeşitli Bilim Kurgu öykü yarışmalarına katıldım ve ödüller aldım. 1982 yılında ABD’den gelen bir yakınımdan rica minnet ilk D&D kural kitabıma kavuştum ve FRP oyununun büyülü dünyasına girdim. İlerleyen yıllar ve yabancı kitapları okuyabilme adına amansız bir İngilizce öğrenme savaşından sonra kitapsız kalmamayı başardım! :)
1997 yılında Arka Bahçe ekibiyle tanıştım ve onların Dragonlance ve Forgotten Realms serilerine yarı danışmanlık yarı editörlük yapmaya başladım. 1999 yılında ise İthaki yayınları ailesine katıldım ve Fantastik Kurgu Editörü olarak hizmet vermeye başladım. Bunların yanında JBC yayıncılık tarafından basılan Star Wars Klon Savaşları çizgi roman serisinde de, Türkiye Editörlüğünü üstlendim. Aynı şekilde JBC yayınlarından çıkan diğer çizgi romanlarda da emeğim geçti. Bunların yanında Laika yayınlarından çıkan bazı kitaplarda, dizi danışmanlığı veya redaktörlük yaptım. Kısacası, Bilim Kurgu’nun ve Fantastik Kurgu’nun olduğu her yere elimden geldiğince burnumu sokmaya ve yararlı olmaya çalıştım. Sanırım bugüne dek Türkiye’de bu türlerde çıkmış yüzden fazla eserde adım geçer.

           

Bora Öngürer (solda), Darth Vader karakterini canlandırmış olan usta aktör Dave Prowse ile birlikte.

Keri: Daha önce de dilimize çok değerli fantastik kitapların kazandırılmasında önemli rol oynadınız ama Kralkatili Serisi’nin sizde özel bir yeri olduğunu biliyoruz. Bunun sebebinden bahseder misiniz?

Bora Öngürer: Bilim Kurgu – Fantastik Kurgu okuru olmak değişik bir lezzettir. Kendinizi daima yeni dünyalara seyahat etmeye hazırlarsınız. Her yeni öyküyle başka dünyaların kapılarını aralarsınız. Ama sonra, öyle bir an gelir ki, hem yazarlar hem konular birbirini tekrar etmeye başlar. Her okuduğunuz hikayede bir başkasınınkinden parçalar görmeye başlarsınız. Aslında bu aldığınız zevki çok da azaltmaz. Ama eninde sonunda kitabı bitirdiğinizde, yüzünüzde ben zaten bunu biliyordum diyen o hınzır tebessüm belirir ve o kitabı da diğer yüzlerce kardeşinin yanına kaldırırsınız. Çok ender kitap bunların arasından sıyrılıp size bambaşka bir hazzı tattırır. Çok az kitap kütüphanenizde özel bir yer bulur. Rüzgarın Adı bu çok ender olan kitapların içinde daha da ender bulunabilecek bir hazine!
Keri: Kralkatili Serisi’ni diğer fantastik eserlerden ayıran kısım nedir sizce?

Bora Öngürer: Aslında kişisel duygularımla bu sorunun cevabını yukarıda verdim. Ama bu sefer de profesyonel bir bakış açısıyla cevap verelim: Öncelikle Rüzgarın Adı’nın bir an için bir Fantastik Kurgu hikayesi olduğunu unutalım. Bunu okura söylemediğimizi varsayalım. Bu durumda, okuyucu, bir çocuğun duygu yüklü dramıyla karşılaşacak, onun hayatta kalmak için verdiği kahramanlık hikayesini okuyacak, ardından genç bir adamın olağanüstü bir aşk hikayesini okuyacak, ardından başka kimsenin yüzleşmeye cesaret edemediği tehlikelere meydan okuyan bir gencin maceralarını okuyacak. Galiba Fantastik bir hikayeden bahsetmeyi unuttum. Havada uçuşan büyüler, kötücül ejderhalar, garip yaratıklar, kılıçlar kalkanlar… Dikkatli okursanız bunları da araya serpiştirilmiş olarak bulursunuz. İşte Rüzgarın Adı böylesine farklı bir eser.

Keri: Patrick Rothfuss’un yazdığı ilk eseriyle bu kadar büyük bir başarı kazanması, kitabın edebi niteliğiyle mi yoksa kurgusuyla mı ilgili?

Bora Öngürer: Lütfen Rothfuss’un dilini bir kenara ayıralım. Patrick Rothfuss kelimeleri kullanma konusunda bir müzsiyenin notaları kullanma, bir matematikçinin sayıları kullanma yeteneğine sahip! Ama bunu yaparken türünün en büyük ustalarına parmak ısırtacak bir başarıyla bunu yapıyor. Evet, Rüzgarın Adı gerçek bir edebiyat şaheseri. Ama kurgusu… O apayrı bir hikaye. Pek az yazar vardır ki, bu denli olağanüstü bir hikayeyi, bu denli olağanüstü bir dille yazabilsin.Keri: Kitap hakkında ünlü yazarların söylediklerine bakarsak seri, çok kısa zamanda önemli fantastik edebiyat kitapları listelerinde yer alacak gibi görünüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bora Öngürer: Sorudaki gelecek zaman kipi bence gereksiz. :) Zira Rüzgarın Adı başta Newyork Times Best Seller olmak üzere, neredeyse yayınlandığı her dilde bir numaraya zaten oturdu. Bu arada otuz iki dilde yayınlandığını da eklersek sanırım durumun ciddiyeti ortaya çıkar. Rothfuss çoktan fantastik edebiyatın en iyileri arasına girdi bile.

Keri: Genelde fantastik kurgu okuyucuları kendilerini kitaptan bir karakter ile özdeşleştirirler. Bu kitaptaki ana karakterimiz Kvothe’de okurların kendinden bir şey bulabilmesi mümkün mü? Karakterden biraz bahseder misiniz?

Bora Öngürer: Hayır! Bahsetmem, ya da behsetmeyi beceremem. Kvothe’yi anlatabilmek için Patrick Rothfuss olmak gerekir. Benden istediğiniz, dokuzuncu senfoniyi ıslıkla çalıp, sonra da anladın mı diye sormak gibi bir şey. Ancak diğer soruya gelince, cevabım evet. Okuyucu Kvothe ile kendini özdeşleştirmek için cidden çaba gösterecek. (ben yaptım) Yeri gelecek ona acıyacak, yeri gelecek onla üzülecek, yeri gelecek ona kızacak, bazen onunla hayaller alemine dalacak. Kitap bittiğinde kendini yataktan düşmüş gibi hissedecek (yoksa ben gerçekten mi düşmüştüm?). O sonunu görmeye can attığımız muhteşem düşün son kırıntısının elimizden alınmasına kızdığımız andaki gibi yüzümüze kızgın bir ifade yerleşecek. Elimizi sırtımıza götürüp, lavtamızı arayabiliriz bile o anda. Ama Kvothe olmadığımızı hatırlamak yine de birkaç saniyemizi alacak. Keri: Kurgusal anlamda kitapta bir hayat hikayesi söz konusu. Kvothe’nin hikayesini diğer kitaplardaki karakterlerden farklı kılan nedir?

Bora Öngürer: Hayal ürünü olduğunu biliyoruz ama o denli gerçek ki… Bu denli ayrıntılı ve canlı bir karakteri uzun yıllardır başka hiçbir yazarın kaleminden görmemiştim.

Keri: Kitap, bir serinin daha ilk kitabı olmasına rağmen yurtdışında Bestseller listelerine girerek büyük başarı elde etti. Ayrıca yurtdışında sadece fantastik severler değil her türden okuyucu tarafından çok beğenildi. Ülkemizde bu başarıyı yakalaması mümkün mü?

Bora Öngürer: Türk okuyucusu, diğer otuz iki dilde olduğu gibi Rüzgarın Adı’na hak ettiği değeri verecektir. Diğer ülkelerde olduğu gibi, bizde de bu eserin listebaşı olacağına ve bir Fantastik Kurgu kitabında alışık olmadığımız tarzda on binler satacağına eminim.

Keri: FRPNET okurları için, bu kitabı neden okumaları gerektiğini birkaç cümle ile açıklayabilir misiniz?

Bora Öngürer: Zaman geçirmek için okumayın! Zira zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Olağanüstü güzellikte yazılmış dövüş sahneleri için okumayın! Zira dövüş sahneleri başladığında aklınız hala sizi dövüşe girmek zorunda bırakan sebepleri sorguluyor olacak.
Muhteşem büyü gösterileri için okumayın. Zira öyle bir şey yok. Birileri büyü yapmaya başladığında, bunu bir mühendisin darmadağın olmuş bir araba motorunu bir araya getirme çabası gibi okuyacaksınız.
Alışık olmadığınız ama müptelası olabileceğiniz yeni bir şey bulmak için okuyun. Zira bulacaksınız.

Türk Destanları
Mahmud Asrar Röportajı