Anasayfa » Planescape » Sigil (v2)

Sigil (v2)

planescape-logo
 

“The City of Doors”. Planescape oyun modülünün kalbi olan şehir. Her boyuta açılan nerde nasıl karşınıza çıkacağı belirsiz, rasgele bir anahtar ile ömrünüzü geri dönmek ile harcayabilmenize sebep olacak geçitlerin şehri.

Evrenin tüccar şehri, serbest bölgesidir. Outlands’in ortasında bir kule ucu onun da üstünde havada asılı bir simit vardır. Sigil bu simitin iç yüzüne kurulmuş bir şehirdir. Kule ucu ve sigil arasında hiç bir şey yoktur. Vakum falan değil, bayağı hiç bir şey yok. Ondan fiziksel yollarla çıkmaya çalışmak imkansızdır, kuşatmayı geçtik uçarak ulaşamıyorsunuz bile. Bir simitin iç yüzünde olmak da garip bir histir, çünkü Sigil’de kafanızı kaldırıp baktığınızda uzaklarda gördüğünüz şey gene Sigildir. Uçarak diğer ucuna gitmek mümkündür. Tabi yerçekimi hep simite (ayağının altındaki toprağa) doğru olduğundan uçarak gitmek biraz sakat oluyor. Güneşi falan yok, gündüzleri hava aydınlanıyor geceleri kararıyor. Hava genelde puslu nemli ve biraz serin olur. Gökyüzünün de genelde grimsi bir şey olduğunu düşünürsek insanın içi kararıyor bir süre sonra.
 

Şehre girmek ve çıkmak aslında kolaydır, sadece zara güvenmemek lazımdır. Çünkü bir geçit oluşturan her açıklık, kapı, pencere, devrilmiş sütun, kanalizasyon kapağı bir kapı olabilir. Ve planarlar (adından da anlaşılabileceği gibi bir plane’den diğerine dolaşan elemanlardır. Bu yetiyi kazanmaları ve kontrol etmeleri, kısaca nereye gideceklerini bilmeleri uzun zamanlar hatta belki yüz yıllar alabilir. Buradan yola çıkarak doğal yolla gelecek ölümden neredeyse sıyrılmışlardır.) orada kapı olduğunu görebilirler. Tabi bir kapıdan geçmek için o kapının anahtarı olan eşya ya da davranış(belki ikisi de) bilmek gerekir. Bunların yapabildiği kadarıyla listesini çıkaran anahtarını bilen (ve bir o kadar da bildiğini iddia edip kekleyen) adamlar vardır, kahramanımız elminster biraz altın kullansa d20 yerine, çok rahat girip çıkabilir. Tabi nereye girer nereden çıkar bilinmez. Sabit ve nereye gittiğini bildiğimiz kapılar da vardır tabi. Zaten bu güzden şehre bazen kafes de denir.

Şehrin toprağı yapı malzemesi olarak kullanılamıyor, avucunuza aldığınızda toza dönüşmek gibi kötü bir huyu var. O yüzden şehirdeki yapıların hepsi diğer boyutlardan bir şekilde aşırarak taşınarak getirtilip oturtulmuş durumda. Şehrin görüntüsünü artık siz düşünün. Yetişebilen tek şey razorvine denilen yaprakları jilet gibi kesen uyuz bir sarmaşıktır. Her taşın altından pörtlemek gibi bir huyu vardır. Bunu da şehrin belediyesi dabus düzeltir.

Şehrin en eğlenceli kısmı burada her şey vardır. Her türlü eşya, onu satan her türlü yaratık, alan ayrı karakterler, sokakta yürüyen farklı dilenen farklı boy boy çeşit çeşit karman çorman bir şehirdir. Çok fazla patırtı çıkarmak Lady of Pain’in asabını bozabilir, bu da hoş değildir. Ondan herkes akıllı uslu takılır (olduğu kadar en azından). Bu kadar yaratığın inandığı bir yığın Tanrı ve güç vardır, burada inancı yasaklamak imkansızdır. Leydi’nin de umurunda değildir pek kimin neye inandığı, çünkü Sigil Planescape’deki “biz toplu halde chaotic olursak şehirle beraber limboya kayarız” gibi durumlardan etkilenmez. Etkilense bile, onca inanç bir araya geldiğinde bir şekilde kendisini sıfırlar.

Lady of Pain
Sigil