Son Haberler

Son Haberler

The Avengers Filminin İlk Fragmanı

Heyy çizgi roman severler. İşte size müjdeli bir haberimiz var. 28 Nisan 2011 tarihinde sizlere The Avengers filminin çekimlerine başlandığını söylemiştik. Iron Man, Thor, Captain America gibi filmleri izledik ve işte beklenen sona yavaş yavaş yaklaşırken ilk fragman da bizlerle buluştu. Daha fazla lafı uzatmayalım ve sizleri bu tiyatral fragman ile başbaşa bırakalım. Harika bir film olacak gibi görünüyor, bizden söylemesi…

Devamını Oku »

Kırsalın Korkuları – Anadolu Korku Öyküleri

Anadolu Korku Öyküleri Türk korku edebiyatında yıllarca hatırlanacak bir öykü seçkisi olmuş. Yeni korkular ve buralı bir ürperti arıyorsanız bu kitabı kaçırmayın. Türkiye’den Korku ÖyküleriKorku edebiyatı, zor bir edebiyattır. Gizemleri parça parça verirken okuyucuyu akışa bağlamak gerekir ki, okuyucu titresin, tüyleri diken diken olsun. Bunu sinemada yapmak ses efektleri, müzikleri ve görsel uyarıcılarla çok kolay öyle ki, bu edebiyat zaten kitap okumayan bir nesil tarafından cami avlusuna bırakılmış gibi. İşte böyle zamanlarda biri gelir de çocuğu alır büyütür ya. Umarım onun gibi olur. Çünkü bu kitaptaki 6 yazar iyi işler çıkarmışlar. Ben çocukken pek öyle hikaye dinlemedim. Hele korku öyküleri hiç dinlemedim. Bir noktadaysa köye gittiğimde oturup kendimize hikayeler falan uydururduk. Bir kere öyle köyün etrafında dolaşırken bir yol bulduk, takip ettik uçurumun kenarında 20 kadar evin olduğu bir mahalle bulduk. Mahalle bomboştu gördüğümüz kadarıyla, oraya gitmek için yol aradık, bir tanede bulduk ama bayağı tehlikeliydi, o yüzden aşağıda ne olduğunu hiç öğrenemedim. Bir sonraki sefer köye gittiğimdeyse bulamadım orayı. Şimdiyse köyün kendisi o mahalle gibi bomboş. 10-15 aile ancak yaşıyor ve kışın sadece 1-2 evde ışık yanıyor. Babaannemler 2 yıldır gitmediler artık yaşlandık diye bense liseye başladığımdan beri ayağımı basmadım. En eğlencelisiyse oradan dönerken arkadaşımın şimdi hatırladım deyip, anlattığı o zamanlar beni korkutmuş olan şimdiyse tam hatırlayamadığım ama hatırladığım parçalarına güldüğüm öyküdür.

Devamını Oku »

Canavarlar

Nedir canavar? TDK Sözlüğüne göre, Farsçadan dilimize geçen bu kelime; masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan, demek. Halk arasında ise kurt, domuz gibi zarar veren, hattâ cana kıyan hayvanatın genel adı için kullanılıyor. İsmet Zeki Eyuboğlu’nun hazırladığı Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde ise yıkım getiren, kurt veya domuz gibi yabanî hayvanlara verilen ad olarak açıklanıyor. Ancak bugün canavar dediğimizde herkesin gözünde daha farklı bir “yaratık” canlanacaktır. Çinli olsun, İskandinav olsun, Amerikalı veya Afrikalı olsun herkes kendi canavarını farklı bir şekilde yaratacaktır. Aslında doğa yasalarına aykırı yaratıklardır “canavar”lar. Dayandıkları birçok kaynak vardır; mitoloji, dinsel metinler, gelenekler, folklor ve hattâ edebiyat etkisiyle insanların hayâl dünyasında yer etmişlerdir. Peki ilk canavar nereden çıkmıştı, o günden bugüne insanlar birbirinden tamamen farklı veya neredeyse tıpa tıp aynı biçimde canlıları hayâl dünyalarında nasıl yarattılar? Dahası Avrupalı ve Çinli insanlar birbiriyle bu kadar benzer yaratıkları nasıl hayâl ettiler? Kaça ayrılırlar? Yoksa gerçekten bir zamanlar yaşadılar mı, yaşadılarsa nasıl ortadan kalktılar?

Devamını Oku »

Zombilerin Gururu

Zengin, burnu havada, bön ve kendinden zayıfları hor gören bir şirket sahibidir Simon Garth. Hayatından kendinden önemli kimse yoktur. Kızı bile… Gün gelir işler değişir, Simon Garth’ın “hayatı” gibi… Zombileri hep beyinsiz, beyin yiyen, et peşinde koşan varlıklar olarak tanıttılar bize. George Romero’nun filmlerinden dolayıdır hep bu şekilde benimsedik onları. O kadar iyi tanıdık ki zombileri, yolda görsek selam verir olacaktık neredeyse. Her gördüğü canlıya yemek gözüyle bakan canlılardır onlar. Fakat Marvel öyle bir zombi karakteri ve hikayesi ile çıkıyor ki karşımıza tüm gelmiş geçmiş zombi imajını yıkıyor resmen. İlk olarak Temmuz 1953’te “Menace”ın beşinci sayısında görünen, sonrasında Ağustos 1973’te kendi hikayesiyle albümleşen Simon Garth… O bir zombi ama bilinen beyinsiz zombilerden değil. O farklı. Düşünebiliyor, halen duyguları var, sadece itaat etmiyor bazen de yorumluyor. Duyusal anlamda hisleri olmasa da duygusal hisleri halen baskın gelebiliyor. Çoğu zaman neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabiliyor. Ölümün huzurunu ararken bir yandan da yapması gereken şeyler olduğunu düşünüyor.

Devamını Oku »

Ey Yecüc Mecüc – Kahin Kral

“Ey Yecüc Mecüc Vahşi ve Talancısız… Bir Vakte Kadar Demir Dağın Ardına Kapatılacaksınız…” Kehr Suresi Ayet-94/95…98″ Dini konularla, mitolojiyle, teoloji ile ve tarih ile ilgilenenlere çok tanıdık gelen bir konudur Yecüc ve Mecüc. Kutsal kitaplarda da bahsi geçer Yecüc ve Mecüc’ün. Bu iki ismi Gog ve Magog olarak da duymuş olanlarınız vardır belki. Yecüc ve Mecüc, çok tartışılan iki kavim olarak karşımıza çıkar. Kimisi bu iki kavmin lanetli olduğunu, kimisi kıyamet zamanı tekrar geri geleceklerini söyler. Kimisi de birbirleriyle savaşan bu iki kavmin kıyamet alameti olduğunu ve aslında dünya üzerinde kıyameti getirecek olan iki süper güç olduğunu söyler. Bir başka inanış ise Yecüc ve Mecüc hikayesinde geçen demirden dağ olayından dolayı Yecüc ve Mecüc’ün uzaylıları temsil ettiğidir.

Devamını Oku »

Taht Oyunları ve Çeviri

“Tolkien’in en büyük mirası olan fantastik edebiyat”dır demek yeterli midir bilmiyorum. Filolog olan Tolkien’in aynı zamanda “dil”ler icat etmesi de fantezi edebiyatının en önemli olaylarından, öncüllerinden, miraslarından biridir takip edenler bilir. Elfçe, Dwarfça, Ortak Lisan v.s. bu dillerden bazılarıdır. Usta, olmayan lisanlar yaratmış, onlara gramer de uydurmuştur. Bizdeyse çevirmenler ve yayınevleri yeni dil uydurmak bir yana kuralları belli olan Türkçe’nin canına okuyarak yeni garabet diller uyduruyorlar. Orkça’ya kaba bir dil deniyor ya “Taht Oyunları”nda kullanılan Türkçe ondan kaba ve kötü ötesi bir lisan olarak karşımıza çıkıyor.

Devamını Oku »

Drizzt ve Faşizm

Şu anda elimde R. A. Salvatore’nin Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) serisinde yer alan Drizzt Do’Urden maceralarından “Ork Kral” var ve daha 12. sayfadayken kitaba hayran oldum. Salvatore, daha önceki romanlarında da Drizzt üzerinden çok ciddi konulara el atmıştı ama bu defa işi sıkı tutuyor, fantezi edebiyatındaki bir alışkanlığı alaşağı ediyor: Faşizm. “Faşizm, fantezi edebiyatının alışkanlığı” ifademi bir çok kişi yadırgayacaktır şüphesiz ama vereceğim örneğe bakıp yeni bir değerlendirme yapılmasını rica ediyorum okuyandan.

Devamını Oku »

Tolkien’in Irkları – Mitolojide Yolculuk

Tolkien’in Orta Dünya ve efsanelerini yaratırken üç ana kaynaktan yararlandığı söylenebilir: Bir dilbilimci olarak yıllarca yaptığı çalışmalara ek bağlamında yeni diller ve bunları konuşan farklı halklar yaratma düşüncesi, torununu eğlendirmek için anlattığı masalsı öyküler ve çalışmaları sırasında bir hayli haşır neşir olduğu değişik kültürlerin mitolojileri. Tolkien, Orta Dünya’nın, kıtalar henüz bugünkü şeklini almadan, büyü yok olmadan, elfler dünyayı terk etmeden çok önce var olmuş bir dünya olduğunu söyler, yani Orta Dünya mitolojisi, bilinen mitlerden daha önceki çağlara dair bir öyküdür. Dolayısıyla, Orta Dünya tarihi ile bildiğimiz dünya mitolojileri arasında bulunabilecek benzerliklerin esas sebebi, bilinen tüm efsanelerin kökeninde bu çok eski dünya ve tarihin olduğunu varsaymasıdır. 

Devamını Oku »

Yüzüklerin Efendisi Üzerine

J.R.R. Tolkien, fantezi türünün ortaya çıkışının ve gelişmesinin sebebini, insanoğlunun zamanın ve mekânın sınırlarını aşma, zaman ve mekân içinde kendi konumuna bakma, kendinden farklı zeki yaratıklarla ilişki kurma ve dünya üzerindeki biricik zekâ sahibi ırk olma yalnızlığından kurtulma isteği olarak açıklıyor. Bu, fantezi türünün de kaynağı olan, tarih boyunca anlatılan tüm peri masalları ve efsanelerin özünü oluşturan bir istek… Fantezi edebiyatı da, bu felsefeden yola çıkarak ikincil dünyalarda gezintilerle hayal gücünü geliştirip, okurların gerçek hayatta faydalanabilecekleri araçlar geliştirmelerine, sığınabilecekleri alternatif limanlar keşfetmelerine yardım etme amacını taşıyor.

Devamını Oku »

Bilimkurgu ve Fantezi

“Günümüzde bilimkurgu edebiyatı ve sineması” konusunda konuşmaya başlarken bunun bir kriz konuşması olacağını belirtmekte yarar var; çünkü bilimkurgu günümüzde ciddi bir kriz durumunda, yani bilimkurgunun son anlamlı okulu cyberpunk (siberpunk) 1990’ların başında pilini bitirdiğinden beri bilimkurgu alanında yeni bir şeyler olmuyor Eski ayları kırpıp kırpıp yıldız yapmaktan başka hiçbir şey yapılamıyor. Yapılan ne? Isaac Asimov’un vakıf üçlemesini yeniden yazmak. Piyasayı izliyorum, özellikle Amerikan bilimkurgu piyasasını. Şu anda bir yeniden basımlar furyası var. Heinlein’ları yeniden basıyorlar. Her ne hikmetse tam da bu Irak savaşından önce, Amerika’daki en militarist ve en milliyetçi bilimkurgu yazarını dön dolaş yeniden basmaya başladılar ama Asimov yenidenbasımları pek yok, çünkü o milliyetçi olmayan bir Yahudi. Onun dışında mesela Le Guin yenidenbasımları da yok bu aralarda, o da duruma uygun değil çünkü.

Devamını Oku »

Frodo Baggins’in Mordor Yolculuğu

Ruhtaki bozuklukların, acıların, marazın, altüst oluşların her birinin bir hikayesi var. Sonu ister mutlu bir aile hayatında, isterse de tımarhanede bitsin, bu öykülerin her biri şaşırtıcı ölçüde bir diğerine benzer. Ayrıntılardaki farklılıklar sonsuzdur; şeytan da melekler de orada gizlidir zaten. Ama hikayeler daima bir yolculuğu anlatırlar; başı ve sonu olan, ister istemez de bir ortası bulunan birer yolculuğu. Yolculuğun nerede başladığı hayli belirsizdir. Ortası da öyle; yalnızca belli başlı kavşaklar, o da geriye doğru bakıldığında biraz bilinebilir. Son ise genellikle barizdir, ne anlama geldiği hiç anlaşılamayacak da olsa.

Devamını Oku »

Son Videolar