Son Haberler

Son Haberler

Evcilik Oyunu

Her insan bir FRP oyuncusudur ama bunun farkında değildir. Bir oyun oynarken örneğin evcilik oynarken hepimiz Role Play yaparız. Ne yaptığımızın, yaptığımız işin ne olduğunun bir önemi yoktur. Bazı sınırlar vardır, oyunun doğası gereği konulmuş; kimsenin yazmadığı ama karşımızdaki arkadaşımızla birlikte oluşturduğumuz ve oyuna dahil ettiğimiz kurallar. Onlar sayesinde oyunumuzun keyfi kaçmaz, kimse kırılmaz. Eğlence günlerce devam eder.

Devamını Oku »

Bilimkurgu ve Geleceği

“Bilimkurgu edebiyattır, iyi bilimkurgu iyi edebiyattır.”  Bülent SOMAY“Bilimkurgu bir büyüteçle gerçeğe yaklaşır,onu birtakım sayılarla abartarak gözümüzün içine sokar.” BAURDRİLLARD Bilimkurgu TürüBilimkurgu, geleceğin dünyasını düşgücüyle tasarlarken, pozitif bilimleri ve edebiyatın ölçülerini temel alan bir edebiyat türüdür.

Devamını Oku »

Tolkien’in Mirası – World of Warcraft

Hayatta hiçbir şey yoktan var olmuyor elbette. Hele ki sanat ürünleri ne kadar devrimci, yenilikçi ya da avangard olursa olsun, kendinden öncekilerle illiyet bağından kurtulamaz, aslında tek ve büyük bir geleneğin devamıdır. Gerekli Şeyler‘in yayımladığı World of Warcraft çizgi romanını elime aldığımda bunu düşünmemiştim. Evet, öncelikle bir bilgisayar oyunundan doğan bir çizgi roman, ama daha da ötesinde Tolkien ve masaüstü FRP oyunları gibi uzak akrabaları/kaynakları var. Çizgi romanı incelemeden önce bunları kısaca hatırlamaktak isterim.

Devamını Oku »

Bilimkurgu Estetiği

-Bilimkurgu, edebiyat mıdır?  -Evet.  -Öyleyse yerleşik edebiyat ölçütleriyle değerlendirilebilir mi?  -Hayır. Böylesi bir iddia, yalnızca gerekçe değil, detaylı bir açıklama da gerektirir. Yazılı bilimkurgu, elbette ki, edebiyattır, oysa kendine diğer medyaları (film, tiyatro, hatta belki de resim ve heykel) seçen bilimkurgu kelimeler dünyasına uygulanandan başka ölçütlerle değerlendirilmelidir (1). Bilimkurguya edebiyat olarak ve öncelikle de nesir kurgu olarak odaklanan bu denemenin amacı, eleştirmenlerin geleneksel edebiyat eleştirisini bilimkurguya uygulamaya çalıştıklarında karşılaştıkları sınırlamaların bir kısmına işaret etmek. Özetle, son yıllarda akademinin bilimkurguyla ilgilenmeye başlaması ciddi zorlukları beraberinde getirdi. Akademik eleştirmenlerin bu türe yönelik alışıldık (ve temelsiz) bir hor görüyle kuşatılmaları bir yana, bu eleştirmenlerin ellerindeki araçlar da ne kadar bilenmiş olursa olsun, realist ya da doğalcı olan yirminci yüzyıl kurgusuyla arasındaki yüzeysel benzerliğe karşın edebiyat sanatından temelde çok farklı olan bu yapıt grubuna uygulanabilir değil. 

Devamını Oku »

Türkiye’de Çizgi Roman Yayıncılığına Kısa Bir Bakış

Türkiye’de ilk yayınlanan amerikan çizgi romanları (Lee Falk’ın yarattığı) Mandrake ve Kızılmaske (Phantom) ile Gordon’dur. Amerika’da yayınlanmaya başlandıktan çok kısa süre sonra Ülkemizde yayınlanmaya başlanmıştır. Ama yazımızın konusu genellikle Süper güçleri olan çizgi roman karakterleridir. Superman dergi formatında ilk kez 1958 yılında Ceylan yayınları tarafından Süpermen adı ile yayınlanmaya başlanmıştır.

Devamını Oku »

Fantezinin Kısa Hikayesi

     Fantezi, hayali edebiyatın en eski dalıdır – en az insanoğlunun kendisi kadar eskidir. Bundan tam on beş, yirmi hatta otuz bin yıl kadar önce Altamira’da ve Chauvet’deki mağara resimlerinin çizilmesine neden olan sanatsal dürtünün, postlara sarınmış samanların Buzul Çağı Avrupası’nda kamp ateşlerinin etrafında heyecanla, büyülenmişçesine kendilerini dinleyenlere anlattıkları tanrılar, iblisler, tılsımlar, büyüler, ejderhalar, kurtadamlar ve ufkun ötesindeki muhteşem diyarlarla ilgili müthiş hikayeleri anlattıran dürtüyle aynı olduğuna inanmak pek de zor değildir. Ve tabii ki kavurucu Afrika’da, tarih öncesi Çin’de, eski Hindistan’da ve Amerika kıtasında da … bu hikayeler binlerce, hatta yüz binlerce yıldan beri her yerde anlatılagelmiştir. Hikayeler anlatmak dürtüsünün evrensel olduğunu düşünmek, her zaman hoşuma gitmiştir – “insan” dediğimiz canlının olduğu her yerde hikaye anlatan birileri de mutlaka olmuştur ve bu hikayeciler, insanlığın uzun evrimsel yolculuğu boyunca bu yeteneklerini ve enerjilerini olağanüstü olaylar ve mucizeler yaratmaya adamışlardır.

Devamını Oku »

Transformers – More Than Meets The Eye

Bu Transformer’ların dünyasıdır. Kahraman Autobot’ların, Decepticon’ların şeytani güçlerine karşı verdikleri mücadeledir. Dünya ve Cybertron’un kaderini, pamuk ipliğine bağlı bu savaşın dengeleri belirleyecektir. Autobot’lar bir yandan kendi dünyaları olan Cybertron’u Decepticon’ların pençesinden kurtarmaya çalışırken, bir yandan da İnsan’ların gezegeni olan Dünya’nın yaşamsal kaynaklarının şeytani güçler tarafından yağmalanmasını engelleyebilmek için bitmek bilmez bir savaş vermektedirler. Bu, Cybertronian Savaşları’dır, Dünya Savaşı’dır ve Yeni Altın Çağ’ın doğumudur. Transformer’ların evrenine adım atarken dikkat edin. Her zaman için, görünenden daha fazlası vardır…

Devamını Oku »

Dracula Efsanesi

Senelerden beri internette bulunan “Dracula Efsanesi” adlı makalevî incelememin son halini okumaktasınız. Çocukluğumdan beridir topladığım araştırma notlarının bir araya getirilmesiyle 2004’te yazılıp 2006’da bilgisayara aktarılan bu makale, 2013’te bir kere daha güncellenmişti. Ancak 2013’ten 2015’e yapılan yeni araştırmalar ve bazı bilgi hatalarının saptanması bu incelemenin bir kere daha düzeltiden geçirilmesini gerekli kıldı. Tarih araştırmalarına aşina olanların bilebileceği gibi elbette son düzeltme de olmayacak. Nitekim araştırmalarımın ilk adımı, topladığım bilgilerin seneler içerisinde yanlışlanması ve daha doğrulanmış bilgilere ulaşılmasıyla başlamış, bu araştırma serüveni bu günlere kadar gelmiştir. Bunun haricinde eklenecek yeni bilgiler de araştırmalar esnasında bulunabiliyor ki işte tüm bu çileye katlanma gücü veren biraz da bunun heyecanı oluyor. Tabiri caizse oturup baştan yazdığımı söyleyebilirim.

Devamını Oku »

Vampir İnancı

Dünya Üzerinde Vampir İnancı ve Kaynağı      Vampir inanışı dünyanın çeşitli mitoloji ve kültürlerinde yer alan bir inanıştır. Bulunan tüm arkeolojik ve etnografik buluntular bunu göstermektedir.Mesela Sikkim’de,eski bir Tibet manastırı’nın duvarlarında,ikibin beşyüz yıl evvel yapılmış duvar resimlerinde,kan emen,sivri dişli,vampiri andıran yaratıklar tasvir edilmiştir.Tibet Lamaizm inancın’da, Varja rahipleri kan emen,sivri dişli,köpek dişlerinden kan damlayan kişiler olarak resmedilmişlerdir.Tarih öncesi bir Asur çömleğinde,kafası kopuk bir vampir ile sevişen bir adam resmi bulunmuştur.İlk yazılı destan olan Gılgamış’ta vampir(Utnapiştim) temasına rastlarız.Hint dilinin ilk yazılı kaynaklarını oluşturan “Atharva Veda”nın bir bölümünün adı “Baital Paischisi” yani “Vampir Öyküleri”dir.(Baital=Sanksritçe Vampir).      Vampir inanışının kaynağı ise hep tartışılmıştır. Genelde yaygın kanı vampir inanışının batı kaynaklı olduğunu söylesede,aslında doğu kaynaklıdır.Zira yapılan araştırmalar şunu göstermiştir ki,vampir efsaneleri,Avrupa’ya,Moğol istilasından kaçıp Anadolu’ya sığınan ve Osmanlı Devleti tarafından Balkanlara yerleştirilen Rumeli Türkleri tarafından yayılmıştır. Netekim vampir efsanelerinin ilk yazıldığı tarihlerle,Avrupa’ya Türk İskan’ı aynı tarihe rastlar.Yani bu inanç Asya’dan alınmış ve İran,Anadolu,Rumeli,Bulgaristan,Romanya,Macaristan ve Almanya üzerinden tüm Avrupa’ya yayılmıştır.Hatta Türklerin,Avrupa’ya ilk gelişinden de önce,Asya üzerinden Avrupa’ya gelen Keltlerin inandığı,Gal ulusunun “dragdul”, İrlandalılar’ın “deargdull” denen kan içici canavar efsanesi buna örnektir.

Devamını Oku »

Mitoloji ve Fantezi Bağlantısı

Fantastik Kurgu’nun beslendiği en sağlam ve en geniş başlıktır Mitoloji. Gerek anlatılan hikayeler, gerek diyarların farklı kullanımı (Mesela basit görünen bir yapının tapınak olması, yoldaki basit bir kuşun aslında bir Tanrının habercisi olması gibi) Fantezi dünyasına ışık tutmuştur. Mitolojideki karakterler de Fantezi dünyasını oluşturmakta çok büyük rol oynamıştır. Yunan Mitolojisinden Titanlar, Pegasuslar; Mısır Mitolojisinden Sphinxler, Çakal Adamlar; İskandinav Mitolojisinden Fairyler, Leviathanlar; Türk ve Arap Mitolojisinden Cinler, Lamialar gibi birçok Fantezi dünyasında karşılaştığımız canlılar aslında hep mitolojiden esinlenmedir. Hatta esinlenme demek gereksiz olur direkt olarak mitolojiden alıntıdır. Bunun dışındaki Vampir, Kurtadam, Lycantrophe (Yarı insan yarı hayvan canlılar) gibi varlıklar da Avrupa ve dünyanın birçok yerindeki efsanelerden gelmedir. Mitolojilerde bulunan çok Tanrılı kavram ise Fantastik Dünyaların yaratılmasında büyük rol oynamıştır. Her bir inanca uygun farklı Tanrı yapıları Fantastik dünyalarda da gözümüze çarpmaktadır. Ateş Tanrısı, Gök Tanrısı, Ölüm Tanrısı, Denizler Tanrısı, Güzellik Tanrısı, Aşk Tanrısı gibi bir çok Tanrı sembolü Fantezi dünyalarına Mitolojiden geçmiştir. Hemen hemen her mitolojide çok Tanrı sembolü vardır ve şu anda karşılaştığımız hemen hemen her Fantastik Diyarda da bu örnekle karşılaşıyoruz. Bu da demek oluyor ki aslında Fantastik Kurgu Jules Verne, Edgar Allan Poe, H.P. Lovecraft, Clark Ashton Smith, J.R.R. Tolkien gibi yazarlarla değil; Herodot’a kadar uzun bir geçmişe sahip… Hayallerinizi kaybetmemeniz dileğiyle…          Kayra “Keri” Küpçü

Devamını Oku »

Sinemanın Fantastik Dahisi – Tim Burton

     Son dönemde çektiği fantastik, gotik ve bolca korku öğeleri içeren filmleri ve animasyonları ile gönlümüzde taht kuran bir yönetmen ve yapımcı. Ülkemizde birçok kişinin önce Beetlejuice (Beterböcek – 1988) daha sonraları Batman (1989) ve Batman Dönüyor (1992) filmleriyle tanıdığı Tim Burton, o dönemlerde gotik korku – macera filmleriyle gönlümüzde taht kurmaya başlamıştı.      Kaliforniya’da doğan, küçük yaşlarını dış dünyadan soyutlanmış, iç dünyasında yaşayan asosyal bir çocuk olarak geçiren ve küçük yaştan beri çizimler yapan Timothy William Burton’ın çizim konusundaki ilk başarısı 9. sınıftayken hazırladığı, çevre kirliliğine karşı düzenlenen bir yarışmada aldığı ödüldü. Çizdiği poster 1 yıl boyunca çöp kamyonları üzerinde sergilenmişti. Liseden sonra Kaliforniya Sanat Enstitüsünü bitiren Tim Burton, animatör olarak Disney’de ilk işine başladı. Disney’de çalışırken 1981 yılında “The Fox and the Hound” ve 1985 yılında “The Black Cauldron” animasyonlarının yapımında yer aldı. Aynı dönemde Disney, Tim Burton’a kendi animasyon filmini yapma fırsatı verdi. 1982 yılında Vincent Price gibi olmak isteyen Vincent adında küçük bir çocuğun iç dünyasının anlatıldığı kısa animasyon çıktı ortaya. “Vincent” isimli kısa animasyon, ünlü korku filmleri oyuncusu Vincent Price tarafından seslendirildi ve birçok ödül kazandı. Birçok eleştirmen ve yorumcu animasyondaki Vincent Malloy isimli çocuğun aslında Tim Burton’ın iç dünyasını yansıttığını söylemektedir. Tim Burton, şiirsel anlatımı ve gotik öğeleri ile insanın tüylerini diken diken eden başarılı bir yapıta imza atmış oldu.

Devamını Oku »

Yunan Mitolojisi ve Tanrılar

Yunan yarımadasında her şey fevkalade gidiyordu. Kronos’un düşüşünden sonra insanlar yeni Tanrılarına hizmet etmeye ve onları tanımaya başlamışlardı. Yeryüzünün ve Gökyüzünün Efendisi Büyük ve Ulu Tanrı Zeus insanların ateşi kullanmalarına ve kendilerini Tanrılara eş koşmalarına sinirlendikten uzun bir zaman sonra nihayet rahatlamıştı ve siniri de  yatışmıştı. İnsanlar yaşayışlarından mutlu ve huzurluydu. Tanrılar ise Olympos Dağında eğlencelere ve aşklara dalmışlar, insanların dertlerinden uzak, keyif dolu bir şekilde ölümsüzlüklerinin tadını çıkarıyorlardı. Bir yanlarında en tatlısından, güzelinden üzümler, elmalar, portakallar ve daha birçok çeşit meyve; diğer yanlarında ise onlara sonsuz hayatı ve ölümsüzlüğü bahşeden Nektar içeceği durmaktaydı. Haberci Tanrı Hermes ise İda Dağında (Balıkesir yöresinde bulunan Kaz Dağının eski ismi) insanlardan, Tanrılardan ve her türlü canlıdan uzak bir şekilde dinlenmekteydi. Canlıların hayatlarının bu kadar düzenli gittiğine bakılırsa uzun bir tatil onu bekliyordu.Babası Zeus ve bir yağmur perisi olan annesi Maia’nın çocuğu olan Tanrıların Habercisi Hermes insanların yaşadıklarını sürekli babası Zeus’a iletmekten yorulmuştu. Böyle bir tatile gerçekten ihtiyacı vardı. Yaz ayının sıcağında İda Dağında hafif rüzgarlar estiren aynı zamanda Rüzgar Tanrısı olan Hermes kendini serinletiyordu. Fakat İda Dağında kendisinin yalnız olduğunu düşünen Hermes yanılıyordu…

Devamını Oku »

Son Videolar