Son Haberler

eberron-logo

Irklar ve Yaratıklar

Irklar ve Yaratıklar Eberron settingi klasik DnD ırkları üzerine dört yeni ırk ekler: Warforged, Kalashtar, Shifter ve Changeling. Daha sonra Magic of Eberron kitabı ile iki ırk daha eklenmiştir: Psiforged ve Daelkyr Half-Blood. Warforgedlar golemlere benzer “yapı-yaratıklar”dır; fakat golemlerin aksine özgür düşünceye sahiptirler. Warforgedlar 30 yıl kadar önce Ejderha İşaretli Cannith Evi tarafından Son Savaş esnasında icat edilmişlerdir. Önce Canlıodun -Aerenal kıtasından, kesildikten sonra da canlı kalabilen bir çeşit kereste- ile yapıldılar. Warforgedlar ilk kez Cannith Evi’nin kalelerinde bulunan Yaratım Dövenleri’nde yapıldılar. Tahtbölgesi Antlaşması -Son Savaş’ı bitiren antlaşma- sonucu, yeni Warforgedların yapımı yasaklandı ve zaten var olanlar özgürlüklerine kavuşturuldu; lakin Thrane ve Karnath bölgelerinde Warforgedlar “sözleşmeli hizmet”e zorlandı. Eberron üzerindeki en yeni ırktır ve daha Eberron üzerindeki çeşitli ırklar arasındaki yerini tam anlamıyla kazanamamıştır. Sistematik ve iyi düzenlenmiş yaşam tarzlarının kaybından sonra özgür Warforgedlar kendilerine yeni birer hedef aramak zorunda kalmışlardır. Psiforgedlar Warforgedların psişik güçlere sahip yeni bir türüdür. Psi-kristalleri gövdelerine kakılmıştır ve dış iskeletlerine bağlı olarak rahatlıkla görülebilir. Bu kristaller yaşayan her canlıda bulunan psişik güçleri odaklamakta kullanılır. Warforgedlarla aynı ırktan olsalar da üzerlerinde bulunan psi-kritaller nedeniyle Psiforged olarak adnlandırılmışlardır. Shifter nâm-ı diğer “weretouched” ırkı, likantrop ve insanın çiftleşmesi sonucu oluşmuş son derece güçlü ve biraz “hayvansı” bir ırktır. Geçici olarak normalden çok daha hızlı olma, bir doğal silaha sahip olma (pençe veya çene), insan üstü tırmanma yetisine sahip olma gibi özelliklere sahiptirler (varisi oldukları likantropun türüne göre değişir). Elbette ki Shifterlar bu özelliklerini günde belirli miktarlarda ve kısa sürelerle kullanabilirler. Gümüş Alev kilisesi 160 yıl kadar önce likantroplara karşı bir takım akınlar yapmıştır ve bu akınlar esnasında Shifterlar da ırkları nedeniyle zulme uğramışlardır. Gümüş Alev kilisesi önce onları da likantroplar gibi tehlikeli ve doğal olmayan yaratıklar olarak mimlemiş, sonrasında ise hatalarını anlayarak onları Eberron’un farklı ve doğal bir diğer ırkı olarak kabul etmişlerdir. Changeling insan ve doppelganger kırması bir ırktır. Doppelgangerlara ait şekil değiştirme ve telepati yeteneklerine tam olarak sahip olmasalar da, iradelerince küçük çaplı şekil değiştirmelerde bulunarak kendilerini başkaları gibi gösterebilirler. Changelingler kendilerine ait bir kültürden yoksundurlar. Bunun yerine başka insanların arasında yaşayarak ve onların kültürlerine katkıda bulunarak kendilerini olabildiğince gizlemeyi tercih ederler. Daelkyr Yarım-Kanlıları Magic of Eberron ekinde betimlenmişlerdir. Bir Daelkyr’e ait böceksi ruhun toprağa hapsedilmesi sonucu ruh etrafa yayılır. O yörede doğmamış olan tüm çocuklar bu ruhtan etkilenerek Daelkyr Yarım-Kanlıları hâlini alırlar. Eneko Secrets of Sarlona ekinde betimlenmiş bir ırktır. Yarı-dev ve ogre kanı taşırlar. Syrkarn isimli Sarlona ulusu arasında çok sık görünürler. Half-Giantlar da Xen’Drik veya Sarlona’dan karakterler olarak oynanabilirler. Kalashtarlar Rüyalar Düzlemi Dal Quor’dan gelen bir quori ile bir insanın ruhsal ve psişik bir bağ kurması sonucu ortaya çıkar. Bu bağ ilk kez binlerce yıl önce kurulmuş ve bambaşka bir ırkın ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Bu ırka ait karakterler dış görünüş olarak insanlara oldukça benzeseler de, psişik güçleri ile insanlardan ayrılırlar: Kalashtarlar psişik güçlere ve ataları ile ortak bir ruha sahiptirler. Ataları ile ortak olarak sahip oldukları bu ruh onlara tüm ırka ait ortak bir hafıza sağlar. Elfler Khorvaire kıtasına yeni yeni geçmişlerdir. Önceleri Xen’Drik’te devlerin kölesi olarak yaşamışlardır. Sonrasında kaçarak Aerenal kıtasında bir elf ulusu kurmuşlardır. Bu elf ulusunun mensupları eski bir inanışa ibadet ederler. Elf ulusuna ait, başarılı ve yararlı elfler öldükten sonra yaşayan ölüler olarak büyüyle tekrar diriltilirler. Bunlar lichlere benzeyen; fakat iyi enerji ile doldurulmuş yaşayan ölülerdir ve bu noktada kötü enerjiye sahip yaşayan ölülerden ayrılırlar. Bu yaşayan ölü elfler, Aerenal’da senatör olarak ikamet ederler. Elfler Khorvaire’de yeni yeni yerlerini kazanmaya başladılar ve burada Valenar isimli elf ulusunu kurdular. Valenar elfleri, Aerenal elflerinden farklı geleneklere ve Xen’Drikli atalarına gurur kaynağı olan bir savaş gerilimine sahiptirler. Cüceler önce Frostfell kıtasında yaşamışlar, sonrasında Mror Salonları’na taşınmışlardır. Elit savaşçılarının yanı sıra, paraya büyük önem verirler. Öyleki cücelerin Ejderha İşaretli Kundarak Evi Khorvaire üstünde bankacılık ile uğraşır. Buçukluklar Talenta Düzlükleri’nde kabileler hâlinde yaşarlar ve dinozorları binek olarak yetiştirir ve kullanırlar. Orclar Eberron settinginde ruh ve doğa güçlerine taparlar. Yeşil Ejderha Vvaraak’tan öğrendikleri druid yetileri ile, goblinoidlerin büyük ve güçlü bir imparatorluk kurdukları zamanlarda (yaklaşık 16000 yıl önce), başarılı topluluklar oluşturmuşlardır. Bu topluluklar 9000 yıl öncesinde gerçekleşen Daelkyr işgalinde büyük yaralar almalarına rağmen, şimdilerde Kapıcılar olarak bilinen orklar tarafından Daelkyrlar kendi düzlemleri olan Xoriat’a geri gönderilmiş ve Xoriat ile Eberron arasındaki bağ mühürlenmiştir. Kapıcı Druidler şimdilerde bile faaliyetlerini tek ve büyük bir topluluk hâlinde sürdürmektedirler. Bu faaliyetler, dışardan gelenleri, aberrationları ve diğer doğa üstü yaratıkları Eberron’dan sürmekle ilgilidir. Kesinlikle politikaya bulaşmazlar. Gnomlar genellikle kendi ülkeleri olan Zilargo’da yaşarlar ve mükemmel gemi yapımcıları, elemental bağ ustaları, bilgi arayıcıları ve sosyal idareciler olarak bilinirler. Goblinoidler (Goblin, Hobgoblin ve Bugbearlar) bir zamanlar Khorvaire’e egemen bir imparatorluk hâlinde yaşıyorlardı; fakat daelkyr işgali esnasında yaptıkları güçlü büyüler bir gerileme dönemine sebep oldu. Bu dönemde Sarlona’dan Khorvaire’e yavaş yavaş göç etmeye başlayan insanlar tarafından büyük oranda yok edildiler. Son Savaş’ın Beş Ulus’u zayıflatması üzerine goblinler savaş esnasında yok edilen Cyre Ulusu’nun yerine yeni bir ulus kurabilecek kadar güçlendiler. Drowlar elflerin aksine Xen’Drik’te kalmayı tercih ettiler. Akrep imgesi kullanırlar; fakat Greyhawk ve Forgotten Realms drowlarının örümceklere yaptığı gibi; onları ululaştırmazlar. Keith Baker drowları elflerin bir alt türü olarak görmez, bunun yerine onları farklı bir ırk olarak sayar. Umbragen veya Gölge elfleri olarak bilinen, doğru yoldan sapmış birtakım drowlar da mevcuttur ve bunlar hakkında bilgi Dragon dergisinde ve Dragonshard isimli bilgisayar oyununda açıklanmıştır. Couatl ırkı, ejderhaların da yardımı ile 100.000 yıl önceki İblisler Çağı’nın sonunu getirmiştir. Bazı bilgeler Couatl ırkının kendilerini şimdilerde bir inanış hâlini alan Gümüş Alev ile birleştirmiş olduğuna inanır. Rakshasalar Khorvaire’de bulunan ve Toz Lordları olarak bilinen kötü niyetli bir organizasyona mensupturlar ve Khyber’deki tanrısal üstadlarını (iblisleri) Eberron’a getirmekle uğraşırlar. Bu kötü ruhlu yaratıklar tartışmasız, Eberron üstündeki en güçlü ilüzyon, entrika ve yıkım üstadlarıdır. Ayrıca Khorvaire üstündeki hemen her ulusun politikası üzerinde elleri vardır. Daelkyr ırkı; Delilik Düzlemi Xoriat’a ait son derece güçlü ve kötücül bir ırktır. Bir avuç dolusu Daelkyr Kapıcılar tarafından Khyber’e mühürlenmiştir. Bu yaratıkların her biri kendilerini hapishanelerinden özgür bırakarak Xoriat’a dönme veya Eberron’u yok etme hayalleri kursalar da, hiçbiri henüz bunu başaramamıştır. Sebep ve amaçları kendi subayları tarafından bile tam olarak anlaşılamamaktadır. Köken ve Etkilenimler Keith Baker önceleri VR-1’e ait Kayıp Kıtalar isimli pulp MMORPG üzerinde çalışıyordu. Onu Eberron’u yaratmaya iten ilham da bu proje esnasında geldi. Baker, pulp maceraların ve depresif filmlerin atmosferini bir fantezi dünyasına yansıtarak olacakları görmek istedi. Eberron Campaign Setting kitabı şu filmleri Eberron için ilham kaynağı olarak gösterir: -Kurtların Kardeşliği -Casablanca -From Hell -The Maltese Falcon -Mumya -Gülün Adı -Karayip Korsanları -Raiders of the Lost Arc -Sleepy Hollow   Yazan: Doğancan “Danbereth” Kebude

Devamını Oku »
eberron-logo

Ejderha Kristalleri

Ejderha Kristalleri Bu kristaller Eberron’un yaratılış mitlerinde adı geçen üç ejderhanın parçaları olduğu rivayet edilen taş ve kristal parçalarıdır. Siberys, Khyber ve Eberron ismindeki üç ejderhanın her biri farklı görünüş ve büyü etkili ejderha kristalleri yaratırlar. Ejderha kristalleri Eberron’un en değerli kaynakları arasındadır ve bu sebep onları birçok görevin hedefi hâline getirir. Ejderha kristalleri sert, yarı saydam kaya ve kristal parçalarıdır. Ejderha kristallerinin içinde girdap gibi dönüp, nabız gibi atan, renkli damarlar bulunur. Bu damarlar ejderha işaretlerinin şekillerine sahiptirler. Yarı saydam olsalar da, içlerindeki damarlarda dolaşan renk onlara farklı bir görünüş verir (canlıymış gibi dururlar). Siberys kristalleri Eberron’u sarmalayan Siberys Halkası’ndan Eberron’a düşerler. Genellikle Xen’Drik gibi ekvatoral bölgelerde bulunurlar. Damarları altın renklidir. Siberys kristalleri en nadir bulunan kristallerdir ve Ejderha İşaretli evlere en kolay uyum sağlayanlardır. Kıtlık ve güçlü gruplar için önemlerinden dolayı, yeni bulunan Siberys kristalleri yaygın olarak entrika ve hırsızlık odağı olurlar. Ara sıra güneştaşı veya yıldızparçası olarak da anılsalar da; genellikle sadece ejderha kristali olarak anılırlar; zira ejderha işaretli evlerle kolay uyum sağlarlar. Siberys kristalleri ejderha işaretli karakterlerin odaklanmasını kolaylaştırıp güçlerini artırmalarının yanı sıra, psişik güçlere de katkıda bulunurlar. Ejderha işaretli evler Khorvaire kıtası için büyük önem arz ettiklerinden, mucitleri bu kristallerin gücünü artırmak için tüm gereklilik ve olanakların sağlanmasında öncelik sahibidir. Siberys kristallerinin gücünün çoğaltılması, belli ejderha işaretlerinin gücünün artırılmasını sağlayan cihazların icatından, her türlü işareti taşıyanlar için çalışabilen genel cihazların icatına kadar; farklı işlevlerde kullanılabilir. Kalashtar psionları ve Riedra’nın Inspired lordları güçlerini artırmak için Siberys kristallerini vücutlarına yerleştirmekten geçen, acılı ve zahmetli bir yol keşfetmişlerdir. Khyber kristalleri toprağa yakın magma ve sülfür katmanlarında bulunur. Genellikle volkanik mağara duvarlarında boldur. Eberron üzerinde bol bol bulunmalarına rağmen genellikle şeytani hareketlerin yaygın olduğu İblis Toprakları gibi yerlerde özellikle boldurlar. Khyber kristalleri dumanlı bir görünüşe sahiptirler ve damarları gece mavisi ve yağlı siyah tonlarındadır. Gecekristalleri veya iblistaşları olarak da anılırlar. Bağlayıcı büyülere meyillidirler. Sık sık bağlayıcı diyagramların, ruh tuzağı büyülerinin ve benzer büyüler yapan yaratıkların büyülerinin ortak materyali olarak kullanılır. Eberron kristalleri sadece Khorvaire ve Aerenal kıtalarında; toprağın biraz altındaki volkanik boşluklarda kümeler hâlinde bulunurlar. Pembe renklidirler ve damarları kan kırmızı renklidir. Kantaşı olarak da bilinirler. Eberron kristalleri büyüsel ve psişik güçleri, psişik dövmeler gibi içlerinde barındırır ve karakterin istemesi hâlinde serbest bırakırlar. Akıllı büyülü eşyalar genellikle Eberron kristali taşırlar. Siberys ve Khyber kristalleri ile kıyaslandıklarında büyüsel yatkınlıkları daha yüksektir. Büyücüler büyülerinin gücünü artırmak için büyülerini kristale aktararak, büyülerini kristal yolu ile gerçekleştirirler. Ayrıca parşömene yazarak büyü yapmak yerine, kristal kullanırlar. Ejderha krsitalleri eşyalara, yapı-yaratıklara ve binalara eklenebildikleri gibi; ejderha işaretlerinin gücünü artırmak için de kullanırlar. Ejderha kristalli eşyaların gücü, kristalin saflığına göre farklılık gösterir. Çok nadir olarak bir eşyaya eklenecek büyüklüktedirler. Küçük ejderha kristalleri genellikle mücevher olarak kullanılırlar. Daha büyük olanları ise, daha büyük odaklı eşyalara yerleştirilebilirler.   Yazan: Doğancan “Danbereth” Kebude

Devamını Oku »
eberron-logo

Evler ve 13 Sayısı

Ejderha İşaretli Evler Ejderha İşaretli Evler, Khorvaire üzerindeki iş gücünün büyük bir bölümünü sağlayan on üç eve verilen genel isimdir. Evler dahilinde, her neslin küçük bir bölümü, ejderha işareti denilen işaretlere sahiptir ve bu işaretler evlerin bu üyelerine birtakım spell-like abilityler bahşeder. Bu ejderha işaretleri oyuncu karakterlere Least, Lesser veyahut Greater Dragonmark featlerinin alınması; ya da Dragonmark Heir PrC’ına sahip olunması yoluyla sağlanabilir. Eskiden Khorvaire üzerinde on üç ejderha işareti bulunurdu; fakat şimdilerde bu sayı on ikide; zira Ölüm İşareti sahibi tüm üyeler öldürülmüş. Her ev, sadece bir ejderha işaretine sahip olabilir ve her işaret sadece bir, en fazla iki ırk tarafından kullanılabilir. Bunun yanında sadece Player’s Handbook’a dahil edilmiş ırklar bir ejderha işaretinden istifade edebilirler. Bir de Phiarlar evi ve Thuranni evi mevzusu vardır ki; her ikisi de Gölge İşareti’ne sahiptir. Ölüm İşareti’nin yokluğuna rağmen on üç ev olmasının sebebi de budur. Ejderha işaretleri beşe ayrılır: Aberrant, Least, Lesser, Greater ve Siberys işaretler. Aberrant işarete sahip kişilerin ejderha işaretleri korsandır ve bu kişiler Ejderha İşaretli Evler tarafından tanınmazlar. Birçok yerde aberrant işarete sahip kişilerin Khyber tarafından doğru yoldan saptırılmış olduğuna inanılır. Least, Lesser ve Greater işaretlere gerekli featler veyahut Dragonmark Heir PrC’ı yoluyla ulaşılabilir. Siberys ise en üst seviye işarettir ve sadece Heir of Siberys PrC’ı ile elde edilebilir. Siberys işaretine sahip bir karakter aynı zamanda Least, Lesser ve Greater işaretlere de sahip olamaz. Ölüm İşareti’ni taşıyan eski ailenin ismi Vol idi. Vol ailesi ejderhalar ve diğer elfler arasındaki bir anlaşmazlık esnasında yok edildi. Şimdilerde bu ailenin, ejderha işaretini lich olması nedeniyle kullanamayan tek bir üyesi mevcut ve ismi de Erandis d’Vol. Kendileri şu esnalarda Elmas Pençe Yoldaşlığı ve Vol Kanı isimli din yolu ile işareti yeniden yaşatmanın yollarını aramaktadır. Ejderha İşaretli bir evin üyeleri için en ağır ceza “Sıyırma” idir. Sıyrılmış bir üye ile diğer üyelerin irtibat kurması yasalar ile yasaklanmıştır ve herhangi bir üyenin bir Sıyrılmış ile irtibat kurması; diğer üyenin de bir Sıyrılmış olması ile sonuçlanır. Sıyrılmışlar aile işlerine daha fazla katkıda bulunamazlar. Bir ailede Sıyrılmışlar bulunması; o aile için büyük bir utanç kaynağıdır. Sıyrılmışların bu şekilde adlandırılmalarının sebebi, eski zamanlarda Sıyırma cezası alan aile üyelerinin ejderha işaretlerinin derilerinden bir bıçak yolu ile sıyrılmasıdır. Ejderha işareti anında vücudun başka bir yerinde tekrar oluşur; fakat Ejderha İşareti yolu ile kullanılan spell-like abilitylerin kullanımı, kullanana öldüresiye bir acı verir. Tanrılar ve İnanç Sistemleri Eberron dinleri belli bir tanrı etrafında değil; o tanrının bulunduğu pantheon ve tapınak etrafında döner. Bir Paladin Dol Arrah’ın takipçisi olabilir; fakat yine de Aureon’un takipçisi olan bir büyücü ile aynı dine inanmaktadır ve bu din de Mutlak Sahip dinidir. Öte yandan, Gümüş Alev’e tapınan bir başka Paladin, teolojik konularda çok farklı görüşlere sahip olabilir; fakat yine de kurallar ve iyiliğin bir elçisidir. Eberron tanrıları, belli bir ırka özgü değillerdir; fakat Eberron ırkları arasından elfler ve kalashtarların kendilerine özgü, öteki ırklar tarafından rağbet görmeyen dinleri vardır. Düzlemler Tıpkı diğer DnD settingleri gibi; Eberron’da da birkaç farklı düzlem bulunur. Maddesel Düzlem, Semavi Düzlem, Gölge Düzlemi ve Astral Düzlem dışında, sadece Eberron’a ait on üç farklı düzlem daha bulunur. Bu düzlemlere açılan kapı veya portallar gerçekten nadirdir. Bu on üç düzlem Eberron etrafında metafiziksel yörüngelerde dönerler. Bu yörüngelerindeki pozisyonlarına göre dört farklı şekilde incelenirler. *Belirmekte/Solmakta – Düzlem Eberron’a yaklaşmakta veya uzaklaşmaktadır. Düzlemlerarası yolculuklar normal bir şekilde gerçekleşir *Komşu – Düzlem Eberron’a dokunmaktadır. Bu dokunuştan kaynaklı olarak Eberron üzerinde bazı etkiler güçlenir. Bunun yanında Eberron üzerindeki belli bir noktaya gidilerek Eberron’a dokunmakta olan düzleme seyahat edilebilir. Mesela Risia isimli Buz Düzlem’i Eberron ile komşu hâle geçtiğinde bir tipinin içinden yürünerek Risia’ya geçilebilir. On üç düzlem arasından sadece Delilik Düzlemi Xoriat’a Komşu hâldeyken geçilemez; zira bu düzleme giriş çıkışlar Kapıcı Druidler tarafından mühürlenmiştir. *Irak – Düzlem Eberron’dan olabileceği en uzak noktadadır. Bu hâldeyken Eberron’daki bazı etkiler zayıflar. Ayrıca Irak hâldeki bir düzleme geçiş için Düzlem Geçisi (Plane Shift) büyüsü yapmak çok zordur ve oldukça yüksek bir Spellcraft DC’ye sahiptir. Quori ve Xen’Drik devleri arasındaki çatışmalardan dolayı; Dal Quor her zaman için Irak olarak kabul edilir. Bunun yanında Eberron üzerinde birtakım beyan bölgeleri bulunur ki bu bölgelerden direkt olarak o bölge ile bağlantılı olan düzleme geçilebilir. Bu bölgeler, o bölgeye ait düzlemle Komşu hâle geçildiğinde beyan bölgesinde güçlü etkiler belirir; fakat o düzlem ile Komşu hâlde iken Eberron ve o düzlem arasında beyan bölgesinden geçiş sağlanamaz. Eberron’da en iyi bilinen beyan bölgesi Kuleler Şehri Sharn’da bulunur. Bu beyan bölgesi Mavi Gök Syrania’ya açılmaktadır ve levitasyon ile uçuş güçlerini artırdığı gibi; binaların gökyüzüne uzanmasına da izin verir. On Üç Sayısı On üç sayısı Eberron’da önemli bir rol oynamaktadır ve çoğu kez bu rol “On Üç’ten bir eksik” olarak yansıtılmaktadır. Bunun sebebi, bir zamanlar on üç adet olan şeylerin sonrasında on iki adede inmesidir. *13 Düzlem vardır; fakat bunların sadece 12’si Eberron ile doğrudan ilişki hâlindedir. (Delilik Düzlemi Xoriat mühürlenmiştir.) *13 ejderha işareti vardır; fakat bunların sadece 12’si varlığını sürdürmektedir. Benzer bir şekilde; 13 ejderha işaretli ev vardır; fakat bunlara ait ejderha işareti sayısı 12’dir. *13 farklı ulus vardır; fakat bunların biri şimdiki Mournland’de yok olarak bu sayıyı 12’ye indirmiştir. *Eski dev takvimi 13 ay içerirken, yeni takvim 12 ay içermektedir. *Devler Çağı’nda 13 ay olduğu söylenegelir; fakat bunlardan biri ortadan yok olarak, bu sayının 12’ye inmesine neden olmuştur. *Cücelerin Mror Salonları’nda 13 klan vardır; fakat bunların birinin soyu tükenerek geriye 12 klan kalmasına neden olmuştur. 13 sayısı ABD’de “baker’s dozen” olarak bilinmektedir. Eberron’un yaratıcısının adının Keith Baker olması, “baker’s dozen”ın oyunda bol bol kullanılmasına yol açmıştır.   Yazan: Doğancan “Danbereth” Kebude

Devamını Oku »
eberron-logo

Kurallar ve Dünya

Kurallar Eberron’da DnD ana kuralları dışında kullanılan yegane kural “Action Point” kuralıdır, ki kendisini daha önce Unearthed Arcana’da da görmüşüzdür. Nedir bu Action Point? Bir karakter bir AP harcayarak 20’lik zar ile yaptığı atışlara +1d6 bonus ekleyebilir. Eberron dahilinde AP ile ilgili bir takım featler vardır. Misal; bunların bir tanesi +1d6 yerine +1d8 eklemenizi sağlarken bir diğeri iki AP harcayarak karakterinize o tur için bir move veyahut standart action daha yapabilme imkanı sağlar. Bunun yanında sınıfsal rage, wild shape, turn undead gibi özellikler iki AP karşılığında aynı gün içinde bir kez fazladan kullanılabilir. Son olarak AP’yi, ölmekte olan bir karakteri stable hâle getirmek için kullanabilirsiniz. Dünya Eberron; genel olarak, bir zamanlar Dhakaan goblinoidleri tarafından kontrol altında tutulmuş bir kıta olan Khorvaire üzerinde geçer. İnsanlar Khorvaire üzerindeki egemen ırktır ve Beş Ulus (Five Nations) olarak bilinen bölgede yaşarlar. Güneydoğu’da elfler tarafından kontrol edilen küçük Aerenal kıtası bulunur. Güneyde bir zamanlar devlerin egemenliğinde bulunan ve sâfi ormandan oluşan Xen’Drik kıtası bulunur. Şimdilerde ise Xen’Drik tamamen vahşi doğadan ibarettir ve yer yer drow kabilelerine rastlanır. Kuzeyde Frostfell isimli, keşfedilmemiş buzdan kıta bulunur. Bu kıtalar dışında Eberron’da iki kıta daha bulunur. Bunların ilki Sarlona’dır ve Rüyalar Diyarı’ndan gelen Quori halkının egemenliğindedir. Öteki ise ejderhaların egemenliğinde bulunan Argonessen kıtasıdır. Eberron’un oniki ayı vardır ve bazı bilgeler bu oniki ayın yanında göze görülmeyen veya kaybolmuş bir onüçüncü ay olduğuna inanır. “Eberron”, aynı zamanda dünya üzerindeki toprakların da ismidir ve Ortadaki Ejder’e verilen isimdir. Yukardaki Ejder olan Siberys, dünyanın düzlemsel kanatlarına verilen isimdir ve Aşağıdaki Ejder olan Khyber, alt dünyanın ismidir; ayrıca öteki settinglerde Underdark olanan bilinen terimin karşılığıdır. Yaradılış hikayesine göre, dünya Ata Ejderlerin kendilerini bu hâle sokması ile var olmuştur. Siberys ejderhaları, Eberron insansıları ve diğer aşağı ırkları, Khyber ise iblisleri yaratmıştır (İblisler Eberron diyarında kelimenin tam anlamı ile iblistirler, klasik DnD’deki outsider demonlardan değildirler). Yaratıcı Keith Baker’a göre tüm Ata Ejderlerin adında ‘ber’ hecesinin varlığının bir sebebi vardır; fakat bu sebep henüz hiçbir yerde belirtilmemiştir. Son Savaş Eberron’daki en önemli olay Son Savaştır. Son Savaş’ın bu şekilde adlandırılmasının sebebi Khorvaire halkının, bu savaşın ırkları savaşmaktan bıktırdığını düşünmeleridir (Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nın, zamanında ‘Tüm Savaşları Bitirecek Savaş’ olarak adlandırılması gibi). Tesadüfen; Son Savaş’ın bitiş tarihi 11 Aryth idir ve bu tarih Dünya takviminde Almanya’nın 1. Dünya Savaşını bitiren anlaşmayı imzaladığı 11 Kasım günü ile eşdeğerdir. Son Savaş; Galifar ve Beş Ulus’un Krallığını ele geçirmek üzere yapılan 102 yıllık taht savaşlarının genel adıdır. Son Savaş’ın bitiminden iki yıl önce, Cyre Ulusu, Yas Günü olarak da bilinen günde yok olmuştur (2. Dünya Savaşı’ndaki atom bombası olayı ile eşdeğerdir. Benzer bir şekilde Cyre Ulusu’nun eski topraklarındaki fauna ve floralar büyüsel bir radyasyon etkisi ile başkalaşmışlardır). Şimdilerde Cyre bölgesi Mournland (Yas Toprakları) olarak bilinmektedir. Buralarda yaşayan büyüler, ölü bedenler ve bir warforged (Irkları bekleyiniz.) militan mezhebinden başka bir şey bulunmamaktadır. Bu mezhebin başında Bıçakların Efendisi (Lord of Blades) isimli bir warforged bulunur ve amacı kıtayı “kan ve et”ten oluşan insanlardan arındırıp, tam warforged egemenliğini sağlamaktır. Mournland’e girenler ve orada bulunanların yaraları ne doğal, ne de büyüsel yollardan iyileşemediğinden, insansılar oraya girmekten pek hoşlanmazlar. Son Savaş; setting başlangıcından iki yıl öncesinde Tahtbölgesi Antlaşması ile resmi olarak sona ermiştir. Bu savaş sonunda birçok ulusla birlikte Beş Ulus’un her biri de özgürlüğünü kazanmıştır.   Yazan: Doğancan “Danbereth” Kebude

Devamını Oku »
eberron-logo

Eberron Genel Bilgi

Eberron Eberron, Khorvaire kıtası üzerinde yaşanan büyük ve yıkıcı bir savaş sonrasında şekillenen bir DnD settingidir. Eberron DnD element ve ırklarını, Dark Adventure ve Pulp soslu bir yarı teknolojik (büyüyle çalışan trenler, gök gemileri ve daha birçok mekanik varlık) evrende buluşturur. Eberron, 2002 yılında WotC tarafından başlatılan DnD için fantastik setting yarışması için oyun tasarımcısı ve yazar Keith Baker tarafından tasarlanmıştır. Eberron 11000 setting arasından birinci gelmiş ve Haziran 2004’te Eberron Campaign Setting olarak kitap hâlinde ilk kez basılmıştır. Kitap Keith Baker, Bill Slavicsek ve James Wyatt tarafından yazılmıştır. Haziran 2005’te Eberron Campaign Setting “2004’ün En İyi Rol Yapma Eki” dalında Origins Ödülü almıştır. Karakteristik Eberron ve Jenerik DnD arasındaki en açık farklardan biri büyü seviyeleri arasındaki farktır. Ressurrection dahil yüksek seviye büyüler öteki settinglerin büyük bir kısmına göre daha az yaygındır. Buna karşın, ejderha işaretli (Dragonmarked) evler tarafından sağlanan büyüler başta olmak üzere, düşük seviye büyüler çok daha yaygındır. Birçok şehrin, sokakları aydınlatan büyülü fenerleri vardır. Tüm kıtaya yayılan, büyülü “yıldırım rayı” yüksek hızda ulaşımı sağlar. Yönelim olayı DnD’dekine göre biraz daha değişiktir. Kötü ırktan iyi, iyi ırktan kötü karakter çıkması normaldir, uygundur. Fakat elbette ki Yönelim tanımları DnD’dekinin aynısıdır. Ayrıca, kötü ve iyi karakterlerin karşı karşıya geldiği, çıkar ilişkisine dayalı partyler normaldir ve benzer bir şekilde zıt yönelimli karakterler casusluk ve gözetim görevlerini yerine getirdikleri organizasyonlarda da sırt sırta çalışabilirler. Din de öteki settinglerdeki gibi şeffaf değildir. Pantheon üyeleri kendilerini her yerde bilinir hâle getirmezler. Divine büyülerin varlığı tanrıların varlığına delalet etmez, mesela bir din yerine bir yolu veyahut inanış sistemini benimseyen rahipler de divine büyü yapabilirler. Bir rahip kendi tapınağına karşı durabilir ve buna rağmen divine büyülerini koruyabilir. Sonuç olarak, din daha çok bir inanç işidir. Bir çok DnD settinginde olanın aksine rahiplerin inandıkları tanrının yönelimine uzaklıkları birer adımla sınırlı değildir ve yönelimlerinden dolayı bazı büyülere girişleri engellenmez. Setting ile birlikte gelen bir de artificer core class’ı vardır ki (bilen bilir) dadından yinmez. Artificerlar büyülü alet yaratımı üzerine uzmanlaşmış büyü kullanıcılarıdır. Artificer infusionları, alet edevatlara büyü gücü yüklemek üzere kullanılan büyülerdir. Misal bir artificer Bull’s Strength büyüsünü bir karaktere yapmak yerine, bir kemere yaparak geçici olarak bir Belt of Bull’s Strength yaratır. Bunun yanında artificerlar bir Craft Point havuzuna sahiplerdir. Bu craft pointler, bir alet yaratımı esnasında ödenmesi gereken XP’nin yerine kullanılır. Carft point havuzu, boşaldığı takdirde yeni bir seviyede tekrar dolabilir veyahut artificer’ın bir âleti bozması ile doldurulabilir. Eberron’un oyunculara sunduğu bir de Magewright NPC sınıfı vardır ki, düşük seviye büyülerinin Eberron’daki yaygınlığının sebebidir bu arkadaşlar. Sadece düşük seviye büyüleri ile uzmanlaşmışlardır ve bu büyüleri sık sık kullanmaktan çekinmezler.   Yazan: Doğancan “Danbereth” Kebude

Devamını Oku »
RavenloftLogo

Ravenloft Hakkında Genel Bilgi 2

  Öyle bir yer düşünün ki, saf kötülük sayesinde yaratılmış olsun… Öyle bi yer ki, havası umutsuzluk, keder ve korku ile dolu, kaçmanız içinse hiçbir şansınız yok. Ravenloft’a hoşgeldiniz. Fantastik Kurgu edebiyatının temel taşlarından olan Ejderha Mızrağı (Dragonlance) ve Unutulmuş Diyarlar (Forgotten Realms) evrenlerine paralel bir düzlemde yerini almış olan Ravenloft, üstteki iki seriden altışar kitap okumuş ve daha bir çok seriyi elden geçirip “of yeter be” tepkisiyle kılıç-büyü kurgusunu bir kenara atmış olan şahsımın sadakatle takip ettiği tek seri olma görevini üstlenmiş durumda. (Bunda ilk kitabın hatrı yadsınamaz tabi ki ve ayda yılda bir kitap çıkmasını da sayabiliriz.) Ravenloft neresidir? Nasıl oluşmuştur? Bunları anlatmak, özellikle ilk kitabın içeriği hakkında çok fazla spoiler vermeye sebep olsa da, bir yerden başlamak lazım. Bir zamanlar, Barovia adlı bir ülkenin Strahd von Zarovich isimli bir lordu vardı. Sonra kız meselesi diyebileceğimiz sebepler yüzünden bu lord kötülükle bir anlaşma yapar ve vampire dönüşür. Bunun yanında ülkesi de olduğu düzlemden koparılır ve başka bir düzleme getirilir. Sınırlara sisler çökmüştür, halk ve Strahd bu ülkede hapis kalmıştır. Tabi lordun vampir olduğu bir ülkede halkın çok da mutlu olmasını bekleyemezsiniz. Ravenloft serileri açık sonludur, yani her yazar önceki verileri dikkate alarak kendi öyküsünü yazar. Bu yüzden kitapların seviyeleri ve derinlikleri birbirlerinden farklı farklıdır. Bunun yanında en önemli olay Strahd’a misafir gelen yabancılardır. Yeterince kötüyseniz, ya da bir şekilde o anda kötülüğe güçlü bir şekilde seslenebildiyseniz, bir anda havanın sisli olduğunu fark edersiniz. Muhtemelen fark ettiğiniz bir sonraki şey de Strahd’ın Ravenloft (Kuzgunyuvası) adlı şatosu olur. Zaten muhtemelen kendisi ile karşılaşacaksınızdır daha sonra, zira kendisi teorik olarak oldukça konuksever bir insandır. Konuğu olduktan sonra bir şekilde onunla didişmeye başlayacaksınızdır, sonra bunun faydasız olduğunu fark edip (I am the land diyen bir insan kendisi) çıkış yolları bulmaya kasacaksınız. Sonra bulamayıp umutsuzluğa düşeceksiniz. Eğer bu sırada da yeterince kötü olmayı başarırsanız, bir anda bacaklarınızın etrafında sis kümeleri görebilirsiniz. Ve işte, mutsuz halkı ve lanetli topraklarıyla beraber bir ülkeniz var artık. Evet, burası da sislerle çevrili ve berbat ama en azından kaçma planlarınızı kendi şatonuzda kendi halkınıza işkence ederken yapabileceksiniz. Zor iş kötü olmak. Neyse, karizmatik vampirimiz Strahd’ın maceralarına girişelim bakalım… Sislerin Vampiri – Christie Golden Bu kitabı okuyup da kalbinde bir sızı hissetmeyen insanların ruhsuz olduğuna inanmamak için hiçbir sebebimiz yok. Vampir kurgularının içerisinde böylesi anlar yaşanacağını daha çnce hiç düşünmemiştim, ta ki Jander Sunstar ile tanışana kadar… Jander Sunstar bir altın elftir. Şafakefendisi Lathander’e benzeyen bu narin ve kibar elf, gerçekten bahtsız olaylar sonucu vampir olur ve kendi kişiliğine tamamen ters olan bu durumda yaklaşın 500 yıl geçirir. Mutsuzdur ama ölemez, zira vampir olmaktan kötü şeyler de vardır ve emin olun onları görünce halinizden memnun kalırsınız. Olay devam ederken, bu iyi huylu elf nasıl bir nefret yaşar da lanetli Barovia topraklarına gelmeye hak kazanır, onu tam anlatmadan kız meselesi deyip geçelim. Burada Strahd ile tanışırlar, Strahd Jander’i misafir eder ve ondan deneyimlerini öğrenir. Zira Jander kendisine göre epey yaşlı, görmüş geçirmiş bir vampirdir. Fakat daha sonra, Jander’in nefretinin temelinin kime ne sebeple dayandığı ortaya çıkar, işin içerisine bir rahip, bir hırsız ve bir kurtkadın girer, işler açıklığa kavuşur ve av başlar. Bu kitap ciddi şekilde duygusaldır, her ne kadar isminden ve kapağından anlaşılamayacak olsa da… Olay Jander’dır, bunun yanında Strahd’ın da salt kötülük olduğunu söyleyemeyiz, o da belirli trajediler sonucu bu hale gelmiştir. Ve asıl olay, Jander’ın vampirliğin tanımını yaptığı yerde kopar: “Kana duyulan ihtiyaç başka hiçbir susuzluğa benzemez. çölde kaybolmuş, dili damağına yapışmış, ağzındaki kavrulmuşluğu, pamuksu tadı giderebilmek için en küçük nem damlasına bile hasret duyan bir adam düşün, bu benim susuzluğumun yanında hiç bir şeydir. Hücresindeki bir mahkum, günlerce yemek verilmemiş; midesini oyulduğunu hissediyor ve hücresini paylaştığı farelere, üzerinde yattığı pislik içindeki şilteye hatta kendi etine yemek gözüyle bakıyor, benim susuzluğumu anlayamaz. Ve her gece işte böyle uyanırız. Mezarlarımızdan, tabutlarımızdan, mağaralarımızdan ve yaşayanlar arasındaki diğer saklanma yerlerimizden çıkarız. Çünkü ölüyüz, fakat yaşıyoruz. Gölgelerin içinden fırlayarak ya da tedbirsiz bir gezgini kandırarak, tüm eşyalarından daha değerli bir şeyi çalarız. Onu tutarız, bir yabancıyı ve onunla sevgililerinin paylaştığından bile daha özel bir şey yaparız. Onun kanın alır ve bununla yaşarız. Bu harika bir duygudur. Kan yaşamdır ve onu almak kadar güzel hiç bir şey olmaz, dolmakta olan boş bir vazoymuş gibi. Bu sahte bir kendinden geçiştir, bunu biliriz, bunu biliriz ve yine de devam ederiz. Sonra o an biter ve kollarımdaki hareketsiz bedene bakarım. Ona tecavüz etmişimdir ve kendimden utanırım. Onun için ise dişler ateş ve buzdur, delici ve emici. Kanın damarlarından sanki kalbinin ta kendisi sökülüyormuş gibi çekilip alındığını hisseder. Çaresizdir, tamamen, mutlak olarak çaresiz. Ana karnından yeni çıkmış biri bebekten bile daha çaresiz. Ama cehennemi bir denge vardır. Biz de çaresiziz. Ölümlülere ihtiyacımız var. Onların kokusunu, kanlarının kokusunu, yeni doğmuş bebeğin annesinin sütlü kokusunu aldığı gibi alırız. Dalgaların sahile çekildiği gibi onlara çekiliriz ve direnmemiz mümkün değildir. Bizim kadar lanetlenmiş başka kimse yoktur. Nefes alırken kötü kalpli biri değildim. Adalet ve iyilik için dövüşen bir savaşçıydım. Tüm adamlar ya dostum ya da onurlu düşmanlarımdı. Kadınlar saygı duyulan yaratıklardı. Dünyanın dokunduğum yerde biraz daha iyi olduğunu söylersem övünmüş olmam. Şimdi ise hayal bile edemeyeceğiniz şeylerden acı çekiyorum. Atlar emirlerim olmadan beni taşımıyorlar. Ormanın hayvanları kokumu aldığında korkuyla kaçışıyorlar. Artık dünyamda güzellik kalmadı. Karanlık ve yıkım içinde yaşıyorum ve bir hastalık gibi bunu her yere yayıyorum. Toprağın kendisi benden nefret ediyor, küçük bir dokunuşumdan bile tiksiniyor.” Bu kitap okunmalı. Daha fazla ekleyebileceğim pek bir şey yok… Ben, Strahd: Bir Vampirin Anıları – P. N. Elrod Sislerin Vampiri için bu derece yorum yapmak, elbette ki diğer kitaplar için aynı derecede fikir beyan etmek anlamına gelmiyor, zira imkanlar müsait değil. Daha Barovia’nın ele geçirilme anından başlayarak Strahd nasıl Strahd oldu, olana kadar kimleri elinden geçirdi, o gece yaşananlar tam olarak neydi gibi soruların cevaplarının bulunabileceği bir geçmiş kitabı Bir Vampirin Anıları. Aile ilişkilerindeki birtakım sorunları ve bunların Strahdvari çözümlerini de içeren anlatısıyla, özellikle de şık kapağıyla kütüphanelerde bulunmayı hak eden bir eser. “Hala yaşıyordu ama bilincini çoktan yitirmişti. Bıçağın kesikin kenarıyla sertçe boğazını yardığımı fark etmiş olamazdı. Kan. Bir çeşmeden akar gibi. Yaşam. Eğer almaya cüret edersem. Kendi yaşamım sona ermekte olduğu için asıl almamaya cüret edemezdim. İçtim. Doyasıya. Ve yaşadım… Bir kez daha.” Ben, Strahd: Azalin’le Savaş – P. N. Elrod Bilindiği gibi, yeteri derecede nefret ve kötülük dolu olan kişiler, marifetli sislerin yardımıyla bir anda Barovia’da arz-ı endam edebilmekteler. Bu seferki misafirimiz ise, ilk örnek olan Jander’dan biraz daha farklı bir kişilik olan Azalin. Klişeye uygun şekilde Strahd ile tanışıyorlar, kavga ve işbirliği dönemleri geçirip çıkış yolları arıyorlar. Bu sırada Strahd, misafiri olan Azalin adlı kişinin aslında bir lich olduğu gibi bir durumla yüzleşmek durumunda kalıyor. (Lichleri güç manyağı yaşayan ölüler olarak niteleyebiliriz. Daima daha fazla güç peşinde koşan iskeletlardirler.) Eh, doğal olarak biraz korkuya kapılır. Tam bu karışıklıkları yaşarken bir anda Barovia’nın yanında yeni bir ülkenin var olduğunu fark eder. Forlorn adındaki, nereden çıktığı belirsiz bu ülke ve bir yandan da manyak güçlü bir büyücüyle karşı karşıya kalmak Strahd’ı az buçuk ürkütse de, kendisi yok olmak için fazla kuvvetli çıkar…   Fakat serinin diğer eserleri ile karşılaştırıldığında, Strahd’ın daha korku dolu, hatta deyim yerindeyse daha ödlek bir yapıda olduğu çıkar karşımıza, yazarın seçimi deyip önümüzdeki kitaplara yönelmek kalır bize de… Kara Gül Şövalyesi – James Lowder Ve işte bahtsız yazgısıyla gönüllerde taht kuran, “öl” dediğini yere seren Power Word Kill olayıyla genç kızların kalplerini çalan, Krynn üzerindeki kötülüğün temsilcisi Lord Soth, Barovia’da! Aynı Azalin ile olduğu gibi önce Strahd ile güç yarıştırma, ondan sonra da çıkış olayına giren, bu arada garip bir lycantrop ve bir Vistani ile iş birliği yapan Lord Soth, bu sefer kendisine denk, hatta belki de kendisinden üstün bir rakip bulduğunu fark ediyor. Zira Krynn’dayken en güçlü savaşçısı oldupu Kara Kraliçe’ye bile meydan okumaktadır Strahd. Belki haklıdır, Takhisis “ I am the land” diyebilmiş midir herhangi bir zamanda, bilinmez. Gene de Strahd von Zarovich ve Lord Loren Soth ikilisi arasında hangisinin daha güçlü olduğu, nice içki masasının vazgeçilmez muhabbeti olmuştur. Lord Soth, her zamanki gibi kaderini yaşar. Hep yeniden ve yeniden. Dünyayı kurtarma şansı verilmiş bir adamın ihaneti cezalandırma yoluna gitmesidir onun seçimi. Bunun yeniden yaşanması ise bütün ömrünce sürecektir. (Evet, ölümsüz kendisi.) Gene bir şans verilir ona. Ve gene kurtarmaz alevlerin arasından karısı ve çocuğunu. Sisler dolar etrafa. Ve artık bir ülkesi vardır: Sithicus. Şatosu da sanki Dargaard gibidir, aslında hiçbir şekilde benzemez de. Onun adı da Nedragaard olur. Bu arada bir kadından bahsetmeye başlamışlardır etraftakiler. Sislerden geçip gelen, Kitiara olduğunu iddia eden bir kadın… Kara Gül’ün Hayaleti – James Lowder-Voronica Whitney Robinson Karanlık, tekinsiz be grotest bir anlatım arayışı içerisindeyseniz, doğrus kitaba geldik. DL fanatikleri tarafından pek sevilmeyen, ancak şahsıma göre ilk kitaptan sonraki en tkileyici kitap olan (ki konusuyla değil havasıyla bu etkiyi vermektedir) Kara Gül’ün Hayaleti, önceki kitabın sonundaki kadın ve özellikle Azrael adlı lycantrop üzerine kurulu.  Lord Soth, geçmişini unutmaktadır. İşin kötüsü, yanındaki sadık bansheeleri de unutmaktadır onun öyküsünü. Bu sırada Beyaz Gül, Kanlı Ayakkabı Tamircisi ve Yaratık isminde ilginç karakterler türer Sithicus’ta. Lord Soth’un geçmişine ait olduklarını ve tanrıların adaletinden kaçamayacağını ona anlatmak için burada olduklarını söylemektedirler. Lord Soth tedirginliği yaşar ve savaşa başlamaya karar verir. Ancak o kadar uzun süredir oturmaktadır ki yerinde, bazı şeyler onun kontrolünden tamamen çıkmıştır, özellikle Azrael..   Ölülerin Kralı & Ölüler Şehrinin Efendisi – Gene DeWeese Azalin ve onun geçmişiyle, geleceğiyle ve en önemlisi de oğluyla olan ilişkileri hakkında yaptığı araştırmalar ve doğal olarak hapis kaldığı ülkesi Darkon’dan çıkış yollarını araması üzerine geçen iki adet benzer kitap Ölülerin Kralı ve Ölüler Şehrinin Efendisi.     İlk kitapta geçmişi, nasıl lich haline geldiği ve boyut değiştirmesi üzerine olanlar anlatılırken, ikinci kitapta oğlunun geri dönmesi için elinden geleni yapmaktadır. Büyük makineler ve bilimsel edimler işin içine girer ikinci kitapta. Gene de, serinin geneline göre hafif kitaplar olduklarını varsayabiliriz. Ölülerin Dansı – Christie Golden Gene ölülerle ilgili ismi olan bir Ravenloft kitabı çıktığını gördüğümde sıkıntıyla “Yine mi Azalin?” diye düşünmüştüm. Ancak kapağında Christie Golden’ın adını görünce (ki kendisi ilk kitap olan Sislerin Vampiri’nin yazarıdır.) heyecan doldum. Hayalkırıklığına uğrayıp uğramadığımı tam olarak hala bilmiyorum… Çok farklı bir kurgu bu, belki büün kitaplardan daha farklı. Nerede geçtiği bile tam olarak belli değil. Bir adam var güçlü, ama o kim, Strahd mı, nasıl Strahd o gibi sorular aklımıza doluyor zira Strahd’ın sahip olmadığı bir akım özelliklere sahip kendisi, mesela Fransızca bilgisi! Gerçi bütün kitap Barovia’da değil de Fransa’nın paralel evreninde geçiyor gibi bir durum oluşmuş. Karakterlerin nerden gelip nereye gittiklerinin belli olmaması da garip bir hava katmış demek istiyorum ama yorum yapmayacağım bu konuda. Bunun yanında öyküsel olarak hoş sayılabilecek bir kurgu. Dans olayı var ama biraz abartılmış ya da ayrıntısızlaştırılmış sanki. Yani dans ederek envai çeşit zebaninin hakkından gelebilen tek kişi varsa, o da bu kızımız değil Lúthien Tinùviel’dir ancak. Bu hikaye kopuk. Sanırım en büyük derdi de buradan kaynaklanıyor.   Yazan: Vuslat Taş

Devamını Oku »

Ravenloft Hakkında Genel Bilgi 1

  Selamlar biraz Ravenloft’u anlatalım dedik ilk önce dünyayı kabaca ele alalım diğer dünyalardan alışık olduğumuz belli bölgeler ve o bölgelerin sahipleri bulunmakta fakat örneğin FR’deki gibi yöneticiler ne kadar güçlü olursa olsun local hero’lar ((Elminister gibi)) daha güçlüdür veya popülerdir düşüncesini eğer Ravenloft oynuyorsanız kafanızdan atın çünkü buradaki “ESAS OĞLANLAR” (Domain Lordlar) konuşur yani güçlü olan kazanır.Bu arada Lord Soth bir ayrıcalıktır tabi buna da yazının ilerisinde deyineceğim.Bu dünyada domainler ve onların lordları vardır domainler kendi aralarında sürekli savaştadır bu savaş genellikle casuslar yardımı ile olur ve yine genellikle casuslar yakalanarak akla hayale gelmeyen işkencelerle konuşturulmaya çalışılır ki bunu bilen taraflar genellikle bir büyüyle konuşmasını engellerler.Ravenloft’ta şiddet hat safhada olmasına rağmen içinde güzelliklerde bulunan bir dünya olarak düşünebilirsiniz.Size Domainlerden ve lordlardan söz etmiştim bunları Güney Kuzey Doğu ve Batı Kanadı olarak ayırıp size veriyorum, ..:Domain – Lord:. Şeklinde yazılmıştır. Kuzey Tarafı Lamordia – Adam Dementlieu – Dominic d’honaire Darkon – Azalin Rexx Necropolis – Death Falkovnia – Vlad Drakov Keening – Tristessa Tepest – Laveeda, Letica, Lordina Güney Tarafı Mordent – Lord Willfred Godefroy Valachan – Urik von Kharkov Richemulo -t Jacqueline Renier Verbrek – Alfred Timothy Sithicus – Inza Magdova Kulchevich Invidia – Gabrielle Aderre Borca – Ivana Boritsi, Ivan Dilisny Barovia – Count Strahd Von Zarovich **** Kartakass – Harkon Lukas Forlorn – Tristen ApBlanc Hazlan – Hazlik Nova – Vaasa Sir Tristen Hiregaard/ Malken The Shadow Rift – Gwydon the Sorcerer-Fiend Şimdilik bu kadar bilmeniz yeterli dahasını ayrıntısıyla birlikte diğer yazılarda vericem bu arada bu domainler Ravenloft.co.uk adresinden alınmıştır.Ravenloft’un bi yerde tarihini değiştiren bir kaç olaya değinmek istiyorum ilki Lord Soth’un buraya düşüşü.Ayrıca söylemeyi unutmadan Ravenloft’a anca düşülür istenerek gelinmez genellikle gelen bütün kahramanlar bir sis bulutundan geçtikten sonra kendilerini burada bulurlar.Lord Soth’u Dragon Lance (Ejderha Mızrağı) oynayan ve oynatan arkadaşlarımızın yakından tanığını biliyoruz.Onurlu gül şovalyelerinden bir elf bakire rahibesiyle evlendiği için kovulan ve bu rahibeninde bir ucube doğurması sonucunda elf rahibesi tarafından lanetlenip karısını ve bebeğini yakan cani şövalyemiz :).(Daha çok bilgi için “Kara Gül Şövalyesi’ni okuyunuz”).Bir dizi olay ve sis tabakasından sonra Ravenloft a düşer ve işaretlediğim Barovia’ya da kendini bulur.Sevgili vampir Lordumuz Strahd Von Zarovich ile inatlaşma bi yandan birbirlerinin yararına işler yapmaya başlarlar.Strahd kardeşimize gelince Barovia’yı diğer tüm domainlerdeki gibi korkuyla yönetir sadisttir ve gerekli olduğu tüm bilgiyi etraftaki çingenelerden alır.Onları öldürmez mi? Öldürür niye öldürmesin sadist işte :).Barovia’yı eski Transilvania olarak aklımızda canlandırırsak yanlış olmaz.Korku dolu gece kapılarını kitleyip sessizce yatan bir köy.Ayrıca Strahd Von Zarovich in ikinci gözüde kurtlardır.Şimdi sorucaksınız bu dünyanın tanrıları yok mu diye yine aynı site kaynaklı tanrıları size yazıyorum; Diety Name: Belenus Alignment: Neutral Good Domains: Fire, Good, Sun Centers Of Worship: Shadowlands, Tepest, Symbol: Golden Sunburst (celtic Style) Favoured Weapon: Sickle Source: RL, GazV: More ——————————————————————————– Diety Name: Eternal Order, The Alignment: Neutral Evil Domains: Death, Evil, Knowledge, Repose, Centers Of Worship: Darkon Symbol: Hooded Human Skull Favoured Weapon: Scythe Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Ezra Alignment: Lawful Neutral Domains: Mists, Destruction, Healing, Law, Protection Centers Of Worship: North and Western Core Symbol: Silver Longsword on a Alabaster Kite Shield, with Sprig Belladonna Favoured Weapon: Longsword Source: RL, Gaz II, GazIII, GazIV: More ——————————————————————————– Diety Name: Hala Alignment: Neutral Domains: Healing, Magic, Plant Centers Of Worship: Sothern Core Symbol: A thirteen Serpant Ring Each Dovouring the one before Favoured Weapon: Dagger Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Kali Alignment: Chaotic Evil Domains: Destruction, Evil, Healing, Trickery Centers Of Worship: Sri Raji Symbol: Skulls on a necklace Favoured Weapon: Sap Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Lawgiver, The Alignment: Lawful Evil Domains: Death, Evil, Law, War Centers Of Worship: Southeastern Core Symbol: Stout Iron Spear bound in bronze Coils Favoured Weapon: Whip Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Morninglord Alignment: Chaotic Good Domains: Good, Luck, Protection, Sun Centers Of Worship: Barovia Symbol: A rose tinted gold disk Favoured Weapon: Halfspear Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Osiris Alignment: Neutral Good Domains: Good, Repose, Protection, Repose, Water Centers Of Worship: Amber Wastes Symbol: Crossed Flail and Staff Favoured Weapon: Light Flail Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Set Alignment: Lawful Evil Domains: Death, Evil, Trickery Centers Of Worship: Amber Wastes Symbol: A Coiled Cobra Favoured Weapon: Short Sword Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Tvashtri Alignment: Chaotic Good Domains: Chaos, Knowledge, Magic, Plant Centers Of Worship: Sri Raji Symbol: Pinwheel Fan Favoured Weapon: Punching Dagger Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Wolf God Alignment: Chaotic Evil Domains: Animal, Strength, Trickery Centers Of Worship: Verbrek Symbol: A wolfs Head (often Real) Favoured Weapon: NONE, if can’t use Claws or Bite, your Prey Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Zhakata Alignment: Lawful Evil Domains: Destruction, Earth, Fire, Protection Centers Of Worship: G’Henna Symbol: Small Reliquary Containing Human Finger bones Favoured Weapon: Flail Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Ra Alignment: Lawful Good Domains: Air, Sun, Good, Law Centers Of Worship: Amber Wastes Symbol: Ankh on a Solar Disc Favoured Weapon: Falchion Source: RL: ——————————————————————————– Diety Name: Krym Alignment: Chaotic Evil Domains: Trickery, Chaos Centers Of Worship: Nova Vaasa (Goblinoids) Symbol: Crafted Lock Favoured Weapon: Short Sword Source: BC: ——————————————————————————– Diety Name: Arwen Alignment: Neutral Evil Domains: Death, Evil, Repose Centers Of Worship: Tepest Symbol: Skull wearing antlered helm Favoured Weapon: Scythe Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Brigantia Alignment: Lawful Good Domains: Animal, Good, Protection Centers Of Worship: Tepest Symbol: Woman holding a hammer Favoured Weapon: Warhammer Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Daghda Alignment: Chaotic Good Domains: Good, Plant, Trickery Centers Of Worship: Tepest Symbol: Cauldron Favoured Weapon: Club Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Diancecht Alignment: Neutral Good Domains: Good, Healing Centers Of Worship: Tepest Symbol: Leaf Favoured Weapon: Dagger Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Lugh Alignment: Chaotic Neutral Domains: Chaos, Knowledge, Magic Centers Of Worship: Tepest Symbol: Eight-Pointed Star Favoured Weapon: Mace Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Manannan Mac Lir Alignment: Lawful Neutral Domains: Animal, Law, Water Centers Of Worship: Tepest Symbol: Fish Favoured Weapon: Trident Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Math Mathonwy Alignment: Lawful Evil Domains: Knowledge, Magic Centers Of Worship: Tepest Symbol: Iron Scepter Favoured Weapon: Quarterstaff Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Morrigan Alignment: Chaotic Evil Domains: Destruction, Evil, War Centers Of Worship: Tepest Symbol: Crossed Swords Favoured Weapon: Greatsword Source: RLGazV: ——————————————————————————– Diety Name: Erlin Alignment: Chaotic Evil Domains: Chaos, Death, Evil, Trickery Centers Of Worship: Barovia Symbol: A crossed Sickle with a hog-slaughter knife, both stained in blood, overlaying a orb of night sky with stars Favoured Weapon: Battleaxe Source: RLGazI:   Yazan: MegaWolt

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Damaralılar

  Narfell’in yıkılışından sonra , dağılmış Nar ,Rashemi ve Sossrim grupları hayatta kalmak için , Chondathan göçmenlerinin yaptığı gibi Easting Reach diyarlarına yerleştirler.Zamanla bu 4 etnik grup yavaş yavaş birbirine karıştı ve Damara adındaki yeni bir milletin doğmasını sağladı.Damara’lılar isimlerini nüfusları baskın olarak kurdukları ilk devlet olan Damara’dan alırlar Narfell ve Raumathar imparatorluklarının korkunç büyüleriyle iç içe  geçen yüz yıllardan sonra , Damaralılar gururlu ve dayanıklı bir halk olup çıkmıştır. Her ne kadar Damaralıların kültürü temelde Nar , Rashemi ve Sossrimlerin kültürel değerlerinin birleşmesiyle oluşmuş olsa da , göçmen Chondathanlarla  ve ticaret yaptıkları cücelerle girdikleri sosyal ilişkiler sonucu onların da kültürlerinin etkilerinin taşımaktadırlar.Yüz yıllar süren bir süreçte büyüyen yerleşim alanlarının bu günkü durumuna bakıldığında Damaraların birincil olarak en hakim nüfusa sahip olduğu ülkeler :Damara ,Impiltur ,Thesk ve Vast ‘dır.Bunun dışında göçlerle yerleştikleri ve yaşadıkları diğer bölgeler Aglarond, Altumbel , Great Dale ,Moonsea ve Narfell’dir.Bir çok Damara’lı hayatını çiftçilik , odunculuk ve madencilik gibi mesleklerle geçirmektedir.Yaptıkları iş ne olursa olsun yaşam bölgeleri genelde sürekli soğuk kış şartları içerisinde olduğu için oldukça metanet ve güç isteyen işlerdir.Kızgın bir Damara’lı korkulması gereken bir düşmandır. Damaralılar ortalama bir boy ve kiloya sahiplerdir.Ciltleri esmer ,sarı ve beyaz arasında gidip gelmektedir.Saçları genellikle düz kahverengi veya siyahtır.Sarışınlar da yok değildir.Göz renkleri oldukça değişebilmektedir ama en bilineni kahverengidir.Bir çok milletin karışımından oldukları için hepsinin özelliklerini gösterebilirler ve bu yüzden çok değişken fiziksel özelliklere sahip olabilirler.Earthfast Dağlarının güneyinde yaşayan Damara’lılar , daha çok Chondathan kuzenlerine benzemektedirler.Vaasa’da yaşayanlar ise daha çok Sossirimler’in etkilerini taşır.Eastling Reach’in doğu kesimlerindekiler ise Rashemi’lere daha yakın görünmektedirler. Damaralılar hayatı bitmeyen ve baş edilmesi gereken  mücadeleler serisi olarak görürler.Tipik bir Damaralı’ kötü güçlere yaklaşmaz ve onlara hizmet etmez ( Daha iyi bir amaç için olsa bile…)Güven kazanılması gereken bir şeydir , ve bunu hak eden kişiler saygıdeğer kişiler olarak görülürler.Kalıtsal olarak soylu kanı taşıyan birinin bile bu mirası hak edip etmediğini kanıtlaması gerekmektedir.Damaralılara göre tarih,  gurur duyulması gereken geçmişteki olaylar zinciri değil , şimdiki zamanlarda yapılan işlerdeki aptallığın engellemesi için bir rehber ve bir yol göstericidir. TARİHLERİ Eastling Reach ile Lake Ashane arasındaki ormanlık uçsuz bucaksız araziler Narların geleneksel topraklarıydı.Mulhorandi izcileri kuzeyde fetih  edilecek yeni topraklar ararken  Narlar denilen bu kavmin varlığı keşfedildi.(-1500 DR civarlarında) .Bu kavmin göze batması ve özel bir hale gelmesi ise -1075 DR ve -1069 DR arasında yapılan Orc Gate Savaşlarına katılmalarıyla gerçekleşti.Doğudaki diğer kavimler gibi Narlar da Mulhorandi tarafından savaşmak üzere kiralandı.Bu savaşlardan sonra topraklarına döndüler , amaçları ise kendi krallıklarını kurmaktı.Narlılar geçen iki yüzyıl içerisinde önemsiz birkaç krallık kurdular bunlardan önemli olan yalnızca iki krallık oldu.Bir tanesi Ashanath (Lake Ashane’in batı kıyılarında) ve diğeri Tharos’du(Eastling Reach’in uç kısımlarında). -970 DR’de Tharos’un Nectyard(kral)’ı Rawlinswood’un ortasına Dun-Thaross denilen kalesini inşaa ettirdi.Bazı iddialara göre güçlü bir demon lord ile anlaşma yapmıştı( Büyük ihtimalle Orcus olduğu söyleniyor.)Orcus’la anlaşması sonucunda Narfell Tacı ( Crown of Narfell) denilen artifacte sahip olmuştu.Kimilerine göreyse bu yükseliş biraz şans ve biraz da etkileyici lider özelliği ile gerçekleşmişti.Sebebi ne olursa olsun bu yükselişten sonra Tharos’un nectyard’ı diğer Nar krallıklarını birer birer himayesine almaya başladı.En sonunda ise diğer büyük Nar krallığı olan Ashanath’a kadar geldi.Nentchyard’ın ordusu ,Ashanath’ın baş kenti olan Shandaular’ı tam anlamıyla silip süpürdü.Shandaular bu olaydan sonra Lake Ashane’in batı kıyılarındaki taş yığınlarından başka bir şey değildi artık.-900 DR yıllarında Narfell,Impiltur krallığının şimdiki kuzey sınırlarından Ashanath’a , Giantspire Mountaints’in doğu yamaçlarından River Ulmer’in kuzey kıyılarına uzanan bir imparatorluk olmuştu. Bu olayları izleyen yüz yıllarda Narfell’in yöneticileri gözlerini Priador Plateau’ya diktiler( Şimdilerde Thay’ın içerisinde bir plato).Mulhorand’ın çekilmesinden sonra yalnızca vahşi centaur ve gnoll kabilelerine ev sahipliği yapan bu topraklar Narlılara çok cazip gelmişti.Narfell ve Raumathar arasında çok uzun yıllar boyunca bu toprakları egemenlik altına almak üzere bir mücadele başladı.İlk zamanlarda Narfell başarılı olmuştu ancak -623 DR den sonra bu şansları tamamen tersine dönmüştü.Bunun nedeni Mulhorand’ın haince yaptığı akınlar ve Raumathar ordusunun yaptığı sürpriz saldırıdır.İmparatorluklarının kötüye gittiğini gören Narlı yöneticiler Crown of Narfell’in de teşvikleriyle demonlardan destek almaya döndüler.-150 DR da yüz yılın en büyük savaşlarından biri yapıldı ve çok büyük bir felaket sonucu iki imparatorlukta yok oldu.Bunun yerine iki imparatorluğunda çağırdıkları dış dünyalardan gelen karanlık destekleri eskiden hükmettikleri topraklarda başı boş dolaşmaya başladılar.Narfell’in yıkılışından sonra hayatta kalan Narlılar küçük gruplara bölündüler ve kendi çağırdıkları iblisler tarafından dört bir yanları çevrildi. Easting Reach kıyılarında bulunan yıkılmış Jhaamdath imparatorluğunun kalıntıların üzerinden -255 DR yıllarında yeni medeniyetler kurulmaya başlandı.Sea of Fallen Stars üzerinden deniz yollarıyla yapılan Chodathan akıncıları Dragon Reach ve Easting Reach arasında yeni bir medeniyet kurmak için kolları sıvadı.İlk akıncılar -153 DR de Proskampalar ( daha sonradan Procampur oldu) ‘ı , -188 DR de Lyrabar’ı , -72 DR’de Chessegol ( daha sonradan Tsurlagol oldu) ‘u kurdular.Lyrabar’dan akıncılar etki alanlarını Easting Reach’in batısına , şimdiki Impiltur krallığının bulunduğu topraklara kadar genişlettiler.Lyrabar’ın 50 yıllık uğraşlarından sonra İmpiltur krallığı kuruldu ve Mirandor Dynasty ilk Impiltur kralı oldu.Genç , dinamik ve agrasif kral kısa zamanda bölgenin yakın geçmişindeki büyük imparatorluk Narfell’in yerine geçti. Impiltur’un nüfusu giderek artmaktayken bölgede bulunan dağınık Nar kabileleri ve küçük topluluklar halinde bulunan Sossrim göçmenleri zaman içinde ya asimile edildiler ya da Great Glacier’ın güney bölgelerine doğru sürüldüler.Ülkedeki düşük soyluların , yüksek soylular gibi fetih etme yanlısı olmamaları nedeniyle ülkede ayrılıklar çıktı ve bir çoğu ülkeyi terk ederek göç ettiler.Bu göçler sayesinde doğrudan veya dolaylı olarak şimdiki birkaç medeniyet kuruldu.1 DR yılında Cormry krallığı kuruldu.163 DR ’de Altumbel ve 535 DR de Milvarune , 649 da Vast ortaya çıktı. Impiltur’un doğu sınırlarını genişletmesi hiç de kolay olmamıştır.Great Dale’e giden yöndeki akıncılar uyuyan bir takım kötü güçleri yanlışlıkla uyandırmışlardır ve bunun bedeli Impiltur imparatorluğu için oldukça ağır olmuştur.Uzun süredir gömülü ve gizli kalmış demonlar ,half fiendler ve tieflingler Impiltur’un sınırlarında cirit atmaya başladılar.726 DR ‘de ise hazırladıkları büyük ordularını salarak Impiltur’a diz çöktürtmeyi başarmışlardır.Bu dönemde ülkenin bir çok vatandaşı ülkeyi terk etmiştir ve korku dolu hikayelerini gittikleri yerlere taşımışlardır. Sonraki yıllarda ,Amn ve Calimshan gibi uzak memleketlerden gelen soylu Triad( Tyr , Ilmater ve Torm adlı tanrılarının birleşimini kapsayan kutsal birlik)şövalyeleri sefer başlatarak bu ülkeyi kötülük ve karanlıktan kurtarmak için bir mücadeleye girişmişlerdir.Bu seferler 2 yılın sonunda Citadel of Conjurers denilen kalede demon ordularının komutanı bir balor olan Ndulu’nun yenilmesiyle son bulmuştur.Sarshel adlı Paladin’in Citadel’e girerek Crown of Narfell’i yok etmesiyle seferler Triad Şövalyelerinin lehlerine dönmüştür.Bir zamanlar Orcus’un üzerinde güçleri olan bu artifactin yok olmasıyla beraber bölgedeki gücünü kaybeden demonlar tarafından güdülen ordular geri çekilmek ve kaçmak zorunda kalmışlardır.Bu başarısından sonra Sarshel  kurtulan yeni Impiltur’un yeni kralı olmuştur. Bunu izleyen yüzyıllarda Impiltur kendisini adilce yöneten , zenginleştiren ve güçlendiren kralların etkisi altında varlığını sürdürdü.Bastırılmış iblislerin ve kötülüklerin etkilerinin yeniden su yüzüne çıkması ise cesur paladinler tarafından engellendi.Fetihler sürdü ve Impiltur’dan çıkan akıncılar 756 DR yılında Aglorand ‘ı 926 DR yıllarında ise Telflam ve Golden Way üzerinden giden daha pek çok şehri kurdular.Impiltur’un altın çağı 924 DR yılında bir soylu evde başlayan sorunlarla sona ermenin eşiğine geldi.Ardından başlayan bir iç savaşla soylu evler birbirleriyle mücadele etmeye başladılar ve bu kavgalar bir süre sonra büyük krallığı küçük şehir devletler haline getirerek böldü. Spreading Spring Yılı( 1038 DR) Easting Reach bölgesine çok büyük yenilikler getirdi.Great Glacier kuzeye doğru erimeye başladı.Günümüzde Vaasa ,Damara ,ve kuzey Narfell’in bulunduğu topraklar oluştu.Buzların çekilmesiyle beraber Impiltur , Great Dale , Thesk ve Aglorand’dan bir çok göçmen harekete geçti ve Damara dedikleri bu topraklara yerleştiler.(Damara yerel lisanda “buzun altındaki toprak” anlamına gelmektedir.)Bu göçlerle beraber bilgeler zamanla buradaki halkı başka bir etnik grup olarak kabul etmeye başladı.1075 yılında Sembia’lı bir soylu olan Feldrin Bloodfeathers tarafından başkenti Heliogabulus’un kurulmasıyla  Damara bir krallık halini aldı.Bloodfeathers ailesi 1347 DR tarihinde ,Virdin Bloodfeathers’ın Zhengyi (Vaasa’nın Cadı Kralı) tarafından öldürülmesine kadar Damara’yı yönetti.Zhengyi zalim bir Lich’di ve 12 yıl boyunca hem Vaasa hem de Damara  üzerinde etkilerini sürdürdü.Gareth Dragonsbane ‘in liderliğini yaptığı bir grup kahraman tarafından 1359 DR’de yok edildi.Gareth böylece Damara’nın yeni kralı oldu ve krallığı yeniden inşa etmek için çalışmaya başladı. Glacier’ın kuzeye çekilmesiyle beraber açılan yollardan çok büyük hobgoblin orduları 1095 yıllarında Impiltur’a saldırdı.Ironik olacak ki bu hobgoblin tehlikesi 924 yılından sonra şehir devletler haline gelmiş olan Impiltur’un yeniden birleşmesi ve bir krallık haline gelmesini sağladı.Hobgoblin akınlarını durduran Lyrabar’ın savaş komutanı Imphras , Hlammach ,Dilfuyr  ve Sarshel’deki insan güçlerini topladı.Ayrıca Gray Forestdeki Wood elflerin ve Earthfast Mountains’deki dwarfların desteğini de alarak bölgeyi hobgoblin tehtitdinden tamamen kurtardı ve 1097’de Impiltur’un yeni kralı oldu.Şu an yönetimin elinde bulunduran soylu evler de bu tarihte Imphras tarafından kurulmuştur.2. Imphras’ın oğlu Rilimbrar 1338 DR’de öldü ve yönetim hiç kral olamamış 4. Imphras’ın eşi Kraliçe Sambrly’e geçmiştir. 756 yıllarında Impiltur’lu akıncılar Aglorand’a gelseler de Yuirwood ve çevresindeki yaratıkların bertaraf edilip güvenli bir ülke haline getirilmesi 870-880 yılları arasında maceracı grupların yaptıkları mücadelelerle gerçekleşmiştir.Yuir elfleri yurtlarına gelip drowlar ve trollere karşı yaptıkları mücadelelerde kendilerine yardım eden insanlarla birleştirler.Onların torunları ise bir kıyı krallığı olan Velprin ile çatışmaya başladılar.Bu sürtüşmeler en sonunda 1065 yılındaki Ingdal’s Arm savaşıyla sonuçlandı.Savaşı kazanan half elfler savaş liderleri Brindor’u Agloarad’ın ilk kralı ilan ettiler.Yuirwood halkıyla barış yapmak istemeyen insanlar ise Altumbel’e göç ettiler. Brindor’un torunu Philaspur , Thaylılarla yaptıkları Brokenheads savaşında 1197 yılında öldü.Yönetimi ikiz kızları olan Thara ve Ulae’ye geçti.Bu iki kız kardeş isimlerinden çok Gray Sisters olarak bilindiler.1257 yılında birkaç gün arayla öldüler ve yerlerini Ulae’nin oğlu olan Halacar’a ilk saf kan Damaralı olan kişiye bıraktılar.Halacar , Thay’a yaptığı akıllıca olmayan akınların birinde 1260 yılında Lapendrar savaşında hayatını kaybetti.Halacar’ın kız kardeşi Ilione kardeşinin yerine geçti.1320 ‘deki ölümüne kadar ülkeyi yönetti.Kendisinden sonra yönetimi bırakacağı bir çocuğu veya kardeşi olmadığından çırağına bıraktı.Günümüzde The Simbul olarak bilinen kişiye… GENEL BAKIŞ Damaralılar kahramanlık ve fedakarlık sergileyenlere , kötülüğe boyun eğmeyenlere saygı duyarlar.Damara toplumu zayıflık ve benciliği kaldırmaz.Yapılan işleri siyah ve beyaz olarak görürler.Toplumdaki bu katı yapı daha genç yaşta Damaralılarda gelişmeye başlar.Bir çok genç bu katı yapıya katılmak için ebeveynlerinin yolundan ilerler.Damara’nın bu sosyal yapısına uymak istemeyen asiler ise mecburi olarak ülkeyi terk eder ve kaçarlar.Bu sebepten ülkeyi terk eden Damaralılar batıya , Chondathanların ellerinde bulunan bölgelere göç edebilirler veya küçük bir kısmı gizlice demonlara tapmaya ve onlarla iletişime geçmeye başlayabilir.   Damaralıların , Narfell’in kalıntılarından kalan demonlardan Easting Reach’i kurtarmak için mücadele ettiklerin yıllardan beri gelen bir maceracılık gelenekleri vardır.Bir çok genç ,özellikle soylu gençler , kendilerini  kanıtlamak için maceralara atılırlar.Amaçları aile servetlerinden kendilerine daha büyük paylar miras kalması değil , yeni yerler fetih edip zengin olmak ve Damara toplumunun isteklerini yerine getirip toplumda sevilen biri olmaktır.İyi yönelimi olan dinler bu ülkede oldukça köklü bir yere sahiptir.Dağların içlerindeki karanlık dehlizlerde , ormanların en bilinmeyen bölgelerinde varlığını sürdüren kötülüğü yok etmek üzere iyiliğin savaşçıları mücadeleye her zaman hazır bulunmaktadırlar. DAMARALI KARAKTERLER Damaralılardan genelde çok güçlü monklar ve paladinler çıkar ,çünkü toplumda hakim olan yapı , bu iki iş için gereken fedakarlık ve disiplin gibi gereklilikleri karşılamaktadır.Bir çok Damara’lı kendilerinde tanrılara bir çekim duyarak clericliğe adım atabilirler.Biraz daha azı ise druidlik veya rangerlık için güdüleniyor olabilir.Fighterlar ve rougeler dünyanın diğer bütün bölgelerine göre Damarada daha az sayıda bulunmaktadırlar.Çünkü Eastling Reach bölgesinde ne çok güçlü bir askeri yapıları ne de çok güçlü bir ticaret ortamı yoktur.Elbette bir takım istisnalar bulunmaktadır.Örneğin Telflam şehrindeki hırsızlar loncası veya Gelena Mountains’daki gizli bir kalede varlıklarını sürdüren  asssasin kardeşliği gibi…Mistik büyü kullanıcılarının hepsi bu ülkede çok az görülür çünkü burada bir tanrı veya ilahi güçten gelmeyen büyülü güçlere hala şüpheyle bakılmaktadır.Yine de wizardlar genel olarak kabul edilirken socererlara kanlarında taşıyabilecekleri demon soyundan dolayı daha şüpheci bakılır. Prestige Classlar:Chondathanlar gibi , Damaralılarda da ilahi örgütlenmeye yakın olan prestije classlar görülür.Bunlardan en bilinenleri divine champion,divine disciple,divine seeker ve hierophant’dır.Telflamm’ın Shadowmasterları içerisinde bulunan rougelar genel olarak assasin veya shadow dancer gibi prestije classlara yönelebilirler.  DAMARA TOPLUMU Aglorand ve Vast dışında Damara toplumları kuralcı ve dogmacıdır.Aglorand’da bulunan toplumun kuralcı olmayışının sebebi ise elf etkisinin çok fazla olmasıdır.Yine Vast da diğer Damara ülkeleri kadar kuralcı sayılmamaktadır çünkü buradaki Damaralılar da Chondathan etkisi altındadırlar.Tek bir inanç olmamasına rağmen din Damara toplumunda merkezi konumdadır.Bir takım tanrılara inanmak her ne kadar saygı duyulan bir şey olsa da yine de insanların kişisel davranışları ve genel Damara toplum yapısına uymaları diğer insanların gözünde daha önemlidir.Sınıf farkları Faerun’un diğer ülkelerine göre burada daha az görülmektedir.Ancak topluma uyum sağlayamayan kişilere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapılmakta ve dışlanmaktadırlar. Damara’nın şehirlerinde yaşayan insanlar tapınaklara bağlı okullarda eğitim görürler , gezgin rahipler ise kırsal kesimlerdeki insanlara hizmet verir ve onları eğitirler.Birçok Damaralı yapacakları işi henüz tapınak altında eğitim görürken , hayata atılmadan önce öğrenirler.Diğer kısım ise kendilerini tamamen tapınağa adamaya karar verir ve dini birliğe adımlarını atarlar.Yaşlılıklarında Damaralılar yeniden tapınaklarına dönerler , servetlerinin büyük bir bölümünü tapınağa bağışlar ve son günlerini tanrısının huzurunda hizmet edip ibadet ederek geçirirler. Damaralılar ataları sebebiyle Chondathanların yaşadığı topraklarda kolay yaşarlar , bu insanlarla iyi geçinirler ve anlaşırlar.Faerun’da pek az Damaralı göçmen görülür ama yine de yolunu kaybedip evinden uzaklaşmış Damaralılar inandıkları tanrının tapınağına yerleşir ve hizmeti sırasında kendisini yabancı toplumdan soyutlarlar. DİL VE YAZIN Bir çok Damaralı birbirine oldukça benzeyen Ortak lisan ve Damaranı kullanır.Damaran daha önceden kültür alış verişine girdikleri Impiltur krallığı ve Eartfast Mountains’daki cücelerin etkisiyle Dethek alfabesini kullanmaktadır.Altumbel ve Aglorand’da istisnalar geçerlidir.Burada ortak lisan ve Aglorandca kullanılmaktadır.Dil olarak Damaran’a oldukça yakın olmasına rağmen alfabe olarak Dethek değil yaşadıkların toplumu paylaştıkları elflerin etkisiyle Espruar alfabesini kullanırlar. Impiltur’da kullanılan ikinci diller Chondathan , Dwarven , Aglorondan veya Chessentan’dır.Damara ve Vaasa’da kullanılan ikincil diller Chondathan,Dwarven,Orcish veya Uluik olabilmektedir.Bir çok Narlı ikincil dilleri olarak Rashemi ,Uluik veya Tuigan konuşmaktadır.Great Dale de yerleşmiş olanlar genelde ikincil dil olarak Rashemi öğrenmektedirler.Bir kısmı da Thay alfabesiyle yazılmış Mulhorandi lisanını da öğrenebilirler.Thesk’in güneyinde Aglorandan en popüler ikincil dillerden biri olmakla beraber Telflam kıyılarında daha çok Chondathan ve Turmic tercih edilmektedir.Aglorand’da yaşıyanlar aynı zamanda elfçe de öğrenebilmektedirler.Diğer ikincil dilleri : Damaran ,Chessentan,Sylvan veya Mulhorandi olabilmektedir. Barbarlar ve köylüler dışında neredeyse bütün Damara’lılar okuma yazma bilmektedirler. DAMARA  BÜYÜLERİ Damaralıların en sevdikleri büyüler dost ile düşmanı ayırmalarını sağlayan büyülerdir. Aynı zamanda kendilerini kötülükten veya dış dünyalı yaratıklardan koruyacak büyülere de ilgi duyarlar.Kuzeyde büyüyle havaların kontrol edilmesi hayatı kolaylaştırmak için önemli bir işlemdir.Aynı zamanda kuzeydeki buzlu diyarlardan gelen yaratıklara karşı ateş içerikli büyülerin kullanılması da tercih edilen bir şeydir. Büyüler ve Büyü Kullanıcıları : Clericlerin çok yaygın olmasına bağlı olarak Damaralıların çok güçlü bir ilahi büyü gelenekleri vardır.Mistik büyü kullanıcılarına karşı şüpheyle yaklaştıklarından bunların sayısı daha azdır ancak yine de Narfell’in soyundan gelerek bu işle ilgilenen birkaç insan çıkabilmektedir.Damaralarıda socererlık oldukça fazla görülür , kanlarında bulunan demonic veya tiefling atalarına dayanan güçler hala sıklıkla ortaya çıkmaktadır.Damaralı wizardlar genellikle abjuration veya divination üzerine uzmanlaşırlar ve nacromancy veya conjuration’dan uzak dururlar. Büyü Gelenekleri:Damaralıların en sevdikleri büyüler kötülüğü uzak tutan , veya ait oldukları düzlemlere kovabilen büyülerdir.Aynı zamanda zor doğa şartlarında yaşamalarını kolaylaştıracak büyüleri de severler.En çok görülen ve kullanılan büyüler şunlardır :basihment, dismissal, magic circle against evil , protection from evil,protection from elements, resist elementdir.Plannar ally ve planner binding gibi büyüler iyi yaratılışlı yaratıkları çağırmak için kullanılacak bile olsa şüpheyle karşılanmaktadır.İyi yönelimli Damaralı clericler genelde Lightbringer featini almaktadırlar. DAMARALI BÜYÜLÜ EŞYALAR Damaralıların en sevdiği büyülü eşyalar yine büyüleri gibi kendilerini doğanın zorluklarından ve lanetli demonların etkilerinden koruyan türde şeylerdir.Kılıçlar ve hançerler genel olarak , outsiderbane , defending , holy  veya lawful gibi büyülü özellikler verilerek hazırlanır.Topuzlar genelde distruption, holy veya lawful gibi büyülü özellikler içerisinde hazırlanır.Zırhlar ise genel olarak cold resistance ,ghost touch ,invulnerabillty veya warming gibi özel büyülü güçlerle donatılır. En bilinen büyülü eşyalar:Boots of the winterlands ,candle of incoction, horn of goodness, phylactery of faithfulness ,quiver of Mielikki ve ring of warmth.Bu tarz özelliklere sahip büyülü eşyalar oldukça yaygın bulunduğundan Impiltur veya Damara’nın büyük şehirlerinde normal fiyatlarından %10 gibi bir oranda daha ucuza bulunabilmektedirler. DAMARA TANRILARI Damaralılar genel olarak kuralcı ve iyi tanrılara yönelirler.Bazı gizli kuraltanımaz habis iblislere tapan tarikatlar buna elbette dahil değildir.Dragon Reach boyunca genelde ilgi gösterilen tanrılar ; Chanuntea, Eldath , Mystra ,Tempus ,Torm , Tymora ,Umberlee ve Wauken’dir.Impiltur’un doğusunda ise daha çok : Ilmater ,Selune ,Tymora , Valkur , ve Waukeen.Thesk’de Golden Way üzerindeki yerlerde sık sık yolculuk ve ticaret gelişiğinden Chanuntea dışında Shaundakul ve Waukeen’e tapılmaktadır.Aynı zamanda yine Thesk’deki Telfalmm şehrinde Mask tapınağının gücü giderek artmaktadır. Aglorand’da Chauntea çiftçiler tarafından oldukça sevilen bir tanrıçadır , balıkçılar ise Valkur veya Selune a tapmaktadırlar.Umberlee’de  bilinip tanınan tanrıçalardan olmasına rağmen  kibirli görülmektedir.Aglorandlılar  Yuir elfleri sayesinde Seldarine tanrılarına yakınlık duydular ve onları tanıdılar.Great Dale ise uzun zamandan beri Silvanus’un takipçilerin yaşadığı yer olmuştur.Burada Talona müritleri ile her zaman bir çekişme içinde bulunulmuştur.Ilmater tapınağı ise en çok Damara’da saygı görmektedir.Vaasa’da ise uzun bir süre Orcus’a tapan bir tarikat varlığını sürdürmüştür.Narfell’deki barbar kabileler ve Great Glacierdaki savaşçılar Tempus’u tanrıları olarak bilirler. Bütün bu tanrıların içinde Ilmater , Damaralı ruhunu en iyi yansıtan ve kültürlerine en uyan yerleşmiş tanrıdır.Özellikle Impiltur ve Damara ‘da Ilmater kiliseleri ülke yönetimi için bile çok önemli bir yer tutarlar hatta bu iki ülkenin kralları çok kez Ilmater paladinlerinden çıkmıştır.Eastling Reach de bulunun neredeyse bütün Damara’lılar Ilmatere ve onun emrindeki kişilere saygı gösterirler.  DİĞER IRKLARLA İLİŞKİLERİ Damaralıların shiled dwarflarla çok eskiye dayanan ve kalıcı bir ilişkileri vardır ayrıca bunun yanında dayanıklı halkın geriye kalanlarına da eğilimleri vardır.(Duergarlar hariç tabii ki.)Halflingler , Impiltur dışında Damaraların diyarlarında oldukça seyrek görülürler ama bir çok Damaralı ülkede sevecenlikle karşılanırlar.Gnomelar , dwarflara benzer kabul edilmelerine rağmen Damara diyarlarında çok fazla bilinmezler.Elfler ve Half elfler Aglorand ve Gray Forest dışında neredeyse hiç bilinmezler ve şüpheyle karşılanırlar.Drowlar, Gelena Mountains’da bilinirler ve oranın yerel halkıyla düşmanlık içindedirler.Half Orclarlara da büyük bir şüphe ile yaklaşılır ancak Vaasa’da oldukça kalabalık bir azınlık oluşturmaları sebebiyle tolerans gösterilmektedir. Damaralılar ,Narfelli sorcererların saldıkları kötülükle çok uzun bir zaman boyunca mücadele etmişlerdir bu yüzden demonlara ve onların soyundan gelen hiçbir şeye tahamül edemezler.(Örneğin Tieflingler).Red Wizardlar sayesinde Fire Genasilerle tanışmışlar ve eşit derecede onlardan da hoşlanmamaktadırlar.Diğer tür planetouchedlar Damara diyarlarında pek görülmez. İnsan kültürleri içerisinde Damaralılar en çok Chodathanlılarla iyi geçinirler.İkincil olarak çok iyi geçindikleri ulus ticari ilişkileri çok sıkı tuttukları Turnamilerdir Narlar ve kuzeyli Rashemiler kabul görür ancak Mulanlar veya Thaylı Rashemiler büyük bir şüphe ile karşılanırlar.Tuiganların yaptıkları akın yüzünden silinip gitmeyen hatıralar onlarla iyi ilişkiler kurmalarını engeller.Son olarak birkaç on yıl önce yapılan Bloodstone Savaşının kalıntılarıyla bütün Vaasan’lılar demonlara tapan yağmacılar olarak görülmektedir.Damaralıların tek gerçek düşmanları konumundadırlar. DAMARA ALEV EDEVATLARI Sea of Fallen Stars’daki geniş ticaret sayesinde Damara , Chodahanlılarla pek çok şeyi paylaşabilmektedirler.Faerun’da genel olarak bilinen her türlü silah ,zırh ve genel eşyalar Damaralıların ellerinde de bulunabilmektedir. Silah ve Zırhlar: Damaralılar genellikle orta ağırlıktaki zırhları tercih ederler.Bu hem onları daha az yavaşlatır hem de yeterli derecede korur.Demonların ve kana susamış diğer yaratıkların diş ve pençelerinden korunmak için zırh önemli bir ekipmandır.En çok sevilen silahlar spear ,long spear ,glaive, halberd , greatswordlardır.Daha çok kullanılan zırh türleri ise leather armor , chainmail, breastplate ve  splinted mail dir.  Nadir Eşyalar:Belki de Faerun’daki en nadir büyüsüz eşyalardan biri heavy aspergillum’dur.Genellikle Impiltur’daki Ilmater rahiplerinin ellerinde bulunan, içerisinde kutsal su taşınabilen ağır bir topuzdur. EVCİL HAYVANLAR Damaralılar pek çok köpek türünü evil hayvan olarak beslemektedirler.Özellikle dağlık ve buzlu bölgelerde köpekler gerek kızak çekmek veya yuk taşımak için kullanılmaktadırlar.Great Glacier’ın çekilmesinden sonra açılan alanlarda Damaralılar köpekleri avlanma veya sürü gütme amaçlı kullanmaktadırlar.Damaralı köpeklerini türlerinin diğer üyelerinden ayıran özellik daha kalın bir deriye sahip olmaları ve soğuğa daha dayanıklı olmalarıdır.Atlar da ayrıca Damara kültüründe önemli rol oynamaktadırlar.Soğuk ve zorlu araziler çoğunlukla yürünerek gidilemeyecek durumda olmaktadırlar.Impiltur’da daha çok andaluarian adlı at tipi bulunmaktadır.Bu atlar daha çok karavanlarda kullanılırlar, renkleri açık gri veya açık kahverengi arasında gidip gelmektedir.Vaasa ve Damara gibi ülkelerde grifon gibi egzotik binekler de kullanılabilmektedir. DAMARA Baş Kenti:Heliogabalus Nüfusu:1,321,920 (%87 İnsan , %6 Dwarf, %4 Halfling , %2 Half Orc) İnsanların %70 i Damaran , %20 si Chodathan , %5 i Nar , %2 si Vaasan , %2 si Rashemi) Yönetim Şekli: Monarşi İnanılan Dinler:Ilmater , Silvanus ,Tempus( Barbarlar) İhracat Ürünleri:Mücevher , altın , demir ,gümüş İthalat Ürünleri:Yiyecek , odun , çiftlik hayvanları Impiltur’un kuzeyinde , Moonsea’nin doğusunda bir zamanlar kudretli ancak şimdilerde orc gnoll ve benzeri ordularla verdikleri mücadelelerden dolayı zayıflamış krallıklarını yeniden inşa etmeye çalışan bir ülkedir Damara.Bir çok ırka ve dini inanışa tolerans gösteren , hoş görülü , ülkeye gelen yabancıları misafirperverlikle karşılayan bir ülkedir.(Özellikle yaratıkları ve tehlikeli şeyleri öldürebilecek yabancıları).Politika ile ilgilenenler veya maceralar yaşamak ve tecrübe kazanmak isteyenler bu ülkede pek çok fırsat bulabilirler. Damara bir çok komşusuyla iyi geçinmekte ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktadır.Özellikle Bloodstone adındaki çıkardığı mücevheri çevresindeki bir çok yere satmakta ve büyük kar elde etmektedir.Yine de Damara yöneticileri batı komşuları olan Vaasa’ya karşı oldukça temkinli yaklaşmaktadır ve yeniden oradan yükselebilecek bir tehlikeye karşı daima tetiktedirler. YAŞAM VE TOPLUM Damara’nın çalışkan halkı şu günlerde ülkesini yeniden inşa etmek için şu günlerde her zamankinden de fazla çalışmaktadır.Bir çoğu sevdiklerini ve eski hayatlarını kaybetmişlerdir, bunun için büyük yaslar duymaktadırlar.Ilmater’e tapınmak onlara bu zorluklara dayanmak için güç ve geleceğin daha güzel olacağına inanmaları için umut vermektedir.Ağlayan Tanrının Paladinleri ülkede sıklıkla görülebilir , ayrıca yine Ilmater’in monkları Glacier of the White Worm ‘a yakın bir yerdeki Yellow rose Manastırında yetiştirilirler. Yakın tarihteki sancılarına rağmen Damaralılar bir çok insan milletinin cücelerin halflinglerin ve half orcların barış içinde yaşamasını sağlayan ülkelerinden onur duymaktadırlar.Madencileri gereğinden fazla metal çıkarmaktadırlar ve böylece hem ülkenin ihtiyaçları karşılanıp hem de büyük oranlarda ihracat yapılabilmektedir.Bloodstone geçitinin  altındaki svifneblinler son zamanlarda ilizyonist büyüler öğreten bir büyü okulu açmışlardır. ÖNEMLİ COĞRAFİ BÖLGELER Damara’nın bir çok yolu kış zamanında geçilemeyecek duruma gelir ama nehirler ülkenin her yerinden baş kente ulaşımını sağlar.Sıcak havalarda nehir üzerinden sandallar ,tekneler ile ulaşım sağlanırken soğuk vakitlerde nehirler buz tuttuğundan atların çektiği kızaklarla ulaşım sağlanabilmektedir. Bloodstone Geçiti:Galena Mountains’in içinden geçen bir geçittir.Geçite iki  iki kale bulunmaktadır.Damara’ya ait olan kalenin adı Bloodstone Gate’dir.(Nüfus 13,233).Bu kale  hem Vaasa ile olan Bloodstone ticareti kontrol etmekte  de hem de Vaasa’dan gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı önem olmaktadır.      Earthwood:Bu küçük ve sık ağaçlarla bezeli orman inanılmaz bir güce sahiptir.Kesilen ağaçlarını birkaç yıl içerisinde hemen çıkarabilmekte ve sağlığını korumaktadır.Efsanelere göre çok uzun zaman önce bu ormanı koruyan bir druid buza ve donmaya karşı ormanı korumak için bir büyü yapmıştır ve o zamandan beri orman hiç buz tutmaz.Yaratıklar genellikle bu ormandan uzak dururlar. Galena Mountains:Bu dağlar sivri uçlu , daima buzlarla kapı tepelerinde yüzlerce goblin ,dev ve daha bir çok yaratığa ev sahipliği yapmaktadır.Bu dağlardan 4 büyük dwarf yerleşkesi bulunmaktadır.Bloodstone Mines( Nüfus 500 ) , Hillsafar Hall ( Nüfus 1500 )  Ironspur (nüfus 1000) ve gold dwarflar tarafından yeni kurulmuş olan Firehammer Hall’dır(Nüfus 300).Bu dağlarda altın , demir ve bloodstone çıkartılmaktadır.Aynı zamanda iyi silahlanmış dwarflar buradaki yaratıkların kontrol altında tutulmasını sağlamaktadırlar.Underdark ayrıca madenlerin hemen altında derro , drow ve duergar şehirlerini barındırmaktadır.Dağların batı yamaçlarında Mulmaster ve Melvaunt gibi yerlerden gelen madenci kampları görülmektedir. Glacier of the White Worm:Earthspur Mountanis’in yüksek zirvelerinden gelen buzların erimesiyle akan nehirler bir tarafta Moonsea’ye bir tarafta Impiltur ve Damara arasındaki bir göl olan Lake Ice Melt’e akmaktadırlar.Burası da Earthspur dağlarının yüksek zirvesindeki dev bir buzuldur.İsmini etrafta cirit atan beyaz remorhazlardan ve dev boylardaki frost wormlardan almaktadır.Bu bölgeye adımını atıp hayatta kalan maceracıların söylediklerine göre bu yaratıkların yanı sıra kar örümcekleri ve daha bir çok değişik tehlikeli yaratığın yaşadığı bir yermiş. Eski tarihçiler  bu buzulun bir zamanlar Damara’yı da örten Great Glacier’in bir parçası olduğunu söylerler.Ancak yeni bilginlere göre bu gölgede şeytani ,doğal olmayan bir takım güçlerin etkisi olduğu söylenir.Bu kadar güneydeki ısıyla doğal yollarla buz haline kalmayacağını söylerler. Buzula yukarıdan bakıldığında Earthspur’un sivri uçlarından biri üzerinde pencereler,kapılar balkonlar ve içerisinde inanılmaz karmaşık dehlizlerin , koridorların ve odaların bulunduğu Citiadel of White Worm bulunmaktadır.Bu hisar daha çok Yellow rose manastırı olarak bilinir.Ilmatere saygılı keşişler burada eğitimlerini tamamlar , blueberry şarabı yapar ,görülmeye değer el işleri ve Ilmater’i onurlandırmak adına sanat eserler yaparlar.Bu monklar aynı zamanda Narfell, Damara, İmpiltur ve Vaasa’daki haberleri toplar, arşivler ve takip eder.   ÖNEMLİ ŞEHİRLER: Gates:İki duvarlı kale Bloodstone pass’ın çıkışını korumaktadır.Aynı zamanda ülke herhangi bir saldırı veya istila karşısında kaldığında insanların sığınacağı bir yer konumundadırlar.Damara kapısı 3 mil uzunluğunda ve 30 feet yüksekliğindedir.Balistalarla desteklenmiş koruyucu kulelere sahiptir.Vaasan kapısı ise yarım mil uzunluğunda 60 feet yüksekliğindedir.Yine benzer şekillerde korunan kulelere sahiptir ancak hisar kısmı arkada kalmıştır. Heliogbalus( Metropolis 44,111):İlk Damara tahtının bulunduğu ve şimdiki Kralın da yönetimini sürdürdüğü şehir burasıdır.Zengin bir ticaret noktası olan bu şehir Faerun’un farklı yerlerinden kuzeye gelen tüccarların yollarının bittiği noktadır.Damara’da bir çok yabancı eşya ve tüccar kurumu bulunabilmektedir.Halka bir çok aradığı şeyi bulma olanağı sağlar.5 yıl önceye kadar şehrin resmi bir ordusu yoktu , sadece tüccarlar  loncalar tarafından teftiş ediliyordu.Yeni kral tüccarların loncalarını dağıtmalarını emretti ve ardından genç Ilmater Paladinlerini yetiştirerek şehir ordusunu oluşturdu. Trail’send (Large City , 14,116):Bu baronluk şehri kuvvetlendirilmiş bir kalenin etrafına inşa edilmiştir.Şehir ve baronunun Impiltur ülkesiyle dostça ilişkileri vardır.Baron , Donlevy the Young Cadı Kralın yönetiminden kaçmış ve Kral Dragonsbane’in korumasına sığınarak Damara’ya gelmiştir.Şimdilerde servetli bir soylu olan baron , kralın , Impiltur krallığı ile öncelikli bağlantısı konumundadır.Trailsend genellikle Damara’yı ziyaret edenlerin ilk göreceği şehir konumundadır.Bir çok iş ve macera imkanı bu şehrin surları içinde bulunabilmektedir.   ÜLKE TARİHİ Damara , yaklaşık 300 yıl önce(1075) Bloodfeathers ailesi tarafından kurulup yönetilmeye başlandı.Eskiden demir , gümüş ve bloodstone ticaretleri sayesinde hızla zenginleşmiş bir ülkeyken Vaasa’dan gelen akıncılarla yaptıkları 12 yıllık mücadele sonucunda zor günler yaşadı. Vaasa’nın Cadı Kralı deniden Zhengyi adlı Lich , Damara toprakları üzerine undeadler, goblinler , giantlar , gnoller ve orclardan oluşan ordularını gönderdi ve Kral Virdin Bloodfeathers’ı öldürdü.Zhengyi’nin orduları Damara’nın kuzey kısımlarını ele geçirmişlerdi ki bir maceracı grubun lichi durdurması üzerine dağılıp kaçıştılar.Gareth Dragonsbane aşağı soylularla anlaşma yaptı ve halkın da desteğini alınca 1359 yılında kral oldu. Damara’nın yeniden birleşmesiyle Kral Dragonsbane halkıyla beraber ülkeyi yeniden güçlendirmek için çok çalışmaya başladı.Ülkenin gerek ekonomisini , gerek askeri gücünü yukarılara taşımak istiyordu.Vaasa ile arasında bir geçit olan Bloodstone geçitine kaleler yaptırdı böylece daha önceden kendini dağıtan düşmanlarına karşı hep tetikte olacaklardı.Impiltur ile ticari ilişkilerini daha da geliştirdiler ve bloodstone’u satıp tekrar zenginleşmeye başladılar. Kral Dragonsbane ülkeye çeşitli yerlerden maceracıların akın etmesini ve bu maceracıları ülkesine bağlayarak dış güçlere karşı etkin olmayı planlıyor.Kral ülkeye yerleşip hizmet edecek maceracılara bolca para , toprak hatta aşağı soyluluk teklif ettiğinden ülkedeki maceracı sayısı her geçen gün artmaktadır. ILMATER The Crying God, the Broken God Intermediate Deity Sembol:Kırmızı iplerle sarılmış bir çift beyaz el. Bulunduğu Düzlem:House of the Triad Aligment:Lawful Good Alanları:Dayanıklılık ,çile ,şehitlik ,azim Genel olarak inananları:Kusurlular, fakirler,monklar,zülme uğrayanlar,köleler,köylüler,paladinler… Favori Silahı:Silahsız dövüş Bonkör ve iyi ruhlu bir tanrı olan Ilmater( ill-may-ter) sessiz , sakin , sürekli omuzlarının üzerinde yük taşımaya ve acı çeken dünya için ağlamaya sürekli hazırdır.Çok sakin ve zor sinirlenen bir yapıya sahip olmasına rağmen onun gazabını üzerine çekmek ölüm demektir.Çocukları ve genç olan bütün yaratıkları korur, gözetir ve onlara zarar verecekleri engeller.Ağlayan Tanrı’nın bedene bürünmüş görüntüsü orta yaşlı, vücudu kötü derece zarar görmüş acı çeken kırılmış kemikler ve işkence izleri taşıyan bir adam görünümündedir.Kısa boylu ,kel ,dayanıklı ve iri yapılı  , sadece üzerini örtecek pejmude elbiseler vardır  ama yüzünde inanılmaz sıcak ve rahatlatıcı bir ifade vardır. Ne yazık ki kendisinin ve inananlarının felsefeleri herkes tarafından anlaşılamamıştır ve başkaları Ilmater ve rahiplerini hakir ve zavallı görmektedir.Ancak yine de Faerun’da en çok inananı olan tanrılardan biridir.Bu acımasız dünyada fakirler , hastalar ve yardıma muhtaçlar Ilmater’den daha iyi sığınacakları bir ilah bulamazlar.Ilmater tapınakları köylü halk tarafından hemen hemen her yerde çok sevilir ve hoş karşılanır.Aynı zamanda bu tapınaklar şifa evleri olarak da işlev görürler.Zayıflıktan nefret eden, gözleri dönmüş tiranlar veya kötü insanlar Ilmater’in felsefesini anlayamayacağı gibi ondan ve ona inananlardan nefret ederler. Ilmater’in clericleri büyüleri için sabahları dua ederler.Bunun dışında ibadetleri gereği günde 6 kere özel dualarını gerçekleştirirler.Özel bayramları veya günleri bulunmamaktadır.Ancak bazı zamanlar clericleri dinlenmek için izin alırlar.Bu dönemlerde cleric 10 gün boyunca Ilmater’in dogmalarından uzaklaşır , normalde tanrısının hoşuna gitmeyeceği bir şeyi yapabilir ve ruhsal hırpalanmasını bir süre olsun durdurabilir.Bu gelenek bazen clercilerin yapması gerektiği ama dogma dışında kalan bazı hareketlere neden olabileceğinden üst rütbeli clericler tarafından geliştirilmiştir.En önemli ritüel Turning denilen ritüeldir.Bütün Ilmater Clericlerinin yapmakla görevli olduğu bu ritüel ölüm döşeğindeki kişinin Ilmater’i kabul etmesi ve ona dua etmesini sağlamakla gerçekleştirilir.Bir çok Ilmater clerici şifa iksirleri yapmayı öğrenirler böylece ulaşamadıklara noktalara da şifa ulaştırabilirler.Broken Ones denilen Ilmater’e tapan monk örgütü , masumları incitenleri takip edip onları durdurmak ve cezalandırmak üzere görev yaparlar.Bu monklar ; arcane devotees, clerics, divine champions, divine disciples, divine seekers ve hierophant olarak prestije veya multiclass alabilirler. Tarih ve İlişkileri: Ilamter , Tyr(üssü) ve Torm ile beraber çok uzun zamandır beraber hareket eden ve Triad’ın içinde yer alan çok yaşlı bir tanrıdır.Ilmater aynı zamanda Lathander ile de müttefiktir.Yok etmekten ve acı çektirmekten hoşlanan tanrı/tanrıçalara karşıdır.En büyük iki düşmanı Loviatar ve Talona’dır.Diğer anlaşamadığı ve düşman olduğu tanrılar ; Bane, Garagos , Malar , Shar ve Talos’dur. Dogma:Yaralı olana kim olduğunu önemsemeden yardım edin.Gerçek ibadet başkalarının acılarını çekmektir.Eğer siz başkalarının acılarını onların yerine çekmeyi seçerseniz Ilmater’de size destek olur.Sonucu size acı veya kötülük getirecek  olsa da doğru olduğuna inandığınız şeyi yapmaktan çekinmeyin.Bir amaç uğruna gelen ölümde üzülecek ve utanacak bir şey yoktur.Bütün tiranlara ve zorbalara karşı gelin , adaletsizliğin bulunduğunuz yerde hakim olmasına izin vermeyin. Clericleri ve Tapınakları:Ilmater rahipleri yalnızca ihtiyaçları olanı tüketir fazlasını dağıtırlar.Yaralanmışlara , hastalara her zaman zamanlarını ayırırlar.Canı yananların dili , kaybolanları rehberi olur ,açları doyurur , evsizlere barınak bulurlar.Hasta olanlar için hem büyülerini hem de doğal bitkileri ve ilaçları kullanırlar.Ölüleri gömerler , hastalıkları yok ederler , fakirlere  yemek içecek ve odun verirler.Hayatın ve çile çekmenin kutsal olduğuna inanırlar.Savaş geldiği vakit kendilerini toparlarlar küreklerini , şifa iksirlerini , çadırlarını , ve şifa için gerekli eşyalarla dolu vagonlarını ayarlar ve işe koyulurlar.Faerun’un zengin şehirlerini gezer ve buralarda tapınakları için para toparlar. Ilmater tapınakları genellikle kırsal arazide yol kenarlına inşa edilmiştir.Yolcular için uğrayıp dinlenebilecekleri bir duraktır.Bir çok Ilmater azizlerinin isimlerini almıştır.Bazıları bir çeşit konaktır.Koruyucu duvarlar ve büyülerle çevrili , içerisinde Ilmater için kutsal alanlar barındırırlar.Bunun dışında normal bir konağın sahip olduğu gibi bahçe , ahır , gibi bölümlere de sahip olurlar. Ilmater rahipleri hafif , solmuş gri bir tunik ,yelek ve pantolon giyerler.Kafalarına gri ( normal clericler) veya kırmızı( yüksek rütbeli clericler) takkeler takarlar.Henüz çırak durumunda olanlar ise takke giymez.Ilmater’in sembolü bir demir zincir ile boyuna geçirilerek ve tam göğüs hizasında görülecek biçimde taşınır.Bazı yaşlı clericler sağ veya sol gözlerine göz yaşı damlası şeklinde dövme yaptırmışlardır. Ilmater rahipleri inanç sistemi içinde resmi olmayan bir hiyerarşiye sahiptirler.Bir bölgede en yetkili olan kişi en büyük temple ın baş clericidir.Ondan sonra Abbey ve ondan sonra da monastery gelmektedir.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tarihi – Crown Wars (Bölüm 2)

  DÖRDÜNCÜ CROWN WAR : THE DESCENT Miyeritar’ın yok oluşundan sonra , Dark Disaster’dan dolayı gerçekten kimin sorumlu olduğunu bilen Ilythiiri , Aryvaandar imparatorluğuna karşı hiddetlendi.Öldürücü fırtınanın uyanmasından sonra , Ilythiiri’de bütün kadim büyü gücünü savaşa aktardı ve bunun sonunda  eşi benzeri olmayan bir harap ediş ortaya çıktı.Dark Disaster’dan 40 yıl sonra Ilythiiri , Shantel Othreier’i tamamen yok etti.(Aryvaandar’ın güçlerine en yakın karakol bu krallıktı.)”Song of the Sundered Crown” adlı şarkının sözlerinde Ilythiiri’nin kadim büyücüleri için :”gökten taşlar çağırdılar “ ve “Yer yüzünü kaynatıp ağaçlara çığlıklar attırdılar” denmektedir.Yıkılan krallık Shantel Othreier’den kaçan mültecilerin Ilythiiri’nin gaddarlıkları ve yıkımları hakkında anlattığı hikayeler Aryvaandar’ın önceki yüz yıllarda yaptıklarıyla karşılaştırılacak gibi değildi. Bu zalim saldırılara karşı , hala ayakta kalan elf krallıkları  büyük bir konsey toplayarak bu elf ırkının ( Ilythiiri veya Dherow ) lanetlenmesine karar verdi.Bu kavim Corellon ve eski din kardeşleri tarafından terk edildiler.Seldarine tapınağının en güçlü ruhban ve büyücüleri toplanarak Ilythiiri’lerin bedenlerini , ruhlarına denk olsun diye çirkinleşip değişmesi için çok güçlü bir ritüel yaptılar.Bu ritüel sadece kötü Ilythiiri kavmini hedef alsa da Faerun’un her yerindeki kara elfler değişime uğradı.Kötü Kara elfler birleşmiş kudretli elf krallıklarının gücüyle yer altına sürüldüler.Descent olarak bilinen bu olay Lolth’un ve onun uğursuz dölünün Seldarine mabadinden kovuluşuna çok benzemektedir.Böylece yer altına sürülen uğursuz elfler Lolth ile karşılıklı çıkar ilişkisiyle onun himayesine girdiler ve ona sadık yeni bir kavim oldular.Dherow kelimesi zaman içinde Drow kelimesine dönüştü ve bu da bu uğursuz yeni ırkın yeni ismi olarak kalacaktı. Neden sadece Ilythiiriler değil de tüm kara elfler değişime uğradı? Bu hala descentın varlığını koruyan gizemlerinden biridir.Bazı alçak gönüllü ilahiyatçılara göre bu kadim büyüyü kullanmaya başlayan elfler tarafından gerçekleştirilmiş istenmeyen bir sonuç , bir hatadır.Onların gözünde bu olay Evermeet’in Faerun kıtasından ayrılması , Dark Disester veya Jhaamdath krallığının düşüşü kadar kötü bir olaydır.  BEŞİNCİ CROWN WAR : ARYVANDAAR’S FALL Dördüncü Crown War ve Descent olayından sonra elfler manevi olarak çok güçlü sayılmayan zorunlu bir ittifak yaptılar.Corellon Larethian’ın kendi kararıyla yüzün üzerinde her elf kavminden ( drowlar dışında ) ve her mevkiden vekiller seçildi.Bu vekiller doğudaki ormanlarda mücadele ve politikadan uzakta bu zulüm ve yıkıma karşı çareler için tartışabileceklerdi.Bu yer Corellon’un ismini aldı , adelet ve yargı yeri olarak kaldı.Elven Court. Yargı zamanı boyunca bir çok elf Crown War’ı arkasında bırakıp sözü geçen mistik , savaştan uzak elf diyarı Evermeet’i aramaya başladı.Kalplerinde hissettikleri çağrı ile batıya doğru göremedikleri ama bildikleri yoldan ilerlediler.Sahillere ulaşınca gemiler yaptılar ve bilinmez batıyı keşfe çıktılar en sonunda da Evermeet adasına ulaştılar. En büyük sürpriz burada hali hazırda yerleşmiş elflerin yaşamakta olmasıydı.Adada yaşayan vahşi elfler bile ne kadar süredir bu adada yaşadıklarından emin değildiler.Son tahlilde Aryvandaar evinin burayı en iyi şekilde medenileştireceğine karar verildi ve yetkili birileri gelene kadar adanın yetkilerinin onların elinde olmasına karar verildi. Yaklaşık bin yıllık müzakerelerden sonra Evlen Court Aryvandaarları  ve Vyshaan krallığını yöneten altın elf Vyshaan ailesinin Crown Wars a sebep olmuş acı ve zorbalıkların temeli olduğuna karar verdi.Vyshaan ailesi için düşünülen ceza oldukça ağırdı.Elf ırkına karşı işledikleri suçlardan dolayı ellerindeki soyluluk ve yöneticilik sıfatlarının alınmasına karar verilmişti.Ama Elven Court’da bulunan Vyshaan ajanları verdikleri karar konusunda dikkatli olmaları , clanın bu karara karşı askeri aktif bir direnç göstereceğini söylediler. Beşinci Crown War diğer dördü gibi düşüncesizce başladı.Malkizid’in isteği ile deli kral Giilvas Vyshaan içine büyücü oğul ve kardeşlerini de katarak  kendisi karşında duran bütün büyücü ve kadim sihirbazların öldürülmesini emretti.Vyshaan askerleri ve destekçileri tamamen sadıktılar ancak arkalarında Corellon Larathian’ın bulunduğu  bütün diğer elf gruplarının birleşmesiyle bir araya gelmiş konseye karşı pek şansları olmadıklarını biliyorlardı.Malkizid bile Vyshaan için zaferin imkansız olduğunu görüp Baator’un 9 cehennemine kaçtı ve Vyshaan’ı kaderine terk etti.Bir süre sonra apaçık deliliğe kapılan yöneticileri en sadık destekçileri bir yarı yolda bıraktı.Destekleri çekilen elfler ve kendilerini terk eden şeytanı desteklerinden sonra Vyshaan yavaşça ama kaçışı olmayan bir şekilde çöktü.Söylentiler ve kara hikayeler Vyshaan’ın dört oğlunun , klanın yıkılışından sağlıklı bir şekilde batıya kaçtığını ve büyük bir hevesle dönüp Yeni Vyshaan krallığının başına geçecekleri günü beklediğini anlatır.Düşünürler ve bilgeler bunun bir kurgu olduğunu düşünmektedirler. Böylelikle Crown War ilk olarak 3000 yıl önce kıvılcım başlatıp savaşlara sebep olan Vyshaan krallığının çöküşüyle sona ermiştir.Günümüz Faerun elfleri geçmişlerindeki bu delilik hakkında oldukça az konuşurlar ve elf olmayanlarla bu konuları açmak bile istemezler.Ama yine de bu olayın elf dilinde bazı kalıntıları olmuştur.Bu gün elf dilindeki en ağır ve kötü lanetlerden biri olan en az dherow kadar hakaret sayılan “vyshaan” kelimesi doğmuştur. Bu yazımın da sonuna geldim.Gelecek yazımda elf gruplarını incelemeyi bitirip Faerun’daki başla olaylara bakmaya başlayacağız :)  Önceki yazımda söz verdiğim gibi Crown Wars’ın tarihi olayları için bir kronoloji: -30,000 Sedarine savaşları başladı.Araushnee Demonweb Pits’e kaçtı ve orada iblis tanrıça Lolth’a dönüştü.Solar Malkizid lekelendi ve Dokuz Cehenneme sürüldü. -18,000 Bazı Ilythiiri evleri Ghaunadaur ‘u keşfetti ve gizlice ona tapmaya başladılar.İlerleyen yüz yıllarda Ilythiiri evleri başka şeytanı ilahlara döneceklerdi( Lolth gibi) -17,600 Sundering olayı gerçekleşti.Evermeet yaratıldı. -17,100 Üç Yaprak Savaşı başladı.Ilythiiri casusları ve suikastçileri Syorpiir , Theanytaar ve Eiellur ‘u kışkırttı ve birbirlerine düşürerek birleşmelerini engelledi. -15,300 Vyshaan klanı Coronal Ivosaar Vyshaan liderliğindeAryvandaar’da yönetimi ele geçirdiler. -14,700 Miyeritar ve Aryvandaar arasındaki ailevi bağlar fark edildi ve Vyshaanti barışçıl yollarla Miyeritar’ı kendi yönetimine katmaya çalıştı.Miyeritar kabul etmedi. -13,900 Miyeritar kültürel ve büyüsel yollardan altın çağına ulaştı. -13,200 Aryvandaar’lar Miyeritar ülkesine akınlar yapmaya ve ticaretlerini etkilemeye başladılar. -12,000 İlk Crown War başladı.Aryvandaar , Miyeritar a saldırdı ve Shantel Othreier’in de eğer sözlerini dinlemezse aynı kaderi paylaşacağını söyledi. -11,800 Aryvandaar güçleri Miyeritar güçlerini etkisiz hale getirdi.Bir grup kara ve slyan elfleri savunmayı sürdürdü.Bir çok Illrfarn elfi Miyeritar’lılar için sığnak sağladı. -11,700 İkinci Crown War başladı.Ilythiir , Arycandaar’ın mütteği olan Orishaar’a sürpriz saldırılara başladı. -11,600 Ilythiir , Syorpiir’i yok etti. -11,500 Thearnytaar ve Eiellur ,kuzeyde genişlemesine engel olmak için  Ilythiir’e karşı savaş ilan etti.Lolth Wendonai’yi Ilyhiiri yönetimine peygamber ve yardımcı olarak gönderdi.Lolth kilisesi yükselmeye başladı.  -11 450 Thernytaar ve Eiellur , Ilythiir’e saldırdı.Ordularının yarısından fazlası şeytani , kara elflerin kötü büyüleriyle katledildi. -11,400 Eiellur , Ilythiir elfleri ve hain vahşi elfler tarafından dümdüz edildi. -11,300 Miyeritar , Aryvandaar tarafından fethedildi ve ilk Crown War sona erdi. -11,200 Thernytaar , Ilythiir elflerinin undead yaratıkları ve baskın iblisleri tarafından yok edildi.Ilythiir , Keltormir ile çatışmaya başladı. -10,900 Malkizid , düşmüş solar , Vyshaan lordlarının gizli efendisi oldu.Üçüncü Crown War başladı.Aryvandaar artık Vyshaan imparatorluğu olarak bilinmeye başlandı ve Shantel Othreier’e saldırdı. -10,700 Bir orc ordusu Aryvandaar ve Shantel Othreier’in Tanrılar Meydanı Savaşında rol oynadı.Aryvandaar ,zafer kazanıp Othreirer’in kuzeyini işgal edene  kadar yaklaşık 7000 elf hayatını kaybetti. -10,600 Shantel Othreier tamamen Vyshaan imparatorluğu tarafından fethedildi ve üçüncü Crown War sona erdi.Miyeritar ve Shantel Othreier’de direnç hareketleri kıvılcımlandı. -10,500 Dark Disaster felaketi Miyeritar’ı yok etti.Elfler yaptıklarını düşünene kadar Crown Wars a bir süre ara verildi. -10,450 Dördüncü Crown War başladı.Ilythiiri Lolth ve Ghaunadaur gibi kötü ilahlara açık açık tapmaya başladılar. -10,300 Keltormir doğudaki güçlerini çekti ve Highland’s Edge de bir savunma hattı oluşturdu. -10,270 Keltormir’in geri çekilmesiyle ilk defa Ilythiiri ve Vyshaan direk karşı karşıya geldiler. -10,110 Illefarn’ın yüksek büyücü ve ruhbanları çözüm için aramaya başladılar. -10,100 Ilythiir , Shantel Othreier’i yok etti. -10,000 Seldarine tüm ilahi ve mistik büyü gücünü Ilythiir’i yok etmek için birleştirdiler.Tüm kara elfler drowa dönüştü ve yer altına sürüldüler.Bu Dördüncü Crown Warı sona erdirdi.Seldarine tüm klanlardan elfleri bir araya toplayarak Elven Court meclisini kurdu. -9900 Vyshaantar imparatorluğu Illefarn’ı kendisine kattı.Yüksek büyücülerine ve güçlü ruhbanlarına eziyet ederek kendisi için tehdit edecek bütün etkenleri elemeye başladı. -9800 Vyshaantar , Evermeet üzerinde kolonileşmeye başladı. -9600 İlk drow medeniyetleri Vyshaantar imparatorluğundaki eski düşmanlarını bezdirmek için aktivitelere başladı. -9200 Beşinci Crown War Vyshaantar’ın Elven Court’daki hükümlere karşı gelmesiyle başladı.Aryvandaarlı bir çok elf Vyshaantar’a sırtını çevirdi.Malkizid , Vyshaantar’ı terk ederek şeytanı boyutlara döndü. -9000 Beşinci Crown War Vyshaantar imparatorluğunun yok edilmesiyle sona erdi.Aryvandaar toprakları uzun süre boş kaldı.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tarihi – Crown Wars (Bölüm 1)

  Bu yazım elfler ile ilgili olan yazının devamı niteliğinde olacaktı.Ancak araya iki yazılık bir Crown Wars tarihini sokmaya karar verdim.Elflerin tarihlerindeki en önemli olayı daha detaylı inceleyip görelim: Faerun’un sisli geçmişinde henüz neredeyse hiçbir kadim insan ve cüce imparatorluğunun kurulmadığı zamanlarda elflerin kudretli imparatorlukları Faerun’un enine boyuna bir çok yerinde bulunabiliyordu.Bu kudretli imparatorluklar (Arryandaar ,Keltormir ,Miyeritar ,Illefarn ,Ilythiir ve Shantel Othreier) aç gözlülük , kıskançlık ve gururun tuzağına düşmeden evvel barış içinde bir arada yaşıyorlardı.Bu kadım elf diyarlarını yok eden savaş dizisine Crown Wars diyoruz. Crown War 5 büyük imparatorluğu kapsayan bir olaydır.3000 yıl boyunca elfler birbirleriyle dövüştüler ;ve çağlar boyunca kurdukları medeniyetlerin bir anda yıkılışına ve tarihlerinde görülmüş en büyük kardeş cinayetini gerçekleştirdikleri için yas tuttular.Crown wars arka arkaya olmamışlardır.Hepsinin ayrı bir nedeni ve sonucu vardır( birbirlerini tetikleseler de… ) bu yüzden bir crown war sürerken bir diğeri o bitmeden başladığı zamanlar oldu.Bunun için yazının sonuna tarihi bir kronoloji de koydum ki neyin hangi tarihte hangi sırada olduğunu daha rahat görün. Aslında bir elf etnik grubu döneklik etti , kötü oldular ve sonsuza kadar ışıktan uzak kalmak için lanetlendiler.Bu elfler günümüzde drow olarak bilinirler ve halen yer altında yaşayıp yer yüzündeki kuzenlerinden nefret etmektedirler.Nefretleri o çağlardan bu yana hiç ama hiç azalmamıştır. Zamanın etkisiyle Crown War’dan önce yapılan bir çok kale yok oldu ancak şaşırtıcı derecede bir sayı da bazı koruyucu büyülerin etkileriyle günümüze ulaştı( Tabii ki tam olarak hasarsız değiller).O çağa hükmeden “yaşsızlık” o çağdan kalma harabelere de sinmiştir ve oraya giren her kişi buranın ölçülemeyecek derecede tarihi olduğunu hisseder.Mimari günümüzdeki elflere göre bile acayiptir.Bu harabelerin çoğu bir çok öldürücü tuzağı barındırmaktadır ama bu tuzaklar yalnızca harabeleri yağmalamaya çalışan veya içeri giren davetsiz misafirleri değil aynı zamanda harabenin bulunduğu bölgenin genişçe bir kısmını tehdit etmektedir. Son olarak belki de en önemlisi bu kalıntılar Faerun elflerinin trajik hikayesini anlatan dilsiz şahitlerdir.Tarihçiler ve filozoflar günümüzde hala Crown War’ın elf tarihindeki ilk katliam olup olmadığını ve Crown Wars olmasaydı sonradan ortaya başka katliamların çıkıp çıkmayacağını tartışıyorlar.Elfler kalplerinin bir köşesinde o zarefli günlere özlem duymakta ve o dönemleri özlemektedirler.Crown Wars ın öncesini anlatacak yerlerde dolaşmayı isteyebilirler.Buradaki her taşta derin bir üzüntü sezerler ve hatta elf olmayan ziyaretçiler bile bu bölgelerde dolaşırken buradaki yas ve huzursuzluğu hissedebilirler. Geçmişin Koruyucuları Evermeet , Everaska , Elven Court gibi elflerin baskın olduğu yerleşim yerlerindeki kütüphanelerde ve bilgi salonlarında Crown Wars hakkında basit üstün körü bir bilgi kolaylıkla edinilebilir.Büyük bir bilge diğer bilginlerden daha fazla detay bilebilir ( mesela bir yıkıntının nerede olduğu gibi) ancak elfler bu gibi şeylerden çok tarihin gidişatını öğrenmeyi isterler. Başka ırkların üyeleri bu konu hakkında bir şeyler öğrenmek istedikleri zaman biraz daha fazla zorluklarla karşılaşabilirler.Crown War elf tarihindeki tek ve en büyük utanç kaynağıdır ve doğal olarak dışarlıklı kimselerle bunu paylaşmak istemezler.Özellikle Sun elf yerleşkelerinde diğer ırklardan araştırmacıların bir şeyler bulmaları olanaksıza yakındır.Bu gizli tutulmaya çalışma yüzünden diğer ırklardan kişilerin Crown Wars’ı bir iç tartışma ve basit bir anlaşmazlıktan çıkan savaş olarak bilmektedirler. Şarkılar ve Hikayeler Crown Wars çok çok uzun zaman önce gerçekleştiğinden dolayı bu güne kadar gelen bilgi sayısı da oldukça sınırılıdır.Ancak belirli yazılmış ele geçmiş hikayeler elf toplumu içinde dönmektedir ve her elfin bu olay hakkında basitçe bir şeyler duymasını sağlamaktadır.Diğer ırklar ve eğitime pek önem vermeyen elf etnikleri( wild elfler ve göçmen wood elfer) moon elflerin ve sun elflerin bildiğinden çok daha genel şeyleri bilirler. BAŞLANGIÇ Birinci Crown War basit bir toprak ve yönetim anlaşmazlığından doğmuştur.Aryvandaar’lı tarihçiler kendi ailelerinin yöneticisi Coronal Ivosaar Vyshaan ile Miyeritiar evinin yöneticisi Olrythii ile bir bağlantıları olduğunu keşfetmişlerdir.Bu bağlantıdan yola çıkan Vyshaan evi Miyeritar krallığının yönetimi üzerinde hak talep etmiştir.Miyeritar’ın dark ve wood elfleri özgürlüklerine oldukça düşkündüler ve kendilerini beğenmiş sun elfler tarafından yönetilmeye pek sıcak bakmadılar.Bir kaç yüz yıl süren tartışmalar ,kin gütmeler ve atışmalardan sonra Vyshaanti daha fazla sabır gösteremedi ve hazırladığı askeri güçleri Miyertar üzerine göndermeye başladı ve diplomasinin başaramadığını yani Miyeritar’ın işgalini askeri güç ile yapmaya kalkıştı.Bu Birinci Crown War’ı başlattı. İkiyüz yıllık savaştan sonra Miyeritar teslim olmaya başladı ancak hala bazı sylan elfleri ve dark elfler karşı koymayı sürdürdüler.Bu teslim olmanın başlamasından itibaren Vyshaanti yaklaşık beşyüz yıl tam kontrol sağlayamadı.Bunlar bir yandan olurken Ilythiir’in dark elfleri ( dark elf kelimesini fazlaca kullanıyorum yalnız dark elfden kasıt burada drow değildir.Dark elfler de Crown wars öncesinde diğer elf grupları gibi sıradan bir gruptu.İsimlerinin dark olmasının kaynağı bilinmiyor ama kötü niyetle veya onları karalamak amacıyla konmadığını biliyoruz.Dark elflerin Drow ünvanını almaları ve fiziksel olarak değişimleri 4. Crown War sırasında olacak ve o zaman detaylı bir şekilde anlatacağım.)Aryvandaar’ın Miyeritar’a yaptığı saldırılardan cesaret aldı ve ayaklanıp kuzeydeki en yakın düşmanlarına ( düşman değil de atıştıkları grup desek daha doğru) çok küçük bir krallık olan Orishaar’a saldırdılar.Ancak bu saldırırın arkasına düzgün bir bahane bulamadılar.Moon elfler Aryandaar ‘ın Miyeritar’a saldırıları ile bu saldırılar arasında bağlantı kurmaya çalıştılar ama başarılı olamadılar.Savaşlar ikinci Crown War’a kadar kesilmedi ve şiddetini arttırdı. İKİNCİ CROWN WAR Illythiiri’nin saldırıları bu dönemde kontrolden çıktı ve vahşice saldırılarla Thearnytaar,Eilellur,Syorpiir ve Orishaar’ı yok ettiler.12 yüzyıl boyuncada Keltormir’e saldırmayı sürdürdüler. Bu olaylarında gerçekleşmesiyle Ilythiir’li dark elflere elfçe de hain anlamına gelen”dherow “ lakabı takıldı.Birer birer Ilythiir impartorluğunun evleri daha fazla güç ve işgal için şeytani ilahlarla anlaşmalara başladılar.Bu etnik gruba kötülüğün bulaştığını gören Lollth hemen Wendonai adındaki baloru , Ilythiir’in yönetici evi olan Sethomiir evine gönderdi.Wendonai evin yöneticisi Corenal Geirildin’e karanlık büyük güçler bahşederek kısa sürede yönetici evin kontrolüne katılmayı başardı.Diğer yüksek rütbeli soylulara da benzer özellikler ve ayrıcalıklar tanındı çünkü Geirildin’e verilen bu hediyelere gıpta ile bakılmıştı. Şeytani güçlerin etkisiyle Illythiiri işkence ve savaş meraklısı , elf idealleriyle dalga geçen bir grup haline geldi.İlk başlardaki sebepsiz yere kuzeyli kardeşlerine yaptıkları saldırı bu dönemde yaptıkları kasaplık ve kanlı cinayetlerden sonra küçük bir nokta gibi kalmıştı.Keltormir’in barışçıl moon elfleri bile bu korkunçluk karşısında silahlanmadan edemedi. Wendonai Hakkında: Irkı arasında nadir bulunan özelliklere sahip olan Wendonai çürüme sanatı üzerinde uzman ve yok etmekten zevk alan bir varlıktır.Ilythiiri’nin karanlık büyülerle ve lanetli ilahlarla ilgilenmeye başladıkları zamanlar Demonweb Pits’deki Kara Seldarine ( Lolth) Wendonai’yi onlara yaptığı çağrıdan haberder etmek için aracı olarak görevlendirdi.Wendonai yoketmenin gerçek doğasını Illythiir elflerine öğretmekten zevk aldı.Onun Ilythiir’inin düşüşünü sağlayan en büyük etmen olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Ilythiir’in düşüşünden sonra Wendonai bir çok drow ailesindeki matron anaların jigololuğunu yapacak ve toplumun eğitmeni olacaktı. En büyük başarısı -4400 Dr ‘de Dark Court Slaughter olarak bilinecek olan drowların duergarlar ile birleşip Elven Court’a yaptıkları saldırı olacaktı. Ancak Lolth tarafından -2549 DR de seçilmiş olacak ta ki Lolth drowların yer yüzüne hükmetme fikrinden sıkılmaya başlayana kadar. Bu dönem Lolth öncelikle underdark’a yayılmayı hedeflemiş ve Wendonai ile yolları ayrılmıştır. Bu olaylardan sonra Wendonai Saklı Katın efendisi lakaplı Eltab adlı demon ile çalışmaya başlayacaktır. Ona hizmet edip bir çok yüzyıl onun casusluğunu yapacak.Wendonai Faeruna -623 DR de Narlı bir “Şeytan Bağlayıcı” (Demonbinder)nın emrinde dönecektir.( döndürülmekte diyebiliriz) ancak Horus-Re adlı Mulhorand tanrısının epic büyüsüyle madde boyutundan sürgün edilecek ve ikibinyıl boyunca bir daha buraya ayak basamayacaktır.Şimdi geri dönmesi için yalnızca üç yılı kalmıştır.Geri dönüp Mulhorand’ın tanrı-krallarından öcünü alacağı günü sabırsızlıkla beklemektedir. ÜÇÜNCÜ CROWN WAR –DARK DISASTER- -10.900 civarı düşmüş bir solar olan Malkazid, Vyshaantar’ın gizli yöneticisi oldu ve onlara kadim büyülerin korkunç sırlarını öğretti. İkinci Crown war bütün hızıyla güneyde sürerken Aryvaandar ( değişerek Vyshaantar imparatorluğu olmuştu bile) bir sun ve moon elf imparatorlğu olan Shantel Othreier’i işgal girişimlerinde bulundu. Böylece üçüncü Crown War başladı. Shantel Othreirer elfleri üç asır boyunca işgallere dayandı. Taa ki asil yöneticileri Ynloeht’in ani ve gizemli ölümüne kadar…Bu olaydan sonra diplomatik olarak teslim oldular ve Vyshaantar imparatorluğuna katılmak zorunda bırakıldılar.Bu olayla birlikle Üçüncü Crown War bitmiş oldu. Bu olayları takip eden yüz yıl içinde Dark Disaster adıyla bilinen korkunç, büyülü bir fırtına Miyeritar topraklarını harap etti. Tarihin( Üçüncü Crown War’ı kazananlar tarafından yazıldığı için çarpıtılmış bir tarih)dediğine göre Miyeritar ,Aryvaandar’ın ordularını durdurmak için Dark Disaster’i yarattığı ancak daha sonra kontrol edemeyip kendi sonlarını hazırladığını söylüyor.Ancak işin gerçeği Dark Disaster Aryvaandar’lı kadim büyücüler tarafından hazırlanmış bir felaketti.Üstelik bu fırtına Miyeritar’ın başına salınmadan önce Miyeritar gizli suikatler ile bir çok yüksek rütbeli büyücüsünü kaybetmişti.Dark Disaster Miyeritar’ın üzerinde cenaze törenlerini ilan edercesine dolaştı.Kanlı yağmurlar ve kefen gibi saran sis ile bir zamanların muhteşem toprakları verimsiz ,zehirli,lanetli , kurak araziye dönüştü.Bir çok Miyeritar’lı daha önceden kaçıp kurtulurken sayısız masum da bu olay sonucunda hayatını kaybetmiştir.Günümüzde dahi High Moor olarak bilinen bu yer hastalıklı olarak bilinmekte ve Miyeritar imparatorluğunun yıkıntılarını barındırmaktadır.Tarih hakkında bilgili birkaç elf Miyeritar’lı büyük büyücülerin Miyeritar’ın yok olmaması için canlarını verdiklerini bilirler ve bir gün bu krallığın yeniden küllerinden dirileceği inancı vardır. Diğer iki Crown War ve bu olayların sonunu bir daha ki yazımda tamamlayacağım. Ondan sonra da elf gruplarını incelemeye devam edeceğim.   Yazan: Berker “Hamatula” Berki

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Büyücüleri

  Bu yazımda Faerun’da bulunan ve Büyü sanatını algılayıp, en iyi şekilde icra edebilen büyücülere yer vereceğim. Faerun’da büyünün işleyişi hakkında bilgi sahibi olmak için bölümümüzde bulunan ‘’Faerun’da Büyü’’yazısını okuyabilirsiniz .Yazımın birinci bölümünde yer verdiğim büyücüler; Szass Tam: Eskiden bir insan olan Szass Tam şimdi Lich’tir. Ancak Kalesinin sınırları dışında insan formunda dolaştığı için Thay’da Szass Tam’ın bir Lich olduğunu bilenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir. Zamanımızda bir harabe olan Delhumide’da doğmuştur. Thay’ın kızıl büyücülerinin(Red Wizards of Thay)lideridir.En güçlü Zulkirdir(Kendi alanında uzmanlaşmış ve Thay sınırları içinde o alandaki en güçlü büyücüye verilen ünvan) Tehlikeli ve çok zekidir. Büyük bir Büyülü eşya koleksiyonuna sahiptir.Necromancy konusunda ustalaşmış bir büyücüdür. Szass Tam, Thay’ı tek başına yönetebilmek için büyük bir plan yapmıştır. 992 yılında yapılan Thazalhar (Thay ve Mulhorand arasında) savaşında, Thay’in yanında savaşan Tanar’ri Balor’u Eltab’ı kendi amacı için kullanmayı düşünmüştü Szass Tam. Eltab, Thazalhar savaşının ardından Başkent Eltabbar’ın altında büyülü bir çembere hapsedilmiştir. Eltabbar şehrinin caddeleri, sokakları ve yolları Eltab’ı tutsak eden büyünün rünik sembolleri şeklinde yapılmıştır. Büyüyü güçlü kılan diğer unsurlar ise çemberin oluşturan dokuz rünün üzerinde dokuz insanın kurban edilmesi ve çok güçlü büyülü objelerdir. (Death moon orb, Tharkosil’s seat ,Larloch’s staff )Bu nesneleri ve büyüyü Szass Tam, çok güçlü bir lich olan Larloch (The Warlock King)’tan almıştır. Szass Tam, rakibi olan diğer Zulkirlerin dikkatlerini Rashemen’e yapılacak saldırıya yönlendirmelerini fırsat bilir. Szass,Eltab’ı serbest bırakacak olan büyüyü oluşturmaya başlar. Amacı Eltab ile güçlerini birleştirip diğer Zulkirlerin Rashemen’de yenilmesini sağlamak ve Thay’ı tek başına yönetmekti. Ancak durum pek Szass’ın planladığı gibi gelişmedi. Aglarond kraliçesi The Simbul ve bir kaç güçlü Harper mensubu Szass’a engel oldular. Böylece yüzyıllar geçtikçe güçsüzleşen büyü çemberinin zayıflığını bilen Eltab serbest kaldı. Szass,Eltab’ın kaçışına engel olmaya çalıştıysa da başaramadı ve Eltab kendi boyutuna kaçtı. Szass Tam ve Samas Kul (Ticaret işleri lideri) açık açık ülkelerle savaşmayı bırakıp şehirlerde üsler kurma fikrini ortaya attılar. Başta Zulkir ve aynı zamanda Tharchion (Bölge yöneticisi) olan Aznar Thrul olmak üzere bazı Zulkirler bu fikrin işe yaramayacağını söylemişlerdir. Bu üslerde ucuza büyülü eşya satışı yaparlar ve şehir halkına dürüst görünmeye çalışırlar. Kızıl büyücüler bu strateji ile zenginliklerine zenginlik katmışlardır ve Aznar Thrul yanıldığını anlamıştır. Ancak bu üslerin kurulmasının altında başka nedenler yatar.Szass Tam, Thay’ın kötülük dolu topraklarında gezinen Undead devriyelere sahiptir. Bu devriyeleri çoğunlukla harabelerdeki gizli kalmış sırları ve hazineleri bulmaları için kullanır. Vangerdahast: Cormyr krallığının eski Baş büyücüsüdür. Kral Azoun’a bilgeliğiyle çoğu zaman yol göstermiştir. Uzun zaman onuruyla Cormyr ve Kral Azoun’a hizmet etmiştir. Cormyr’da büyücüler meclisin lideridir aynı zamanda da krallığın ileri gelenlerindendir. Kral Rhigaerd II tarafından gerek ekonomik gerek politik gerekse siyasal getirileri düşünülerek Büyücüler Meclisi kurulmuştur ancak Kral Rhigaerd II, monarşik sisteminde büyücülere fazla yetki vermek istememektedir. Bu sırada Vangerdahast, Prens Azoun’un yetiştirilmesiyle ilgilenmekteydi. Genç Azoun önceleri Vangerdahast’ın öğretilerini umursamasa da büyücü kısa sürede genç prensin akıl hocası ve en güvendiği dostu haline geldi. Yıllar geçip Azoun tahta çıktığında Vangerdahast kraliyetteki en önemli kişilerden biri haline gelir ve resmi unvan (Cormyr Kraliyet Büyücüsü ve Büyücüler Meclisi Lideri) sahibi olur. Haliyle de Cormyr’in düşmanlarının üzerine korku saçan Savaş Büyücülerinin başına geçer. Savaş büyücüleri, savaşlarda Cormyr’in Mor Ejderhalarının yanında bulunup onlara büyüyle destek olurlar böylece Cormyr ordusu sihir ve çelik kombinasyonunu oluşturmuştur. Savaş büyücüleri ve büyücü meclisi Cormyr’in adeta vazgeçilmezi konumuna erişmiştir. Vangerdahast, gölge büyücüleri ile yapılan bir savaştan sonra Baş Büyücülükten ayrılmıştır. Vangerdahast’ın mevkisine aslen Turmish’li olan Caladnei getirilmiştir. Ama Vangerdahast’ın amacı dünyevi işlerden elini tamamen çekmek değildir. Sadece Elminster ve bir kaç kişi tarafından bilinen bir yerde Cormyr topraklarını daha güvenli ve korunaklı bir hale getirmek üzere hazırlanan önemli bir proje üstünde çalışmaktadır. Jalynfein ”Spider Mage”: Drow ırkındandır. Menzoberranzan’da yaşamıştır. Jalynfein, Menzoberranzan tarihindeki en güçlü başbüyücüdür. Genelde Örümcek Büyücü (Spider Mage) olarak tanınır. Bu ismi almasının nedeni; Menzoberranzan’a ve Leydi Lolth’a verdiği muazzam hizmetler (Lolth tarafından Baenre Evi’ne bahşedilen örümcek ağı biçimindeki koruyucu engelin geliştirilmesinde Tanrıça’ya hizmet vermesi, Goblin ve Kobold’ların köleleştirilmesinde yardımcı olması, Narbondel’in büyüsünü pekiştirmesi vs…) karşılığında Örümcek Kraliçe Lolth (Spider Queen) Jalynfein’i ödüllendirmeye karar verir. Jalynfein’i bir gün Lolth’un hizmetkarlarından bir Yochlol (görüntüsü erimiş muma benzeyen, düzlemler arası yolculuk yapabilen şeytani bir ırk) ziyaret eder. Yochlol, Lolth adına büyücüye Örümcek Yaratma (Spider Summoning) özelliğini bahşeder. Drowlar arasında bu büyük bir şereftir hele ki bu şerefe nail olan drow bir erkekse, Lolth’un erkek drowları takdir etmesi veya ödüllendirmesi yok denebilecek kadar azdır. Jalynfein bu büyüyü yaptığında büyücünün bedeni Peri Ateşi (Faerie Fire) ile sarılır. Bu da zaten korkunç olan görüntüsünü daha da bir pekiştirir. Çeşitli parmak varyasyonlarıyla büyüleri şekillendirmesiyle ünlüdür. Spider Mage’in yüzü yanıklarla kaplıdır ve yüzünü siyah kumaş bir maskeyle gizler. Bu yanıkların sebebi Davina Dyrr adlı matrondur. Davina ve Jalynfein arasında çıkan bir tartışmada Matron Davina Jalynfein’in küstahlığına sinirlenip büyücünün suratını yakmıştır. Bu olay Jalynfein Spider Mage ilan edilmeden önce büyücünün gençliğinde yaşanmıştır. Yaşlılıktan ölen nadir drowlardan birisidir. (Drowların çoğu savaşarak yada bir komploya kurban giderek can verir. Yaşlılıktan ölen drowlar şanslı sayılır.) Manshoon: İnsan ırkındandır. Zhentil Kalesi’nde doğmuştur ve halen burada yaşar. Son derece tehlikeli ve şeytani bir büyücüdür. Zhentarim’in lideridir. Kara Şebeke (Black Network), Tanrı Bane’in ölümünden sonra karışıklıklar yaşamıştır. Bir kısmı yeni Tanrı olan ve Bane’in gücünün bir kısmını ele geçiren Cyric’in emri altına girmiştir. Cyric inananları ile Cyric’e karşı olanlar arasında çekişmeler yaşanmıştır bu da Zhentarim içinde çatışmalara neden olmuştur. Zhentarim’de liderlik savaşı da yaşanır. Manshoon, Bane rahibi Fzoul Chamberly ile çekişmektedir. Manshoon, üzerinde rünlerin kazılı olduğu siyah bir maske takar. Çok iyi kamufle olabilir. Halkın arasında tanınmadan, sanki kendi halinde bir köylüymüşçesine dolaşır. Zhent kalesine tamamen hakimdir. Zhentil halkı Lord Manshoon’un aleyhinde tek bir cümle söylemeye cüret edemez-eğer cüret ederlerse başlarına nelerin gelebileceğini az çok kestirirler-. Manshoon’un nefesini her an enselerinde hissederler. Zhentil halkının korkulu rüyasıdır. Faerun üzerinde Manshoon’un kendi oluşturduğu kopyaları da gezinmektedir. Bu kopyaları kullanarak Manshoon çeşitli örgütlerin içerisine sızmaktadır. Bir işe başladıysa mutlaka onu bitirmesi gerektiğini düşünür. Kendisine engel olabilecek kişileri-ne pahasına olursa olsun-ortadan kaldırmasıyla nam salmıştır. Darkhold’lu Sememmon gibi güçlü bir büyücü yetiştirmiştir. Karanlık Vadili (Shadow Dale) Elminster en nefret ettiği düşmanıdır. Sylune: Gizemler Leydisi Mystra’nın seçilmişlerinden olan yedi kız kardeşten biridir. (Yedi Kız Kardeş hakkında gelecek yazımda daha ayrıntılı bilgi vereceğim.) Diğer kardeşleri gibi gümüş saçlara ve keskin bir zekaya sahiptir. Shadowdale’de yaşamaktadır. Sylune, Shadowdale’e saldıran bir kırmızı ejderha ile savaşırken yaşamını yitirmiştir ancak bu olaydan sonra kendisi Spektral bir formda halen Shadowdale’de bulunmaktadır. Kız kardeşi ve bir Harper ozanı olan Storm Silverhand’in evini ve Shadowdale’i korumaya devam eder. Sylune öldükten sonra evinden alınan taş parçaları sayesinde taşların bulunduğu bölgelerde Sylune rahatça dolaşabilmektedir. Kız kardeşi Storm bu taşları Yedi kız kardeşe ve bir kaç Harper üyesine vermiştir. Farklı bölgelerde yaşayan bu Harper üyeleri, kız kardeşler ve büyülü taşları sayesinde Sylune bir çok şehre (Silverymoon, Aglarond, Suzail, Waterdeep) gidebilmektedir. Sylune Tanrı Azuth tarafından dikkatle korunmaktadır. Azuth’u buna iten neden Mystra’ya duyduğu saygı mı yoksa Sylune’a karşı özel bir ilgi midir bilinmez. Her kim ki Sylune’u yok etmeye çalışırsa Azuth’un gazabına uğrar. Azuth, Tanrı olabilmek için kendisi gibi bir büyücü olan Yarı-Tanrı Savras ile savaşmıştır. Savaşın sonunda Azuth, Savras’ı asasına hapsetmiş ve Tanrılıkla ödüllendirilmiştir. Azuth sonradan bu asayı saklaması ve korumasını söyleyerek Sylune’a teslim etmiştir. Sylune uzun bir süre asayı taşıdıktan sonra Azuth asayı geri almıştır. Bir nedenden ötürü Savras serbest kalmış ve Azuth’la olan savaşları eski şiddetiyle kaldığı yerden devam etmeye başlamıştır. Rashemen Cadıları Sylune’a Shadowlade Cadısı ünvanını vermişlerdir. Rashemen Cadıları kendi vatandaşları dışında pek az kişiyi bu ünvana layık görürler. Sylune’u aralarından biri olarak görürler. Sylune eskiden Shadowdale lordlarından Aumry ile evliydi. Barışçıl bir adam olan Aumry uzun seneler komşu ülkeler, vadiler ve elf halkıyla iyi ilişkiler kurmaya çabaladı. Lord Aumry’in barışa yönelik çabaları Zhentarim yöneticilerini kışkırtmaya yetti. Politik açıdan Lord Aumry Kara Şebeke’nin planlarının önündeki bir engeldi. Zhentarim bir suikast düzenledi ve Aumyr trajik bir şekilde can verdi. Yeni Lord sinsi ve şeytani bir adam olan Jyordhan oldu. Sylune, yeni Lord Jyordhan’a elinden geldiğince engel oldu. Jyordhan bir süre sonra Waterdeep Baş Büyücüsü Khelben ”Blackstaff” Arunsun tarafından öldürüldü. (Bu meselenin ayrıntılarına gelecek yazımda Khelben Arunsun’u anlatırken değineceğim.) Halaster Blackcloak: Asıl adı Hilather’dir ama pek kimse bu ismini bilmez. Deli ve şeytani bir büyücüdür. Tanrıça Shar’ın oluşturduğu Shadow Weave’in (Mystra’nın Ağına (Weave)) karşılık olarak Shar tarafından yaratılmıştır. Shar bu Ağın sırlarını kendi müritleri arasında bile çok az kişiyle paylaşır. Ağın sırlarını çözüp kullanmaya çalışan ölümlüler akli dengelerini yitirirler.) sırlarını çözmeye çalışırken aklının bir kısmını yitirdiği söylenir. Ancak neredeyse Shar’ın seçilmişi haline gelmiştir. Eskiden bir Netheril büyücüsü olan Halaster, Netheril’in düşüşünden sonra kendisine sadık kalan yedi çırağı ile Waterdeep bölgesine gelmiştir. Halaster bir gün Glaunun ve Melairkyn klanlarının açtığı geçitleri keşfeder. Köleleştirdiği drowlarla burada deneyler yapmaya başlar. Çırakları ortada görünmeyen Ustalarının kaybolduğu zannederler ve tünellere inerler ancak Halaster’in yeni yaratısı olan dehşet dolu tünellerde onları deneyeceği çırakların aklının ucundan bile geçmez. Yedi çıraktan geriye sadece Jhesiyra Kestellharp kalmıştır ve o da bu olaydan sonra Myth Drannor’a gitmiştir. Halaster halen Waterdeep şehrinin altında bulunan zindanlar, mağaralar ve tüneller ağı Undermountain’ın efendisidir. Halaster, Undermountain’ın büyük kısmının kendisi tasarlamış ve habis yaratıklarla doldurmuştur. Undermountain’ın bir bölümü de eskiden cüce, drow ve duergarların ev sahipliği yaptığı Underhalls’tur. Eskiden burada bulunan cüceler (Glaunun ve Melairkyn klanları), drow ve duergar saldırılarında ağır kayıplar vermişler ve sonunda da tünelleri terk etmişlerdir.(geride mithril madenleri bırakmak pahasına). Duergarlar ise Mithril’in tükenmesiyle birlikte buradan ayrılmışlardır. Tünellerde kalan drowlar’ın bir kısmı yukarda da anlattığım gibi Halaster tarafından köleleştirilmiş geri kalanlar ise kaçmışlardır. Ve Halaster bu bölgeyi de ele geçirmiştir. Halaster, Calimshan ve Tethyr’de faaliyet gösteren habis örgüt Twisted Rune (Lichler ve Vampirlerin yönetimi altındadır.) tarafından kaçırılmıştır. Twisted Rune üyelerinden Priamon ”Frostrune” Rakesk adlı bir lich ve iki adamı (Ralayn the Occultacle ve Aurangaul) yalnızca Halaster’in bildiği Stardock (başka bir boyuta açılan kapı) ‘un sırlarını öğrenip bunu nefret ettikleri rakipleri Thay’ın Kızıl büyücülerine karşı kullanmak üzere Undermountain’a gelirler ve Halaster’i alıkoyarlar. Ancak örgüt Halaster’i elinde uzun süre tutamaz ve başarısız olurlar. Şimdiki zamanda Waterdeep gizli lordlarından biri olarak gösterilen Açık Kapı (The Yawning Portal) hanının sahibi savaşçı Durnan ve eski bir korsan olan Mirt (Mirt’in de gizli lordlardan biri olduğu söylenir.) Undermountain’a inip hayatlarını tehlikeye atmışlardır ama cesaretlerinin sonucunda büyük hazineler keşfetmişlerdir. Durnan’ın işlettiği Açık Kapı’da Undermountain’a inen gizli bir kuyu bulunmaktadır. Buraya birçok maceracı gitmektedir ama çoğu Durnan ve Mirt kadar şanslı değildir. Gromph Baenre: Drow ırkındandır. Kibirli ve zalim bir adam olarak tanınmaktadır. Karanlıkaltı (Underdark)’nın kuzey batısında ve Lolth inananlarının bulunduğu bir drow şehri olan Menzoberranzan’da yaşar. İlk ve yönetici ev olan Baenre Evi’nin en büyük oğludur. Şehrin Başbüyücüsü ve Sorcery (Büyü okulu)’nin ustasıdır. Menzoberranzan’da yaşamış olan en kudretli büyücülerden biridir. Lolth ve rahibelerinden nefret eder ama her erkek drow gibi onlara karşı gelemez. Şehirde erkek bir drowun gelebileceği en yüksek mertebelerden birindedir. Şehrin tek ışık kaynağı Narbondel’in ateşleyicisidir. Narbondel aynı zamanda saat kulesi görevi görür. Başbüyücünün dikilitaşa yaptığı büyü her gece yarısı sona erer, başbüyücü her gece yarısı gidip büyüyü tekrarlar ve Narbondel’e bir günlük süreyle yetecek olan enerjiyi vermiş olur. Bu başbüyücünün görevlerinden sadece biridir. Liriel adında bir kızı vardır. Bu kız diğer drow çocuklarının aksine annesinin değil babasının soyadını taşır. Gromph, Liriel’in büyüye olan yatkınlığını görmüştür ve şehrin son Evi Vandree evine mensup olan Liriel’in annesini öldürtmüştür ardından kızı kendi himayesine almıştır. Mitril Salonu (Mithril Hall) savaşında annesi Matron Yvonnel Baenre’nin ölümünden sonra tahta geçen kardeşi Triel’in zayıflığından yararlanarak aileyi -dolayısıyla da Menzoberranzan’ı- gizlice yönetmeyi planlar. Ayrıca Bregan D’aerthe adlı toplum dışı erkek drowlardan oluşan büyük bir çete ile gizli bağlantıları vardır. En önemli sihirli eşyaları sürekli genç kalmasını sağlayan bir broş ve Baenre Evinin büyülü engeline (bu engelin bizzat Leydi Lolth tarafından Ev’e hediye edildiği söylenmektedir.) takılmadan geçmesini sağlayan örümcek şeklindeki maskedir. Yazımın ikinci bölümünde daha bir çok büyücüye yer vereceğim. En kısa zamanda görüşmek üzere…   Yazan: K. Dağhan “Audric” Soykan

Devamını Oku »
Forgotten Realms Logo

Faerun Tanrıları – Greater Gods

  Tanrılar arasında en fazla sözü dinlenen ve saygı gösterilenler yüksek seviyeli tanrılardır-Bu sözümde diğer tanrıların güçsüz yada küçük olduğunu ima etmiyorum-.İlgi alanları ve görevleri nedeniyle büyük kitlelerce takip edilirler. Bu tanrılardan en önemlileri; Lathander: Lathander ilkbahar’ın ve yeniden doğuşun tanrısıdır. Faerun’un kuzeyindeki toplumlar arasında oldukça fazla müridi vardır. Lathander, Sabahlordu (Morninglord) adıyla da tanınır. Yaşayan ölülerin ve lanetlilerin en büyük düşmanıdır.İnananları bir maceraya atılırken yada yeni bir işe başlarken Lathander’a seslenirler böylece Lordlarının,başlamaya yönelik çabalarını gördüğünü ve ona layık olduklarını kanıtladıklarını düşünürler. Lathander’a göre hiç bir şeyin sonu yoktur ve bittiği -yok olduğu- sanılan her şey bir gün tekrar başlayacaktır.Myth Drannor’un düştüğü zamanlarda ”Dawn Cataclysm’i kullanarak Pantheon’u kendi istediği gibi şekillendirmeye çalışmıştır,böylece bölünmelere neden olup,diğer tanrılar tarafından kınanmıştır. Lathander müritleri ölen birinin başka bir bedenle tekrar hayat bulacağına inanır ve teselli bulurlar. Rahipleri nispeten varlıklı kişilerdir. Kontrol sahibi olduğu alanlar bahar, doğum ve şafaktır.Sembolü açık kızıl renkte bir disktir. Mystra: Mystra büyü tanrıçasıdır. Gizemler Leydisi (Lady of Mysteries) olarak ta anılır.Tüm Toril’i kapsayan ve varlıkların büyü yapmasına olanak sağlayan Ağ’ın(Weave) yaratıcısı ve koruyucusudur. Sıkıntılar zamanında(Time of Troubles) Tanrı Helm tarafından öldürülmüştür ancak gücünün bir parçasını müridi olan Midnight adında bir insana bırakmıştır sonradan Midnight, Leydisinin görevini devralmıştır. Kontrol sahibi olduğu alanlar Büyü ve sihirbazlıktır. Sembolü kırmızı bir sisin etrafında daire oluşturmuş dokuz yıldızdır. Hamatula’nın,”Halkların yaratılışı ve Faerun’da Tanrılar” adlı yazısında da Mystra hakkında bazı bilgiler bulabilirsiniz. Oghma: Oghma,bilgi ve bilgelik tanrısıdır.Ciltçi,mücellit (The Binder) veya Bilge olan(The Wise One) olarak bilinir.Ozanlar,bilgeler ve büyücüler-kısaca bilgiye ihtiyaç duyan herkes-tarafından saygı görür. Deneir ve Milil’de Oghma’ya saygı gösterir ve ona yardımcı olurlar. Ara sıra da olsa Gond’la iş birliği içindedir. Müritleri bilginin en önemli şey olduğunu düşünür. Kontrol sahibi olduğu alanlar yazmak ve bilgeliktir. Sembolü parşömendir. Shar: Hamatula, ”Halkların yaratılışı ve Faerun’da Tanrılar”yazısında Shar hakkında gereken bilgileri vermiştir.Benim eklemek istediğim ayrıntılar şunlardır; Kontrol sahibi olduğu alanlar karanlık ve gecedir.Sembolü,Mor bir bordür üzerinde bulunan siyah bir disktir. Silvanus: Silvanus doğa tanrısıdır. Ağaç (Meşe) Baba (Oak Father) olarak da bilinir. Silvanus özellikle Faerun’un kuzeyindeki druidler tarafından saygı görür.Bunun sebeplerinden biri Kuzeyin el değmemiş,modern halklar tarafından kirletilmemiş doğal güzelliğidir.Kuzey ormanları Silvanus’un doğaya olan sevgisini yansıtan en somut örneklerdir. Chauntea,Malar,Eldath ve Talos’un görevlerinin bir dengeleyicisi gibidir. Rahipler genellikle druidlerdir. Kontrol sahibi olduğu alanlar doğa, ormanlar ve druidlerdir.Sembolü yeşil bir meşe ağacıdır. Sune: Sune aşk ve güzellik tanrıçasıdır. Sune Firehair olarak tanınır. Kızıl saçlı ve mükemmel güzellikte bir kadın olduğu rivayet edilir. Kibirlidir. Takipçileri de Tanrıçaları gibi kibirli ve kendini beğenmişlerdir. Müritleri aralarında en güzel görünüme sahip olanları kendilerine lider seçerler. Daha çok kuzey şehirlerinde ilgi gören bir tanrıçadır. Kontrol sahibi olduğu alanlar aşk, güzellik ve tutkudur. Sembolü beyaz tenli ve kızıl saçlı genç bir kadın yüzüdür. Talos: Talos The Destroyer, yıkım ve fırtınalar tanrısıdır. Öfkeli Olan (The Raging One) ismiyle de anılan Talos, dönek ve intikamcı bir tanrıdır. Kararsızlıktan nefret eder bunu yapan kendi müritleri bile olsa kesinlikle cezasını verir. Takipçileri çabuk öfkelenen ve şiddete eğilimli kişilerdir. Rahipleri, Tanrılarına inanmayanların lanetlenmesi için dua ederler. Kontrol sahibi olduğu alanlar yıkım, fırtınalar ve depremlerdir. Sembolü, farklı yönleri gösteren üç yıldırımla belirtilir. Tempus: Tempus savaş tanrısıdır. Savaş Lordu (Lord of Battles) ve Foehammer olarak da bilinir. Takipçileri savaşı seven ve savaştan uzak kalmaya dayanamayan kişilerdir. İnananları için eğer Tempus yanlarındaysa, kendilerinin sırtını kimsenin yere getiremeyeceğini düşünürler. Sıkıntılar Zamanında (Time of Troubles) Avatar’ının 3.5 metrelik devasa bir insan olduğu rivayet edilir. Savaş tanrısı,Diyarlar’ı etkileyecek önemli savaşlarda nadiren de olsa bir ordunun yanında biri siyah biri beyaz olan atlarından Deiros(siyah)’u sürüyorsa bu ordunun yenileceğini gösterir.eğer Veiros(beyaz)’u sürüyorsa bu Tempus’un orduyu zafere götüreceğinin işaretidir. Tempus’un savaşçıları savaşa korkusuzca giderler bilirler ki olurda savaşta hayatlarını kaybederlerse, savaşarak öldükleri için Tempus’un salonlarında kendilerine de yer verileceğini bilirler. Çünkü Tempus cesur ve korkusuz olanları ödüllendirir. Kontrol sahibi olduğu alanlar savaş ve savaşçılardır. Sembolü kan kırmızısı bir kalkanın üzerine işlenmiş etrafı alevlerle çevrili bir gümüş kılıçtır. Tyr: Tyr adalet tanrısıdır.Eski bir tanrı olmamasına rağmen kısa sürede büyük güç sahibi olmuştur.Asıl adı Tyr Grimjaws’tır. Adalet arayan savaşçıların Tyr’a duyduğu saygı giderek artmaktadır. Kezef (The Chaos Hound)tarafından kolu koparılmış, Ao(High Lord) tarafından da kör edilmiştir. Rahipleri, tanrılarının kayıp kolunu ve gözlerini sembolize etmek için sağ ellerine siyah bir eldiven giyerler ve ayin sırasında gözlerine ince bir bant takarlar. ”Savaşçı kılıca hakim olamaz, kılıç savaşçıya hakim olur.” Tyr’ın paladinlerinin çokça kullandığı ve gerçekliğine inandıkları bir sözdür. Kontrol sahibi olduğu alanlar cesaret, kanunlar ve adalettir. Lord Tyr’ın sembolü, mavi bir kalkan üzerine işlenmiş çekiç ve onun üzerinde bulunan terazidir.   Yazan: K. Dağhan “Audric” Soykan

Devamını Oku »

Son Videolar