Son Haberler

Son Haberler

Gerald Brom Röportajı

9 Mart 1965′te Georgia eyaletinde Albany’de doğdu. Brom, bir ordu pilotunun oğlu olduğu için okul hayatının çoğunu Japonya, Alabama ve Havaii gibi yerlere taşınarak geçirdi. Frankfurt, Almanya’da liseden mezun oldu. Eskilerden hatırladığı kadarıyla her zaman için garip, canavarlar ve güzel olanı yaratmaya karşı takıntısı olmuştu. Brom yirmi yaşında bir reklam şirketinde full-time ilüstratör olarak çalışmaya başladı. Yirmi bir yaşında iki tane tanıtımcısı vardı ve Coke, IBM, Columbia Pictures ve CNN gibi şirketler için çalışıyordu. Üç yıl sonra her zaman sevmiş olduğu fantezi endüstrisine el attı. TSR, Brom’u yirmi dört yaşında full-time çalışanı olarak işe aldı ve Brom büyük bir hızla TSR’nin bütün büyük dünyalarına kendi kişisel görüşünü tanıttı. Sonraki üç yılını Dark Sun dünyasının dramatik görünüşü ve yapısını yaratarak geçirdi.

Devamını Oku »

Dede Korkut Kitabında Geçen Silahlar ve Sözler

Aşağıda göreceğiniz yazı, düşlem yazını çevirilerinde sık karşılastığımız eski savaş araçları gibi metne tarihsel uzaklık katan maddi kültür öğelerine ve deyimlere karşılık bulmakta yararlandığımız bir metin. Çesitli yayınevlerinden çevirmenlerce paylaşılmış bu metnin, ileride bu türün çevirilerini yapacak başka kişilere de yararı olacağını düşünüyorum. Dahası, Dede Korkut söylencelerindeki kültürel unsurları tanımak isteyenlere ve canlandırma oyunları oynayanlara/oynatanlara Türk kültürü öğelerini kullanma olanağını verecegine inanıyorum. Keyifli okumalar.

Devamını Oku »

Canavarlar

Canavar kelimesinin İngilizce karşılığı olan “Monster” kelimesinin kökeni hakkında biraz araştırma yaptığımızda, bu kelimenin Latince “Monstrarum” yada “monturum” kelimesinden geldiğini görürüz. Sözlük anlamı ile bu sözcük “ rahatsız eden” yada “garip” anlamına gelmektedir. Gerçektende canavarlar tarih boyunca insanoğlunun en fazla rahatsız olduğu ve garipsediği olayların birer sembolü olarak karşımıza çıkar. Canavarların ve efsanevi hayvanların tarihi insanlık kadar eskidir. İlk insanlar çevrelerinde gördükleri doğa olaylarını, felaketlerini; kendileri için bir tehdit olan vahşi hayvanlarla özdeşleştirerek; onlara sıradan hayvanların ötesinde bazı güçler bahşetmiş ve ilk canavarları yaratmıştırlar. Bu noktadan sonra tüm topluluklarda canavar figürü doğanın yıkıcı ve korkutucu tarafını temsil etmekte en çok kullanılan sembol olmuştur.

Devamını Oku »

Avalon

Mamoru Oshii deyince kaçımızın gözünde bir kıvılcım parlıyor? Peki Ghost in Shell? Şimdi biraz daha çoğaldık sanırım. GIS’in yapımından tam 5 yıl sonra anime kralı Mamoru Oshii yeni filmi ile karşımızda. Busefer Anime bilgisini, karakterlerini kanlı canlı insanlara taşıyarak bize sadece 2d’de üstad olmadığını adeta kanıtlıyor. Avalon’la yönetmen Matrix’in kendisinden çalmış olduğu “hangisi gerçek” kavramını bir kez daha sorguluyor.

Devamını Oku »

Gotik

No; never was thy pitying breastInsensible to human woes;Tender, tho’ firm, it melts distrestFor weaknesses it never knows.-Horace Walpole, Sonnet to the right honourable Lady Mary Coke Would God I could awaken!For I dream I know not how!And my soul is sorely shakenLest an evil step be taken,-Lest the dead who is forsakenMay not be happy now.-E.A. Poe, Bridal Ballad Okuduğum çoğu anlatıda beni etkileyen belli başlı unsurlar var. Bunların arasında, gece, tekin olmayan ortamlar ve sıradışı canlılar başı çekiyor. Bunun sebepleri üzerinde pek emin olmasam da bir kaç küçük teorim var. Size doğduğum yerdeki –ve sonradan ana okulunda okuduğum- kiliseden uzun uzun bahsetmeyeceğim. Sadece uniforma ve önlüklerle tanışmamdan önce yaşadıklarımla, sonrasında gelişen ilgi alanlarımın ne kadar birbirine benzer olduğunu farkettiğimi söyleyeceğim.

Devamını Oku »

Yaratılışın Mükemmel Öyküsü: Silmarillion

Ey küçük bir tepenin üstünde solan şehir,Eski anılar soluyor kadim kapılarının ardında,Kaftan griye çalmış,neredeyse susmuş yaşlı kalbin;Çatmış kaşlarını,bekliyor daima,şato tek başınaVe nasıl da düşünüyor kule gibi yükselen karaağaçlar arasında… Tolkien’in diğer mitlerden esinlenerek hem kendi dünyasını yaratmayı hem de İngiliz mitolojisine bir şeyler katmayı amaçladığını söyleyebiliriz.Fakat sadece İngiliz Edebiyatı’na bir eser katmak amacıyla yazıldığını düşünmek tamamen yanlış bir düşünce olur.

Devamını Oku »

Jon Foster Röportajı

Kusura bakmayın dostlarım, bu sefer fotoğrafımız yok, ama onun yerini Jon Foster’in yaptığı birkaç çizimle dolduracağım. Jon Foster’ın çalışmalarını merak ediyorsanız websitesinin adresi: http://www.jonfoster.com KD: Sorulara başlamadan önce röportajı kabul ettiğiniz için teşekkürler. Öncelikle, size âşina olmayan okuyucularımız için, biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Jon Foster: Amerika’nın kuzeydoğusunda bulunan Providence, Rhode Island’da yaşayan bir ilüstratörüm. Hayat işleri halletmekle geçiyor, sürekli kendimi geliştirmeye çabalıyorum. Arada kalan zaman da köpekleri gezdirmek ve uyumaya kalıyor. KD: Ne kadar süredir çizimle uğraşıyorsunuz?

Devamını Oku »

Fantastik ve Bilimkurgu: Kuzen Değil Çift Yumurta İkizi

SINIRLAR AŞILIR, FARKLILIKLAR BELİRSİZLİĞE KARIŞIRKEN“Gidişata Göz Atın ve Hoşlanıp Hoşlanmadığınıza Kendiniz Karar Verin…” Hiç bilimkurgu ve fantastik yazın arasındaki farkı şöyle derinlemesine incelemiş miydiniz? İlk göze çarpan şey belirgin bir atmosfer farkıdır. En genel çizgileriyle biri ortaçağ havasında masalsılığa, öbürü uzay çağı havasında gerçekçiliğe doğru yelken açmış gibidir. Sonra devreye en ön plandaki örneklerin karşılaştırması girer. Derken her birinin özel hayranları bayrağı ele alır, kendi kalesini savunmaya hazırlanır… Zira özellikle fantastik evren tasarımları, okuyucusunun/izleyicisinin duygusal iç dünyalarının epey derinlere uzanan bam tellerinde gezinir.. ve işte böylesine bir doyum kaynağının itibarının korunması gerekmektedir.

Devamını Oku »

R.A. Salvatore Röportajı

R.A. Salvatore (Robert Anthony Salvatore) ile yaptığım bu hoş röportajı beğeneceğinizi düşünüyorum. Ayrıca bu ay, ayrı olarak hikaye yazamadım. Ama harika bir hikayeyle devam edeceğim (ne zaman bende bilmiyorum). İyi eğlenceler! Yasemin: Her şeyden önce, röportaj isteğimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Yeni bir röportaja başlamanın zor olduğunu düşünüyorum; eh, ama bir yerlerden başlamak gerek! Sanırım bir röportajın en kaçınılmaz ve en uygun başlangıç sorusu yazı yazmaya nasıl başladığınızı / kendinizi yazarken bulduğunuzu sormak olur? Salvatore: İster inanın, ister inanmayın, ama sanırım çoğu asilikten. Üniversiteden 1981′de “teknik yazı”dan mezun oldum (JRR Tolkien beni bilgisayar biliminden tekrar edebiyata sardırdıktan sonra). Dışarı çıkıp harika, iyi para veren bir iş alacağımı düşünürken, gündüzleri bir plastik fabrikasında ve akşamları da bir gece kulübünün kapısında görevli çalıştım. Ölesiye sıkılmıştım ve asileşmiştim. Ayrıca da çok kızgındım çünkü elimde okuyacak başka fantastik bir kitabım kalmamıştı; 80′lerin başında ortalıkta pek fazla yoktu. Bunun üzerine ben de kendiminkini yazdım.

Devamını Oku »

Fantastik Eserlerin Çevirisi

Fantastik eserlerin çevirisi konusu (bu yazıyı okuyanların çoğu benimle hemfikir olacaktır diye umuyorum) üzerinde en fazla tartışılan, herkesin bir şeyler söylediği ve önerilerde bulunduğu bir konu olageldi. Kimileri bazı sorunlu kelimelerin olduğu gibi kalması gerektiği, bazıları da ne olursa olsun çevrilmesi gerektiği fikrini savundu, ama şimdiye kadar bu konuda bilimsel, akademik bir çalışma yapılmamıştı. Az sonra okumaya başlayacağınız metin bir buçuk senelik bir çalışmanın ürünüdür. Phoenix Yayınevi bünyesinde, hocamız Dr. A. Şirin Okyayuz Yener’in etrafında kurulan takımımızın ve bizim naçizane tecrübelerimizle vücuda gelmiştir. Ülkemizde bu konuda yazılan ilk bilimsel çalışma olması bizim için anlatılamayacak bir onurdur. Üstüne üstlük, bu işle uğraşan bütün meslektaşlarımıza da bir kaynak teşkil ederek çeviri sürecinde karşılaşabilecekleri sorunları (tabir caizse) “kitabına göre” çözebilmelerini sağlayabilirsek, bu en büyük mutluluklarımızdan olacaktır.

Devamını Oku »

Son Videolar