Son Haberler

Son Haberler

Vampire: Rekabet

  Eğer bir yerde bir topluluk varsa, orda rekabet vardır. Vampire dünyasında da bu aynen böyledir. Vampirler günümüzde üç tarafa ayrılmışlardır. Camarilla, Sabbat ve Independent’lar. Her tarafta farklı sayıda Clanlar vardır. Clan kelimesinin Vampire’daki anlamı biraz daha farklıdır. Bir Clan, İlk Vampir Caine’in torunlarının birinden türemiştir ve genelde onun adını taşırlar. Mesela Caine’in 13 torunundan biri olan Ventrue’dan türeyen Vampirler “Ventrue” Clanına mensuptur. Camarilla, 6 Clandan oluşan bir topluluktur. İnsanlıklarını kaybetmemeye uğraşırlar ve varlıklarını insanlardan gizlerler. Eğer bir Camarilla mensubu varlığını herhangi bir şekilde bir ölümlüye belli ederse, çok ağır cezalara çarptırılır (Şehrin Camarilla Prensinin insafına kalır). Camarilla’nın Vampire dünyasındaki gücü, daha çok kaba kuvvetten gelmez. Camarilla dünya üzerindeki insanları kontrol altına alarak politik üstünlük sağlamıştır. Bir Camarilla şehrindeyseniz oranın Valisi, polisi, ambulansları ve hatta çöpçüleri bile Camarilla kontrolü altındadır. Her şehri bir Prens yönetir. Şehrin en üst düzey kişisidir. Prensin üstünde Justicar’lar vardır. Justicarlar Camarilla’nın en üst düzey yöneticilerinin bulunduğu Inner Council’ın emirlerini yerine getirirler. Inner Council’ın kimlerden oluştuğu bilinmemektedir. Şehirlerde ise düzeni “Şerifler”‘ sağlar. Şerifler daha çok ölümlü dünyanın polisleri gibidir. Camarila’nın vampirler için kullandığı isim “Kindred”dır. Camarilla içinde asla “O bir Vampir.” denilmez. Bunun yerine: “O bir Kindred” denir. Camarilla’nın 6 tane geleneği vardır. Bu geleneklere Camarilla’nın iç kanunları da denebilir. Bu kanunlardan herhangi birini çiğnemek, başınıza çok kötü şeyler gelmesini sağlar. Birinci Gelenek : Maskeli Balo Kindred olduğunu kimseye göstermeyeceksin. İkinci Gelenek: Bölge Senin bölgen seni alakadar eder. Bölgene gelen herkes sana saygı göstermelidir. Bölgende senin dediklerine karşı çıkılamaz. Üçüncü Gelenek: Çocuk Senden daha yaşlı birinden izin almadan çocuk yapamazsın. (Buradaki “çocuk yapma” sözü, bir insanı Vampir’e dönüştürmektir.). Eğer izinsiz çocuk yaparsan, sen ve çocuğun öldürülürsünüz. Dördüncü Gelenek: Himaye Senin Vampir yaptıkların senin çocuklarındır. Çocuğun eğitilene kadar senin gözetimin altındadır. Onun hatalarının cezasını sen çekersin. Beşinci Gelenek: Misafirperverlik Eğer bir şehre yeni gelmişsen, o şehrin yöneticisine kendini tanıtacaksın. Kabul görmeden, sen hiçbir şeysin. Altıncı Gelenek: Yokediş Kendi türünden birini yok etmeyeceksin. Yok etme hakkı senden yaşlılara mahsustur. Ancak aranızda en yaşlı olan “Blood Hunt” ilan edebilir. (Blood Hunt: Eğer bir Kindred Camarillaya karşı çok büyük bir suç işledi ise, Şehrin ileri gelenleri Blood Hunt ilan eder, ve o Kindred görüldüğü yerde öldürülür.) Camarilla’da altı Clan olduğundan bahsetmiştim. Bunlar: Brujah, Malkavian, Nosferatu, Toreador, Ventrue ve Tremere’dir. Clanları sonra etraflıca anlatacağım, şimdilik sadece üstünden geçiyorum. Brujah: İflah olmaz asiler ve punklar. Çok iyi savaşçılardır ve Camarilla’nın ana dövüş gücüdür. Zayıf yönleri ise diğer Kindredlara nazaran kendilerini daha çabuk kaybetmeleridir. Malkavian: Deliler, ruhi bozukluğu olan kindredlar. Genelde akıllı beyinlerin göremediklerini görürler. Nosferatu: İğrenç görünüşlü kanalizasyon fareleri. Yeraltında ve kanalizasyon borularında yaşarlar. İğrenç görünüşleri yüzünden Egolarını en iyi bastıran Clandır. Çoğu şeyi bilirler ve duyarlar. Toreador: Sanatçılar. Sanata hayatlarını adamış Kindredlar. Tremere: Büyücü Kindredlar. Camarilla’nın elindeki en tehlikeli silah. Müthiş zekaları ve politik oyunlardaki başarıları onları Camarilla’nın vazgeçilmez üyeleri yapıyor. Venture: Aristokratlar. Camarilla’nın liderleri. Politik alanda çok aktiftirler ve çoğu yerde bağlantıları vardır.   Yazan: Mehmet “Overlord” Ege

Devamını Oku »

Vampire: Sabbat

  Geçen yazıda Camarilla’dan kısaca bahsetmiştim. Bu yazımda ise Sectler arasında kişisel favorim olan Sabbat’tan bahsetmek istiyorum. Sabbat’ın ifade ettiği anlam çoğu kişiye göre değişiktir. Genç bir Sabbat üyesi için tam bir parti salonu, yaşlılar içinse Antediluvianlara karşı savaşın en efektif yolu. Camarilla içinse tam bir korku kaynağı. Sabbat vampirleri insanlıklarını kaybetmiştir. Onlara göre Vampirlerin insanlardan gizlenmesinin gereği yoktur. Sabbattaki vahşetin boyu artık öyle derecelere gelmiştirki insanın tüylerini ürpertici sporlar geliştirmişlerdir kendilerine. Şehrin ortasında gerçek silahlarla Kovboyculuk oynamak, ölümlülere karşı vampirik güçlerini kullanarak futbol maçı yapmak (ve genelde maç sonunda bütün ölümlüleri parçalamak) ve çarpışan GERÇEK arabalar bunlardan bazılarıdır. Sabbat bünyesinde sadece iki klan barındırmaktadır. Bu iki kurucu klanın adı “Lasombra” ve “Tzimische” dir. Bu iki kalnın yanında onlara hizmet eden “Antitribu” lar vardır. Antitribu nun anlamı, klanının mensup olduğu Sect’i terkedip karşı secte geçen vampirler. Bütün Camarilla clanlarının, Sabbat’a geçen antitribuları vardır. Sabbatın Vampirler için kullandığı kelime ilk vampir Caineden gelen “Cainite” dır. Sabbatın dünya üzerinde en aktif olduğu mekan İspanyadır. Çünkü kurucu klan Lasombra’nın vatanı burasıdır. Sabbat’ın rütbeleri, Hristiyan alemindeki rahip sıfatlarıyla aynıdır (Bishop, Archbishop, Templar, Cardinal vs..). Bunun sebebi Sabbatı’ın Hristiyan dünyasına olan sempatisi değil, karanlık çağlar zamanında kiliseyi kontrol altında tutan Lasombra’nın alışkanlıklarıdır. Sabbat’ın genel felsefesi ise onları manipüle eden Yaşlı vampirlere karşı açılan bir savaştır. Onlara göre eğer bir Vampir diğerine söz geçirebiliyorsa bu onun yaşlı oluşundan değil, daha güçlü olmasındandır. Camarilla’dan, Independentlerden ve diğer bütün Vampirlerden nefret ederler. İnsanları ise onlar için sadece yemektir, onlara karşı hiçbir duygu beslemezler. Zaten Sectte geçirdikleri seneler ve aldıkları eğitim yüzünden insansı hiçbir duyguları kalmamıştır. Advocatis Diabolus Sabbatın en tehlikeli yanlarından biri ise bünyesinde barındırdığı “Infernalist”lerdir. Infernalistler İblislere ruhlarını satmışlar, ve bunun karşılığında inanılmaz şekilde güçlenmişlerdir. İnfrenalizm’i yaratan Tremere Antitribu klanının toptan yokoluşu bu gücün kısa sürdğünün ironik bir kanıtıdır. Fakat bu kısa süre içinde ellerindeki inanılmaz güç Camarilla’nın dizlerini titretmeye yeterdir. Sabbat Clanları Lasombra: Güç delisi Vampirler. Sabbatın kurucuları ve yöneticileridir. Güç için her şeyi yapabilirler. Şeytana ruhlarını satmak pahasına bile olsa. Tzimische: Gotik vampirler. Filmlerde anlatılan “Dracula” konseptine en yakın olanlar Tzimischelerdir. Sabbatın ikinci kurucularındandır ve Tremere antribu’nun gidişiyle Sectteki büyü gücü onlara kalmıştır. Gangrel Antitribu: Camarilladaki kuzenlerinden daha vahşidirler. İnsanlığı bırakıp tamamen hayvansal dürtüleri geliştirmişlerdir. Geceleri çıplak ellerle kurbanlarını avlayıp sıcak kanla beslenmek en büyük zevkleridir. Brujah Antiribu: Onlara Camarilladaki kuzenleri gibi asi demek büyük hata olacaktır. Onlar tamamen anarşist ve kaotik vampirlerdir. Çok iyi dövüşürler ve genelde insanlara bunu göstermekten zevk duyarlar. Assamite Antitribu: Suikastçiler. Arap kökenli bu vampirlerin aldığı eğitim ve kanlarından gelen disiplinleri sayesinde onlardan korkmamak imkansızdır. Öldürme sanatının ustaları olan bu vampirler genelde “göze batan” şahısları ortadan kaldırırlar. Toreador Antitribu: Onlar için sanatın farklı bir anlamı vardır. Onlar için yüzülmüş insan derileri veya işkence sırasında çığlık atan insanlarda pekala güzel sanat olabilirler. Nosferatu Antitribu: Camarilladaki kuzenlerine en fazla benzeyen antitribudur. Tek farkları insanlığa inanmayışları ve lağım faresi olarak yaşamayı benimsemeleridir. Malkavian Antitribu: Onlardaki delikik inanılmaz boyutlar almış ve sapıklığa dönüşmüştür. İnsanları delirtmekten büyük zevk duyarlar. O kadar manyaktırlarki Sabbat üyeleri onlara ihtiyaç olana kadar onları zindanlara kapatır. Ravnos Antitribu: Göçebe yaşıyan çingeneler. Şeyanın kendisinden bile kurnaz ve aldatıcı oldukları söylenir. Ventrue Antitribu: Şovalyeler. Tamamen ortaçağ şovalyeleri gibi davranırlar. Onurları ve kılıçları onlar için hayatlarındaki en önemli şeylerdir. Salubri Antitribu: Camarillayı yoketmek onların en büyük amaçlarıdır. Bu garip savaşçıların savaşırken alınlarında üçüncü bir gözün açıldığına şahit olanlar vardır. Blood Brothers: Tremere Antitribu tarafından büyüyle yaratılmış ve savaşmaktan başka bir işe yaramıyan vampirler. Başka işe yaramamalarına rağmen tek işlevlerini çok iyi yerine getirirler. Harbingers of Skulls: Secte yeni katılan bu vampirler hakkında fazla birşey bilinmemektedir. Cesetler gibi görünüşleri ve Necromatik güçleri vardır. Kiasyd: Sabbat Scholarları. Bir bakıma wise vampirler. Bilinmeyen şeyleri danışmak için birebirdirler. Serpents of Light: Voodoo büyüleriyle uğraşırlar. Garip giyinişleri ve yılanlara olan sempatileri ile bilinirler. Panders: Klanı olmayanların klanı. Kural çok basittir.” Ne olduğunu bilmiyorsan, sen bir Pandersın”   Yazan: Mehmet “Overlord” Ege

Devamını Oku »

Vampire: Gecenin Efendileri

Önemli not: Vampir diye bir şey yoktur. Eğer olduğunun düşünüyorsanız acilen bir doktora gözükmeniz gerekiyor demektir. Birazdan anlatılanlar yalnızca bir oyunun incelenmesidir. Birinin boynuna atılmak sana güç değil ancak bir “deli” damgası getirecektir. 1-Vampir Nedir? Bir arkadaşımın yaptığı tanımın aslında vampirleri en iyi açıklayan tanım olduğunu düşünüyorum. Vampirler karizmatik sülüklerdir. İnsanlar gibi ahlaki değerleri yoktur. Hepsi içlerinde birer hayvan taşırlar ve onlar kendileri dışındaki dünyayı kontrol etmeye çalışırken aynı zamanda içlerindeki hayvanı da kontrol etmeleri gerekir. World of Darkness vampirleri zalim, duygusuz, insanları köle gibi gören, entrikacı, ve güç peşinde koşan ölümsüz yaratıklardır. 2-Vampirler Nasıl Yaratılmıştır? Book of Nod’da ayrıntılı bir şekilde bulabileceğiniz hikayeyi kısaca anlatmaya çalışayım. Vampirlerin atası olan Caine, Ademle Havva’nın üç çocuğundan biridir. Adem bir gün Caine ve kardeşi Abel’ e gidip tanrının onlardan kurban istediğini söyledi. Bitkileri seçmiş olan Caine tanrıya en güzel meyvelerini, hayvanları seçmiş olan Abel ise en güçlü boğasını kurban ettiler. Abel’in aksine Caine’in kurbanı kabul edilmedi. Gece gündüz dua eden Caine ikinci kurban vakti geldiğinde en çok sevdiği şeyi kurban etti tanrıya: Abel’i… Cenetten kovulan ve Nod adında bir yere sürgün edilen Caine’e orada siyahlar içince bir kadın yardım etti. Adının Lilith olduğunu söyleyen kadın Adem’in ilk karısı olduğunu ve yukarıdakine karşı geldiği için cennetten kovulduğunu söyledi. Nod’da hiçbir gücü olmayan Caine, Lililith’den nasıl kendisinin aksine hayatta kalabilme gücüne sahip olduğunu sordu ve kendisine de bunun sırrını vermesini istedi. Caine’i seven Lilith bileğinden gelen kanı bir kaba koyup Caine’e içirdi… Uyandığında Kutsal Ateşin Koruyucusu Michael Caine’e gelmişti. Ona bağışlanmayı teklif etti ama Caine kabul etmedi. Bu da ona ilk lanetini getirdi: Ateşin Lanetini. Ertesi sabah Güneşin Koruyucusu Raphael ziyaretçisiydi Caine’in. Tekrar bağışlanmayı önerdi ama Caine’in cevabı değişmedi. Bu da ona ikinci laneti getirdi: Güneşin Öldürücülüğünü. Ertesi şafakla beraber Ölüm Meleği Uriel aynı teklifi getirmek için gelmişti Caine’e ancak tekrar reddetti affı. Bu sefer Tanrının kendisi Uriel’in ağzından son laneti verdi Caine’e: Ölü bedende yürüyüp Kana bağlı kalma… Her şeye rağmen Gabriel son bir bağışlanma yolunun bildirmeye geldi: Golconda. Nasıl olduğu bilinmeyen ama ancak onun sayesinde vampirlerin tekrar ışıkta yürüyebileceği gizli yol… 3-Vampir Klanları Nasıl ortaya Çıkmıştır? Bu konuda WhiteWolf tek bir hikaye vermemiş. Ancak bunlardan en mantıklısı olduğunu düşündüğüm miti anlatayım: Tanrının sonsuz yalnızlıkla cezalandırıyorum seni dediği Caine ilk başta üç kişiyi kucaklamıştır: Arif Enoch, Güzel Zillah ve Yüce Irad. Klanlar bu üç vampirin kucakladıklarınca meydana gelmiştir. Toplam 13 klan vardır. Brujah: Filozof Brujah çok sinirliydi. Kendini tutamayıp ölümlüleri öldürmesi üzerine Caine onu sinirlerine daha zor hakim olabilmekle lanetledi. Toreador: Aşık olduğu yakışıklı ölümlüyü ailesiyle beraber öldürür. Bunun üzerine Caine onu güzelliğe köle olacak şekilde lanetledi. Ravnos: Yalana ve hileye düşkün Ravana ahlaksızlığın çekiciliğiyle lanetlendi. Gangrel: Hayvanları emrince kullandığı için zamanla hayvana dönüşmekle lanetlendi. Nosferatu: Yakışıklı Nosferat yüzünün aksine oldukça sadist ve ahlaksızdır. Ne ölümlülere ne de evlatlarına acımayan Nosferat yüzü ruhunu yansıtsın diye çirkinlikle lanetlenir. Setitler(Followers of Set): Kendilerini ölümlülere tanrıymış gibi gösteren setitler her türlü ışıktan sakınıp tamamen karanlıkta yaşamaya mahkum edildi. Cappadocian: Ölümü ve ölümsüzlüğü araştırdıkları için ölümün yüzünü taşımakla lanetlendi. Ventrue: Kendini beğenmişliğinden dolayı Caine onları ömürleri boyunca sadece kendi seçtikleri tek kan türünü içmeye mahkum etti. Lasombra: Karanlığı ve gölgeleri kullanmayı sevdiğini öğrenen Caine onu kendi karanlığıyla gölgeler ve hiçbir yerde yansıması gözükmez. Tzimisce: Güç için kardeşini feda ettiği için Caine onu bulunduğu hiçbir yerde huzur bulamamakla lanetledi.. Assamite: Bilge ve saygı duyulmasına rağmen tesadüf eseri fark ettiği öldürürken haz aldığı gerçeği onun lanetini getirir. Öldürmenin müptelası olmakla lanetlenmiştr. Malkavian: Kahin Malkav zihnini gereğinden fazla açınca dünyanın gerçekliği üstüne gelir ve onu delirtir. Salubri: Caine’in en sevdiği torunudur. Caine tarafından lanetlenmemiştir, aksine golcondayı görebilecek tek vampirler oldukları söylenir. Ancak alınlarının ortasına 3. bir gözleri vardır. Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler – Chimestry

  Chimerstry ( İllüzyonizm ) “Saçmalama Soner, senin istediğin o paraya ben yirmi kişiyi indiririm.” “Sen bilirsin Vehbi ama bilirsin büyük işin gideri de çok olur.” “Soner… Bilirsin bunca yıldır sayemde hayattasın.” “Vehbi, eğer işine gelmeseydi kılını bile kıpırdatmazdın.” “Son sözün bu mu Soner?” “Fiyatım bu Vehbi ve zamanında hayatımı kurtarmış olman da onu aşağıya çekmeyecek.” “Bu sefer sen kazandın Soner. Yarın gece o zaman.” “Söylediğin yerde öyleyse Vehbi.” Paltosunun yakasını düzelten Vehbi, oturdukları banktan kalkıp yürümeye başladı. Soner bir süre arkasından baktıktan sonra iç cebine uzandı. Çıkardığı küçük farenin gözlerine bakarak isteğini belirtti. “Hadi canım. Git baban için öğren bakalım bu ucubeler bu sefer neyin peşindeymiş.” ——*—— Vehbi sığınağına döndüğünde Serhat’ı kendini beklerken buldu. Vehbi onu ilk gördüğünde, onun büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünmüştü. Nitekim bir süre onu izlediğinde haklı çıktığını görmüş ve birkaç hafta önce ona ölümsüzlüğe giden yolu sunmuştu. Şimdilerdeyse, geleceğini farklı bir şekilde planlamakta olan Vehbi,onu kendi yerine geçmesi için eğitiyordu. “Hoş geldin usta” dedi Serhat onun içeri girdiğini görünce. “Hoş bulduk evlat.” Diye yanıtladı Vehbi. Kendisinden oldukça yaşlı duran Serhat’a evlat diye hitap etmesi garip gözüküyordu. “Nasıl geçti usta konuşman?” “İyi değildi. Çok şey istedi Soner, biz de el mecbur kabul ettik.” “Canımızın peşine düştüler evlat biliyorsun. Giden malın yenisi gelir ama canını kaybettin mi geri dönüşü yoktur.” “Usta?” “Boş ver Serhat. Giden gider. Kalk biz bir el tavla atalım.” Diyen Vehbi kalkıp duvardaki tavlayı almaya giderken zihni aslında küçük dostları için kapatmamış olduğu duvardaki delikten kendilerini dinleyen davetsiz misafirindeydi. Onun gitmeye karar verdiğini görünce gülümsedi. ——*—— Salih Bey bekliyordu. Her zamanki gibi belirlenen saatten yaklaşık yarım saat sonra belirledikleri yere gelmesine rağmen Vehbi’nin henüz gelmemiş olduğunu görünce çok kızmıştı. Bu siniri adamlarına da yansımıştı. Eğer bu lağım faresi birkaç gece önce kapısına gelip de kendisi için kurulan tuzağı anlatıp da onun hayatını kurtarmamış olsaydı onlara bu ayıbı pahalı ödetirdi. Bir arabanın yaklaştığını görünce hışımla arabadan çıktı. Gelen arabadan inenin Vehbi değil de Halil olduğunu görünce eli ister istemez beline gitti. Halil klanının hiyerarşisinde Vehbi’den sonra geliyordu. Beyleri akıl isteyen işler için Vehbi’ye güvenirdi. Halil ise öldürülecek biri varsa gönderilirdi. Zaten sinirli olan Salih Bey hışımla Halil’in üstüne yürüdü. “Nerdesiniz ulan it!” “Salih Bey kendine gel. Sakin ol hele.” “Ulan sen neyine güvenip de beni burada bekletiyorsun?” ——*—— Soner ve onun diğer düzenbaz arkadaşlarıyla Salih Bey’i izlemekte olan Vehbi, artık operasyona başlamasının vaktinin geldiğini fark etti. Soner’e işaret verip üstlerindeki görülmezlik kerametini kaldırdı. ——*—— İbrahim, elli yıldır Salih Bey’in yanındaydı ve bu sürenin büyük çoğunluğunu onun şahsi koruması olarak geçirmişti. Çocukluğundan beri eli silah tutmaya alışkın olan İbrahim, bu gece efendisini böyle bekletip aşağılamış olan bu ucubelere iki tane sıkamadığı için çok sinirliydi. Halil’in cebinden çıkardığı tabakadan bir sigara alıp yaktığını gördü. “Lan bu adam kendini öldürtmeye mi çalışıyor?” diye düşündü. Bir nefes çektikten sonra konuşmaya başladı: “Salih Bey. Seni bu gece çağırdık çünkü,” dedikten sonra sigarasını yere atıp devam etti “sana hoşça kal demek boynumuzun borcudur…” diyen Halil ve adamları bir anda gözler önünden kayboldu. İbrahim tam silahına davranırken nereden geldikleri belli olmayan onlarca molotof kokteyli çevrelerinde patladı ve onları alevden bir çemberin içinde bıraktı. ——*—— Salih Bey “İhanet!” diye bağırarak ardına döndüğünde kendine doğrultulmuş bir silahla karşılaştı. Daha ne olduğunu anlayamadan İbrahim şarjöründeki tüm mermileri üstüne boşaltmıştı bile. Salih Bey tam karşılık verecekken, diğer korumalarından biri İbrahim’in kafasını bir pençesiyle uçurdu. Ancak sevinci, gözü dönmüş adamının kendisine dönmesiyle kursağında kaldı. İçindeki iblisin çığlıklar atmaya başladığını duyuyordu. Alevler içinde kalmış ve kendi adamlarınca saldırıya uğramış Salih Bey daha fazla dayanamayıp kendisini onun çağrısına bıraktı… ——*—— Vehbi, Salih Bey ve adamlarını izlerken Salih Bey için üzüldüğünü fark etti. İhanet kelimesini lügatından silmiş biriydi Salih Bey. Belki iki taraflı oynayacak yeteneği olmadığı için hiç böyle bir şey yapmamıştı ama Vehbi onu tanıdığı kadarıyla karakteri de böyle davranacak birinin karakteri değildi. Çarpışma kısa sürmüştü. Vehbi’nin içindeki üzüntü de öyle. İlerleyerek cesetlerin yanına geldi. Soner ve Serhat da kendisini takip etmişti. “Tebrikler” dedi Soner “Planın işe yaradı.” “Tam sayılmaz.” diye cevapladı Vehbi “Yazık oldu” O sırada Salih Bey’den cılız bir ses yükseldi: “Vehbi… Senin ölümün… görkemli olacak…”  Sözünü zor tamamlayabilen Salih Bey’in kafası içinde yattığı kan gölünün içine düştü. Vehbi korkmuş duran Soner’e döndü. “Ellerine sağlık Soner. İyi iş çıkardınız.” “Tıpkı istediğin gibi.” “Ödemeni yapmamı ister misin?” “Hak ettiğimi düşünüyorum Vehbi.” Ustasının yanında duran Serhat, Soner’in kalbinin olduğu yerden tahta bir kazığın ucunun çıktığını gördüğünde ister istemez bir adım geri attı. Sonra görünmezlik sanatından kurtulan Halil’in yere düşen Soner’in arkasında belirişini izledi. Soner’in adamlarına baktığında onların da aynı şekilde etkisiz hale getirildiğini gördü. Ustası yerde yatan Soner’in yanına diz çöküp kulağına eğildi. “Ben sözümü tutarım Soner” dedikten sonra cebinden çıkardığı bir çeki Soner’in paltosunun cebine yerleştirdi. “Sadece benim olanı geri aldım” Vehbi ayağa kalkınca Halil’e “Büyük bir ateş olsun” dedi. Sonra Serhat’a kendisini takip etmesini söyleyip arabasına yürümeye başladı. Ustası “Bu sefer ben kullanacağım” diyince onun yanındaki koltuğa yerleşti. Sonra dayanamayıp ona döndü ve “Usta Allah için söyle ne oldu orada?” “Nasıl yani?” diye sordu Vehbi, gözünü yoldan ayırmadan. “Usta neden Salih Bey adamlarıyla kapıştı?” “Evlat ben sana Soner’in yeteneklerinden hiç bahsetmedim mi?” “Yok be usta. Sana onları sorduğumda sonra diye cevap vermiştin.” “Eh öyleyse trafik yoğun zaten.” diyen Vehbi kırmızı ışıkta durmanın güveniyle Serhat’a döndü ve anlatmaya başladı. “Evlat bu Ravnos’lara bahşedilmiş bu kerametin adına İlizyonizm(Chimerstry) denir. Kanlarındaki güç onlara olmayanı gösterme yetisi kazandırmıştır. Hayalleri gerçeğe çeviren kanlarını gerçek bir silah olarak kullanabilirler. Gerçekliğe bizim bağlandığımızdan farklı bir şekilde bağlanır, damarlarında dolaşan atalarının kanıyla onu farklı şekilde şekillendirir ve bizlere yalancı görüntüler gönderirler. Bu görüntüler basit ölümlüleri ve onların yetersiz aletlerini kolaylıkla kandırabildikleri gibi yeterince güçlü Ravnoslarca yaratılmış görüntüler biz vampirleri bile kandırabilir. Bu üçkağıtçılar ise bu değerli kerameti ölümlüleri ayartmak için kullanır genelde. Ben bu konuda bir uzman sayılmam ama onların bu kerameti kullanmasının gerçekliğe zarar verdiğini iddia edenler de var. Çünkü Yaşlı bir Ravnos gerçekliği artık fiziksel etki bırakacak şekilde değiştirebilme yeteneğine sahip olurmuş. Gelelim bu kerametin seviyelerine… 1. Seviye: Boş Hayal Bu seviyede kan bizim sadece tek bir duyumuzu etkileyebilecek kadar dokunabilir gerçekliğe. Bize bir kapının sadece görüntüsünü ya da sadece dokunduğumuza tahta hissini verebilirler. Onları gerçekmiş gibi hissetsek de aslında bize zarar veremezler o yüzden korkulacak bir şey yoktur. (Mekaniği: Vampir ilizyonu yaratmak için bir İrade(Willpower) harcamak zorundadır. Vampir ilizyonun bulunduğu ortamdan ya da birileri onun ilizyon olduğunu anladığında görüntü yok olacaktır )   2. Seviye: Durağan Serap: Artık kanlarındaki kudret sayesinde gösterdikleri bizim tüm duyularımıza hitap eder hale gelir. Ancak yarattıkları görüntü hareketsizdir. Yaktıkları ateşin alevleri dans etmez ya da gürül gürül akan bir ırmak gösteremezler gözlerimize… (Mekaniği: Vampir bir görüntü yaratmak için bir İrade(Willpower) ve kan puanı harcamak zorundadır. Görüntü biri onun ilizyon olduğunu fark edene ya da vampir ortamı terk edene kadar varlığını devam ettirir. ) 3. Hareketli Hayaller: Bu tek başına kullanılan bir keramet değildir. Sadece diğer yetenekleriyle beraber kullanılabilir. Bu seviyeye ulaştıklarında yarattıkları görüntüleri biraz daha çaba harcayarak hareketli kılabilirler. (Mekaniği: Vampir yarattığı görüntünün tek bir şekilde hareket edebilmesi için bir kan puanı daha harcamak zorundadır. Vampir ilizyonu yaratmak için konsantre olduğu zaman bu yeteneği kullanmalıdır sonrasında ilizyon üzerinde bir etkisi kalmayacaktır ) 4. Seviye: Süreklilik Artık kan gerçekliğe her daim dokunur hale gelmiştir. Artık yaratılmış görüntü, yaratıcısı orada olmasa dahi kanın bu bağı sayesinde varlığını sürdürebilir. Ravnoslar bunu genellikle sığınaklarını saklamak için kullanırlar. (Mekaniği: Vampir görüntünün sürekli kalması için bir kan puanı harcamalıdır. )   5. Seviye: Dehşetli Gerçeklik Kan gerçekliğe olduğu gibi zihinlere de bağlanabilir. Bu seviyede yaptığı da budur. Kurbanın zihnine öyle sıkı sarılmıştır ki kurban yaratılan görüntünün tamamen gerçek olduğuna inanır. Bir başkasının aslında hepsinin bir hayal olduğunu söylemesi bile bu etkiyi kaldırmayacaktır çükü kurban görüntünün gerçek olduğuna tamamen inanmıştır. Bu yeteneğe dikkat etmelisin evlat çünkü hafife alınacak bir şey değildir. (Mekaniği: Vampir öncelikle iki İrade puanı harcamalıdır. Eğer bu yeteneği kullanarak birilerini yaralamak istiyorsa zorluk derecesi kurbanın Algılama(Perception) ve Kendini kontrol(Self-Control) puanları toplamı kadar olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Yalanı Anlama(Subterfuge) atışı yapılır. Her başarılı atış kurbana bir kademe zarar verir. Oyuncu isterse atıştan önce vermek istediği maksimum hasarı söyleyerek daha az hasar verebilir. Bu yetenek bir kişiyi gerçekten öldüremez.. Kurban kendine gelip hepsinin hayal olduğuna inandığında almış olduğu yaralar iyileşmiş kabul edilir. Ancak bu genelde uzun süreli tedavi gerektirmektedir. ) Buradan sonrası yaşlıların kullanabildiği yetenekleri anlatır. O yüzden çok önemli değildir. Ama belli olmaz bir gün işine yarayabilir o yüzden kulağını aç da dinle… 6. Seviye * Hülyaların Ustası: Görüntü yaratmak artık çok daha kolay gelir kullanana. Ve artık oldukça uzaklardan dahi bu görüntüleri yaratır ve devam ettirebilir (Mekaniği: Artık vampir ilizyon yaratmak için İrade puanı harcamak zorunda değildir. Ve yarattığı görüntüyü devam ettirmek için bir mil yarıçaplı dairenin içinde olması yeterlidir. Ayrıca yaratılan görüntü diğer düzlemlerde de –Umbra ya da gölgediyar gibi- yaratılmış olur ve oradan ilizyon gerçekmiş gibi gözükür. Bundan Ravnosların da haberi yoktur ve diğer düzlemlerde etkili değillerdir. ) *Paylaşılan Kabus: Artık tek bir vampiri değil, bir grubu istediği şeye tamamen inandırıp yaralayabilecek bir seviyeye gelmiş olur kanın kudreti… (Mekaniği: Vampir iki İrade puanı harcadıktan sonra, etkilemek istediği her kişi için bir kan puanı harcamak zorundadır. Ardından zorluk derecesi kurbanın Algılama(Perception) ve Kendini kontrol(Self-Control) puanları toplamı kadar olan bir Manipülasyon (Manipulation) + Yalanı Anlama(Subterfuge) atışı yapılır.  ) *Kara Kader: Kan artık kişiye sadece o an için değil gelecekte de görüntü göndermek için bağlanabilir. Bu sayede bir görüntü önemli anlarda kişinin zihninde belirecek ve onu başarısızlığa ya da daha kötüsü ölüme sürükleyecektir. (Mekaniği: Öncelikli vampir bir İrade puanı harcamalıdır. Ardından zorluğu kurbanın İrade’sine bağlı olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Korkutma(İntimidation) atışı yapılır. Başarılı atış sayısı lanetin gücünü belirler. 1 Başarı: Rahatsız edici seviyededir 2 Başarı: Önemsiz seviyededir. 3 Başarı: Daha önemli hale gelmiştir 4 Başarı: Ciddi şekilde etkileyecek seviyededir. 5 Başarı: Korkunç derecede etkilidir.  ) *Gizleme: İlizyonların ne duyguları ne de bazı algılama seviyelerince fark edilebilen auraları vardır. Bu yetenek sayesinde kan ilizyonu başkalarını kandırabilmesi için bunları verir. (Mekaniği: Disiplinlerle yapılan aramada beş ya da daha az başarılı atış yapıldığında ilizyon verilen duygulara göre auralarla sarılmış görülür. )   7. Seviye *Irak Düşlerin Efendiliği: Kan gerçeklik içinde yolculuğa çıkabilir artık. Bu hilekarlar artık önceden gördükleri herhangi bir yerde görüntü yaratabilirler. Üstelik orada bulunmuş olması da gerekmez. O alanın fotoğrafını ya da televizyonda bir görüntüsünü görmüş olması yetrerli haldedir. (Mekaniği: Oyuncu Yalanı anlama(Subterfuge) + Algı(Perception) atışı yapar. Atışın soluğu vampirin o bölgeyi ne kadar tanıdığına bağlıdır 6 – Vampir alanı kendi sığınağıymışçasına bilir 7 – Vampir alanı üçten fazla kez ziyaret etmiştir 8 – Vampir alana sadece bir kez gitmiştir 9 – Vampir hiç o alanda olmamasına rağmen detaylı bir tarife sahiptir 10 – Vampir alanı sadece televizyonda ya da fotoğrafta görmüştür. )   *Güven Yaratma: Kandaki keramet bağlandığı zihni güçsüz düşürebilir. Bu sayede vampir yarattığı görüntünün gerçek olduğuna kişiyi rahatça inandırabilir. Ancak aşırı derecede gerçek üstü görüntüler yine de etkilenen kişinin görüntüyü sorgulamasına neden olabilir. (Mekaniği: Oyuncu bir Manipülasyon + Yalanı Anlama atışı yapar. Başarılı atış sayısı kaç kişinin etkilendiğini belirtir. 1 Başarı: 5 kişi 2 Başarı: 10 kişi 3 Başarı: 25 kişi 4 Başarı: 50 kişi 5 Başarı: Görüntüyü gören herkesi )   8. Seviye *Gerçeği Görme: Artık kan yalanı anlama yetisi verir sahibine. Başkalarının kullandığı belli bir seviyenin altındaki Şaşırtma(Obfuscate) ya da İlizyon kerametleri onlar için etkisizdir. *Duygu Karmaşası: Kan bu üçkağıtçılara başkalarının duygularını ve hissettiklerini birbirleriyle karıştırabilir ve onların üstünde hakimiyet kullanabilir. (Mekaniği: Vampir bir İrade puanı harcadıktan sonra Manipülasyon + Korkutma atışı yapar. Zorluk seviyesi kurbanın İrade puanı kadardır. Eğer kalabalık bir gruba karşı kullanılıyorsa atışın zorluk seviyesi 7 olarak belirlenir ve her başarılı atış ravnosun etkilemeye çalıştığı kalabalıktakilerin Algı seviyesini bir kademe aşağıya çeker. Algı seviyesi sıfıra inen kurban tamamen savunmasız kalmıştır. Bu etki kalabalıkta kullanıldığında sabaha kadar sürer. Tek kişide kullanıldığında sürekliliği kazanılan başarılı atış sayısına eşittir. 1 Başarı: 1 hafta 2 Başarı: 1 ay 3 Başarı: 6 ay 4 Başarı: 1 yıl 5 Başarı: Kalıcı etki sağlar)   9. Seviye *Algıları Yok Etme: Bu seviyeye ulaştığında kanın kudreti karşısındakinin tüm duyularını kör eder. (Mekaniği: Vampir Manipülasyon + Korkutma atışı yapar ve bu atışın zorluğu kurbanın İrade seviyesine eşittir. Elde edilen başarı sayısı durumun süresini belirler. 1 Başarı: 1 tur 2 Başarı: 1 saat 3 Başarı: 1 gün 4 Başarı: 1 ay 5 Başarı: 1 yıl ) *Varlık: Kan artık olanı olmaz kılmayı, var olanı değiştirmeyi başarabilir. Neyse ki bu kerameti kullanacak kadar güçlü birileri artık dünyada yürümüyor. (Mekaniği: Bu yeteneğin kullanımı için vampir 10 kan puanı ve kalıcı bir şekilde bir İrade puanı harcamak zorundadır. Ardından bir Manipülasyon + Yalanı Anlama atışı yapılır. Bir cismi etkilemek için zorluk seviyesi 6 iken, bir karakteri etkilemek için o karakterin İrade puanı zorluk seviyesi olarak kabul edilir. Ravnos’a bir mil uzaklık içindeki her şey bu kerametten etkilenebilir. Keramet sahnenin sonunda sona erer. Başarı sayısı ise değişimin ne kadar başarılı olduğunu belirler. 1 Başarı: Bir nesneyi işe yaramaz kılar. (Silah ateş etmez gibi sonuçlar) 2 Başarı: Bir nesneyi, başka bir nesneye çevirir. 3 Başarı:.Nesnelerin varlık özelliğini tersine çevirebilir 4 Başarı: Nesneler üzerinde kesin değişikliklere izin verir 5 Başarı: Nesnelerin mantığa aykırı hareket etmesini sağlayabilir 6+ Başarı: Bir varlığı gerçeklikten silebilir. )   10. Seviye *Gerçeklik: Bu seviyeye ulaştığında kan alternatif bir gerçeklik yaratacak kadar kudret kazanmış olur. Vampir de istediği kişiyi bu gerçekliğe hapsedebilir. Ve orada onu hiçbir şey bulamaz. (Mekaniği: Vampir bu kerameti kullanabilmek için bir Pratik Zeka(Wits) + Korkutma(İntimidation) atışı yapar. Zorluk seviyesi kurbanın İrade seviyesinin iki fazlası olarak belirlenir. Kurban bu gerçeklikten kurtulmak için yapılmış başarılı atış kadar İrade puanı harcamak zorundadır. ) Konuşurlarken dönmüş olmaları gereken bir dönemeci kaçırmış olduklarını gören Serhat “Usta fazla gitmişiz“ dedi. “Hayır evlat.” diye cevapladı Vehbi. “Sığınağımızı değiştiriyoruz.” “Neden usta?” “Bugün Salih’in de çekilmesinden sonra oyun tahtasında kimler kaldı farkında mısın Serhat?” “Beyimiz.” “Ve?” “Sen usta.” “Birinin daha çekilmesi gerekiyor Serhat ve o ben olmayacağım”   Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler – Quietus

  Sessizlik ( Quietus ) Derme çatma araba kaba taşlı yolda sarsılarak ilerliyordu. Arabayı çeken atların nefesi buz gibi soğuk havada küçük bulutlar oluşturuyordu. Arabanın çevresi kızgın bir kalabalıkla çevriliydi. Bu kalabalığı kontrol altında tutmaya çalışan askerler arabanın çevresine dağılmışlardı. Ancak bu kalabalığı arabadan uzak tutan askerlerin varlığı değil, arabanın içindeki adamın kalabalık üzerindeki korkutucu etkisiydi. Tutuklunun elleri ve ayakları parmaklıklara zincirlenmişti. Ayrıca birkaç tane okçu, oklarını tutuklunun üstüne doğrultmuştu. Ancak yine de bu önlemler halkın korkusunu engellemiyordu. Adamın görünüşü gerçekten de göz korkutucuydu. Yaşı geçmiş değildi. Hatta genç bile sayılabilirdi. Belki daha otuzlarında bile değildi. Siyah saçlarında tek bir beyaz tel bile yoktu. Uzun burnu siyah kirli sakallarının örttüğü yüzünün ortasından fırlamış gibi duruyordu. Küçük gözlerinin karalığının ortasında kızıl parıltılar dolaşıyordu. Mahkum orta boyluydu. Çok iri bir vücudu olmamasına rağmen, oldukça kuvvetli olduğu belliydi. Esmer teninin altında yağdan çok kas vardı. Yakalanmamak için verdiği mücadelede her yeri yara bere içinde kalmıştı Onu gören herkes, onun aslında gecenin pelerininin altında yürümek için doğduğunu anlardı. Kafasını çevirdiği yöndeki herkesin korkuyla bir adım geri çekilmesi onu oldukça eğlendiriyordu. Soğuk geceye rağmen bakışlarından korkan insanların terlediğini kokularından anlayabiliyordu. Ölüme giderken dahi insanların kendisine duyduğu saygıyı hissetmek onu mutlu ediyordu. Tüm hayatı boyunca bu saygıyı kazanabilmek için uğraşmıştı çünkü… Araba şehrin kapısına ulaşmıştı. Şehirde de tutukluyu görmek isteyen büyük bir kalabalık toplanmıştı. Birbirlerinde destek alan halk tutukluya hakaret etmeye başladı. Oluşturmak için bütün hayatını harcadığı saygının yok olmaya başladığını gören mahkum kızmıştı. Arabanın içinde ayağa kalktı. Mahkumun hareketlendiğini gören asker arabayı durdurdu. Okçular yaylarını germişlerdi. Az önce bağırmakta olan halk yeniden suskunluğa bürünmüştü. Yalnızca az önce hakaret edenleri azarlayan birkaç ses duyuldu. Tutuklu gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirdi. Sonra yavaşça gülümsedi ve tekrar yerine oturdu. Araba sonunda mahkumun o geceyi geçireceği barakaya geldi. Askerler arabanın kapısının önünde bir koridor oluşturdular. Mızraklı askerlerden ikisi mızrakları mahkuma doğrultulmuş bir şekilde kapıyı açtılar. Mahkum gülümseyerek arabadan indi. Ölümden hiçbir zaman korkmamıştı. Ertesi sabaha idam edilecek olmasına rağmen içinde bir korku yoktu. Koridoru oluşturan askerlerden birinin kendisine çarpan birine bağırdığını duydu. Hücreye kapatıldıktan sonra pis sırıtışlı askerlerden biri parmaklıklara yaklaştı. “Demek ünlü Hassan sensin…” “Ne istediğine bağlı. Eğer birilerini öldürtmekse bil ki fiyatım yüksektir.” “Hah hala eğlenebilirken eğlen bakalım. Ne de olsa bu senin son gecen.” Diyen asker gülerek arkadaşlarının yanına döndü. Hassan dönüp yere oturdu. Asker haklıydı. Bu gerçekten de onun son gecesiydi. Kafasını kaldırıp askerlere baktı. Dört muhafızı oturmuş zar oyunu oynuyorlardı. Hassan bir şeylerin yerinde gitmediğini hissetti. Zarları atmaya hazırlanan asker bir anda boğulur gibi sesler çıkarmaya başladı. Hassan, onun içeri girerken bağırmış olan asker olduğunu fark etti. Diğer muhafızlar ayaklanıp arkadaşlarına ne olduğunu anlamaya çalışırlarken bir anda her yer sessizleşti. Hassan muhafızların ağızlarının hareket ettiğini görebiliyor ama hiç bir ses duymuyordu. İçeriye bir karaltının girdiğini gördü. Askerler kılıçlarını çekip bu siyahlar içindeki adama saldırdılar. Adamın hançerleri kendisine savrulan kılıçların arasından rahatça geçip hedefine ulaşıyordu. Hassan’ın görebildiği kadarıyla en ufak bir çizik bile ölümcüldü ama daha önce böyle etkilisini görmemişti hiç. Birkaç saniye içinde diğer üç asker de yerde ölü yatıyordu. Karalar giymiş adam kendine doğru yaklaştı. Sadece gözleri görünüyordu. O anda içeriye ıslık çalan bir başka asker girdi. Bu sayede Hassan tekrar duyabildiğini fark etti. Askerin geldiğini duyan adam yüzünü sardığı bezin ağız bölümünü araladı. İçerinin halini gören asker kılıcını çekti. Gizemli adamsa sakince askerin suratına tükürdü. Hassan’ın içinde oluşan gülme isteği, askerin kaskatı kesilip yere yığılmasıyla yerini şaşkınlığa bıraktı. Askerle işinin bittiğini anlayınca gizemli adam Hassan’a dönüp yavaşça başına sardığı siyah kumaşı açmaya başladı. Örtüyü yüzünden sıyırdığında Hassan’ın karşısında bir kadın duruyordu. Kadın hücrenin kapısını açıp Hassan’ın yanına yaklaştı. “On yılda, iki yüz yetmiş üç kişi. Sen Hassan, klanımız için değerli bir hediye olacaksın.” Hassan’ın en son gördüğü kadının boynuna uzandığıydı…            Uyandığında tanımadığı bir odadaydı. Üzerindeki paçavralar çıkartılmış ve yerlerine kaliteli kumaştan bir pantolonla gömlek giydirilmişti. Karşısında kurtarıcısı oturuyordu. Ama onu ancak alnındaki “elif” işaretinden tanıyabilmişti. Siyah saçlarını esmer omuzlarına dökmüş, kırmızı ipekten hayal gücünü çalışmaya zorlayan bir elbise giymiş, düzgün bacaklarını bacak bacak üstüne atmış, sürmeli gözleriyle Hassan’ı izliyordu. “Hoş geldin.” dedi Hassan’a. Yanındaki sürahiye uzanıpbir kadeh doldurdu ve ona uzattı. “Aç olmalısın.” İlk başta kabul etmemeyi düşünmesine rağmen, zaten istediği anda onu öldürebilecek bir konumda olan bu kadının böyle saçmalıklarla uğraşmayacağını fark edip bardağa uzandı. İçeceğin kokusu ona gerçekten de aç olduğunu hissettirdi. Kadehi dudaklarına götürdü ve o ana kadar tattığı her şeyden daha lezzetli olan sıvıyı boğazından aşağı yuvarladı. İlk defa insanın sadece ağzıyla tat almadığını fark etti. İçtiği enfes sıvının vücudunda nasıl dolaştığını, damarlarında nasıl aktığını hissedebiliyordu. İçtikçe kendisine güç veriyordu sanki. Ancak kadehi bitirince içtiğinin ne olduğunu anlayabildi. Tuzlu tadı ve almaya alıştığı kokusuyla kandı bu… Geceleri yaşayan bir insan olan Hassan, bu kan içen iblislerden ve onların yarattığı dehşetten haberdardı. Kendisinin ne hale geldiğini fark ettiğinde dehşetle gözleri büyüdü. “Sakin ol. Bizlerden biri olmanın sana sağlayacağı yararları düşün.” “Neymiş onlar?” “Anlatayım ama önce bir kadeh daha?” Kendini lanetlenmiş hisseden Hassan yavaşça başını hayır anlamında salladı. “Peki öyleyse. Bizler Assamiteleriz. Bizler Alamut’un çocuklarıyız. Bizler ölümün diğer adıyız. Bizi güneşten mahrum bırakanlar aynı zamanda bize bazı kerametler de bahşettiler. Öncelikle biz assamitelere bahşedilmiş en önemli keramet olan Sessizlik(Quietus) kerametini anlatayım… Sessiz ölümün kerameti Sessizlik, öncelikli olarak bizim tarafımızca kullanılır. Düşmanlarımızı yok etmek için kullandığımız bu güç temelde damarda dolaşan kanın kontrolü üzerine kurulmuştur. Sessizlik aslında her zaman çabuk ölüm için kullanılmaz, bazen de kanır bırakmamak için uzaktan kullanılan ama uzun sürede gelen bir ölüm de olabilir. Her keramet gibi bunun da zamanla geçtikçe ulaşılabilecek ve deneyerek ustalaşacağın bazı seviyeleri vardır…   1.     Seviye: Ölümün Sessizliği Bazılarımız bugüne kadar hiçbir kurbanının ölüm çığlığını duymadığını iddia ederler. Gerçi ben her zaman son çığlıklarındaki acınası tınıyı duymayı sevmişimdir ama… Neyse, bu yetenek sayesinde merkezi kendin olduğun bir sessizlik alanı yaratabilirsin. Bu alanın içinde oluşan hiçbir ses duyulamaz ancak dışarıdan gelen seslerin içeridekiler tarafından duyulma ihtimali vardır. Sessizlik(Quietus) kerametinde ilerlediğinde sadece kendi etrafını değil başka objeleri de sessizleştirebileceğini göreceksin… (Mekaniği: Bu yeteneği kullanabilmek için 1 kan puanı harcanmalıdır. Vampiri çevreleyen ve çapı 20 ayak olan daire sessizliğini 1 saat koruyacaktır.)   2.Seviye: Akrebin Teması Bizler kanlarımızın kimyasını değiştirerek çok kuvvetli birer zehir haline getirebiliriz. Ve bu zehirle düşmanın dayanıklılığını azaltırız. Bu yeteneğimizi anlatırken diğer vampirlerin sesleri korkuyla titrer. Ha bunu nasıl kullanırım diye sorarsan eğer, en yaygını silahına sürmektir. Ha bu arada zehirini ancak yakın dövüş silahlarında kullanabilirsin. Ok gibi menzilli silahlara sürdüğün kanın havadayken yok oluyor ve işe yaramıyor. Deneyimlerime göre konuşuyorum. Ancak ben hayranı olduğum kobralar gibi avımın suratına tükürmeyi tercih ederim ki bu da bir yöntemdir. Unutmadan. Kendi kanına karşı bağışıklığın var ancak benim kanım yine de seni öldürecektir… (Mekaniği: Vampir kanının zehirli kılmak için en azından bir kan puanı harcamak ve zorluk seviyesi 6 olan bir İrade(Willpower) atışı yapmak zorundadır. Eğer bu atış başarılı olursa ve vampir düşmanına vurabilmişse(zarar vermiş olması gerekmez) kurban, vampir kanını zehire dönüştürmek için kaç kan puanı harcamışsa o kadar Dayanıklılık(Stamina) puanı kaybeder. Kurban buna karşı koyabilmek için zorluk seviyesi 6 olan bir Dayanıklılık(Stamina) + Metanet(Fortitude) atışı yapar. Başarı sayısı, assamitenin zehirlemek için yapmış olduğu atıştaki başarı sayısından çıkarılır. Kalan başarı sayısı kaybedilen Dayanıklılık(Stamina) puanlarının ne kadar süre içinde geri kazanılacağı hesaplanır. 1 Başarı: Bir tur 2 Başarı: Bir saat 3 Başarı: Bir gün 4 Başarı: Bir ay 5 Başarı: Daimi olarak (ama tecrübe harcayarak yeniden kazanılabilir) Eğer bir ölümlünün Dayanıklılık seviyesi sıfıra düşerse, çok ağır hastalanır ve bağışıklık sistemi tamamen etkisiz hale gelir ve bu durumu bir şekilde Dayanıklılık kazanana kadar sürer. Eğer bir vampirin Dayanıklılık seviyesi sıfıra inerse vampir bir şey yapamaz hale gelir. Eğer bu kaybetme daimi ise ancak mistik yöntemlerle bu durumdan kurtulabilir.)   3. Seviye: Dagon’un Çağrısı En kullanışlı yeteneğimiz budur aslında. Bunun sayesinde düşmanımızı kendi kanıyla boğabiliriz. Konsantre olduğumuzda onun damarlarını patlatıp, akciğerlerini kendi kanıyla doldururuz. Üstelik bu nefes almayan soydaşlarımız üzerinde dahi kullanabileceğimiz bir yetenektir. Geride hiçbir kanıt bırakmadığı için en çok tercih edeceğin yeteneklerinden biri olacaktır. Ayrıca bu seviyeye ulaştığında düşmanını sadece dokunarak çok daha güçsüz kılabilirsin. (Mekaniği: Assamite hedefine mutlaka dokunmak zorundadır. Dokunduktan sonraki bir saat içinde assamite düşmanı onu göremese dahi bu yeteneğini kullanabilir. Bu gücün kullanımı bir İrade(Willpower)’ ye mal olur. Assamite düşmanının Dayanıklılık(Stamina)’ sına karşılık bir Dayanıklılık(Stamina) atışı yapar. Bu atışın zorluk seviyesi Karşıdaki oyuncunun daimi İrade(Willpower) seviyesine bağlıdır. Assamitenin yaptığı başarılı atış sayısı, verdiği hasara eşittir. Sonraki tur harcanan yeni bir İrade(Willpower) ile vampir Dagon’un Çağrısı’nı atışları tekrarlamak koşuluyla kullanabilir. Bu şekilde verilen zararlar Öldürücü(Lethal) olarak hesaplanır. Assamite İrade(Willpower) harcamaya devam ettiği sürece bu yeteneği kullanmaya devam edebilir. Güçsüz düşürmek için ise vampir 3 kan puanı harcamalıdır. Sonra zorluk seviyesi hedefin İrade(Willpower) derecesine eşit olan bir İrade(Willpower) atışı yapar. Başarı sayısı özelliğin ne kadar süreceğini belirler ve süre Akrebin Teması yeteneğindeki tabloya göre belirlenir. Bu yetenek sayesinde hedefin tüm Fiziksel Nitelikleri (Physical Attributes) 1 kademe azalacaktır. Şayet hedefin bu niteliklerinden bir tanesi sıfıra düşerse, tekrar en azından bir kademe artana kadar hedef hareket edemeyecektir.)   4. Seviye: Baal’ın Koruması Bu keramet sayesinde kanımızı yaşayanların ya da ölülerin etlerini yakan oldukça etkili bir zehire dönüştürebiliriz. Suriyeli birliklere öncülük eden yoldaşlarımız her zaman bıçaklarını kanlarıyla yağlardı. Sadece bıçaklarını da değil aslında. Hançerlerden kılıçlara hatta çıkardıkları pençelerine –nasıl olduğunu sonra anlatırım- dahi kanlarını süren yoldaşlarımız var. (Mekaniği: Bu yetenek vampirin kullandığı silahın gücünü etkilemez ama verilen zararı Ağırlaştırılmış(Aggravated) hale getirir. Ancak bu yeteneği kullanmak için her saldırı başına bir kan puanı harcamak gerekir. Assamitenin kanını sürdüğü silahıyla düşmanına yaptığı hamle boşa gitse dahi o kan harcanmış olarak sayılacaktır. O yüzden bir çok assamite silahına gerekenden azla kan sürerek savaşa başlar.)   5. Seviye: Ölümün Tadı Bu seviyede kanını o kadar zararlı kılarsın ki kurbanını tükürerek bir balçık yığınına çevirebilirsin. Tükürdüğün kan eti yakar, kemiği eritir. Bıraktığın yaralar o kadar korkunçtur ki, dehşetinden haberdar vampirleri bile korkutur. Aptal ölümlülerden bahsetmiyorum bile… (Mekaniği: Vampir sahip olduğu her Güç(Strength) ve Kudret(Potence) derecesi için 10 adım daha uzun bir menzilden düşmanına tükürebilir. Düşmanı vurabilmesi için zorluk derecesi 6 olan bir Dayanıklılık(Stamina) + Atletiklik(Athletics) atışı yapılır. Başarılı olunduğu takdirde, harcanan her bir kan puanı için iki zar kullanılarak hasar verme atışı yapılır. Yapılan hasar Ağırlaştırılmış(Aggravated) hasar olacaktır. Kuşaklara uygulanan tur başına belli bir miktar kan harcayabilme sınırlaması bu keramet için geçerli değildir. )   6. Seviye Buradan sonraki seviyelere ulaşmak çok zordur, hatta imkansız sayılabilir. Ama yine de gün gelir bilmen hayatını kurtarır. O yüzden yine de anlatayım… *Kan Duyarlılığı: Kanına istediğin duyguları yükleyebilirsin ve onu içen kişi o duyguları hissetmeye başlar. Ne içtiğine dikkat etmelisin… (Mekaniği: Zorluk derecesi 8 olan bir İrade(Willpower) atışı yapılır. Kaç Kan puanı kadar kan değiştiyse en az onun kadar başarılı atış gerekmektedir. Kurbanın etki altında kalma süresi değiştirilmiş kan puanı miktarına bağlıdır. Her kan puanı için bir gün etki altında kalacaktır.) *Kan Akıtmak: Yine konsantrasyona dayalı bu yeteneğinle düşmanının terlerken kan akıtmasını sağlayabilirsin. Görünümü korkunçtur söyleyeyim. Ama öldürücü olduğu tartışılmaz… (Mekaniği: Zorluk seviyesi kurbanın Dayanıklılık(Stamina) seviyesinden 3 fazla olan bir İrade(Willpower) atışı yapılır. Başarılı zar sayısı kurbanın kaç kan puanı kaybedeceğini belirler. Kurban her tur iki kan puanı kaybeder. Ölümlüler vücutlarında iki kan puanı kadar kan kaldığında, kan kaybından ölürler. Vampirler ise bir süre sonra Çılgınlık(Frenzy) haline geçerler.) *Sessizlik: Sana daha önce de söylemiştim, eğer yeterince ilerlersen sessizleştirdiğin alanı kendi etrafınla sınırlamak zorunda kalmazsın diye. Bu seviyeye ulaştığında çevrende istediğin bir objeyi sessizleştirebilirsin. Örneğin bir oda dolusu adam içinde hançerleyeceğin adamın sessiz kalmasını istiyorsan sadece o adamı susturmak tüm odayı sessizleştirmekten daha kullanışlı olacaktır. (Mekaniği: Vampir iki kan puanı harcadıktan sonra zorluk seviyesi 7 olan bir Dayanıklılık(Stamina) + Gizlilik(Stealth) atışı yapılır. Vampir elde edilen başarı sayısı kadar objeyi susturabilir. Ancak objelerin vampire 20 ayaktan daha uzak olmaması gerekmektedir. Karakterin kendisinden büyük objeler iki obje yerine geçer. Araba büyüklüğündeki araçlar üç obje yerine geçerken, küçük uçaklar 5 obje yerine geçecektir. Sessizleşmiş kişi ya da objeden direk bir ses çıkmayacaktır ancak dolaylı yoldan ses çıkarabilirler. Örneğin sessizleştirdiğiniz bir kurban ne kadar çığlık atarsa atsın duyulmaz ama cam kırarsa o camın sesi dışarıdan duyulur. ) *Etkinin Kaldırılması: Herkes bizim kadar cesur değildir. Bazıları perdenin arkasına gizlenir ve zihinleri ele geçirir. Eğer birinin zihnine kan kullanmadan girilmişse onun kendine gelmesine yardımcı olabilirsin. Ama dikkat et. Bu hem seni bir süre savunmasız bırakacaktır hem de seni güçsüz düşürecektir. (Mekaniği: Vampir kurtaracağı kişinin İrade(Willpower) seviyesi kadar kan harcamak zorundadır. En az beş dakikalık bir konsantrasyon gerekir. Ardından hangi kerametin altındaysa onun seviyesinin dört fazlası kadar zorluk seviyesi olan- örneğin 4. Seviye Hükmetme(Dominate) altısında kalmış birini kurtarmak için zorluk seviyesi 8 olacaktır- İrade(Willpower) atışı yapılır. )   7. Seviye *Baal’ın Kanlı Pençeleri: Bu seviyeye geldiğinde kanını değiştirdiğin zehrin gücü çok daha artacaktır. Saldırdığın düşmanlarının ne kadar çabuk öldüğünü görsen şaşırırsın… (Mekaniği: Vampir en az bir kan puanı harcamak zorundadır. Ardından zorluk derecesi 7 olan bir İrade(Willpower) atışı yapılır. Silahın hasar derecesi atıştaki başarılı zar sayısı ve harcanan kan miktarı kadar artar. Ayrıca verilen hasar Ağırlaştırılmış(Aggravated) hasar olacaktır. Üstelik bu özellik silah kırılana kadar devam edecektir Ancak bu keramet silahın kırılganlığını artıracaktır ) *Koruyucu Zehir: Ölümlüler hayatımızda sandığından daha büyük yer tutar. Senin için değerli olan bir ölümlü düşmanlarının hedefi olacaktır. Onu korumak isteyeceksindir. Bu yeteneğin sayesinde bir ölümlünün kanını zehirli hale getirebilirsin. Kan bir çeşit aside dönüşecektir. Ayrıca bu birilerini öldürmek için de kullanılabilir ve emin ol öldürücü bir etkisi vardır. (Mekaniği: Vampir kanını değiştirmek istediği ölümlüye mutlaka dokunmak zorundadır. Üç kan puanı harcadıktan sonra kanının ölümlüye temas etmesini sağlamak zorundadır. Ardından Dayanıklılık(Stamina) + Gizli Bilgiler(Occult) atışı yapar. Zorluk seviyesi 7 olarak kabul edilir. Başarı sayısı kurbanın kanının kaç ay boyunca zehirli kalacağını gösterir. Etkilenmiş ölümlünün kokusu değişecek ve kötü hale gelecektir. O yüzden sosyal iletişim için yaptığı atışlarda zorlu seviyesi bir artacaktır. Ancak zehir ve asit bazlı zararlara karşı Dayanıklılık(Stamina) seviyesi de iki puan artacaktır.  ) *Lich: Bu seviyeye geldiğinde kurbanına sadece dokunarak onun kanını içebilirsin. Bu sayede hiç iz bırakmadan ve fark ettirmeden açlığını giderebilirsin. (Mekaniği: Vampir bir İrade(Willpower) puanı harcayarak kurbanına sadece dokunarak onun kanını içebilir. Her turda içebileceği kan miktarı vampirin Dayanıklılık(Stamina) seviyesine eşittir.)   8. Seviye *Kan Laneti: Yaşlılarımızın bana anlattığına göre bu seviyede düşmanın olan vampire dokunarak onun kanının bir kısmını kullanılamaz hale getirebilirmişsin. Bu durumdaki vampir kirlettiğin kanını Ağır(Aggravated) hasarları iyileştirmek için kullanamazmış. Üstelik kendini iyileştirebilmek için normalin iki katı kan harcaması gerekirmiş. Kirli kanı yakarak kerametlerini kullanamaz ya da kendini daha hızlı ya da kuvvetli hale getiremezmiş.. Kesinlikle ürkütücü değil mi? (Mekaniği:Vampir Zorluk seviyesi hedefin Dayanıklılık(Stamina)’ın 3 fazlası olan bir Karizma(Charisma) + Manipülasyon(Manipulation)  atışı yapar. Başarı sayısına göre hedefin kaç tur etki altında kalacağı belirlenir. ) *Kirli Kan: Bunu kullanmak için yine kanının kurbanına dokunman gerekirmiş. Bu keramet sayesinde kurbanının kanının damarları içinde pıhtılaşmaya başlaması sağlarmışsın. Bu kirli kan tamamen kullanılamaz hale gelirmiş ve ondan kurtulmanın tek yolu onu akıtmakmış. (Mekaniği: Bu kerameti kullanmak için vampir Manipülasyon(Mainipulation) + Şifacılık(Medicine) atışı yapar. Zorluk derecesi maksimum 10 olmak üzere, kurbanın o andaki kan miktarına bağlıdır. )   9. Seviye *Aşındırma: Bu efsanevi yetenek sayesinde düşmanını tamamen etkisiz hale getirebilirsin. Tek yapmam gereken –artık duymaya alışmış olmalısın- kanının kurbanına temas etmesine izin vermek. (Mekaniği: Vampir beş kan puanı harcadıktan sonra kurbanla karşılıklı İrade(Willpower) atışı yaparlar. Atışların zorluk seviyesi 8 kabul edilir. Vampirin kerametini kullanabilmesi için bu atışlarda kurbandan fazla başarı sağlamalıdır. Fazladan sahip olduğu her başarılı zar kerametin etkisini bir gün artıracaktır. Ve tüm bu günler boyunca kurbanın Güç(Strength), Çeviklik(Dexterity) ve Dayanıklılık(Stamina) değerleri sıfıra düşecektir.  ) *Ataların Günahları: Bu kerametin etkilerini tam olarak bilemesem de araştırmalarıma göre bir vampirin üzerinde kullandığın bir Sessizlik(Quietus) kerameti, fazlasıyla kan harcamayı göze alırsan ve ortamda aynı kandan geldiği vampirler de varsa, onlar üzerinde de etkili olacaktır. Çok etkili bir keramet ama bir kez kullandığında ikinci bir şansının olmayacağını bilmen lazım… (Mekaniği: Başarıyla kullanmış olduğu bir Sessizlik(Quietus) kerametinin ardından vampir on kan puanı ve daimi olarak bir İrade(Willpower) puanı harcadıktan sonra Dayanıklılık(Stamina) + Gizli İlimler(Occult) atışı yapar. Zorluk seviyesi kerametin ilk kullanıldığı vampirin neslinin dört fazlasına eşittir. Ancak maksimum on olabilir. Eğer başarı sağlanırsa diğer vampirlerde etkilenecektir. Vampir kendi Pratik Zeka(Wits) seviyesinin iki katı kadar düşmanını etkileyebilir. Ancak etkileyebilmesi için o vampirin kanını tatmış olmalı ya da en azından yüzünü görmüş olmalıdır.)   10. Seviye *Saf Kan: Bu efsanevi özelliği nasıl kullandığımızı bilen birilerine rastlamadım. Yalnızca birkaç yerde okumuşluğum var. Dediklerine göre bu kerameti kullanarak vampir kendi kanını değiştirir ve eğer onun kanını içen birileri olursa -küçük bir yudum bile- onunla kendisi arasında bir Kan Bağı oluşturur ve eğer ısırılan vampirin nesli kendisinden düşükse ve başika bir vampirle Kan Bağı varsa, onu unutacaktır… Kadının sustuğunu gören Hassan gözlerini kapattı. Tekrar düşündüğünde kaybettiği pek bir şey olmamasına rağmen kazançlı olduğunu fark etti. Gözlerini açıp hafifçe gülümseyerek kadehini kadına uzattı…   Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler – Animalism

  Hayvanizm ( Animalism ) Bu geceki görevi çok önemliydi. Efendisi bu gece bu eski fabrikada çok önemli şeylerin konuşulacağını söylemişti. Celal Bey’in adamları misafirleri karşılamak için kapıda bekliyorlardı. Onların beklediği yerin yirmi metre kadar ilerisinde iki araba durdu. Farlarını söndürdükten sonra kapıları açıldı. Loş sokak lambasının ışığı Salih Bey ve adamlarını aydınlattı. Adamlarından biri Salih Beyin omuzlarına bir palto attı. Misafirlerinin geldiğini gören Celal Bey’in adamlarından biri öne çıktı.“Hoş geldiniz. Buyurun lütfen.” diyerek misafirlerini içeri buyur etti. Salih Bey karşılayan adamın yüzüne bile bakmadan içeri doğru yürümeye başladı. Efendisinin dinlemesini istediği konuşmanın içeride geçeceğini fark edince, içeri giren grubu sessizce takip etmeye başladı. Girdikleri binanın sıvaları büyük parçalar halinde dökülmüş olan duvarlarını süsleyen pencerelerde tek bir sağlam cam bile kalmamıştı. İçeri girdiğinde ilk gördüğü Celal Bey’in iri bedeniydi. Klanının ikinci adamı olan Celal Bey, uzun boyu ve yapılı vücuduyla içerideki en dikkat çekici kişiydi. İri adımlarla öne çıkıp elini uzatarak Salih Bey’e “Hoş geldiniz” dedi. “Yeter artık Celal. Bey’in nerede?” “Salih Bey seni ben çağırdım buraya, Bey’im Murat değil. Gelin de dertleşelim biraz” “Önemli olsa iyi olur Celal!” “Öyle Salih Bey, öyle. Buyurun yukarı çıkalım.” Yukarıya çıkmakta olan Salih Bey ve Celal Bey’i gölgelere sığınarak takip etmeye başladı. Üst katta küçük bir oda iki bey için hazırlanmıştı. Geniş ve rahat iki koltuk karşılıklı olarak yerleştirilmişti. Celal, Salih Bey’i koltuklardan birine buyur ettikten sonra, iri bedenini karşısındaki koltuğa yerleştirdi. Üzerindeki yakasız, siyah kadifeden gömleğini düzelttikten sonra; kuşağındaki işlemeli hançerini kendisini rahatsız etmeyecek şekilde yeniden yerleştirdi. “Salih Bey aramızdaki husumetleri en azından bu gece için unutmayı öneriyorum.” “Celal… Celal… Bey’in Murat’ın adına çağırdın beni geldin. Hasmım da olsa Bey’ine olan saygım olmasa, husumetleri göz ardı etmemiş olsam; buraya silahım belimde değil elimde gelir, kelleni çantama koyup dönerdim! Şimdi bana açık konuş Celal. Nedir derdin?” “Yardımını istiyorum Salih Bey” “Hasmınızdan medet mi umuyorsunuz artık Celal? Bu kadar mı düştü artık Murat Bey?” “Buraya, Bey’im adına gelmedim. Kişisel bir anlaşma istiyorum.” “Konuş bakalım Celal” “Kaya Bey’in hayatı tehlikede.” “Sizin dostunuz, benim düşmanım olan bir Bey’in canının derdi neden bana düşsün Celal?” “Hele bir dinle Salih Bey. Kaya Bey’in veliahtı Arif, onu öldürüp yerine geçmek istiyor. Yarın gece Kaya Bey’i bizimle buluşacağını söyleyerek buraya getirip öldürecek. Ama Kaya Bey’de benim için oldukça önemli bilgiler var Arif’in haberi olmayan. “Peki benden ne istiyorsun?”     “Kaya Bey’in sağ çıkabilmesini.” “Peki neden benden medet umuyorsun da kendi adamlarınla halletmiyorsun bu işi?” “Ben de ona geliyordum. Artık Bey’imin zamanı geçti. Değişen dünyaya uyum sağlayamıyor.” “Yani yarın gerçekten Bey’in burada olacak.” “Onu da ben ayarladım.” “Bakalım anlamış mıyım? Yarın buraya geliyorum ve sana bir beylik veriyorum. Üstüne Gören Göz’e ulaştırabilecek tek kişinin dostluğunu veriyorum. Peki söylesene Celal, ben ne kazanıyorum?” “Beyim Murat’ın ve Arif’in kellelerini kazanıyorsun. Ayrıca benim dostluk sözümü alacaksın.” “Değersiz bir dostluk sözü mü ?” “Bir de kardeşini öldüren itin yerini…” “Peki ya Göz?” “Kaya Bey kurtulduktan sonra tartışabiliriz bunu.” “Pekala Celal. O itin yerini adamlarımdan birine söyle.” Diyen Salih Bey ayağa kalktı. “Unutma Celal, sözünden dönenin canı köpeklere can olur…” Sözünü söyleyen Salih başka bir şey söylemeden merdivenlere yöneldi. Salih’in bu zengin kalkışı konuşmanın ve dolayısıyla onun buradaki işinin bittiğini gösteriyordu. Sessizce bu virane halindeki yerden dışarı çıkıp efendisiyle buluşacağı yere koşmaya başladı. “Bu çöp dolu sokakta ne işimiz var? “Ufak bir dostumu bekliyorum”“Buluşmak için bula bula burayı mı buldunuz?” “Dostumuz kendini burada daha rahat hissediyor.” O sırada çöp torbalarının arasındaki ızgaraların içinden bir farenin yanlarına yaklaştığını gördü. “Demek döndün” diyerek çirkin elini fareye doğru uzattı. Fareyi eline alıp gözlerinin hizasına getirdi. “Vehbi?” diye sordu Mustafa arkadaşının halini görünce. Bir cevap alamayınca tekrar önüne döndü. Birkaç dakika sonra Vehbi “Aferim oğlum” diyerek fareyi yere bıraktı. Arkasını dönünce fareden sinirli sesler yükseldi. “Pardon pardon” diyerek cebinden çıkardığı büyükçe bir parça peyniri fareye verdi. “Hadi artık gidebiliriz” dedikten sonra montunun kapşonunu kafasına çekti. “Dostun buydu demek.” “Evet. Kendim gidemediğim yerlere bazı dostlarımı gönderirim.” “Ee? Ne oldu peki?” “Özetlemek gerekirse: Murat Bey, Celal’in kendi yerinde gözü olduğundan uzun süredir şüpheleniyordu. O yüzden Kaya Bey ve Arif’le anlaşarak Celal’e yem attı. O da bu yemi yuttu. Ama Salih’le anlaşacak kadar alçalacağını düşünmemişlerdi sanırım.” “Peki ne yapacağız?” “Sevgili dostum, oyun tahtasında Göz’ü bilen ne kadar az güç birimi kalırsa bizim için o kadar iyi. Yazıta sahip olduğu için Kaya Bey zaten dokunulmaz durumda. Kimse ona zarar vermeyi göze alamaz. Bizim de amacımız onu yanımıza çekmek olmalı. Bu durumda bizim Murat Bey ve Salih Bey’i oyun tahtasının dışına atmamız lazım ilk önce. “Öyleyse?” “Öncelikle Salih Bey’e ulaşıp bunun onu yok etmek için kurulmuş bir tuzak olduğunu söyleyeceğiz. Kaya ve Murat Bey yarın buraya büyük bir güç getirmeyeceğine göre oturup Salih’in onları yok etmesini izleyeceğiz. Tabi uygun bir anda Kaya Bey’i oradan çıkarıp dostluğunu kazanacağız. O yanımızda olduğu sürece Salih’i düşünmemize gerek kalmaz. Ama yine de Salih Bey için de bir şeyler düşüneceğim…” “Ahh. Çölümü özledim. Orada sonsuz kumun ortasında kimi öldüreceğin açıkça bellidir.” “Büyük şehir dostum.” “Siz nosferatular fazla karışıyorsunuz.” “Siz öldürürsünüz. Biz izleriz.” Dar sokaktan çıkmış yürürlerken bir parka ulaşmışlardı. “Gel biraz oturalım.” dedi Vehbi. Sonrada tenha bir bank bulup çöktü. Yanına oturan Mustafa’ya dönüp “Peki siz assamitelerden gözün peşinde kimler var?” “Doğrusu kimse yok. Bu sefer tek başımayım ve klanım için çalışmıyorum. Senin de Göz’ün peşinde olman da çok iyi bir tesadüf oldu gerçekten.”” “Gerçekten de öyle oldu dostum.” Vehbi arkasına yaslanıp gözlerini kapattı. Çok geçmeden tekrar doğrulup Mustafa’ya döndü. “Unutmadan senden bir ricam olacak. Serhat Keskin adında bir vampirin kurmuş olduğu avukatlık bürosu şu aralar bizi çok sıkıştırıyor. Onun ortadan kaldırılması gerekiyor. Merak etme karşılığını alacaksın.” “ Saçmalama biz ortak sayılırız. Burada ortak sayılırız. Zaten boş oturmak bana göre değil.” “Öyleyse üç gece sonra diyelim.” “Nasıl istersen. Ha bak ödemeyi nasıl yapacağını buldum. Şu hayvanlarla ilgili yeteneğiniz. Onu anlatabilirsin.” “Nasıl istersen. Biz ona Hayvanizm(Animalism) diyoruz. Biz Nosferatular dışında Gangreller ve Ravnoslar da bu keramete sahiptir. Bu keramet öyle yücedir ki hepimizin içindeki iblisi kontrol etme yetisi verir bizlere. Onun gizemini çözdüğümüzde bu gizemi hayvanların ruhlarını etkileyebilmek için kullanırız. Ancak doğa bize öğretmiştir ki bizlere bu keramet o ruhlara hükmedelim diye öğretilmemiştir. Bu keramet bizlere içimizdeki iblisi tanımamız için verilmiştir. Eğer doğaya karşı çıkarsak içimizdeki iblise yenik düşmemiz kolaylaşır. Kanımızın kokusu hayvanları etkiler. Ve bizler bu etkiyi onları arzumuza göre şekillendirmek için kullanırız. Biliyorsun tüm kerametlerimiz gibi Hayvanizm(Animalism) kerametinin de belirli seviyeleri vardır. Ve bizler ruhumuzu doğaya ne kadar yaklaştırırsak kanımızdaki kerametin seviyelerini de o kadar çabuk aşarız… 1. Seviye: Hayvanların Dili Bizim kullandığımız doğanın kendi dili olan “tek” dildir. Gözlerimizi hayvanın gözlerine diktiğimizde kanımız onun kanını coşturur. Söylediklerimiz kanımız üzerinden akıp gider ve hayvanın kanı sözlerimizi onun için anlamlı kılar. Zihinlerine ulaştığımızda onlar gibi düşünmeye başlarız. Küçük hayvanların zihinleri basittir isteklerimizi rahatça kabullendirebiliriz ancak büyük hayvanların ruhlarına ulaşmak daha zordur. (Mekaniği: Bu kerameti kullanmak için bir atış gerekmez. Ama vampir mutlaka hayvanla göz göze gelmelidir. Eğer bu göz kontağı bozulursa baştan kurulmak zorundadır. Eğer vampir hayvana bir emir verecekse Manipülasyon(Manipulation) + Hayvan Bilgisi(Animal Ken) atışı yapılır. Zorluk derecesi kurtlar, kediler ya da yarasala gibi vampirlere yakın hayvanlarda 6; fareler baykuşlar gibi hayvanlarda 7; yılan gibi hayvanlarda 8 olarak kabul edilir. Bu zorluk derecesi şayet vampir hayvanların kendi lehçesinde konuşursa bir azalır. Bu oyuncunun rol yapmasına göre oyun yöneticisi tarafından verilecek bir karardır. Başarılı atış sayısı hayvanın ne kadar etkilendiğini belirler. Örneğin tek başarıyla bir kuşun istediğiniz yere gitmesini sağlayabilirken, beş başarı bir kaplanın birkaç ay süreyle istediğiniz yeri korumasını sağlayacaktır.)   2. Seviye: Çağrı Kaderimiz bizi zora soktuğunda Kabil’in bize bahşettiği güç doğanın ruhlarını yardımımıza koşar. Kanımız çığlığımıza yansır ve çağırdığın hayvanlar yollarından dönüp yardımına koşarlar. Yalnız bu çığlığa doğa sadece tek bir cins hayvanı yardımımıza gönderir. Doğa kendine yakın olanı kayırır ve çağrısına onlarcasını gönderir gerektiğinde… (Mekaniği: Vampir Karizma(Charisma) + Hayatta Kalma(Survival) atışı yapar. Zorluk seviyesi altı olan bu atışta başarı sayısı cevap veren hayvanların sayısını gösterir. Civardaki hayvan sayısı oyun yöneticisinin insiyatifindedir. 1 Başarı: tek bir hayvan gelir 2 Başarı: civardaki hayvanları ¼ kadarı cevap verir 3 Başarı: Civardaki hayvanları yarısı yardıma koşar. 4 Başarı: Çevredeki hayvanların büyük kısmı yardıma gelecektir 5 Başarı: Civardaki tüm hayvanlar kanını kanın için harcamaya koşar.   3. Seviye: İblisi Uyandırmak Doğa bize öğretti ki her canlının içinde bir iblis vardır. Bizim içimizdeki iblis diğerlerinden daha kudretlidir ve biz onun dilini anlamamız sayesinde dokunduğumuz diğer ruhların içindeki iblisin iradesini ezebiliriz. Korkanı cesur kılar, avcıyı ava dönüştürürüz içlerindeki iblise ulaşarak. Bu güce herkes farklı isim vermiştir. Biz nosferatular buna Durgunluğun Şarkısı deriz ama temeli iblisi uyandırmaktan geçer. (Mekaniği: Eğer hedef korkutulmak isteniyorsa Manipülasyon(Manipulation) + Korkutma(İntimidation) atışı yapılır. Eğer hedef sakinleştirilmek isteniyorsa Manipülasyon(Manipulation) + Duyarlılık(Empathy) atışı yapılır. Zorluk seviyesi yedi olarak belirlenmiştir. Vampir hedefin İrade(Willpower) seviyesi kadar başarılı atış yapmalıdır. Etkilenmiş kişi her gün bir tane İrade(Willpower) atışı yapar ve başarı sayısı vampirin İrade sayısına eşit olduğunda etkiden kurtulur. )   4. Seviye: Canların Paylaşımı Hayvanların “canlar”ı bizden farklıdır. Onların varlığında ruhun yeri boştur ve biz doğanın ruhuna ne kadar yakınsak, hayvanların varlığındaki bu boşluğa kendi ruhlarımızı sığdırabiliriz. Doğanın sakinlerine gözlerimizi diktiğimizde Çözünen ruhumuz hayvanın varlığına akar. Hayvanın Can’ıyla bir olduğunda önemli olan iraden değildir. Doğaya yakınlığın bir olduğun Can’dan kontrolü ele almanı sağlar. Doğaya uzaksan eğer doğanın taşınması zor olan yükünü kendi omuzlarına almakta zorlanırsın ve yeni doğmuş bir bebek gibi av haline gelirsin. Varlığını paylaştığın Can seni kabullenmeye başladığında sadece onun vücudunu kullanmak kalmazsın, onun bacaklarıyla koşarken Kabil’in bahşettiklerini de kullanabilirsin. Ve en güzeli gözlerinin görmeyi unuttuğu göneşi onların gözlerinden izleyebilirsin. (Mekaniği: Vampir Manipülasyon(Manipulation) + Hayvan Bilgisi(Animal Ken) atışı yapar. Üçten az başarı sağlanırsa vampir, hayvanın doğasına aykırı bir davranışta bulunmak için bir İrade(Willpower) puanı harcamak zorundadır. Beşten az başarılı atışta vampirin istekleri hayvanın isteklerince gölgelenmiştir ve öncelik hayvanın isteklerindedir. Ayrıca kullanılabilecek kerametler de bu başarılara göre belirlenir 1 Başarı: Disiplin kullanılamaz 2 Başarı: Görü (Auspex) kullanılabilir 3 Başarı: Varlık(Presence) kullanılabilir 4 Başarı: Hüküm(Dominate) ve Delirtme(Dementation) kullanılabilir. 5 Başarı: İlizyonizm (Chimestry), Ölümbüyücülüğü (Necromancy) ve Keramet (Thaumaturgy) kullanılabilir Tekrar kendisine gelmek için vampir zorluk seviyesi sekiz olan bir Pratik Zeka(Wits) + Duyarlılık(Empathy) atışı yapılır. Başarısız bir atışta vampir kendi bedenine kavuşsa dahi hayvan gibi hareket etmeye devam eder. Vampir hayvanın bedenindeyken aldığı yaralar vampirin bedenini de etkiler. Eğer hayvan ölürse vampirin ruhu otomatikman bedenine döner ama vampir hareket edemez hale gelir.   5. Seviye: Hayvanı Çıkarmak Biz gece yürüyenlerin en büyük düşmanı içimizdeki iblistir. Bizi lanetleyenler gücümüzü dengelemek için içimizdeki iblisi böyle kudretli kılmıştır. Biz ne zaman kızsak, korksak ya da yıkıma başlasak irademizi ezip kontrolü ele geçirir ve çıldırmış bedenimiz yönetir. Bizler bu seviyeye geldiğimizde içimizdeki çılgınlığı yakınımızdaki birine akıtabiliriz ve seçtiğimiz kişinin ölümlü ya da ölümsüz olması fark etmez. (Mekaniği: Oyuncu bu yeteneği kullanabilmek için Çıldırmış(Frenzy) halinde ya da ona yakın halde bulunmalıdır. Sonrasında zorluk seviyesi sekiz olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Kendini Kontrol(Self-Control) atışı yapılır 1- Başarı: İblis ortamdaki kişilerden rasgele birine geçer 2- başarı: karakter sonraki tur bir aktivitede bulunamaz ama iblis istediği kişiye geçmiş olur 3- Başarı: İblis başarılı bir şekilde gönderilir Eğer vampir İblisi gönderdiği karakterdeki varlığını bu Çılgınlık hali sona ermeden terk ederse İçindeki İblisi kaybedebilir. İyi gibi duran bu durumda vampir İradesini(willpower) kullanamaz ve oldukça uyuşuk bir hale gelir. Bu durumda İblisin yeni bedenini bulmalı ve tekrar kendine geçmeye zorlamalıdır. Yeni beden öldürülerek bu yapılabilir ama bu durumda bir İnsaniyet(Humanity) puanı kaybedecektir. Buradan sonrasını rivayetlere göre anlatabilirim. Derler ki eskilerimiz bu seviyeden sonra doğanın dilinde o kadar ilerlemiş olurlarmış ki, doğanın dilini kullanırken onlarca Can’la bir arada konuşabilirlermiş. Koca ormanın tüm canlarıyla tek bir vücut olup zavallı hasımlarıyla oyun oynarlarmış. Bildiğim yeteneklerimizi anlatmaya devam edeyim sana… 6. Seviye *Karanlıktaki Şarkılar: Biz nosferatulara bahşedilmiştir bu keramet. Kabil güzelliğimizi elimizden aldığında bizi yerlerin altında yaşamaya mahkum etti. Biz karanlıklarda yaşarken doğadan uzaklaşmamayı başardık ve dar dehlizlerde dahi yardım dilediğimizde doğa bizi yalnız bırakmaz. (Mekaniği: Vampir öncelikle bu kerameti kullanmak için yeraltında olmak zorundadır. Sonrasında zorluğu sekiz olan biz Karizma(Charisma) + Hayatta Kalma(Survival) atışı yapar. Başarı sayısı gelecek olan yaratığın gücünü belirler. Gelen yaratık aşağı düzlemlerden gelecektir ve asla nosferatunun emri altında olmaz ama onun dostu olma eğilimindedir. Eğer botch atılmışsa gelen yaratık nosferatunun düşmanı olacaktır. Hatta efsanevi Nictuku’nun gelme ihtimali bile vardır. ) *Verimli Kan: Hayvanlardan içtiğimiz kan bizi normalin iki katı kadar doyurur. *Hayvanlara Yakınlık: Varlığımız onların varlığını paylaşmasak dahi onlara oldukça etkileyici gelir. (Mekaniği: Zorluğu sekiz olan bir Karizma(Charisma) + Hayvan Bilgisi(Animal Ken) atışı yapılır. Başarı hayvanın güvenme seviyesini belirler ) *Derin Şarkı: Bu keramet üç kağıtçı Ravnos’lara bahşedildi. Şarkılarıyla etkileme yetenekleri olan bu çingeneler hayvanların tutkularını değiştiriyorlar onlara çalarak… (Mekaniği: Zorluk seviyesi İrade(Willpower) seviyesine eşit olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Müzik(Music) atışı yapılır.  İstenilen duygunun verilebilmesi için en az üç başarılı atışa ihtiyaç vardır. ) *Gruplarla Konuşmak:  Doğanın dilini kullanan kanımız lehçesiyle artık aynı cins hayvanların birden fazlasına ulaşabilir   7. Seviye *İblisi Zaptetmek: Bu seviyeye geldiğimizde artık doğanın şarkısı öyle işlemiştir ki içimize içimizdeki iblisin kontrolünü tamamen elimize alabiliriz. (Mekaniği: Zorluk seviyesi yedi olan bir İrade(Willpower) atışı yapılır. Girilen Çılgınlık(Frenzy) halinin devamı için vampir her tur bir İrade(Willpower) puanı harcamak zorundadır. Başarısız bir atış oyuncuyu kontrolsüz Çılgınlık(Frenzy) haline sokar. ) *Ustanın Sesi: Kanımız doğanın dilini kullanırken onu aynı anda farklı lehçelere bölebilmemizi sağlar. Bu sayede farklı cins hayvanlarla gruplar halinde konuşabilir. 8. Seviye *Çoklu Çağırı: Kanımızın kokusu artık hayvanlar için dayanılmazdır. Ve bizler artık yardımımıza onlarca hayvan çağırabiliriz. (Mekaniği: Oyuncu çağrıda bulunabilmek için zorluk seviyesi 7 olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Liderlik(Leadership) atışı yapılır. Başarı sayısı çağrılacak hayvanların sayısını belirler. 1 Başarı: Şehrin içinde bir sokak, yabanlarda yarım mil içindeki tüm hayvanlar 2 Başarı: Şehrin içinde iki sokak, yabanlarda bir mil içindeki tüm hayvanlar 3 başarı: Şehrin içinde beş sokak, yabanlarda beş mil içindeki tüm hayvanlar 4 Başarı: Şehrin içinde yarım mil, yabanlarda yedi mil içindeki tüm hayvanlar 5 Başarı: Şehrin içinde bir mil, yabanlarda on mil içindeki tüm hayvanlar ) *İkiz Ruh: Doğa artık varlığımızı hayvanın ruhundaki boşluğa doldurmak için kanımız taşıdığı canı kullanır. Bu sayede hem kendi vücudumuzu, hem de hayvanın bedenini kontrol edebiliriz. (Mekaniği: Bu kerameti kullanırken vampir kendi bedeni için yapmak istediği tüm hareketler için yaptığı atışlarda zorluk derecesi bir puan artar.  Hayvanla bir olabilmek için vampir zorluğu 6 olan bir Manipülasyon(Manipulation) + Korkutma(İntimidation) atışı yapar. Başarı sayısı durumun ne kadar devam edeceğini belirler. 1 Başarı: Bir saat 2 Başarı: Altı saat 3 Başarı: Bir gün 4 Başarı: Bir hafta 5 Başarı: Belirsiz )   9. Seviye *Et Bağı: Artık doğa ile öyle iç içe girmişizdir ki, gerçekten doğanın sakinleriyle bir olabilmemizi sağlar. Artık yoldaşımız olan hayvanları kanımızın bir parçasını harcayarak bedenimizde taşıyabiliriz. Aynı şekilde bizler de yoldaşlarımızın bedenine saklanabiliriz. (Mekaniği: Vampir hayvanları yanına alabilmek için onların toplam kan miktarının 1/5 oranında kan harcar ve hayvanlar tekrar doğaya bırakılana kadar tekrar dolduramaz. Zorluk seviyesi yedi olan bir Dayanıklılık(Stamina) + Hayvan Bilgisi(Animal Ken) atışı yapılır. Bir hayvanın bedenine girebilmek içinse vampir zorluğu yedi olan bir Dayanıklılık(Stamina) + Duyarlılık(Empathy) atışı yapılır. Bu durumda hayvanın kontrolü vampirde değildir ve Görüş(Auspex) kerameti ile varlığı fark edilebilir.)   10. Seviye *Hayvanların Ordusu: Eğer doğanın fısıltılarını bu kadar anlayabilirse bir vampir Kanının lehçesi o kadar mükemmelleşir ki, sayısı inanılmaz büyüklüklere ulaşan hayvanlardan oluşan ordular kurabilir ve sanki onlarla birmiş gibi onları yönetebilir. (Mekaniği: Zorluk seviyesi altı olan bir Liderlik(Leadership) + Hayatta Kalma(Survival) atışı yapılır. Başarı sayısı kontrol edebileceğin hayvanların sayısını belirler. 1 Başarı: Bir millik alan içindeki tüm hayvanları kontrol edebilir 2 Başarı: İki millik alan içindeki tüm hayvanları kontrol edebilir 3 Başarı: Dört millik alan içindeki tüm hayvanları kontrol edebilir 4 Başarı: Sekiz millik alan içindeki tüm hayvanları kontrol edebilir 5 Başarı: Onatlı millik alan içindeki tüm hayvanları kontrol edebilir Şeklinde ikiye katlanarak artar. “Konuşmaktan ağzım kurudu.” dedi Vehbi gülerek. “Hadi gidip içecek bir şeyler bulalım.” “Ben de acıkmaya başlamıştım.” diye cevapladı Mustafa. İki vampir kalktıktan sonra oturdukları bankın üzerindeki dallardan bir güvercin havalandı. Nasıl aklına girdiğini bilmediği bir mesajı, daha önce hiç bilmediği bir adrese götürüyordu: “Efendim, Murat Bey’ Celal’in ihaneti hakkında söylediklerimizden sonrası aynen düşündüğümüz gibi gerçekleşti. Ayrıca Assamitelerden de çekinmemiz için bir neden yok. Serhat Keskin’ e üç gece sonra bir assamitenin onu öldürmeye geleceğini söyleyin…   Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler – Protean

  Değişim (Protean) Hakan, yatak odasının önünden geçerken yavaşça kapıyı aralayıp içeri baktı. Hiçbir ışık almaması için camları tamamen kaplanmış odada Leyla uyuyordu. Birazdan güneşin son ışıklarının da kaybolmasıyla beraber uyanacaktı. Zaten Hakan onun bu yeteneğine hayranlık duyuyordu. Kadının dünyayla uyumlu bir vücut saati vardı sanki. Tekrar kapıyı kapatan Hakan mutfağa yöneldi. Elinin hareketiyle birlikte, su ısıtıcısı suyu ısıtmaya başladı. Dolaptan bir kupa çıkarıp yarısına kadar kanyakla doldurdu. Üstüne de birkaç kaşık kahve atıp beklemeye başladı. Isıtıcı suyun ısındığını haber verince sıcak suyu kupaya boşalttı. Dumanı tüten kahveyle solan geçti. Koltukta Leyla’nın her yere yanında getirdiği kedisi yatıyordu. “Kalk bakalım Kadife Hanım” diyerek kediyi yere indirdi. Koltuğa oturup müzik setini açtı. Hafif bir müzik sesi odayı doldururken, Kadife Hanım zıplayıp Hakan’ın kucağına oturdu. Kahvesinden bir yudum alan Hakan, sehpanın üzerindeki sigaraya uzandı. Birkaç nefes çektikten sonra banyo kapısının kapandığını duydu. “Uyandın demek” diye geçirdi içinden… ——*—— İkinci sigarasını içerken saçını kurulayan Leyla odaya girdi. “Günaydın” “Az iç şunu” diyerek cevapladı Leyla. Sigara içenleri hep kıskanırdı. “Benim dışarı çıkmam lazım. Acıktım. Ayrıca giyecek bir şeylere ihtiyacım var.” “Kadınlar” diye iç geçirdi Hakan. Ölmüş olsa dahi hiç değişmiyorlardı. “Ya ben?” diye sordu sonra. “Ben gelmiyor muyum?” “Olmaz dışarısı çok karışık bu aralar. Sen burada güvende olursun. Ben de dışarıda neler oluyor öğrenip döneceğim.” “Sen öyle diyorsan…” Leyla kapıdan çıkarken son kez seslendi “Dışarıdan bir şeyler ister misin?” “Gerek yok.” ——*—— “Evet kızım yine yalnız kaldık işte” diye Kadife Hanımla konuşmaya başladı Hakan Leyla gittikten sonra. “Bari bir şeyler yiyelim.” Haklıydı Hakan. Birkaç hafta öncesine kadar büyük şehirlerden ve kalabalıktan uzak farklı bir isimle yaşamaktaydı. Uyanış’ı yaşamak onun hayatını değiştirmişti. Daha önce hiç bilmediği bir dünyaya adım atmak zorunda kalmıştı. Daha bu yeni kavrayışına alışamadan Leyla ve birkaç arkadaşı kapısında belirivermişti ve onu apar topar İstanbul’a getirmişlerdi. Onun bir Rüya Konuşanı olduğunu ve peşinde birilerinin olduğunu söylemişlerdi. Normalden geç Uyanış yaşamasının onu farklı kıldığını söylemişlerdi. İstanbul’a getirildiğinden beri sürekli yer değiştiriyor ve bu yeni gerçekliği kavrayışı üzerine çalışıyordu.                                              Leyla kontağı çevirdi. Eski araba önce çalışmadı. Bu semte gelirken fazla dikkat çekmemek için bu arabayı kullanıyordu. İkinci denemesinde başarılı oldu. Saatine baktı. Buluşmaya gitmek için fazladan bir saati vardı. “Önce yemek mi yoksa alışveriş mi?” diye düşündü. Alışverişte karar kılıp gaza bastı. ——*—— Mavi arabanın harekete geçmesiyle 20-30 metre gerideki siyah bir arabanın kapısı açıldı. ——*—— Hakan önce Kadife Hanım’ın mamasını koyduktan sonra Kendisi için de Çay demlemeye karar verdi. Çaydanlığı ocağa koyduktan sonra tekrar salona dönüp bir sigara daha içmenin iyi olacağını düşündü. Koltuğa oturup bir sigara daha aldı. Yemeğini bitiren Kadife Hanım tekrar yalanarak girdiği salonda hiç duraksamadan Hakan’ın kucağındaki yerine geri döndü. “ Evet hanımefendi kesin benim yerimde oturmak istiyorsun anlaşıldı. Bari ben gidip yemek hazırlayayım” Ayağa kalktığında evin girişinde duran iki siyah elbiseli adam gördü..Bir tanesi sol kulağındaki kulaklığa bastırdı. “Operasyonun ilk aşaması tamamlandı. İçerideyiz.” ——*—— “Şimdi nereye gideyim?” sorusu kırmızı ışığa gelmiş olmasına rağmen hala Leyla’nın aklındaydı. Işığı fırsat bilen bir mendilci çocuk camına yaklaştı. “Uğraşmadan vereyim şuna birkaç kuruş” diye düşünen Leyla çantasına uzandı. “Lanet olsun, çantamı unutmuşum.” Diyen Leyla yeşili beklemeden bir u dönüşü yaptı. ——*—— “Siz de kimsiniz?” “Murat Solmaz bizimle gelmeniz gerekiyor. Lütfen zorluk çıkartmayınız.” “Murat mı? Bir yanlışlık olmalı benim adım Hakan.” “Gerçek kimliğinizi biliyoruz Murat Bey. Lütfen bizi zor kullanmak zorunda bırakmayınız” derken belinden bir tane kelepçe çıkardı. ——*—— Nasıl olsa tekrar kullanacağı için arabayı garaja bırakmamıştı. “Tekrar seni çalıştırmakla uğraşamam” diyen Leyla arabayı çalışır durumda bırakıp indi. 4. kattaki eve baktığında salonun perdesine yansımış birden fazla gölge gördü. “Lanet olsun açığa çıktık” ——*—— “O kelepçeleri bana takarsa hiçbir şansım kalmaz.” İki adam odanın tek kaçış yolunu kapatmışlardı. Bir tanesi elindeki kelepçeleri göstererek: “Lütfen ellerinizi önünüze uzatın.” “Ne yapmalıyım?” diye düşünürken buna zamanının olmadığını fark etti ve aklına gelen ilk şeyi yaptı. Apartmanın sigortalarına uzanarak kısa devre yaptırıp her yeri kararttı. Ardından da kendini kanepenin arkasına attı. ——*—— Leyla merdivenleri çıkarken bir anda elektrikler gitti. Düğmeye bastı ama çalışmıyordu. ”Lanet olsun” diyerek yukarı doğru koşmaya başladı. Zaten az olan değerli kanını harcamak zorunda kalacak gibi duruyordu. Üstelik bir de silah sesleri başlamıştı. ——*—— Elinde kelepçeler olan adam durakladı.” Teğmenim?” diye sordu. Teğmen bir kez daha kulaklığına konuşarak “Hedef tahliye isteğini reddetti. Tutuklama protokolünden, imha protokolüne geçiyoruz.” Teğmenin bu cümlesini duyan diğer adam koltuğa doğru ateş etmeye başladı. O anda Hakan ortalığı karartmanın mantıklı olmadığını fark etti. Çünkü tek göremeyen kendisi gibi duruyordu Leyla eve girdiğinde kırmızı gözleriyle iki yabancıyı gördü. Hiç düşünmeden arkadaki adamın üzerine doğru atladı ve pençelerini tüm gücüyle adamın sırtına sapladı. Teğmeninin çığlını duyan adam ateş etmeyi bırakıp teğmenine döndü. Karanlığa gözleri alışmış Hakan onun bu boşluğunu fırsat bilip kapıya doğru atıldı. Leyla da onu korumak için silahlı adama saldırdı. Merdivenden inerken Leyla’nın “Yedek Sığınağa git” diye bağırdığını duydu. Koşarak arabanın yanına inen Hakan daha arabanın kapısını bile kapatmadan tüm gücüyle gaz pedalına bastı. Hedefine ulaştığında arabayı evin biraz uzağına park edip viraneyi andıran apartmana doğru koşmaya başladı. Yedek Sığınak olarak belirlenmiş ve yeri iyice ezberletilmiş olan Sarp’ın evi; Leyla’nın evinin aksine bodrum kattaydı. Sarp da Hakan’ın bir diğer korumasıydı. Eve ulaşınca kapıyı yumruklamaya başladı. Çok geçmeden elinde silahıyla Sarp açtı kapıyı. Acil bir durum olduğunu anlamıştı. “Çabuk ol gir içeri.” Hakan içeri girerken başının yanından bir şey geçti ve yere kondu. Sarp hızla silahını ona doğrulttu. Hakan baktığında bunun bir yarasa olduğunu gördü. Ancak bir süre sonra yarasa değişmeye başladı. Birkaç saniye sonra Leyla belirmişti karşılarında. “Gidiyoruz” diyerek hala açık kapıdan çıktı. Soran gözlerle baktığı Sarp’ın da omuz silktiğini gören Hakan onu takip etti. Sürücü koltuğuna oturan Sarp dikiz aynasından Leyla’ya bakarak “Nereye?” diye sordu. “Eve” diye cevaplayan Leyla arkasına yaslanıp gözlerini kapattı. Onun bu halini görünce yanında oturan Hakan “Yarasaya dönüşmek?” diye sordu. “Doğru ya sana hiç anlatmadık.” diye cevap verdi gözlerini açmadan. Sonra gözlerini açıp doğrularak cevap verdi: “Biz vampirlere bahşedilmiş bazı kerametler vardır. Benim evde kullandığım da Değişim(Protean) kerametiydi. Bu biz Gangrellere bahşedilmiş bir keramettir aslında. Ancak bizden başka vampirler de bu kerameti kullanabilirler. Bu keramet bizlere kendi fiziksel formumuzu kontrol etme yeteneğini verir. Bazılarımız bunun doğayla kaynaşmış olduğumuz için ortaya çıktığını, bazılarımız da Kain’in kutsaması sayesinde ortaya çıktığını söyler. Ancak ne olursa olsun bizler bu keramet sayesinde kendimiz kurt, yarasa gibi hayvanlara dönüştürebilir saklanmak için toprağa karışabilir ya da çok güçlü pençelere sahip olabiliriz. Genellikle hayvan formundayken diğer disiplinleri kullanabiliriz. Ancak bazı durumlarda da kullanamayız. Örneğin sis formundayken bir göz teması kuramayacağımız için Hükmetme(Dominate) kerametini kullanamayız. Ayrıca bu değişim sırasında Kıyafetlerimiz de bizlerle birlikte yeni formumuza uyum sağlar. Ancak büyük eşyalar bu değişime uğrayamaz. Eğer kardeşlerimizden biri kazıklanarak felce uğratılmışsa değişime uğrayamaz. Bazılarımız, bu yetenekte ustalaşmış bazı gangrellerin bu durumda dahi değişim geçirebileceklerini söylese de bana çok mantıklı gelmiyor. Tüm kerametler gibi Değişim’in de bazı seviyeleri vardır: 1.Seviye: Hayvanların Gözleri: Bu sayede tamamen karanlık yerlerde dahi, hiçbir ışık kaynağına ihtiyaç duymadan çok iyi görebilirler. Bu durumca gözlerimiz kırmızıya dönüşür. (Mekaniği: Herhangi bir atışa gerek yoktur. Değişim bir tur sürer. Değişim sonrası ölümlülerle ilgili tüm Sosyal atışlarda zorluk derecesi 1 artacaktır. Ancak güneş gözlüğü gibi bir koruma sayesinde gözler saklanırsa bu artış olmaz. Eğer bir vampir bu özelliği kullanmadıysa karanlıkta kaldığında görmek için yapacağı atışların zorluk derecesi 2 artar) 2.Seviye: Vahşi Pençeler: Ellerimizi ve ayaklarımız çok keskin pençelere dönüştürebiliriz. Öyle ki biraz zorlanarak taşları ve hatta metali dahi kesebiliriz. Bu da onları düşmanlarımız için ölümcül birer silah haline getirmektedir. (Mekaniği: Oyuncu bir kan puanı harcayarak ellerini ya da ayaklarını veya her ikisini birden pençelere dönüştürebilir. Bu değişim bir tur sürer. Saldırısı değişmese de oyuncu Zarar atışında Güç(Strength) seviyesi için puan fazladan kazanır ve verilen hasar Ağırlaşmış(Aggrevated) seviyededir. Bu zararı Metanet (Fortitude) gibi güçler engelleyebilirler. Ayrıca pençelerini kullanan her vampir için tırmanma atışlarının zorluk derecesi 2 puan azalır.) 3.Seviye: Toprağa Gömülmek: Sahip olduğumuz en etkileyici özelliklerden biridir. Bizlere formumuzu tam anlamıyla değiştirip dünyayla bir olma yeteneği verir. Toprağa karıştığımızda hareket edemeyiz. Ayrıca eğer toprakla aramızda başka katmanlar varsa bu kerameti kullanamayız. Ancak bu engelleri yok etmek için kesici pençelerimiz var. Toprağa gömüldüğümüzde güneşten tam anlamıyla korunmuş oluruz. İçlerimizden bazıları kendilerini dünyanın kucaklamasına bırakarak yüzlerce yıl uyurlar ve güç kazanırlar. Ben bunun için genç olduğumu düşünüyorum hala. Ha bazı paranoyaklarımız da Vakti geldiğinde atalarımızın uyanıp bizleri yok edeceğini düşünürler. Gömüldüğümüz zamanlarda varlığımız fiziksel dünyayla astral düzlem arasında sıkışmış durumdadır. Bu yüzden iki düzlemde de doğaüstü güçler kullanarak dahi yerimizi bulmak çok zordur. Eğer bir şekilde iki düzlemden birinde bulunur ve zarar görürsek otomatikman fiziksel dünyaya döneriz. (Mekaniği: Herhangi bir atış gerekmez. Ancak oyuncu bir kan puanı ve tur harcamak zorundadır. Bu durumdayken vampir varlığını zorlukla hisseder ve acil bir durumda uyanmak için zorluk seviyesi 6 olacak şekilde İnsanlık (Humanity) zarı atmak zorundadır.  Uyumakta olan vampiri aramak için yapılan tüm atışların zorluğu 2 puan artar. Fiziksel düzleme dönmek zorunda kalmış olan vampir o tur boyunca körlük yaşar ve tüm Algı atışlarının zorluk seviyesi 2 puan artar.) 4.Seviye: Hayvan Şekli: Bu keramet bizlere genellikle kurt ya da yarasaya dönüşme yeteneği verir ancak dönüşülen hayvan normalden ötedir. Hem kendi güçlerimize sahibizdir, hem de dönüştüğümüz hayvanınkilere. Bazılarımız kendilerine daha çok uyan hayvanlara dönüşürler. Örneğin New York’da sıçanlar çok popülerdir. (Mekaniği: Vampir dönüşmek için bir kan puanı ve 3 tur harcar. Ancak fazladan harcanan her kan puanı dönüşümün aldığı süreyi bir tur azaltacaktır. Yine de dönüşüm minimum 1 tur sürer. Vampir bu formda tüm gece kalabilir. Küçük eşyalar ve kıyafetler de vampirle birlikte dönüşüme uğrar. Bu formdayken vampir Ölüm Büyücülüğü (Necromansy), Yılanlık (Serpentis), Kerametçilik (Thaumaturgy) ve Etbüküm (Vicissitude) kerametlerini kullanamazlar. Kurt formundaki vampir yaptığı saldırılarda Güç+1 Ağırlaştırılmış hasar verir. Ayrıca normalden iki kat hızlı koşar ve tüm Algı (Perception) atışları için zorluk seviyesi 2 puan düşer. Yarasa formundayken vampirin Güç seviyesi 1 olur. Ancak saatte 20 mil ile uçabilir ve tüm duyma ile ilgili Algı atışlarının zorluk derecesi 3 puan düşer. Küçük boyutundan ötürü vampire saldıran herkesin zorluk seviyesi 2 puan artar.) 5.Seviye: Sis Formu: Bu keramet bizlere fiziksel şekli irademize göre hareket eden bir sis bulutuna dönüşme yeteneği verir. Bu sayede kapı altları, pencere araları gibi dar alanlardan geçme yeteneği verir. Güçlü rüzgarlar bu durumdayken bizleri sürükleyebilir ama büyük hortumlar dahi büründüğümüz sis bulutunu dağıtamaz. (Mekaniği: Bir atış gerekmez ama değişim 3 tur sürer. Fazladan harcanacak her kan puanı değişimi 1 tur kısaltır. Yine de değişim en az 1 tur alacaktır. Eğer değişim sırasında vampirin bulunduğu yerde güçlü rüzgarlar varsa bu değişimi zorlaştıracaktır. Bu durumda sadece Güç (Potance) kerameti koruma sağlayacaktır. Bu formdayken vampir hiçbir fiziksel saldırıdan etkilenmez. Ancak doğaüstü saldırılar için aynı şey söz konusu değildir. Yine de bu durumdayken vampir ateşten ve güneşten bir kademe daha az zarar görecektir. Fiziksel saldırılardan korunduğu gibi kendisi de saldırıda bulunamaz. Ancak Fiziksel etkisi olmaya kerametlerini kullanabilir.) Buradan sonrası sadece dedikodularda konuşulan yeteneklerdir o yüzden üstün körü geçeceğim… 6. Seviye: Bu seviyede derimizi o kadar kalınlaştırabilirmişiz ki sanki bir taşmış kadar sert hale gelirmiş. Bu sayede bizlere gelen hasarın sadece yarısı bizleri etkilermiş ama yine de lanetimiz olan güneş ve ateşe karşı biz koruma sağlamazmış. Ayrıca bu kadar yükselirsek, toprağa karıştığımız zamanlarda artık onun içinde sanki denizde yüzer gibi hareket edebilirmişiz. 7. Seviye: Bu seviyedeyken kendimizi hayaletvari bir hale getirebilirmişiz. Görünüşümüzde bir değişiklik olmamasına rağmen yer çekiminden etkilenmez ve hatta katı objelerin içlerinden geçebilirmişiz. Ayrıca etimizden bir parça kopartarak kendimizin oldukça küçük ama disiplin kullanamayan ve oldukça vahşi bir kopyamızı yapabilirmişiz. 8. Seviye: Bu seviyeye ulaştığımızda -ben daha önce inanmadığımı söylemiştim ama- kazıklanmış olsan dahi, her dakika birkaç santim hareket edebilirmişiz. Aynı şey ağır yaralandığımızda da geçerli olurmuş… 9. Seviye: Bu seviyede kendimiz bizden daha güçsüz iki kopyasını yapabilirmişiz. Görünüş itibariyle kendimize benzeyen bu kopyaların arasındaki gerçek bizi bulmak için Görüş(Auspex) tarzı güçler gerekirmiş. Kopyaların güçleri ve sahip oldukları kan kendimizden daha az olurmuş… 10. Seviye: İşte bu tüm Vampirlerin hayallerindeki güçtür eminim ki. Bu kerametin en son haline gelmiş olduğumuzda bizler ateş ve güneş ışığına karşı koyabilme yeteneği kazanabilirmişiz. Vücudumuz parıldamaya başlarmış ve…” (Mekaniği: Yeteneği kullanabilmek için öncelikle vampir üç kan puanı harcamalı ve devam ettirmek için her tur iki kan puanı daha harcamak zorundadır. Bu durumdayken vampire bir turdan fazla bakan kişi bir turluk bir körlük yaşar. Fiziksel saldırıya karşı bir koruma sağlamayan bu özelliğin kullanımı sırasında ateş ve güneşten zarar görmek için zorluk derecesi altı olan bir Dayanıklılık(Stamina) atışında botch atmış olması gerekir.) “Leyla yol kapalı” diyerek sözünü kesti Sarp Leyla’nın. “Silahın hala belinde mi?” “Elbette” “Peki öyleyse.” Diyen Leyla yanındaki Hakan’a dönüp “Sen arabada bekle. Diğerlerini de dönünce konuşuruz” diyerek kapıyı açtı.   Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler – Obfuscate

  Obfuscate ( Şaşırtma ) Hımm. Bu mükemmel oldu işte. Karanlık gözler,siyah saçlar,çarpık bir gülümseme. Siyah bir t-shirt, siyah bir kot ve altında da siyah ayakkabılar. Boynumda da yonca haçım. Biraz da etkileyicilik için derin gölgeler. Neredeyse gece yarısı oldu ve karşınızda şehre inmeye hazır genç Death… Hala gülümserken kaldırıyorum maskemi. Aynadaki ama aynanın eğmediği görüntüme bakmak için kendimi zorluyorum. Bir zamanlar bir yüz olabilirdi karşımdaki. Görse Quasimodo bile şükrederdi tanrısına kendini o kadar güzel yarattığı için. Çıplak göğsüme baktım sonra. İrinler akıyordu kabuk tutmuş yaralarımdan. İçimden 10’a kadar sayıyorum yavaşça sakinleşmek için. Artık iyiydim. Yeniden maskemi taktım. Karşımda yine siyah aşığı duruyordu. Artık şehre inmenin vakti. Aradığımı nerede bulacağımı çok iyi biliyordum. Izgarayı açıp ve sığınağımdan lağımlara atıyorum adımlarımı. Parmaklarım duvardaki yosun ve daha beter şeylerden kayıyor. Ayaklarımın altında bir şeyler hareket ediyor. Neyse ki gideceğim yer çok uzakta değil. Yukarıdan gelen müzik sesi sonunda ulaşmış olduğumu söylüyor. Biliyorum ki sen üstümde bir yerlerde bir dans pistinde birilerine kur yapıyorsun. Bunu kokundan bile anlayabiliyorum. Yalnızca sıçanların ve benim-birde lanet olası birkaç toreadorun- bildiği bir tünel var kulübün deposuna. Yavaş adımlarla çıkıyorum yukarı. Gürültülü müzik rahatsız ediyor beni. Maskemi tekrar kontrol ediyorum. Senin için gerçekten şık olmayı isterim. Aslında varolmayan siyah saçlarım ve gözlerim, gösterişçi dudak bükmelerimle birleşerek seni cezbedecek elbet. Depodan dışarı çıkıp duvarın gölgelerinde ilerliyorum. Oturanlardan hiçbiri beni göremiyor çünkü görmelerini istemiyorum. Çünkü benim istediğim onlar değil. Aşağıdaki dans pistine ilerliyorum. Dakikada yüz defa değişen ışıkların arasında seni arıyorum. Terli vücutların kur yapmak için kullanılması midemi bulandırıyor. Eğer becerebilecek olsam kesinlikle oraya kusacağımı hissediyorum. Kalabalık barın ortasında üzerimde onlarca bakışla seni arıyorum. Herhalde istesem bu gece herhangi bir barda istediğim herhangi birine sahip olabilirdim. Ama bu gece benim işim sensin. Herhangi birini istemiyorum. Buralarda bir yerde olduğunu biliyorum. Ve sonunda işte oradasın. Sahnenin sağında baştan çıkartıcı bir şekilde dans ediyorsun. Yirmili yaşlarında olmalısın. Gündüzleri belki de bir yerlerde garsonsun. Ama burada geceleri olduğundan farklı gözükmeye çalışıyorsun-benim gibi. Son gotik günlerini yaşıyorsun. Gerçek bir karın, 2 çocuğun, büyük bir araban olacak yakında ve sen hayatının kalanını televizyonun önünde geçireceksin. Ama bu gece buradasın. Tüm dertlerini yanıp sönen ışıkların altında unutabileceğini düşünen ve tüm amaçları önlerindeki birkaç saati en iyi şekilde geçirmek için arayış içinde olan bu güruhun içinde. “Vampirle Görüşme” yi izledikten sonra az küfür etmemiştin değil mi Brad Pitt’e. Bir vampir olmak çok hoşuna giderdi değil mi? Ne de olsa sen gotiksin. Gerçek hayat bu olurdu değil mi? Hiçbir sorumluluğun olmadan, çalışmak zorunda kalmadan, yüzün kırışmadan, saçların beyazlamadan sonsuza kadar yaşamak… Bu gece senin şanslı gecen hayatım. Sonsuz hayat ayaklarıyla geldi kapına. Bu geceden itibaren sen bir vampir olmanın ne demek olduğunu öğreneceksin. Yeni başlayan şarkıyla sana doğru ilerliyorum. Beklediğim gibi sen ne istediğini belirten bir gülümsemeyle karşılıyorsun beni. Sana daha da yaklaşıyorum ve bir an sonra kollarımdaydın. Şimdiden sarhoşsun. Daha fazla içmeni engellemeliyim. Çok konuşan biri değilim ve zaten senin de benden duymak istediğin bir şey yok. Sana arabana kadar refakat etmek istediğimi söylüyorum. Gülerken çok sevimlisin. Sarhoş olman işe yarıyor çünkü garajın aksi yönüne gitmekte olduğumuzu anlaman zaman alıyor. Gözlerinde anladığını gördüğümde fark ediyorum ki bu oyunu oynamaktan yorulmuşum. Çevrede seni duyacak kimse yok. Artık maskemi düşürme vakti. Şeytan aşığının karşısında artık şeytan duruyor… Sorun ne? Tekrar bir öpücük istemez misin? Senin şeytanı sevdiğini sanırdım. Yapma aşkım burada kimse seni duyamaz ama çığlıkların beni sinirlendiriyor. Pençemle ağzını kapatıyor ve seni duvara sıkıştırıyorum. Evet işte böyle. Kork benden aşkım, korkunla doyur beni. Yo hayır bayılmamalısın, seni uyanık istiyorum. Hayır bebeğim göğsüme indirdiğin yumrukların faydasız. Üstelik bir kadına vurmak senin gibi bir centilmene yakışıyor mu? Anlamıyorum, bir vampir gibi giyiniyorsun, bir vampir gibi davranıyorsun, bir vampir gibi gözüküyorsun. Şimdi elinde bir vampir olma fırsatı var-gerçek, ölü bir vampir. Bir vampir olma istemez misin? Evet gerçekten de vampirler var. Ama zengin toreadorun, kibirli ventruenin ya da diğer aptalların kucaklayacağı daha önemli insanları var. Ama sen şanslısın. Nosferatular tarafından verilen sonsuzluk biletini alıyorsun. Dudaklarım boynuna ilerliyor. Sana son öpücüğümü vereceğim. Çığlıkların yavaşça sönüyor. Artık mutlusundur. Ve birkaç gece sonra bu sokakta benim yerimde duracaksın… *************************************************************************** Evet bu aynada gördüğün sensin. Bizleri, yüzlerine bakılamayacak yaratıklar haline getirmiş Kain’in lanetidir. Bu lanete rağmen nasıl olup da seni klanıma böylece katabildiğimi merak etmişsindir. Kan bize bazı kerametler verir. O halde bizi vampir hiyerarşisinin “bilen” adamları yapan kerameti anlatayım sana. Bu gizemli keramet, bize diğerlerinin görüşünden saklanma yeteneği verir. Yalnızca görülmemeyi dileyerek kalabalıkların önünde bile rahatça durabiliriz. Yaptığımız aslında gerçekten görünmez olmak değildir. Sadece karşımızdakileri aslında orda olmadığımıza inandırmaktır. Bu yüzden de bu keramet bizleri kameralardan ya da mekanik aygıtlardan gizleyemez. Ancak sen örneğin kamerayı kullananı etkilersen seni çekerken değil eğer daha sonra yaptığı çekimi izlerse görebilir. Bizi bu kudret kullanırken görebilmenin bir yolu da Görüş (Auspex) kerametini kullanmaktır. Ancak kanın bize verdiği diğer kerametler gibi kademeleri olan bu kerameti kullanan vampir bu gücünde bizim şaşırtma yeteneğimizde ustalaştığımızdan daha az ustalaşmışsa bizleri fark etmesi yine olanaksızdır. (Mekaniği: İki disiplinin eşitliği durumunda; Görüş kullanıcısı: Algılama(Perception) + Saptırma (Subterfuge) Şaşırtma kullanıcısı: İdare ( Manipulation) + Saptırma (Subterfuge) Atarlar zorluk 7’dir. En çok başarısı olan kazanır) Aslında bize bahşedilmiş olan bu kerameti Assamiteler, Setitler ve Malkavlar da kullanabilirler. Kademe 1: Gölgelerin Pelerini: Bu seviyede gizlenmek için gölge bir yere sığınmak zorundasın. Yapacağın şey gölgelerin seni sarmalamasını sağlamak. Yalnız ayak altında olmadığına dikkat et çünkü eğer birileri sana çarparsa ya da senin olduğun yere bir ışık tutarsa görülür hale gelirsin. Saklandığın yerde sesiz, kımıltısız durmalısın. Hareket ettiğinde ya da saldırdığında gizliliğin sona erecektir. (Mekaniği: Her hangi bir atış gerekli değildir. Başarılı olunup olunmaması oyun yöneticisine bağlıdır) Kademe 2: Görünmeyen Varlık Bu seviyeye yükseldiğinde gölgelere gizlenmene rağmen hareket etme şansın olacaktır. Eğer birileri seni bilerek arayana ya da sen kendini dikkatsizce gösterene kadar bu durumun devam edecektir. Eğer yürürken masaya çarpıp da vazoyu devirirsen birileri gelip seni bulacaktır. ( Mekaniği: Karakter konuşmak, bir şeyler fırlatmak gibi hareketlerde bulunmadığı taktirde herhangi bir atışa gerek yoktur. Bu gibi bir durumda da oyuncu zorluğu yöneticinin duruma göre kakar vereceği bir Pratik Zeka(Wits) + Gizlenme (Stealth) atışı yapacaktır. Eğer gereken sayıda başarılı atış yapılırsa gizlilik devam edecektir.) Kademe 3: Bin Yüzlü Maske Bu yetenek sayesinde o gece beni sanki bir başkasıymışım gibi görmüştün. Bu seviyeye ulaştığında kendini karşındakine olduğundan tamamen farklı bir şekilde gösterebilirsin. Aslında kendinde fiziksel bir değişiklik yapmazsın bunu kullanırken. Yalnız dikkat et, karşındakinin tanıdığı birilerinin şekline bürünmek oldukça tehlikelidir. ( Mekaniği: Oyuncu İdare (Manupilation) + Performans (Performance) zarı atar. Normal zorluk seviyesi 7’dir. Ancak Yönetici duruma göre zorluk seviyesini değiştirebilir. 1 Başarı: Aynı bot ve kiloda kalan vampir sadece aşırı çirkin bir insan benzer 2 Başarı: Çok çirkin değildir ancak yine de insanlarca kolay kabul görecek bir şekilde değildir. 3 Başarı: Nasıl gözükmek istiyorsa öyle gözükür ancak ses mimikler farklıdır 4 Başarı: Sesi, görünüşü, hareketleri ve mimikleriyle tam bir değişim 5 Başarı: Karşı cinse ait ya da farklı yaşta gibi gözükmek. Vücudun fiziksel ebatlarında büyük değişiklikler yapılabilir ) Kademe 4: Zihinlerden Silinme Bu seviyeye ulaştığında kendini karşındakilerin zihninden tamamen silme şansın vardır. Bu sayede onların hemen önünde dursan bile seni fark etmeyeceklerdir. İnsanların gözlerinin önünden bir anda kaybolmak kolaylıkla işe yarayacaktır ancak aynı şeyi başka vampirlerin önünde yapmak biraz daha zordur haberin olsun. ( Mekaniği: Oyuncu bu kerameti kullanmak için Karizma (Charisma) + Gizlenme (Stealth) atışı yapar. Zorluk derecesi karşıdaki karakterin Pratik Zeka (Wits) + Tetikte Olma (Alertness) seviyesi kadardır. Eğer bir grubun önünde kullanılmakta ise bu keramet karşıdaki grup içindeki seviyesi en yüksek karaktere göre atılır. Eğer atışta 3’den az başarı sağlanırsa gözden kaybolunmaz ancak hayaletimsi bir görüntü alır. Eğer 3’den fazla başarı sağlanırsa oyuncu gözden kaybolacaktır. Eğer başarı sayısı karşıdaki karakterin İrade (Will) seviyesinden daha yüksekse, karakter oyuncunun orada olduğunu tamamen unutacaktır. ) Kademe 5: Topluluğu Perdeleme Eğer benim kadar uzun yaşayıp da bu seviyeye ulaşabilirsen göreceksin ki gizleme yeteneğini bir bölgeyi gizlemek için de kullanabileceksin. Birilerini korurken ya da bir şeyler çalarken hayatın çok kolaylaştığını göreceksin. Ancak dikkat et. Eğer gizlediklerinden her hangi biri örtüyü üzerinden atmak isterse, hepinizin gizliliği bozulacaktır. ( Mekaniği: Oyucu kendi Gizlenme (Stealth) seviyesi kadar kişiyi de kendisiyle beraber perdeleyebilir. Diğer oyuncular da kullandıkları seviyenin gerektirdiği atışı yapmak zorundadırlar. Gereken atışı yapamayan oyuncu Perdenin özelliğini kullanamaz. ) Buradan sonrakiler sadece söylenti seviyesinde yetenekler. Ben ne yapabildim ne de yapabileni gördüm. Ancak yine de bilmen gerekebilir. Kim bilir belki sen kullanan birileriyle karşılaşabilirsin. Kademe 6: *Yakındakiler sen saldırmadıkça orada olduğuna inanmayacaklar. *Bir ev boyutunda eşyaları perdeleyebilirsin. *Kendi görüntün başka bir yerdeyken sana ondan bağımsız bir şekilde dolaşma imkanı yaratır. *Silahını onunla saldırırken bile görünmez kılabilirsin. *Başkaları bunu istemese de onları olduklarından farklı gösterebilirsin. ( Bin Yüzlü Maske kullanırmış gibi) *Auranı değiştirme ya da tamamen gizleme yeteneği verir Kademe 7: *Kendin ortamdan ayrılsan bile kullandığın Şaşırtma kerametinin devam etmesini sağlayabilirsin. *Görüş (Auspex) kullanımından dahi kaçabilirsin. *Rüya Diyarına ( Dreaming) gidebilirsin *Bir kişiyi ne yaparsa yapsın görülemez kılabilirsin *Küçük çapta bir orduyu perdeleyebilirsin. Kademe 8: *Kendini ortamdaki herkesin en büyük kabusundaki yaratığa çevirebilirsin. *Karşındaki kişiyi şüphelendirmeden onun en yakın arkadaşı gibi gözükebilirsin. *Karşındaki kişiyi avlayan ve onu korkutan bir görünüm alabilirsin. Kademe 9: *Kendine tamamen yeni ve hiç şüphe çekmeyecek yeni bir kimlik kazandırabilirsin. *Bir kişiyi ya da cismi her türlü algı sınırının dışına atabilirsin. Kademe 10: *Kendini ve seninle ilgili tüm bilgileri tarih sürecinden silebilirsin.   Yazan: Deniz “Eripmav” Kaptanoğlu

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler II

  From : “Bahadır Seyhanlı” To : haluktemiz@olusak.org.tr Subject : 2. kısım: Disiplinler Date : Wed, 19 Jun 2002 05:54:51 +0000 Sayın Op. Doktor Haluk Temiz, Benden istemiş olduğunuz görevin en önemli safhasına girebilmiş bulunmaktayım. İçinde bulunduğum vampir topluluğuna kendimi kabul ettirmem bu kadar süre sonra bile oldukça zor oldu. Efendim – yani benim vampir olmama sebep olan kişi – başlarda uzun uğraşlarımız sonucu yapmış olduğumuz zihin yıkama durumunu saf dışı bırakmaya yönelik davranışlarda bulundu. Eğer ki kendisi, beni aralarına alma fikrinin zihnine başkaları tarafından işlenmiş olduğunu öğrenebilseydi bu hem benim için hem de konseyimiz ve konseyin vampirler üzerine yaptığı araştırma için çok tehlikeli bir durum oluşturacaktı. Hemen konumuza girmek istiyorum. Vampirlerin güçleri ve de özellikle insanları etkileme konusundakiler ile ilgili araştırmam, vampir olmamın üçüncü haftasında ancak başlayabildi. Bu süre zarfı içerisinde bir önceki e-mail’ımda da bahsettiğim gibi bir takım pratik bilgiler elde ettim. İlk öğrendiğim güçler – ki vampirler bunlara kendi aralarında disiplin diyorlar – Kudret, Metanet ve Sürat olmuştu ama bunlardan sadece Sürat ve Kudret’i kendimde geliştirebilme yeteneği buldum. Disiplinler hakkındaki derslerimin 2. yarısı ise daha komplike – ve email’imin ana konusu – olan Varlık ve Hüküm disiplinlerini içerdi. Bu ikisi şu anki gayelerimiz için araştırdığımız yegane iki disiplindir. Temelde ikisi de zihin üzerinde iradenizin dışında manipülasyonlar yapmaya yarayan özellikler içerir. Bana aktarıldığı gibi size de bunları seviyelere bölünmüş bir şekilde rapor edeceğim. Varlık Disiplini: Vampirin olağanüstü varlığı ve bunun bir takım gizemli etkilerini içeriyor. Soğuk beyaz bir vücudun ötesinde “izlenim” olarak zihinde karmaşalar yaratan vampir bedenlerinin neden üzerlerinde gözle görünemeyen manipülatif bir güç taşıdığının sırrı burada yatıyor. Disiplin, çekicilik, cazibe ve korkutma konularında büyük avantaj sağladığı gibi aynı zamanda dezavantaj olarak vampirin her zaman her yerde fark edilen biri olmasına yol açıyor. Vampir, disiplini kullanmadığı zamanlarda bile çevresindeki kişiler onun “farklılığını” anlıyorlar. Genel olarak insanların, vampirin göründüğü sosyal seviyenin en üstlerinden biri olarak addetmesi karşımıza çıkmaktadır. Varlık, kalabalıkları idare etmede kullanışlı olduğu için gerçek kimliklerini hep saklamakta olan vampirlerin kan çıkaran “ilkel” disiplinlerinden daha çok tercih ettikleri bir silah olmaktadır. Ayrıca Varlık, Hüküm’ün aksine insanlar tarafından karşı konulabilir bir disiplindir. Basit bir şekilde vampire, disiplini kullanırken vampire bakmıyor olmak yeterlidir fakat normal insanların genelde bu tür bir şansları – böyle bir bilgiye sahip olamadıklarından – olamıyor maalesef. Seviye 1: “Saygı” diye adlandırılan bu ilk seviye disiplini, kullanıldığı zaman vaziyet ne olursa olsun vampirin çevresindekilerin içlerinde ona daha yakın olma isteği uyanır. Ayrıca bu disiplin, vampirin konuşması esnasında kullanılırsa dinleyicilerin vampirin görüşlerine doğru daha baskın eğimleri olmaya başlar. Vampirin disiplini kullandığı bölgeyi terk etmesi veya büyük bir tehlikenin oluşması durumunda etki bozulur ve o andan itibaren etki altında kalmış olanlar nasıl hissettiklerini garip bir biçimde hatırlarlar. Seviye 2: “Dehşet Bakışı” diye adlandırıldığını duyduğum bu seviye disiplini, vampirin kendi doğal özelliklerini kullanarak – dişlerini gösterip tehditkar bir biçimde bağırması gibi – yaptığı korkutma çalışmasının daha efektif bir hal almasını sağlar. Kurbanlarının dehşet içinde paniklemesi, korkudan kaçışması, onları hareketsiz kılması ve hatta delirmesine sebep olan bu seviyedeki ek davranışlar her ne kadar başka bir vampir tarafından da yapıldığında korkutucu bir görünüm sergilese de, o vampirler bir Varlık kullanıcısı kadar etkili olamaz. Seviye 3: “Hayranlık” diye adlandırılan bu seviye disiplini başkalarını vampirin istekli uşakları haline çevirir. Hüküm’ün aksine burada etkilenmiş olanlar eski kişilik ve yaratıcılıklarından hiçbir şey yitirmezler. Zaman sınırlaması olması nedeniyle vampirlerin bu güçlerini kullandıktan sonra etkiledikleri kişiler ile kan bağı kurmaları sıklıkla görülen bir davranıştır. Böylece etkinin zamanla bitmesi halinde bile kurban vampire hala bağlı durumda kalır. Seviye 4: Ulaşmanın oldukça zor olan bu seviye disiplini “Çağrı” diye bilinir. Bu seviyede vampir önceden tanışmış olduğu herhangi birini yanına çağırabilme özelliğini kazanır. Çağrılan kişi tam olarak neden yol aldığını bilmeden vampire doğru gelir. Gideceği yeri her zaman için bilinç altında biliyor olur. Aradaki mesafe ve kişinin imkanları ne olursa olsun her gece düzenli olarak çağrısı yapılan kişi ne yapıp edip vampire ulaşır. Seviye 5: “Azamet” adıyla anılan bu efsanevi güç, kullananın varlığının binlerce kat daha etkili bir hale yükselmesini sağlar. Güzel olanın güzelliği felç edici derecede göz alıcı olur yada korkulması gerekenin hali insan hayalinin alabileceği en şeytani durumun üstünde ve zihinleri tüketecek değerde baskın olacaktır. Olası Seviye 6: Topladığım bilgiler ile bu seviye hakkında derleyebildiklerim oldukça sınırlı. Kurbanlar üzerinde en üst seviyede duygusal tetiklemeler yaşattığı ulaşılan sonuçlardan en belirgin olanı. Öyle ki vampirlere olan aşklarından ölen insanlar ile ilgili hikayeler göze çarpıyor. Bu disiplin güçlerinin vampirler arasındaki etkilerini ise henüz kavrayabilmiş değilim. Yaş veya Kuşak farklarının bir şeklide etkili olduğunu biliyorum – bütün bir şehri kontrol edebilen ölümsüz ve binlerce yıl yaşamış canavarların varlığınıda – fakat etkinin somut bir varlığı ile henüz karşılaşmadım, karşılaştıysam bile fark edemedim. Hüküm Disiplini: Hüküm kurbanların düşünce ve hareketlerini iradeleri dışında değiştirip onları kullanmaya yarayan oldukça tehlikeli bir disiplindir. Varlık ile kıyaslanınca “zorbalık” derecesine varan kati sınırları vardır. Hüküm özelliği gelişmiş bir vampir, kurbanlarının ruhlarını bedenden söküp kendi ruhunu nakşedebilir. Göz teması kurulduktan sonra hükmün işlemesi için tek bir engel kalır o da kullanıcının ne demek istediğini açıklıkla kurbana anlatabiliyor olmasıdır. Yani kurban tarafından bilinmeyen bir dilde yapılan emirler geçersiz kalır. Ayrıca vampirler arası kuşak farkı da bu disiplinin kullanımında bir takım sınırlamalar getiriyor. Kullanıcı, kendinden düşük – yani Kabil’e daha yakın, yani güçlü – kuşaktaki bir vampire hüküm disiplini uygulayamıyor. Hüküm kullanılırken bir defada sadece bir kişiyi etkileyebiliyorsunuz ve kayıtlarda bu disiplinin sadece vampir avlayan bir takım insan örgütleri üyelerince karşı konulabildiği görülüyor. Seviye 1: “Emir” adıyla bilinen bu seviye disiplini Kan’ın gücünü göz teması ile kurbana yükleyen vampirin ona karşı koyamayacağı bir kelimelik emir verebilmesini sağlar. Deneyimlerimde insan ve vampir arasındaki uçurum pek çok kez belirgin oldu. Hüküm ile insanlar neredeyse vampirler karşısında hiçbir şeyler. Eğitimim için sokak fahişeleri ile oynadığımız köşe kapmaca oyunlarında ezilen zavallı insanların zihinlerine her tecavüz edişimde kendimden yavaş yavaş parçalar kopmakta olduğunu gördüm. Zaman geçtikçe empati yeteneğimdeki belirgin düşüş ile öğrendim ki Hüküm kişide bir takım psikolojik yeteneklerin yok olmasına – veya sadizm gibi negatif etkilerin oluşmasına – yol açıyor. Seviye 2: “Yanlış Düşünce” adıyla bilinen bu seviye disiplini vampirin kurbanına, kendisinin belirlemiş olduğu bir takım küçük düşünce ve fikirleri sokmaya yarar. Biraz daha uzun süreli yoğun konsantrasyon ve göz teması ardından söylenen sözler kurbanın zihnine yerleşir ve bu sözler, eğer ki kendisine zarar veren bir takım şeyler içermiyorsa, kayıtsız şartsız yerine getirilir. Seviye 3: En basit düzeyde köle yaratıcısı seviye disiplinidir. Kurbanların zihnine girip anıları çalıp yerlerine farklı anılar yerleştirmenizi sağlar. Anıların çalınması ısırıldığını unutturmaktan hayatındaki dönüm noktalarını silmeye kadar gidebilir. Basit düzeyde olduğu için etkisi çok belirgin olmayabilir kimi zaman. Beslendiğinizi unutturmaya çalıştığınız biri eğer gücü yeterince iradeli kullanamamışsanız beslenme anını unutsa da saldırı anını unutamayabilir. Bu gücün diğer bir fonksiyonu ise yine aynı şekilde yok edilmiş anıların tekrar hatırlanmasını sağlamaktır. Seviye 4: Üst düzeyde köle yaratıcı bir seviye disiplinidir. Vampir haftalar – ve bazen aylar – boyunca kurbanının zihnini fısıltıları ile işler ve sonunda yürüyen bir ölüyü andıran ruhsuz bir köle elde eder. Seviye 5: “Hücre” adıyla da bilinen bu seviye disiplininde, vampir uğraşları sonucu bir vücuttan söktüğü ruhun yerine kendisi geçebilir ve o vücudu dilediğince kullanabilir. Bunun getirdiği tek dezavantaj vampirin zihni başka bir vücudu kullanırken kendi öz bedeni hareketsiz ve saldırılara açık kalıyor olmasıdır. Kurbanın ruhuna ne olduğu ise (en azından benim için) bir muammadır… Bu noktada değinmemiz gerekir ki vampirimiz bu şekilde güneşe çıkabilme şansını yakalamış olur. Olası seviye 6: Toparladığım bilgiler ile, bu seviyenin vampire özgürce verilmiş sözlerin kesinlikle yerine getirilmesini sağlamakta olduğunu sanıyorum. Sonuç: Efendim gibi Varlık ve Hüküm üzerinde kendini geliştirmiş vampirlerin politik hamlelerinde büyük başarılar kaydettiği apaçık ortadadır. Ne yazık ki insanlığın bizim örgütümüzün yolunu izlemek dışında bu şeytanlara karşı hiçbir şansı yoktur. Vampirlerin gözbağı, hipnoz ve bunun gibi şarlatanlıkları eminiz ki sizlere başarılı muhbirleriniz, bizler tarafından rapor edilecek, elinizdeki bilimsel güç ile bunların üstesinden geleceksinizdir. Raporumun sonunda Ankara’da saptadığım vampir sığınakları hakkında —- Sayın kendinizi kurtarıcı sanan zavallı bay ve bayanlar; Sizlere çok geç kalmış bir önerim olacaktır ki Hüküm ve Varlık’tan önce, ufak tefek muhbirleri saptamak için kullandığımız Aldatmaca disiplinini inceleyin. Az önce boynunu kopardığım muhbiriniz de en az sizin kadar beceriksiz ise saklandığınız deliklerden çıkıp kaçmanıza salık veririm, çünkü Camarilla kendisine tehdit oluşturabilecek bir etmenin kanını emip posasını ibret-i alem olsun diye meydanlara germekten çekinmeyecektir! Camarilla’nın ne olduğunu bilmiyorsanız, bir randevu verebilir ve size Camarilla’nın en güzel güçlerini gösterebiliriz! İyi şanslar sevgili zavallılar (tabi kanınızın kokusu burnumuzda tüterken ne kadar bulabilirseniz…) Bu Şehrin Gerçek Sahipleri adına, Ethem  Yazan: Can “Charon” Toraman

Devamını Oku »

Vampire: Disiplinler I

  “And the violence causes silence, we must be mistaken.” Zombie, The Cranberries “Çık parayı!” dedi soyguncu. Karanlık, boş ve ıslak sokakta o ve ben tek başımızaydık. Arada bir yanıp sönen loş sokak ışığının aydınlatabildiği her yerde pislik vardı. Bir arka sokak! Şehrin barındıramadığı, lanetleyip bir kenara ittiği sakinler buralarda yuvalanırdı. Aklı başında hiç kimse geceleri buralara gelmezdi. Hiçbir insan… Suratı gölgelere karışmıştı. Uzun kirli saçları kara iplikler gibi önüne düştüğü için yüzü seçilemiyordu. Üst üste kaç kat paçavra giydiği belli değildi. Hepsi kirli ve renk ahengi birbirini yok eden, anlaşılamayan giysilerdi. Belli olan tek şey, elinde parlayan sustalı idi! “Para? Ha evet para… Tabii ki.. O elindekinden bir kaza çıkması hiç hoş olmaz değil mi?” Elimi paltomun içine götürürken adamın gülümsemekte olduğunu fark ettim. Gül bakalım! Parmaklarım önce colt python’umun soğuk kabzasına değdi. Bu zavallı için bir mermi harcamaya değer miydi diye düşünürken elim parkamdan aşağı kaydı ve paltomun bir gözüne özel olarak yerleştirilmiş savaş bıçağını buldu. Yavaşça kılıfından çıkartırken konsantre olup kanımı tüm bacak kaslarıma yüklemeye başladım. O sırada, herhalde cebimden kendimi savunmam için bir sprey falan çıkartacağımı düşünüyordu ki biraz tedbirli bir duruşa geçti. Kanım vücudumda yandı ve her yanıma yayılan ısı bacaklarımda birikip patladı. Sürat tüm benliğimde ani bir şok etkisi yarattı ve insan üstü bir hıza ulaştım. Herifin daha göz kapakları hayretle geri çekilirken ben ensesine gelmiştim ki Sürat, beklediğim gibi, tükendi. Herifin ağzından bir küfür dizisi çıktıktan sonra arkasına dönme cesaretini kendinde bulabildi. Yarı sinirlenmiş, yarı şaşırmış abuk bir hali vardı. Korku kokuyordu ve aceleyle bıçağı mideme savurdu. Bıçağın ucunun batmasıyla birlikte, vücudumda kucaklanmamdan beri gelişmekte olan Metanet disiplini devreye girdi ve karın bölgemdeki kan çekilerek orayı cansız bir doku parçasına dönüştürdü. Eğer zamanlamayı başarabilirsen, buzdolabındaki bir et parçasına bıçak saplamış gibi etki yapıyordu. Ne ben acı hissediyor ne de onun bu saldırısı lanetlenmiş ruhumun dünyaya bağı olan, Kan’ı zedeliyordu. Sadece ufak bir yanma vardı, ufak bir yanma… Gerisini anlatmayayım istersen. Klasik, üstün vampir – ezik insan hikayelerinden birinin finali işte. İlk öğreneceğin şey Kâbil’in lanetinin –yada kutsanması desek daha doğru olacak sanırım- getirilerinden biri olan Disiplinlerindir. Anna Rice “Kara Nimet” der bunun için. Anna Rice mı kim? Boş ver, sonra anlatırım şimdi işimize bakalım. Her vampir, Kâbil’in mirası olan Kan’da, gizlenmiş bulunan bazı özel, doğaüstü güçleri kullanabilir. Bu güçler çok çeşitlidir ve kullanılabilirliği ile verimi klandan klana değişir. Mesela ilk kuşaklardaki Kâbilitlerin hepsin Değişim ‘i kullanabilirken buna Gangrel evlatları doğaları bakımından daha yatkınlardı. Belki zamanla köreldi yada belki de şu sulanma zırvalaması gerçekten var; bu yüzden bende de sende de Değişim gücü yok, Gangrel’lerde var. Bir de şu var; yeni kuşaklar daha az yetenekli oluyor ve tüm verimi ile kullanamıyorlar güçlerini. Sen biraz daha şanslısın diğerlerine göre çünkü senin Efendin –Yani Ben!- zamanında çok farklı kadehlerden tattı ve diğer klanlara has bir çok gücü ele geçirdi. Nasıl mı? Boşver duymak istemeyeceğin kadar kötü hikayeler! Gelelim senin durumuna. Hemen hemen hiçbir disiplinini tam kullanamadığını fark etmişsindir. Evet görüyorum, çok hızlı çakmak çekebiliyorsun ama inan şu karanlık dünyada Sürat sana bundan çok daha fazla stratejik avantaj sağlar! Hem şimdi bırak onunla ilgilenmeyi, otur şu kanepeye ve beni dinle: Dersimiz Disiplinler: Konu, Karanlıklar Dünyasında en çok ihtiyaç duyulan üç önemli Disiplin: Sürat, Metanet ve Kudret. Bu disiplinler genelde savaş için kullanıldığından sana daha çok bunlarla savaş anında neler yapabileceğini anlatacağım. Eğer bir Toreador olsaydım sana nasıl hızlı ve güzel resim yapabileceğini yada nasıl ellerinle beton blokları parçalayıp heykel yapabileceğini de anlatırdım ama maalesef ki bir Brujah’ım ve normal bir Brujah’ın düşmanı asla eksik olmaz… Sürat: (celerity) Sürat bir vampirin kısa bir süre için insanların asla ulaşamayacağı kadar yüksek hızlarda hareket edebilmesini sağlar ve önemli anlarda en çok Kan tüketen disiplinlerden biridir. Hemen öğrenebilirsin çünkü kullanımı basittir. Tek yapman gereken vücudunda hızın artmasını istediğin bölgelere kanını yoğunlaştırmandır. Fakat yoğunlaştırmadan sonra gücü açığa çıkarırken bir miktar kan yanar ve tükenir. Eğer ki bu disiplini çok fazla kullanırsan zamanla kan miktarı bakımından zayıf düşersin. Bu yüzden dikkatli ol, Kan en önemli hazinemizdir. Önemli manevraları sonraları öğreteceğim ama şunları asla unutma; -Herkesten hızlı silah çekebilirsin, -Herkesten hızlı ateş edebilirsin ama muhtemelen ikinci mermiden sonrası hedefle alakasız yerlere gidecektir. -Biri sana silah doğrulmuşsa, daha parmağı tetiği çekmek için kasılamadan yanına gelip bileğini kırabilirsin, yeterince güclü isen… -Yakın dövüşte tek bir noktaya çok seri yumruk yada tekme atman işine yarar. Ölümlüler böyle durumlardan sonra kendilerini çok zor toparlarlar. -Eğer ki zamanlaman kötü ise gene de üstüne gelen mermilerden kaçabilme şansın biraz daha kolaydır. Hayır Keanu Reeves gibi belini kırıp yatmayacaksın, en yakın sipere kaçacaksın…Akıllı ol, burası gerçek Dünya. Metanet: (fortitude) Metanet bir vampirin vücuduna hasar verebilecek etkilerden en az zararı almasını sağlar. Bazen akciğerine girmiş bir mermi hiç bir şey ifade etmezken bazen de saçma bir bıçak yarası sırf dikkatsizlikten dolayı çok büyük acı verebilir. Eğer ki Metanet’ten tam randıman almak istiyorsan çok dikkatli olmalısın ve yapabiliyorsan çok çalış! Eh artık nasıl çalışırsın bilemem. Gelelim kullanılışına; Eğer ki benliğin, lanetlenmiş vücudunun bir yerden hasar almaya başladığını anlarsa bu disiplini otomatik olarak devreye sokar. Fakat bazen ufak tefek aksaklıklar olabilir ve hayal kırıklığına uğrayabilirsin. Kırık kemikler bir vampir için bile problem olabilir. Yeni beslendikten sonra vücudunu çalıştırsan -ağırlık, mekik, şınav çekmek gibi- bu disiplinin gelişebileceğine dair bir şeyler duymuştum bir Ventrue’dan ama ben hiç denemedim. İstersen yap ama yararlı olabileceğini pek sanmıyorum. Ne de olsa bir Ventrue’dan duydum… Deminki hikayede biraz anlatmıştım. Kanın hasarı aldığın bölgeden çekiliyor ve daha az acı duyuyorsun. Bildiğin gibi Kan, sensin ve onsuz hiçbir şeysin. O zarar görürse sen de zarar görürsün! Kısacası Metanet şunlara kadirdir; -Bıçak, tornavida, matkap, türbişon gibi kesici ve delici aletler tarafından vücudunda açılan yaraları hissetmezsin. Unutma ki en basit serseri bile bu silahları kullanabilir. -Mermi, ok gibi biraz daha ciddi şeylerin verdiği acı miktarı azalır. Bu zamanda ok ne arar diye sorma, çevrede ne kadar fazla vampir avlamaya çalışan salak olduğunu bir bilsen! -Güneş yanığı, ateş dokunması tarzındaki bela hasarlar aldığın zaman üstündeki büyük acıyı hafifletir ama sakın ha gaza gelip ateşle oynama çünkü en küçük ateş parçası bile Metanet’i zorlar. Ateş ve güneş ışığı en büyük düşmanlarımızdı hatırlıyorsan! –İnançlı insanların, -hayır her imam değil, herkes olabilir fakat gerçekten Tanrı’ya bağlı olan kutsal kişilerin- iradeleriyle vampirlere verebilecekleri zararları biraz olsun tutarmış, ben hiç buna benzer bir deneyim yaşamadım ama benim tavsiyem sen de benim yaptığım gibi, o tür ölümlülerden uzak dur! -Ve son olarak; Gangrel, Kurt adam, Zulo formu pençesi gibi doğaüstü varlıkların silahları tarafından verilen Ağır hasarların tutulmasına yardım edebilir.   Kudret: (potence) Kudret, bir vampirin fiziksel kuvvetinin dev boyutlara ulaşmasını sağlayan bir disiplindir. Bu güç sayesinde yatağın altına kaçmış oyuncak kamyonunu yatağı kaldıracak ikinci bir kişinin yardımına gereksinim duymadan alırsın. Tabii aynı şekilde düşmanının üstünde durması gereken arabayı geri yerine koyabilirsin. Kapılar sanki kağıtmışçasına ellerinin altında parçalanırlar, indirdiğin yumruklar ölümlüler üzerinde yıldırım etkisi yapar, açık tribünden fırlattığın cep telefonu, oyuncuya mermi gibi gider, uzun lafın kısası sen bu güçle ölümlüler için bir tanrısındır. Peki ya nasıl çalışır? Düşünceni sadece kuvvetlendirmek istediğin parçanda yoğunlaştır ve kan aynı Sürat’te olduğu gibi oraya hücum edip bölümdeki kasların normalin üstünde çalışmasına sağlar. Ne güzeldir ki bu güç kan yakmaz! Dikkat etmen gereken bir nokta ise şudur; ince bir işle uğraşıyorsan -domino taşları ile kule yapmak yada diş çekmek gibi- gücünü kontrol edebildiğine emin ol. Bazen işlerin berbat oluyor. Hatta zarar vermek istemediğin ölümlülerle ilişkilerinde de dikkatli ol, çünkü kemikleri çok rahat kırılıyor. El sıkıştığın ölümlünün elini kırman Maskeli Balo için bir tehlike arz eder. Bir de Nosferatular bu gücü canlı tutmak için zaman zaman ayı, öküz gibi ağır tonajlı hayvanların kanlarını içerler ama şu ana dek sadece birkaç kere hayvanlara bulaşmış olan benim, gördüğün gibi hala gücüm yerinde! Bir atta ne kadar fazla miktarda kan olsa da, insanların kanı çok daha besleyici ve güçlüdür. Kudret sana şunları sağlayabilir; -Bir yumrukla kafa, kol, kaburga gibi kemikleri rahatlıkla kırabilirsin. Ama tavsiye istersen bence sternum’a bir tane dokunursan hem karşındaki nefes alabilen biriyse nefessiz kalır, hem de kaburgaların çoğu bir anda kırılıp akciğerlere saplanabilir. Tabi bu arada unutmadan söylemeliyiz ki; ne kadar çok vahşet yaratırsan o kadar çok insanlıktan uzaklaşırsın ve de ne kadar da insanlıktan uzaklaşırsan, içindeki İblis’e esir olman o kadar kolay olur! O yüzden pek kafa kol kırma derim gereksiz yere. -Eğer kanı bacaklarında yoğunlaştırırsan çok büyük mesafeleri sıçrayarak aşabilirsin ama kurbağa gibi zıplamaya alışırsan seni yanımda dolaştırmam… -Elindeki küçük bir nesneyi –mesela bir bozuk para- kanı koluna toplayıp fırlatırsan daha önce cep telefonu örneğinde de belirtmiş olduğum gibi attığın nesne çok büyük bir hız kazanıp uçar! Umarım demin ki örneği ciddiye alıp maçlarda oyunculara bir şeyler fırlatmak gibi bir aptallık yapmazsın. -Girmekte zorlandığın bir yerin kapısını anahtara ihtiyaç duymadan açabilirsin.Unutma ki böyle bir şey yaparken çok büyük bir gürültü çıkacaktır o yüzden bana sormadan hiçbir kapıyı elleme. Evet, fark etmiş olduğun gibi tek başına kalamayacaksın bir süre. Çünkü Camarilla kurallarına göre reşit olmadığın sürece yanımdan ayrılman yasaktır! Bir yere gideceksek beraber gideceğiz. -Bir kavga sırasında çevredeki büyük ve ağır cisimleri –mesela arabalar!- düşmanların üzerine atabilirsin. Ya da yanındaki birini kaldırıp ötekisine fırlatabilirsin ki böylelikle bir taşla iki kuş vurmuş olursun. -Diyelim ki yanında hiçbir savunma silahı yok, boş ellerle dövüşmek istemiyorsun ve birileri sana saldırıyor. Ne yapacaksın? Tabii ki de şansın varken kendi silahını kendin yaratacaksın. Çevremize bir göz atalım: Baksana yerde bir kanalizasyon kapağı var. Mükemmel bir şans. Kaldır onu yerden ve ellerinle ikiye böl. Bölmüş olduğun kısım ilkel bir şekilde koparıldığı için biraz tırtıklı olacaktır. Ve işte sapsız bir balta! Ama sakın ha saldırdığın ölümlülerin canlı kaçmalarına izin verme. Maskeli Balo çok hassas bir konudur ve şehirlerin Prensleri bu hassasiyeti korumaya özen gösterirler. Peki diyelim kapak yok. O zaman bir sokak direği de işimizi görür. Koparmış olduğun bu metal çubuk ile yapabileceklerini bir bilsen şaşarsın! Pekala tamam seninle daha fazla dalga geçmeyeceğim. Sonuç olarak biraz yaratıcı olursan silah taşımana gerek kalmaz. Ama silahsız bir Brujah, kuyruksuz bir kediye benzer, onu da unutma. Ve işte en önemli üç disiplinimiz böyle. Senin kanında da bu disiplinlerin ortaya çıkma potansiyeli var ama çıkması biraz zaman alabilir. Belki de birini Diablerie etmediğin sürece bunlara ulaşamayacaksın ama nasıl kullanıldıklarını temel olarak öğrendin. Öyle sanıyorum ki bunların hepsini keşfedemeden başka disiplinlerde yetenekli olduğunu da fark edeceksin ve sana onları öğreteceğim. Ama her şey zamanla evlat! Bir süre bunları yokla. Zamanı gelince Varlık ile Hüküm gelecek. İşte o zaman, gerçekten vampirler ile insanlar arasındaki o uçsuz bucaksız farkı anlayacaksın ve asıl eğlence o zaman başlayacak! Hadi şimdi beslenmeye çıkalım, boğazım kurudu. Bu arada sana hiç 1927’de temizlediğimiz Setite tarikatından bahsetmiş miydim? Aah ne günlerdi be! Cumhuriyet daha gençti ve biz de ipin bir ucundan tutmaya karar vermiştik. Tabii ki ilk hedeflerimiz milleti zehirleyen Setite dergahları olmuştu… Brujah Ethem, 9. kuşak Ankara 2001 Yazı ile ilgili önemli not: “Quo timoris minusest, eo minus ferme periculi est” Selamlar Vampir severler! Bu savaş dolu yazının amacı, oyuncuyu savaş sahnesinde de ayrıntılar ve rolden uzaklaşmamasını sağlamak için birkaç fikir vermektir. Zar ve WoD hadisesi Bir oyunda akıcılık herkesin aradığı bir niteliktir fakat az oyunda bulunur. Oyunun akıcılığını korumak da en az akıcı bir oyun hazırlamak kadar da zordur. Ne zaman zarlar atılmaya başlarsa oyunun yavaş yavaş akıcılığı yok olmaya başlar. Bir World of Darkness oyununun da içinde mutlaka olması gereken ilk şeylerden biri de akıcılıktır. Temelinde rol yapma, tasvirler ve derin konular olan oyunlarda eğer bir hava yakalanmak isteniyorsa OY (oyun yöneticisi) nin sağlam bir senaryosu, biraz anlatım yeteneği ve sistemi bilen oyuncularının olması yeterli gibi görünür ama muhteşem bir tasvir sonucu büyülenmiş oyunculara “e hadi inisiyatif zarlarınız atın bakalım” diyince büyü bozulmaya başlar. Daha da kötüsü savaş anlarında yaşanan sıkıntılardır. Ne ile ne toplanacaktı, şu kural neydi, hangi zarı atacaktım tarzındaki sorgular zihni doldurmaya başlayınca az önce yapılmış tasvir boşa gider ve elimize 6 dakikalık bir aradan sonra ne yapacağına karar vermiş elleri zarlı, akıllarından hangi aksiyonu yapacakları geçen fakat sahnenin muhteşemliğinden bihaber oyuncular geçer. Bu garip tabloya bir de WoD oyunlarında atılan onluk zar sayısı da eklenince işler sarpa sarır. “Ya bu Vampirde çok zar atılıyor, hiç sevmiyorum” laflarını duymak kaçınılmazdır. Fakat burada hepimizin bir yanlışa düştüğünün farkında olması lazım. Akıcılık, oyuncunun ve OY’nin ortak çalışmalarıyla korunur. Eğer ki oyuncular oyunun genelinde atacakları zarların sayısını bir kenara yazarlar, zorlukları ve arkasından gelen diğer zar atışlarını bilirlerse bir turluk basit bir savaşın süresi 6 dakikadan 2 dakikaya iner. Vampir hadisesi Peki oyunlarda OY’nin hangi davranışları oyunun akıcılığını bozar? Buna verilen genel cevap “Oyun yöneticisinin, sistemi çok iyi bilmiyor olup arada bir oyuncular (kendisi de dahil) arasında olan tartışmaların akıbeti için kitap açıyor ve uzun süre okuyor” oluyor. Bu yakınma aslında hiç de haksız değildir. Fakat Vampir oyununda da böyle bir şey oluyorsa bu, bir yerde gerçekten büyük bir hata yapılmış demektir. Vampir tam anlamıyla bir Rol yapma oyunudur. Dünyada korkacakları çok az güç olan karakterler haliyle zaten kazanacakları savaş sahneleri yerine konuşma sahneleri gibi daha çok rol yapıldığı sahneleri tercih edeceklerdir. Çünkü vampirler [genelde] “karizmatiklerdir” ve davranışları da bu düşünceye göre gelişir. Her hareketleri dramatiktir, kendilerini herşeyden üstün gördükleri için (genel olarak öyledirler zaten) bastırılmış saf insani hislerini etrafa sergilemekten çekinmezler. OY’nin akıcılığı koruması için yapması gereken, bu tür nedenlerle gerçekten oyunun amacını iyi kavrayıp, düzgün rol yapan ve savaşlarda genellikle başarılı olacaklarını bilen oyunculara savaş sahnelerinde tolerans gösterilip ödüllendirmektir. Bu ödül elbette “abi baktın adama, öldü.” Şeklinde olmamalıdır. Biraz mantığınızı çalıştırıp az zar atmak ve savaş sahnesi yükünden kurtulmak için birçok çözüm üretebilirsiniz. En başta, oyuncular eğer ki zaten yenebilecekleri birileriyle savaşıyorlarsa ilk turu almaları ve sadece vuruş zarları atıp başarılı atışları “karşıdakini öldürdü” varsaymaları yeterli olmalıdır. Bu sistem, kargaşa için boşa giden dakikalara rol ve ayrıntı doldurmanıza izin verir. Tabii bu teknik sadece, senaryoda önemli bir yeri olmayan, güçsüz kişilerde uygulanırsa iyidir. Önemli birileri ile savaşırken hem tasvirler yüklü olmalı, hem zarlar düzgün atılmalı hem de oyunculara sahnenin ağırlığı bildirilmelidir. Disiplinler daha da kolay yontulur. Bırakın vampir kudretle bir ölümlüye yumruk atınca metrelerce uçsun ve kemikleri kırılsın. Bırakın göğse saplanmış bir bıçak Metanet’i olana 1 sağlık seviyesi kadar zarardan fazlasını vermesin. Ya da bırakın Değişim 2 ile oluşmuş bir pençe 3 başarılı saldırı zarıyla direk öldürsün karşınızdaki ölümlüyü. Son olarak; Eğer ki OY oyunun bir yerinde bir kuralı unutur veya duruma uygun olmadığını görürse onu değiştirmekte her zaman serbesttir. Zaten oyun, OY’nin ağzından çıkan “oldu, olmadı” kararlarının ötesine geçemez. Vampir de ve diğer WoD oyunlarında oyuncuyu sıkmak çok kötüdür. Başı boş bırakılan oyuncu oyunu cıvıtır. Evet bu doğrudur fakat deneyimle orantılıdır. Birisi ne kadar deneyimli ve aklı başında ise o kadar hakim olur hareketlerine. Bu düşünce ile yeni başlayanlardan da korkmamak gerekir. Sonuçta hepimiz başta acemiydik (tamam ben hariç, kabul ediyorum 8D ) Eğer işin ciddiyeti ve görevleri azimli bir Yeni-başlayan’a güzelce anlatılırsa ağaç yaş iken eğilmiş olur! Peki niye bu yazıyı yazdın? Yazımı yazma sebebim başta belirtmiş olduğum gibi küçük bir fikir kuşağı sunmaktır. WoD’da en ufak bir olaydan oyuna binbir renk katma şansımız olduğundan dolayı sizin oyunlarınıza da birkaç renk katabileceğimi sanıyorum. Umarım yanılmamışımdır. Çok Laubalisiniz… Yazıda biraz laubali bir dil vardı fark ettiğiniz gibi. Bu bir diyalog yazısıdır ve bu Brujah Ethem’in günlük konuşma stilinde yazılmıştır. Peki anladık, çok seviyorsun Türkçe’yi… Diğer bir husus da Türkçe’dir! İnsanlar canla başla şu RPG camiasına Türkçe’yi sokmayı çabalarlarken, benim de bir katkım olsun istedim ve birkaç terimi Türkçeleştirdim. İtalik ile yazılmış bazı terimlerin orijinallerini ve açıklamalarını altta verdim. +++++++++++++++++++++++++++++ Sternum: kaburga kemiklerinin önde birleştiği kemik Ağır Hasar: Aggravated Wound. [Metanet olmadan kurtulunması imkansız olan zarar şekli] Değişim: Protean, vücut özelliklerini değiştiren disiplin. Diablerie: Diableri, bir vampiri tüm kanını emerek [ve isteyerek] öldürme. Hüküm: Dominate, zihinleri ele geçirme ile ilgili bir disiplin. İblis: The Beast, vampirlerin içindeki vahşi ruh, (şeytanla falan alakası yok!) İnanç: True Faith, gerçek iman, gerçek inanç. Kan: Vitae, vampirin özü. Kâbil: Caine, ilk katil, ilk vampir. Kâbilit: Cainite, herhangi bir vampir, Kâbil soyundan gelen. Kucaklanma: The Embrace, birinin vampir yapılması. Kudret: Potence. Kurt adam: Werewolf. Kuşak: Generation, İlk vampir Kâbil‘e kuşak olarak uzaklık. Metanet: Fortitude. Sürat: Celerity. Varlık: Presence, vampirin varlığı ile zihin çelmeyle ilgili disiplin. [Editor]Zulo formu: Bir disiplinle canavara dönüşmüş bir vampir, genelde Tzimisce veya Gangrel.   Yazan: Can “Charon” Toraman

Devamını Oku »

Son Videolar