Son Haberler

Son Haberler

FRP Oyununda Yaşanan Komik Olaylar

DM ve player1 oynarken player2-3 ve 4 de yanlarında onları dinlemektedir. DM:Pekela Palanthar’la evleniyorsunuz ve 9 ay sonrada ilk çocuğunuz oluyor. ply2:(gözleri açılır ve DM e sert sert bakar.Çünkü palanthar onun kız kardeşidir.Ama bunu kimse bilmemektedir.) ply3:DM bu Palanthar benim çocuğumunun annesi değil miydi ya?.. ply1:hoop olm artık benim karım ona göre davranın.. ply4:Kes len…onun bekaretini kimin bozduğunu bir sor istersen… ply1:Oha olm bu Palanthar hepimizin ortak malımı oldu ya.ply2 sende bişe yaptın mı karıma? ply2:(Sinirden kızarmış bir şekilde)Hayır. ply1:Bi sen kalmıştın zaten hadi sen de yap da tam olsun. ply2:İstemiyorum. DM:Kıs kıs… ply1:ehhh…be kardeşim benim görün işte adam budur.ilk çocuğumun ismini ply2 nin ismini veriyorum. DM: :=D ply2:Lan yeter beni karıştırma… ply1:Ehh peki sen bilirsin.Ozaman sanada şu Luciayı ayarlayalım. ply2:Neeee?(Lucia onun Druid Ablasıdır.Bunu da kimse bilmemektedir.) DM:……. ply1:heee…olm var ya taş gibi ha ben baktım tadına süper bişe… ply2:LAN YETEEEEEEEEEEEERRRRRRRRRR DM:(KOPAR) Ply:Abi ilk önce zincir gömleğimi altına zincir bacaklığımı giyiyorum.Ha zincir eldivenlerimi unutma sakın.Şimdi bumların üstüne tam levha iki kere dövülmüş çivili zırhımı giyiyorum.Belime iki uzun kılıç sırtıma benim asıl gothic kılıcı alıyorum.Unutmadan hançer kemerlerimi takıyorum ayrıca kolçaklarımı vs… Ha gelelim atıma.Ata da iyi bir zırh takımı satın alıyorum.Ayrıca yanıma 8 tane heal potion ve 8 tane de cure alıyorum.Haa az kala unutuyordum fırlatmalık baltaları da alıyorum vs… (Artık DM not almayı bıraktı ve diğer oyuncularda bıkkınlıktan dolayı transa geçtiler ama player halen anlatmaya devam ediyordu.İşin komik yanı ise bu arkadaş karşısına çıkan daha ilk büyücünün tek bir büyüsüyle kılıcını çekemeden ölmüştür…:)) -Oyunumuz full hızla giderken Arda adlı bir arkadaşımız diğer 2 oyuncuyu arkadan vurmak için plan yapmaktadır. Neyse birgün bunlar dağdan aşagı inerken Arda kardeşimiz hain ve dahiyane(!) planını devreye soktu. Bu diyaloğun virgülüne bile dokunulmamıştır. Arda:(Dm fısıldayarak)Abi ben en üstte değilmiyim? DM:Evet en üsttesin. Arda:İyi o zaman ipi kesiyorum DM:Beyler ipiniz koptu.Aşağı düşüyorsunuz ply1:Nasıl oldu bu? Arda:İpi kestim muhahahaha!Sonunda kurtuldum sizden… DM:Onlarda senden kurtuldu canım.Tırmanma malzemeleri onlarda kaldı… Arda:Hönk! ply1:Vahşi sureyi kullanıp kartal oluyorum.Ardanın tepesine çıkıyorum. ply2:Hatasız ışınlanma ile yukarı ışınlanıyorum.Ardanın tepesine… Arda:Gulp! Ply1:Yavaş ve sakin bir tavırla hançerimi çıkarıyorum. Diğer izleyenler ve DM iptal…. Oyuncular quest içinde bir ejderha ile savaşırken DM ve Arda adlı bir arkadaş arasında geçen konuşma: DM: Tamam ejderhaya yakınlaşmayı başardın.Şimdi ne yapıyorsun? Arda: Hmmm…..Kutsal Darbe büyüsünü hazırlayıp ejderhaya salıyorum. DM: (Bir şeyler yazıp çizer) Arda: Nooldu? DM: Ne nooldu? Arda: Ölmedi mi? DM: Ohaa….Karşında ki ejderha olm basit bir goblin değil. Arda: Allah allah…Biz de boru değiliz ya.Aslan gibi levelimiz var.Nasıl oluyor da ölmüyor ya?(Level-8) DM: Ya Arda saçmalama karşındaki koca bir ejderha…İyi o zaman oyunun ismini Zindanlar ve Ejderhalar yerine Zindanlar ve Kutsal Darbeler koyalım… Arda dahil herkes: Zuhahahahaha   Oyun campaign şeklinde devam ederken grup bir odaya girerler.İçeride onları kurtarabilecek tek kişi vardır.Fakat içeri girdiklerinde adamın kendini astığını görürler. Bütün grup üzgün bir biçimde duraksar.Uzun bir sessizlik olur.Ardından arkadaşlardan biri son derece zekice bir lafla olayı aydınlatır: “Adam intihar etmiş lan” Grup:2 sn. sessizlikten sonra koparlar.   Ormana girmeden önce o ormanda yaşayan rangerımıza soruyoruz ormanda tehlikeli bir canlı var mı diye alınan cevap ranger: yok herhangi bir tehlike ilerleyelim 2 saat sonra Dm: abi karşınıza dinozor çıktı Generic bir campaign: -player: alıyorum yerden mızrağı atıcam çantaya -Dm: yer kalmadı daha ne sokuşturuyorsun -player: bağlıyorum işte mızrağı sırtıma -Dm: neyle bağlıyorsun her yerin zırh! -player: eeeeh yettin ama saplıyorum sırtıma ulan! 1d8 değil mi bu bok, aslanlar gibi hp var saplı kalsın öyle gezicem… -Dm: …. gurup kopar Dm sinir olmuştur … grrrr Dm- şimdi ormandan sesler geliyor yaklaştıkça bu seslerin iri bir minotaur’a ait olduğunu anlıyorsunuz… ve hızla size yaklaşıyor tüm parti- naapsak ne etsek fln filan… ben- nolucak lan alt tarafı öküz…! Vampire the Masquerade mükemmel bir Dm, berbat bir oyuncu, eğlenen insanlar; berbat oyuncu: Abi ( Dm’e hitap ediyor ) ben bu prensi ipler miyim? Dm: senin durumun diğerlerinden farklı tabii biliyorsun, seni üstünde diğerleri kadar etkili değil. Player: tamam abi o zaman ben prense dönüp – sende prens misin be! senden olsa olsa çokoprens olur! diyorum. Dm: diğerlerine dönüp arkadaşınız acı içerisinde, yavaş, yavaş bir tabureye dönüştü… Dm: Evet çocuklar, şehrin tam ortasında işte şu çizdiğim şekilde bir tower durmakta Player: oha, Dm tavır koydu lan. 1 adet lich düşük level playerların üzerinden geçmekte iken, playerların mage babasının uşağı olan Tanar’ri arkada teleport olur Lich: hassss tanrımm o neaaaaaa Player: amcamın oğlu Lich: hös oyuncu bir eli önde atın gemini tutar şekilde (bu sonradan anlaşıldı) olduğu yerde zıplamaktadır. buna bir anlam veremeyen diğer oyuncu sorar -abi napıyosun? -ata biniyorum salak! partide bululan bir deli, assassin’in peşinden koşturup şebeklik yapmaktadır. assassin en sonunda sinirlenip kendi kendine “sonunda katil olucam” diye mırıldanır. Dm: evet, mağaranın girişinden homurtular yükseliyor. siz daha “noluyo lan” bile diyemeden içerden 3 tane çok sinirli ayı fırlayıp salya sümük size doğru koşmaya başlıyolar. Player: lan yetti be. Daha yeni cıktık savaştan, dinlenicez. o mağara bos olacak.! Dm: bak sen? Player: Allah mısın ulan??? Dm: ayılardan biri sana power word kill çekti. öldün. zindanlar ve ejderhaların macera oyunu icra edilirken yaşanan olay. Dm- korkunç gözleriyle size bakarak odanın tam karşısında duruyor. Player- ne bu ? biliyo muyum ben? Dm- evet biliosun “gulyabani” Player- bismillahirahmanirahim euzubillahimineşşeytanirracim çekiyorum abi ben Dm- afferim mekan Krynn’de bir yerler, kişiler bir insan barbar, bir insan rahip, bir cüce savaşçı, bir elf büyücü ve de bir kender konuşmaların noktasına virgülüne bile dokunulmamıştır. Dm: bir odaya girdiniz ortada bir altar var, onun dışında boş oda. Kender: Altarın yanına gidiyorum ben, üstünde ne var? Dm: bilmiyorum boyun yetişmiyo… Kender: hadi ya! zıplıyorum, zıplıyorum, daha çok zıplıyorum? Grup: ?! Dm: yok. göremiyosun… Kender: eee tırmanıyorum ben altara Dm,Grup: ?! zarlar atılır, zaten aşırı çevik olan kender 20 atar, tırmanmaya başlar… Dm: Altar hareketlendi kolları bacakları çıkıyo naapıyosunuz? Kender: hadi yaa. ben devam ediyorum tırmanmaya Grup: ?! Dm: ehm, karşınızda kafasında bi kenderin oturduğu bi earth elemantal var naapıyosunuz? Grup: oehh arkadaşın yaptığı wish büyüsü, ve Dm arasında geçen bir konuşma: -i wish i want one million platin coins (1 Milyon Platin ara istiyorum) -oldu, teker teker gökten düşmeye başladılar, hepsi 0.01 hp’ni götürdü :))))) grup bir blacksmith’e gider ama paraları az olduğu için bir şey alamazlar. adama da kıl olurlar, dışarı çıkınca grup sazanı bombayı patlatır: -olm şimdi biz bu adamın kapısına wizard lock atalım, adam içerde kalsın ölsün -!!!!!! ad&d oyununda oyundan bayan ve oyunculara sinir olan Dm “kafanıza araba düştü hepiniz 50 Dmg yediniz yaşayan var mı?” Fighter: abi dur naaptın 12 hp kaldı bu zamanda araba olur mu ya???? Dm: 3 saniye sonra kafanıza zaman makinesi düştü… grup ikiye ayrılmıştır..bir bölümü handa keyif çatarken diğerleri kasabanın yakınında çatışma içindedir..handakilerin haberi yoktur yardım etme imkanları da yoktur dolayısı ile ama handaki elemanlardaki bir elemanın aklına bir cin fikir gelir: Player :  Dm ben “acaba bizim elemanlar napıyodur” diye düşünüyorum aramaya çıkıyorum. Dm : allah allah..birden içinden bir ses “bunlar kasaba dışında kavga ediyor olmasın?” diyor.. Grup: ekirik ekirk kukuruk kukuruk.. Mage : ben padişaha başka görev verecek mi diye soruyorum. Dm : ya olm padişahlık yok orta dünyada. kral o kral. Dm – goblin sana pis pis bakıyor Fighter – İçimden anneme babama küfür ettiğini anlıyorum ve çok pis sinirleniyorum, gözümü kan bürümüş bir şekilde, bonuslarımı da alaraktan gobline ve diğerlerine saldırıyorum. Dm:Çok güzel bir bahçe görüyorsun ortasında bir gazebo var Player: ne renk? Dm:(duraksar) beyaz Player:ne kadar uzakta? Dm: 50 yard Player: büyüklüğü? Dm: (yeniden duraksar) 30 feet genişliğinde 15 feet yüksekliğinde Olayer: kılıcımı kullanarak good olup olmadığını anlamaya çalışıyorum(adam paladin ve holy sword’u var) Dm: good değil…bu bir gazebo Player: ona sesleniyorum Dm: cevap vermiyor…bu bir gazebo Player: kılıcımı kınına sokuyorum, yayımı ve oklarımı çekiyorum…bir tepki veriyor mu? Dm: hayır bu bir gazebo Player: yayımla onu vuruyorum(zar atar)…ne oldu? Dm: üzerinde ok olan bir gazebo oldu Player: (duraksar) yaralanmadı mı? Dm: bu bir gazebo, bir gazebo! eğer onu yok etmek istiyorsan onu yakabilir veya bir baltayla onu doğrayabilirsin ama bir insan niye bunu dener bilmiyorum…bu @&%*# bir gazebo Player:(uzunca duraksar baltası ya da fire spell’i yoktur)kaçıyorum! Dm: cok geç bir gazeboyu uyandırdın…seni yakalıyor ve yiyor Player: belki fire spells kullanan bir mage olmalıyım böylece paladinimin intikamını alabilirim  (Gazebo: Üzerinde yemek yenilip sohbet edilebilen ahşap masa – Kısaca piknik masası gibi) Mage: Buraya bir görev için gönderildim ama görevin içeriğini tam bilmiyorum. Priest: Görevin içeriği ne?!!!!! Fighter: Abi biz o zaman biraları içip kalkıyoruz. Fighter2: Abi o zaman biraları içip kalkalım. Fighter: Herifler çok iyiler. Muhabbetleri felan çok iyi. Her akşam hana geliyorlar. Adamlar çok muhafız..!!!! (Kimse hiçbir şey anlamaz…!!!!!) LG Fighter ile Dm’in arasında geçen diyalog Dm: Öldürmek mantıklı gelmiyor. Öldürmeden belki işi çözebilirsin Fighter: Yarın öldürelim..!!!! -size atılan okların derinizi garip bir biçimde yaktığını görüyorsunuz -havada fazla kaldılar besbelli sürtünmeden ısınmışlar Playerlar bir kasabaya gelirler ve çıkacakları maceradan önce hazırlık yapmaktadırlar.grubun monk u blacksmithe gider: -Monk:meraba -Blacksmith:meraba yabancı -Monk:nunchaku var mı? -b.s.:yok -Monk:peki ne zaman gelir? -bütün grup:???!!!!!! adam balcksmith be.bakkal mı lan bu?! yeraltı ortamında sava$tıkları herif(büyücü) oyuncuların ortasına bi fireball atar.grubun mage’i konu$ur, -ya korkmayın olm max 10d6 Dmg veriyo Dm: bi koridordasınız karşınızda bir kapı var. Oyuncu: kapıyı açıyorum. Dm: karşına burnunda duman tüten bir dragon yavrusu gelio. Oyuncu: kapıyı kapıyorum. Dm: kapı eriyo. Oyuncu: eee ne bu be dragon yavrusu kapıyı açıp içeri girmiş bizi mi beklio lan ne biçim oyun bu.! Dm: mağaranın içinde uyuyan bir dragon görüyorsunuz Fighter: dragonun ağzından içeri giriyorum. içerden çökertçem, böğrüne böğrüne saplıcam long swordu. -abi son zamanlarda hiç invisible assasin gördün mü? -*cork* ah! karanlık bir zindanda: Pc1: pc2’nin kolunu tutuyorum… Pc2: yoo Pc1: hadi yaa… (pc3’e dönerek) peki bu senin kolun mu? Pc3: yoo Pc1: çok kotu.. çünkü birinin kolunu tuttuğumdan eminim! acemi frp oyuncusu:ya şimdi bu iron golem demir olduğuna göre fireball atınca eriyor diil mi Dm:oldu canım,sen gel bakiym şöyle Önder: “Umut, üzerine doğru uzaktan bir ok geldiğini gördün. Napıyosun abi? Umut: “OK NE RENK ABİ..!!!!!” Dm: “En önden sen gidiyosun elinde meşale ile. İleriden homurtular geldiğini duyuyosun, mağaranın ilerisinden geliyor sesler.” Fighter: “Abi ben gölgelere saklanıyorum.” (Hide In Shadows) Fakat bu arada fighterımızın elinde yanan bir meşale vardır. : ) Parti forgotten Realms’da yellow snake pass’de ilerliyor. bir Tempus rahibi bir barbar bir savaşçı bir ranger bi de half elf mage hepsi en azından 10. level falan. saldım üzerlerine 3-5 dev troll. bir süre dayak yedikten sonra baktılar olmayacak geri çekilmeye çalışırken troll savaşçıyı kaptığı gibi barbara sopa gibi çaktı. Critical strike oldu. ikisi de kaput ve kan kaybediyorlar yaşamak için birkaç roundları kalmış (-HP) olayı. tempus rahibi çöktü başlarına büyüye başladı tam herkes bir oh çekti derken bizim delikanlı ranger rahibin arkasından yaklaşan dev troll’ün üzerine uçmak için rahibin kafasına basıp güç alacağını beyan etti. (haliyle tüm masa da çocuğa uçtu. ) her neyse rahibin büyüsü bozuldu ve herkes hayatının gafletini yapan ranger’a bağırırken rahip oynayan arkadaş Protection from evil büyümün içine ettin diye bağırınca. başta yaralanan herkes inanmaz gözlerle rahibi oynayan arkadaşa baktı. Ben DM olarak kahkaha krizi geçirdim ve siniri bozulan arkadaşlar da kopunca oyun kaynadı. Aklıma geldikçe kopuyorum. Zavallı bahtsız savaşçıyla barbar yedikleri dayağa mı yoksa diğerlerinin aptallığına mı yansınlar bilemediler. (bu arada büyücü de milletin ortasına fireball çaktı.) ben dm im dediler bizi çok aç yap 18-20lvl falan yap bide böyle oynayak ben de acıdım elemanlara ok dedim,herifler sığır gibi oldu dan dun önlerine geleni kesiyorlar ejder mejder dinlemiyorlar bide iyi zar atıyorlar (fighter bi zar atmıştı üç 20!)neyse bunlar tabi gaza geldiler bir goblin mağarasına girdiler içerisi karınca gibi goblin kaynıyo yok şöyle katledelim yok böyle katledelim derken grubun mage i atladı beyler meteor shower yapıyorum diye yüksek levellardan gözleri dönen grup tamam yap usta dedi mağlum yeraltındalar sonuç mu tüm mağara üstlerine çöktü piyasada goblin moblin kalmadı tabi gruptan eser de. Grubun druidi ölüyo ve karanlık bir tanrının tapınağında canlandırma mersimi yapıldıktan sonra DM oyuncuyu bir kenara çekip alignment’ının kötüye döndüğünü artık kötü bir karaktere göre rol yapmasını istiyo gizlice. Druid tapınaktan çıkar çıkmaz ilk bulduğu ağaca sille tokat girişiyo. N’ooluyo olm naapıyon falan diyo grup. Bizimki mağrur bir tavırla kendini bir dark druid olarak gruba tanıtıyo. Millet iptal. grup bir giantla savaşmaktadır (melee) Mage -ben fireball atiyom Dm -fireballu nereye atıyon onun efekti geniş alanlı Öage -göbeeni ortalayıp atıyom. Dm gruptaki diğerlerine -iyi atin bakalım savingthrow grup (fighter, mage, cleric ve ne yazık ki bir kender) minatorlarin elinde tutsak kalır karşılarına bir minator mage çıkar ve konuşmaya başlarlar bu arada kender clerice donup bu ne bole der clericde buyucu bir minator der kenderde minatora donup “heheh büyülü inek” der (sonucu siz tahmin edin) Vampire the dark ages Gm: “ve işte size bu kutsal kılıcı veriyorum.. İsa’nın en son yemek yediği kaptan yapılmıştır..” player: “e iyi de biras büyük diil mi?” (boru dill kardesim, bildiimis long sword iste) Gm (istifini bozmadan) “İsa çok yerdi.” dm: …. abi bayıldın kan kaybediyorsun… oyuncu : ben daha önce bulduğum sarı potion’u fighter’a içiriyorum.. herhalde healing potiondır… dm: fighter artık kan kaybetmiyor… çünkü az önce arkadaşı ona tutkal içirdi…. dm-kılıçlarınızı çektiniz birbirinize saldıracaksınız… p1-arkanda ayı var.. p2-hade len… dm-ayı sana saldırdı ve öldün.. p2-ohaaaaaaaa p1-ekieki parti kaçarak ormana saklanan bir grubu yakalamak için plan yapmaktadır. grubun ranger’i düşünür taşınır ve dahiyane bir yol bulur: -abi ormanı yakalım o zaman mecburen çıkarlar dışarı. ohaaaaa! sana ranger oynatanın… Şimdi grupta bi mage , paladin , ranger var bunlar çöldedirler ve susamışlardır yapacak hiç bi şey yok biraz daha su içmezlerse susuzluktan ölcekler. Akıllı! mage bir fikir öne sürer ben water element çıkarayım en iyisi onu içelim der neyse sonra grup karar verir mage water elementi çıkarmak için uğraşır bu sırada da bizimkiler ellerinde pipetlerle bekler . Water element çıkar ama mage in gücü o kadar azalmıştır ki çölde water elementi kontrolü dışına çıkar ve bunları öldürür. Nacizhane bir Planescape oyununda oyuncularımız Lady of Pain’in karmaşık labirentlerinden birine giderler.Amaç, Guildler arası savaşta üstünlük sağlayacak kılıcı bulmaktır.Ancak,labirent çok karışıktır ve başka guildler de kılıcın aranması için ekipler yollamıştır.Durum zordur ancak kahramanlarımız kılcı bulurlar lakin…Bulma anından itibaren play.. 4 player labirentte bir oda bulurlar.Bir yatak ve yerde pis tabaklar vardır.Burada birinin yaşadığı bellidir.Orada duvara dayanmış kılıcı görürler.Mage kılıcı alır ve invisible olur.Ninja biraz geriden izlemeyi tercih eder.Grubun 2 warrior’u da odada beklerler. Ve NPC gelir içeri…Üstü başı yırtık pırtık paçoz bir tiptir.saç sakal birbirine karışmıştır. NPC : (Odada göz gezdirir) KILICIM NERDE! Player 1 (Mage) : Ses yok Player 2 (Ninja) : İnceden topuğa başlamıştır. Player 3 (Warrior) : Arkadan “biz almadık abi” diye ortamı sakinleştiremeye çalışır. Player 4 (Warrior) : KAHRAMAN!!! Tabii playerlar herkezin aradığı bu acaip güçlü kılıcın sahibinin ne denli bir swordmaster olabileceğinin farkındadırlar…Biri hariç hepsi… Player 4 : Buyur arkadaş… NPC : Hemen kılıcımı verin… Player 3 : Kılıcın bizde deil ab… Player 4 : Ne kılıcı birader biz almadık senin kılıcını falan (Şimdi bu yalanı söylerken odada onlardan başkasının olmadığını göz önünde bulundurmayaraktan söylemektedir,bi de pişkin pişkin lölö yapmaktadır.) NPC : Kılıcımın hemen şu an verilmesini istiyorum yoksa hepinizi öldürmek zorunda kalacağım… Player 3 : “Geri geri adımlarrrr…” Player 4 : “İleriiii” Bak genç – yaklaşır ve elini adamın omzuna koyar – şimdi bak bakiyim bizde bir kılıç görüyormusun?!?Hı?!?Bak bak…görüormusun… NPC : … Player 4 : Şimdi biz almadık yavrum senin kılıcını git başka yerde ara… NPC : O zaman kusura bakmayın sizi öldürmek zorunda kalacağım… Player 1,Player 2 ve Player 3 topuklamaya başlamıştır ancak hepsi durup bu manzarayı izlemek ister… Player 4 : İyi bakalım…Görelim ne menem adammışsın.Ne yaman adammışsın. NPC gider ve yatağının aldından bir kılıç çıkartır…Paslı bişidir senelerin yorgunluğu vardır üzerinde… Player 4 :Puhahahahh bununla mı… NFC : Swift Swift…(Bir kaç hızlı kılıç darbesi zira swordmasterimiz 1 turnde 4 attack yapabilmektedir.) Player 4 : Inghh…(Bleeding to Death) Player 1 :Benim umrumda değil abi ben gidiyorum… Player 2 : Benim de hadi çavvvv… Player 3 : Topuklamıştır bile… Bir serbest oyunun bir kısmında demi-god olduğumuzu öğrenmişizdir oyuncular olarak..Ve ben deniz diabloyu öldürebilmek için gerekli tek büyüye sahibimdir – Time Stop! Portal’a gelir ve cehenneme ilk adımı atarım…Ardından bir kere okuma hakkım olan Time stop’umu okurum… DM : Okudun zaman durdu… Player 1 : Koşar 7 kat aşağıya,zira hazır zaman durmuşken rahat haraket edebilir. DM: 7 kat aşağıya indin,Diablo karşında duruyor…ne yapıyorsun… Player 1 : Öncelikle fir.. DM : Time Stop’un süresi doldu…Diablo serbest… Player 1 : ….

Devamını Oku »

Dost Siteler

Akvadi Anime Manga Türkiye Avalon Edebiyat Council Of Elders CrossFire Türkiye Final Fantasy Türkiye FrpWorld Geekiz.biz Kahramanlar Sinemada Kan Güncesi Kayıp Dünya Korku Sitesi Laika Yayıncılık MMO Haber Okuryazar Orta Dünya Ovedron – Ultima Online Sunucusu Oynakbeyi Tek Jeton Ters Ninja The D&D Take Ticaret Üniversitesi Bilimkurgu Kulübü Türk Fantastik Edebiyatı Türk Fantazya Birliği Türkçe BKF Vampire State Wizards of İstanbul   Yıldız Savaşları

Devamını Oku »

Evcilik Oyunu

Her insan bir FRP oyuncusudur ama bunun farkında değildir. Bir oyun oynarken örneğin evcilik oynarken hepimiz Role Play yaparız. Ne yaptığımızın, yaptığımız işin ne olduğunun bir önemi yoktur. Bazı sınırlar vardır, oyunun doğası gereği konulmuş; kimsenin yazmadığı ama karşımızdaki arkadaşımızla birlikte oluşturduğumuz ve oyuna dahil ettiğimiz kurallar. Onlar sayesinde oyunumuzun keyfi kaçmaz, kimse kırılmaz. Eğlence günlerce devam eder.

Devamını Oku »

Bilimkurgu ve Geleceği

“Bilimkurgu edebiyattır, iyi bilimkurgu iyi edebiyattır.”  Bülent SOMAY“Bilimkurgu bir büyüteçle gerçeğe yaklaşır,onu birtakım sayılarla abartarak gözümüzün içine sokar.” BAURDRİLLARD Bilimkurgu TürüBilimkurgu, geleceğin dünyasını düşgücüyle tasarlarken, pozitif bilimleri ve edebiyatın ölçülerini temel alan bir edebiyat türüdür.

Devamını Oku »

Tolkien’in Mirası – World of Warcraft

Hayatta hiçbir şey yoktan var olmuyor elbette. Hele ki sanat ürünleri ne kadar devrimci, yenilikçi ya da avangard olursa olsun, kendinden öncekilerle illiyet bağından kurtulamaz, aslında tek ve büyük bir geleneğin devamıdır. Gerekli Şeyler‘in yayımladığı World of Warcraft çizgi romanını elime aldığımda bunu düşünmemiştim. Evet, öncelikle bir bilgisayar oyunundan doğan bir çizgi roman, ama daha da ötesinde Tolkien ve masaüstü FRP oyunları gibi uzak akrabaları/kaynakları var. Çizgi romanı incelemeden önce bunları kısaca hatırlamaktak isterim.

Devamını Oku »

Bilimkurgu Estetiği

-Bilimkurgu, edebiyat mıdır?  -Evet.  -Öyleyse yerleşik edebiyat ölçütleriyle değerlendirilebilir mi?  -Hayır. Böylesi bir iddia, yalnızca gerekçe değil, detaylı bir açıklama da gerektirir. Yazılı bilimkurgu, elbette ki, edebiyattır, oysa kendine diğer medyaları (film, tiyatro, hatta belki de resim ve heykel) seçen bilimkurgu kelimeler dünyasına uygulanandan başka ölçütlerle değerlendirilmelidir (1). Bilimkurguya edebiyat olarak ve öncelikle de nesir kurgu olarak odaklanan bu denemenin amacı, eleştirmenlerin geleneksel edebiyat eleştirisini bilimkurguya uygulamaya çalıştıklarında karşılaştıkları sınırlamaların bir kısmına işaret etmek. Özetle, son yıllarda akademinin bilimkurguyla ilgilenmeye başlaması ciddi zorlukları beraberinde getirdi. Akademik eleştirmenlerin bu türe yönelik alışıldık (ve temelsiz) bir hor görüyle kuşatılmaları bir yana, bu eleştirmenlerin ellerindeki araçlar da ne kadar bilenmiş olursa olsun, realist ya da doğalcı olan yirminci yüzyıl kurgusuyla arasındaki yüzeysel benzerliğe karşın edebiyat sanatından temelde çok farklı olan bu yapıt grubuna uygulanabilir değil. 

Devamını Oku »

Türkiye’de Çizgi Roman Yayıncılığına Kısa Bir Bakış

Türkiye’de ilk yayınlanan amerikan çizgi romanları (Lee Falk’ın yarattığı) Mandrake ve Kızılmaske (Phantom) ile Gordon’dur. Amerika’da yayınlanmaya başlandıktan çok kısa süre sonra Ülkemizde yayınlanmaya başlanmıştır. Ama yazımızın konusu genellikle Süper güçleri olan çizgi roman karakterleridir. Superman dergi formatında ilk kez 1958 yılında Ceylan yayınları tarafından Süpermen adı ile yayınlanmaya başlanmıştır.

Devamını Oku »

Fantezinin Kısa Hikayesi

     Fantezi, hayali edebiyatın en eski dalıdır – en az insanoğlunun kendisi kadar eskidir. Bundan tam on beş, yirmi hatta otuz bin yıl kadar önce Altamira’da ve Chauvet’deki mağara resimlerinin çizilmesine neden olan sanatsal dürtünün, postlara sarınmış samanların Buzul Çağı Avrupası’nda kamp ateşlerinin etrafında heyecanla, büyülenmişçesine kendilerini dinleyenlere anlattıkları tanrılar, iblisler, tılsımlar, büyüler, ejderhalar, kurtadamlar ve ufkun ötesindeki muhteşem diyarlarla ilgili müthiş hikayeleri anlattıran dürtüyle aynı olduğuna inanmak pek de zor değildir. Ve tabii ki kavurucu Afrika’da, tarih öncesi Çin’de, eski Hindistan’da ve Amerika kıtasında da … bu hikayeler binlerce, hatta yüz binlerce yıldan beri her yerde anlatılagelmiştir. Hikayeler anlatmak dürtüsünün evrensel olduğunu düşünmek, her zaman hoşuma gitmiştir – “insan” dediğimiz canlının olduğu her yerde hikaye anlatan birileri de mutlaka olmuştur ve bu hikayeciler, insanlığın uzun evrimsel yolculuğu boyunca bu yeteneklerini ve enerjilerini olağanüstü olaylar ve mucizeler yaratmaya adamışlardır.

Devamını Oku »

Transformers – More Than Meets The Eye

Bu Transformer’ların dünyasıdır. Kahraman Autobot’ların, Decepticon’ların şeytani güçlerine karşı verdikleri mücadeledir. Dünya ve Cybertron’un kaderini, pamuk ipliğine bağlı bu savaşın dengeleri belirleyecektir. Autobot’lar bir yandan kendi dünyaları olan Cybertron’u Decepticon’ların pençesinden kurtarmaya çalışırken, bir yandan da İnsan’ların gezegeni olan Dünya’nın yaşamsal kaynaklarının şeytani güçler tarafından yağmalanmasını engelleyebilmek için bitmek bilmez bir savaş vermektedirler. Bu, Cybertronian Savaşları’dır, Dünya Savaşı’dır ve Yeni Altın Çağ’ın doğumudur. Transformer’ların evrenine adım atarken dikkat edin. Her zaman için, görünenden daha fazlası vardır…

Devamını Oku »

Dracula Efsanesi

Senelerden beri internette bulunan “Dracula Efsanesi” adlı makalevî incelememin son halini okumaktasınız. Çocukluğumdan beridir topladığım araştırma notlarının bir araya getirilmesiyle 2004’te yazılıp 2006’da bilgisayara aktarılan bu makale, 2013’te bir kere daha güncellenmişti. Ancak 2013’ten 2015’e yapılan yeni araştırmalar ve bazı bilgi hatalarının saptanması bu incelemenin bir kere daha düzeltiden geçirilmesini gerekli kıldı. Tarih araştırmalarına aşina olanların bilebileceği gibi elbette son düzeltme de olmayacak. Nitekim araştırmalarımın ilk adımı, topladığım bilgilerin seneler içerisinde yanlışlanması ve daha doğrulanmış bilgilere ulaşılmasıyla başlamış, bu araştırma serüveni bu günlere kadar gelmiştir. Bunun haricinde eklenecek yeni bilgiler de araştırmalar esnasında bulunabiliyor ki işte tüm bu çileye katlanma gücü veren biraz da bunun heyecanı oluyor. Tabiri caizse oturup baştan yazdığımı söyleyebilirim.

Devamını Oku »

Vampir İnancı

Dünya Üzerinde Vampir İnancı ve Kaynağı      Vampir inanışı dünyanın çeşitli mitoloji ve kültürlerinde yer alan bir inanıştır. Bulunan tüm arkeolojik ve etnografik buluntular bunu göstermektedir.Mesela Sikkim’de,eski bir Tibet manastırı’nın duvarlarında,ikibin beşyüz yıl evvel yapılmış duvar resimlerinde,kan emen,sivri dişli,vampiri andıran yaratıklar tasvir edilmiştir.Tibet Lamaizm inancın’da, Varja rahipleri kan emen,sivri dişli,köpek dişlerinden kan damlayan kişiler olarak resmedilmişlerdir.Tarih öncesi bir Asur çömleğinde,kafası kopuk bir vampir ile sevişen bir adam resmi bulunmuştur.İlk yazılı destan olan Gılgamış’ta vampir(Utnapiştim) temasına rastlarız.Hint dilinin ilk yazılı kaynaklarını oluşturan “Atharva Veda”nın bir bölümünün adı “Baital Paischisi” yani “Vampir Öyküleri”dir.(Baital=Sanksritçe Vampir).      Vampir inanışının kaynağı ise hep tartışılmıştır. Genelde yaygın kanı vampir inanışının batı kaynaklı olduğunu söylesede,aslında doğu kaynaklıdır.Zira yapılan araştırmalar şunu göstermiştir ki,vampir efsaneleri,Avrupa’ya,Moğol istilasından kaçıp Anadolu’ya sığınan ve Osmanlı Devleti tarafından Balkanlara yerleştirilen Rumeli Türkleri tarafından yayılmıştır. Netekim vampir efsanelerinin ilk yazıldığı tarihlerle,Avrupa’ya Türk İskan’ı aynı tarihe rastlar.Yani bu inanç Asya’dan alınmış ve İran,Anadolu,Rumeli,Bulgaristan,Romanya,Macaristan ve Almanya üzerinden tüm Avrupa’ya yayılmıştır.Hatta Türklerin,Avrupa’ya ilk gelişinden de önce,Asya üzerinden Avrupa’ya gelen Keltlerin inandığı,Gal ulusunun “dragdul”, İrlandalılar’ın “deargdull” denen kan içici canavar efsanesi buna örnektir.

Devamını Oku »

Mitoloji ve Fantezi Bağlantısı

Fantastik Kurgu’nun beslendiği en sağlam ve en geniş başlıktır Mitoloji. Gerek anlatılan hikayeler, gerek diyarların farklı kullanımı (Mesela basit görünen bir yapının tapınak olması, yoldaki basit bir kuşun aslında bir Tanrının habercisi olması gibi) Fantezi dünyasına ışık tutmuştur. Mitolojideki karakterler de Fantezi dünyasını oluşturmakta çok büyük rol oynamıştır. Yunan Mitolojisinden Titanlar, Pegasuslar; Mısır Mitolojisinden Sphinxler, Çakal Adamlar; İskandinav Mitolojisinden Fairyler, Leviathanlar; Türk ve Arap Mitolojisinden Cinler, Lamialar gibi birçok Fantezi dünyasında karşılaştığımız canlılar aslında hep mitolojiden esinlenmedir. Hatta esinlenme demek gereksiz olur direkt olarak mitolojiden alıntıdır. Bunun dışındaki Vampir, Kurtadam, Lycantrophe (Yarı insan yarı hayvan canlılar) gibi varlıklar da Avrupa ve dünyanın birçok yerindeki efsanelerden gelmedir. Mitolojilerde bulunan çok Tanrılı kavram ise Fantastik Dünyaların yaratılmasında büyük rol oynamıştır. Her bir inanca uygun farklı Tanrı yapıları Fantastik dünyalarda da gözümüze çarpmaktadır. Ateş Tanrısı, Gök Tanrısı, Ölüm Tanrısı, Denizler Tanrısı, Güzellik Tanrısı, Aşk Tanrısı gibi bir çok Tanrı sembolü Fantezi dünyalarına Mitolojiden geçmiştir. Hemen hemen her mitolojide çok Tanrı sembolü vardır ve şu anda karşılaştığımız hemen hemen her Fantastik Diyarda da bu örnekle karşılaşıyoruz. Bu da demek oluyor ki aslında Fantastik Kurgu Jules Verne, Edgar Allan Poe, H.P. Lovecraft, Clark Ashton Smith, J.R.R. Tolkien gibi yazarlarla değil; Herodot’a kadar uzun bir geçmişe sahip… Hayallerinizi kaybetmemeniz dileğiyle…          Kayra “Keri” Küpçü

Devamını Oku »

Son Videolar