Son Haberler

Oyunculara Kitap!

Oyuncuların oyun oynamaktan başka bir şey yapmadığı söylenir. Hatta no-life diye bir terim bile türemiştir bu tür insanlar için fakat artık oyun başından kalkıp kitap okumanın zamanıdır. Çünkü oyuncular için bir kitap var. Başlat kitabı, gelecek kurgusuyla harmanlanmış bir bilimkurgu kitabı olarak karşımıza çıkıyor. Oyuncular için yaratılmış sanal bir dünya ve bu dünyayı yönetenler… Kitap hakkında arka kapak yazısı çok şey anlatıyor aslında:

Devamını Oku »
frankenweenie

Frankenweenie Yeniden!

Frankenweenie geri dönüyor. Tim Burton, 1984 yılında çektiği Frankenweenie filmini yeniden çekiyor. Daha önce 29 dakikalık orta metrajlı, siyah-beyaz bir film olan; aslında çocuk filmi gibi görünmesine rağmen pek de öyle olmayan Frankenweenie, bu sefer yepyeni bir şekilde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Uzun metrajlı ve animasyon bir film olması planlanan projenin detayları yavaş yavaş belli olmaya başladı.

Devamını Oku »
planescape-logo

Katmanlar ve Tanrılar

  Carceri’nin katmanları ilginç bazı özellikler taşır. Öncelikle resimde de görüldüğü üzere Carceri, Altı Katmandan oluşur evet; ancak bu katmanlarda kendi içlerinde daha küçük “ORB”lara (kürelere ya da mini-gezegenlere) ayrılır. Yani altı katmanın her biri kendi içinde daha küçük kürelere bölünmüştür. Her katmanın birden çok küresi vardır. Katman içinde katman. Tıpkı matruşka bebekleri gibi, keşfettikçe giderek küçülen küreler. Her katmanda yerçekimi normal olarak işler. Bazı istisnalar dışında. Dediğim gibi her katman iç içe geçmiş minik daire şeklindeki mini-gezegenlerden (orblar) oluşur. Lakin resimde de gördüğünüz bu küçük daireler (orblar) birleşik değildir. Orbların arasında belli bir mesafeye kadar atmosfer mevcuttur. Ancak bir karakter bir orb yüzeyinden 35-40 metre kadar yukarı uçtuğunda yerçekiminin tamamen bittiğini görecektir. İşte burada yerçekimi sıfırdır. (Örnek vermek gerekirse Calimport maceralarında Drizzt ile birlikte bu düzleme gelen Catti-Brie bu boşluğa düşmüş ve süzülerek tekrar yere konmuştur.) Bu yerçekimsiz boşlukta süzülerek bir üstteki orba geçebilirsiniz. Ancak hayal ettiğiniz gibi değil. Yerçekimsiz alanda herhangi bir kuvvet olmadan hareket edemezsiniz. Filmlerdeki gibi kulaç ata ata ilerlerim diye düşünüyorsanız boşuna kuvvet harcamayın. Herhangi bir uçma sağlayan büyü (fly,polymorph vs…) ya da hareket etkisi olmadan yerçekimsiz alanda ilerleyemezsiniz. 1-) OTHRYS: Othrys Carceri’nin en dışında bulunan birinci katmanıdır. Ama çoğu kişi bu katmana Titanların Evi demektedir. Çünkü Zeus’un kadim zamanlarda sıkça savaştığı ve Arborea düzlemindeki Olympus dağından sürgün ettiği bazı Titanlar bu katmanda yaşar. Zaten bu katmandan Arborea düzlemine doğrudan ulaşım sağlayan geçitler de mevcuttur. Zira onlar olmasa Zeus’un bile onca Titan’ı kolayca başka bir düzleme sürebilmesi büyüsel açıdan) epey zor gözüküyor… Gelelim Othrys’in içine. Othrys tamamen çöllerden oluşan bir katmandır. Ama korkmanız gereken çöl değil çölün içinde bulunan meşhur bataklıklarıdır. Othrys yüzeyi tamamen kumlarla kaplı gibi gözüksede sakın aldanmayın. Gördüğünüz en sağlam kum yığını bile sizi bir anda içine çekip saniyeler içinde tonlarca kumun altında ezilmenizi sağlayabilir. Bataklıklar yüzünden katmanda görebildiğiniz her yerde sivrisinekler vardır. Hepsi bildiğiniz küçük olanlardan değil. Bazıları bir ejderhanın bile canını sıkacak kadar büyüktür. Aynı zamanda pek çok düzlemin en üst katmanından geçen Styx Nehride gene bu katmandan geçer, küçük kanallarla dallanır ve çöllerin içine doğru gider. Bataklıkları daha tehlikeli hale getirir. Othrys Yerleşkeleri ve Tanrılar: Bastion of Last Hope (Son Umut Burcu): Othrys’deki bir dağın alçak yamacına kurulmuş kale burcu büyüklüğündeki sığınma evidir burası. Tek bir girişi vardır. Oda her yerden görülebilecek dev bir iblis kafasıdır. İçeri girmek isteyen kişiler kafanın önüne gelip ağzın açılmasını ve dilin kırmızı bir hali misali çıkarak önlerine serilmesini beklemelidirler. Kesinlikle bir tuzak aramayın rahatlıkla içeri girebilirsiniz. Zira kale canlı değil sizi yutmaya falan çalışmıyor. Ayrıca kalenin her hangi bir yöneticisi kralı vs yoktur. İçerisi tamamen kuralsız çalışan anarşist ruhlu canlılarla ve büyük bir örgüt ile doludur. Revolutionary League adındaki bu örgüt cinayetleri ve hırsızlıkları (kale içindeki) belli bir seviyede tutmakla görevilidirler. Kadim kütüphanelerde istediğiniz bilgileri bulabilir, düşmanlarınızı gözlemesi için casuslar tutabilir ya da rakiplerinizi ortadan kaldırması için suikastçiler kiralayabilirsiniz. Ve en ufak büyülü malzemeden tutun çok değerli antikalara kadar her şeyi bulabileceğiniz pazarlar mevcuttur. Ama gene de unutmayın bulunduğunuz düzlem hainlerle ve isyancılarla dolu. O yüzden bu mekanda kimseye güvenmemeye dikkat edin. Mount Othrys: Ve geldik Titanlarımızın yuvalarına. Bu katmandaki Titanların hepsi Othrys Dağında bulunur. Dağın üzerinde Antik Yunan dönemlerine ait yerleşim yerleri, amfitiyatrolar, muhteşem eserlerin sergilendiği müze benzeri galeriler, eski dillerde rünler oyulmuş dev sütunlar sıkça görülür. Dağa Titanların lideri Cronus hükmeder. Taht odası ise tüm bu yapıların ortasında bulunan ve hemen hemen 2-3km genişliğinde dev bir arazi üzerine kurulmuştur. Cronus çok güçlü bir Titan olmasının yanı sıra çok da bilgedir. Ziyaretçiler oraya Cronus’tan tavsiyeler ve öğütler almak için sıkça giderler ancak mümkün olduğu kadar Arborea düzlemi ve Zeus kelimelerini kullanmamaya çalışın. Cronus gözünüzün yaşınıza bakmayacaktır (ağlamaya fırsat bulabileceğinizi sanmıyorum zaten). Aynı zamanda Cronus Lesser Deity (Küçük Seviye) Tanrısı kategorisine girer -tanrılık özü barındırmasada- . Othrys’te İkamet Eden Tanrılar: Titanların Lideri Cronus Hepinize komik (bazılarınıza şaşırtıcı) gelsede Mortal Kombat dövüş oyunlarından tanıdığımız ve o evrenin Yıldırım Tanrısı Raiden ve Palace of Thunder (Yıldırım Sarayı) bu düzlemde bulunur. 2-) CATHRYS: Hakkında fazla bir bilgi olmayan ikinci katmanımızdır. Bilgi yok dediysek görülcek çok bir şey yok demek istedim. Çünkü bu düzlem ya leş gibi kokan ormanlarla kaplıdır ya da dümdüz kızıl ovalarla kaplıdır. Öncelikle yapmanız gereken ilk ve en önemli şey biraz imkansız olsa da sürekli gözlerinizin etrafta dolaştırmalısınız. Zira Ooze denen elemental boyutlardan gelme yaratıklara özgü güçlere sahip bitkilerle doludur bu ormanlar. Oozeları fiziksel olarak tanıtmak gerekirse  “yürüyen asit toplarıdır”. Yerde sürüne sürüne yürüyen cıvık bir asit yığını düşünün. Bu asitleri sadece eti kemiği değil metali bile eritir. Dünya parayla aldığınız veya bin bir zorluklarla elde ettiğiniz silahınızı bu yaratığa savurduğunuzda silahınız yaratığı öldürse de asit yüzünden silahınız büyük hasar alabilir ya da direkt eriyebilir. Ama işin kötü tarafı bu değil. Asıl dehşet olanı ise bu ormanlarda bulunan en büyük ağaçtan en ufak ota kadar tüm bitkilerin bu Ooze denen elemental yaratıkların asidik sıvısından salgılamasıdır. Durmaksızın. Bu sıvılarda sürekli buharlaştığı için bu ormanların çevresindeki ve üstündeki atmosferinde yoğun oranda asit bulunur. Bu yüzden olurda bu ormanlardan geçecekseniz koruma büyülerinizi yanınıza alsanız iyi olur zira her tur 1d4 asit hasarı alma gibi bir sorunla karşı karşıya kalacaksınız. Ve tabiî ki bu bitkilerin pek çoğunun canlı olduğunu söylememe gerek yok. Basit bir çicek diye yanından dikkat etmeden geçip gittiğiniz bitki sizi bir anda ikiye bölecek keskin yapraklarını fırlatabilir. Dediğim gibi gözleriniz sürekli tetikte olmalıdır. Cathry Yerleşkeleri ve Tanrıları Apothecary of Sin (Günahın Eczacısı): Türkçesi biraz komik gelse de çok da yerinde bir yer ismi olduğunu anlayacaksınız. Her şeyden önce bu mekan Cathrys’in Orblarından birindeki asit ormanlarının merkezinde bulunan dev bir ağacın üzerine kurulmuştur. Ağacın ortalarından itibaren başlayan ve tepesine kadar çıkan bir Eczacı dükkanıdır burası. Her dalın ucunda farklı bir stand vardır. Satılanlara gelince. Adını duyduğunuz duymadığınız, çok nadir çok popüler her türlü asit, zehir ve lanetli iksirleri burada satıp satın alabilirsiniz. Bu mekanı işleten kişi Sinmaker (Günah İşleyen) adındaki bir Glabrezu iblisidir. Diğer Glabrezuların özelliklerini taşısa da kendi türünden daha zekidir. Her türlü zehri ve asidi tatmışlığı vardır. Ayrıca bizzat kendisine ait olan bir Simya (alchemy) laboratuarında bilinen zehir ve asitlerden farklı karışımlar keşfetmek en büyük uğraşıdır. Sinmaker’ın meşhur bir karışımı vardır. Buna da çok sevdiği bir isim takmıştır. Günah İşleyen’in Süprizi (Sinmaker’s Suprise). Catryhs’te bulunan asidik bitkilerin asitleriyle özel bazı zehirleri karıştırarak yapmıştır. Zehir organik olmayan hiç bir şeye zarar vermemektedir. Sadece organik yapılara zarar verir. En ufak temasınızda bile kuvvetli bir kurtarma atışı yapmalısınız ( DC=24) Zehrin yayılmasını engelleseniz de sıvının içinde bulunan asitten dolayı kaçınılmaz olarak 3 turda bir 1d6 asit hasarı alırsınız. Eğer yayılmasını engelleyemezseniz 2d6 geçici Constitution (Dayanıklılık) hasarı alırsınız. Hala durduramadıysanız geçmiş olsun 2d6 kalıcı Con. hasarı alırsınız. Bu karışımı istiyorsanız Apothecary of Sin’e gidip 4,400 altın karşılığında alabilirsiniz. Cathrys’te İkamet Eden Tanrılar Unutulmuş Diyarlar’dan tanıdığımız Zehir Tanrıçası Talona (lesser deity-küçük seviye tanrı) ve yerleşim yeri Palace of Poison ( Zehir Sarayı) bu katmanda bulunur Başta Tepe Devleri (Hill Giant) olmak üzere bazı Ettin devlerinin, ogrelerin ve Buz Devlerinin (Frost Giant)  tapındığı tanrılardan biri olan Grolantor(Intermediate Deity-Orta Seviye Tanrı) ve diyarı The Steading burada bulunur 3-) MINETHYS: Üçüncü katmanımız Minethys. Fiziksel olarak ilk katman Othrys’e oldukça benzemektedir. Tüm katman kumlarla çöllerle verimsiz arazilerle kaplıdır. Tek bir farkla. Othrys’te sakin hareketsiz duran kum yığınları Minethys’te müthiş güçlü kum ve rüzgar fırtınalarıyla yolculara çok (gerçekten çok) zor anlar yaşatmaktadır. 24 saatlik bir dönüm içerisinde kum fırtınalarının dindiği 1-2 saat bulabilirsiniz ama hepsi bu kadar. Diğer zamanlarda fırtına hiç durmaz. Sadece rüzgarla havalanan kumlar değil irili ufaklı hortumlarla da sık sık karşılaşacaksınız. Eğer fırtınada yolculuk yapacaksanız çok sıkı ve boşluksuz giysiler giymeye gayret edin. Fırtınalardan saklanmak ve dinlenmek istiyorsanız işiniz daha da zor zira çölde doğal olarak bulunan kaya ya da kum mağaraları çok çok nadir görülür. Yani ellerinizle kendinize yapay bir kum mağarası yapmanız gerekecektir. Az uyumaya çalışmanız sizin yararınıza. Eğer fazla uyursanız mağaranızın içi kumla dolup taşar ve boğulana kadar anlamazsınız bile. Minethys Yerleşkeleri ve Tanrıları Sand Tombs of Payratheon (Payratheon’un Kum Mezarları) :  Payratheon, Minethys katmanına 1000lerce yıl önce kurulmuş çok büyük bir şehirdir. Ancak nedeni bilinmez şehir kumlar altında kalmıştır. Sadece bazı kulelerinin ve kalelerinin uçları kumun yüzeyinden az miktarda çıkar. Günün nadir vakitlerinde kum örtüsü biraz da olsa kalkar ve şehrin çok az kısmını ortaya çıkarır. Hazine avcıları ve maceracılar bu zamanları beklerler ve şehre girmek için fırsat kollarlar. Eh içerisi tabii ki bir sürü kum yaratıklarıyla doludur. Özellikle metalik pullara sahip dev bir boğa şeklinde olan ve nefesiyle düşmanlarını taşa çeviren Gorgon adlı yaratıklara dikkat edin. Coeus Temple: Coeus isimli Titan’ın yaşadığı yerdir burası. Coeus, Titanların lideri Cronus’un büyük ağabeyidir. Müthiş büyüklükte bir +5 Greatsword kullanır. Cronus gibi bilge değildir ama aynı zekayı paylaşırlar. Düşmanlarını etrafına yaydığı aurasıyla korkutup sonra saldırmayı tercih eder. Gündüzleri tapınağından çıkmaz geceleri gölgelere karışıp avlarını arayama koyulur. Yaklaşık 900 can puanıyla bulaşmak isteyeceğiniz son kişi olmalıdır bu katmandaki… Minethys’te İkamet Eden Tanrılar Dungeons and Dragons sisteminde bulunan ejderhaların tapındığı (genelde ölü Ejderhaların tapındığı-dracolich-) tanrı Faluzure ve diyarı The Mausoleum of Pain (Acı Müzesi) burada bulunur. Ölümle ve negatif enerjilerle haşır neşirdir. Sürekli deneyler yapar. Derler ki kendi üzerinde de sıkça nekromantik deneyler yaptığı için kanatlarını parçaladığı ve uçamadığı söylenir. Gene Devlerin tapındığı küçük seviye bir tanrı (lesser deity) olan  Karontor ve diyarı Rack of Injustice ( Adaletsizlik İşkencesi) bu katmanda bulunur. Karontor Cathrys katmanında ikamet eden devlerin tapındığı tanrı Grolantor’un kardeşidir. Ondan daha acımasız ve zeki olduğunu söylerler. Nagaların Tapındığı bir yarı tanrı (demigod) olan Parrafaire ve diyarı Trickster’s Delight (Düzenbazın Sevinci) bu katmanda bulunur. 4-) COLOTHYS: Colothys, Carceri’nin 4. katmanı olmasıyla birlikte görüp görebileceğiniz en yüksek dağlara ev sahipliği yapar. Bir dağın başlangıcından yukarıya bakıp tepesini normal gözlerle görmeniz imkansızdır zira bulutlar kaplar zirvelerini. Dağlar sadece uzunlamasına değil genişlemesine de çok engindir. Yani katmanın tamamı bu dağlardan oluşur desek yalan olmaz. Dağa normal dağcılar gibi zirve yapılması imkansızdır zira dağın her yeri çok derin kanyonlarla ve vadilerle kaplıdır yürümeyi zorlaştırır. Az sayıdad a olsa ticaret için kullanılan ya da dağ üzerinde bulunan yerleşim yerlerine giden dev köprüler, patikalar mevcuttur. Bu yollardan da yürürken başarılı tırmanış denemeleri (Climb Check DC=15) yapmalısınız. Dağların en yüksek zirvesinde Crius adlı bir Titan yaşar. Bu zirvede dev bir kalesi vardır. Kalesi söz yerindeyse deli gibi savunma araç gereçleriyle doludur. Yani anlayacağınız sürekli savaşlar yapan hatta takıntı derecesinde savaşmayı seven bir Titandır kendisi. Savaştığı kişide tepe devlerinin tapındığı ve Cathrys’te ikamet eden Tanrı Grolantor’dur. İki tarafta asker olarak sık sık Shator gehrelethlerini kullanırlar. Colothys Yerleşkeleri ve Tanrıları Garden of Malice: Colotyhs’in dağlarla kaplı Orblarından en küçüklerinden birinde bulunan dev bir bahçedir. Hatta bu düzleme bilgisiz olarak gelen ya da iyi bir gözlemci olmayan kişiler bu bahçeyi fark etmezler bile. Bahçe bu düzlemle tezat oluşturacak şekilde çok güzel kokan çiçeklerle sarmaşıklarla küçük ağaçlarla doludur. Belki canınız sırf koklamak için bile olsa bu çiçekleri koparmayı isteyebilir ya da dağa tırmanırken bu sarmaşıklara tutunarak çıkmayı deneyebilirsiniz. Eh yapacağınız son şeyde bu olur. Zira bu bitkiler canlıdır. Kim onlara kötü amaçlar için dokunmaya kalkarsa; bitkiler kendilerine dokunan kişilerin tüm yaşam enerjilerini emip onları boş birer kabuk haline getirirler. Bu bitkilerin köklerinin aslında tek bir ana-bitkiden yayılan uzantılar olduğu söylenmektedir ama hala kesin bir kanıt yoktur. 600 yılda bir bu çiçekler ve sarmaşıklar havaya tohumlarını salarlar. Yüksek mevkide oldukları için esen şiddetli rüzgarlarla bu tohumlar diğer orblara dağılır. Çok büyük bir kısmı haşereler tarafından yenildiği için Garden of Malice şu anda tek bir yerde bulunmaktadır yani genişleyememiştir. Colothys’te İkamet Eden Tanrılar Titan Lord Crius ve kalesi Crius’ Temple Drow Tanrıçası Loth’un oğlu olan Drow (erkek) Tanrısı Vhaeraun ve diyarı Ellaniath Unutulmuş Diyarlardan tanıdığımız Beastlord lakaplı, avlanmanın ve hayvan-adamların (lycanthropes) tanrısı Malar (lesser deity-küçük seviye tanrı) ve diyarı Land of Hunt (Av Toprakları) bu düzlemde bulunur. 5-) PORPHATYS: 5.katmanımız Porphatys’e geldik. Artık kürklerinizi hazırlasanız iyi olur. Çünkü sürekli yağan siyah karlar ve bir o kadar soğuk siyah renkli denizler kaplar bu katmanı. Kar dediğime bakmayın. Bildiğiniz sulu kar değil. Asitli kar bunlar. O yüzden karın rengi de denizlerin renkleri de siyahtır. Kardaki asitlik oranı o kadar yoğundur ki korunmasız gelen bir kişi her tur 1d6 asit hasarı alacaktır. Denizin üzerinde küçük adacıklar olsa da çoğu su yüzeyine çıkmış kum birikintilerinden başka bir şey değildir. Gerçek anlamda adacık özelliği taşıyan yığınlarda ise kıtlıktan aç kalan bir deri bir kemik canlılar yaşamaktadır. Denizlere hükmeden Titan Oceanus bu katmana hükmeder. Porphatys Yerleşkeleri ve Tanrıları Ship of One Hundred:  Bembeyaz gövdesi olan bir gemi… Katmanın bir orbunda gözden kaybolup bir anda başka bir orbta ortaya çıkan hiç ses çıkarmayan ve hiç konuşmayan mürettebatı olan gemi… Geminin asıl adı White Caravel (Ak Karavel-Gemi-) dir. Gemiye One Hundred (100) denmesinin sebebi geminin en alt bölmelerinde bulunan 100 adet lahittir. Gemi katmanın içinde sürekli dolaşıp yardıma muhtaç ruhları ve canlıları bünyesine katar. Onlardan bir daha da haber alınamaz. Çok nadir bir kısmı vardır ki gemiden atılan veya bir şekilde kaçan, onlar anlatır geminin altındaki 100 lahiti. Kimse o lahitleri açamamıştır ve açmaya çalışanlar ya delirmişler ya da korkunç bir şekilde can vermiştir. Geminin asıl amacının 100 lahiti kargo niyetiyle bir yere taşımak olduğu söylenir. Bu yüzden bu lahitleri korumaları ve taşınmalarına yardımcı olmaları için gemiye serbestçe dolaşan ruhları ve çaresiz canlıları mürettebat olarak alırlar. Ne zaman biri lahitlerden birini açmaya başarırsa gemideki tüm varlıklar bir anda yok olur ve gemi tekrar kendi kendine dolaşarak mürettebat toplamaya başlar. Bu sürekli tekrar eder zira her seferinde lahitleri açmak için merakla yanıp tutuşan biri mutlaka çıkmaktadır. Bu ne zaman biter ya da lahitler neler barındırıyor hiçbir şey bilinmemektedir… Porphatys’te İkamet Eden Tanrılar Bir tek Oceanus ve yerleşim yeri Oceanus Tapınağı vardır bu katmana hükmeden. 6-) AGATHYS: Agathys son katmanımız. Ve içlerinde en ama en soğuğudur. Korunmasız herkes her tur 1d2 soğuk hasarı alır. Bu katmanı diğer katmanlardan ayıran şey içlerinde en küçük katman olması ve aynı zaman da hiç orbu bulunmayan tek katmandır. Her yer buzla kaplıdır. Buzun rengi siyahtır ve bu siyahlığın üzerinde şerit şerit parlak kırmızı renkler mevcuttur. Burada yaşayan canlılar yarı-donmuş durumdadır ve vücutlarının bir kısmı buzla bütünleşmiştir. Çok zor ve yavaşça hareket edebilirler. Bu yarı donmuşlar dışında katmanda yaşayan başka bir canlı yoktur. Agathys’te tek bir yerleşim yeri ve tek bir tanrı vardır. O da Dungeons and Dragons sisteminden çoğumuzun tanıdığı Ölüm Tanrısı Nerull ve diyarı Necromenteiondur. Nerull dışında Gehrelethlerin bir nevi tapındığı; tanrı olmayan ama tanrılık seviyesinde gözüken Gehreleth Lordu Apomps burada yaşar.   Yazan: Sencer Coşkun

Devamını Oku »
planescape-logo

Genel Bilgi

  Pek çok Planar, Sigil’i hapishane olarak görür. Acıların Leydisinin elinde geçecek sonsuz ızdırap dolu bir hapishane. Eh o zaman bilmelisiniz ki o Planarlar Carceri’ye hiç ayak basmamışlardır. İşte girişimizi yapalım meşhur Titanlar Düzlemine. ( Bu arada okuyanlar bilirler; Drizzt arkadaşımız Calimport’taki maceralarından birinde dostlarıyla birlikte bu düzleme gelmiştir) Carceri (ya da Tartarus) kelimenin tam anlamıyla bir hapishane, mahkumiyet düzlemidir. Kendi halkı tarafından sürgün edilenler, toplumu tarafından öldürülmek üzereyken kaçanlar, acı savaşlar sonucu yenilip düşman ordusu tarafından tek tek avlanan taburlar ya da yıkılan bir krallıktan kaçan çaresiz bir lider… Hepsinin geleceği yer Carceri’dir. Geçmişlerinden bahsetmezler. Gelecek amaçlarıyla ilgili konu açmazlar. Tek bilmeniz gereken şey hepsinin büyük bir intikam ile dolu olduğu ve bir gün intikamlarını alabilmek için her yolu deneyecekleridir. Kimisi krallığını geri kazanabilmek, kimisi onu sürgün eden topluma büyük acılar çektirmek için kendi düzlemlerine geri dönecektir (en azından uğraşacaklardır). Tabii hepsi bu düzleme kendi istekleriyle değil düşmanları tarafından hapsedildikleri için gelmişlerdir. Derler ki bir mahkum sadece kendisini hapseden kişiden daha güçlü olduğunda Carceri’den kaçabilecektir. Kaçması da o kadar kolay değil. Hapishane gardiyanlarınızı atlatıp kaçtığınızı düşünebilirsiniz ama bir bakmışsınız tekrar hapishanenizin önüne gardiyanınızın ayaklarının dibine gelmişsiniz. İşte böyle bir yer bu düzlem. Carceri aynı zamanda Gray Waste kadar olmasa da Blood War (Kan Savaşları)’a ev sahipliği yapmıştır. Carceri’nin ordularını ise birazdan anlatacağım zeka özürlü Gehreleth’ler oluşturur. Gehrelethler dışında, Achaierailer, Hordlingler, Impler, Mephitler, Quasitler, Gölge İblisleri, Nightmare (kabuslar, tamamen gölgeden oluşan yarı-somut varlıklar) gibi yaratıklar da Carceri’de görülür. Çok az sayıda olsa da Tarterian Dragon (Tarterus Ejderhaları) da bu düzlemde bulunurlar. Ama dediğim gibi nadir görülürler ve onların dikkatini çekecek kadar aptal olan birini tanımadım…henüz… Gehrelethler (aynı zamanda Demodand olarak da bilinirler) istisnalar hariç tüm kainat içinde yalnızca Carceri’de bulunurlar. Carceri’deki mahkumların acımasız ve akılsız bekçileridir.  Tüm boyutlarda dışlanan acımasız savaşçılardır. Gehrelethler Carceri’ye 1000lerce yıl önce bilinmeyen bir sebepten dolayı sürgün olarak gönderilmiş bir türdür. Yukarıda bahsettiğim Carceri mahkumları, aslında çoğunlukla kendileri olmalarına rağmen işin garip tarafı kendi kendilerinin bekçiliğini yapmaktadırlar. Gehrelethler fiziksel özelliklerine göre üç alt türe ayrılır. 1-Farastu: Farastular en çok sayıda bulunan Gehreleth türüdür. Boyları 2-2,5 m arası değişir 80-100 civarında kiloları vardır. Vücutlarının önü genellikle açıktır. Giysi anlamında değil et anlamında. İç organları vs kısmen de olsa gözler önündedir. Vücutlarındaki bu açıklıklardan simsiyah reçinemsi çok yoğun bir sıvı sürekli olarak damlar. Farastular diğer Gehreleth türleri arasında sürekli ezilirler. Yukarıda bahsettiğim sürgün edilmelerine sebep olarakta akrabaları sık sık Farastuları gösterip suçu onlara atmaktan çekinmezler. Eğer etrafta diğer türleri yoksa Farastular tüm acımasızlıklarını gösterirler ama olurda güçlü ırkdaşlarından birini görürlerse hemen pısırıklaşıp yalakalığa başlarlar. Abyss Dili konuşabilirler. Başka bir dilde konuşmayı öğrenemeyecek kadar zeka özürlüdürler (INT puanları 5-8 arası değişir). 2-Kelubar: Kelubarlar; Gehrelethlerin en güçsüz üyeleri olan Farastular ile en güçlü üyeleri olan Shatorlar arasında bir konumda bulunan işçilerdir diyebiliriz. Ya da bir yerde okuduğum ve çok beğendiğim şekliyle “bürokratlar”dır. Farastular gibi cahil vahşiler ya da Shatorlar gibi düzenli savaşçılar değillerdir. Eğer ihtiyaç olmazsa asla savaşmazlar. Arabuluculuk yaptıkları da olur. (Genelde Farastuların aleyhine). Boyları 2,5-3 metre arasında değişir ama 3 metreyi geçen Kelubarlar da sık sık görülür. Tamamen obezdirler. 200-250 kilo ağırlığında vardırlar ve her yerlerinden yeşilimsi yağlar damlar. Yarasalara benzeyen 3-4 metrelik kanatları onlara uçma yeteneği sağlar ancak onca ağırlıkları yüzünden uçuş hızları fazla değildir. Abyss Dili ve Ortak Dilde konuşabilirler. 3-Shator: Shatorlar Gehreleth toplumu içindeki en yüksek rütbeye sahip kişilerdir. Fiziksel olarak Kelubarlardan daha uzun (3-4 metre arası) ve iki kat daha ağırlardır (yaklaşık yarım ton). Kelubarlar gibi sırtlarından yarasalarınkine benzer kanatlar onlara uçma yeteneği verir. Aslında toplumdaki en yüksekteki kişiler olmalarına rağmen öyle afilli bir iş yaptıkları yoktur. Tek yaptıkları birilerinin Carceri’deki hapishanelerinden kaçmalarını umut etmektir. Böylece bu kaçanları acımasız bir şekilde avlayıp tekrar hapsederler ve bundan büyük bir zevk alırlar. Abyss Dili, Ortak Dil ve Infernal dili konuşabilirler. Gelelim Carceri’nin fiziksel özelliklerine. Zaman ve yer çekimi kavramları Madde Düzlemi (Material Plane) ile aynıdır. Hiçbir büyü okulu bonus ya da ceza (penalty) almaz tüm büyüler normal işler. Bu düzlem yoğun bir kötülük barındırdığından; iyi yönelimli bir karakter Charisma puanını kullandığı tüm zarlara -2 penalty alacaktır. Aydınlanma sistemine gelince. Carceri’nin herhangi bir Güneş, Ay benzeri bir ışık-ısı kaynağı yoktur. Ama Carceri’nin toprağı kendi ışığını yayar. Bu ışığın rengi hafif kızıldır. Işık tam olarak fiziksel bir ışık değildir. Büyüsel özellik gösterir peri-ateşi (faerie fire) ışığı gibi. Bu yüzden bu ışık ısı yaymaz. Yani Carceri’de hava her zaman soğuktur. Bu soğuk en dış katmandan en içteki katmana kadar artarak devam eder. Başlarda rahatsız edici değildir ancak derinleştikçe ciddi yaralar açan ısırıcı soğuklara dönüşür. Resimde soldan sağa sırasıyla: Farastu-Shator-Kelubar Carceri’nin altı adet katmanı bulunmaktadır. Planarlar bu katmanlara Altı Kat Diyarları der. Buyurun…   Yazan: Sencer Coşkun

Devamını Oku »
planescape-logo

Katmanlar ve Tanrılar

  1:OINOS Fiziksel Özellikleri: Oinos, Gray Waste’in birinci katmanıdır. Bu katman; asla büyümeyen kısa kalmış ağaçlarla, sürekli ağıtlar yakarak dolaşan kötü ruhlu yaratıklarla ve asla bitmeyen kuvvetli salgın hastalıklarla doludur. İşte bu katman Blood War’un merkez cephesidir. Yapılan yıkıcı büyülerin gümbürtüleri, havada ses çıkaran pençelerin sesleri, iblislerin ve şeytanların acı ve zafer dolu çığlıkları tüm katmana yayılmıştır. Ayrıca efsanevi Styx nehri bu katmandan da geçer. Oinos Yerleşkeleri ve Tanrıları Yerleşkeleri Khin-Oin (The Wasting Tower): Oinos katmanı Mydianchlarus adlı Prens lakaplı bir Ultroloth tarafından yönetilir. Yönetim merkezi Khin-Oin (Virane Kule) adındaki devasa bir kaledir. Ama bu yapıya kale diyip geçmek tamamen aşağılamak olur. Bu yapı uzaktan bakıldığında derisi yüzülmüş yaratıklardan yapılan ve bir zincir halinde dönerek gökyüzünü delip geçen bir kulesi olan yapıdır. Söylenenlere göre bu yapı yaklaşık 35 kilometre boyunca gökyüzüne çıkmakta; aynı şekilde bir 35 kilometre kadar da yer altına inmektedir. Bu büyük kulenin yanında ondan daha küçük (hepsi 5-10 kilometre arası) kuleler vardır. Ancak uzaktan sadece ana kule gözle görülür; zira onun heybeti yanında diğer küçük kuleler devede kulak bile kalamamaktadır. Kalenin içinde büyülü araştırmalar için yüzlerce laboratuar, meditasyon odaları, dinlenme odaları gibi bölümler mevcuttur. Her ne kadar bu kale gibi Yugoloth ırkının arasında bir birlik varmış gibi görünse de durum böyle değildir. Aslında lider Ultroloth prensimiz, kendi kandaşları olan Yugolothlar ile sürekli rekabet halindedir. Bunun sebebi de bu devasa yapının en tepesindeki odasında bulunan Yönetim Tahtıdır. Bu tahtın adı The Siege Malicious  idir. Bakalım neymiş; The Siege Malicious: Bu taht Oinos katmanına hükmetme yetkisini üzerine oturan kişiye veren artifekt seviyesinde büyülü bir tahttır. Gümüş, bakır ve pirinç metallerinden yapılmıştır. Taht bizzat kule ile bir bütündür hatta Oinos’un kendisiyle bir bütündür. Yerinden asla oynatamazsınız. Taht çok büyüktür öyle ki üzerine Huge (devasa) boy bir karakter oturabilir (Örneğin bir Bulut Devi). Tahtın en tepesinde hükümdarlığın sembolü olan kırmızı yakuttan bir taç vardır. Her kim bu katmana hükmetmek istiyorsa bin bir zorluğu aşıp kuleye girip en üst odasına kadar çıkıp Tahtta oturan kişiyi öldürmelidir ve tacı almalıdır. Eğer eski taht sahibini öldürmeden tahta oturmaya kalkarsanız taht sizi zehirler ve Gray Wasting denen bir hastalıkla suratınızı kemik ve yanmış et yığınına çevirir. Ve Charisma puanına 3d6+6 kalıcı zarar alırsınız. Eski taht sahibini öldürüp de tahta geçerseniz gene Charisma zararı alır ancak 1d4 kadar alırsınız. Tacı takan kişi Oinos katmanının efendisi olur ve Oinoloth lakabıyla anılır. Gelelim tahtın, sahibine kazandırdığı güce. Oinos hakkında yukarıda yazdığım üzere bu katman sürekli salgın hastalıklarla kaplıdır demiştik. İşte bu hastalığın sebebi aslında bu tahttır. Tahta oturan kişi sadece tek bir düşüncesiyle hayal bile edemeyeceğiniz bir hastalığı tüm katmana yayabilir. Hastalık iki aşamadan oluşur. Birinci aşama da Ability Puanlarınıza (Strength, Dexterity, Constitution, Intelligence, Wisdom, Charisma) kalıcı eksiler alırsınız. Ancak bu alacağınız hasarlarla ilgili bazı sınırlamalar vardır. İlk olarak hastalığa karşı yapacağınız kurtarma atışlarında DC; yani kurtarma zarı ile geçmeniz gereken miktar 20’yi geçemez. Hastalık sonucu Dayanıklılık yani Constitution hariç diğer Ability puanlarınıza alacağınız kalıcı hasar 1d8 den fazla olamaz; Dayanıklılık puanınıza da 1d6’dan fazla kalıcı hasar alamazsınız. Hastalığın ikinci aşaması tamamen Oinoloth’a bağlıdır. İsterse hastalığa yakalanan kişilerin kör, sağır, dilsiz, akıl yoksunu ya da deforme olmuş bir surata sahip olması gibi olasılıklarını tek bir düşüncesiyle gerçekleştirebilir.                           Oinos’ta İkamet Eden Tanrılar: AD&D sistemindeki Veba, Hastalık ve Salgın Tanrısı Incabulos ve diyarı Charnelhouse, Eskiden Unutulmuş Diyarların Ölüm Tanrısı olan Myrkul’un Ölüler Şehri Crystal Spire burada bulunur. Bu şehir Myrkul ölünce, Ölüm portfolyosunu eline alan Ölüm-Nifak-Katiller Tanrısı Deli Cyric tarafından yönetilmiştir. Ardından Cyric’in ölümlü zamanlarındaki dostu, ölümlü insan Kelemvor bu şehirde bir isyan başlatmış ve Cyric’in elinden Ölüm portfolyosunu alarak Ölüm Tanrısı olmuştur. Şu anda da şehri o yönetmektedir. Dungeons and Dragons sisteminde yer alan Ork Tanrılarından biri olan Yurtus (Intermediate yani Orta seviye bir tanrı) ve diyarı Fleshslough, D&D sisteminde kötü cücelerin sıkça tapındığı orta seviye bir tanrı olan Abbathor (Intermediate seviyesinde bir tanrı) ve diyarı Glitterhell, Ejderha Mızrağı Panteonundaki Hastalık ve Salgın Tanrısı Morgion ve diyarı The Fortress of Disease, Koboldlarla uzaktan akraba olduğu tahmin edilen ve ejderhalar ile olan ilişkileri sonucu doğan Urd ırkının (bildiğiniz kanatlı kobold işte) tapındığı Tanrı Kuraulyek (Demi-God) ve diyarı Urdrest; Oinost’ta bulunan tanrılardır. 2:NIFLHEIM Fiziksel Özellikleri: Niflheim Gray Waste’in ikinci katmanıdır. Birinci katmana göre daha haraketlidir. Oinos katmanındaki büyümeyen ağaçlar artık burada büyümeye başlamaktadır. Renkleri gene gri de olsa her yerde çam ağaçları vardır. Birinci katmandaki bitmeyen şiddetli salgın hastalıklar burada bir son bulur. Her yer sürekli bir sis ile kaplıdır. Bu sis Niflheim’ın bilinen en büyük fiziksel özelliğidir. Sis adeta Ravenloft sislerini aratmayacak kadar canlıdır. Sisin en ince olduğu yerde görüş açısı maksimum 33 metredir; ki bu sis çok nadir incelmektedir. Sis o kadar yoğundur ki duyma duyunuzu da etkiler işitme kaybı yaşarsınız. Bu yüzden Listen Skill Checklerinize (Dinleme Yetenek Denemesi) -4 ceza alırsınız. Oinos katmanı gibi büyük bir savaş alanı değildir burası. Ancak sisin içinde gizli avcılar her an sizin kokunuzu ve ayak izlerinizi arıyor olacaktır. Özellikle dev kurtlara (dire wolf) ve Trollere dikkat edin. Bu katmana boyut kapıları ya da portallar dışında özel bir ulaşım yolu daha vardır. Ysgard (Asgard) düzleminde bulunan World Ash (Dünyalar Ağacı) denen ve İskandinav mitolojisinde tüm kozmolojinin merkezindeki dev ağaç olarak bilinen Yggdrasil’in köklerinden birini takip ederseniz Niflheim’e ulaşırsınız. Yalnız bu kök başıboş değildir. Bu kökte efsanevi kanatsız ejderha Nidhogg bulunmaktadır. Keskin pençeleriyle ve zehirli nefesiyle ağacı öldürmektedir. Bu hiç bitmez. Eninde sonunda ağacı öldürecektir (bkz. Norse Mitolojisi). Nidhogg öldürülebilir ancak sürekli ürediği için onun yerini çocukları doldurmaktadır. O yüzden tecrübe puanı (XP) dışında bir amacınız yoksa bu ejderhaya dokunmamanız ve bir portal aramanız sizin için en iyisidir. Niflheim katmanının efendisi İskandinav Mitolojisinden Ölüm Tanrıçası Hel’dir. Zaten mitolojideki Asgard’ın da içinde bulunduğu Dokuz Ölümsüz Boyuttan biri de Ölüm Tanrısı Hel’in hükmettiği ve mitolojide Sisler Diyarı olarak bilinen Niflheim’dır. Niflheim Yerleşkeleri ve Tanrıları Yerleşkeleri Death of Innocence (Masumiyetin Ölümü) : Sislerin çevirdiği çam ormanlarının içinde gizlenmiş küçük bir şehirdir burası. Görebileceğiniz her şey çam ağacından ve taştan yapılmıştır. Hiç demir ya da metal bulunmaz yapının içinde. Binalarda harç yerine Ooze kanı kullanılmıştır. Şehrin etrafını çam odunundan yapılmış duvarlar destekler. Bu duvarlar baştan aşağı dikenlerle ve tahta mızraklarla doludur. Şehrin ortasında bir su kaynağı şehrin su ihtiyacını karşılar. Şehrin içinde hemen hemen 4500-5000 arası ölümlü yaşar. Tabii ölümlü dediysek gerçekten ruhları kendilerine ait olan ölümlüler. Henüz larvae olmamış ölümlüler. Larvae olmasalar da Gray Waste’ten nasiplerini mutlaka almışlardır. Hepsi derin bir kasvet ve bulanımla doludur. Bırakın bu boyuttan kaçmayı, şehrin dışına bile çıkmazlar. Niflheim’da İkamet Eden Tanrılar: Ölüm Tanrıçası Hel (Heim) ve gene bu katmanla aynı isme sahip diyarı Niflheim. Bu diyar tamamen ağaç kökleriyle kaplı, tavanından asitler damlayan; yerleri de ölümcül zehirler taşıyan sürüngenlerle dolu olan devasa bir salondur. Salonundaki dev bir tahtta oturan Tanrıça Hel, sürekli yayılan sislerin içinde hüzün dolu ve dinleyeni bulanıma sürükleyen şarkılar söyler. Bazı tarihçelerde Loki’nin kızı olduğu rivayet edilir. Unutulmuş Diyarlar Panteonundaki ilk iki tanrıçadan biri olan Gecenin ve Karanlığın Hanımı Shar ve diyarı Palace of Loss burada bulunur Dungeons and Dragons sisteminde bulunan Katiller Tanrısı Pazuriel ve diyarı Rezuriel burada bulunur. Kendisi Orta Seviye (Intermediate Deity) tanrıdır. Pazuriel aslında okyanuslarda ve denizlerde iş gören bir tanrıdır. Ona tapanlar gelende su altı yaratıklarıdır. Deniz Elflerinden (aquatic elf) nefret eder. Unutulmuş Diyarlar Panteonundaki Hırsızlar Tanrısı Mask ve diyarı Shadow Keep burada bulunur. Ancak Mask, Tanrıça Shar’a olan 1000 yıllık bir borcu yüzünden anlaşmaları gereği Tanrılık Özü’nden ve yaşamından vazgeçmiştir. Tanrılık Özü, kendisine tapınan ve seçilmişleri olan iki Shade’e gitmiştir. Erevis Cale ve Drasek Riven. Üçüncüsü ise Rivalen Tanthul adında hem güçlü bir büyücü hem de bir Shar rahibidir. Erevis Cale, Tanrılık Özü’nü alırken Mephisto’nun yardımını da almıştır. Ve ona bir söz vermiştir. Tanrılık Özü’nün bir kısmını Mephisto’ya verecektir. Aynı şekilde rüyalarına giren Tanrı Mask da Tanrılık Özü’nün bir kısmını tekrar dirilmek için ondan talep etmektedir. Bunlar gerçekleşmeden Mephisto, Erevis’i öldürmüş ve Tanrılık Özü’nü çalmıştır. Drasek ve Rivalen hâlâ özleri içlerinde barındırmaktadır ancak Shadow Keep hâlâ boş bir şekilde durmaktadır. Drasek ve Rivalen’in neden orada yaşamadıkları benim için de hâlâ bir soru işareti. Neyse çok uzattım. Sonuç olarak Tanrı Mask dirildiğinde tekrar Niflheim’daki Shadow Keep adlı kalesine gelecektir. Bu kadar emin konuşmamın sebebi kitapları okurken karşıma çıkan bazı ince detaylar olmuştur. İlk olarak Mask, Tanrılık Özü’nü parçalarken son düşünceleri “İyi ki sırrı Shar’dan saklayabildim,” olmuştur. İkinci olarak Erevis Cale’in Spellplague’dan hemen sonra doğan bir oğlu vardır. Bu oğlan da büyük ihtimalle bir miktar Tanrılık Özü taşımaktadır. Üçüncü olarak da Rivalen’in Mephisto’nun oğlu Magadon ile geçen bir diyalogdur. Bu diyalogda Rivalen, Magadon’a Tanrı Mask’ın geri döneceğini açıkça belirtiyor. Celtic Mitolojisinden Tanrı Arawn ve diyarı Annwn (Lanetlenmişin Adaları – Isles of the Cursed) Hindistan Budizm Tanrılarından Gecenin ve Karanlığın Tanrısı Ratri ve diyarı Dark of Night; Niflheim’da bulunan Tanrılardır. 3:PLUTON Fiziksel Özellikleri: Gelelim Gray Waste’in üçüncü katmanı Pluton’a. Pluton, Ölüm Lordu Hades’in diyarıdır. Gelmek isteyeceğiniz en son katmanlardan biridir burası. Ne için geldiğinizi asla hatırlamazsınız ve diğer katmanlara göre bunalıma ve depresyona, kısaca solma sürecine daha çabuk girersiniz. Pek çok ağaç türü barındırır içinde. Meşe, söğüt, kavak hatta Ege’nin mis kokulu zeytin ağaçları bile bulunur. Bulunur bulunmasına ama Pluton’un toprakları verimsiz ve tamamen zehirlidir. Bu yüzdendir ki bu ağaçlar bakımsızlıktan ve susuzluktan dehşet bir deformasyona uğramışlardır. (Eh Hades’in elinde sulama tenekesiyle hepsini sulayacağını beklemiyorduk zaten). Pluton Yerleşkeleri ve Tanrılar: The Underworld: Bu katmanın en çok bilinen özelliği Hades’in diyarı The Underworld’dür (yeraltı dünyası). Hades’in eline düşen ölüleri sonsuz bir işkenceye maruz bıraktığı yerdir burası. Merkezinde Hades’in yaşadığı yer bulunur. Etrafı gri renk mermer duvarlarla kaplıdır (pembe olmasını beklemiyorduk zaten) ve sadece tek bir dev bronz kapılarla giriş çıkışı sağlar ve bu duvarlar göz alabildiğince uzanır (binlerce kilometre). Çok güçlü büyüler ya da aşırı güçlü yaratıklar hariç kapıyı ve duvarı kımıldatmak imkansızdır. Ha tabii ki kapıyı oynatabilmek için önce kapıyı koruyan muhafızı yenmeli ya da atlatmalısınız. Yunan Mitolojisinden sıkça duyduğumuz üç başlı bir Cehennem köpeği (cerberus) bu kapının bekçisidir. Cerberus’un bedenini Hades’in diyarına gelme cüretini gösteren aptalların (ya da cesur olduğunu sanan aptallar) kıvranan ve çığlık atan vücut parçaları oluşturur. Şehrin içine gelince, dışarıdan pek bir farkı yoktur. Kararmış ve korkunç şekillere girmiş ağaçlar, kısa ve son derece zehirli çalılar, lanetli topraklar, kirli sular vs. İçeride gizlenenler hariç hiçbir ölümlü ırk yaşamaz. Tüm halkı Larvaelar oluşturur. Hâlâ içinde duygu kalmış Larvaelar da Wraithlere (Tayflar) benzeyen yaratıklar tarafından bulunur ve son kalan duygu parçaları da sökülüp alınır. Son duygusal özellikleri de onlardan alındıklarında Larvaeların özleri, yani ruhları Pluton katmanı ile bir olur. Eğer olurda solmuş veya Larvae olmuş bir dostunuzu, sevgilinizi ya da kardeşinizi kurtarmak için buraya gelecekseniz dikkatli olsanız iyi olur. Çünkü her köşede demonlar, devillar, yugolothlar bu aptallığı yapmanız için sizi beklemektedirler. Şehrin içinde bir takım gizli boyutlararası özellik gösteren Tüneller mevcuttur. Bu tüneller doğrudan Mount Olympus (Olimpos Dağı) ile bağlantılıdır. Pluton’da İkamet Eden Tanrılar: Eh tabii ki herkesten önce Ölüm Lordu Hades ve diyarı Underworld Hag adlı ırkın Tanrıçası Cegilune ve diyarı Hagsend Yunan Mitolojisindeki Büyünün Büyücülerin Cadıların ve Nekromansinin Tanrıçası Hecate (Hekate) ve diyarı Aeaea.   Yazan: Sencer Coşkun

Devamını Oku »

Son Videolar