AYBABTUMakaleler

Yılın Bilimkurgu Romanları – 2021

2021 yılı bilimkurgu açısından dopdolu bir yıldı. Birçok heyecan verici gelişme oldu, güzel eserleri Türkçe okuma şansına kavuştuk. Baskısı bir süredir bulunmayan hikayeler raflara döndü. Darısı 2022’nin başına.

2021 yılının bilimkurgu edebiyatı açısından en çok ses getiren olayı muhtemelen muhteşem bir Dune uyarlamasına sahip olmamız oldu. Ancak yalnızca sinema alanında değil, edebiyat açısından da Türkiye’de bilimkurguya doyduk. Yine de 2022 yılında çıkacak eserlerin duyuruları iştahımızı açmaya devam ediyor.

Yılın bilimkurgu romanları listemizdekilerle sınırlı değil. Ancak biz en ses getirenleri bir listede toplayarak özetlemek istedik. 2021’in edebiyat gelişmelerine daha geniş bir alandan göz atmak için yılın yayınevleri listemize buradan ulaşabilirsiniz.

Kurtuluş Projesi – Andy Weir – İthaki Yayınları

Andy Weir Marslı’dan beri ne yazsa ses getiriyordu zaten. Artemis şimdiye kadar yazdıkları arasında en sönük kalan romanı olmuştu. Fakat Kurtuluş Projesi ile iyi bir iş çıkardı.

Kurtuluş Projesi, hafızasını kaybeden bir astronotun neden bir uzay gemisinde yalnız olduğunu anlama çabalarını anlatıyor. Üstelik fark ettiği ilk şeylerden biri de bizim Güneş Sistemi’mizde bulunmadığı. Hatırladığı ilk şeylerden biri ise Güneş Sistemi’nin yok olmaya yüz tutmuş olduğu.

Kurtuluş Projesi 2021’in en keyifli romanlarından biriydi kuşkusuz. Ana karakterin Marslı kitabındakiyle çok benzeyen yanları olsa da yazar bu hikayede bence Marslı’dakinden daha gelişmiş bir kaleme sahip. Romanın kalitesini düşüren tek şey ortalarındaki bir sahnede geçen, komiklikten ya da gerçekçilikten uzak konuşmalar. Yazarın bilime uygun anlatısından sapan tek alan ise biyoloji.

Kurtuluş Projesi için yazdığımız inceleme yazısını buradan okuyabilirsiniz.

Yer Açın! Yer Açın! – Harry Harrison – İthaki Yayınları

Dünya’nın nüfus artışından muzdarip olduğu, kıtlığın kanıksandığı, duş almanın lüks olduğu bir New York. Harry Harrison’ın gelecek tasviri yer yer yaşamakta olduğumuz gerçekliği anlatıyor. Henüz gerçekleşmemiş olan öngörüleri de ileride yaşayacaklarımıza dair bizi uyarıyor.

New York sokakları insanlarla tıklım tıklım dolu. Yeterince konut yok, yeni konut yapabilecek hammadde yok. Hava ya çok sıcak ya çok soğuk. İnsanlar barınak ihtiyaçlarını karşılayabilmek için apartman boşluklarındaki merdiven basamaklarını sahipleniyor. Ses ve gürültü asla bitmiyor. İmalat tamamen bitmiş. Temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatı her gün artmaya devam ediyor.

Umutsuzluk ve depresyon temasıyla yüklü bu roman daha önce Metis Yayınlarınca dilimize kazandırılmıştı. İthaki Yayınları Bilimkurgu Klasikleri serisinin bir parçası olarak romanı yeniden bastı.

Yer Açın! Yer Açın! incelememizi buradan okuyabilirsiniz.

Mevki Uygarlığı – Robert Sheckley – İthaki Yayınları

Robert Sheckley komediyle karışık bir hukuk eleştirisi yapıyor Mevki Uygarlığı romanında. Suçluların diğerlerinden izole edilerek kapatıldığı Omega adlı gezegenin tersine dönmüş düzeni ile okurlarını eğlendiriyor. Omega’da suç işledikçe mevki kazanıyorsunuz. Mevki kazanma yolları son derece adaletsiz. Ancak bu düzeni değiştirmek için gerekli yetkiyi kazandığınızda bu adaletsizlikten avantaj elde eder pozisyonda oluyorsunuz. Haliyle düzen size avantaj sağlamaya başladığı için sizi artık rahatsız etmez oluyor. Sonuç olarak da hukukun adaletsiz düzeni asla değişmiyor.

Ana karakterimiz, 402 numaralı mahkum, kendisini Omega’ya ait hissetmiyor. Gezegende birçok farklı suçtan mahkum olan kimseler var: Hırsızlar, katiller, dolandırıcılar ya da muhalif düşüncelere sahip olanlar. Ancak hepsinin hafızası Omega’ya gelmeden önce silinmiş durumda. 402 numaralı mahkum bu suçlardan hiçbirine kendisini yatkın hissetmiyor. Dolayısıyla, neden buraya geldiğini öğrenmek istiyor. Gerçeği öğrendiğinde ana karakter gibi okuyucu da şaşırıp kalıyor.

Robert Sheckley’nin yarattığı adalet ve cezalandırma sistemi gayet kaliteli bir distopya betimliyor. Mevki Uygarlığı incelememizi buradan okuyabilirsiniz.

Alaycı Kuş – Walter Tevis – İthaki Yayınları

Dünya’ya Düşen Adam ve Vezir Gambiti gibi romanların yazarı Walter Tevis’in Türkçeye en son kazandırılan romanı Alaycı Kuş oldu. Bu romanda da Yer Açın! Yer Açın!’ın aksine nüfus azlığından muzdarip bir gelecek tasviri görüyoruz.

İnsanlık artık tamamen asosyal varlıklar olmuş. Yakınlık kurmak, sevmek, bağlanmak, başkasına dokunmak ve hatta onlara bakmak yasak. Zira bu karşıdaki kişiyi rahatsız edebilecek bir davranış olarak görülüyor. İnsanlar bu tarz yakınlıklardan rahatsızlık duyacak şekilde eğitiliyorlar.

Toplumun zamanla yapamaz hale geldiği şeylerden bir diğeri ise okumak. Artık dünya üzerinde okuma yazma bilen kimse kalmamış. Açıkçası bilmeye de gerek kalmamış. Çünkü bilim adamlarının yıllar yıllar önce ürettikleri robotlar her işi insanlık yerine yapıyor. Düşünmek, bilmek, üretmek, taşımak, satmak, tamir etmek gibi işlerin tamamı robotların sorumluluğunda.

İnsanlara da yalnızlıkları içinde televizyon izlemek düşüyor. Bunu yapmayanlar ise kendilerini New York sokaklarında diri diri yakmayı tercih ediyor. Neden mi? Onların özeli, onların bileceği iş. Hem, kimin umrunda?

Alaycı Kuş incelememizi buradan okuyabilirsiniz.

Uzak Yarın – Leigh Brackett – İthaki Yayınları

Bu kez de merak etmenin ayıp sayıldığı bir geleceğe yolculuk ediyoruz. Brackett atom bombaları ile tüm şehirlerin yok olduğu bir gelecek tasvir ediyor. Hayatta kalmış olanlar tanık oldukları yıkımın dehşetiyle hâlâ kabus görüyorlar. Tüm şehirlerin yok olması neredeyse tüm insanlığı yok edecekti! Bu yüzden artık şehir kurmak yasak. Herkes köy ve kasaba hayatı yaşamak zorunda.

Yasak olan tek şey şehirleşmek değil. Şehir ile alakalı olan her şey: bilim, sorgulamak, okumak, merak etmek ve dinsizleşmek de yasak. Uzak Yarın’da korkularının kölesi oldukları için bağnazlaşmış bir toplum görüyoruz. Üstelik korku ve bağnazca yaklaştıkları fikirler farklılaşsa bile korkunun her çeşidinin bağnazlığı doğurduğuna tanık oluyoruz.

Ray Bradbury’nin hocası olan Leigh Brackett’ın Uzak Yarın romanı için yazdığımız incelememizi buradan okuyabilirsiniz.

Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis – Philip K. Dick – Alfa Kitap

PKD’yi neden okursunuz? Elbette karakter gelişimini takip edebileceğiniz, akıcı ve sürükleyici, hiçbir mantık hatasının olmadığı, tutarlı romanlar okumak değildir yanıt. PKD okumak, varoluşun doğası hakkında kimsenin aklına gelmeyecek ilginçlikte bilmecelerle karşılaşmaktır. İşte size bir bilmece daha.

Milyonların sevgilisi ünlü şarkıcı ve televizyon siması bir sabah izbe bir otel odasında uyanır ve kendini hiç kimse tarafından tanınmadığı bir dünyada bulur. Ne menejeri, ne süperstar kız arkadaşı ne de sokaktaki insanlar… kimse onun adını bile duymamıştır. Kimlik kartları ve belgeleri olmayan bir hiç kimsedir artık ve bu da geleceğin polis devletinde epeyi büyük bir sorundur. Kimlik, kimlik arayışı, algı değiştiren uyuşturucular, sinsi devlet, zorunlu çalışma kampları, Dick’in asli teması paranoya ve çeşitli tuhaf karakterler… Hepsi 1988’de geçen bu karanlık distopyada.

Yazdığım her şeyde gerçek nedir sorusunu soruyorum. Çünkü çok karmaşık elektronik mekanizmaların ürettiği sözde gerçekliklerin bombardımanı altında kalıyoruz hiç durmadan. Onların amaçlarına güvenmiyorum, sahip oldukları güce güvenmiyorum.

Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis kitabını buradan inceleyebilirsiniz.

Alay Eden Adam – Philip K. Dick – Alfa Kitap

Savaş ve açlık,Ahlaki İyileştirme tarafından dünyadan silinmişti. Artık barış ve refah zorunlu şeylerdi. Komiteleri, robot röntgenciler ve genç yandaşlar herkesin durumdan “memnun olduğundan” emin olmak için ellerinden geleni yapıyordu.

İnsanların belli sınırlar içinde düşünmesini sağlamak eğlence ve propagandanın çiçeği burnunda müdürü Allen Purcell’in işiydi. Ama Allen Purcell ahlak bekçilerinin hiç de hoşuna gitmeyen bir özelliğe sahipti: Mizah duygusuna!

Alay Eden Adam kitabını buradan inceleyebilirsiniz.

Hyperion – Dan Simmons – Pegasus Yayınları

Hyperion bu yıl Pegasus yayınlarınca dilimize kazandırıldı. Dan Simmons’ın en ünlü eserlerinden olan Hyperion‘a dair tek gelişme de bu değildi. Bradley Cooper da romanı ekrana uyarlamak konusunda kararlı olduğunu gösterdi. Önceden Hyperion’ı bir dizi olarak uyarlamak niyetindeydi. Ancak projenin gelişme kaydedemediği birkaç yılın ardından hikayenin film uyarlamasını yapmaya karar verdiler. Haberimizin detaylarını buradan okuyabilirsiniz.

Hyperion’ın popülerliğini arttıran bir diğer faktör de Dune filmi oldu. Zira Dune’un din, siyaset, politika ve bilimkurgu ögelerini harmanlamasına bayılan yeni okurlar “Dune gibi bir şey” arayışına çıktılar. Hyperion da Dune kadar akıcı bir girişe sahip olmasa da bu türde bir roman isteyenlerin göz atabilecekleri bir diğer isim oldu.

Kitabın detaylarını buradan inceleyebilirsiniz.

Mezbaha 5 – Kurt Vonnegut – Can Yayınları

Can Yayınları, Kurt Vonnegut’un üç romanını aynı anda müthiş bir pazarlama kampanyasıyla birlikte duyurdu. Günlük hayatın saçmalıklarına karşı kullanılabilecek bir ilaçlarmışçasına prospektüsler yayınladı. Mezbaha 5’i kullanıp kullanamayacağınızı görmek için prospektüsünü buradan okuyabilirsiniz.

Mezbaha 5’i daha önce dilimize birçok yayınevi kazandırmıştı. E Yayınları, Dost Kitabevi ve April Yayıncılık gibi. Can Yayınları baskıları tükenmiş olan romanı yeni çevirisiyle yeniden okurlara sundu.

Ana karakterimiz İkinci Dünya savaşı sırasında Almanya’nın bir şehrinde esir tutuluyor. Diğer savaş esirleriyle birlikte 5 numaralı mezbahanın bodrumunda kalıyorlar. Ana karakterimiz zamanda yolculuk edebildiği için bu mezbahada yaşadıklarını savaşın öncesine ve sonrasına taşıyabiliyor.

Bilimkurgu klasikleri arasında geçiyor olsa da zamanda yolculuk kitabın asıl konusu değil. Mezbaha 5 aslında bir distopya. Anlattığı distopya da yaşamakta olduğumuz dünyanın aynısı. Zaten kim bir distopyada yaşamadığımızı iddia edebilir ki?

Kitabı buradan detaylı inceleyebilirsiniz.

Isaac Asimov – İthaki

İthaki nihayet Vakıf ve Robot serilerini dilimize kazandırdı. Bu yıl tüm Vakıf serisini Türkçe ve yeni baskıları ile okuma şansımız oldu. İthaki yayınlarının 2000. kitabı da Robot serisinin ilk kitabı, Çelik Mağaralar oldu. Aralık ayında serinin ikinci kitabı olan Çıplak Güneş‘i de çıkardılar.

Yalnızca Robot ve Vakıf serilerine de katkı yapmadılar. Asimov’un İşte Tanrılar romanı da Bilimkurgu Klasikleri serisine dahil oldu.

Diğer Başlıklar

İthaki’nin Bilimkurgu Klasikleri serisi sayesinde bu yıl birçok kitaba kavuştuk. Bilimkurgu romanlarına yaptıkları diğer katkılar şunlar oldu:

Mehmet Atılgan’ın Tanrısız kitabı da bu yıl kavuştuğumuz romanlar arasında.

Alfa Kitap da Philip K. Dick’in eserlerine Alay Eden Adam ve Aksın Gözyaşlarım Dedi Polis eklemekle sınırlı kalmadı. Mary ve Koca Dünya kitabı da bu yıl çıktı. Yazarın yalnızca romanlarını değil, öykülerini de Türkçe’ye kazandırmaya devam ettiler. Azınlık Raporu adıyla öykülerini içeren ciltlere dördüncüsünü eklediler.

2021 yılında bizce öne çıkan bilimkurgu romanları bunlardı. Yılın bilimkurgu romanları arasından en çok hangisi ilginizi çekmişti? Hangilerini okuma şansınız oldu? En beğendiğiniz hangisi oldu? Size listemizde olması gereken, kaçırdığımız kitaplar hangileri? Yorumlarınızı bekliyoruz.

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri Kitabı Raflarda

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.