Anasayfa » Makaleler » Türkiye’de Fantastik Edebiyat Yanılgıları

Türkiye’de Fantastik Edebiyat Yanılgıları

Günceye başlamamın en önemli sebebi Türkiye’de doğru düzgün kitap okuyamıyor olmamdı. Ben bilimkurgu, korku ve fantastik okuyucusuyum. Bu türlerde eserler yazmaya çalışırım. Oysa Türkiye’de ne yazık ki doğru düzgün bu türlerde eser çıkmıyor. Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman, Japon, Brezilya, Güney Amerika ya da Rus edebiyatına baktığımda bu türde kitaplar bulmak mümkün. Oysa bizim ülkemizde bırakın Türk yazarlar bu türde çeviri kitaplar bile o kadar az ki. Notos güncesinden son yazıda da belirtildiği gibi piyasa böyleyken neyi basacak yayınevleri. Yayınevlerinin kitapları çok pahalı satıyor. Bir başka güncede karşılaştırmalı kitap fiyatları verip farkı ortaya koyarım. Bilgi için Zaman Çarkı serisinin son kitabı Fırtına Toplanıyor Amazon’da kalın ciltli 28,75TL, idefiks’de 50,15TL. Pahalı olmasının sebebinin okuyucu kıtlığı olduğunu söyleyecektir yayınevleri. Doğru olabilir fakat bu da ne yazık ki bizim yayınevleri yüzünden. Çünkü okuyucunun ilgisini çekmeyen kitapları satmaya çalışıyorlar. Bir iş kolu olma çabasında değil gibiler dışarıdan bakıldığında.

Benim derdim, Türkiye’de fantastik edebiyat hakkındaki bilgisizlik. Merak edip de araştırmadığımızdan ya da belki yabancı kaynakları okuyamadığımızdan, bu edebiyat türünün ne kadar çeşitli olduğunu bilmiyoruz. En popüler “bilgi kaynaklarından” ekşi sözlükteki fantastik edebiyat açıklamasına bakın. Aslında tek bir tür fantastiği anlattığını görürsünüz. Anlattıkları Kılıç ve Büyü ya da bilemediniz Epik Fantastik türünün tanımlamasıdır. Onu da ne yazık ki günümüz yazarları üzerinden değil onlarca yıl öncesi yazarlardan anlatırlar. Verdikleri örnekler Tolkien, Lewis, LeGuin, Eddings, biraz Ejderha Mızrağı ve Jordan. Sadece burada mı? İdefiksin eleştiri sitesi sabit fikirde de Fantastik edebiyat dosyası diye benzer yazarlardan bahsetmişler.

Oysa ki gerçek çok daha başka. Fantastik edebiyatın türlerini wikipedia’dan aşağıya yapıştırdım.

Tematik olarak: Comic fantasy, Dark fantasy, Fantasy of manners, Gawęda, Epic Fantasy / High fantasy, Low fantasy, Magic realism, Mythic, Paranormal Fantasy, Quest, Superhero fantasy, Sword and sorcery, Surrealist novel, Traditional fantasy

Geçtiği yere göre: Urban fantasy, Suburban fantasy, Country Fantasy

Geçtiği zamana göre: Historical fantasy, Celtic fantasy, Medieval fantasy, Prehistoric fantasy, Wuxia, Alternative history fantasy, Bangsian fantasy, Contemporary fantasy, Futuristic fantasy

Farklı türlerle karışmış fantastik: Heroic fantasy

Speculative Cross Genre fiction: Science fantasy, Dying Earth subgenre, Planetary romance, Sword and planet, Steampunk, Cyberpunk, Paranormal fantasy, Weird fiction

Üstüne üstlük bunlardan başka türler de olduğunu savunanlar var. Hal böyleyken bir bakın hangi türlerde eserler Türkçe’ye çevrildi. İhsan Oktay Anar’ın Steampunk’a yakınlaşan eseri dışında steampunk var mı? Ya da Elric dışında kara fantastik bir eser gördünüz mü? Paranormal fantastik ve Şehir fantastiği yurtdışında çok satmasındandır çevrilmeye başlandı ama bir tane Weird Fantasy eser okudunuz Türkçe’de?

Peki yayın evlerindekiler ya da siz okuyucular bunlardan haberdar olmazsa okumak ister misiniz? Mesela China Mielville’i Türkçe’de okumak istemez misiniz? Ya da Glen Cook’un eserlerini. Farklı yaklaşımlardan haberdar olmadığımız için ne yazık ki çok şey kaybediyoruz.

Fantastik edebiyatın asıl okuyucusu gençler olduğu için onların akılları Kılıç ve Büyü ya da Epik fantastik ile şekilleniyor. Bu türlerin de kökenlerinde Arthur mitleri ve incil hikayeleri güçlü bir yer kapladığı için zihinler bu yönde gelişiyor. Halbuki, bu eserlerden daha farklı yönde bakan kitaplar çevrilse alternatifini görme şansımız olacak. İşte o zaman bir Türk yazar Dede Korkuttan ya da Osmanlı mitlerinden bir fantastik eser ile karşımıza çıkmaya cesaret edecek. O zaman kendi kültürümüzü anlatma şansımız olacak. O zaman bizim yazarlarımız dışarı açılabilecek. Kötü birer taklit olmaktansa kendi efsaneleri ve kültürüyle var olabilecekler.

Ludwig Wittgenstein dilimizin sınırlarının dünyamızın sınırları olduğunu söylemişti. Dünyamızın sınırlarını genişletmek için hayal gücümüzün sınırlarını genişletmeliyiz. Bunun için de kendi yolumuzu kurmamız gerekir. Ne yazık ki Türkiye’de şimdilik böyle bir yol için altyapı hazırlığı yok.

Oysa ejderhaya değil de Anka kuşuna binmeli, süpürgedeki cadıları değil küpe binen cadıları durdurmalıyız. Taşa saplı kılıçları değil tahta kılıçla canavarlar öldürmeyi düşlemeliyiz. Orada durmadan günümüz korkularımız ve hayallerimize yelken açmalı, iki arada bir derede kalmışlık halimizin yol açtıklarını anlatmalıyız belki de.

Ne olursa olsun farklı olanları görmemiz, kendimizi bulmamız ve yeni hayallere uçmamız gerekli.

Ne dersiniz? Çok mu abartıyorum? Hayallerin önemi ne kadar sizce?

Yazan: Gökçe Mehmet Ay

Bu yazı daha önce Kayıp Dünya’da yayınlanmıştır.

FRP Oynamanın Şekli Değişiyor (mu?)
Marvel Garip Bir Yol İzliyor!