AYBABTUMakaleler

Mutlaka İzlemeniz Gereken 13 Cyberpunk Filmi

Cyberpunk 2077 sayesinde bu türe bayıldıysanız ya da daha fazlasını istiyorsanız, şimdi size önereceğimiz filmleri mutlaka izlemelisiniz.

70’lerde ilk adımları atılan ve 80’lerde şaha kalkan Cyberpunk, önceleri bir edebiyat türü olsa da hızlı bir şekilde sinema tarafından da benimsenmişti. Ünlü yazarların türü sırtlanmasının ardından, birçok yönetmen bu korkunç geleceğin olasılığının üzerinde durup kendi vizörlerinden türe katkıda bulundular.

Yıllar içerisinde Cyberpunk türünde birçok başarılı film yayınlandı. Bir kısmı unutulup gitse de türe gönül vermiş izleyicilerin tekrar tekrar izlemekten sıkılmayacağı yapımlardı. Türün bir sorunu vardı ki, onu da es geçmemek lazım.

Cyberpunk, izlemesi ve keyif alması zor bir sinema türüydü. Noir yapıya uygun, doygun karakterler; diyalog azlığını kapatan snyth müzikler; açıklanması zor teknolojik ekipmanlar; ve elbette 80 ve 90’ların görsel efektlerinin göz yorucu yapısı nedeniyle birçok izleyicinin takip etmekte zorlandığı yapımlar vardı.

Dersini İyi Çalışmış 10 Bilimkurgu Filmi

Böyle çok kenarda köşede kalmış, izlemesi zor filmleri önermek yerine izleme keyfi yüksek, sizi yormayacak 13 adet Cyberpunk filmiyle karşınızdayım!

Blade Runner 2049 (2017)

Yönetmen: Denis Villeneuve
Oyuncular: Harrison Ford, Ryan Gosling, Ana de Armas, Dave Bautista, Robin Wright, Jared Leto, Mackenzie Davis

Aslında orijinal Blade Runner’ı mı koysam, yoksa yakın zamanlı devam filmini koysam bilemedim. Ancak Blade Runner 2049 hem atmosferiyle, hem müzikleriyle, hem de anlatım biçimiyle birçok açıdan ilk filmin üzerine çıkmayı başarıyor.

Denis Villeneuve, bu filmle muazzam bir iş çıkartmış. 1982 yılında Ridley Scott’ın ortaya koyduğu zamansız filmi, bambaşka boyutlara çıkartmış. “Cyberpunk Nedir?” diye bir soruyla karşılaşırsanız ya da bu sorunun arkasında yatan nedenleri arıyorsanız, Blade Runner 2049 mutlaka izlemeniz gereken bir film.

Blade Runner 2049 uzun izleme süresiyle gözünüzü korkutmasın. Her saniyesinden anlam çıkaracağınız sahnelere sahip. Hans Zimmer ve Benjamin Wallfisch imzalı tematik müzikleriyle sizi koltuğunuza yapıştıracak.

Bilimkurgunun Alt Türleri

Akira (1988)

Yönetmen: Katsuhiro Otomo
Seslendirme: Mitsuo Iwata, Nozomu Sasaki, Mami Koyama, Tessho Genda, Hiroshi Otake

Akira’yı nasıl anlatabilirim ki? Bir sinema izleyicisinin gerçekten tecrübe etmesi gereken bir yapım. Anime filmi deyip geçmemek gerekiyor. Çizimlerdeki kalite seviyesi, sahnelerdeki detaycılık tekrar tekrar izleyebileceğiniz bir film ortaya çıkarıyor.

Akira, yayınlandığı 1988 yılında Cyberpunk türüne yön verirken ABDli birçok yönetmenin de sinemaya bakış açısını değiştirmeyi başarmıştı. Japonya’nın 80li yıllardaki kontrolsüz büyüyen şehirleşme anlayışı, şirketlerin kontrolünü artırması, sokak çetelerinin artışı gibi yansımaları Akira’nın geçtiği Neo-Tokyo‘da bulacaksınız.

Ghost in the Shell (1995)

Yönetmen: Mamoru Oshii
Seslendirme: Atsuko Tanaka, Iemasa Kayumi, Akio Otsuka, Koichi Yamadera, Tessho Genda

Listedeki iki anime filminden diğeri olan Ghost in the Shell, Akira’nın yarattığı etkinin bir benzerini yaşatmıştı. Başta Matrix olmak üzere birçok bilimkurgu filmine de ilham kaynağı olan Ghost in the Shell, makineleşen dünyada insanların makinelerin içerisine sıkışmasına yönelik bir alegori. Bunu anlatırken Cyberpunk türünün de en benzersiz örneklerinden biri olmayı başarmıştır.

Hikaye olarak Robocop’u andırsana da toplumsal çatışmalar yerine, insanın nasıl insan olduğu, akıl ve zihnin aktarılması üzerine fazlasıyla felsefi yapıya sahip bir filmdir. Bir noktadan sonra etrafımızı saran teknolojiye şüpheyle bakmaya başlayabilirsiniz.

Matrix (1999)

Yönetmen: Lana Wachowski, Lilly Wachowski
Oyuncular: Keanu Reeves, Laurence Fishburne, Carrie-Anne Moss, Hugo Weaving

Madem Akira ve Ghost in the Shell dedik, asıl konuya da yer vermenin zamanı geldi. Girdiği dönemde sinema anlayışını değiştiren bir yapım olan Matrix, çok sağlam bir bilimkurgu filminin olmasının yanı sıra paragraf arasında sunduğu felsefeli anlatıyla da zamansız bir film olduğunu çıktığı ilk gün kanıtlamıştı.

İnsanların ve robotların arasında yaşanan savaşın sonunda, dünyanın yok olmanın eşiğine geldiği, insanların hayatta kalmak için Matrix adı verilen yazılıma bağlanarak yaşadığı, robotlarınsa bağlı insanlardan üretilen enerjiyle devamlılık sağlayabildiği, kısır döngüye girmiş bir dünya anlatılıyor.

Keanu Reeves’in canlandırdığı seçilmiş kişi Neo, bu neo-noir yapıdaki filmde seçilmiş kişi olarak ön plana çıkmalı ve insanlığı yok etmeye çalışan robotlara karşı insanlara umut aşılamalıdır.

Ne kadar yazsak, anlatsak fayda etmiyor. Matrix, filmin içerisinde de bolca kendi kendine sorduğu gibi tecrübe edinmeden anlaşılabilecek bir film değil.

Dredd (2012)

Yönetmen: Pete Travis
Oyuncular: Karl Urban, Olivia Thirlby, Lena Headay

Bir çizgi roman uyarlaması olarak hazırlanan Dredd, 1995 yılında çekilen ve Slyvester Stallone’un başrolünde olduğu filme göre köklerine daha bağlı kalınarak hazırlanmış bir yapım.

Yargıç, Jüri ve Cellat olan Dredd isimli polis teşkilatının en katı memuru Judge Dredd, günlük görevlerinden birinde karşısına çıkan SLO-MO isimli uyuşturucunun üretildiği mega binayı bulunca, deyim yerindeyse yargı dağıtmak için amansız bir göreve başlar.

Çekim tekniği, görsel efektleri ve aksiyon kısmını dozunda ayarlayan bir yapım olan Dredd, son dönemin değeri bilinmemiş filmlerinden biri. Karl Urban, çizgi romana yakışacak biçimde kaskını çıkarmadan filmin başından sonuna kadar bizlere eşlik ediyor.

Robocop (1987)

Yönetmen: Paul Verhoeven
Oyuncular: Peter Weller, Nancy Allen, Ronny Cox, Kurtwood Smith, Ray Wise

Cyberpunk türü içerisinde karşımıza çıkan “mega şirket” kavramına, devletin idari birimlerinin işlevsizliğine ve çareyi anarşiyle harmanlanmış teknolojide arayan çetelerin anlatıldığı Robocop, anlattığı türe büyük katkılar sağlayan bir film.

Yakalamaya çalıştığı çete üyeleri tarafından hunharca katledilen Polis Memuru Murphy‘nin bir robota çevrilmesini anlatır. Ancak Murphy, Robocop olmasına karşın özünde halen insandır ve yaşadığı ikilemler yüzünden emir-komuta zincirini sorgulamaya başlar.

Robocop, tam da Cyberpunk türünün zirve yaptığı bir dönemde, 80ler’in tonunu da başarıyla yansıtır.

Johnny Mnemonic (1995)

Yönetmen: Robert Longo
Oyuncular: Keanu Reeves, Dolp Lundgren, Dina Meyer, Henry Rollins, Ice-T

Johnny Mnemonic listedeki en zayıf filmlerden biri olabilir. Az bir bütçeyle çekilen film, çıktığı dönemde negatif yönde büyük eleştiriler almıştı. Anlatım konusunda ve göz tırmalayan görsel efektlerle izlemesi zor bir film olsa da tema itibariyle bu türün en dikkat çeken filmlerinden de biridir.

Keanu Reeves’e Matrix yolunu açan Johnny Mnemonic, bir bilgi taşıyıcı kuryenin hikayesini anlatır. Önemli bilgilerin sadece kuryelerin beynine aktarılan dijital belleklerde taşındığı yozlaşmış bir şehirde, görevini tamamlamaya çalışan, ancak bir yandan da beyninde yaşadığı sorunlara çözüm bulmaya çalışan Johnny’nin macerasını izleriz.

Dönemin önemli yıldızlarını bir araya toparlayan Johnny Mnemonic, B Movie kıvamındaki anlatımına karşın, Cyberpunk türünü sevenlerin her daim listesinde bulunan bir film olmuştur. Buraya almazsak olmazdı.

Total Recall (1990)

Yönetmen: Paul Verhoeven
Oyuncular: Arnold Schwarzenegger, Sharon Stone, Michael Ironside, Rachel Tication, Ronny Cox

Cyberpunk türüne önemli katkılar sağlamış Philip K. Dick‘in öyküsünden yola çıkılarak hazırlanan Total Recall, insan zihninin değiştirilmesi üzerine çekilmiş, döneminin en başarılı filmlerinden biriydi.

Total Recall, o zamana kadar çekilmiş en büyük bütçeli filmdi. Eğer bugün açıp izlerseniz, plastik makyajların ve pratik efektlerin halen ne denli iyi olduğunu siz de görebilirsiniz. Bu görsel doygunluğun yanı sıra hikayenin de izleyiciyi içerisine çekmesiyle, benzersiz bir film seyrine dalıp gidebilirsiniz.

Hayatı boyunca Mars’ı görmemiş ama oraya gitmek için hayaller kuran Quaid, anı yerleştirme merkezine gider. Ancak işlem yarıda kesilir ve Quaid, aslında gizli bir ajan olduğunun farkına varır. Yoksa yerleştirilen anılar mı öyle olmasını sağlamıştı? Belki de tüm film boyunca Quaid’in zihnine yerleştirilmiş anılarını izledik. Gerçekten de mükemmel bir paranoya anlatısı.

Alita: Battle Angel (2019)

Yönetmen: Robert Rodriguez
Oyuncular: Rosa Salazar, Christoph Waltz, Jennifer Connely, Mahershala Ali, Ed Ksrein, Jackie Earle Haley

90ların sonunda yayınlanmaya başlayan Alita: Battle Angel isimli manganın başarılı sinema uyarlaması, geçtiğimiz yılın en dikkat çekici filmlerinden biri. Teknoloji artık o kadar ilerlemiştir ki insanlığın bir noktada sonunu getirmiştir. Toparlanmaya çalışan insanoğlu, zengin kesim ve fakir kesim olarak ikiye ayrılmıştır. Eldeki hurda teknolojiyle hayatlarını devam ettirmeye çalışan insanlığın resmi Cyberpunk türünün de en güzel yansımalarından birisidir.

Robert Rodriguez, mangaya yakışı bir şekilde hazırladığı sinematografisiyle 2019 yılında bolca övgü toplamıştı. Devam filminin de eli kulağında. Alita ve atılacağı maceraların daha fazlasını merakla bekliyoruz.

Looper (2012)

Yönetmen: Rian Johnson
Oyuncular: Joseph Gordon-Levitt, Bruce Willis, Emily Blunt, Paul Dano, Jeff Daniels

Looper gibi özünde çok orijinal ve ilginç bir yapıma imza atıp, zaman yolculuğu gibi paradokslara yol açan bir konuyu incelikle işleyebilen Rian Johnson’ın, halen nasıl The Last Jedi ile ortaya garabet bir yapım çıkardığını anlayabilmiş değilim.

Film aslına bakarsanız Bootstrap Paradox yani Yazgı Paradoksu üzerine çekilmiş bir film. Yani zaman içerisinde nedensellik çizgisine göre önceden yaşanan bir olay, sonradan yaşanacak bir olaydır. Ancak sonradan yaşanacak olay aynı zamanda önceden yaşanacak olaya neden olmaktadır. Kafalar yandı biliyorum ama Looper izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Zamanda yolculuk kavramı Cyberpunk ile ne alaka, diyebilirsiniz. Ancak tema ve anlatım tarzı itibariyle bu türe oldukça yakın bir anlatım sunuyor. Zamanda yolculuğun keşfedildiği ama mevcut zamanda değil, daha ileride kullanılabildiği bir dönemde geçiyor. Yine yandı kafalar değil mi? Bence siz bir Looper izleyin, sonrasında tekrar konuşalım.

Ready Player One (2018)

Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular: Tye Sheridan, Olivia Cooke, Ben Mendelsohn, Lena Waithe, Simon Pegg, Mark Rylance

Ernest Cline’ın geek dünyasına hediyesi olan Ready Player One romanından uyarlanan film, yakın bir gelecekte insanlığın çöküşüne yaklaştığı bir dönemde geçiyor. Susuzluk, açlık, enerji problemleri o kadar artmıştır ki insanlar bu kaotik ortamdan kaçabilecekleri bir yer aramaktadır. Orası da sanal gerçeklik gözlüğüyle dalış yapabildikleri Oasis isimli yazılımdır.

Gerçek dünyada yapmak istedikleri ancak ulaşamadıkları ya da yapmak için gerekli kaynaklara sahip olamayan insanların buluştuğu Oasis, gerçek hayatın yerini almaya başlayan bir yerdir. Yaratıcısının ölümünün ardından oyunun içerisinde sakladığı gizemleri ortaya çıkaracak kişi hem oyunun sahibi olacak, hem de devasa bir zenginliğe kavuşacaktır.

Romanın tam olarak birebir yansıması olmasa da geek dünyasına ilişkin göndermeleri sayesinde, bu alana meraklı insanların kendinden de rahatlıkla bir şeyler bulabilecekleri bir yapım olan Ready Player One, sanki yavaştan içine çekildiğimiz dijital dünyaların, sosyal mecraların bir yansıması gibi mi ne?

The Fifth Element (1997)

Yönetmen: Luc Besson
Oyuncular: Bruce Willis, Milla Jovovich, Gary Oldman, Ian Holm, Chris Tucker

Bu film hakkında değinilecek o kadar fazla nokta var ki! Şehir tasarımı mı, hikaye anlatımı mı, müzikleri mi yoksa bilimkurgu türüne katkıları mı? Hangisinden başlarsak başlayalım bu zamansız yapım üzerine sayfalarca konuşabiliriz gibime geliyor.

Moebius mahlasıyla da bilinen Jean Giraud‘un çizimlerinden fırlayan The Fifth Element, mistik anlatımı bilimkurguyla buluşturan, biraz space-opera biraz da Cyberpunk kokan bir yapım.

Görsel efektleri bugün bile izlenebilir olan, makyajlarıyla zamanını aşan The Fifth Element, sinemanın da önemli yapımlarından biridir.

Dark City (1998)

Yönetmen: Alex Proyas
Oyuncular: Rufus Sewell, Kiefer Sutherland, Jennifer Connelly, William Hurt, Ian Richardson

Listede en Cyberpunk gözükmeyen ama dibine kadar Cyberpunk anlatımı kullanan Dark City, yönetmen Alex Proyas‘ın da en ilginç anlatımlarından biridir. Az ama öz film çeken Proyas’ın 1998 tarihli bu yapımı, Cyberpunk’un en sevdiği noir anlatımı temeline oturturken, kozmik korku ögeleriyle süslüyor.

Geçmişini hatırlamayan bir adamın sürekli gece olan bir şehirde yolunu bulmaya çalıştığı Dark City hakkında birkaç kelime daha edersem sürpriz kaçıranlara yer verebileceğimden korkuyorum. Bu yüzden baştan sona sadece izleyicinin kendisinin tecrübe edebileceği bir film.

Günümüzde çıksaydı devam filmleriyle suyunun çıkarılacağına inandığım Dark City, iyi ki 90lar’ın karanlık dönemlerinde gothik yapısıyla sinemaya girmiş de sadece tek bir filmlik efsane haline gelmiş.

FRPNET Discord

Dilerseniz siz de Discord kanalımıza katılabilir ve konu hakkında görüşlerinizi bildirip sohbet edebilirsiniz.

Burada da videosu var, buyrun!

İlginizi Çekebilir  Yeni Sin City Filminden 9 Dakikalık Kamera Arkası Videosu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu