Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » J.R.R. Tolkien ve Dilbilim

J.R.R. Tolkien ve Dilbilim

J.R.R. Tolkien gerçek bir başyapıt olan devasa Orta Dünya‘sı ile meşhur olsa da kendisi sadece yazarlığıyla değil dilbilimine olan hakimiyeti ile de önemlidir. O, muhteşem mitolojisini yazmadan önce bir filolog idi. Hatta öyle bir filolog idi ki bugün fantastik ve bilimkurgu eserlerinde sıklıkla rastladığımız yapay dillerin babası olarak anılmaktadır.

Tolkien’in Elfçesi, Quenya ve Sindarin, dil bilgisi bütünlüğü ve yapay bir dil olmasına rağmen doğal dillerden biriymişçesine bir fonksiyona sahip olmasıyla bilinir. Yapay diller , literatürde Artificial Languages olarak geçmekte, Star Trek’in Klington’undan tutun da , Avatarlar’ın Na’vi diline ve Game of Thrones’un at-avrat-silah düsturlu göçebe halkı Dothraki diline kadar bir çok örnekle uzun yıllardır popülerliğini sürdürmekte. Her ne kadar Tolkien elfçesini yarattığında yapay diller yeni bir trend olmasa da Quenya ve Sindarin tarihteki en gelişmiş yapay diller olarak göze çarpıyor.

Orta Dünya tasarısı ortaya çıkmadan önce dilbilimine olan tutkusu onu filoloji kariyerine yönlendirmiştir. Tolkien, King Edward School’dan -Kral Edward Lisesi biraz garip geliyor kulağa- mezun olduğu yıllarda aralarında Latince, Galce, Eski Norveç Lisanı ve Anglosakson dilleri olmak üzere dokuz dil biliyordu ve Quenya ile Sindarin’i yaratırken bu dillerin hepsinden ilham aldı. Oxford’s Exeter College’den mezun olmasının ardından o dönem hemen herkesin yaptığı gibi Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. Savaş dönemi Tolkien’in hayatının trajik bir evresi olsa da onun dil becerisi, hem silah arkadaşları hem de ailesiyle iletişimi sayesinde daha da su yüzüne çıkmaya çıkmaya başladı. Mors alfabesi ile karmaşık Antik Yunanca’yı öğrendi ve savaş sancaklarını cephe hattında önemli mesajları göndermek için kullandı. Beş Ordular Savaşı‘nda Azog’un Ork birliklerini komuta ettiği sahne aklınıza geldi değil mi? Bulunduğu bölgeden dışarı mesaj göndermek bölge içerisinde haberleşmekten çok daha zor bir işti ve Tolkien bu durumu yaratıcılığı ve dil yeteneği ile çözerek savaş süresince ailesiyle haberleşmenin bir yolunu buldu. Nasıl mı?

Savaş bölgesine gelen ve giden iletilerin sansüre uğraması Tolkien’e karısıyla haberleşmelerini sağlayacak yeni nokta serileri yaratmasına ilham oldu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında olduğumuzu yeniden hatırlatma ihtiyacı duyuyorum. Nokta serileri biz telefonla büyüyen nesillere yalnız başına bir anlam ifade etmeyecektir muhtemelen. Bu olağan dışı çözüm onun dilbilimsel yaratıcılığının sadece başlangıcını oluşturuyordu, Filoloji adına en büyük hizmetini savaş sonunda bugün ingilizce dil kurslarının ya da ingilizce hazırlık sınıflarının kapısının önünden geçen hepimizin bildiği, ilk adıyla The New English Dictionary, bugün ki adıyla Oxford English Dictionary (OED) bünyesinde yaptı. 1918 yılında Tolkien projeye getirilmeden önce OED ekibi küçük aşamalar kaydetmek için çabalar konumdaydı. Projenin ilk editörü sözlüğü on sene içerisinde tamamlayacağına söz vermesine rağmen, beş yıl gibi bir süre geride kaldığında ekibiyle ancak “ant” kelimesine kadar ilerleyebilmişti. Bu arada Ant, karınca demek oluyor. Kelime öğrenmeye çalışan arkadaşlar notlarını alabilirler. Projede Tolkien’in asıl görevi yeni kelimelerin anlamlarını, telaffuz ve geçmişlerini araştırmaktı ve onun yardımıyla sözlük 1928 yılında tamamlanmış bir proje olarak hayat buldu.

In the tales of J. R. R. Tolkien (1892-1973): one of an imaginary people, a small variety of the human race, that gave themselves this name (meaning ‘hole-dweller’) but were called by others halflings, since they were half the height of normal men.

J.R.R. Tolkien’in hikayesinde (1892-1973): Hayali insanlar, kendilerini delikte oturan olarak adlandıran ancak diğer ırklar tarafından normal bir insanın yarısı uzunluğunda olduklarından buçukluk diye çağırılanlardır.

70’li yıllarda Hobbit’in yayımlanma hazırlıkları sırasında, OED’nin yenilenmesi için Robert Burchfield editörlüğünde bir revizyon ekibi oluşturuldu. Editör Burchfield, Tolkien’den sözlüğe son bir katkı olarak Hobbit sözcüğünü tanımlamasını istedi. Hemen bir üst paragrafta yazmış olduğum kısım, Tolkien’in Hobbit’inin OED’deki anlamıdır.

DİPNOT: Robert Burchfield, Oxford’da Tolkien’in öğrencisiydi. Kendisi aynı zamanda, filolojiye yönlenmesine sebep olması dolayısıyla 1989 yılında Tolkien için; beni göz alıcı filoloji ağına düşüren yaramaz balıkçı cümlesini sarfetmişti.

“The puckish fisherman who drew me into his glittering philological net.”

Tolkien’in bu katkısı sadece Hobbit kelimesiyle kalmadı, aynı zamanda eski ingilizce kelimeler olarak “Mathom” ve “Orc” kelimelerinin yanı sıra 2002 yılında, OED online güncellemesiyle, “Mithril” ve “Orcish” kelimeleri de sözlükte kendisine Tolkien’in parmak izleri olarak yer buldu.

Tolkien’in dile katkısı OED çalışmaları ve oluşturduğu yapay dillerle de sınırlı kalmadı, çoğu fantastik edebiyat yazarı onun kelimelerini kendi hikayelerinde kullandılar. Bunun için en popüler örnek, Yüzük Kardeşliği’nde Boromir’in Elrond için kullandığı “Lore-Master” kelimesidir. İlk olarak 15. yüzyıl şiiri Cursor Mundi’de geçen kelime, Tolkien’in elleriyle fantastik edebiyata kazandırılmıştır. Bugün birçok araştırmacı kelimeyi modern ingilizcede kullanan ilk kişinin Tolkien olduğu yorumunu yapmaktadır.

Tolkien’in kelimeleri dışında yarattığı veya uyarladığı canlılar da modern fantezinin hemen her eserinde kendisine yer bulmakta. Elfler ve cüceler, Tolkien’in onları eserlerinde kullanmasından çok daha önce de Anglosakson mitolojisi vasıtasıyla bilinen ancak yazarlar tarafından unutulmuş canlılardı. Tolkien onları sadece eserine konu etmekle kalmadı aynı zamanda deyim yerindeyse yeniden dizayn ederek, efsanelerdekiyle zıt bir şekilde onların şeytani yanlarını silip atarak, cüce ve elfleri, iyi güçlerin bayrak taşıyanları, Orta Dünya’da kötülüğe karşı en önde savaşan halklar haline getirdi. Bugün Tolkien tarafından modernize edilmiş bu canlılar Anglosakson mitolojisindeki halleriyle taban tabana zıt durumdadırlar.

Tolkien’in canlandırdığı yapay diller Quenya ve Sindarin’den ibaret değildir. Her ne kadar onlar kadar meşhur olmasalar da yine Orta Dünya halkarının konuştuğu, Cüce lisanı veya Khuzdul, Ent lisanı ve Mordor Diyarında konuşulan Kara Lisan da Tolkien’in elinden çıkmış yapay dillerdir.

Yüzüklerin Efendisi kitaplarının yayımlanışından elli yılı aşkın süre geçmesinin ardından Tolkien çalışmaları çok daha popüler hale geldi ve onun şaheserleri Quenya ve Sindarin’in dilbilimsel incelikleri keşfedilmeye başlandı. Yapay diller konsepti Tolkien döneminde yeni bir akım olmasa da, o yarattığı, sözlüğü ve dil bilgisel yapısıyla neredeyse tamamlanmış Elfçe lisanlarıyla Filoloji çalışmalarına yeni bir soluk kattı.

Bugün fantastik edebiyat okuyan, Orta Dünya kahramanlarının oyunlardaki repliklerini taklit eden, Aragorn, Urukhai’lerin üzerlerine Elendil! naralarıyla atlarken onunla birlikte TV karşısında saldırıya geçenler olarak kendisine teşekkür ediyoruz.

“The puckish fisherman who drew us into his glittering fantastical net.”

Bu girdiyi oluştururken aşağıda isimlerini paylaştığım kaynaklardan yararlandım. Merak eden arkadaşlar internetten kaynaklara ulaşarak orjinal dillerinde okuyabilirler.

Yazan: Batuhan Öztürk

Documents:

http://www.ncurproceedings.org/ojs/index.php/NCUR2016/article/download/1881/1002. (Tolkien’s Linguistics: The Artificial Languages of Quenya and Sindarin, Laura Coker, April 7-9 2016, University of North Carolina Asheville )

J.R.R. Tolkien and the OED

Ridley Scott'ın Yapımcılığında Bir Vampir Macerası
Oyunculara Özel GameEkstra Kadıköy'de Açıldı