Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Harry Potter’ı Okuyan Çocuklar Ön Yargısız Oluyor

Harry Potter’ı Okuyan Çocuklar Ön Yargısız Oluyor

J.K. Rowling’in ünlü fantastik kitap serisi Harry Potter, gençlerin göçmenler, LGBT ve mülteciler gibi toplum tarafından damgalanmış gruplar üzerindeki algısını olumlu yönde etkiliyor ve çocukların ötekileştirilen gruplara karşı ön yargısız olmasını sağlıyor.

Journal of Applied Psychology‘nin yayımladığı araştırmada, Harry Potter karakterleri ile duygusal bağları olan gençlerin azınlık gruplarına karşı ön yargılı olma ihtimalinin daha düşük olduğunu açıklandı. Araştırmada, “Kitap okumak ve farklı kültürleri tanımak çocuklarda olumlu etkiler yaratıyor. Harry Potter serisini okuyan çocukların azınlıklar ve LGBT’ler gibi toplum tarafından ötekileştirilmiş kesimlere, ön yargısız ve adil bir şekilde yaklaştığını ortaya koydu” ifadelerine yer verildi.

Harry Potter’ın politik bir altyapıya sahip olduğunu zaten biliyoruz. Özellikle sınıf ve ırk ayrımı serinin her kitabında ön plana çıkan konular arasında yer alıyor. Kitaplarda saf kan büyücü olmayan karakterler için “Bulanık” kelimesi aşağılama amacıyla kullanılıyor. Draco Malfoy’un Hermonie’nin koluna “Bulanık” yazdığı sahne hepimizin akıllarına kazınmıştır. Serinin sevilen karakterlerinin ise insanları ayrıştıran bu kelimeleri kullanan kişilere karşı tavır almaları küçük yaştaki okuyuculara nefret söyleminin yanlış bir şey olduğunu aşılıyor.

Naziler, Almanları yarı Yahudi yarı Aryan soyuyla tanımlamak için “Mischling” terimini kullanıyordu. Mischling, en kibar haliyle melez anlamına geliyor. Tıpkı Harry Potter’da safkan olmayan büyücülere hakaret olarak söylenen “Bulanık” ifadesi gibi. Nazilerin kimlerin Yahudi sayılabileceğini belirten kriterleri de vardı. Temel olarak bir bireyin kendisinden önceki üç ya da dört kuşağı Yahudiyse Yahudi sayılırdı. Geçmiş kuşaklardan yalnızca bir ya da iki tanesi Yahudiyse “Mischling” olarak damgalanırdı. Milyonlarca insanın ölümüne yol açan yasallaştırılmış bir ayrımcılık biçimiydi bu.

Buna benzer şekilde Harry Potter’da, Sihir Bakanlığı aşırılık yanlıları tarafından gasp edildiğinde saf kanlığı temel alan bir uygulamaya başladılar. Soy ağacında bir Muggle bulunmadığı takdirde saf kan olarak kabul edilirsiniz. Lord Voldemort ve destekçilerinin güçlenmesiyle Muggle kökenli büyücülerin avlanması ve hatta Mugglelar hakkında olumlu düşüncelere sahip saf kanların bile gözden çıkarılması süreci başladı. Hogwarts’ta Muggle Bilimi Profesörü Charity Burbage’ın Lord Voldermort tarafından öldürülmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Voldemort, “Profesör Burbage’a göre, Mugglelar da bizim gibiymiş. Hatta ona kalırsa onlarla çiftleşmeliymişiz. Ona göre büyücüler ve Muggleların kanının karışması sapkınlık değilmiş ve teşvik edilmeliymiş” diyerek Profesör Burbage’ı öldürmüştü. Weasley ve Longbottom aileleri de saf kan büyücüler olmalarına rağmen Ölüm Yiyenler tarafından dışlanır.

Harry Potter’daki Nefret Politikası

Serinin en başından itibaren karakterlerin birbirini ayrıştırdığını ve kendini ötekinden üstün tuttuğunu görüyoruz. Bu ayrımcılık ilk olarak ailede başlıyor ve kökü geçmişe dayanıyor. Hayatı boyunca Lily’i kıskanan Petunia, Harry’i oğlundan ayrı tutmuş ve ona ikinci sınıf insan muamelesi yapmıştır. Harry’nin Hogwarts’a gitmesiyle birlikte diğer karakterlerin de yaşadıkları benzer olayları görürüz. Ron Weasley’nin fakir olduğu için dışlanması, Neville Longbottom’ın sakar olduğu için dalga konusu haline gelmesi veya Hermonie’nin derslere olan hırsı bunlara örnek olabilir. Seri ilerledikçe ve Voldemort güç kazandıkça gördüğümüz ayrımcılığın şiddeti de artıyor. Voldemort ve Ölüm Yiyenlerin dili, ırkçılığı ve nefreti beslerken kurduğu korku sarmalı da insanları etkisi altına alıyor. Sihir Bakanlığının ele geçirilmesiyle Voldemort’un yarattığı korku toplumu ve ayrımcılık üzerine kurulu faşist düzeni her geçen günle birlikte güçlendi. İnsanların casusluk yaparak kaç yıllık dostlarını ifşa etmeye başlaması, tüm kurumların devlet gözetimi altına girmesi de bu korku toplumunu besledi. Dolares Umbridge’in Hogwarts müdürlüğüne gelmesiyle öğrencilerin muhafazakarlaştırılması ve ruh emicilerin okulun etrafında bulunması genç yaştaki çoğu kişiyi sindirmek için yeterli uygulamalardı. Sihir dünyasının etkisiz hale gelmesiyle birlikte Voldemort saf kan toplum idealine daha da yaklaşıyordu ve önüne çıkan her engeli şiddet uygulayarak aşıyordu. Kendi inançları ve kendi doğruları ile yaşamak isteyen azınlık gruplarına uygulanan bu işkenceler genç okuyucuların farklı bakış açıları kazanmasını ve ön yargılarını kırmasını sağladı.

Bu konuyla ilgili olarak serinin sevilen karakterlerinden Albus Dumbledore’un ayrımcılığa karşı çıkan “Asıl önemli olan birinin nasıl doğduğu değil, nasıl büyüdüğüdür” sözünü hatırlayabiliriz. Albus Dumbledore’dan yaptığımız bu alıntı Martin Luther King’in “Bir hayalim var” konuşmasını da anımsatıyor:

Bir hayalim var. Gün gelecek, dört küçük çocuğum derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacak.

Araştırma Sonuçları

Ön yargı, genç yetişkin romanlarındaki popüler temalardan biri. Kötülüğü temsil eden Voldemort, Nazizimle paralel argümanlar yapar. Büyücülerin saf kan olması gerektiğine inanır. Harry ve arkadaşları ise toplumun farklı kesiminden pek çok insanla bir araya gelerek karşılarına çıkan zorlukları aşmaya çalışır. Araştırmacılar beşinci sınıfa giden 34 öğrenci üzerinde göçmenlere yönelik bir çalışma yürüttü. Çocuklar, altı hafta boyunca Harry Potter kitaplarından seçilen pasajları okuyup tartıştılar. Altı haftanın sonunda göçmenlere yönelik soruları tekrar yanıtladılar ve fikirlerinde göçmenlere yönelik olumlu bir değişim yaşandı.

Araştırmacılar daha sonra 117 lise öğrencisine Harry Potter kitaplarından kaç tanesini okuduklarını ve kendilerini Harry’ye mi yoksa Voldemort’a mı yakın hissettiklerini sordu. Harry Potter kitaplarını okuyan veya filmlerini izleyen öğrencilerin LGBT haklarını savunduklarını kaydettiler.

Araştırmanın son kısmı üniversite öğrencileri üzerinde azınlık haklarına yönelik yapıldı. Kendini Harry ile özdeşleştiren öğrencilerin ön yargı düzeylerinin daha düşük seviyede olduğu saptandı. Harry Potter sürükleyici bir hikaye olarak satılsa da mesajlarını okuyucularına ulaştırmayı başarıyor. Araştırmacılar ise açık fikirliliğe dair argümanların, görünmezlik pelerini altında temsil edilmesinden memnun.

Jon Snow'un Kaderi Belli Mi?
George R.R. Martin'in İlk Eseri "Windhaven" Grafik Roman Oldu