Makaleler

Edebiyat Tarihinin En Korkunç 10 Yaratığı

Baskervilleler’in Köpeği

baskerville-kopegi

Richard Cabell’ın hikayesinden esinlenen Sir Arthur Conan Doyle Baskerviller’in Köpeği’ni 1901’de yayınlamıştır. Sir Charles Baskerville malikanesinin parkında ölü bulunduktan sonra ünlü dedektif Sherlock Holmes ve yardımcısı Dr. Watson tarafından bir soruşturma başlatılır. Devon’a tek başına giden Watson, kurbana yakın olanları soruşturur ve konuştuğu kişilerin çoğu ona Baskerville lanetinden, fundalıkta gezinen dev köpekten bahseder. Yerel efsaneye göre lanet, genç bir kadını kaçıran ve kadın elinden kurtulunca peşinden fundalığa giderek dev bir köpek tarafından kadınla beraber yenilen Sir Hugo Baskerville’le başlar. Bir dizi gizemli olay soruşturma devam ettikçe ortaya çıkar. Örneğin gece malikaneye yürüyen Bay Barrymore, fundalıkta dolaşan yalnız bir figür, uluyan köpekler ve Sir Charles ile Laura Lyons arasında öldüğü gece yapılan gizli buluşma, bu tuhaf olaylardan bazıları. Watson, fundalıkta yürüyen kişinin Holmes olduğunu keşfeder ve Baskerville mirasının varisinin köpeğin sahibi olduğunu çözer. Stapleton’ı suç üstü yakalarlar ve Stapleton fundalığa kaçarken yaratığı öldürürler. Bu sırada Stapleton da bataklıkta boğulur. Cehennemden gelen köpeğin hikayesi, geceleri ortaya çıkan şeyler için olan sonsuz merakımızı körüklüyor ve hırsın sonumuzu getirebileceği konusunda bizleri uyarıyor.

Dev Mürekkep Balığı

dev-murekkepbaligi

Bu karaketin çıkış noktası mitolojiden çok gerçeklik, çünkü dev mürekkep balıkları sahiden var. Dördüncü yüzyılda Aristoteles’in zamanından efsanelerde de bu yaratık görülür. Farklı ülkelerin dev mürekkep balığıyla ilgili farklı efsaneleri vardır. Örneğin Norveç’te Kraken, Karayipler’de Lusca, eski Yunan’da da Scylla hikâyeleri vardır. Bu efsanaler 19.yüzyılda iki önemli romana esin kaynağı olmuştur: Herman Melville’in Moby Dick’i (1851) ve Jules Verne’in 1870’de yazdığı Denizler Altında 20,000 Fersah. Dev mürekkep balıkları, Ian Fleming’in Dr.No’sunda, Peter Benchley’nin de Beast’inde yer almıştır. Yaratık, ilk olarak H.P. Lovecraft’ın 1928’de yazdığı kısa öyküsü Cthulu’nun Çağrısı’nda görünen Cthulu’nun da temelini oluşturur fakat ölümünden önce ve sonra Lovecraft’ın diğer pek çok eserinde de (diğer yazarlarla beraber) bu motif görülür.

Kurtadam

kurtadam

İnsanların kurtlara dönüşmesiyle ilgili ilk hikâyeler, Lycaon’un Zeus’u kızdırması ve kurta dönüştürülmesiyle eski Yunan mitolojisine kadar dayanır. Kimileri de, yarı medeni insan gruplarının hâlâ insan eti yiyenleri vahşi yaratıklara benzeterek dışlamaya başladıkları yamyamlık dönemlerinin sonlarına dayandığına inanır. Orta Çağ dönemlerinde Avrupa’da kurtadam fenomeni oldukça yaygındı ve konuyla ilgili davalarda tanık olarak ortaya çıkanlar dahi vardı. Aslında Tetonik ve Slav milliyetlerinde kurtadamlar sıradan suçlulardan daha zararlı olarak görülüyorlardı ve hayvan transformasyonu sanatıyla ilgili bir okulun da var olduğu söyleniyordu. Bu süre içerisinde kurtadamlar edebiyatta popüler karakterler oldu. Özellikle Marie de France ve William’ın yazdığı Lais du Bisclavret ve Guillaume de Palerne’nin Werewolf romansı gibi pek çok Fransız eserde bu öğe kullanılmıştır. Modern kurtadam kurgusu, Sutherland Mnzies’den Hughes the Wer-wolf ve George W.M. Reynold tarafından yazılan Wagner the Wehrwolf isimli üç önemli romanla 19.yüzyılda başladı. En tanınmış kurtadam romanı 1933 senesinde Amerikalı yazar Guy Endorse’un yayınladığı ve daha sonra iki filmi çekilen (1962’de Kurtadamın Laneti ve 1975’de Kurtadam Efsanesi) Paris’in Kurtadamı isimli romandır. O zamandan beri kurtadamlar sayısız film, roman ve diğer tarzlarda kendini göstermiş, bize içimizdeki yaratığı anımsatmıştır.

Zombiler

zombiler

Zombi kelimesinin Afrika dilinde bir kökeni olsa da zombi fenomeninin hem Afrika’da hem de bokor adı verilen Voodoo büyücülerinin kara büyü yaptıkları Haiti’de başladığına inanılır. Bokorlar ya yaşayan birinin ruhunu alır ya da büyü kullanarak yeni ölmüş birini yeniden canlandırarak köle olarak kullanırlardı. Orta Çağ İran eserlerinden meşhur Binbir Gece Masalları’ndaki Gherib ve kardeşi Agib’in hikayesi de zombi kurgusunun ilk oluşumlarındandır ve zombilere orada gulyabani adı verilir. Zombi edebiyatı adına atılmış bir diğer önemli adımsa Mary Shelley’nin Frankenstein’ıdır. Tam olarak bir zombi romanı olmasa da bu kitap cesetlerin yeniden canlandırılması fikrinin mistik bir ritüelden çok bilimsel bir süreç olduğunu anlatır. Bu ve 19.yüzyılda yazılmış diğer kitaplar, W.B. Seabrook’un yazdığı Sihirli Ada ve H.P. Lovecraft’in yazdığı Soğuk Hava, Mezarda, Eşikteki Şey, Yabancı, Pickman’in Modeli ve Herbert West-Canlandırıcı gibi daha sonraki eserlere esin kaynağı olmuştur. Zombiler, 1932’de çekilen ve Bela Lugosi’nin başrolünde oynadığı Beyaz Zombi başta olmak üzere sayısız filme de konu olmuştur.

Grendel

grendel

700’lerin başında yazılmış olan epik şiir Beowulf, İngilizce dilinde hazırlanmış en eski epik anlatıdır. Dev savaşçı Beowulf’un antagonisti olan Grendel, Danimarka kralı Hrothgar’ın yeni içki holünü adamları uyurken öldürüp yutarak yerle bir etmiştir. Güney İsveç’ten Geat’ler olanları duyunca Hrothgar’a yardım için en önemli savaşçılarını gönderirler. Savaşçı Beowulf, içki salonunda elinde hiçbir silah olmadan uyuyor numarası yapar ve Grendel geldiğinde onu kolundan tutar. Kendini kurtarmak isteyen Grendel kolunu yerinden çıkarır ve ölmek için inine kaçar. Bunun öcünü annesi alır ve Hrothgar’ın en önemli savaşçısını bulunmadan önce öldürür. Bulunduktan sonra Beowulf anne canavarı da öldürür. Daha sonra Beowulf Geats’e dönerek iyi ve bilge bir kral olur. Şiir pek çok kitaba ilham olmuş, özellikle son otuz yılda filmlere de konu olmuştur.

Bonus

Cthulhu

call_of_cthulhu

Denizlerin ve tarihin en korkunç canavarını yazmasak olmazdı. Dev Mürekkep Balığı başlığında da bahsedilen bu eski Sümer Tanrısı, devasa boyutu ve ağzının üstünde bulunan uzun ve dokungaçları ile çoğu fantastik oyuna ve korku hikayesine konu olmuştur. Howard Phillips Lovecraft’in yarattığı Cthulhu Mitosu’ndaki Yüce Eskiler’den (Great Old Ones) biridir. Cthulhu’nun devasa boyutları ve ima ettiği dehşet ilk akla gelen özellikleridir. İsminin telaffuz edilişi tam olarak belirtilememiştir; pek çok kişi tarafından “Kutulu” şeklinde okunur ancak İngilizce’de bazen “ketuuluu” gibi okunduğu da söylenir.

Cthulhu ilk olarak Lovecraft’in “Cthulhu’nun Çağrısı” (The Call of Cthulhu) (1928) isimli kısa hikayesinde görünmüştür. Abdul Al-Hazred adıyla bilinen Deli Arap’ın yazdığı iddia edilen “Necronomicon” kitabında da Cthulhu’dan ve Cthulhu’nun tekrar dünyaya dönerek insanlığı yokedeceğinden bahsedilir. 47 derece 9 dakika Güney enlemi ve 126 derece 43 dakika Batı boylamını kesiştiği yerde olduğu rivayet edilen, denizin dibindeki sütunlar şehri R’lyeh’te yattığından bahsedilen Cthulhu’nun geri döneceğine inanan tarikatlar da vardır. Edebiyat, sinema ve oyun dünyasına damgasını vurmuş Cthulhu’yu “Ph’nglui mglw’nafh cthulhu r’lyeh wagh’nagl fhtagn” (R’lyeh’deki evinde ölü Cthulhu düş görerek bekliyor) sözleriyle anıyoruz!

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Kıyamete Çeyrek Kala - Watchmen Yeniden Aramızda!
Önceki sayfa 1 2

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.