Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Dungeons and Dragons Markasının Bilinmeyenleri

Dungeons and Dragons Markasının Bilinmeyenleri

Masaüstü rol yapma oyunu denildiğinde akla gelen ilk sistemlerden biri de Dungeons and Dragons‘tır. Yine de Dungeons and Dragons’ı sadece bir sistem olarak ele alamayız.

Şöyle bir gerçek var ki Dungeons and Dragons sadece bir oyun değil, aynı zamanda bir marka. Yani bir firmanın para kazanmak için ürettiği bir içerik. Hal böyle olunca, marka bazında bilinmeyen yönleri de yok değil. Son sistemi ile oyuncuları ihya eden Dungeons and Dragons’ın karanlık sırlarını açığa çıkarmanın vakti geldi.

Githyanki İsmi Aslında Çalıntı

O zamanlar TSR firması altında olan sistem için Fiend Folio adı verilen bir ek kitap çıkartıldı. Bu kitapta birçok yeni yaratık oyun yöneticilerine sürüldü. Aralarından biri de çoklu-evrenler arasında geçiş yapabilip oyun keyfini düzlemler-arasına çıkartan Githyanki ırkıydı.

Bu sarı renkli, başa bela ırk ilk defa White Dwarf dergisinde ortaya çıkmıştı. Yaratıcısı Charless Stross’un aldığı övgülerin ardından, Githyankiler, Fiend Folio ile oyunculara tamamen sunuldu. Bilinmeyen gerçek ise Githyanki isminin, George R. R. Martin tarafından yazılan Dying of the Light romanında geçmesiydi.

george-r-r-martin
George R.R. Martin

Githyanki, billimkurgu türündeki romanda geçen bir uzaylı ırkıydı. Roman ilk defa 1977 yılında yayınlanmıştı. Fiend Folio ise 1983 tarihinde oyunculara sunuldu. Ünlü yazar, ismin kullanılmasında izninin olmadığını açıkça belirtmiş ama TSR firmasına ya da Stross’a dava açmamıştı. Sanırsak, uğraşmak istemedi.

Vin Diesel, Kendi D&D Karakteri İçin Film Çekti

Vin Diesel’in büyük bir Dungeons and Dragons hayranı olduğunu herkes biliyor. Birçok sistem kitabı ve roman için ön söz yazmışlığı da var. Ünlü oyuncu, geçen yıllar içerisinde Dungeons and Dragons markası için sıklıkla kullanılan bir yüz haline geldi.

2011 yılında vizyona giren, orta halli bir film olan Priest’in yazar Cory Goodman ile tanışan Vin Diesel, yıllardır canlandırdığı bir Dungeons and Dragons karakterini beyaz perdeye yansıtma fikrinden bahsetti. Birçoğunuzun da bildiği üzere 2015 yılında vizyona giren The Last Witch Hunter filmi, Vin Diesel’in masaüstü rol yapma oyunlarında canlandırdığı Melkor isimli Cadı Avcısı’ndan (Witch Hunter) yola çıkılarak çekilmişti.

Hangi FRP oyuncusu, yıllarca üzerinde çalıştığı karakterini beyaz perdeye yansıtmak istemezdi ki? Adam hayallerini yaşıyor…

Anılmak İstenmeyen Dungeons and Dragons Filmi

2000 yılında Dungeons and Dragons filmi vizyona girmişti. Sadece sinema kriterleri tarafından değil, DnD camiası tarafından da hiç beğenilmemişti. Jeremy Irons, Bruce Payne ve Marlon Wayans gibi dikkat çekici oyunculara sahip olmasına karşın, film çirkin bir patates kadar kötüydü.

Sorunun yapım firması ya da yönetmen, belki de yazarlar tarafından olduğunu düşünebilirsiniz ama sorunun ta kendisi TSR firmasının kendisiydi. Filmin yönetmen koltuğunda oturan Courtney Solomon’un açıklamasına göre TSR firması, filmin çekimlerine fazlasıyla karışmıştı. Senaryoyu sürekli değiştirme istekleri yüzünden boğulan Solomon, istediği gibi filmini çekememişti.

TSR’ın, Wizards of the Coast firması tarafından satın alınmasının ardından filmin yapımcı şirketine bir dava açıldı. Filmin çekimlerinin durdurulması istendi. Yapılan davanın ardından verilen kısacık sürede filmin çekimlerinin bitirilmesine ve yayınlanmasına karar verildi. Bu sıkı denetim sebepleri ve sinir bozucu dava süreci yüzünden ortaya fazlasıyla kötü bir film çıkmıştı. Bir de utanmadan 5 sene sonra, devam filmini çektiler.

Çocuklara Uygun Olmayan İçerik

Dungeons and Dragons maceralarının çoğunda cehennemden gelen şeytanlar, dünyayı ele geçirmeye çalışan nameftler ya da kötü ve korkunç devlerle mücadele verdiğimiz hikayeler bulabilirsiniz. Haliyle bu macera kitaplarına çizimler ekleniyor. Palace of the Silver Princess macerasındaki bir çizim, neredeyse büyük çaplı bir krize yol açacaktı.

Palace of the Silver Princess modülünde, oyuncular ufak bir kasabaya yayılan kırmızı bir ışığın ardından gelen soğuk havanın gizemini çözmeye çalışıyorlar. Girdikleri bir sarayın içerisindeki kötücül yaratıkları temizleyerek, kasaba üzerindeki laneti kaldırmaya çalışıyorlar. Düşük seviyeli karakterler için hazırlanmış, oldukça basit bir senaryo.

Tom Moldvay ve Jean Wells tarafından yazılan senaryonun çizimlerini Erol Otus ve Laura Roslof hazırlamış. Son ana kadar çizimlerden birinin fazlasıyla erotik ve Sadomazoşist olduğunu fark edememişler. Fark ettiklerinde ise modül çoktan baskıdan çıkmış ve dağıtıma yollanmış. Çizimde genç bir kadın, kendi saçlarıyla tavana bağlanmış, yarı-çıplak bir şekilde dururken ufak yaratıklar tarafından taciz edilmekteymiş.

Hali hazırda muhafazakar kesimin taş yağmuruna tutulan firma, olayın büyümemesi için dağıtımı durdurma kararı vermiş. Modülün dağıtıldığı dükkanlar aranarak, ürünlerin geri gönderilmesi istenmiş. Piyasadaki tüm Palace of the Silver Princess modülleri bir şekilde TSR’a geri dönmüş ama kurtulanlar da yok değilmiş. Bilindiği kadarıyla birkaç kopya geri gönderilmemiş. Bunlardan üzerindeki jelatini çıkarılmamış, temiz durumda olanları 1500 dolara kadar alıcı bulabiliyor.

İsim Hakları Davaları

Dungeons and Dragons, dünya mitolojilerinden olduğu kadar modern fantastik edebiyattan da fazlasıyla beslenen bir sistem. Bu yüzden piyasaya sürüldüğü dönemde, kendisine yakın içeriklere sahip romanlardan etkilenmekle kalmamış, bazı karakterleri birebir kendisine almış.

Deities and Demigods kitabı, TSR’ın başına bela olmuş. Oyuncular bu kitabı kullanarak, fantastik tanrıların istatiksel değerlerini görebiliyorlardı. Böylece epik maceralar anlatacakları zaman, tanrıların nerede hangi zarı atmaları gerektiğini ya da en basitinden can değerlerini okuyabiliyorlardı.

TSR bu kitabın içerisine H. P. Lovecraft’ın Cthulhu’sunu koymuştu. Ayrıca Elric serisinin yaratıcısı Michael Moorcock’tan izin alarak romanın tanrılarını da Deities and Demigods kitabına koymuşlardı. Bilmedikleri şey ise tüm bu tanrıların isim haklarının Chaosium firması tarafından koruma altında olduğuydu.

Açılan davalar sonucunda, piyasadaki kitabın ilk baskısı toplatılmış, yeni baskılarda bu tanrılar kullanılmamıştı. Yine de benzer tanrıları yeni sistemlerde görmek mümkün. Örneğin, ismi Cthulhu olmasa da The Old One ismi verilen tanrının görünüşü ve hikayesi Lovecraft mitosundakiyle birebir aynı.

Venger’ın Ölümü

1983-85 yılları arasında 2 sezon olarak yayınlanan Dungeons and Dragons çizgi filminin ana kötü karakteri Venger adı verilen bir tür Death Knight idi. Bu düzleme düşen genç yoldaşlarımızın yolu sürekli olarak Venger ile çakışıyordu çünkü Venger, yoldaşların büyülü silahlarını ele geçirmek istiyordu.

Yayınlandığı dönemde Dungeons and Dragons markasının daha da popüler olmasını sağlayan çizgi filmin bir bölümü neredeyse yayınlanamayacakmış. Dragon’s Graveyard adı verilen bölümde, genç maceracılar sonunda Venger’ı öldürmeye karar verir. Bakın, burası bile hikayenin kendisini anlatıyor. Sabah saatlerinde, çocuklar için yayınlanan hangi çizgi filmde, kötü karakterin açık açık öldürüldüğünü gördünüz?

ABD’deki TV yayınları politikası gereğince de böyle bir sahne, çizgi filmlerde bulunamazmış. Yapımcılar ne yapıp edip bölümün yayınlanması için izin almışlar. Sadece Venger’ın öldürme fikrinden vazgeçip ölüme ramak kala, genç yoldaşlar tarafından serbest bırakılmasıyla değiştirilmiş. Yine de bu bölüm, dönemin çizgi filmleri arasından sıyrılıp en çok izlenen bölümlerden biri olmuş.

3rd Edition’ın Saçma Yanları

Dungeons and Dragons’ın ilk iki sistemi birbirini andırıyor olsa da 3rd Edition ile birlikte tüm mekanikler baştan aşağıya değişmişti. Haliyle birçok eski oyuncu bu sisteme alışmakta zorlandı. Hala bile 2nd Edition’dan vazgeçmeyen dinozor bir grup var, biliyorum.

3rd Edition piyasaya sürüldükten sonra birçok güncellemeye maruz kaldı çünkü birçok açıdan hatalı yanları vardı. Örneğin, bir ev kedisi sıradan bir vatandaşı rahatlıkla öldürebiliyordu. Sıradan bir vatandaşın HP’si, sistem kitabına göre D4 ile belirleniyordu. Ev kedisinin ise bir tur içerisinde birden fazla saldırısı vardı. Yani sadece 1-2 HPlik, gündelik vatandaş, kendi ev kedisi tarafından öldürülebiliyordu.

Saçma…

En Güçlü Sınıf Hangisi?

Kulağa çok garip gelecek ama Dungeons and Dragons tarihinin en güçlü sınıflarından birisi, ozandır. Ozanlar, hem rol yapma açısından hem de mekanik açıdan birçok farklı konumda bulunabiliyorlar. Kulağa komik gelse de müziğin gücünü asla yabana atmamak gerekiyor.

Ozanlar dilerlerse savaşçı, usta bir büyücü, sinsi bir katil olabiliyor. Tüm bunları yapmasına sistem olarak izinleri de var. İlk başlarda yavaş bir gelişme olsa da eninde sonunda ozanların gücü sınırları aşıyor. Hali hazırdaki 5th Edition için çıkartılan güncellemeler de bile ozanlar aldı başını gitti.

Buna verilecek en basit örnek Advanced Dungeons and Dragons sisteminden olabilir. Eğer bir oyuncu ozan sınıfını almak isterse, önce birçok farklı ön gereksinimi yerine getirmesi gerekiyordu. Savaşçı, düzenbaz ve druid sınıflarına verdikleri seviye puanları haricinde birçok yan özellik edinmeleri gerekiyordu. Bu yüzden o sistemin de en güçlü sınıflarından biriydi.

Şeytani Varlıklar

Yazı içerisinde daha önce de bahsettiğim üzere Dungeons and Dragons markası, 80’li yıllarda muhafazakar kesim tarafından abluka altına alınmıştı. Bugünlerde bile markaya öcü gözüyle bakan birçok topluluk var. Eğer olaya dışarıdan bakabilirseniz, bu kesime de hak vermemek elde değil çünkü işin içerisinde şeytanlar ve iblisler girince, kolayca satanist etiketi yapıştırılabiliyor.

Olay tabii ki hiç de öyle değil. Dungeons and Dragons kozmolojisine göre birçok farklı düzlem ve birçok farklı ırk bulunuyor. Bu dev kozmik sistem içerisinde haliyle büyük savaşların da olması gerekiyor. Sistemin, şahsımca en ilgi çekici hikayelerinden biri de Blood War olarak anılan şeytanlar ve iblislerin sonsuz savaşı.

Baator’un dokuz katında yaşayan şeytanlar (Devils) ve dipsiz çukur Abyss’in sonsuz katmanları arasına sıkışmış iblisler (Demons), hem Dungeons and Dragons romanlarına hem de modüllerine renk katmış ırklar. Olayın çığırından çıkmaması adına 2nd Edition ile birlikte bu ırkların isimlerinde de değişikliğe gidildi.

Şeytanlar (Devils) Baatezu ismini; iblisler (Demons) ise Tanar’ri ismini aldı. Yeni isimler onlara daha fazla uzaylı havası kattı. Sonuçta yaşadıkları boyutlar, kozmik sistemin farklı köşelerindeydi. Firma bir sorun yaşadığında onları uzaylı ırkı olarak tanıtabilirdi.

3rd Edition ile birlikte şeytan ve iblis kullanımı geri döndü. Baatezu ve Tanar’ri isimleri de bu ırkların yanında kullanılmaya devam etti.

Yine İsim Hakları Sorunu

Dungeons and Dragons’ın ortaya çıkışında Lord of the Rings’in önemi bir hayli büyük. Sistemin yaratıcı babaları Gary Gygax ve Dave Arneson, büyük birer Tolkien hayranıydı. Haliyle, Tolkien’in yarattığı dünya tasarımını kullanmak istediler ve tabii ki telif hakkı gerçeğiyle tanıştılar.

Sistemin ilk baskılarında, oyuncular hobbit olarak maceralara atılabiliyor, entlerle arkadaş olabiliyor ve balroglara karşı amansız bir mücadele verebiliyorlardı. Ancak Saul Zaentz isimli bir adam ortaya çıkıp bu isimlerin yayın haklarının kendi elinde olduğunu duyurdu. TSR ile mahkeme sürecine giren Zaentz, haliyle davayı kazandı. Bu yüzden bu isimlerin değiştirilmesi gerekti.

Hobbit ismi halflinge dönüştü. Entler bir anda treant diye anılmaya ve balroglar da bir harf kaybederek balora dönüştü. Zaentz, bu davadan gaza gelmiş olacak ki elf, ork ve ejderha isimleri için de TSR’a sonradan dava açtı. Ancak mahkeme bu isimlerin evrensel olduğunu ve mitolojik yaratıklar olduğuna karar verip davayı düşürdü. Sonuçta Tolkien bu yaratıklara bakarken İskandinav mitolojisini incelemişti.

Görünmeyen Canavar

Yıllar içerisinde Dungeons and Dragons için birçok Monster Manual yayınlandı. Sistemin en sevdiğim özelliklerinden biri de bu fantastik yaratıklar için hazırlanan kitapları karıştırmak. Oyuna ekleyeceğim bir yaratık için saatlerce bu kitaplara gömülebilirim.

Advanced Dungeons and Dragons için yayınlanan ve o zamanlar Monstrous Manual olarak anılan kitapta, oyuncuların aklını karıştıran ve bana kalırsa oldukça komik bir detay vardı. Invisible Stalker isimli yaratığın bulunduğu sayfadaki çerçeve boş bırakılmıştı. Bu aslında bir noktaya kadar mantıklıydı çünkü bu yaratık görünmezdi. Yani nasıl gözüktüğünü kimse bilemezdi. Hatta Monstrous Manual kitabında, illüstratörlere teşekkür kısmında Invisible Stalker çizimi için Tim Beach ve Doug Stewart’a da teşekkür edilmiştir. :)

Sonraki yıllarda çıkan Monster Manual kitaplarında, Invisible Stalker kısmına az da olsa bir şeyler çizilmeye başlandı. En azından bir fon üzerinde, havada süzülen gaz bulutu da yeterli.

Kadim Myth Drannor’un Sorunları

Forgotten Realms dünyasına aşinaysanız, meşhur Myth Drannor’u da duymuşsunuzdur. Bir zamanlar yüksek elflerin bulunduğu, büyülü güçlerin havada süzüldüğü Myth Drannor şehri yaşanan büyük bir savaş sonrasında yok olmuştu. İblislerin saldırısına uğrayan Myth Drannor ve gizemleri, oyuncular tarafından halen keşfedilmeyi bekliyor.

Hem FR sistemini hem de Myth Drannor’u tanıtmak isteyen Wizards of the Coast, 2001 yılında sadece PC için Pool of Radiance: Ruins of Myth Drannor oyununu piyasaya sürdü. Oyuna o kadar para harcanmasına rağmen ilk çıktığı dönemde PC oyuncularına saç baş yoldurtmuştu.

Oyun hatalar ve glitchlerle doluydu. Bunu bir şekilde güncelleseniz bile, zor oynanabilirliği nedeniyle hiç de ilgi çekici gözükmüyordu. Eğer oyunu CD üzerinden yükler ve güncelleme yapmadan oynamaya çalışırsanız bilgisayarınızı bozma ihtimali vardı. Oyunu silmeye kalktığınızda Windows sistem dosyalarını da beraberinde götürüyordu. Bu yüzden Windows’u yeniden yüklemeniz gerekiyordu.

Tamam koskocaman şehir bir anda yok oldu ama bizim bilgisayarımızdan ne istedin be Wizards of the Coast?

Ah Bu Sorumsuz Editörler

1994 yılında piyasaya sürülen Advanced Dungeons and Dragons için hazırlanan Encyclopedia Magica Volume 1 kitabının yazım işlemleri sırasındaki ufak bir hata, tüm baskıların mahvolmasına neden oldu.

Encyclopedia Magica kitabının yazım aşaması devam ederken TSR firması halen mage ve wizard ayrımına karar verememişti. Kitabı ilk yazdıkları sırada, büyücü sınıfını tanımlaması için mage kelimesini seçmişlerdi. Ancak baskı dönemi geldiğinde mage yerine wizard kelimesinde karar kılındı.

Dönemin editörü, tek tek tüm mage kelimelerini değiştirmek yerine Bul/Değiştir arayüzünü kullanarak kelimeyi wizard olarak düzeltti. Hatası ise değişim yaparken wizard kelimesinin başına ya da sonuna boşluk bırakmamasıydı. Bu yüzden damage (hasar) kelimesinin içerisindeki mage kısmı da değişerek ortaya dawizard kelimesini çıkardı.

Çılgınlık Mı Arıyorsun? O Zaman Book of Vile Darkness!

Dungeons and Dragons tarihinin en acayip kitaplarından biri olan Book of Vile Darkness, oyuncuların içlerinde yatan manyağı ortaya çıkaran bir sistem kitabıydı.

Yıllarca çizimleri ve hikayeleriyle köşeye sıkıştırılan Dungeons and Dragons, Wizards of the Coast eline geçtikten sonra sıra dışı bir kitapla karşımıza çıktı. Book of Vile Darkness, üzerinde ilk defa bir uyarı ibaresi bulunan Dungeons and Dragons kitabıydı. Yetişkinlere özel olarak hazırlanan bu kitap içerisinde neler yoktu ki?

Book of Vile Darkness, fantastik dünyalarda asla akla gelmeyen soruları cevaplıyordu. Sadomazoşist fetişler, insan kurbanı, işkence, toplu katliam gibi sapkınlıkları istatistiksel olarak oyunculara sunuyordu. Ayrıca Cancer Mage adı altında yeni bir sınıf tanıtılmıştı.

DragonStrike ile FRP Öğreniyorum

TSR, 1993 yılında daha önce ulaşamadığı kitleye yönelik DragonStrike adını verdiği bir çalışma başlattı. Daha önce hiç FRP oynamamış insanlar için hazırlanan DragonStrike içerisinde kural kitabı, figürler ve haritalar bulunuyordu. Ayrıca kutu içerisinde bir de VHS kasedi vardı.

VHS kasedinde 30 dakikalık bir video var. Video rol yapma unsurları tanıtıyor ama ne tanıtım! Ucuza kaçmış oyunculuk ve efektlerle bu kaset nasıl onaylanmış da piyasaya sunulmuş, bilemiyorum.

Videoyu merak edenler için aşağıya da kendisini yerleştiriyorum. O oyun yöneticisinin tripleri nedir öyle ya?

Kaynak: Screenrant

J.J. Abrams'ın Zombi Nazi Filmi Overlord'un Vizyon Tarihi Belli Oldu
Game of Thrones 7. Sezonundan Karakter Afişleri Yayınlandı