Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Bilinenden Farklı Bir Konuda Yazılmış 10 Muhteşem Roman

Bilinenden Farklı Bir Konuda Yazılmış 10 Muhteşem Roman

bilimkurgu

Bilimkurgu ve fantastik romanlar pek çok sebepten dolayı meşhur oluyorlar. Kimi zaman belirli bir dönemin insanının ruh halini yakalayabildikleri için kimi zaman da herkesin aşık olduğu bir fikir buldukları için. Fakat bazen, hepimiz kitabın asıl konusu olmayan şeylere kafayı takarız. İşte size düşündüğünüz şey hakkında olmayan 10 roman.

Bu yazı için bilimkurgu ve fantastik edebiyat kitapları satan kitapçılardan ve aynı zamanda kütüphanecilerden destek aldım. İşte onların fikirleri.

1. Robert A. Heinlein, “Starship Troopers” (Yıldız Gemisi Askerleri)

starship-troopers

Bu listedeki diğer bazı kitaplar gibi bu kitabın da filmi yapıldı. Bu da otomatik olarak bazı insanların kitabın ana konusu hakkında yanlış bir izlenime kapılmalarına sebep oluyor. Yıldız Gemisi Askerleri kitabının genellikle faşizm üzerine olduğu söylenir. Kitabın faşizmi destekleyen bir roman olduğunu söyleyenler de var, faşizmi sinsice taşladığını iddia edenler de.

Fakat San Francisco’daki Borderlands Books’dan Alan Beatts’e göre kitap, “Şiddete karşı sosyal sorumluluğu hem askeri koşullar içinde hem de askeri koşullar dışında anlatan bir roman.”

Beatts şöyle devam ediyor; “Kitabın genelinde şiddet temasının ele alındığı ve şiddetin uygulandığı yer, Johnny’nin gittiği sivil lisedeki ‘Tarih ve Ahlak Felsefesi’ dersidir, ki bu da askeri alanın dışında kalır. İdam cezası ve işkence temaları da Johnny’nin sivil hayatının ele alındığı noktalarda ve yine aynı ders içinde dolayısıyla askeriye dışında ele alınır.”

Kitapta bahsedilen bu derste işlenen ana konu ise ulus devletlerin güçlerini sorumlu şekilde kullanmalarıdır.

Beatts bunu şöyle açıklıyor:

“Romanın ana konusu bir ulusun/devletin demokratik olup olmaması değil (kitapta dünya hükümetinin belirli istisnalar dışında demokratik olduğu açıkça belirtilir) devletin hangi koşullarda güç -özellikle de öldürücü güç- kullanabileceğidir. Buna ek olarak kitap bu gücü uygulayacak olan bireylerde ne gibi özellikler olması gerektiğini inceler. Bunu da önce basit bir askerden (Johnny’nin kitabın başında olduğu gibi) başlayarak yapar. Ardından subayları inceler (Johnny’nin kitabın sonunda olduğu gibi) ve daha da ileri götürüp bu kararı verecek lideri inceler (Bir yurttaşın oy kullanmadan veya bir yönetim görevine getirilmeden önce kamu görevi yapması gerekliliğini örnek göstererek liderlerin sorumluluğunu anlatır).

“Bence [Heinlein’ın] anlatmaya çalıştığı; savaşın çok dikkatle ele alınması gereken bir konu olduğu ve savaş kararını, konuyla ilgisi olmayan değil, savaşmayı göze alacak (ya da geçmişte savaşmış) insanların vermesi gerektiğidir.”

2. Ursula K. Le Guin, “Left Hand of Darkness” (Karanlığın Sol Eli)

left-hand-of-darkness

İnsanlar temel olarak kitabı “cinsiyet üzerine” diye tarif ederler çünkü romanda bahsi geçen gezegende yaşayanların cinsiyet özellikleri yoktur. Ta ki aylık döngülerine ya da gezegendeki adıyla “Kemmer”e girene kadar. Fakat kitabı dikkatli okuduğunuzda, aslında daha çok kültürel yanlış anlaşılmalar üzerine olduğunu ve bir kültürün dışından gelen bir insanın tüm nüansları bilmemesi durumunda kendisini nasıl karmaşık ilişkiler ve karmaşık durumlar içinde bulacağının anlatıldığını görürsünüz. Ayrıca başka bir kültürün kavramlarının basitçe tercüme edilmesinin imkansızlığını görürsünüz, tıpkı “shifgrethor” kavramı gibi.

3. Ray Bradbury, “Fahrenheit 451” (Fahrenheit 451)

fahrenheit-451

Harvard Kütüphanesi Gelişen Teknolojiler ve Araştırma Kütüphanecisi Carli Spina, hükümet sansürü hakkında olduğu konusunda yanıldığımız kitapların en bariz örneği olduğunu ileri sürüyor.

“Herkes kitabı bir hükümetin bilgiyi sansürleme girişimleri olarak tarif etse de, Ray Bradbury kitap yayınlandıktan birkaç yıl sonra kitabın aslında, diğer basın/yayın organlarının kitapları nasıl geride bırakacağı ve sonunda okuma alışkanlığının azalacağı hakkında olduğunu vurgulamıştır. Kitapta hükümet sansür rejimini ancak, nüfüsun çoğunluğu kitaplardan uzaklaşıp diğer basın yayın organlarına yöneldikten sonra kurabilmiştir. Bradbury kitabında sansürü kınamasına rağmen; buradaki suçu hükümet kadar, kendilerini “oyalayacak” farklı şeyleri bilgiye tercih eden yurttaşlarda bulur.

4. Kurt Vonnegut, Slaughterhouse-Five (Mezbaha No:5)

slaughterhouse-five

Herkes bu kitabı 2. Dünya Savaşı’nın korkunçlukları hakkında diye tarif eder. Hatta otobiyografi şeklinde yazıldığını ve Vonnegut’un Dresden bombardımanındaki deneyimlerini yansıttığını söyler.

Spina tüm bu öğelerin kitabın içinde olduğunu söylüyor fakat kitap tam olarak bunlar “hakkında” değil. Bunun yerine kitap tüm bu öğeleri; kader, özgür irade ve “tarihin döngüsel doğası” hakkında bir tartışmaya girmek için bir başlangıç noktası olarak kullanıyor. Spina bu konuda şöyle diyor, “Vonnegut gerçek olayları kullanarak hayatın genel olarak anlamsızlığı üzerine bir yargıda bulunuyor. Kronolojik olarak ilerlemeyen olay örgüsü, insanların verdiği kararların sonuçlar üzerine çok az etkisi olduğunu göstermeye çalışıyor ve “So it goes” (Çevirmenin notu: Birebir Türkçesi olmayan bu terim  Türkçe’ye kabaca “Kısmet” olarak çevrilebilir. Bu çevirinin imkansızlığının sebebi için bu makalenin ikinci maddesine bakabilirsiniz) kalıbının sık kullanılması da boşuna bir çabaya hatta ilahi takdire işaret ediyor.”

5. Ann Leckie, “Ancillary Justice” (Yardımcı Adalet)

Ancillary-Justice

Bu kitabı, yazımı yazmak için konuştuğum pek çok insandan duydum. Özetlemek gerekirse, bu kitap hakkındaki yorumların çoğu kitabın cinsiyet kavramını farklı şekilde kullanması (Karanlığın Sol Eli’nde olduğu gibi) ve herkesin dişil kişi zamiri kullanılarak anlatılması (Çevirmenin notu: İngilizce 3. tekil şahıs zamirleri olan “he”, “she” ve “it” aynı zamanda sırasıyla erkeklik, dişilik ve cinsiyetsizlik belirtir. Oysa kitap içinde herkes için dişil kişi zamiri olan “she” kullanılıyor. Türkçe’de bu cinsiyet ayrımı yoktur ve 3. tekil şahıs zamiri sadece “o” dur.) Oysa gerçekte kitap; kolonicilik sonrası dönem ve bireysellik hakkındadır. Kütüphaneci Kristi Chadwick bu yoruma şunu ekliyor, “Yorumların çoğu Radch’ın ‘cinsiyetsizliği’ ve Breq’in gemisinin yokedilişinin intikamını alması üzerine olsa da, konu Breq’in düşünceleri, insanlığı anlayışı, hisleri ve zekasına dayanıyor ve her eylemin özgür irade ile değiştirilebileceğini anlatıyor.”