Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » Anglo-Saxon İngilteresi’nde Harp ve Kutsallık – Asker Azizleri ve Kutsal Savaşçılar

Anglo-Saxon İngilteresi’nde Harp ve Kutsallık – Asker Azizleri ve Kutsal Savaşçılar

anglo-saxon

Harplerin ve kutsallığın, yani dine olan fanatizmin nelere sebep olabileceğini Geç Antik Dönem’deki insanlar anlamıştı. Açıkçası, bu konuda biraz kaygıları da var mıydı, bu tartışılır. Çünkü, insanların harp ve kutsallığın verdiği haz onları Haçlı Seferleri’ne ve hala devam eden din savaşlarına götüreceği nereden bilinebilirdi ki? Dinler sürekli değişime uğradığı için bu durumu değerlendirmek biraz kafa karıştırıcı bir hal alabilir. Zira Hıristiyanlığın Geç Antik dönemde yeni yeni kazandığı hızını, Erken Orta Çağ, Yüksek Orta Çağ ve Geç Orta Çağ dönemlerinde ciddi bir şekilde artırması durumun biraz değişmesine vesile oldu. Ama bizim şimdiki konumuz Erken, Yüksek ve Geç Orta Çağ değil. Biraz daha gerilere giderek Geç Antik Dönemler’den bahsedeceğiz.

Eski İngiliz literatürünün Alman kahramanlık hikayeleri ve ilk Hıristiyanlar’ın savaşa olan isteksizleri le doludur. Aslında bunu alelade bir şey olsa bile, söylemesi kolay bir durumdur. Söz konusu dönem 401 ve 500 yılları arası olduğunda, savaşın ve kutsallığın çok çatıştığı bir algı zihnimizde dolaşır durur. Ancak, biraz daha derinlere indiğiniz zaman, yani bunun aslında bir çırpıda atılmayacağını düşündüğünüzde bir şeylerin farkına varıyorsunuz.

anglo-saxon-minster

Latin Batı boyunca Hıristiyanlık algısının, kutsallık ve harp arasındaki tansiyon biraz farklılığa uğramıştı. Milattan Sonra 597 yılında Roma Hıristiyanlığı’nın İngiltere’de yaygın olduğu dönemlerde ve 1066’daki Norman Feth’ne kadar bu algı değişikliğe uğramıştı. Hıristiyanlığın sözde savaşı küçümsemesi ve reddi, aslında savaşların adil ya da kutsal olduğunun düşünülmesine yol açmıştı. Anglo-Sakson literatüründe, bu değişkenlik belgelenmiş ve gelişiminde rol oynamıştı.

Günümüze kadar gelen, Anglo-Sakson hagiografik –azizlerin hayatını ele alan- yazıtlarda bazı değişik bulgulara rastlanmıştı. Aslında bu yazıtlar, dönemin dini anlayışına çok açıklık getiriyor. Bu yazıtlar gösteriyor ki, İngiltere’de Hıristiyanlığı yaymak için kim rol almışsa ve bu yolda ilerlemişse, hikayeleri kana susamış paganlar tarafından öldürülmeleriyle sonuçlanmış. Bunların içlerinde yeni tipik kutsal kişiler, şehit savaşçı krallar bulunuyor. En azından dönemin hagiografik yazıtlarını yazanlar bu şekilde kaydetmişler.

Aynı dönemde, diğer Anglo-Sakson yazarları Hıristiyanlığın savaşçılarına dönüşmüş ve inançları için savaşan askerler tasvir ediyorlardı. Bahsettiğimiz bu ve sonraki Agglosakson literatür çalışmaları şiddetin kesişimini ve genellikle çelişkili dini yolları keşfetmemize vesile oluyor. İlk Haçlı Seferi’nin yapıldığı 1095 yılında, Hıristiyan ruhaniliği ciddi oranda artmıştı. Papa II. Urban Hıristiyanlar’ın savaştaki dövüş ruhunu artıracak maneviyat için vaaz vermişti. Diğer yandan da, Hıristiyanların savaşa karşı olan radikalliğini de muhafaza etmişti.

anglo-saxon-warrior

Haçlı ideolojisinin yönleri, Anglo-Sakson dönemi boyunca Hıristiyanların savaşa karşı olan radikalliklerini de sürdürmüştü.

Arizona Üniversitesi için hazırlanan tez gösteriyor ki, yapılan bu çalışma ile hagiografiklerin edebi yönelimleri zekice değişebiliyor. Ancak, Ortaçağ Hıristiyanlığı’nın evrimi boyunca en önemli yansıma, kılıcın tolere edilmesini bırakın, kullanılmasının bile reddi. Hagiograficiler, istihdamlarını karışladığı için, asker azizlerin hayatlarını anlatabilmek için çeşitli anlatım yönemleri kullanmışlardı.

Hoşgörü ve militaristlik arasındaki yüksek tansiyon, Anglo-Sakson Hıristiyan Edebiyatı’nın Alman kahramanlık hikayelerin ile çevrelendiğinin anlaşılmasından daha derin ve karmaşık bir yapıya sahiptir.

Tezin devamını okumak için Arizona Üniversitesi’nin hazırladığı PDF dosyasına buradan ulaşabilirsiniz.