Son Haberler
Anasayfa » Makaleler » 2013’ün En İyi 5 Anime Dizisi

2013’ün En İyi 5 Anime Dizisi

anime-banner

2013 yılının sonuna geldik. Bu yıl da pek çok manga okuduk, pek çok anime izledik.

Biz de boş durmadık, 2013 yılının en iyi 5 anime dizisini sizlere sunalım dedik. İşte geçen yılın en iyi 5 anime dizisi.

1) Shingeki No Kyojin / Attack On Titan

shingeki_no_kyojinShingeki No Kyojin (SnK), 2013’ün en çok ses getiren anime dizisi oldu herhalde. Bu listenin en başında oturması da şaşırtıcı değil nihayetinde. Öncelikle konudan bahsedelim: SnK, paralel bir dünyada, zaman olarak ortaçağ benzeri bir dönemde geçen, drama ve aksiyon türünde bir yapım. SnK tarihçesine göre, nereden geldiği, nasıl ortaya çıktığı belli olmayan, insana benzeyen ama zeka belirtisi göstermeyen bir devler ırkı (Titan’lar) şehirlere saldırır. İnsanoğlunun büyük kısmını yiyen (evet, aynen öyle) devlere karşı koruma olarak içiçe dev duvarlar inşa edilir ve hayatta kalan herkes toparlanır. İnsanlık yıllar geçtikçe duvarlar arkasındaki küçük şehirlerde hayatta kalmaya ve medeniyeti korumaya çalışırken, bir gün daha önce hiç görülmemiş büyüklükte bir dev en dıştaki duvara saldırır. Onun açtığı delikten giren diğerleri duvar içinde bir katliama sebep olur ve ana karakterimiz Eren Jaeger’in ailesi de dahil olmak üzere bir sürü insan ölür. Eren, evlat edinilmiş kardeşi Mikasa Ackermann ve yakın arkadaşları Armin Arlert iç şehirlere çekilerek hayatta kalırlar ama devleri yoketmek için and içerler. Biraz büyüyünce orduya katılırlar ve ağır bir eğitimden sonra en büyük korkuları ile karşı karşıya gelirler.

shingeki_no_kyojin2009 yılında Hajime Isayama’nın orijinal mangası ile başlayan macera, daha sonra animeye, ‘light novel’lara, oyunlara ve ‘visual novel’lara adapte edildi. Hatta bir ‘live-action’ filmin de yapımı devam ediyor. SnK neden bu kadar ilgi gördü diye bakarsak, öncelikle dizinin yetişkin bir izleyici kitlesine hitap ettiğini, şiddet ve dramanın gerçekçiliğini ve aksiyon öğelerinin de oldukça heyecan verici olduğunu belirtmek gerekir. Dizide ciddi bir karamsarlık ve çaresizlik var; insanlığın başına gelen bu epik felaket, diziyi izledikçe kanınıza işlemeye başlıyor. Ana karakterlerin çok ayrıntılı işlenmesi bizi onlara yakın kılıyor, zihinlerine girmeye başlıyoruz. Destekleyici karakterlerin çok fazla olması başta işleri biraz karıştırsa da, taşlar yerine oturdukça hepsinin sağlam yazılmış tutarlı kişilikleri olduğunu görüyoruz. Devlerle ilgili gizemler asla bitmiyor, hatta ilk sezon boyunca katlanarak artıyor. Daha devlerin vahşice insanları yemesi konseptine alışamamışken, karakterlerimizin karşısına işleri zorlaştıran özel yeteneklere sahip devler çıkıyor. Eren’in özel durumunun (spoiler vermeden ancak bu kadar ^_^) açığa çıkması ile birlikte insanoğlunun farklı ruh hallerini ve hayatta kalabilmek için neleri yapabileceğini de görüyoruz. Tüm bunlar sağlam bir aksiyonla ve dinamik sahnelerle birleşince, 2013 yılının izlenmesi en çok önerilen dizisi meydana geliyor. Aslında olayların akışı her zaman olması gerektiği tempoda ilerlemese de, gizemleri çözüldükten uzun zaman sonra bile hatırlanacak, en vurucu sahneleri akılda kalacak bir anime Shingeki No Kyojin.

2) Gin No Saji / Silver Spoon

Silver-SpoonHiç anime izleyip de o animenin dünyasında yaşamak istediğiniz oldu mu? Veya “Bir anime izledim, hayatım değişti” deyip kendinizi bir tarım okuluna kayıt yaptırırken buldunuz mu? İşte Silver Spoon insanda bu duyguları uyandıran türden bir eser. Silver Spoon’da, genç Yugo Hachiken’in büyük şehirden kaçıp, Hokkaido’daki Oezo Tarım Meslek Lisesi’ne kaydolması ile başlayan hikayesini izliyoruz. Yugo istediği liseye giremeyip, bir de babasının gelecek ile ilgili baskısına dayanamıyor ve işin kolayına kaçıp bu okula geliyor. Okul arkadaşlarının tamamı ise tarım, hayvancılık veya benzeri mesleklerle uğraşan ailelerden geliyor, hepsinin orada olmak için bir sebebi var. Yugo ise aralarında geleceği tarım veya hayvancılık olmayan tek öğrenci olarak kendini tuhaf hissetmeye başlıyor, diğerlerini kıskanıyor. Ama kendini okulun akışına bırakıp arkadaşlarına destek olmaya başlıyor ve olgunlaşıyor. Sorumluluk almayı, önemli kararlar vermeyi öğreniyor. Biz de Yugo’nun karakter gelişimini ve rahat koltuklarımızdan tarım okulundaki zor hayatı izliyoruz.

Silver-SpoonSilver Spoon da yine bir mangadan uyarlama bir anime dizisi. Mangaka Hiromu Arakawa, küçüklüğünde Hokkaido’da yaşadığı çiftlik ortamından esinlenerek bu hikayeyi oluşturmuş. Manga yayımlandıktan kısa süre sonra, ‘Weekly Shonen Sunday’ dergisinin en popüler serilerinden biri haline gelmiş. İlk sezon ile dizi bitmiyor, şu anda hem ikinci sezon anime dizisi, hem de ‘live-action’ filmi hazırlanyor. Bu dizinin bence en çekici yanlarından biri, çoğu animede gördüğümüz klasik lise yaşamına farklı bir açıdan bakması. Şahsen şimdiye kadar hikayesi bir tarım meslek lisesinde geçen bir anime izlediğimi hatırlamıyorum. Animedeki okul yaşamı ne kadar gerçekçidir bilemiyorum ama insana hikayedeki okulda okuma isteği uyandıran bir anime benim gözümde gerekli duygusal bağlantıyı kurabilmiş demektir, başarılıdır. Silver Spoon çok ağır veya drama yüklü bir anime değil, farklı ve ilginç karakterlerin sevimliliği ile okul hayatının ciddi zorlukları (sabahın köründe kalkıp ağır fiziksel görevlerle uğraşma, zor hava şartlarında sera toparlama, hayvan yetiştirme ve hatta kesimi gibi) bir araya gelince lezzetli bir tezat oluşmuş.

NOT: Bu animeyi seven arkadaşlara tek önerim ‘Moyashimon: Tales of Agriculture’ olacaktır, orada da bakterileri görebilen bir tarım okulu öğrencisinin tuhaf ve renkli yaşamı anlatılıyor.

3) Hataraku Maou-sama / Devil Is A Part-Timer!

hataraku-maousamaAnimelerde şeytanlar veya üstün güçleri olan yaratıklar epey zorlu karakterler olur (çok absürd komik animeler hariç). Kahramanlarımıza her fırsatta kök söktürürler, dünyayı ele geçirmeye çalışırlar ve genel olarak pislik tiplerdir. 2013’ün bence en eğlenceli animelerinden biri olan ‘Hataraku Maou-sama’ yine şeytanlar ve kahramanlar içermesine rağmen, biraz farklı bir formülle çıkıyor karşımıza. Enta Isla ismindeki paralel bir dünyayı ele geçiren ve hallaç pamuğu gibi atan şeytan kral Satan, kutsal savaşçı Emilia’nın efsanevi saldırısına karşı koymakta zorlanır ve sağ kolu General Alciel ile birlikte son gücünü kullanarak büyülü bir boyut kapısından girerek kaçar. Emilia işini bitirmek için kendini feda eder ve Satan’ın peşinden kapıdan geçer. Satan ve Emilia birbirinden bağımsız şekilde kendilerini günümüz Japonya’sında bulurlar. Tabii bizim dünyamızda büyü mevcut olmadığı için birdenbire güçsüz kalan karakterler, kendilerini modern toplum hayatına uydurmaya çalışmak zorunda kalır. Satan kendine Sadao Mao ismini alır, ilk kültür şokunu atlatıp sisteme dahil olur ve bir hamburgercide çalışmaya başlar. Emilia ise Emi Yusa olur ve o da hayatını devam ettirebilmek için bir iş bulur. Yeni geldiği dünyayı ele geçirmek için hiçbir planı (ve gücü) olmayan Satan’ın ve ona ev işlerinde yardımcı olmaya çalışan zavallı Alciel/Shiro Ashida’nın artık tek amacı o akşamki yemek parasını toparlayabilmek olacaktır. Tabii Emilia akşam yemeğinden önce kafalarını kesmezse.

hataraku-maousamaHataraku Maou-sama aslında çok gevşek bir anime, hatta epey saçma da diyebilliriz. Satoshi Wagahara’nın ‘light novel’ından uyarlanmış anime, fantastik ve modern dünyayı içiçe geçirip ikisinden de tad almamızı sağlamaya çalışıyor. Bir yandan Sadao ve Shiro’nun sudan çıkmış birer balık gibi hayatta kalmalarını izliyoruz, bir yandan da kutsal görevini tamamlayamamış olmanın kızgınlığı ile kendini işe veren Emi’nin sıkıntısını takip ediyoruz. Sadao bir MgRonald (tanıdık geldi mi? ^_~) restoranında kasada çalışarak kiraladıkları evin maddi yükünü çekiyor, bir yandan da geldiği bu dünyayı büyü olmadan nasıl ele geçireceğinin planlarını yapıyor; ama açıkçası pek acelesi de yok. Karakterlerin süper büyü güçlerini kaybettiklerinde düştükleri durum içler acısı, fakat bir yandan da çok komik. Yavaş yavaş insan olmayı öğrenen Sadao ve Shiro her döndükleri köşede, güçleri olmamasına rağmen onları hala avlamaya çalışan Emi ile karşılaşıyorlar. Tabii bu da karakterlerin arasında matrak bir çekişmeye yol açıyor. Dizi sonlara doğru farklı karakterlerin ortaya çıkması ve durumların fantastik tarafa doğru gelişmesi ile biraz karanlık yöne kaysa da, eğlencesini asla kaybetmiyor. Ayrıca araya sokuşturulmuş sıkıcı Japon iş hayatı eleştirisi de cabası. Absürd komedi sevenler için bu yılın en keyifli dizisi bu bence.

Tolkien'in Hayatı Film Oluyor!
Guardians of the Galaxy'den İlk Görüntü