Anasayfa » İncelemeler » Zindanlarda Yol Bulmayı Özleyen Oyunculara – Operencia: The Stolen Sun İncelemesi

Zindanlarda Yol Bulmayı Özleyen Oyunculara – Operencia: The Stolen Sun İncelemesi

1990’lı yılların başlarında çokça zindan tarama (dungeon crawling) oyunları oynamış birisi ve bir fantazya tutkunu olarak hâlâ bu türü severim. Menzoberranzan ve Eye of the Beholder oyunlarını yıllar geçmesine rağmen arada sırada yükleyip oynarım. Son dönemde de bu türde en iyi oyunlardan birisi olarak Legend of Grimrock serisini fazlasıyla beğenmiştim. Şimdi Operencia: The Stolen Sun ise bu türü bir adım öteye taşımış.

29 Mart 2019 tarihinde yayınlanan Operencia: The Stolen Sun, eski tarzdaki zindan tarama janrını yeni nesil grafikler ile birleştirmiş. Haritada yine kareler şeklinde ilerlesek de tüm etrafa bakabiliyor oluşumuz farklı bir FPS benzeri örnek sunmuş durumda. Aynı zamanda derin bir hikaye arayanlar için de oldukça güzel olmuş.

Dilerseniz hikaye ve konuyla başlayalım.

Operencia: The Stolen Sun Konusu

Oyun, Operencia isimli bir ülkede geçiyor. Fantastik bir diyar olmasına rağmen oyun Kral Attila ve karısı Reka ile başlıyor. Aslında fantastik bir dünya ile Orta Çağ zamanının buluşmasına tanık oluyoruz. İlk başta sular altında kalan bir kalede mahsur kalan esirleri kurtarıyoruz.

Bu sırada bazı bulmacalar çözüp yaratıkları öldürmemiz gerekiyor tabii ki. Sonrasında Güneş’in çalındığını öğreniyoruz ve Güneş’i bulmak için yola çıkıyoruz.

Oyunda Neler Var?

Operencia’da Güneş kaybolduktan sonra onu geri getirmek için çalışmalar başlıyor. Bu araştırmalar bizi diyarın farklı bölgelerine sürüklüyor. Macerada 13 farklı bölge mevcut. Her bölgenin kendisine has bulmacaları ve yaratıkları mevcut. Toplamda da 50’den fazla düşman/yaratık türü bizleri bekliyor.

Yaratıkların zayıf ve güçlü olduğu yönler var. Bunlar dövüş sırasında yaratığın üstünde yazıyor. Kimisi zehire karşı bağışıkken kimisi ateşten az hasar alıyor, bununla birlikte hassasiyetlerini de görebiliyorsunuz. Siz de saldırılarınızı ona göre şekillendiriyorsunuz.

Dövüşler

Oyun oldukça güzel fakat bana göre oyunun en zayıf yönü dövüş kısmı olmuş. Sıra tabanlı bir dövüş sistemi kullanılmış ve dövüşlerde düşmanlar üç mesafeye diziliyor: Kısa mesafa, orta mesafe ve uzak mesafe. Sizin saldırılarınızın da etkili olduğu bölgeler var. Yakın dövüş için kullandığınız balta kısa mesafede etkiliyken ok ve yayınız ise uzun mesafedeki düşmana daha çok hasar veriyor.

Bunlar dışında her karakterin kendine has yetenekleri ve saldırıları var. Kimisi tüm partiyi iyileştirebilirken kimisi aynı anda birden fazla düşmana hasar verebiliyor. Bu nedenle dengeli ve birbirini tamamlayan bir parti kurmanız gerekiyor.

Parti olayına gelmişken şunu da belirteyim. Siz sadece bir karakter oluşturarak oyuna başlıyorsunuz, partideki diğer karakterler oyunda karşılaştığınız, bazen hikaye gidişatına önemli etki eden karakterler oluyor. Aynı anda 4 kişilik bir parti kurabiliyorsunuz. Yol arkadaşlarınızın sayısı artınca kimi dışarıda bırakacağınızı iyi seçmelisiniz.

Bulmacalar

Oyun, bulmacalar açısından hem çok zengin hem de çok dengeli olmuş. Bazı zindan tarama oyunlarında daha oyunun başında ilk bulmacada saatler harcayıp oyundan sıkılabiliyorsunuz. Burada bulmacalar yavaş yavaş zorlaşıyor ve siz de o sırada oyuna daha iyi adapte oluyorsunuz. Oyunun bulmaca mantığını da daha iyi kavrıyorsunuz. Bazı bulmacalar zorlayıcı olabiliyor ama çevreye iyice bakınırsanız çözümü bulmak çok zor olmuyor.

Her haritada gizli geçitler de var. Bazen bu gizli geçitleri bulmak ana görevi tamamlamak için de gerekli olabiliyor ama çoğunlukla bu gizli alanlarda eşyalar veya para buluyoruz.

Eşya Dizilimi ve Envanter

Oyundaki en sıkıntılı yerlerden birisi envanter. Öncelikle üzerimize giydiğimiz eşyaları veya silahları karakterimizin üzerinde görmüyoruz. Tamam, bu kozmetik olarak oyuncunun gönlünü hoş tutan bir şey fakat eşyalar arasından üzerimize uygun olanın hangisi olduğunu çözmek bazen zor olabiliyor. Özellikle partimizdeki karakter sayısı artınca hangi eşyanın kime daha çok fayda sağladığını anlamak biraz zor olabiliyor.

Aynı zamanda eşyaları karşılaştırma da bulunmuyor. 2-3 farklı yere birden bakıp biraz matematiksel hesap yapmak gerekiyor. Ürün satın alırken de üzerimizdeki eşyalara bakamamak çok dertli. Bir keresinde Strength’e (Güç) +5 veren bir yüzüğe 1000 altın verdim ancak baktım ki elimde de aynı özelliğe sahip bir yüzük varmış. Envanter kısmının biraz geliştirilmesi lazım.

Öneriler ve Sonuç

Operencia: The Stolen Sun, eski tarz zindan tarama türünü yansıtan en başarılı örneklerden birisi olmuş. Hem atmosferi hem hikayesiyle gerçekten etkileyici bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Size verebileceğim önerilerden bir tanesi haritanın her kenar ve köşesine iyice bakın. Bazen gözünüzden kaçan ufak bir parça bir hazine sandığını, bir lahiti açmanıza engel olurken bazen de bir görevi bitirememenize neden olabiliyor. Zindan tarama türü oyunlarını sevenler zaten bu detayların ne kadar önemli olduğunu bilirler.

Bununla birlikte bir diğer öneri de oyunu orta yerde kaydedip çıkar ve uzun bir süre ara verirseniz ne yaptığınızı, nereye gittiğinizi ve ne yapmanız gerektiğini unutabilirsiniz. Bu nedenle bölümü bitirmeden oyundan çıkmayın ya da uzun süre ara vermeyin.

Oyunda mektuplar bulacaksınız. Mümkün olduğunca okumaya çalışın. Çok güzel detaylar, bazen de bir bulmacanın çözümünü bulacaksınız. Karakterleriniz dinlenirken ateş başında ettikleri sohbetler de masaüstü FRP ortamını size hissettirecek.

Epic Store’da gayet makul bir fiyata satılan Operencia: The Stolen Sun oyununu almanızı öneririm. Fantastik atmosferiyle sizi büyüleyecek. Bu arada, film müziği besteleyen Arthur Grosz’un müziklerine de kendinizi kaptırabilirsiniz.

Şimdiden iyi oyunlar. Aman yolunuzu kaybetmeyin!