Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Zamanda Yolculuğa Hazırlanın – H.G. Wells’in Zaman Makinesi İncelemesi

Zamanda Yolculuğa Hazırlanın – H.G. Wells’in Zaman Makinesi İncelemesi

“Korkarım zamanda yolculuk yapmanın eşi benzeri olmayan duyularını size aktarmayacağım. Bunlar son derece tatsız.”

Bilimkurgu edebiyatı, tamamen yazarların hayalgüçlerinden beslenen, sınırsız bir tür olarak karşımıza çıkar. Tarih boyunca da bu türde eserler vermiş yazarların alışagelmemiş hikayeleri, toplumların insanlığa bakış açısında da değişiklikler yaratır.

Filozof Francis Bacon’ın New Atlantis’i (Yeni Atlantis) 17. Yüzyılda kilise baskısından kurtulma aşamasındaki halka umut ışığı olmuş bir ütopya olarak değerlendirilebilir. Jonathan Swift’in Guliver’s Travels (Güliver’in Gezileri) adlı eseri yazıldıktan 15 yıl sonra Vitus Bering, Alaska’ya ayak bastı, karşısına neyin çıkacağını bilmeden…[1]

20. yüzyılın başı ise bilimkurgu edebiyatı için bir devrim niteliğindeydi. Jules Verne ve tamamen zıttı bir yazar olan H.G. Wells, Amerikan bilimkurgu edebiyatı adına büyük eserler verirken döneminin bir diğer büyük devleti SSCB’de de durum pek farklı değildi, Zamyatin’in öncü olacağını ardından Stanislaw Lem ve Strugatski Kardeşler takip edecekti. Bu isimlerden Jules Verne, yazdığı eserlerde tutarlı bir şekilde, bilim dünyasına yardımcı olarak da nitelendirebileceğimiz kitaplar yazarken; Zamyatin neler olup bittiğini ve insanların bunlara hazır olup olmadığını sorgulamaktaydı. H.G. Wells’in yaptığı ise her zaman benzersiz kaldı: açıklaması zor bir imgelem yeteneği ile insanın geleceğini sorgulamak.

1866 İngiltere doğumlu Herbert George Wells, orta sınıf olarak nitelendiremeyeceğimiz yoksul bir aileden gelmekte. Başka insanların yanında çalışmak zorunda kaldığı dönemler sebebiyle de eserlerindeki sosyalizm temasının son derece belirgin olduğunu söyleyebiliriz. Kazandığı burs ile Charles Darwin’in yakın arkadaşı Thomas Huxley’den[2] biyoloji dersi almış, yani kendi çabalarıyla yadsınamayacak bir eğitim hayatına sahip olmuş.  Bu eğitim hayatının Wells’e kazandırdıklarına yazdıklarında rastlamak mümkün. Yalnızca bilimkurgu kitaplarındaki nesnel yargılarından bahsetmiyorum, bilimkurgunun yanısıra çok farklı türlerde eserler vermiş bir yazar H.G. Wells. Görelilik, kuantum gibi teoriler ortaya atılmadan önce dördüncü boyut, uzay-zaman gibi konulara kitaplarında yer verdi.

“Değişimin ve değişme gereksiniminin olmadığı yerde akıl da yoktur.”

1895’te yayınladığı kitabı Zaman Makinesi, yalnızca H.G. Wells’in eserleri arasında değil; bilimkurgu edebiyatı adına da bir kırılma noktası. H.G. Wells’in sonraları sıkça karşımıza çıkacak olan zamanda yolculuk temasını ele alış şeklinin benzersiz olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kitap boyunca Zaman Yolcusu adıyla tanıdığımız karakterin yaşadıklarını dinlediğimiz eser, sahip olduğu bu teknikle zamanda yolculuk kavramının gizini korumayı başarıyor ve karakterinin psikolojik ve fiziksel değişimlerini aktarma şekliyle bilimkurgu edebiyatındaki yerini tescillemiş bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.

Zaman Yolcusu’nun M.S. 802.701 senesine gittiği kitapta, Wells’in biyografisinde yer verdiğim sınıf kavramı ortaya çıkıyor. Yaklaşık 800.000 yıl sonrasının anlatıldığı kitapta Wells’in derdi bir ütopya veya distopya yaratmaktan çok gelecekte toplumsal sınıfların, hiyerarşinin ne durumda olacağı ile ilgili. Yazarın gelecek teorilerinin başında ise sosyalizm geliyor. Şunu da belirtmek gerekir ki Wells’in sosyalizmi ele alış şekli onu olumlamaktan daha çok bir sonuç olarak göstermesi. Yani H.G. Wells eserde bir sosyalist olarak karşımıza çıkmıyor, mecvut şartlarda insanlığın sosyalizme yöneleceğini ve bunun olumlu ve olumsuz sonuçları olacağı Wells’in eserindeki kilit nokta.

Bilimkurgu edebiyatı tarihinde zamanda yolculuk konusu popüler hale getiren kitap olarak yer edinen Zaman Makinesi, bu popülerliğini sinemada da göstermeyi başarmış bir eser. Dürüst olarak gerekirse bu durumun söz konusu esere özel olduğunu söylemek yanlış olur şayet H.G. Wells, Amerikan sinemasının her dönem yararlandığı bir yazar. War of the Worlds kitabının Steven Spielberg tarafından da uyarlandığını belirtmek gerek.

Zaman Makinesi’nin öne çıkan uyarlamaları 1960 ve 2002 tarihli iki film. 1960’taki filmin gerçekten bilimkurgu teması altında çekilmiş en başarılı filmlerden birisi olduğunu söylemem gerek. Filmin yönetmeni George Pal’in kendisine has yorumlamalarının öyküyü daha da geliştirdiği ve görsel efekt olarak da dönemine göre oldukça ilgi çekici bir yapım. Ancak 2002 yılında çekilen film içn aynı şeyleri söylemem mümkün değil. Kung Fu Panda, Madagascar gibi filmlerin animasyonları ve çizimleri için çalışmış olan Simon Wells’in yönettiği uyarlamanın tek iyi yanı Guy Pearce, onun dışında basit ve ucuz bir uyarlamadan öteye geçemiyor.

İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin 14. kitabı olarak ülkemizde güncel baskısı bulunan Zaman Makinesi, Elif Ersavcı’nın Patrick Parrinder’dan çevirdiği önsözü ve Volkan Gürses’in çevirisi ile bilimkurgu okurlarının kaçırmaması gereken bir eser.

[1] Bu kısımda verdiğim iki örnek de tam olarak bilimkurgu romanı sayılmasa da edebiyat kitaplarında “proto-science fiction” tanımına sahip. Yani bilim kurguya dönüşecebilecek unsurları içerisinde bulunduran eserler.

[2] Thomas Huxley, daha aşikar olduğumuz, “Cesur Yeni Dünya” eseriyle tanıdığımız Aldous Huxley’nin dedesi. Huxley ailesinin her üyesinin yadsınamayacak bir eğitim hayatı ve entelektüel birikimi bulunmakta.

Star Wars Sineması Okumaları Kitabı Kazanmak İster Misiniz?
Metro'nun Yeni Oyunu Duyuruldu - Metro Exodus