Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Unutulmuş Kahramanların Hikayesi – Rogue One Film İncelemesi

Unutulmuş Kahramanların Hikayesi – Rogue One Film İncelemesi

Merakla beklenen Star Wars macerası Rogue One sonunda vizyona girdi. İlk izleyenlerden biri olarak sizlerin beğenisine film incelememizi sunuyoruz.

Gareth Edwards’ın yönetmen koltuğuna oturduğu Rogue One, beklentilerimi karşılayan bir film oldu. Disney’in Star Wars’un yayın haklarını aldığı andan itibaren bu markanın geleceği için endişelenmeye başlamıştım. The Force Awakens filmi ve Rebels dizisiyle birlikte, Disney’in markayı ne kadar önemsediğini gördüm.

Tamam, bazılarınız oradan çıkıp “Tamam da abi, Force Awakens çok da iyi olmamıştı hani” diyecek. Evet, çok da muhteşem bir film değildi ama en azından filmden mutlu ayrıldığımı hatırlıyorum. Çocukluğumdan bu yana hayatımda çok önemli bir yere sahip olan Star Wars markasını o kadar da kötü yansıtmamışlardı.

Bu düşüncem halen devam etmekte. Rogue One ile de Disney’e olan güvenim daha da arttı.

Senaryo Biraz Eksik Ama Karakterler Ateş Ediyor

Rogue One, geleneksel Star Wars filmlerinden oldukça farklı. Zaten filmin açılışında bile ne kadar farklı bir film izlediğinizi anlayacaksınız. Yeni gezegenler, yeni ırklar, silahlar, karakterler hepsi bir yana filmi anlatış biçimi fazlasıyla korkusuz.

Hatırlarsanız The Force Awakens, birçok eleştirmen tarafından güvenli sularda yüzdüğü gerekçesiyle eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Sonuçta Star Wars büyük bir macerayla geri dönüyordu ve hem eski hem de yeni izleyiciyi sinema salonuna çekmeye çalışıyorlardı. Rogue One’da ise tam tersi bir durum söz konusu.

Yazar ekibinin senaryoyu klasik Hollywood klişelerine boğduğunu göreceksiniz. Giriş-Gelişme-Sonuç bölümlerinin bazı sahnelerinde, özellikle gelişme kısmı, giriş kısmına göre oldukça yavaş kalmıştı, fazlasıyla sıkıldım. Sonuçta hiç bilmediğimiz karakterlere hızlıca alışmak zorundaydık. Yazar ekibinin en çok uğraştığı durum bu olsa gerek.

Rogue One’daki ters durumu ise şu şekilde özetleyebilirim: Filmin nasıl başlayacağını ve sonlanacağını tüm Star Wars hayranları tahmin edebiliyor. Bu Titanic filminin sonunda geminin batacağını bilmekle aynı şey. Bu yüzden karakterler korkusuzca kullanılmış ve daha karanlık bir hava sağlanmış. Giriş bölümünde hızlıca ısındığımız karakterlerin en çok yükselişe geçtiği anlarda duygu seline kapılabilirsiniz.

Filmin Asıl Kahramanları

Jyn Erso’yu canlandıran Felicity Jones’un, karakter için fazlasıyla yaşlı kaldığını söylemem gerek. Karşımızda 20’li yaşlarının ortalarında bir karakter olması gerektiği halde, bazı sahnelerde “Acaba bu kadına kaç yaşında?” diye kendime sormadan edemedim.

Film boyunca soğukkanlılığını koruyan bir karakter olarak karşımıza çıkan Jyn Erso, başrol olmasına karşın biraz arka planda kalıyor. Böylece yan karakterlerin ön plana çıkabileceği, kendi yükselme anlarını izleyicilerle paylaşabileceği sahneler olmuş.

Özellikle Chirrut Îmwe (Donnie Yen), Baze Malbus (Wen Jiang) ve K-2SO (Alan Tudyk) karakterleri tüm filmi taşımış. İncelikle detaylandırılmmış karakterler oldukları için her sahnelerinden zevk alacağınızın garantisini veriyorum. Ayrıca Hollywood’un gözde Avrupai sanatçılarından Mads Mikkelsen’ın az ama öz oyunculuğu da beni bir hayli doyurdu.

Eksik Var Ama Sürpriz De Var

Filmde en çok aradığım şey, senaryonun daha kuvvetli olması haricinde, müziklerdi. John Williams’ın bu filmde olmaması beni biraz üzdü. Tabii Williams’ın ölümsüz eserlerini sıklıkla bu filmde duyuyoruz ama aksiyonu bol Rogue One’da, daha çarpıcı müzikler olsaydı tadından yenmezdi. Bu açıdan Michael Giacchino’nun sınıfta kaldığını söylemem gerek.

Öte yandan bu tarz ufak tefek eksikleri kulak arkası etmenizi sağlayacak detaylar da var. Hem orijinal üçleme hem de yeni üçlemeye yapılan göndermeler sizi memnun edecek. Bu göndermeler o kadar tatlı ve ufak hazırlanmış ki kendinizi nostalji rüzgarına kaptırıp filmden kopmuyorsunuz. Tuzu biberi tam ayarında olmuş diyebilirim.

Sonuç

İncelemeyi şöyle hızlıca toparlamam gerekirse Rogue One: A Star Wars Story, geleneksel Star Wars hikayelerinden çok ama çok farklı olmuş. Yan karakterlerin iyi hazırlanmış olduğundan dolayı senaryo konusunu çok kafaya takmıyorsunuz. Ayrıca Alan Tudyk’in ve Donnie Yen’in karakterleri içinde yıldızlarının parladığını söylemem gerek.

Rogue One korkusuz bir yapım olmuş. Yeni izleyici çekme derdi olmadığı için anlatmak istediğini korkusuzca anlatabiliyor. Yine de, bunu çok söyledim biliyorum ama senaryonun daha ilgi çekici olmasını isterdim.

Hepsinden öte, beklentilerimi karşıladı. Espriler tam yerinde olmuş. Sululuktan uzak, sizi işin gerginliğinden uzaklaştıran tatlı nüanslarla dolu. Aksiyon sahneleri oldukça doyurucu. Patlamalar, çatışmalar , X-Wingler, yeni lazerli tüfekler hepsi ama hepsi aksiyon ihtiyacınızı doyuracak.

Star Wars sevenin en kısa sürede gitmesi gerektiğini düşündüğüm bir yapım olan Rogue One, kafamdaki -hatta pek çoğumuzun kafasındaki- sorulara cevap vermiş olsa da yarım bıraktığı bazı hikayeler yüzünden bazı soruların da kafamın içinde dolaşmasına neden oldu. O yüzden, Disney’in bir sonraki adımı ne olacak merakla beklemekteyim.

Güç Benimle Birlikte, Ben Güçle Birlikteyim…

DC Comics'in Kötü Kadınları Gotham City Sirens Filminde Buluşuyor
Pokemon GO'ya 6 Yeni Pokemon Geldi